<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hayal arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/hayal/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/hayal</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Wed, 25 Sep 2019 07:35:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Zaman kavramsal bir gerçek(lik)tir</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/bozkurtguvenc/zaman-kavramsal-bir-gercekliktir</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bozkurt Güvenç]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Sep 2019 07:35:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bozkurt Güvenç]]></category>
		<category><![CDATA[Y]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[hayal]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=15287</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan zamanın efendisidir ! Georges Korzybski (1921) Ne metafizikçi ne de fizikçiyim. Özlem Yüzak’ın New Scientist dergisinden derlediği ‘Zaman bir illüzyon mu?’ yazısını (HBT Sayı 39) kültür tarihi ve insanbilimi açısından yorumlamaya çalışıyorum. Kültürel Değişim’i (1976) yazarken, zaman kavramıyla karşılaştım.. Yanıtlamayı tasarladığım temel soru ‘değişim nerede, ne zaman, nasıl gerçekleşiyordu?’ Hemen aydım ki zaman, değişim gibi çetin sorun. Değişimi bırakıp zamana yöneldim. İlk sonuç: Zaman, değişim olgusu gibi kavramsal bir gerçek(lik)’tir, oldu. İlk matematikçiler dünyayı eni, boyu ve yüksekliği olan üç boyutlu bir varlık olarak görmüş. Zamanı dikkate almamış. Aristo’nun, mantık (lojik) adını verdiği biçimsel mantığın üç ilkesi var: Bir şey ne ise odur (A, A dır); bir şey hem kendisi, hem başka bir şey olamaz (A, A-olmayan değildir); A ile A-olmayan arasında üçüncü bir hal olamaz. Newton, 17 yy.’da yer çekimini açıklarken, ‘zaman’ı sorgulamadan kullanmış. Elektrik bilmeden Quartz saatleri kullandığımız gibi. Kant, 18. yy aydınlanmasına değin, kullanılan fakat sorgulanmayan zamanı, insandaki ‘saf kavram(a) yetisi (yeteneği)’nin bir biçimi olarak yorumlamış. Oysa, Endüstri Devrimiyle, bazı şeyler öyle hızlı değişti ki A ile A-olmayanlar birbirine karıştı. Akıl yürütmeyi inceleyen diyalektik (sorgulayan) mantık 19. yy’da, bu olguya dır veya değildir yerine, olmak fiilinden ‘oluş’ adını verdi. Yani, zamanla değişen mekanda, olmakla olmamak arasında üçüncü bir oluş hali (şıkkı) vardı. Darwin Evrim kuramında Marx Tarih felsefesinde, zaman boyutunda değişmeleri incelemişler. Görelilik (İzafiyet) kuramı ile fizikte devrim yapan Einstein, sorunun adını koymuşu: Zaman-mekan ayrımı yok, zamanmekan birliği var. Ünlü E=mc2 enerji formülünde E enerji, m kitle, c ışığın zaman birimdeki hızı yan yana geldi, birbirine bağlandı. Mekan ve zaman, mekanzaman oldu. Bilgi kuramcısı Korzybski, Dünya 1. Matematik Kongresine sunduğu bildiride, Canlılar aleminde, bitkileri “besin üreticisi,’ hayvanları ‘mekan cambazları’, ‘İnsanı, zamanın efendisi’ olarak nitelendirdi. Geçmişi bilen, ‘şimdi’yi yaşayan, geleceği tasarlayan insan, değişerek yaşam küreye egemen olmuştu. Ancak insanın bu yeteneğini kavrayabilmek için, Aristo’nun biçimsel mantık kurallarını aşması, yani ‘zaman mekan’dan, Einstein’ın ‘zamanmekan’ birliğine geçmesi  gerekiyordu. Sosyal Zamanlar denemesinde  zamanın toplumdan topluma değiştiğini yazan G. Gurvich ile birlikte 1953’te 20. yy. Sosyolojisi’ni yazan M. E. Moore, Sosyal Değişme (1963) eserinde, Sosyal bilimcilere yardımcı oldu:  “Zaman yoksa değişim olmaz, ama değişim yoksa, zaman kavranılamaz!” İnsan, değişimle kavrıyordu zamanı. Takvimler ve saatler, zamanı değil, gün, ay ve Güneş Yılı gibi doğal (sabit) sürelerin neresinde bulunduğumuzu gösteriyordu. Şöyle ki, duyularımızla mekanda izlediğimiz değişmeleri topluyor, soyut bir zarfa koyuyor, üzerine ‘zaman’ yazıyorduk. Sosyolog G. Gurvich, ‘Sosyal zamanlar’ denemesinde (1933), saatlerin her toplumda farklı tıkladığını, yani ‘zaman’ kavramının değişkenliğini de incelemişti. Biz Türkler güne duyarlıyız. ”Pazara gelirim” deriz, saat vermeden. Karaçi’de, gösteri ne zaman başlayacak soruma, yetkili kişi ‘Başkan gelince, İnşallah!’ dedi. Sosyal zamanlar teorik fizikçilerin tartıştığı, Yüzak’ın HBT’de derlediği Evrensel Zaman değildir, kuşkusuz. Sözün özü, zaman, bir illüzyon (hayal) değil, uygarlık, özgürlük, adalet, istiklal, laiklik vd. gibi kavramsal bir gerçek(lik)tir. Bozkurt Güvenç *Aramızdan ayrılan Bozkurt Güvenç&#8216;in anısına saygıyla. Bu yazı Ocak 2017&#8217;de HBT Dergi&#8217;de yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/bozkurtguvenc/zaman-kavramsal-bir-gercekliktir">Zaman kavramsal bir gerçek(lik)tir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><em>İnsan zamanın efendisidir !<br />
</em>Georges Korzybski (1921)</p></blockquote>
<p>Ne metafizikçi ne de fizikçiyim. <strong>Özlem Yüzak’</strong>ın <em>New Scientist</em> dergisinden derlediği ‘Zaman bir illüzyon mu?’ yazısını (<em>HBT</em> Sayı 39) kültür tarihi ve insanbilimi açısından yorumlamaya çalışıyorum. <em></p>
<p></em><em>Kültürel Değişim</em>’i (1976) yazarken, zaman kavramıyla karşılaştım.. Yanıtlamayı tasarladığım temel soru ‘değişim nerede, ne zaman, nasıl gerçekleşiyordu?’ Hemen aydım ki zaman, değişim gibi çetin sorun. Değişimi bırakıp zamana yöneldim. İlk sonuç: Zaman, <em>değişim</em> olgusu gibi <em>kavramsal bir gerçek(lik)’tir, </em>oldu.</p>
<p>İlk matematikçiler dünyayı <em>eni, boyu ve yüksekliği</em> olan üç boyutlu bir varlık olarak görmüş. Zamanı dikkate almamış. <strong>Aristo’nun</strong>, mantık (lojik) adını verdiği biçimsel mantığın üç ilkesi var: <em>Bir şey ne ise odur</em> (A, A dır); bir şey hem kendisi, hem başka bir şey olamaz (A, A-olmayan değildir); A ile A-olmayan arasında üçüncü bir hal olamaz.</p>
<p><strong>Newton,</strong> 17 yy.’da yer çekimini açıklarken, ‘zaman’ı sorgulamadan kullanmış. Elektrik bilmeden Quartz saatleri kullandığımız gibi.</p>
<p><strong>Kant,</strong> 18. yy aydınlanmasına değin, kullanılan fakat sorgulanmayan zamanı, insandaki ‘<em>saf kavram(a) yetisi</em> (yeteneği)’nin bir biçimi olarak yorumlamış.</p>
<p>Oysa, Endüstri Devrimiyle, bazı şeyler öyle hızlı değişti ki A ile A-olmayanlar birbirine karıştı. Akıl yürütmeyi inceleyen diyalektik (sorgulayan) mantık 19. yy’da, bu olguya <em>dır</em> veya <em>değildir</em> yerine, olmak fiilinden ‘<em>oluş</em>’ adını verdi. Yani, zamanla değişen mekanda, olmakla olmamak arasında üçüncü bir <em>oluş</em> hali (şıkkı) vardı.</p>
<p><strong>Darwin</strong> <em>Evrim</em> kuramında <strong>Marx</strong> Tarih felsefesinde, zaman boyutunda değişmeleri incelemişler. Görelilik (<em>İzafiyet</em>) kuramı ile fizikte devrim yapan<strong> Einstein,</strong> sorunun adını koymuşu: Zaman-mekan ayrımı yok, <em>zamanmekan</em> birliği var. Ünlü <em>E=mc<sup>2</sup></em> enerji formülünde E enerji, m kitle, c ışığın <em>zaman birimde</em>ki hızı yan yana geldi, birbirine bağlandı. Mekan ve zaman, <em>mekanzaman</em> oldu.</p>
<p>Bilgi kuramcısı <strong>Korzybski,</strong> Dünya 1. Matematik Kongresine sunduğu bildiride, Canlılar aleminde, bitkileri “besin üreticisi,’ hayvanları ‘mekan cambazları’, ‘<em>İnsanı, zamanın efendisi’</em> olarak nitelendirdi.</p>
<p>Geçmişi bilen, ‘şimdi’yi yaşayan, geleceği tasarlayan insan, değişerek yaşam küreye egemen olmuştu. Ancak insanın bu yeteneğini kavrayabilmek için, Aristo’nun <em>biçimsel mantık</em> kurallarını aşması, yani ‘zaman mekan’dan, <strong>Einstein</strong>’ın ‘<em>zamanmekan</em>’ birliğine geçmesi  gerekiyordu.</p>
<p><em>Sosyal Zamanlar denemesinde <strong> </strong></em>zamanın toplumdan topluma değiştiğini yazan <strong><em>G. Gurvich</em></strong> ile birlikte 1953’te <em>20. yy. Sosyolojisi’</em>ni yazan <strong>M. E. Moore, </strong><em>Sosyal Değişme </em>(1963<em>) </em>eserinde, Sosyal bilimcilere yardımcı oldu:  “<em>Zaman yoksa değişim olmaz, ama değişim yoksa, zaman kavranılamaz</em>!” İnsan, değişimle kavrıyordu zamanı. Takvimler ve saatler, zamanı değil, <em>gün, ay ve Güneş Yılı</em> gibi doğal (sabit) sürelerin neresinde bulunduğumuzu gösteriyordu.</p>
<p>Şöyle ki, duyularımızla mekanda izlediğimiz değişmeleri topluyor, soyut bir zarfa koyuyor, üzerine <em>‘zaman’ </em>yazıyorduk. Sosyolog <strong>G. Gurvich, ‘</strong><em>Sosyal zamanlar’ </em>denemesinde (1933), saatlerin her toplumda farklı tıkladığını, yani ‘zaman’ kavramının değişkenliğini de incelemişti.</p>
<p>Biz Türkler güne duyarlıyız. ”Pazara gelirim” deriz, saat vermeden. Karaçi’de, gösteri ne zaman başlayacak soruma, yetkili kişi ‘<em>Başkan gelince,</em> <em>İnşallah!</em>’ dedi. Sosyal zamanlar teorik fizikçilerin tartıştığı, Yüzak’ın <em>HBT</em>’de derlediği Evrensel Zaman değildir, kuşkusuz.</p>
<p>Sözün özü, zaman, <em>bir illüzyon (hayal) değil,</em> <em>uygarlık, özgürlük, adalet, istiklal, laiklik</em> vd. gibi <em>kavramsal bir gerçek(lik)</em>tir.</p>
<p><strong>Bozkurt Güvenç</strong></p>
<p><strong><em>*Aramızdan ayrılan <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/yazarimiz-bozkurt-guvenci-kaybettik">Bozkurt Güvenç</a>&#8216;in anısına saygıyla. Bu yazı Ocak 2017&#8217;de HBT Dergi&#8217;de yayınlanmıştır.</em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/bozkurtguvenc/zaman-kavramsal-bir-gercekliktir">Zaman kavramsal bir gerçek(lik)tir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15287</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Uzayda yürüyen ilk kadın Svetlana Savitskaya</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/uzayda-yuruyen-ilk-kadin-svetlana-savitskaya</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Jul 2017 13:43:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fizik ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Gezegenimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Alexander Serebrov]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[deney]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[dünya rekoru]]></category>
		<category><![CDATA[ev]]></category>
		<category><![CDATA[gezegen]]></category>
		<category><![CDATA[havacılık]]></category>
		<category><![CDATA[hayal]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kozmonot]]></category>
		<category><![CDATA[Leonid Popov]]></category>
		<category><![CDATA[pilot]]></category>
		<category><![CDATA[renk skalası]]></category>
		<category><![CDATA[RKK Energiya]]></category>
		<category><![CDATA[Salyut 7]]></category>
		<category><![CDATA[Sovyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Soyuz T-12]]></category>
		<category><![CDATA[Soyuz T-7]]></category>
		<category><![CDATA[Svetlana Savitskaya]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>
		<category><![CDATA[uzay aracı]]></category>
		<category><![CDATA[uzay istasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Vladimir Dzhanibekov]]></category>
		<category><![CDATA[Yeveniy Savitsky]]></category>
		<category><![CDATA[yörünge]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=7293</guid>

					<description><![CDATA[<p>33 yıl önce bugün Salyut 7 kozmonotu Svetlana Savitskaya, uzayda yürüyen ilk kadın oldu. Bir pilotun kızı olan Svetlana Savitskaya, çocukluğundan beri uçmayı hayal etmişti. Önce paraşütle atlamada dünya şampiyonu oldu, daha sonra test pilotu ve sonunda da bir kozmonot&#8230; Sahadaki başarıları eşsizdi ve uçma tutkusu ile rekabet edebilecek birisini bulmak çok zordu. Ailesinden gizli paraşütle atlıyordu Svetlana Savitskaya, 8 Ağustos 1948&#8217;de Moskova&#8217;da doğdu. Sovyet Hava Savunma Komutanı Yardımcısı Yeveniy Savitsky&#8217;nin kızı olarak ayrıcalıklı bir gençlik yaşadı. On altı yaşındayken, ailesinin izni olmadan paraşütle atlamaya başlamıştı. Babası bu ilgisini keşfettiğinde, ona destek oldu. 17. yaş gününe kadar 450 kez atlayış yaptı. 18 yaşında, en iyi Sovyet havacılık mühendisliği okulu olan Moskova Havacılık Enstitüsü&#8217;ne kayıt olurken pilotluk dersleri de alıyordu. 20 yaşına geldiğinde ise tek başına uçuş yapabiliyordu. Havacılıkta 18 dünya rekoru Svetlana Savitskaya Havacılık Enstitüsü&#8217;nden mezun olduktan sonra uçuş eğitmeni olarak çalıştı. 1970 yılında akrobasi alanında olmak üzere, havacılıkta 18 dünya rekoru kırdı. 1972&#8217;de Savitskaya yirmi çeşit uçak ile çalışmış ve 1.500 uçuş saati deneyimi yaşamıştı. Savitskaya, 30 Temmuz 1980&#8217;de kadın kozmonot grubunun bir parçası olarak seçildi. Kozmonot araştırmacısı olarak Salyut uzay istasyonu ve Soyuz-T uzay aracı üzerindeki uçuş görevlerine yönelik bir eğitim kursuna başladı. Adı, bir asteroide verildi 19 Ağustos 1982&#8217;de diğer kozmonotlar Alexander Serebrov ve Leonid Popov ile birlikte Soyuz T-7 uzay aracı ile Salyut 7 uzay istasyonuna gitti. Birkaç deney yaptıkları 7 gün, 21 saat, 52 dakikalık görevden sonra Dünya&#8217;ya döndüler. Böylece Savitskaya, uzaydaki 53. kozmonot ve 2. kadın kozmonot oldu. 2 yıl sonra Soyuz T-12 uzay aracı ile ikinci uzay uçuşuna katıldı. 33 yıl önce bugün, 25 Temmuz 1984&#8217;te kozmonot Vladimir Dzhanibekov ile Salyut 7 istasyonunda kaynak deneyleri yapmak için, EVA denilen, araç dışı etkinlik gerçekleştirdi. Bu etkinlik 3 saat 35 dakika sürdü ve Savitskaya uzayda yürüyen ve iki kez uzaya giden ilk kadın oldu. 4118 Sveta asteroidi onun adını taşır. Dünya Kadınlar Günü nedeniyle sadece kadın kozmonotlardan oluşan ekibin komutanı olarak Salyut 7 istasyonuna gitmeleri planladıysa da, sonrasında iptal edildi. Savitskaya 1987&#8217;de uzay araçları ve uzayda kullanılan çeşitli malzemeler üreten Rus şirketi RKK Energiya’ya baş tasarımcı olarak atandı. “Uzaydayken, tüm dünya evin olur” Svetlana Savitskaya’dan bir alıntı: &#8220;Oradan Dünya&#8217;yı izlerken, sadece güzel ve mavi bir gezegen değil, beşeri faaliyetleri olan ve yaşanabilir bir yer görürsünüz. Tüm ışıklandırılmış sokaklarını, caddelerini ve büyük şehirlerini, hem gece hem de gündüz izleyebilirsiniz. Bir uzay istasyonu ya da uzay aracında olan herhangi biri, insan zekası ile yapılmış olan bu araçlar ile ilgili elinde olmadan gururlanır. İnsan uygarlığının yaşadığı bu gezegenin, evi olduğunu düşünür. Yani, ülkesini değil, bütün dünyayı evi olarak görür. Ve, er ya da geç, evine dönmeyi ister.&#8221; Uzay araştırmalarında “erkek mi, yoksa kadın mı?” tartışmaları Svetlana Savitskaya, uzay çalışmalarında bir kadının varlığının kesinlikle gerekli olduğuna inanıyor. Karma bir ekibin daha verimli çalıştığına dikkat çekiyor ve ekliyor: &#8220;Ayrıca bir kadın, yörüngedeki bazı operasyonlar için daha uygun, mesela biyoteknolojide.&#8221; Bilim insanları da, renk seçiciliği konusunda kadın gözünün erkeğe göre daha dikkatli olduğunu savunuyor. Kadınlar, daha geniş bir skalada renk ayrımı yapabiliyor, bu da uzaydaki maden yataklarını tespit edebilmek için çok önemli. Uzmanlara göre, bir kadının dikkati, astrofizik araştırmalarında hayati önem taşıyor. Kadınların uzay çalışmalarında ön plana çıkmasıyla, &#8220;erkek işi&#8221; mi yoksa &#8220;kadın işi&#8221; mi tartışmaları önemsiz hale geldi. Ancak bu herkesin uçabileceği anlamına gelmez, sadece profesyoneller uçabilir.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/uzayda-yuruyen-ilk-kadin-svetlana-savitskaya">Uzayda yürüyen ilk kadın Svetlana Savitskaya</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>33 yıl önce bugün Salyut 7 kozmonotu Svetlana Savitskaya</strong><strong>, uzayda yürüyen ilk kadın oldu.</strong></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-11694 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/07/svetlana-300x201.jpg" alt="" width="300" height="201" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/07/svetlana-300x201.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/07/svetlana-1024x686.jpg 1024w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/07/svetlana.jpg 1154w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Bir pilotun kızı olan Svetlana Savitskaya, çocukluğundan beri uçmayı hayal etmişti. Önce paraşütle atlamada dünya şampiyonu oldu, daha sonra test pilotu ve sonunda da bir kozmonot&#8230; Sahadaki başarıları eşsizdi ve uçma tutkusu ile rekabet edebilecek birisini bulmak çok zordu.</p>
<p><strong>Ailesinden gizli paraşütle atlıyordu</strong></p>
<p>Svetlana Savitskaya, 8 Ağustos 1948&#8217;de Moskova&#8217;da doğdu. Sovyet Hava Savunma Komutanı Yardımcısı Yeveniy Savitsky&#8217;nin kızı olarak ayrıcalıklı bir gençlik yaşadı. On altı yaşındayken, ailesinin izni olmadan paraşütle atlamaya başlamıştı. Babası bu ilgisini keşfettiğinde, ona destek oldu. 17. yaş gününe kadar 450 kez atlayış yaptı. 18 yaşında, en iyi Sovyet havacılık mühendisliği okulu olan Moskova Havacılık Enstitüsü&#8217;ne kayıt olurken pilotluk dersleri de alıyordu. 20 yaşına geldiğinde ise tek başına uçuş yapabiliyordu.</p>
<p><strong>Havacılıkta 18 dünya rekoru</strong></p>
<p>Svetlana Savitskaya Havacılık Enstitüsü&#8217;nden mezun olduktan sonra uçuş eğitmeni olarak çalıştı. 1970 yılında akrobasi alanında olmak üzere, havacılıkta 18 dünya rekoru kırdı. 1972&#8217;de Savitskaya yirmi çeşit uçak ile çalışmış ve 1.500 uçuş saati deneyimi yaşamıştı.</p>
<p>Savitskaya, 30 Temmuz 1980&#8217;de kadın kozmonot grubunun bir parçası olarak seçildi. Kozmonot araştırmacısı olarak Salyut uzay istasyonu ve Soyuz-T uzay aracı üzerindeki uçuş görevlerine yönelik bir eğitim kursuna başladı.</p>
<p><strong>Adı, bir asteroide verildi</strong></p>
<div id="gp-content">
<article class="post-7293 post type-post status-publish format-standard category-fizikuzay category-surdurulebilirlik category-slider category-toplum tag-alexander-serebrov tag-cocuk tag-deney tag-dunya tag-dunya-rekoru tag-ev tag-gezegen tag-havacilik tag-hayal tag-kadin tag-kozmonot tag-leonid-popov tag-pilot tag-renk-skalasi tag-rkk-energiya tag-salyut-7 tag-sovyetler tag-soyuz-t-12 tag-soyuz-t-7 tag-svetlana-savitskaya tag-uzay tag-uzay-araci tag-uzay-istasyonu tag-vladimir-dzhanibekov tag-yeveniy-savitsky tag-yorunge">
<div class="gp-entry-content gp-image-above">
<div class="gp-entry-text">
<p>19 Ağustos 1982&#8217;de diğer kozmonotlar Alexander Serebrov ve Leonid Popov ile birlikte Soyuz T-7 uzay aracı ile Salyut 7 uzay istasyonuna gitti. Birkaç deney yaptıkları 7 gün, 21 saat, 52 dakikalık görevden sonra Dünya&#8217;ya döndüler. Böylece Savitskaya, uzaydaki 53. kozmonot ve 2. kadın kozmonot oldu.</p>
<p>2 yıl sonra Soyuz T-12 uzay aracı ile ikinci uzay uçuşuna katıldı. 33 yıl önce bugün, 25 Temmuz 1984&#8217;te kozmonot Vladimir Dzhanibekov ile Salyut 7 istasyonunda kaynak deneyleri yapmak için, EVA denilen, araç dışı etkinlik gerçekleştirdi. Bu etkinlik 3 saat 35 dakika sürdü ve Savitskaya uzayda yürüyen ve iki kez uzaya giden ilk kadın oldu. <strong>4118 Sveta</strong> asteroidi onun adını taşır.</p>
<p>Dünya Kadınlar Günü nedeniyle sadece kadın kozmonotlardan oluşan ekibin komutanı olarak Salyut 7 istasyonuna gitmeleri planladıysa da, sonrasında iptal edildi. Savitskaya 1987&#8217;de uzay araçları ve uzayda kullanılan çeşitli malzemeler üreten Rus şirketi RKK Energiya’ya baş tasarımcı olarak atandı.</p>
<p><strong>“Uzaydayken, tüm dünya evin olur”</strong></p>
<p>Svetlana Savitskaya’dan bir alıntı:</p>
<p><em>&#8220;Oradan Dünya&#8217;yı izlerken, sadece güzel ve mavi bir gezegen değil, beşeri faaliyetleri olan ve yaşanabilir bir yer görürsünüz. Tüm ışıklandırılmış sokaklarını, caddelerini ve büyük şehirlerini, hem gece hem de gündüz izleyebilirsiniz. Bir uzay istasyonu ya da uzay aracında olan herhangi biri, insan zekası ile yapılmış olan bu araçlar ile ilgili elinde olmadan gururlanır. İnsan uygarlığının yaşadığı bu gezegenin, evi olduğunu düşünür. Yani, ülkesini değil, bütün dünyayı evi olarak görür. Ve, er ya da geç, evine dönmeyi ister.&#8221;</em></p>
<p><strong>Uzay araştırmalarında “erkek mi, yoksa kadın mı?” tartışmaları</strong></p>
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-11696 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/07/svetlanakonusma-300x175.jpg" alt="" width="300" height="175" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/07/svetlanakonusma-300x175.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/07/svetlanakonusma.jpg 640w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Svetlana Savitskaya, uzay çalışmalarında bir kadının varlığının kesinlikle gerekli olduğuna inanıyor. Karma bir ekibin daha verimli çalıştığına dikkat çekiyor ve ekliyor: &#8220;Ayrıca bir kadın, yörüngedeki bazı operasyonlar için daha uygun, mesela biyoteknolojide.&#8221; Bilim insanları da, renk seçiciliği konusunda kadın gözünün erkeğe göre daha dikkatli olduğunu savunuyor. Kadınlar, daha geniş bir skalada renk ayrımı yapabiliyor, bu da uzaydaki maden yataklarını tespit edebilmek için çok önemli. Uzmanlara göre, bir kadının dikkati, astrofizik araştırmalarında hayati önem taşıyor. Kadınların uzay çalışmalarında ön plana çıkmasıyla, &#8220;erkek işi&#8221; mi yoksa &#8220;kadın işi&#8221; mi tartışmaları önemsiz hale geldi. Ancak bu herkesin uçabileceği anlamına gelmez, sadece profesyoneller uçabilir.</p>
</div>
</div>
</article>
</div>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/uzayda-yuruyen-ilk-kadin-svetlana-savitskaya">Uzayda yürüyen ilk kadın Svetlana Savitskaya</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7293</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Uygarlık, hayvandan ayrılmanın son aşaması mı?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/uygarlik-hayvandan-ayrilmanin-son-asamasi-mi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Jan 2017 12:12:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editör ne diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[atalarımız]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[descartes]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[duvar]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[hayal]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[ilk insan]]></category>
		<category><![CDATA[insanoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[kas hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[mağara]]></category>
		<category><![CDATA[marie curie]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sanatçı]]></category>
		<category><![CDATA[sma]]></category>
		<category><![CDATA[sokrates]]></category>
		<category><![CDATA[uygarlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=4957</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eğitim İş İstanbul 2 No&#8217;lu şube her hafta HBT’yi öğretmenlere hediye olarak dağıtıyor. &#8220;Bu eğitim yılında da ziyaret ettiğimiz her okula en az bir adet dergi götürüyoruz” diyorlar. İşte dergi hazırlama çalışmalarından bu fotoğrafı bizimle ve HBT okurlarıyla paylaşıyorlar. *** Yeni yılın ilk Herkese Bilim Teknoloji’sinin 41. sayısıyla sizlere merhaba diyelim. Kapağımız, atalarımızın mağaraya girer girmez en önemli sanatsal etkinliği olan duvar sanatlarını konu alıyor. Ve Nilgün arkadaşımız yazısına Türkiye’deki mağaralardan örnekleri de ekliyor. İlk atalarımız doğuştan sanatçı! Doğan Kuban hoca bu haftaki yazısında “Uygarlık, insanın hayvandan ayrılma sürecinin son aşamasıdır” diyor.  Ve “insana özgü akıl denen mekanizma&#8230; Kendisinden istenen işi gerçekleştirir. Kötü, iyi, doğru, yanlış, düşünce ve iradenin saptadığı amaçlardır.” Bu saptamasıyla uygarlığı insanın varoluşuyla, dünya sahnesine çıkmasıyla başlatıyor. Ama ne uygarlık! Bugün bir çılgınlık içinde yaşayan 8 milyar bir kalabalık! Kuban, bu hafta HBT’de yayımlanan yazısında şu saptamalarıyla uygarlığın karakterine nesnel bir açıklama getiriyor: &#8220;İnsanlar, hiç olmazsa Sokrates’ten bu yana, doğruluk, iyilik, hoşgörü, alçak gönüllülük, hak, hukuk, güzellik, cinayete, yalan bağlamında kurallar geliştirmiş, yasalar yapmış, bunları örgütlenmiş toplum sistemleri haline getirmişlerdir. Fakat kötülük de örgütlenir. Engizisyon, savaş, yağma, ideoloji, haçlı seferi, sömürgecilik, zorbalık, çetecilik örgütlenmiş kötülüklerdir&#8230;” Bize bir de teselli veriyor: “Fakat aklın bize uygarlık, bilim, felsefe, sanat yetenekleri de kazandırdığını” unutmayalım! Zaten insanoğlunun bu etkinlikleri de olmasa, “çek dünyanın kuyruğunu” diyesi gelir insanın! Bozkurt Güvenç ise zamanı kavramsal ve nesnel olarak inceliyor. Zaman kavramının tarihsel gelişimi içindeki serüvenine, çeşitli düşünce ve bilim duraklarındaki anlamına ve evrimine bakarken vardığı sonuç şu: “zaman, bir illüzyon (hayal) değil, uygarlık, özgürlük, adalet, istiklal, laiklik vd. gibi kavramsal bir gerçek(lik)’tir.” Merakla okuyacaksınız. 17 yy. da Hollanda’da doğan, kumaş tüccarı ve şarap eksperi iken mikroskobu keşfederek bilim tarihine geçen Anton Leeuwenhoek bu buluşunu nasıl yaptı diye soruyor Mustafa Çetiner ve yanıtını Descartes’ın, 17. yy Hollanda’sını tanımlamasında buluyor: “Özgürlüğün tam anlamıyla hissedildiği, güvenliğin en üst, suçun ise en alt düzeyde olduğu, örf ve adetlerin en sade biçimiyle yaşandığı başka bir ülke bilmiyorum.” Yani bilimsellik, keşif ve üst değer ifade eden insanlığın tüm temel etkinlikleri için, uygun ortam vazgeçilmez koşul.  Çetiner’in yazısından: “Leeuwenhoek’un yaşadığı Hollanda ticaretin en yoğun yapıldığı, insanların müzik, sanat ve eğitim için yanıp tutuştuğu bir ülkeydi. Leeuwenhoek’un Hollanda’sında her köyde bir okul vardı.” Eğitime ve okula gelmişken Hasan Şimşek’in yazısında PISA sonuçlarını incelediği analizini hiç kaçırmayalım derim. Bir bilim tarihinden nefis bir yaprak açıyor Kutay Deniz Atabay ve Türker Kılıç, “Andreas Vesalius ve Modern Anatominin Uyanışı”nı anlatıyorlar. Bir cesaretin nasıl 1400 yıllık bir inanışı yıkıp, gerçeği başlattığının da öyküsü bu. Ülkemizin en baş dertlerinden biri olan bilim ve teknoloji üretimi konusunda Müfit Akyos, yine tarihten bir yazı ile bugün yapılması gerekenleri anımsatıyor: “Bilimsiz Teknoloji, Teknolojisiz Yenilik olmaz.” Tanol Türkoğlu, içinde yüzdüğümüz veri bombardımanına bambaşka bir açıdan bakıyor ve diyor ki: “Bilgi çağında dış dünya etkileşimi geometrik olarak artarken tefekkür süreci aynı oranda gelişmiyor. Tam tersine geriliyor. Zihin; veri ve enformasyon bombardımanına uğradıkça, birey bunları hazmedecek vakti bir türlü bulamıyor&#8230; Günümüz bireyi her ne kadar adı bilgi çağı olsa bile bir tür mağara devrinde yaşamaktadır. Belki de “Dijital bir mağara!” Ne dersiniz? Yazarımız Erdal Musoğlu, paylaşım ekonomisini enine boyuna inceliyor ve soruyor, Acaba bu bir modern kölelik mi? Dergimiz çok zengin: Sigarayı bırakmanın bilimsel olarak kanıtlanmış 10 yolu… Fiziğin çok ünlü Curie ailesini hayalleri ile birlikte tanıtıyor, Filiz Korkmaz ve İrem Yılmaz. Coşkun Özdemir, kas hastalığı SMA konusunda bir umut haberini verirken, daha onlarca haber, yazı, fotoğraf ile size merhaba diyoruz bu hafta da. Unutmayın, cumaları HBT dergimizle beyin besleme günü. Gelecek Cuma yeniden görüşmek dileği ve ülkece kötü bir başlangıç yapmamıza rağmen mutlu bir yeni yıl umuduyla… HBT ile geleceği inşa etmek iddiasındayız&#8230; Dergimize dijital abone olarak geçmiş sayılara da ulaşabilirsiniz. Üstelik 10 Ocak&#8217;a dek dijital abonelik indirimli! http://www.herkesebilimteknoloji.com/yilbasi-hediye-abonelik</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/uygarlik-hayvandan-ayrilmanin-son-asamasi-mi">Uygarlık, hayvandan ayrılmanın son aşaması mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="wp-image-4959 size-medium alignright" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/01/egis-300x169.jpg" width="300" height="169" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/01/egis-300x169.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/01/egis-1024x576.jpg 1024w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/01/egis.jpg 1720w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /><em>Eğitim İş İstanbul 2 No&#8217;lu şube her hafta HBT’yi öğretmenlere hediye olarak dağıtıyor. &#8220;Bu eğitim yılında da ziyaret ettiğimiz her okula en az bir adet dergi götürüyoruz” diyorlar. İşte dergi hazırlama çalışmalarından bu fotoğrafı bizimle ve HBT okurlarıyla paylaşıyorlar</em>.</p>
<p>***</p>
<p>Yeni yılın ilk Herkese Bilim Teknoloji’sinin 41. sayısıyla sizlere merhaba diyelim. Kapağımız, atalarımızın mağaraya girer girmez en önemli sanatsal etkinliği olan duvar sanatlarını konu alıyor. Ve Nilgün arkadaşımız yazısına Türkiye’deki mağaralardan örnekleri de ekliyor. İlk atalarımız doğuştan sanatçı!</p>
<p><strong>Doğan Kuban</strong> hoca bu haftaki yazısında “<em>Uygarlık, insanın hayvandan ayrılma sürecinin son aşamasıdır</em>” diyor.  Ve “<em>insana özgü akıl denen mekanizma&#8230; Kendisinden istenen işi gerçekleştirir. Kötü, iyi, doğru, yanlış, düşünce ve iradenin saptadığı amaçlardır.</em>”</p>
<p>Bu saptamasıyla uygarlığı insanın varoluşuyla, dünya sahnesine çıkmasıyla başlatıyor.</p>
<p>Ama ne uygarlık! Bugün bir çılgınlık içinde yaşayan 8 milyar bir kalabalık!</p>
<p>Kuban, bu hafta HBT’de yayımlanan yazısında şu saptamalarıyla uygarlığın karakterine nesnel bir açıklama getiriyor:</p>
<p><em>&#8220;İnsanlar, hiç olmazsa Sokrates’ten bu yana, doğruluk, iyilik, hoşgörü, alçak gönüllülük, hak, hukuk, güzellik, cinayete, yalan bağlamında kurallar geliştirmiş, yasalar yapmış, bunları örgütlenmiş toplum sistemleri haline getirmişlerdir. <strong>Fakat kötülük de örgütlenir</strong>. Engizisyon, savaş, yağma, ideoloji, haçlı seferi, sömürgecilik, zorbalık, çetecilik örgütlenmiş kötülüklerdir</em>&#8230;”</p>
<p>Bize bir de teselli veriyor: “<em>Fakat aklın <strong>bize uygarlık, bilim, felsefe, sanat yetenekleri</strong> de kazandırdığını</em>” unutmayalım!</p>
<p>Zaten insanoğlunun bu etkinlikleri de olmasa, “çek dünyanın kuyruğunu” diyesi gelir insanın!</p>
<p><strong>Bozkurt Güvenç</strong> ise zamanı kavramsal ve nesnel olarak inceliyor. Zaman kavramının tarihsel gelişimi içindeki serüvenine, çeşitli düşünce ve bilim duraklarındaki anlamına ve evrimine bakarken vardığı sonuç şu: <em>“zaman, bir illüzyon (hayal) değil, uygarlık, özgürlük, adalet, istiklal, laiklik vd. gibi kavramsal bir gerçek(lik)’tir.” </em>Merakla okuyacaksınız.</p>
<p>17 yy. da Hollanda’da doğan, kumaş tüccarı ve şarap eksperi iken mikroskobu keşfederek bilim tarihine geçen <strong>Anton Leeuwenhoek</strong> bu buluşunu nasıl yaptı diye soruyor <strong>Mustafa Çetiner</strong> ve yanıtını <strong>Descartes</strong>’ın, 17. yy Hollanda’sını tanımlamasında buluyor: “<strong><em>Özgürlüğün tam anlamıyla hissedildiği, güvenliğin en üst, suçun ise en alt düzeyde olduğu, örf ve adetlerin en sade biçimiyle yaşandığı başka bir ülke bilmiyorum.</em></strong>”</p>
<p>Yani bilimsellik, keşif ve üst değer ifade eden insanlığın tüm temel etkinlikleri için, uygun ortam vazgeçilmez koşul.  Çetiner’in yazısından: “Leeuwenhoek’un yaşadığı Hollanda ticaretin en yoğun yapıldığı, insanların müzik, sanat ve eğitim için yanıp tutuştuğu bir ülkeydi. Leeuwenhoek’un Hollanda’sında her köyde bir okul vardı.”</p>
<p>Eğitime ve okula gelmişken <strong>Hasan Şimşek</strong>’in yazısında PISA sonuçlarını incelediği analizini hiç kaçırmayalım derim.</p>
<p>Bir bilim tarihinden nefis bir yaprak açıyor <strong>Kutay Deniz Atabay </strong>ve<strong> Türker Kılıç, “Andreas Vesalius ve Modern Anatominin Uyanışı”</strong>nı anlatıyorlar. Bir cesaretin nasıl 1400 yıllık bir inanışı yıkıp, gerçeği başlattığının da öyküsü bu.</p>
<p>Ülkemizin en baş dertlerinden biri olan bilim ve teknoloji üretimi konusunda<strong> Müfit Akyos, </strong>yine tarihten bir yazı ile bugün yapılması gerekenleri anımsatıyor: “<strong>Bilimsiz Teknoloji, Teknolojisiz Yenilik olmaz.</strong>”</p>
<p><strong>Tanol Türkoğlu</strong>, içinde yüzdüğümüz veri bombardımanına bambaşka bir açıdan bakıyor ve diyor ki: “Bilgi çağında dış dünya etkileşimi geometrik olarak artarken <strong>tefekkür süreci aynı oranda gelişmiyor</strong>. Tam tersine geriliyor. Zihin; veri ve enformasyon bombardımanına uğradıkça, birey bunları hazmedecek vakti bir türlü bulamıyor&#8230; Günümüz bireyi her ne kadar adı bilgi çağı olsa bile bir tür <strong>mağara devrinde</strong> yaşamaktadır. Belki de “Dijital bir mağara!” Ne dersiniz?</p>
<p>Yazarımız <strong>Erdal Musoğlu</strong>, paylaşım ekonomisini enine boyuna inceliyor ve soruyor, Acaba bu bir modern kölelik mi?</p>
<p>Dergimiz çok zengin: Sigarayı bırakmanın bilimsel olarak kanıtlanmış 10 yolu…</p>
<p>Fiziğin çok ünlü <strong>Curie</strong> ailesini hayalleri ile birlikte tanıtıyor, <strong>Filiz Korkmaz</strong> ve <strong>İrem Yılmaz.</strong></p>
<p><strong>Coşkun Özdemir</strong>, kas hastalığı SMA konusunda bir umut haberini verirken, daha onlarca haber, yazı, fotoğraf ile size merhaba diyoruz bu hafta da.</p>
<p>Unutmayın, cumaları HBT dergimizle beyin besleme günü.</p>
<p>Gelecek Cuma yeniden görüşmek dileği ve ülkece kötü bir başlangıç yapmamıza rağmen mutlu bir yeni yıl umuduyla…</p>
<p><strong>HBT ile geleceği inşa etmek iddiasındayız</strong>&#8230;</p>
<p>Dergimize dijital abone olarak geçmiş sayılara da ulaşabilirsiniz. Üstelik 10 Ocak&#8217;a dek dijital abonelik indirimli!<br />
<a href="http://www.herkesebilimteknoloji.com/yilbasi-hediye-abonelik">http://www.herkesebilimteknoloji.com/yilbasi-hediye-abonelik</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/uygarlik-hayvandan-ayrilmanin-son-asamasi-mi">Uygarlık, hayvandan ayrılmanın son aşaması mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4957</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
