<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>fotoğraf arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/fotograf/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/fotograf</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Wed, 27 Feb 2019 12:59:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Seçmen duygusallığında son nokta: “Biz adayımızı yüzünden tanırız”</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/secmen-duygusalliginda-son-nokta-biz-adayimizi-yuzunden-taniriz</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Feb 2019 12:59:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[aday]]></category>
		<category><![CDATA[duygusallık]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[mantık]]></category>
		<category><![CDATA[oy vermek]]></category>
		<category><![CDATA[parti]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<category><![CDATA[seçmen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=13094</guid>

					<description><![CDATA[<p>Acaba seçmenler fiziki özelliklerle siyasal parti mensubiyetini, ideolojiyi vs. eşleştirip, başka hiçbir bilgi sahibi olmadan, sadece yüz görünümüne bakarak siyasal tercihler yapabilir mi? Bu soruya verilecek olumlu cevabın, seçmen duygusallığının en uç noktasını oluşturacağından kimsenin kuşkusu olamaz.  Öyle ya, diyelim bir belediye başkanının sadece -ama sadece- yüzüne bakıyor ve “bu adam benden, benim oyum ona” diyorsunuz! Yok artık, o kadarı da olmaz mı, dersiniz? Pek çoğumuz seçmeni, çeşitli adayları, partileri ve politikaları titizlikle ölçen, biçen, değerlendiren ve bunları yaparken de kendi çıkarlarını gözeten rasyonel bir varlık olarak görme eğilimindeyizdir. Bu yüzden de, ülkemizin ve dünyanın dört bir yanından gelen seçim ve halk oylaması sonuçları sık sık bizi hayretten hayrete düşürür. Seçmen tercihleri ile ilgili, bir türlü anlamlandıramadığımız sayısız örnekten sonuncusu Kolombiya’dan geldi. Yüzbinlerin yaşamına mal olan 52 yıllık bir iç savaşı sona erdiren, başka bir deyişle, “hayat memat meselesi” olan bir konudaki halkoylamasına seçmenlerin neredeyse üçte ikisi katılmadı bile. Katılanların da yarısından azıcık fazlası barışı reddetti. Yani bu insanlar barış yerine savaşı, yaşamak yerine ölmeyi mi tercih ediyorlardı? Tatsız bir cevap olacak ama, bir anlamda evet! Zira insan duygusal bir varlıktır ve David Hume’ın, nörobilim araştırmalarından yüzyıllar önce gözlemlediği gibi, “akıl (mantık, muhakeme) tutkunun esiridir.” (Hume, A Treatise on Human Nature) Hiçbirimiz bunu duymaktan hoşlanmayız ama, akıl çoğu zaman duygulara yenilir ve güçlü duygular söz konusu ise, insan canını bile hiçe sayabilir. Seçmen rasyonel bir varlık değil Hâl böyle ise, seçmen aklının da, seçmen duygusallığına yenilmesinden doğal bir şey olabilir mi? Nitekim çok değişik yöntemlerle yürütülen birçok araştırma seçmenin hiç de düşünüldüğü gibi rasyonel bir varlık olmadığını gösteriyor. Kimlikler, inançlar, aileden gelen aidiyetler, ideolojiler -kısacası duygusal faktörler- seçmen tercihlerinde “objektif” değerlendirmelerden ve çıkarlardan çok daha fazla etkili olabiliyor. Toplumdaki siyasal kutuplaşma derinleştikçe, politikalardan bağımsız olarak aidiyetler üzerinden oy kullanmanın da en üst düzeylere çıktığını da biliyoruz. Türkiye özeline bakacak olursak, laikler, muhafazakârlar, Kürtler, Aleviler vs. giderek sadece “kendi mahallelerinin” partilerine/adaylarına oy vermeye başlıyor. Yüze bakıp siyasal tercih yapmak Peki, acaba seçmenler fiziki özelliklerle siyasal parti mensubiyetini, ideolojiyi vs. eşleştirip, başka hiçbir bilgi sahibi olmadan, sadece yüz görünümüne bakarak siyasal tercihler yapabilir mi? Bu soruya verilecek olumlu cevabın, seçmen duygusallığının en uç noktasını oluşturacağından kimsenin kuşkusu olamaz.  Öyle ya, diyelim bir belediye başkanının sadece -ama sadece- yüzüne bakıyor ve “bu adam benden, benim oyum ona” diyorsunuz! Yok artık, o kadarı da olmaz mı? Aşağıda özetlediğimiz deneyler, bu iddianın hiç de sandığımız kadar gerçek dışı olmadığını gösteriyor. Aslında hepimiz, yeni karşılaştığımız insanlarla ilgili tamamen görsel ipuçlarına dayalı yargılara varırız: güvenilir, iyi kalpli, üçkağıtçı, vs. Birçok araştırma, ilk izlenime dayalı ve çoğu zaman saniyeler içinde oluşturulan bu yargıların doğru çıkma olasılığının da yabana atılamayacak kadar yüksek olduğunu gösteriyor ve bu beceri, evrimin bize sağladığı bir avantaj olarak yorumlanıyor. Birçok ülkede yapılan deneysel araştırmalar, fiziki görünüşün ve yüz ifadesinin seçmen davranışını da etkilediğini gösteriyor. Hangisi AKP’li hangisi CHP’li Biz de, Türk seçmenlerinin, AKP’li ve CHP’li siyasetçileri sadece yüz fotoğraflarına bakarak ne ölçüde ayırt edebildiklerini ölçebilmek amacıyla bir dizi deney tasarımladık. Bu deneylerde, başlıca şu sorulara cevap aradık: Yanyana gösterilen iki erkek fotoğrafından hangisinin AKP’li, hangisinin ise CHP’li olduğu bilinebilir mi? Biri AKP’li, biri CHP’li iki erkeğin fotoğrafına bakarak, kimler bu iki “aday”dan hangisini belediye başkanı adayı olarak tercih eder? Siyasi yönü ağır basan bir mahkeme kararında, yargıçların sadece fotoğraflarından hangi yönde oy kullandıkları tahmin edilebilir mi? Siyasi hiçbir yönü bulunmayan bir konuda bile, insanlar fotoğrafa bakarak kendi destekledikleri partiden kişiye (tabii parti mensubiyetini hiç bilmeden) daha fazla güven duyabilir mi? Bulgularımız özetle şöyle: Deney 1. Fotoğraftan teşhis Bu deneyde, katılımcılara İstanbul hariç, nüfusu en fazla olan 20 ilin AKP ve CHP il başkanlarının kendi internet sitelerinden alınan kravatlı ve omuz üstü fotoğrafları gösterildi [1] ve deneklerden bu fotoğraflardan hangisinin AKP’li, hangisinin ise CHP’li olduğunu söylemeleri istendi. [2] Fotoğrafların kime ait olduğunu bilmediği teyit edilen 100 denekten üçte ikisi (%66.8) daha önceden hiç görmedikleri siyasilerin partisini doğru tahmin etti. Oysa, denekler tesadüfen (yani yazı tura usulü) bir seçim yapmış olsalardı, bu oranın %50 civarında gerçekleşmesi beklenirdi. İstatistik diliyle ifade edecek olursak, başarı oranının tesadüfi olmadığını söylerken yanılma olasılığımız 10,000’de birden daha küçüktür. Bir ilginç bulgu da, doğru cevap oranlarında AKP’e oy verdiğini söyleyenlerle (32 denek %65.6 doğru), CHP’ye oy verdiğini söyleyenler (30 denek %68.6 doğru) arasındaki farkın çok küçük olmasıdır. Başka deyişle, her iki partinin seçmeni de, fotoğraftan parti teşhisinde hemen hemen aynı oranda başarı sağladı. Deney 1 bize, insanların sadece dış görünüşe bakarak bile siyasi mensubiyet hakkında çoğu zaman doğru karar verebildiklerini gösterdi ki, bu sonuç aslında diğer ülkelerde elde edilen bulgularla da uyum gösteriyor. Deney 2. Fiziki görünüş ve siyasi tercih İkinci çalışmada, 20 ilden, doğru teşhis oranı en yüksek 10 il [3] başkanlarının fotoğrafları kullanıldı. Bu deneyde, 100 kişilik ayrı bir denek kitlesine, 10 il için gene aynı fotoğraflar ikişer ikişer gösterildi ve belediye başkanlığı için aday olduklarını varsayarak, bu iki adaydan hangisinin göreve daha lâyık olduğunu söylemeleri istendi. Bulgular, Deney 1’e göre biraz daha güçlü bir ilişkiye işaret ediyordu. Tercihinin CHP olduğu söyleyen deneklerin (45 kişi) %73’ü, daha önce hiç görmedikleri ve partileri hakkında bir bilgi sahibi olmadıkları fotoğraflara bakarak (tekrar edelim, sadece ilk kez gördükleri fotoğraflara dayanarak) CHP il başkanlarının göreve daha layık olduğunu belirtti. AKP’liler için de durum hemen hemen aynıydı. 43 AKP’li denek, %71 oranında AKP il başkanlarını göreve layık buldular. Öyle anlaşılıyor ki, çoğunluk sadece fotoğraflara bakarak parti mensubiyetini doğru tahmin etmekle kalmıyor, aynı zamanda siyasi tercihlerini belirlerken de dış görünüşten etkileniyor. Başka bir deyişle, adayların kişiliklerinden, ideolojilerinden, önerdikleri politikalardan tamamen bağımsız olarak, sadece dış görünüşlerine dayanarak “bu bizden; bu bizden değil” ayrımı yapılabiliyor. Ve bu teşhiste de neredeyse dörtte üç oranında isabet sağlanıyor. Deney 3. Yüz ifadesi ile siyasal tutum/ideoloji ilişkisi Can Dündar ve Erdem Gül’ün tahliyesi ile sonuçlanan Anayasa Mahkemesi oylamasında, 12 üye tahliye, üç üye ise tutukluğun devamı yönünde oy kullanmışlardı. Bu kararın açıklanmasından kısa bir süre sonra, bir tahliye, bir de tutukluluk yönünde oy kullanan iki AYM üyesinin fotoğraflarını gene 100 kişilik ve fotoğrafların kime ait olduğunu bilmeyen bir denek grubuna gösterdik. Denekler tam %80 isabetle, hangi üyenin tutukluluk istediğini doğru bildi. Böyle bir oranın tesadüfen elde edilmesi olasılığı, hani neredeyse yarın dünyanın dönmekten vazgeçmesi olasılığına yakındır denilebilir. Deney 4. Ev sahibim de benim partimden olsun! Son olarak, fiziki özelliklerden algılanan siyasal yakınlığın, tamamen siyaset dışı bir alanda da etkili olup olmadığını sınamak istedik. Bu amaçla, bütünüyle farklı bir denek grubuna, Deney 2’deki 10 il başkanının fotoğraflarını gösterdik ve kendilerine şu soruyu yönelttik: &#8220;Aynı semtte, aynı özelliklerde ve kiraları da aynı olan iki ev var. Ekranda ikişer ikişer düzenlenmiş fotoğraflar bu evlerin sahiplerine ait. Haklarında başka hiçbir bilgiye sahip olmadığımız iki ev sahibinin hangisinden evi kiralamak isterdiniz?&#8221; Görüldüğü üzere, bu deneyde siyaset tamamen araştırmanın dışında tutuldu ve deneklere sadece kendilerine 10 çift ev sahibi fotoğrafı gösterileceği söylendi. “Bu benim adamım!” saptaması Bugün seçim olsa CHP’ye oy vereceğini belirten 41 denek, daha önce görmedikleri ve siyasetçi olduklarını bile bilmedikleri il başkanlarından, %75 oranla CHP’lileri ev sahibi olarak tercih etti. Aynı şekilde, bugün seçim olsa AKP’ye oy vereceğini belirten 44 denek de, gene %75 oranla AKP’li il başkanlarına güveneceğini belirtti. Öyle anlaşılıyor ki, önemli bir çoğunluk, yalnızca fotoğrafına bakarak kendisine yakın bulduğu kişiyi sadece siyasi bir göreve layık bulmakla kalmıyor, günlük hayatta, alışverişte vs. de ona daha fazla güveniyor. Deneylerin sonuçlarına yaş, eğitim düzeyi ve cinsiyet kriterlerine göre ayrı ayrı bakıldığında ise, bu değişkenlerin cevaplar üzerinde belirleyici bir etkisinin bulunmadığı gözlemlendi. Örneğin ilkokul ve üniversite mezunlarının doğru cevap oranlarının yaklaşık aynı olması da ilginç bir bulgu. Sonuç: Deneylerimiz bize açıkça gösterdi ki, sadece bir fotoğraf bile bizlere siyasal parti mensubiyeti ve ideoloji hakkında önemli ipuçları veriyor ve bu ipuçları hem siyasal, hem de siyaset dışı tercihlerimizde çok büyük rol oynuyor. Bulguların siyasetçilere verdiği mesaj ise birkaç kelime ile özetlenebilir: Seçim başarısı için akıldan çok duygulara hitap etmeniz gerekiyor. Öte yandan, genel okur kitlesinin varacağı sonucu tahmin etmek de güç olmayacak. Seçmenin rasyonel ekonomik verilere göre karar verdiğine iman etmiş okurlarımız, bu bulguları DUYGUSAL nedenlerle reddedecek, deneylerimizin “saçma” olduğunu düşünecek ve hiç vakit kaybetmeden karşı argümanlar üretmeye koyulacaklardır. Zira hiçbirimiz, duygularımıza yenilebileceğimizi kolay kolay kabullenemeyiz. Yılmaz Esmer (yilmaz.esmer@eas.bau.edu.tr), Duygu Karadon, Sena Evren / Bahçeşehir Üniversitesi Not: Yurt dışında yapılan benzer araştırmalar için aşağıdaki kaynaklara bakılabilir: Olivola, C. Y., Sussman, A. B., Tsetsos, K., Kang, O. E. &#38; Todorov, A. (2012) Republicans prefer Republican-looking leaders: Political facial stereotypes predict candidate electoral success among right-leaning voters. Social Psychology and Personality Science, 3, 605-613. Wanke, M. (2015). It’s All in the Face: Facial Appearance, Political Ideology and Voters’ Perceptions. Forgas, J. P., Fiedler, K. &#38; Crano, W. D. (Eds.), Social Psychology and Politics içinde (s. 143-162). New York: Routledge. Wanke, M., Samochewiec, J. &#38; Landwehr, J. (2012). Facial politics: Political judgement based on looks. J. Forgas, K. Fiedler &#38;C. Sedikides (Eds.), Social thinking and interpersonal behaviour içinde (s.143-160). New York: Psychology Press. [1] İstanbul, deneklerden fotoğrafları tanıyabileceklerin çıkabileceği düşüncesi ile araştırmanın dışında tutuldu. Ayrıca, CHP il başkanları kadın olan Gaziantep ve Sakarya illeri de, bulguları cinsiyet etkisinden arındırmak için araştırmaya dahil edilmedi. Böylece, araştırma Adana, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Hatay, İzmir, Kahramanmaraş, Kayseri, Kocaeli, Konya, Manisa, Samsun, Şanlıurfa, Tekirdağ ve Van illerinin başkanlarıyla yürütüldü. [2] Fotoğrafların sırası da, herhangi bir yanlılığa meydan vermemek için, rassal olarak değiştirildi. [3] Ankara, Antalya, Bursa, Hatay, İzmir, Kocaeli, Konya, Mersin, Tekirdağ ve Van.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/secmen-duygusalliginda-son-nokta-biz-adayimizi-yuzunden-taniriz">Seçmen duygusallığında son nokta: “Biz adayımızı yüzünden tanırız”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Acaba seçmenler fiziki özelliklerle siyasal parti mensubiyetini, ideolojiyi vs. eşleştirip, başka hiçbir bilgi sahibi olmadan, sadece yüz görünümüne bakarak siyasal tercihler yapabilir mi?</p>
<p>Bu soruya verilecek olumlu cevabın, seçmen duygusallığının en uç noktasını oluşturacağından kimsenin kuşkusu olamaz.  Öyle ya, diyelim bir belediye başkanının sadece -ama sadece- yüzüne bakıyor ve “bu adam benden, benim oyum ona” diyorsunuz! Yok artık, o kadarı da olmaz mı, dersiniz?</p>
<p>Pek çoğumuz seçmeni, çeşitli adayları, partileri ve politikaları titizlikle ölçen, biçen, değerlendiren ve bunları yaparken de kendi çıkarlarını gözeten rasyonel bir varlık olarak görme eğilimindeyizdir. Bu yüzden de, ülkemizin ve dünyanın dört bir yanından gelen seçim ve halk oylaması sonuçları sık sık bizi hayretten hayrete düşürür.</p>
<p>Seçmen tercihleri ile ilgili, bir türlü anlamlandıramadığımız sayısız örnekten sonuncusu Kolombiya’dan geldi. Yüzbinlerin yaşamına mal olan 52 yıllık bir iç savaşı sona erdiren, başka bir deyişle, “hayat memat meselesi” olan bir konudaki halkoylamasına seçmenlerin neredeyse üçte ikisi katılmadı bile. Katılanların da yarısından azıcık fazlası barışı reddetti.</p>
<p>Yani bu insanlar barış yerine savaşı, yaşamak yerine ölmeyi mi tercih ediyorlardı? Tatsız bir cevap olacak ama, bir anlamda evet! Zira insan duygusal bir varlıktır ve <strong>David Hume</strong>’ın, nörobilim araştırmalarından yüzyıllar önce gözlemlediği gibi, “<strong>akıl</strong> (mantık, muhakeme) <strong>tutkunun esiridir</strong>.” (Hume, <em>A Treatise on Human Nature</em>) Hiçbirimiz bunu duymaktan hoşlanmayız ama, akıl çoğu zaman duygulara yenilir ve güçlü duygular söz konusu ise, insan canını bile hiçe sayabilir.</p>
<p><strong>Seçmen rasyonel bir varlık değil</strong></p>
<p>Hâl böyle ise, seçmen aklının da, seçmen duygusallığına yenilmesinden doğal bir şey olabilir mi? Nitekim çok değişik yöntemlerle yürütülen birçok araştırma seçmenin hiç de düşünüldüğü gibi rasyonel bir varlık olmadığını gösteriyor. Kimlikler, inançlar, aileden gelen aidiyetler, ideolojiler -kısacası duygusal faktörler- seçmen tercihlerinde “objektif” değerlendirmelerden ve çıkarlardan çok daha fazla etkili olabiliyor.</p>
<p>Toplumdaki siyasal kutuplaşma derinleştikçe, politikalardan bağımsız olarak aidiyetler üzerinden oy kullanmanın da en üst düzeylere çıktığını da biliyoruz. Türkiye özeline bakacak olursak, laikler, muhafazakârlar, Kürtler, Aleviler vs. giderek sadece “<strong>kendi mahallelerinin</strong>” partilerine/adaylarına oy vermeye başlıyor.</p>
<p><strong>Yüze bakıp siyasal tercih yapmak</strong></p>
<p>Peki, acaba seçmenler fiziki özelliklerle siyasal parti mensubiyetini, ideolojiyi vs. eşleştirip, başka hiçbir bilgi sahibi olmadan, <strong>sadece yüz görünümüne bakarak siyasal tercihler</strong> yapabilir mi?</p>
<p>Bu soruya verilecek olumlu cevabın, <strong>seçmen duygusallığının en uç noktasını</strong> oluşturacağından kimsenin kuşkusu olamaz.  Öyle ya, diyelim bir belediye başkanının sadece -ama sadece- yüzüne bakıyor ve “bu adam benden, benim oyum ona” diyorsunuz!</p>
<p>Yok artık, o kadarı da olmaz mı? Aşağıda özetlediğimiz deneyler, bu iddianın hiç de sandığımız kadar gerçek dışı olmadığını gösteriyor.</p>
<p>Aslında hepimiz, yeni karşılaştığımız insanlarla ilgili tamamen görsel ipuçlarına dayalı yargılara varırız: güvenilir, iyi kalpli, üçkağıtçı, vs. Birçok araştırma, <strong>ilk izlenime dayalı</strong> ve çoğu zaman saniyeler içinde oluşturulan bu yargıların doğru çıkma olasılığının da yabana atılamayacak kadar yüksek olduğunu gösteriyor ve bu beceri, evrimin bize sağladığı bir avantaj olarak yorumlanıyor. Birçok ülkede yapılan deneysel araştırmalar, fiziki görünüşün ve yüz ifadesinin seçmen davranışını da etkilediğini gösteriyor.</p>
<p><strong>Hangisi AKP’li hangisi CHP’li</strong></p>
<p>Biz de, Türk seçmenlerinin, AKP’li ve CHP’li siyasetçileri sadece yüz fotoğraflarına bakarak ne ölçüde ayırt edebildiklerini ölçebilmek amacıyla bir dizi deney tasarımladık. Bu deneylerde, başlıca şu sorulara cevap aradık:</p>
<ol>
<li>Yanyana gösterilen iki erkek fotoğrafından hangisinin AKP’li, hangisinin ise CHP’li olduğu bilinebilir mi?</li>
<li>Biri AKP’li, biri CHP’li iki erkeğin fotoğrafına bakarak, kimler bu iki “aday”dan hangisini belediye başkanı adayı olarak tercih eder?</li>
<li>Siyasi yönü ağır basan bir mahkeme kararında, yargıçların sadece fotoğraflarından hangi yönde oy kullandıkları tahmin edilebilir mi?</li>
<li>Siyasi hiçbir yönü bulunmayan bir konuda bile, insanlar fotoğrafa bakarak kendi destekledikleri partiden kişiye (tabii parti mensubiyetini hiç bilmeden) daha fazla güven duyabilir mi?</li>
</ol>
<p>Bulgularımız özetle şöyle:</p>
<p><strong>Deney 1. Fotoğraftan teşhis</strong></p>
<p>Bu deneyde, katılımcılara İstanbul hariç, nüfusu en fazla olan 20 ilin AKP ve CHP il başkanlarının kendi internet sitelerinden alınan kravatlı ve omuz üstü fotoğrafları gösterildi <strong>[1]</strong> ve deneklerden bu fotoğraflardan hangisinin AKP’li, hangisinin ise CHP’li olduğunu söylemeleri istendi. <strong>[2]</strong></p>
<p>Fotoğrafların kime ait olduğunu bilmediği teyit edilen 100 denekten üçte ikisi (%66.8) daha önceden hiç görmedikleri siyasilerin partisini doğru tahmin etti. Oysa, denekler tesadüfen (yani yazı tura usulü) bir seçim yapmış olsalardı, bu oranın %50 civarında gerçekleşmesi beklenirdi. İstatistik diliyle ifade edecek olursak, başarı oranının tesadüfi olmadığını söylerken yanılma olasılığımız 10,000’de birden daha küçüktür.</p>
<p>Bir ilginç bulgu da, doğru cevap oranlarında AKP’e oy verdiğini söyleyenlerle (32 denek %65.6 doğru), CHP’ye oy verdiğini söyleyenler (30 denek %68.6 doğru) arasındaki farkın çok küçük olmasıdır. Başka deyişle, her iki partinin seçmeni de, fotoğraftan parti teşhisinde hemen hemen aynı oranda başarı sağladı.</p>
<p><em>Deney 1 bize, insanların sadece dış görünüşe bakarak bile siyasi mensubiyet hakkında çoğu zaman doğru karar verebildiklerini gösterdi ki, bu sonuç aslında diğer ülkelerde elde edilen bulgularla da uyum gösteriyor.</em></p>
<p><strong>Deney 2. Fiziki görünüş ve siyasi tercih</strong></p>
<p>İkinci çalışmada, 20 ilden, doğru teşhis oranı en yüksek 10 il<strong> [3] </strong>başkanlarının fotoğrafları kullanıldı. Bu deneyde, 100 kişilik ayrı bir denek kitlesine, 10 il için gene aynı fotoğraflar ikişer ikişer gösterildi ve belediye başkanlığı için aday olduklarını varsayarak, bu iki adaydan hangisinin göreve daha lâyık olduğunu söylemeleri istendi.</p>
<p>Bulgular, Deney 1’e göre biraz daha güçlü bir ilişkiye işaret ediyordu. Tercihinin CHP olduğu söyleyen deneklerin (45 kişi) %73’ü, daha önce hiç görmedikleri ve partileri hakkında bir bilgi sahibi olmadıkları fotoğraflara bakarak (tekrar edelim, sadece ilk kez gördükleri fotoğraflara dayanarak) CHP il başkanlarının göreve daha layık olduğunu belirtti. AKP’liler için de durum hemen hemen aynıydı. 43 AKP’li denek, %71 oranında AKP il başkanlarını göreve layık buldular.</p>
<p><em>Öyle anlaşılıyor ki, çoğunluk sadece fotoğraflara bakarak parti mensubiyetini doğru tahmin etmekle kalmıyor, aynı zamanda siyasi tercihlerini belirlerken de dış görünüşten etkileniyor. Başka bir deyişle, adayların kişiliklerinden, ideolojilerinden, önerdikleri politikalardan tamamen bağımsız olarak, sadece dış görünüşlerine dayanarak “bu bizden; bu bizden değil” ayrımı yapılabiliyor.</em> <em>Ve bu teşhiste de neredeyse dörtte üç oranında isabet sağlanıyor.</em></p>
<p><strong>Deney 3. Yüz ifadesi ile siyasal tutum/ideoloji ilişkisi</strong></p>
<p>Can Dündar ve Erdem Gül’ün tahliyesi ile sonuçlanan Anayasa Mahkemesi oylamasında, 12 üye tahliye, üç üye ise tutukluğun devamı yönünde oy kullanmışlardı. Bu kararın açıklanmasından kısa bir süre sonra, bir tahliye, bir de tutukluluk yönünde oy kullanan iki AYM üyesinin fotoğraflarını gene 100 kişilik ve fotoğrafların kime ait olduğunu bilmeyen bir denek grubuna gösterdik. <strong>Denekler tam %80 isabetle, hangi üyenin tutukluluk istediğini doğru bildi</strong>. Böyle bir oranın tesadüfen elde edilmesi olasılığı, hani neredeyse yarın dünyanın dönmekten vazgeçmesi olasılığına yakındır denilebilir.</p>
<p><strong>Deney 4. Ev sahibim de benim partimden olsun!</strong></p>
<p>Son olarak, fiziki özelliklerden algılanan siyasal yakınlığın, tamamen siyaset dışı bir alanda da etkili olup olmadığını sınamak istedik. Bu amaçla, bütünüyle farklı bir denek grubuna, Deney 2’deki 10 il başkanının fotoğraflarını gösterdik ve kendilerine şu soruyu yönelttik:</p>
<p><em>&#8220;Aynı semtte, aynı özelliklerde ve kiraları da aynı olan iki ev var. Ekranda ikişer ikişer düzenlenmiş fotoğraflar bu evlerin sahiplerine ait. Haklarında başka hiçbir bilgiye sahip olmadığımız iki ev sahibinin hangisinden evi kiralamak isterdiniz?&#8221;</em></p>
<p>Görüldüğü üzere, bu deneyde siyaset tamamen araştırmanın dışında tutuldu ve deneklere sadece kendilerine 10 çift ev sahibi fotoğrafı gösterileceği söylendi.</p>
<p><strong>“Bu benim adamım!” saptaması</strong></p>
<p>Bugün seçim olsa CHP’ye oy vereceğini belirten 41 denek, daha önce görmedikleri ve siyasetçi olduklarını bile bilmedikleri il başkanlarından, %75 oranla CHP’lileri ev sahibi olarak tercih etti. Aynı şekilde, bugün seçim olsa AKP’ye oy vereceğini belirten 44 denek de, gene %75 oranla AKP’li il başkanlarına güveneceğini belirtti.</p>
<p><em>Öyle anlaşılıyor ki,</em> <em>önemli bir çoğunluk, yalnızca fotoğrafına bakarak kendisine yakın bulduğu kişiyi sadece siyasi bir göreve layık bulmakla kalmıyor, günlük hayatta, alışverişte vs. de ona daha fazla güveniyor.</em></p>
<p>Deneylerin sonuçlarına yaş, eğitim düzeyi ve cinsiyet kriterlerine göre ayrı ayrı bakıldığında ise, bu değişkenlerin cevaplar üzerinde belirleyici bir etkisinin bulunmadığı gözlemlendi. Örneğin <strong>ilkokul ve üniversite mezunlarının doğru cevap oranlarının yaklaşık aynı</strong> olması da ilginç bir bulgu.</p>
<p><strong>Sonuç</strong>: Deneylerimiz bize açıkça gösterdi ki, sadece bir fotoğraf bile bizlere siyasal parti mensubiyeti ve ideoloji hakkında önemli ipuçları veriyor ve bu ipuçları hem siyasal, hem de siyaset dışı tercihlerimizde çok büyük rol oynuyor.</p>
<p>Bulguların siyasetçilere verdiği mesaj ise birkaç kelime ile özetlenebilir:</p>
<p><strong>Seçim başarısı için akıldan çok duygulara hitap etmeniz gerekiyor.</strong></p>
<p>Öte yandan, genel okur kitlesinin varacağı sonucu tahmin etmek de güç olmayacak. Seçmenin rasyonel ekonomik verilere göre karar verdiğine iman etmiş okurlarımız, bu bulguları DUYGUSAL nedenlerle reddedecek, deneylerimizin “saçma” olduğunu düşünecek ve hiç vakit kaybetmeden karşı argümanlar üretmeye koyulacaklardır. Zira hiçbirimiz, duygularımıza yenilebileceğimizi kolay kolay kabullenemeyiz.</p>
<p><strong>Yılmaz Esmer (<a href="mailto:yilmaz.esmer@eas.bau.edu.tr">yilmaz.esmer@eas.bau.edu.tr</a>), Duygu Karadon, Sena Evren / Bahçeşehir Üniversitesi</strong></p>
<p><strong>Not: </strong>Yurt dışında yapılan benzer araştırmalar için aşağıdaki kaynaklara bakılabilir:</p>
<p>Olivola, C. Y., Sussman, A. B., Tsetsos, K., Kang, O. E. &amp; Todorov, A. (2012) Republicans prefer Republican-looking leaders: Political facial stereotypes predict candidate electoral success among right-leaning voters. <em>Social Psychology and Personality Science</em>, 3, 605-613.</p>
<p>Wanke, M. (2015). It’s All in the Face: Facial Appearance, Political Ideology and Voters’ Perceptions. Forgas, J. P., Fiedler, K. &amp; Crano, W. D. (Eds.), <em>Social Psychology and Politics</em> içinde (s. 143-162). New York: Routledge.</p>
<p>Wanke, M., Samochewiec, J. &amp; Landwehr, J. (2012). Facial politics: Political judgement based on looks. J. Forgas, K. Fiedler &amp;C. Sedikides (Eds.), <em>Social thinking and interpersonal behaviour</em> içinde (s.143-160). New York: Psychology Press.</p>
<p><strong>[1]</strong> İstanbul, deneklerden fotoğrafları tanıyabileceklerin çıkabileceği düşüncesi ile araştırmanın dışında tutuldu. Ayrıca, CHP il başkanları kadın olan Gaziantep ve Sakarya illeri de, bulguları cinsiyet etkisinden arındırmak için araştırmaya dahil edilmedi. Böylece, araştırma Adana, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Hatay, İzmir, Kahramanmaraş, Kayseri, Kocaeli, Konya, Manisa, Samsun, Şanlıurfa, Tekirdağ ve Van illerinin başkanlarıyla yürütüldü.</p>
<p><strong>[2] </strong>Fotoğrafların sırası da, herhangi bir yanlılığa meydan vermemek için, rassal olarak değiştirildi.</p>
<p><strong>[3] </strong>Ankara, Antalya, Bursa, Hatay, İzmir, Kocaeli, Konya, Mersin, Tekirdağ ve Van.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/secmen-duygusalliginda-son-nokta-biz-adayimizi-yuzunden-taniriz">Seçmen duygusallığında son nokta: “Biz adayımızı yüzünden tanırız”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13094</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Instagram, turizme ayar veriyor</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/instagram-turizme-ayar-veriyor</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Dec 2018 07:37:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></category>
		<category><![CDATA[app]]></category>
		<category><![CDATA[avatar]]></category>
		<category><![CDATA[beğeni]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[görsel]]></category>
		<category><![CDATA[hashtag]]></category>
		<category><![CDATA[influencer]]></category>
		<category><![CDATA[instagram]]></category>
		<category><![CDATA[kullanıcı]]></category>
		<category><![CDATA[like]]></category>
		<category><![CDATA[popüler]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[turizm]]></category>
		<category><![CDATA[ünlü]]></category>
		<category><![CDATA[uygulama]]></category>
		<category><![CDATA[video]]></category>
		<category><![CDATA[YouTube]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=12360</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu, bir reklam: Genç aşıkları, sakin bir gölde sandalda görürüz. Erkek, kızın resimlerini çeker. Instagram’a yükler. Ama, o ne? Gölün içinden insanlar fırlamaya başlar. Bunlardan biri, erkeğin eski sevgilisi. Diğeri erkeğin çektiği resimleri “eleştiren” bir fotoğrafçı. Diğeri “Bu resimlere yeterince beğeni (like) yok” diyen bir başkası. “Daha fazla istiyoruz” diyenler&#8230; Çiftimiz, olup bitene çaresizlikle bakarken, sakin, vakur bir adam aniden sandalın başında belirir. Erkeğin omuzuna elini koyar. Kendisi bir fotoğraf çeker, Instagram’a gönderir. Ve işte, nihayet, Instagram’a “layık” bir fotoğraf yayınlanmıştır. Mutlu son. Instagram dadısı Bu reklam filmini Accor Hotels grubunda yer alan İbis/Cenevre ve İbis/Zürih yayınladı:  Turistler için Instagram Dadılık Hizmeti&#8230; Şudur: Tatildesiniz. Ama sosyal medya hesabınız tatilde değil. O hesabın 7/24 işlemesi şart. Her yerde her şeyin resmini çekmek, hepsine etiket (#hashtag) uydurmak zorundasınız. Bu işin tatili yok. Sorun değil: Oteliniz, bu işi “sizin adınıza” yapabilir. Resimleri “Instagram Dadısı” çeker, Instagram’a koyar. Elbette bu hizmetin arka plan koşulları var: Adınıza çekilecek resmi otel, hesabınızda “Dadımız tarafından çekilmiştir” diye belirtecek (#postedbysocialmediasitter). Bu hizmet için müşteri, Instagram şifresini (bu hizmeti kaç günlüğüne alacaksa&#8230;) otelin görevlisine verecek. Müşteri ile otel, müşterinin ne tür görüntüler isteyeceğine dair görüşecekler.   Instagram ünlüsü = yeni reklamcı “Siz tatlı canınızı sıkmayın, biz Instagram’a yükleriz” (Relax We Post) isimli bu hizmetin fotoğraf çekiminden sonraki yüklemesini ise Instagram Ünlüleri (influencer) yapacak. Avrupa’da tanınan “ünlü” hanımlar Sylwina (55 bin takipçi), Sara Leutenegger (106 bin), Cristina Gheiceanu (144 bin) ve başkaları&#8230; Sizin çekip de sosyal medyada paylaştığınız resimlerinizi sadece takipçileriniz görecekken, sizin “adınıza” çekilen resimleri, bu ünlü hanımların takipçileri görecek. Zaten oteller, hanımlara o şehirde “en çok beğeni alacak” görüntü noktalarının listesini verdiği için, adınıza çekilen bütün resimlerin “like” alması garanti. Hanımlar bu işle meşgulken siz, hesabınızı taşerona devretmenin rahatlığını yaşarsınız. THY influencer kullandı Ama, Cenevre ve Zürih’teki bu hizmet meğerse yepyeni bir fikir değilmiş. Maldivler’de Conrad Maldives Rangali Adası, benzerini 2017’de #InstaTrail adıyla sunmuş. Müşterilerin “zahmet edip” resim çekmesine gerek kalmadan, onlar adına güzel resimler çeken Instagram Uşağı uygulamasını bir yıl önce yapmış. “Kanaat önderi etkili kişi” (influencer) kullanarak, özellikle turizm alanında tanıtımı bu kişilere YouTube, Instagram, Pinterest, Twitter gibi ortamlarda yaptırmak “Reklam 4.0” sayılıyor artık. Örneğin Türk Hava Yolları 16 milyon takipçisi olan Jerome Jarre, ayrıca Casey Neistat, Sami Slimani gibi, toplam 40 milyon takipçisi olan 10 YouTube “ünlüsü” ile mükemmel bir proje yapmıştı (https://youtu.be/voOtpQY-ewc). Geçen hafta, ucuzcu havayolu EasyJet, bilet satış sayfasını Instagram görselleriyle eşgüdümlü hale getirdi: “Look &#38; Book” (Gör ve Seç). Bu uygulama size, Instagram’daki bir şehir görselini tıklayarak doğruca EasyJet sitesine bağlanıp, derhal o şehre hop diye bilet alma fırsatı veriyor. Video, yazıyı yiyor 8 yıl önce kurulan Instagram, yazısız ama resimli/videolu öyle bir ortam yarattı ki aylık kullanıcı sayısı 1 milyarı geçti (06.2018). Her gün “beğeni” (like) tıklanma sayısı 4.2 milyar. Her gün eklenen görsel 95 milyon. Videoların, diğer görsellere göre izlenme oranı %38 daha fazla. Kullanıcının %90’ı 35 yaşın altında (ABD için bu veri). Bu parlak heyecanın bir de gri tarafı var. Örneğin, Miquela Sousa (veya Lil Miquela) ismiyle tanınan, Instagram’ın “çok” ünlüsü hanım, aslında dijital bir simülasyon. Sadece ekranda “var.” O, bir avatar. Ama yaşam tarzı dergisi Dazed, “kendisini” sanat editörü olarak atadığını açıkladı! (Bu, tuhaflıkları anlatmak, başka bir yazının konusu). Edip Emil Öymen *Bu yazı 14.12.2018 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/instagram-turizme-ayar-veriyor">Instagram, turizme ayar veriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu, bir reklam: Genç aşıkları, sakin bir gölde sandalda görürüz. Erkek, kızın resimlerini çeker. Instagram’a yükler. Ama, o ne? Gölün içinden insanlar fırlamaya başlar. Bunlardan biri, erkeğin eski sevgilisi. Diğeri erkeğin çektiği resimleri “eleştiren” bir fotoğrafçı. Diğeri “Bu resimlere yeterince beğeni (like) yok” diyen bir başkası. “Daha fazla istiyoruz” diyenler&#8230; Çiftimiz, olup bitene çaresizlikle bakarken, sakin, vakur bir adam aniden sandalın başında belirir. Erkeğin omuzuna elini koyar. Kendisi bir fotoğraf çeker, Instagram’a gönderir. Ve işte, nihayet, Instagram’a “layık” bir fotoğraf yayınlanmıştır. Mutlu son.</p>
<p><strong>Instagram dadısı</strong></p>
<p>Bu reklam filmini Accor Hotels grubunda yer alan İbis/Cenevre ve İbis/Zürih yayınladı:  Turistler için Instagram Dadılık Hizmeti&#8230; Şudur: Tatildesiniz. Ama sosyal medya hesabınız tatilde değil. O hesabın 7/24 işlemesi şart. Her yerde her şeyin resmini çekmek, hepsine etiket (#hashtag) uydurmak zorundasınız. Bu işin tatili yok. Sorun değil: Oteliniz, bu işi “sizin adınıza” yapabilir. Resimleri “Instagram Dadısı” çeker, Instagram’a koyar. Elbette bu hizmetin arka plan koşulları var: Adınıza çekilecek resmi otel, hesabınızda “Dadımız tarafından çekilmiştir” diye belirtecek (#postedbysocialmediasitter). Bu hizmet için müşteri, Instagram şifresini (bu hizmeti kaç günlüğüne alacaksa&#8230;) otelin görevlisine verecek. Müşteri ile otel, müşterinin ne tür görüntüler isteyeceğine dair görüşecekler. <strong> </strong></p>
<p><strong>Instagram ünlüsü = yeni reklamcı</strong></p>
<p>“Siz tatlı canınızı sıkmayın, biz Instagram’a yükleriz” (Relax We Post) isimli bu hizmetin fotoğraf çekiminden sonraki yüklemesini ise Instagram Ünlüleri (influencer) yapacak. Avrupa’da tanınan “ünlü” hanımlar Sylwina (55 bin takipçi), Sara Leutenegger (106 bin), Cristina Gheiceanu (144 bin) ve başkaları&#8230; Sizin çekip de sosyal medyada paylaştığınız resimlerinizi sadece takipçileriniz görecekken, sizin “adınıza” çekilen resimleri, bu ünlü hanımların takipçileri görecek. Zaten oteller, hanımlara o şehirde “en çok beğeni alacak” görüntü noktalarının listesini verdiği için, adınıza çekilen bütün resimlerin “like” alması garanti. Hanımlar bu işle meşgulken siz, hesabınızı taşerona devretmenin rahatlığını yaşarsınız.</p>
<p><strong>THY influencer kullandı</strong></p>
<p>Ama, Cenevre ve Zürih’teki bu hizmet meğerse yepyeni bir fikir değilmiş. Maldivler’de Conrad Maldives Rangali Adası, benzerini 2017’de #InstaTrail adıyla sunmuş. Müşterilerin “zahmet edip” resim çekmesine gerek kalmadan, onlar adına güzel resimler çeken Instagram Uşağı uygulamasını bir yıl önce yapmış. “Kanaat önderi etkili kişi” (influencer) kullanarak, özellikle turizm alanında tanıtımı bu kişilere YouTube, Instagram, Pinterest, Twitter gibi ortamlarda yaptırmak “Reklam 4.0” sayılıyor artık. Örneğin Türk Hava Yolları 16 milyon takipçisi olan Jerome Jarre, ayrıca Casey Neistat, Sami Slimani gibi, toplam 40 milyon takipçisi olan 10 YouTube “ünlüsü” ile mükemmel bir proje yapmıştı (<a href="https://youtu.be/voOtpQY-ewc">https://youtu.be/voOtpQY-ewc</a>). Geçen hafta, ucuzcu havayolu EasyJet, bilet satış sayfasını Instagram görselleriyle eşgüdümlü hale getirdi: “Look &amp; Book” (Gör ve Seç). Bu uygulama size, Instagram’daki bir şehir görselini tıklayarak doğruca EasyJet sitesine bağlanıp, derhal o şehre hop diye bilet alma fırsatı veriyor.</p>
<p><strong>Video, yazıyı yiyor</strong></p>
<p>8 yıl önce kurulan Instagram, yazısız ama resimli/videolu öyle bir ortam yarattı ki aylık kullanıcı sayısı 1 milyarı geçti (06.2018). Her gün “beğeni” (like) tıklanma sayısı 4.2 milyar. Her gün eklenen görsel 95 milyon. Videoların, diğer görsellere göre izlenme oranı %38 daha fazla. Kullanıcının %90’ı 35 yaşın altında (ABD için bu veri). Bu parlak heyecanın bir de gri tarafı var. Örneğin, Miquela Sousa (veya Lil Miquela) ismiyle tanınan, Instagram’ın “çok” ünlüsü hanım, aslında dijital bir simülasyon. Sadece ekranda “var.” O, bir avatar. Ama yaşam tarzı dergisi Dazed, “kendisini” sanat editörü olarak atadığını açıkladı! (Bu, tuhaflıkları anlatmak, başka bir yazının konusu).</p>
<p><strong>Edip Emil Öymen</strong></p>
<p><strong><em>*Bu yazı 14.12.2018 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı. </em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/instagram-turizme-ayar-veriyor">Instagram, turizme ayar veriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12360</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Fotoğraf karelerinin içlerinde Ara Güler var</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/fotograf-karelerinin-iclerinde-ara-guler-var</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Orhan Bursalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Oct 2018 09:44:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Orhan Bursalı]]></category>
		<category><![CDATA[anı yakalamak]]></category>
		<category><![CDATA[ara güler]]></category>
		<category><![CDATA[foto muhabiri]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[ilber ortaylı]]></category>
		<category><![CDATA[kütüphane]]></category>
		<category><![CDATA[matematik]]></category>
		<category><![CDATA[robert langlands]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sanatçı]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=11626</guid>

					<description><![CDATA[<p>Güler’in fotoğrafları güzellik duygusu, estetik bir haz yayıyor etrafına.. Ara Güler’in iki gündür en çok dolaşan sözü şu oldu: &#8220;Yaşam size verilmiş boş bir filmdir. Her karesini mükemmel bir biçimde doldurmaya çalışın.&#8221;  Bir fotoğraf ustasının söyleyebileceği en güzel söz olsa gerek. Evde imzalı kitaplarını açıp fotoğraflarına tek tek yeniden bakıyorum. İnsanlar, balıkçılar, martılar, dağlar, ağlar, çocuklar, İstanbul, Anadolu&#8230; Hepsinde bir Ara Güler var. Her kareden bir Ara Güler size bakıyor, aslında Ara Güler, kendi hayatını mükemmel bir şekilde karelerine sığdırmış.  Fotoğrafların arka planında, karelerin içinde Ara Güler’in duygusu, düşüncesi, bakışı, mesajı var. Fotoğraf karelerine sadece gördüklerimiz değil, kendisini de sığdırmış. Karelerden bize bakan Ara’nın da kendisi. Fotoğraflardaki ruh, Ara Güler’in ruhu&#8230; Neye nasıl bakacağını bilmek şüphesiz ki bir yetenek ve ustalık aynı zamanda. Toplumsal tarihimizi izliyoruz kitaplarında. Fotoğraflarını bir metin olarak okuyabilirsiniz. Üzerlerine herkes bir makale yazabilir, toplumsal bir analizin dayanağı olarak kullanabilir&#8230; Veya bir estetik üzerine yazının ayrıntılarını gözlemleyebilirsiniz. *** Geçen hafta ülkemizde 15 gün kalan, yaşayan en büyük matematikçilerden Robert Langlands ile matematik üzerine konuşurken, kendisine büyük Abel Ödülü’nü kazandıran çalışmasıyla ilgili, pratikte neye yarayacak, diye sormuştum. Bunun halka bir yararı yok, demişti, ama matematik için güzel ve önemlidir. Harmoninin bir parçasıdır&#8230; &#8220;Mesela Mozart’a faydacı diyebilir miyiz, bence hayır, yararlı bir müzik falan diyemeyiz. Ama Mozart müziği bizi mutlu ediyor.&#8221;  Ara Güler’in fotoğraflarına da bu gözle baktım. Mutlu ediyor, bir güzellik duygusu, estetik bir haz yayıyor, durup bir daha bakıyorsunuz.  Çok sert olayları da bazen yumuşatarak, üzerlerine güzellikler, duygular, düşünceler serpiştirerek bize sunuyor. Ara Güler’e yeniden sevgiler; güzel yaşadı, güzellikler bıraktı ve merhaba diyerek ayrıldı aramızdan. Ara Güler hata mı yaptı? Not: Ara Güler’in Cumhurbaşkanı RTE’nin fotoğraflarını çekmesi üzerine eleştiriler gırla. Öyle ki bazıları silip atacak Güler’i. Yahu durun, Güler mesleğini yapıyor, ünlüleri fotoğraflayan bir insan. Ayrıca istiyoruz ki “Güler benim gibi düşünsün, benim gibi davransın”... Hayatta öyle bir şey yok. İnsanları yaptığı önemli işlerle anmak ve kabul etmek zorundayız. Hayat siyah ve beyaz uçlarda yaşanmıyor. İkisi arasındaki binlerce ton grilik de geçiyor. Aynı şekilde İlber Ortaylı’nın da binlerce kitabını Cumhurbaşkanı’nın kurduğu büyük kitaplığa hediye etmesi benzer eleştirilere uğradı. Gayet sağlam gerekçeleri var İlber Ortaylı’nın. Nihayetinde bir büyük kütüphane kurulmuş, iyi bir şey Türkiye’ye kalacak.  Aziz Sancar’a da benzer eleştiriler oluyor, niye Cumhurbaşkanı ile görüşüyor vb. Sancar’ı belirleyen, onun temel niteliği bu mu?.. Neyle anacağız insanları? Biraz sakin olalım&#8230; Orhan Bursalı *Bu yazı, 22 Ekim 2018 tarihli Cumhuriyet Gazetesi, Bilim ve Siyaset köşesinde yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/fotograf-karelerinin-iclerinde-ara-guler-var">Fotoğraf karelerinin içlerinde Ara Güler var</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div id="article-body" class="formatted news-content">
<p><span class="large"><strong>Güler’in fotoğrafları güzellik duygusu, estetik bir haz yayıyor etrafına..</strong></span></p>
<p><span class="large"><strong>A</strong><strong>ra Güler</strong>’in iki gündür en çok dolaşan sözü şu oldu: <em>&#8220;Yaşam size verilmiş boş bir filmdir. Her karesini mükemmel bir biçimde doldurmaya çalışın.&#8221; </em></span></p>
<p><span class="large">Bir fotoğraf ustasının söyleyebileceği en güzel söz olsa gerek. </span><span class="large">Evde imzalı kitaplarını açıp fotoğraflarına tek tek yeniden bakıyorum. </span><span class="large">İnsanlar, balıkçılar, martılar, dağlar, ağlar, çocuklar, İstanbul, Anadolu&#8230; </span><span class="large">Hepsinde bir Ara Güler var. </span><span class="large">Her kareden bir Ara Güler size bakıyor, aslında Ara Güler, kendi hayatını mükemmel bir şekilde karelerine sığdırmış. </span></p>
<p><span class="large">Fotoğrafların arka planında, karelerin içinde Ara Güler’in duygusu, düşüncesi, bakışı, mesajı var. Fotoğraf karelerine sadece gördüklerimiz değil, kendisini de sığdırmış. </span><span class="large">Karelerden bize bakan Ara’nın da kendisi. </span><span class="large">Fotoğraflardaki ruh, Ara Güler’in ruhu&#8230;</span></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-11631" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/10/arabey-300x191.jpg" alt="" width="500" height="318" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/10/arabey-300x191.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/10/arabey.jpg 1000w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<p><span class="large">Neye nasıl bakacağını bilmek şüphesiz ki bir yetenek ve ustalık aynı zamanda. </span><span class="large">Toplumsal tarihimizi izliyoruz kitaplarında. </span><span class="large">Fotoğraflarını bir metin olarak okuyabilirsiniz. </span><span class="large">Üzerlerine herkes bir makale yazabilir, toplumsal bir analizin dayanağı olarak kullanabilir&#8230; </span><span class="large">Veya bir estetik üzerine yazının ayrıntılarını gözlemleyebilirsiniz.</span></p>
<p><strong><span class="large">***</span></strong></p>
<p><span class="large">Geçen hafta ülkemizde 15 gün kalan, yaşayan en büyük matematikçilerden <strong>Robert Langlands </strong>ile matematik üzerine konuşurken, kendisine büyük Abel Ödülü’nü kazandıran çalışmasıyla ilgili, pratikte neye yarayacak, diye sormuştum. </span><span class="large">Bunun halka bir yararı yok, demişti, ama matematik için güzel ve önemlidir. Harmoninin bir parçasıdır&#8230; </span><em><span class="large">&#8220;Mesela <strong>Mozart</strong>’a faydacı diyebilir miyiz, bence hayır, yararlı bir müzik falan diyemeyiz. Ama Mozart müziği bizi mutlu ediyor.&#8221; </span></em><br />
<span class="large"><br />
Ara Güler’in fotoğraflarına da bu gözle baktım. Mutlu ediyor, bir güzellik duygusu, estetik bir haz yayıyor, durup bir daha bakıyorsunuz.  </span><span class="large">Çok sert olayları da bazen yumuşatarak, üzerlerine güzellikler, duygular, düşünceler serpiştirerek bize sunuyor. </span><span class="large">Ara Güler’e yeniden sevgiler; güzel yaşadı, güzellikler bıraktı ve <em><strong>merhaba</strong></em> diyerek ayrıldı aramızdan.</span></p>
<p><span class="large"><strong>Ara Güler hata mı yaptı?<br />
</strong></span><br />
<span class="large"><strong>Not: </strong>Ara Güler’in Cumhurbaşkanı <strong>RTE</strong>’nin fotoğraflarını çekmesi üzerine eleştiriler gırla. Öyle ki bazıları silip atacak Güler’i. Yahu durun, Güler mesleğini yapıyor, ünlüleri fotoğraflayan bir insan. Ayrıca istiyoruz ki <em>“Güler benim gibi düşünsün, benim gibi davransın”.</em>.. Hayatta öyle bir şey yok. İnsanları yaptığı önemli işlerle anmak ve kabul etmek zorundayız. Hayat siyah ve beyaz uçlarda yaşanmıyor. İkisi arasındaki binlerce ton grilik de geçiyor. </span><span class="large">Aynı şekilde <strong>İlber Ortaylı</strong>’nın da binlerce kitabını Cumhurbaşkanı’nın kurduğu büyük kitaplığa hediye etmesi benzer eleştirilere uğradı. Gayet sağlam gerekçeleri var İlber Ortaylı’nın. Nihayetinde bir büyük kütüphane kurulmuş, iyi bir şey Türkiye’ye kalacak. </span></p>
<p><span class="large"><strong>Aziz Sancar</strong>’a da benzer eleştiriler oluyor, niye Cumhurbaşkanı ile görüşüyor vb. </span><span class="large">Sancar’ı belirleyen, onun temel niteliği bu mu?.. Neyle anacağız insanları? Biraz sakin olalım&#8230;</span></p>
<p><strong>Orhan Bursalı</strong></p>
<p><strong><em>*Bu yazı, 22 Ekim 2018 tarihli Cumhuriyet Gazetesi, Bilim ve Siyaset köşesinde yayınlanmıştır.</em></strong></p>
</div>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/fotograf-karelerinin-iclerinde-ara-guler-var">Fotoğraf karelerinin içlerinde Ara Güler var</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11626</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ara Güler ve işte o an!</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/ara-guler-iste-an</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Orhan Bursalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Oct 2018 09:14:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Orhan Bursalı]]></category>
		<category><![CDATA[anı yakalamak]]></category>
		<category><![CDATA[ara güler]]></category>
		<category><![CDATA[foto muhabiri]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=11609</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hiç mizansen hazırlıyor musun fotoğraf çekerken? Hayır, diyor, bazen saatlerce bekliyorum, istediğim fotoğraf karesinin oluşması için. İnsanlar, vapurlar, balıkçılar, her neyse, istediğim çerçevede bir araya gelmesi gerek&#8230; İşte, o an! ve klik! İnsanlar onu hâlâ ‘fotoğrafçı’ sanıyor, ama o bir gazeteci, foto muhabiri veya fotoğraf habercisi! Gerçi fotoğraf sanatı, fotoğraf sanatçısı nitelemelerine karşı çıkar. Haklıdır, sanatçı düş kurgular. Ama Ara da o anki gerçeği, çekerken üzerine kattığı müthiş yorumla dondurur; bu yorum, yani fotoğraftaki hüzün, bakış, düşünce, onu ‘sanatçı’ yapar. Bu anlamda da fotoğrafında bir gizli kurgu vardır! O anı belgeleyen ‘romantik realist’ fotoğrafları, bir sanat şöleni gibidir. Çektiği fotoğraflardaki estetik tat ve bütünlük, bende bazen bir yontucu, bazen bir ressam ve sinema sanatçısı çağrışımı yapıyor. Bu anlamda, sanki görsel sanatların bütününü içeren bir ruhla karşı karşıyasınız. Evet, sinema sanatçısı dedim! Fotoğraflarına bakıyorum, bir tanesini seçiyorum: Karedeki her şey birden hareketleniyor, nesneler kare içinde sağa sola gidiyor, dışarı çıkıp içeri giriyor, gülüyor, el sallıyor… Sevinç, hüzün, yalnızlık, çaresizlik, emek ve alın teri… Doğa, kapı, ev, sahil, sokak, cami, insanlar, çarşı, ışık, kar, yağmur, anne çocuk… Sonra birden klik ve fotoğraf donuyor yeniden! Ara’nın fotoğrafları böyle canlanıyor. ‘Dur, öyle bakıp geçme!’ diyor ve fotoğraflarının arkasındaki o saklı canlı hayata katılmaya çağırıyor herkesi! Ara Güler – Kumkapı Ermeni Balıkçıları. 1952’de Jamanak’ta yayımladığı röportajı ve 56 fotoğrafı kapsıyor. Türkçe, Ermenice, İngilizce. Diyor ki “Ermeni balıkçılar, dediler ama aralarında Türk’ü de var, Rum’u da…”  Orası, o tarihte Kumkapı Balıkçılar Köyü! Tam bir köy! Tekneler, ağlar, Marmara’nın artık tükenen balıkları, tezgahlar, insanlar, gecekondular, kahvehaneler, balıkçılar ve balıkçılar… Ve arkada o müthiş İstanbul silueti!  Yüzlerce ağın tül gibi İstanbul’un önünde sarktığı bu görüntüler artık geçmişe ait bir anı… “Dünkü rüzgâr kesildi, torikler voli voli dolaşmaya çıkmışlardır. Şimdi açıklara yollarını kesmeye gidiyoruz, haydi göreyim sizi tayfalar…”  Fotoğraflar bizi İstanbul’un merkezinde bilmediğimiz, ama artık kaybolmuş bir dünyasına götürüyor. Bugün ise bir anı olarak Kumkapı meyhaneleri ve Balık Hali kalmış geride. Ara Güler – Fotocep, bir cep albüm. Fotoğraflar için kısa notlar düşmüş Ara Güler. Bazen kendine, bazen fotoğrafa, bazen sanatına ve anlayışına ilişkin. Gerçekçiliğe romantizm kattığını belirtiyor, romantik realist ve sosyal romantik olarak isim takıyor fotoğraflarına. “Seni alıp da bir fotoğraf bir yere götürüyor mu? Sen niye bir Thomas Mann romanı okuyorsun, bir Picasso tablosuna bakıyorsun? Onun gibi bakacaksın fotoğrafa, sanat dediğim fotoğraftan bahsediyorum, röportaj fotoğrafından değil&#8230;”  Birer belge, anı, yaşanmışlık, tarihin saptanması, yırtık pantolon, düşük kasket, Yağ Meydanında bekleyen işsizler, Galata Köprüsü üzerindeki sahlepçi, Diyarbakır Ulu Camii’de duvarda asılı Atatürk portresi altında Kuran Kursu gören başları tülbentli kız çocukları.. Ara Güler – İstanbul’u Dinliyorum, 1950-2010. “Yer değildi ki zaten çektiğim. Hayatın parçasıydı çektiğim. İnsansız bir şey olmaz, insanları sevmeyen insan fotoğrafçı olamaz, insansız bir şey yok ki…” diyor Ara Güler. Bir sokak çaprazında çektiği ahşap ev bile aslında insanı çağrıştırır. 60 yıllık hüzünlü bir bir İstanbul kronoloji. Ara, 60 yılın ta kendisi, yoksa bu fotoğrafları çekemezdi! Olayla bütünleşmeden, olayı yaşamadan hiçbir fotoğrafını çekemezdi. *** Hem evdeyiz hem Koço’da meyhanede! Ara Güler’i dinliyoruz. Bütün onurları almış bir kişi. Dünyanın en iyi fotoğrafçılarından biri olarak belgeli! ‘Yüzyılın fotoğrafçısı’, ‘Legion d’Honneur’, Bay ‘Master of Leice’, ‘Fahri doktora’, ‘Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’, ‘TBBM Üstün Hizmet Ödülü’. Russell, Picasso, Churchill, Toynbee, Dali&#8230; Koço’da Ara’yı gören bir Modalı, bir koşu evine gidiyor ve Ermeni Balıkçıları kitabını imzalatıyor! Anılar ve anılar… Yunanistan dönüşü Menderes’in rıhtımda fotoğrafını çekecek. Flaşın ‘lambası’ çakmıyor&#8230; “Biraz bekleyin lütfen” diyor, bir koşu gazeteden yenilerini alıp dönüyor&#8230; Menderes ve zevat bekliyor, gülerek poz veriyorlar Ara Güler’e&#8230; Orhan Bursalı *Bu yazı, 11 Ocak 2011 tarihli Cumhuriyet Gazetesi, Bilim ve Siyaset köşesinde yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/ara-guler-iste-an">Ara Güler ve işte o an!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hiç mizansen hazırlıyor musun fotoğraf çekerken?</p>
<p><em>Hayır</em>, diyor, <em>bazen saatlerce bekliyorum, istediğim fotoğraf karesinin oluşması için. İnsanlar, vapurlar, balıkçılar, her neyse, istediğim çerçevede bir araya gelmesi gerek&#8230;</em> İşte, o an! ve klik!</p>
<p>İnsanlar onu hâlâ ‘fotoğrafçı’ sanıyor, ama o bir gazeteci, foto muhabiri veya fotoğraf habercisi! Gerçi fotoğraf sanatı, fotoğraf sanatçısı nitelemelerine karşı çıkar. Haklıdır, sanatçı düş kurgular.</p>
<p>Ama Ara da o anki gerçeği, çekerken üzerine kattığı müthiş yorumla dondurur; bu yorum, yani fotoğraftaki hüzün, bakış, düşünce, onu ‘sanatçı’ yapar. Bu anlamda da fotoğrafında bir gizli kurgu vardır! O anı belgeleyen ‘romantik realist’ fotoğrafları, bir sanat şöleni gibidir. Çektiği fotoğraflardaki estetik tat ve bütünlük, bende bazen bir yontucu, bazen bir ressam ve sinema sanatçısı çağrışımı yapıyor. Bu anlamda, sanki görsel sanatların bütününü içeren bir ruhla karşı karşıyasınız.</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-11625" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/10/ara-guler-1-300x202.jpg" alt="" width="500" height="337" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/10/ara-guler-1-300x202.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/10/ara-guler-1.jpg 750w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<p>Evet, sinema sanatçısı dedim! Fotoğraflarına bakıyorum, bir tanesini seçiyorum: Karedeki her şey birden hareketleniyor, nesneler kare içinde sağa sola gidiyor, dışarı çıkıp içeri giriyor, gülüyor, el sallıyor… Sevinç, hüzün, yalnızlık, çaresizlik, emek ve alın teri… Doğa, kapı, ev, sahil, sokak, cami, insanlar, çarşı, ışık, kar, yağmur, anne çocuk… Sonra birden klik ve fotoğraf donuyor yeniden!</p>
<p>Ara’nın fotoğrafları böyle canlanıyor. ‘Dur, öyle bakıp geçme!’ diyor ve fotoğraflarının arkasındaki o saklı canlı hayata katılmaya çağırıyor herkesi!</p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-11610 size-medium aligncenter" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/10/ara1-264x300.jpg" alt="" width="264" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/10/ara1-264x300.jpg 264w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/10/ara1-900x1024.jpg 900w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/10/ara1.jpg 1407w" sizes="(max-width: 264px) 100vw, 264px" /><strong>Ara Güler – Kumkapı Ermeni Balıkçıları</strong>. 1952’de Jamanak’ta yayımladığı röportajı ve 56 fotoğrafı kapsıyor. Türkçe, Ermenice, İngilizce. Diyor ki <em>“Ermeni balıkçılar, dediler ama aralarında Türk’ü de var, Rum’u da…”</em>  Orası, o tarihte Kumkapı Balıkçılar Köyü! Tam bir köy! Tekneler, ağlar, Marmara’nın artık tükenen balıkları, tezgahlar, insanlar, gecekondular, kahvehaneler, balıkçılar ve balıkçılar… Ve arkada o müthiş İstanbul silueti!  Yüzlerce ağın tül gibi İstanbul’un önünde sarktığı bu görüntüler artık geçmişe ait bir anı… <em>“Dünkü rüzgâr kesildi, torikler voli voli dolaşmaya çıkmışlardır. Şimdi açıklara yollarını kesmeye gidiyoruz, haydi göreyim sizi tayfalar…”</em>  Fotoğraflar bizi İstanbul’un merkezinde bilmediğimiz, ama artık kaybolmuş bir dünyasına götürüyor. Bugün ise bir anı olarak Kumkapı meyhaneleri ve Balık Hali kalmış geride.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-11611 size-medium aligncenter" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/10/ara2-209x300.jpg" alt="" width="209" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/10/ara2-209x300.jpg 209w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/10/ara2-712x1024.jpg 712w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/10/ara2.jpg 739w" sizes="auto, (max-width: 209px) 100vw, 209px" /></p>
<p><strong>Ara Güler – Fotocep</strong>, bir cep albüm. Fotoğraflar için kısa notlar düşmüş Ara Güler. Bazen kendine, bazen fotoğrafa, bazen sanatına ve anlayışına ilişkin. Gerçekçiliğe romantizm kattığını belirtiyor, romantik realist ve sosyal romantik olarak isim takıyor fotoğraflarına. <em>“Seni alıp da bir fotoğraf bir yere götürüyor mu? Sen niye bir Thomas Ma</em><em>nn romanı okuyorsun, bir Picasso tablosuna bakıyorsun? Onun gibi bakacaksın fotoğrafa, sanat dediğim fotoğraftan bahsediyorum, röportaj fotoğrafından değil&#8230;”  </em>Birer belge, anı, yaşanmışlık, tarihin saptanması, yırtık pantolon, düşük kasket, Yağ Meydanında bekleyen işsizler, Galata Köprüsü üzerindeki sahlepçi, Diyarbakır Ulu Camii’de duvarda asılı Atatürk portresi altında Kuran Kursu gören başları tülbentli kız çocukları..</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-11612 size-medium aligncenter" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/10/ara3-202x300.jpg" alt="" width="202" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/10/ara3-202x300.jpg 202w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/10/ara3.jpg 410w" sizes="auto, (max-width: 202px) 100vw, 202px" /></p>
<p><strong>Ara Güler – İstanbul’u Dinliyorum, 1950-2010</strong>. “<em>Yer değildi ki zaten çektiğim. Hayatın parçasıydı çektiğim. İnsansız bir şey olmaz, insanları sevmeyen insan fotoğrafçı olamaz, insansız bir şey yok ki…” </em>diyor Ara Güler. Bir sokak çaprazında çektiği ahşap ev bile aslında insanı çağrıştırır. 60 yıllık hüzünlü bir bir İstanbul kronoloji. Ara, 60 yılın ta kendisi, yoksa bu fotoğrafları çekemezdi! Olayla bütünleşmeden, olayı yaşamadan hiçbir fotoğrafını çekemezdi.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Hem evdeyiz hem Koço’da meyhanede! Ara Güler’i dinliyoruz. Bütün onurları almış bir kişi. Dünyanın en iyi fotoğrafçılarından biri olarak belgeli! ‘Yüzyılın fotoğrafçısı’, ‘Legion d’Honneur’, Bay ‘Master of Leice’, ‘Fahri doktora’, ‘Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’, ‘TBBM Üstün Hizmet Ödülü’. Russell, Picasso, Churchill, Toynbee, Dali&#8230;</p>
<p>Koço’da Ara’yı gören bir Modalı, bir koşu evine gidiyor ve <em>Ermeni Balıkçıları </em>kitabını imzalatıyor! Anılar ve anılar… Yunanistan dönüşü Menderes’in rıhtımda fotoğrafını çekecek. Flaşın ‘lambası’ çakmıyor&#8230; <em>“Biraz bekleyin lütfen” </em>diyor, bir koşu gazeteden yenilerini alıp dönüyor&#8230; Menderes ve zevat bekliyor, gülerek poz veriyorlar Ara Güler’e&#8230;</p>
<p><strong>Orhan Bursalı</strong></p>
<p><strong><em>*Bu yazı, 11 Ocak 2011 tarihli Cumhuriyet Gazetesi, Bilim ve Siyaset köşesinde yayınlanmıştır.</em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/ara-guler-iste-an">Ara Güler ve işte o an!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11609</post-id>	</item>
		<item>
		<title>John Logie Baird ve televizyonun icadı</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/teknoyasam/john-logie-baird-televizyonun-icadi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Jul 2017 15:56:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoyaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[BBC]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[icat]]></category>
		<category><![CDATA[John Logie Baird]]></category>
		<category><![CDATA[mucit]]></category>
		<category><![CDATA[Mucitler Çağı]]></category>
		<category><![CDATA[radyo]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Stooky Bill]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon]]></category>
		<category><![CDATA[The Genius of Invention]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=7315</guid>

					<description><![CDATA[<p>94 yıl önce bugün İskoç mühendis John Logie Baird, ilk mekanik televizyonun patentini aldı. İşte o televizyonun hikayesi&#8230; Kaynak: BBC Mucitler Çağı Belgeseli (The Genius of Invention)</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/teknoyasam/john-logie-baird-televizyonun-icadi">John Logie Baird ve televizyonun icadı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>94 yıl önce bugün İskoç mühendis John Logie Baird, ilk mekanik televizyonun patentini aldı. İşte o televizyonun hikayesi&#8230;</p>
<p>Kaynak: BBC Mucitler Çağı Belgeseli (The Genius of Invention)</p>
<p><iframe loading="lazy" width="730" height="411" src="https://www.youtube.com/embed/aL4GBkw3Jb4?feature=oembed" frameborder="0" allow="autoplay; encrypted-media" allowfullscreen></iframe></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/teknoyasam/john-logie-baird-televizyonun-icadi">John Logie Baird ve televizyonun icadı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7315</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
