X

Başkalarını öncelemek kadınların bedenini nasıl etkiliyor?

Yıllarca kendini geri plana atmak, orta yaşta hem zihinsel hem fiziksel sağlık sorunlarına dönüşebiliyor…

Orta yaş, birçok kadın için sarsıcı bir farkındalık dönemidir. Çocuk büyütme, aileyi ayakta tutma, iş ve ev sorumluluklarını birlikte yürütme, duygusal yükleri taşıma… Yıllarca başkalarını önceleyen bu yaşam biçimi, zamanla beden ve zihin üzerinde ciddi bir bedel bırakabiliyor. Araştırmalar, psikologların “self-silencing” (kendini susturma) olarak adlandırdığı bu eğilimin kadınların sağlık risklerini artırabileceğini gösteriyor.

“Kendini susturma” nedir?


Kendini susturma; başkalarının ihtiyaçlarını öne koymak, çatışmadan kaçınmak, duyguları bastırmak ve ilişkilerde uyumu korumak için kendi ihtiyaçlarını geri plana atmak anlamına geliyor. Bu davranış biçimi genellikle şu şekillerde ortaya çıkıyor:

  • Herkesi memnun etmeye çalışma
  • Duyguları bastırma
  • Kendini ifade etmekten kaçınma
  • Söylediklerini sürekli kontrol etme
  • Çatışmadan özellikle kaçınma

Bu eğilim kısa vadede ilişkileri koruyor gibi görünse de, uzun vadede ciddi bir stres kaynağına dönüşebiliyor.

Orta yaşta ortaya çıkan sağlık sorunları

Orta yaş zaten hormonal, fiziksel ve psikolojik değişimlerin yoğun olduğu bir dönem. Bu döneme kendini susturma alışkanlığı da eklendiğinde kadınlarda şu belirtiler daha sık görülüyor:

  • Düşük ruh hali
  • Sürekli yorgunluk
  • Uyku sorunları
  • Kas ve eklem ağrıları
  • Kronik stres

Araştırmalar, uzun süreli duygusal baskılama ve ilişki stresinin depresyon, kalp hastalığı ve felç gibi hastalıklarla da ilişkili olduğunu gösteriyor. Bazı çalışmalar bu durumun diyabet, otoimmün hastalıklar ve kronik inflamasyonla da bağlantılı olabileceğini öne sürüyor. Ancak bu çalışmalar doğrudan neden-sonuç ilişkisi değil, güçlü bir birliktelik ortaya koyuyor.

Kökeni çoğu zaman çocuklukta

Bu davranış biçimi genellikle erken yaşlarda gelişiyor. Tehditkâr veya istikrarsız ortamlarda büyüyen çocuklar:

  • Kendi ihtiyaçlarını bastırmayı
  • Duygularını gizlemeyi
  • Çatışmadan kaçınmayı

bir “güvenlik stratejisi” olarak öğrenebiliyor. Zamanla bu davranış kalıcı bir ilişki biçimine dönüşüyor. Orta yaş ise bu yükün artık taşınamaz hale geldiği kırılma noktası olabiliyor.

Çözüm: Kendini önceliklendirmeyi öğrenmek

Araştırmalar, sosyal desteğin bu döngüyü kırmada önemli olduğunu gösteriyor. Duyguları paylaşmak:

  • Stresin fizyolojik etkilerini azaltıyor
  • Yalnızlık hissini düşürüyor
  • Günlük yükü hafifletiyor

Travma odaklı terapiler (EMDR, IFS gibi) de çocukluk travmalarının işlenmesine, depresyonun azalmasına ve kronik ağrıların hafiflemesine yardımcı olabiliyor.

Kendine şefkat: Koruyucu bir beceri

Araştırmacılar ayrıca “kendine şefkat” becerisinin önemini vurguluyor. Bu yaklaşımın üç temel bileşeni var:

  1. Acıyı fark etmek ve kabul etmek
  2. Bunun insani bir deneyim olduğunu hatırlamak
  3. Duygulara farkındalıkla yaklaşmak

Bu beceriyi geliştiren kadınların daha az stres yaşadığı ve sağlıklı alışkanlıkları sürdürme olasılığının arttığı bulunmuş.

Görünmeyen bedel

Toplumlar kadınları uzun süre “bakım veren” rolüyle tanımladı. Bu değerli bir özellik olsa da, kadınların kendi ihtiyaçlarını ifade edememesi durumunda fiziksel ve duygusal bir bedel doğurabiliyor.

Araştırmaların ortak mesajı net:
Kadınlar başkalarına bakmayı sürdürürken kendilerini terk etmemeli.

Kendi ihtiyaçlarını tanımak, sınır koymak ve kendine şefkat göstermek yalnızca psikolojik değil, fiziksel sağlık için de koruyucu bir adım olabilir.

Kaynak: https://theconversation.com/decades-of-putting-others-first-the-toll-it-takes-on-womens-bodies-278001