<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ulaşım arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/ulasim/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/ulasim</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Mon, 05 Jun 2023 11:35:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Internet neden yavaş, güvenilmez ve pahalı?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/lale-akarun/internet-neden-yavas-guvenilmez-ve-pahali</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Lale Akarun]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 May 2023 16:38:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Lale Akarun]]></category>
		<category><![CDATA[adsl]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[baz istasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[BTK]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[fiber]]></category>
		<category><![CDATA[gsm]]></category>
		<category><![CDATA[güvenilmez]]></category>
		<category><![CDATA[hız]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[pahalı]]></category>
		<category><![CDATA[telefon]]></category>
		<category><![CDATA[ulaşım]]></category>
		<category><![CDATA[yavaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=29536</guid>

					<description><![CDATA[<p>Altyapı denince aklınıza ne geliyor? Elektrik, su, yol? Sabit telefon? Belki 20-30 seneye kadar böyleydi. Şimdi internet önem sırasında çoğunun önüne geçti. Bir düşünün, sabit telefonu olmayan, ama internet bağlantısı olan ne çok insan var. Internet bağlantınız olmadan yaşayamazsınız ama internet üzerinden telefonla da konuşursunuz, başka işlerinizi de yaparsınız. Pandemide evden çıkmadık; ulaşımın önemi azaldı, tüm işlerimizi internet üzerinden yürüttük. Yürütebildik mi? Bazımız idare etti; bazılarımızın interneti çekmedi. Ders anlatırken, “hocam dondunuz” lafını ne çok duyduk. Yine de kör topal ders anlattık kopuk kopuk. Küçük yerleşim yerlerinde, köylerde yaşayıp ders dinlemeye çalışanlar hiç bağlanamadı; dağ başlarına, mobil telefon şebekelerinin çektiği yerlere çıkıp ders dinlemeye çalışan öğrenciler haber oldu. Çeken de çekmeyen de yüksek faturalar ödedi. Bir konuşup, üç ödüyoruz! Vergiler, depreme hazırlık için kullanılacak diye konulup amacı dışında kullanılan özel iletişim vergisi o payı bu payı derken dünyanın en yavaş, en pahalı interneti bizde. En yavaş interneti de bizde! Sahiden mi? Hani teknolojide dünya lideriydik? Internet hızı, saniyede megabit ile ölçülüyor. Yani bir saniyede kaç milyon bit yollayabiliyorsunuz? Milyon bit deyince, çok bir şey sanılmasın: Sayısal imgeler, videolar zaten saniyede on milyonlarca bit tutabiliyor. Interneti en hızlı olan ülke, Monako, genişbant hızı 261 Mbit/s*. Singapur ikinci: 255 Mbit/s. Türkiye 43 Mbit/s ile 89. sırada. OECD ülkelerinin en kötü internet hızına sahip. Gana, Laos, Kırgızistan, Özbekistan ve Arnavutluk’un altında. Genişbant denince, fiber bağlantı gerekli. Oysa bizde, ülkenin çoğu yerinde bir tek mobil internet var. Fiber kullanım oranımız çok düşük; sonuç ortada. Dünyada internetin en yavaş olduğu yerler arasındayız. Yavaşlıktan şikayet ederken deprem oldu. Günlerce, haftalarca iletişim aksadı, pek çok yerde tamamen kesildi. Afete müdahalede yaşanan koordinasyonsuzluğun pek çok nedeni olsa da, iletişim hatlarının kopukluğu en önemli faktörlerden birisiydi. Anlaşıldı ki, afete müdahalede pek çok şey unutulduğu gibi, afet anında iletişim de unutulmuş! Bunların sorumlusu kim? Internet niye yavaş, güvensiz ve pahalı? Birinci sorumlu, tabii ki, BTK, yani Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu. Görevi, bilişim ve iletişim alanında altyapıyı geliştirecek ve tüketiciyi koruyacak mevzuatı geliştirmek ve uygulamak olan kurum! Bizler BTK’yı iletişimi engelleyen, istihbarat ve fişleme yapan kurum olarak biliyoruz ama asıl kuruluş amacı bilişim ve iletişim altyapısını geliştirecek düzenlemeleri yapmak. Değerli Telekom uzmanı gazeteci Füsun Sarp Nebil, deprem sonrasında, sorumlulara sorduğu teknik sorularla, eksiklikleri ortaya seriyor. Aşağıdaki soruları, öncelikle mobil GSM şirketlerine sormuş. Şimdi de BTK’dan cevap bekliyor**. Sorular şunlar: Deprem bölgesinde kaç abone var, kaç baz istasyonu var, teknolojileri ne? (2G,3G,4G). Kaçında fiber bağlantı var? Hızlar niye düşük? Depremde baz istasyonlarında nasıl kayıplar oldu, niye bağlantı kesildi, nasıl telafi edildi? Deprem olacağı biliniyordu; buna yönelik nasıl hazırlıklar yapıldı? Yedekleme yapıldı mı? Altyapı ünitelerine deprem izolatörü kondu mu? Deprem sonrası, enkaz altında kalanların sinyal listesini tespit edip yerlerini AFAD’a bildirdiniz mi? Kurtarma çalışmalarına destek oldunuz mu? Ve son olarak: İstanbul depremine yönelik hazırlığınız var mı? Füsun Sarp Nebil’in yazılarını izliyor; bu soruların cevaplarını merakla bekliyoruz.* Lale Akarun / akarun@boun.edu.tr *Bu yazı, HBT Dergi 362. sayıda yayınlanmıştır. https://worldpopulationreview.com/country-rankings/internet-speeds-by-country ** Telefon operatörlerimiz depremde ne yaptılar? Füsun Sarp Nebil*</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/lale-akarun/internet-neden-yavas-guvenilmez-ve-pahali">Internet neden yavaş, güvenilmez ve pahalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Altyapı denince aklınıza ne geliyor? Elektrik, su, yol? Sabit telefon? Belki 20-30 seneye kadar böyleydi. Şimdi internet önem sırasında çoğunun önüne geçti. Bir düşünün, sabit telefonu olmayan, ama internet bağlantısı olan ne çok insan var. Internet bağlantınız olmadan yaşayamazsınız ama internet üzerinden telefonla da konuşursunuz, başka işlerinizi de yaparsınız.</p>
<p>Pandemide evden çıkmadık; ulaşımın önemi azaldı, tüm işlerimizi internet üzerinden yürüttük. Yürütebildik mi? Bazımız idare etti; bazılarımızın interneti çekmedi. Ders anlatırken, “hocam dondunuz” lafını ne çok duyduk. Yine de kör topal ders anlattık kopuk kopuk. Küçük yerleşim yerlerinde, köylerde yaşayıp ders dinlemeye çalışanlar hiç bağlanamadı; dağ başlarına, mobil telefon şebekelerinin çektiği yerlere çıkıp ders dinlemeye çalışan öğrenciler haber oldu.</p>
<p>Çeken de çekmeyen de yüksek faturalar ödedi. Bir konuşup, üç ödüyoruz! Vergiler, depreme hazırlık için kullanılacak diye konulup amacı dışında kullanılan özel iletişim vergisi o payı bu payı derken <strong>dünyanın en yavaş, en pahalı interneti bizde. En yavaş interneti de bizde!</strong></p>
<p>Sahiden mi? Hani teknolojide dünya lideriydik? Internet hızı, saniyede megabit ile ölçülüyor. Yani bir saniyede kaç milyon bit yollayabiliyorsunuz? Milyon bit deyince, çok bir şey sanılmasın: Sayısal imgeler, videolar zaten saniyede on milyonlarca bit tutabiliyor. Interneti en hızlı olan ülke, Monako, genişbant hızı 261 Mbit/s*. Singapur ikinci: 255 Mbit/s.</p>
<p><strong>Türkiye 43 Mbit/s ile 89. sırada. </strong>OECD ülkelerinin en kötü internet hızına sahip. Gana, Laos, Kırgızistan, Özbekistan ve Arnavutluk’un altında.</p>
<p>Genişbant denince, fiber bağlantı gerekli. Oysa bizde, ülkenin çoğu yerinde bir tek mobil internet var. Fiber kullanım oranımız çok düşük; sonuç ortada. Dünyada internetin en yavaş olduğu yerler arasındayız. Yavaşlıktan şikayet ederken deprem oldu. Günlerce, haftalarca iletişim aksadı, pek çok yerde tamamen kesildi. Afete müdahalede yaşanan koordinasyonsuzluğun pek çok nedeni olsa da, iletişim hatlarının kopukluğu en önemli faktörlerden birisiydi. Anlaşıldı ki, afete müdahalede pek çok şey unutulduğu gibi, afet anında iletişim de unutulmuş! Bunların sorumlusu kim?</p>
<p>Internet niye yavaş, güvensiz ve pahalı? Birinci sorumlu, tabii ki, BTK, yani Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu. Görevi, bilişim ve iletişim alanında altyapıyı geliştirecek ve tüketiciyi koruyacak mevzuatı geliştirmek ve uygulamak olan kurum! Bizler BTK’yı iletişimi engelleyen, istihbarat ve fişleme yapan kurum olarak biliyoruz ama asıl kuruluş amacı bilişim ve iletişim altyapısını geliştirecek düzenlemeleri yapmak. Değerli Telekom uzmanı gazeteci Füsun Sarp Nebil, deprem sonrasında, sorumlulara sorduğu teknik sorularla, eksiklikleri ortaya seriyor. Aşağıdaki soruları, öncelikle mobil GSM şirketlerine sormuş. Şimdi de BTK’dan cevap bekliyor**.</p>
<p>Sorular şunlar: Deprem bölgesinde kaç abone var, kaç baz istasyonu var, teknolojileri ne? (2G,3G,4G). Kaçında fiber bağlantı var? Hızlar niye düşük? Depremde baz istasyonlarında nasıl kayıplar oldu, niye bağlantı kesildi, nasıl telafi edildi? Deprem olacağı biliniyordu; buna yönelik nasıl hazırlıklar yapıldı? Yedekleme yapıldı mı? Altyapı ünitelerine deprem izolatörü kondu mu? Deprem sonrası, enkaz altında kalanların sinyal listesini tespit edip yerlerini AFAD’a bildirdiniz mi? Kurtarma çalışmalarına destek oldunuz mu?</p>
<p>Ve son olarak: İstanbul depremine yönelik hazırlığınız var mı? Füsun Sarp Nebil’in yazılarını izliyor; bu soruların cevaplarını merakla bekliyoruz.*</p>
<p><strong>Lale Akarun / </strong><strong><a href="mailto:akarun@boun.edu.tr">akarun@boun.edu.tr</a></strong></p>
<p><em><strong>*Bu yazı, HBT Dergi <a href="https://abonelik.herkesebilimteknoloji.com/urun/sayi-362-9-mart-2023-dijital-pdf/">362. sayıda</a> yayınlanmıştır.</strong></em></p>
<p><strong><a href="https://worldpopulationreview.com/country-rankings/internet-speeds-by-country"> https://worldpopulationreview.com/country-rankings/internet-speeds-by-country</a> ** </strong></p>
<p><strong><a href="https://t24.com.tr/yazarlar/fusun-sarp-nebil/telefon-operatorlerimiz-depremde-ne-yaptilar-ii-turkcell">Telefon operatörlerimiz depremde ne yaptılar?</a> Füsun Sarp Nebil*</strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/lale-akarun/internet-neden-yavas-guvenilmez-ve-pahali">Internet neden yavaş, güvenilmez ve pahalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">29536</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İstanbul’da ulaşım: Yarın nasıl bir kentte yaşayacağız?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/istanbulda-ulasim-yarin-nasil-bir-kentte-yasayacagiz</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Apr 2023 05:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editör ne diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[çöp]]></category>
		<category><![CDATA[drone]]></category>
		<category><![CDATA[eşitsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[İBB]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[karınca]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[kronik ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[meraklı çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[metro]]></category>
		<category><![CDATA[raylı sistem]]></category>
		<category><![CDATA[sanayi devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[trafik]]></category>
		<category><![CDATA[trafik uygulamaları]]></category>
		<category><![CDATA[ulaşım]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=29326</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul, dünyada bugün en çok metro/raylı sistemin yapıldığı kent. Önceki yönetimin durdurduğu veya iptal ettiği 12 şantiye aktifleştirildi, Yıldız-Mahmutbey, Bostancı-Dudullu metro hatları, Cibali-Alibeyköy Cep Otogarı Tramvay Hattı ve Boğaziçi Ü./Hisarüstü-Aşiyan Füniküler Hattı tamamlandı. 8 tanesinde çalışmalar devam ediyor. İstanbulkart’la yapılan yolculuklar içinde raylı sistemlerin payı %40’ın üzerinde. Taksi, dolmuş ve minibüsler de eklendiğinde raylı sistemlerin toplam içindeki payı %25’lere düşüyor. İstanbul Metrosu Avrupa’da 5. sırada, yapımı süren hatlar tamamlandığında İstanbul’un raylı sistemlerinin toplam uzunluğu 685,26 km’ye ulaşacak ve Paris’i geçerek Avrupa’da 3. sırayı alacak. Peki İstanbul’un ulaşım sorunu çözülecek mi? Raylı sistemlerin kalbi Metro-İstanbul. Peki orada geleceğe yönelik neler planlanıyor? Her şey eskisi gibi dışarıdan mı alınıyor? Metro ARGE-de “yerli ve milli” ne üretiliyor? Trafiği çözmek mi, ulaşımı sağlamak mı? Metro-İstanbul sinyalizasyonda bir dünya markası yolunda ilerliyor mu? Kendi vagonlarını inşada nerede? Bu ve benzeri soruların peşine düştük İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin iştiraklerinden Metro İstanbul’un karargâhında… Orhan Bursalı, Metro Genel Müdürü Özgür Soy ile konuştu. Konuyu kapağa taşıdık. Kapak fotoğrafı, aynı zamanda fotoğrafçı olan Soy’a ait. Bilişsel yanlılıklarla baş edilebilir mi? Güzel bir soru ve hayli önemli. Politik seçimleri de içeren kritik karar verme süreçlerinde bilinçsiz biçimde başvurduğumuz bilişsel yanlılıklar konusunda literatürde çok sayıda veri olmasına karşın, bu yanlılıkların etkin biçimde ortadan kaldırılmasını sağlayacak yöntemlere ilişkin bilgiler sınırlı. Özlem Kayım Yıldız ‘Bilişsel çarpıtmaları ortadan kaldırmak için aktif bir çaba ile dürtüsel ve hızlı karar verme süreci baskılanmalı, inançlarımız ve görüşlerimize kuşkuyla yaklaşmalı, kanıtları kritik biçimde değerlendirmeli ve hızlı karar verme dürtümüze direnmeliyiz’ diyor. Benzer bir konuyu Tanol Türkoğlu da işlemiş. Türkoğlu “Bilinci tahrip etmek için iki koldan saldırı-gayret var. Birincisi yoğun bir şekilde nesnel gerçekliği tam yansıtmayan enformasyon bombardımanı. İkincisi de cesurun cesaretini kıracak, çekingeni korkutacak bir söylem modeli. Birkaç hafta sonra yapılacak seçimlerde ilk kez oy kullanacak olan Z Kuşağı mensuplarına yönelik samimi olmaktan uzak politikacıların yaptıkları da benzer’ diye yazıyor. Doğan Kuban&#8217;ın bu eski yazısı &#8220;Kaya Sınıfı&#8221;. Kuban kaya sınıfını anlatıyor: ‘Cumhuriyeti yok etme zorbalığını durduracak umudun taşıyıcısı kaya sınıfı olacak. Proletarya değil”. Geçen hafta Müfit Akyos’un ‘Demokrasileri otokrasiye taşıyan üçlü: Yolsuzluk, Cezasızlık, Suçluluk” başlıklı yazısını kapağa taşımıştık. Akyos bu hafta Türkiye değerlendirmesini bu bağlamda yaptı: ‘Seçim karar sürecinde en önemli konularımızdan birisi Yolsuzluk-Cezasızlık-Suçluluk olmalıdır’ diyor. Mustafa Çetiner ise sağlıklı olmak için ne tür beslenmemiz gerektiği üzerine bir seri yazının ilkine başladı. Strese giren bitkiler, ses sinyalleri yayıyor Strese giren bitkilerin özel sesler çıkardıkları ortaya çıktı. Bu sesleri biz duyamasak da birçok hayvan işitebiliyor. Üstelik her stres türü ve her bitki türüne ait belli bir ses var. Peki bu sesler nasıl çıkıyor? Dergimizde. ‘İnsanlığa en çok somut katkıda bulunan’ çalışmalara verilen Nobel’lerin tersine, Abel ödüllerinde saf matematiğe, yani uygulama gözetmeden matematiksel zarafet gösteren kanıtlara önem verilmektedir. Bahçeşehir Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nden Dr. Alper Devrim Özkan Abel ödülünü alan Dr. Carafelli’nin öyküsünü yazdı. Beytü’l Hikme, Abbasi halifesi Harun Reşid ve yerine geçen oğlu El-Memun tarafından 800&#8217;lu yıllarda Bağdat’ta kurulan, kütüphane ve çeviri merkezinden oluşan bir bilim merkezi. Eğer 8. yy’da böyle bir merkez kurulmamış olsaydı acaba Antik Mısır, Mezopotamya, Çin, Yunan ve Hindistan’ın bilimsel birikimleri günümüze ulaşır mıydı? Veya ne kadarlık bir kısmı bize ulaşırdı? Kültür Üniversitesi Matematik Bölüm Başkanı Ogün Öge’nin kaleminden. Çözülebilir bir küresel sorun: Kronik ağrı Kronik ağrıya multidisipliner bir bakış açısıyla yaklaşmak ve tıp fakültelerinde ağrı konusunda daha kapsamlı eğitim ve öğretim verilmesi büyük önem taşıyor. Çöplerimizi uzaya mı atacağız? Sanayi Devrimi’nden bu yana 30 trilyon tonluk öteberi üretmişiz: Gökdelenlerden tutun da köprüler, giysiler, plastik poşetlere varana kadar. Çöpe atınca yok olduğunu sandığımız şeylerin hepsi aslında var olmaya devam ediyor. Meraklı Çocuk sordu Mercan Bursalı yanıtladı… Meraklı Köşe’de büyüklere ipucu: Çocuklar yorulunca neden huysuzlaşır? Biliyor muydunuz: 14.000’den fazla türde 4 katrilyon karınca yaşadığı tahmin ediliyor. Peki dünyayı istila eden karıncalar bu derece büyük bir popülasyona ve yaygınlığa ulaşabilmeyi hangi evrimsel süreçlere borçlu? Murat Altaş derledi. Modern dronlar yeni bir çağ başlattı! Dron teknolojisi sadece savunma alanında değil, çeşitli bilimsel gözlemler, afet yönetimi, taşımacılık ve tarım gibi kritik alanlarda da çok önemli roller üstleniyor. Dronların dikkat çeken kullanım alanlarını Batuhan Sarıcan hazırladı. Dev adım: Eşitsizliği azaltırsan küresel nüfus düşer. 2050’de 8.6 milyar ama önlem alınırsa 2100’da 6 milyara düşebilir. Roma Kulübü adı verilen örgütün geliştirdiği 2100 yılı için küresel nüfus tahminleri, Birleşmiş Milletler’in yaptığı tahminlerden daha düşük. Roma Kulübü’nün çalışmasına göre eşitsizliği ve yoksulluğu hafifletmeye yönelik yatırımlar artıkça nüfus artışı daha da azalıyor. Reyhan Oksay derledi. Bilim ve Beslenme’de bu hafta bamya çiçeği var. Kilo düzenleyici ilaçlar yerine bir alternatif olabilir. Bağışıklık sisteminizin güçlü olup olmadığını nasıl anlarsınız? Rita Urgan’ın hazırladığı yazı dizisinde bu hafta&#8230; Kalbimizin kontak anahtarı nedir? Dünyadaki yaşam neden çok küçükleri ve aşırı büyükleri tercih ediyor? Aç bakterilerin daha fazla zehir ürettiğini biliyor muydunuz? Nilgün Özbaşaran Dede’nin Araştırma Gündemi’nde. *** Birbirinden ilginç haberlerle bilim dünyasında bir geziye çıkartıyoruz sizi. Ayrıca ufuk açıcı, başka bir yerde okuyamayacağınız yorum ve değerlendirmelerle, ailenin her bireyinin kendine ilişkin de okuyabileceği yazılar bulacağı bir dergi. Şüphesiz ki daha iyisini yapmaya çalışacağız. Sizlerin desteğiyle! Bilimde ve sevgiyle kalın&#8230;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/istanbulda-ulasim-yarin-nasil-bir-kentte-yasayacagiz">İstanbul’da ulaşım: Yarın nasıl bir kentte yaşayacağız?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-29322 size-medium alignright" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/04/vb-251x300.jpg" alt="" width="251" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/04/vb-251x300.jpg 251w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/04/vb-856x1024.jpg 856w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/04/vb.jpg 900w" sizes="(max-width: 251px) 100vw, 251px" />İstanbul, dünyada bugün en çok metro/raylı sistemin yapıldığı kent. Önceki yönetimin durdurduğu veya iptal ettiği 12 şantiye aktifleştirildi, Yıldız-Mahmutbey, Bostancı-Dudullu metro hatları, Cibali-Alibeyköy Cep Otogarı Tramvay Hattı ve Boğaziçi Ü./Hisarüstü-Aşiyan Füniküler Hattı tamamlandı. 8 tanesinde çalışmalar devam ediyor. İstanbulkart’la yapılan yolculuklar içinde raylı sistemlerin payı %40’ın üzerinde. Taksi, dolmuş ve minibüsler de eklendiğinde raylı sistemlerin toplam içindeki payı %25’lere düşüyor. İstanbul Metrosu Avrupa’da 5. sırada, yapımı süren hatlar tamamlandığında İstanbul’un raylı sistemlerinin toplam uzunluğu 685,26 km’ye ulaşacak ve Paris’i geçerek Avrupa’da 3. sırayı alacak.</p>
<p>Peki İstanbul’un ulaşım sorunu çözülecek mi? Raylı sistemlerin kalbi Metro-İstanbul. Peki orada geleceğe yönelik neler planlanıyor? Her şey eskisi gibi dışarıdan mı alınıyor? Metro ARGE-de “yerli ve milli” ne üretiliyor? Trafiği çözmek mi, ulaşımı sağlamak mı? Metro-İstanbul sinyalizasyonda bir dünya markası yolunda ilerliyor mu? Kendi vagonlarını inşada nerede? Bu ve benzeri soruların peşine düştük İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin iştiraklerinden Metro İstanbul’un karargâhında… Orhan Bursalı, Metro Genel Müdürü Özgür Soy ile konuştu. Konuyu kapağa taşıdık. Kapak fotoğrafı, aynı zamanda fotoğrafçı olan Soy’a ait.</p>
<p><strong>Bilişsel yanlılıklarla baş edilebilir mi?</strong></p>
<p>Güzel bir soru ve hayli önemli. Politik seçimleri de içeren kritik karar verme süreçlerinde bilinçsiz biçimde başvurduğumuz bilişsel yanlılıklar konusunda literatürde çok sayıda veri olmasına karşın, bu yanlılıkların etkin biçimde ortadan kaldırılmasını sağlayacak yöntemlere ilişkin bilgiler sınırlı. Özlem Kayım Yıldız ‘Bilişsel çarpıtmaları ortadan kaldırmak için aktif bir çaba ile dürtüsel ve hızlı karar verme süreci baskılanmalı, inançlarımız ve görüşlerimize kuşkuyla yaklaşmalı, kanıtları kritik biçimde değerlendirmeli ve hızlı karar verme dürtümüze direnmeliyiz’ diyor.</p>
<p>Benzer bir konuyu Tanol Türkoğlu da işlemiş. Türkoğlu “Bilinci tahrip etmek için iki koldan saldırı-gayret var. Birincisi yoğun bir şekilde nesnel gerçekliği tam yansıtmayan enformasyon bombardımanı. İkincisi de cesurun cesaretini kıracak, çekingeni korkutacak bir söylem modeli. Birkaç hafta sonra yapılacak seçimlerde ilk kez oy kullanacak olan Z Kuşağı mensuplarına yönelik samimi olmaktan uzak politikacıların yaptıkları da benzer’ diye yazıyor.</p>
<p>Doğan Kuban&#8217;ın bu eski yazısı &#8220;Kaya Sınıfı&#8221;. Kuban kaya sınıfını anlatıyor: ‘Cumhuriyeti yok etme zorbalığını durduracak umudun taşıyıcısı kaya sınıfı olacak. Proletarya değil”.</p>
<p>Geçen hafta Müfit Akyos’un ‘Demokrasileri otokrasiye taşıyan üçlü: Yolsuzluk, Cezasızlık, Suçluluk” başlıklı yazısını kapağa taşımıştık. Akyos bu hafta Türkiye değerlendirmesini bu bağlamda yaptı: ‘Seçim karar sürecinde en önemli konularımızdan birisi Yolsuzluk-Cezasızlık-Suçluluk olmalıdır’ diyor.</p>
<p>Mustafa Çetiner ise sağlıklı olmak için ne tür beslenmemiz gerektiği üzerine bir seri yazının ilkine başladı.</p>
<p><strong>Strese giren bitkiler, ses sinyalleri yayıyor</strong></p>
<p>Strese giren bitkilerin özel sesler çıkardıkları ortaya çıktı. Bu sesleri biz duyamasak da birçok hayvan işitebiliyor. Üstelik her stres türü ve her bitki türüne ait belli bir ses var. Peki bu sesler nasıl çıkıyor? Dergimizde.</p>
<p>‘İnsanlığa en çok somut katkıda bulunan’ çalışmalara verilen Nobel’lerin tersine, Abel ödüllerinde saf matematiğe, yani uygulama gözetmeden matematiksel zarafet gösteren kanıtlara önem verilmektedir. Bahçeşehir Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nden Dr. Alper Devrim Özkan Abel ödülünü alan Dr. Carafelli’nin öyküsünü yazdı.</p>
<p>Beytü’l Hikme, Abbasi halifesi Harun Reşid ve yerine geçen oğlu El-Memun tarafından 800&#8217;lu yıllarda Bağdat’ta kurulan, kütüphane ve çeviri merkezinden oluşan bir bilim merkezi. Eğer 8. yy’da böyle bir merkez kurulmamış olsaydı acaba Antik Mısır, Mezopotamya, Çin, Yunan ve Hindistan’ın bilimsel birikimleri günümüze ulaşır mıydı? Veya ne kadarlık bir kısmı bize ulaşırdı? Kültür Üniversitesi Matematik Bölüm Başkanı Ogün Öge’nin kaleminden.</p>
<p><strong>Çözülebilir bir küresel sorun: Kronik ağrı</strong></p>
<p>Kronik ağrıya multidisipliner bir bakış açısıyla yaklaşmak ve tıp fakültelerinde ağrı konusunda daha kapsamlı eğitim ve öğretim verilmesi büyük önem taşıyor. Çöplerimizi uzaya mı atacağız? Sanayi Devrimi’nden bu yana 30 trilyon tonluk öteberi üretmişiz: Gökdelenlerden tutun da köprüler, giysiler, plastik poşetlere varana kadar. Çöpe atınca yok olduğunu sandığımız şeylerin hepsi aslında var olmaya devam ediyor. Meraklı Çocuk sordu Mercan Bursalı yanıtladı… Meraklı Köşe’de büyüklere ipucu: Çocuklar yorulunca neden huysuzlaşır?</p>
<p>Biliyor muydunuz: 14.000’den fazla türde 4 katrilyon karınca yaşadığı tahmin ediliyor. Peki dünyayı istila eden karıncalar bu derece büyük bir popülasyona ve yaygınlığa ulaşabilmeyi hangi evrimsel süreçlere borçlu? Murat Altaş derledi.</p>
<p><strong>Modern dronlar yeni bir çağ başlattı!</strong></p>
<p>Dron teknolojisi sadece savunma alanında değil, çeşitli bilimsel gözlemler, afet yönetimi, taşımacılık ve tarım gibi kritik alanlarda da çok önemli roller üstleniyor. Dronların dikkat çeken kullanım alanlarını Batuhan Sarıcan hazırladı.</p>
<p>Dev adım: Eşitsizliği azaltırsan küresel nüfus düşer. 2050’de 8.6 milyar ama önlem alınırsa 2100’da 6 milyara düşebilir. Roma Kulübü adı verilen örgütün geliştirdiği 2100 yılı için küresel nüfus tahminleri, Birleşmiş Milletler’in yaptığı tahminlerden daha düşük. Roma Kulübü’nün çalışmasına göre eşitsizliği ve yoksulluğu hafifletmeye yönelik yatırımlar artıkça nüfus artışı daha da azalıyor. Reyhan Oksay derledi.</p>
<p>Bilim ve Beslenme’de bu hafta bamya çiçeği var. Kilo düzenleyici ilaçlar yerine bir alternatif olabilir. Bağışıklık sisteminizin güçlü olup olmadığını nasıl anlarsınız? Rita Urgan’ın hazırladığı yazı dizisinde bu hafta&#8230;</p>
<p>Kalbimizin kontak anahtarı nedir? Dünyadaki yaşam neden çok küçükleri ve aşırı büyükleri tercih ediyor? Aç bakterilerin daha fazla zehir ürettiğini biliyor muydunuz? Nilgün Özbaşaran Dede’nin Araştırma Gündemi’nde.</p>
<p>***</p>
<p>Birbirinden ilginç haberlerle bilim dünyasında bir geziye çıkartıyoruz sizi. Ayrıca ufuk açıcı, başka bir yerde okuyamayacağınız yorum ve değerlendirmelerle, ailenin her bireyinin kendine ilişkin de okuyabileceği yazılar bulacağı bir dergi. Şüphesiz ki daha iyisini yapmaya çalışacağız. Sizlerin desteğiyle! Bilimde ve sevgiyle kalın&#8230;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/istanbulda-ulasim-yarin-nasil-bir-kentte-yasayacagiz">İstanbul’da ulaşım: Yarın nasıl bir kentte yaşayacağız?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">29326</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yapay zeka tarafından yönetilmek istiyor muyuz? &#8211; 2</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/teknoyasam/yapay-zeka-tarafindan-yonetilmek-istiyor-muyuz-2</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Mar 2023 08:12:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoyaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[AI]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[chatGPT]]></category>
		<category><![CDATA[ChatSonic]]></category>
		<category><![CDATA[DALL-e 2]]></category>
		<category><![CDATA[finans]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[insan yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[işsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[LaMDA]]></category>
		<category><![CDATA[luddite hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Oracle]]></category>
		<category><![CDATA[otomasyon]]></category>
		<category><![CDATA[python kodu]]></category>
		<category><![CDATA[robot]]></category>
		<category><![CDATA[robot fobisi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sanayi devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[strateji]]></category>
		<category><![CDATA[teknik]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[ulaşım]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yazılım]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=29145</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir önceki yazımızda, yapay zeka yöneticiye genel bir çerçeve sunmaya çalışmıştık. Bu yazıda ise 1111 kişi üzerinde yürüttüğümüz çalışmanın sonuçlarını paylaşacağız. İlk olarak, çalışmaya dair tanımlayıcı ögelere baktığımızda, katılımcıların %34,4’ü (381 kişi) kadın ve %65,6’sı (726 kişi) erkek; %61,1’i (676 kişi) 34 yaş altı ve %38,9 (431 kişi) 35 yaş üstü; son olarak %53,7’si (578 kişi) personel, %10,9’u (117 kişi) alt düzey yönetici, %21,7’si (234 kişi) orta düzey yönetici ve %13,7’si üst düzey yöneticidir. Araştırma bağlamında, katılımcılara üç farklı soru yönetilmiştir. Bunlar sırasıyla şu şekildedir: Yapay zeka yönetici ister misiniz? Yöneticinizin yapay zeka olması durumunda, ondan etik bir davranış bekler misiniz? Etik açıdan hangi yöneticinin kararlarına daha fazla güvenirsiniz? Bu sorulara verilen cevaplara ilişkin dağılım aşağıdaki şekilde gösterilmiştir. Burada görüldüğü üzere, katılımcıların %58’si yapay zekayı yönetici olarak görmek istememektedir. Ancak şaşırtıcı bir şekilde katılımcıların %54,1’i yapay zekanın yönetici olması durumunda insan yöneticiden daha güvenilir kararlar vereceğini düşünmektedir. İlk olarak, yapay zeka yönetici isteyenlerin oranının oldukça yüksek olduğunu görmekteyiz. Örneğin 2020 yılında KPMG tarafından yapılan bir çalışmada insanların %17’sinin yapay zeka yönetici istediği görülmektedir. İnsanların istememe sebepleri incelendiğinde ise yapay zekanın empati ve duygusal zekadan mahrum olmasının en büyük neden olduğu ifade edilmektedir. Bu durumu destekler nitelikte, Accenture’un 2019’da yayımladığı bir araştırmada, insanların rutin işlerde yapay zekaya güvenirken problem çözme ve karar verme konularında insan yöneticiyi tercih ettiği görülmektedir. Öte yandan, Avrupa Komisyonu’nun hazırladığı bir raporda, Avrupa ülkelerinde yaşayan insanlar %70’inin yapay zeka ve robotlara karşı pozitif bir tutum içerisinde olduğu bilinmektedir. Tüm bunlar doğrultusunda, insanların rutin işlerin yerine getirilmesi ve vakit kaybının önüne geçilmesi gibi sebeplerle yapay zekaya karşı pozitif bir tutum içerisindeyken, muhtemelen kendi çalışma hayatlarını da etkileyecek önemli kararları verme noktasında yapay zekaya nispeten daha olumsuz tutumlar içerisinde olduğu söylenebilir. Ek olarak, çalışanların iletişim ihtiyacı doğrultusunda yapay zeka tarafından yönetilen bir ortamda bu ihtiyacı karşılamanın zorlaşacağını düşünüyor olabilirler. İnsanların yapay zeka yönetici istememesine rağmen kararlarına daha fazla güveneceğini söylemesi çalışmada ortaya çıkan bir başka önemli sonuçtur. Yapay zekanın daha tarafsız olacağı, kişisel önyargıları ile davranmayacağı, daha adil ve tutarlı kararlar vereceği düşüncesinin bu sonuçta etkili olduğu söylenebilir. Nitekim Oracle’ın 10 farklı ülkeden 8370 çalışan üzerinde yaptığı bir çalışmada, insanların %64’ünün yapay zeka yöneticilere insanlardan daha fazla güvendiği sonucu çıkmıştır. Son olarak, yöneticinizin yapay zeka olması durumunda ondan etik bir davranış bekler misiniz sorusuna ise katılımcıların %58,3’ü evet cevabı vermiştir. Yapay zekanın hayatımızın her alanına dahil olmasıyla birlikte, artık yalnızca işlerimizi kolaylaştıran bir araç olmaktan ziyade sosyal ve fiillerinden sorumlu bir aktör olması beklenmektedir. Bu nedenle, özellikle insanların hayatlarını etkileyebilecek türden kararları verebilecek bir yapay zekanın, eylemlerinden sorumlu tutulması ve ahlaki olarak sorumluluk içerisinde hareket etmesi istenmektedir. Ayrıca, yapay zekanın kendi başına etik değerlere sahip olamayacağı, bu durumun ancak algoritmasında programlanmış olması ile mümkün olacağı açıktır. Bu doğrultuda, bu algoritmaları oluşturacak kişilerin etik kaygılarla hareket etmesinin beklendiği ifade edilebilir. Buna ek olarak, katılımcıların yapay zekayı yönetici olarak görmek ister misiniz sorusuna verdikleri cevabın cinsiyet, yaş ve çalışılan pozisyon açısından nasıl farklılaştığı da önemli bir sorudur. Bu nedenle, aşağıdaki şekil incelendiğinde, erkeklerin kadınlara; 34 yaş ve altındaki kişilerin, 35 yaş ve üstündekilere; alt düzey yöneticilerin, diğer pozisyonlara nazaran yapay zekâ yöneticiye daha sıcak baktığı görülmektedir. Bunu destekler nitelikte hem Oracle’ın hem de Avrupa Komisyonu’nun yaptığı çalışmada, erkeklerin kadınlara oranla yapay zekaya karşı tutumlarının daha olumlu olduğu bilinmektedir. Ek olarak, 34 yaş ve altındaki kişilerin yapay zekaya karşı daha pozitif bir tutum içerisinde olmasının teknolojiye karşı ilgi, merak ve becerilerinin daha yüksek olmasından kaynaklandığı ifade edilebilir. Zira, Glikson ve arkadaşlarının (2020) yaptığı çalışmada, yapay zekaya karşı güvenin yaş, cinsiyet vb. pek çok faktör tarafından belirlendiği ifade edilmektedir. Otomasyon ve yapay zeka teknolojilerindeki gelişmeler her geçen gün daha karmaşık problemlere çözüm sunmaktadır. Etik tartışmalar ve hükümetlerin otomasyon kaynaklı işsizliğe çözüm için yapmayı planladığı regülasyonlar sürerken, bu teknolojiler hız kesmeden gelişmeye ve toplumu şekillendirmeye devam etmektedir. Tüm bunlar olurken, çalışanların bu konudaki duygu ve tutumlarının ne olduğu da önemli bir merak konusudur. Bu çalışmada, kısıtlı da olsa insanların yapay zekaya karşı bakış açılarını incelemeye çalıştık ancak bu konuda daha fazla çalışmanın yapılmasının gerekli olduğu kanaatindeyiz. Prof. Dr. Deniz Elber Börü (Marmara Üniversitesi), Mustafa Bekmezci (Kültür Üniversitesi, Girişimcilik Bölümü) Kaynak: Eurobarometer, S. (2012). Public attitudes towards robots. European Commission. New Study: 64% of People Trust a Robot More Than Their Manager. (2019, October 15). New Study: 64% of People Trust a Robot More Than Their Manager. Retrieved February 2, 2023, from https://www.oracle.com/corporate/pressrelease/robots-at-work-101519.html Glikson, E., &#38; Woolley, A. W. (2020). Human trust in artificial intelligence: Review of empirical research. Academy of Management Annals, 14(2), 627-660.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/teknoyasam/yapay-zeka-tarafindan-yonetilmek-istiyor-muyuz-2">Yapay zeka tarafından yönetilmek istiyor muyuz? &#8211; 2</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir önceki yazımızda, yapay zeka yöneticiye genel bir çerçeve sunmaya çalışmıştık. Bu yazıda ise 1111 kişi üzerinde yürüttüğümüz çalışmanın sonuçlarını paylaşacağız. İlk olarak, çalışmaya dair tanımlayıcı ögelere baktığımızda, katılımcıların %34,4’ü (381 kişi) kadın ve %65,6’sı (726 kişi) erkek; %61,1’i (676 kişi) 34 yaş altı ve %38,9 (431 kişi) 35 yaş üstü; son olarak %53,7’si (578 kişi) personel, %10,9’u (117 kişi) alt düzey yönetici, %21,7’si (234 kişi) orta düzey yönetici ve %13,7’si üst düzey yöneticidir.</p>
<p>Araştırma bağlamında, katılımcılara üç farklı soru yönetilmiştir. Bunlar sırasıyla şu şekildedir:</p>
<ul>
<li>Yapay zeka yönetici ister misiniz?</li>
<li>Yöneticinizin yapay zeka olması durumunda, ondan etik bir davranış bekler misiniz?</li>
<li>Etik açıdan hangi yöneticinin kararlarına daha fazla güvenirsiniz?</li>
</ul>
<p>Bu sorulara verilen cevaplara ilişkin dağılım aşağıdaki şekilde gösterilmiştir. Burada görüldüğü üzere, katılımcıların %58’si yapay zekayı yönetici olarak görmek istememektedir. Ancak şaşırtıcı bir şekilde katılımcıların %54,1’i yapay zekanın yönetici olması durumunda insan yöneticiden daha güvenilir kararlar vereceğini düşünmektedir.</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-29147 size-full" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/03/iku1.jpg" alt="" width="597" height="382" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/03/iku1.jpg 597w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/03/iku1-300x192.jpg 300w" sizes="(max-width: 597px) 100vw, 597px" /></p>
<p>İlk olarak, yapay zeka yönetici isteyenlerin oranının oldukça yüksek olduğunu görmekteyiz. Örneğin 2020 yılında KPMG tarafından yapılan bir çalışmada insanların %17’sinin yapay zeka yönetici istediği görülmektedir. İnsanların istememe sebepleri incelendiğinde ise yapay zekanın empati ve duygusal zekadan mahrum olmasının en büyük neden olduğu ifade edilmektedir. Bu durumu destekler nitelikte, Accenture’un 2019’da yayımladığı bir araştırmada, insanların rutin işlerde yapay zekaya güvenirken problem çözme ve karar verme konularında insan yöneticiyi tercih ettiği görülmektedir. Öte yandan, Avrupa Komisyonu’nun hazırladığı bir raporda, Avrupa ülkelerinde yaşayan insanlar %70’inin yapay zeka ve robotlara karşı pozitif bir tutum içerisinde olduğu bilinmektedir. Tüm bunlar doğrultusunda, insanların rutin işlerin yerine getirilmesi ve vakit kaybının önüne geçilmesi gibi sebeplerle yapay zekaya karşı pozitif bir tutum içerisindeyken, muhtemelen kendi çalışma hayatlarını da etkileyecek önemli kararları verme noktasında yapay zekaya nispeten daha olumsuz tutumlar içerisinde olduğu söylenebilir. Ek olarak, çalışanların iletişim ihtiyacı doğrultusunda yapay zeka tarafından yönetilen bir ortamda bu ihtiyacı karşılamanın zorlaşacağını düşünüyor olabilirler.</p>
<p>İnsanların yapay zeka yönetici istememesine rağmen kararlarına daha fazla güveneceğini söylemesi çalışmada ortaya çıkan bir başka önemli sonuçtur. Yapay zekanın daha tarafsız olacağı, kişisel önyargıları ile davranmayacağı, daha adil ve tutarlı kararlar vereceği düşüncesinin bu sonuçta etkili olduğu söylenebilir. Nitekim Oracle’ın 10 farklı ülkeden 8370 çalışan üzerinde yaptığı bir çalışmada, insanların %64’ünün yapay zeka yöneticilere insanlardan daha fazla güvendiği sonucu çıkmıştır.</p>
<p>Son olarak, yöneticinizin yapay zeka olması durumunda ondan etik bir davranış bekler misiniz sorusuna ise katılımcıların %58,3’ü evet cevabı vermiştir. Yapay zekanın hayatımızın her alanına dahil olmasıyla birlikte, artık yalnızca işlerimizi kolaylaştıran bir araç olmaktan ziyade sosyal ve fiillerinden sorumlu bir aktör olması beklenmektedir. Bu nedenle, özellikle insanların hayatlarını etkileyebilecek türden kararları verebilecek bir yapay zekanın, eylemlerinden sorumlu tutulması ve ahlaki olarak sorumluluk içerisinde hareket etmesi istenmektedir. Ayrıca, yapay zekanın kendi başına etik değerlere sahip olamayacağı, bu durumun ancak algoritmasında programlanmış olması ile mümkün olacağı açıktır. Bu doğrultuda, bu algoritmaları oluşturacak kişilerin etik kaygılarla hareket etmesinin beklendiği ifade edilebilir.</p>
<p>Buna ek olarak, katılımcıların yapay zekayı yönetici olarak görmek ister misiniz sorusuna verdikleri cevabın cinsiyet, yaş ve çalışılan pozisyon açısından nasıl farklılaştığı da önemli bir sorudur. Bu nedenle, aşağıdaki şekil incelendiğinde, erkeklerin kadınlara; 34 yaş ve altındaki kişilerin, 35 yaş ve üstündekilere; alt düzey yöneticilerin, diğer pozisyonlara nazaran yapay zekâ yöneticiye daha sıcak baktığı görülmektedir. Bunu destekler nitelikte hem Oracle’ın hem de Avrupa Komisyonu’nun yaptığı çalışmada, erkeklerin kadınlara oranla yapay zekaya karşı tutumlarının daha olumlu olduğu bilinmektedir. Ek olarak, 34 yaş ve altındaki kişilerin yapay zekaya karşı daha pozitif bir tutum içerisinde olmasının teknolojiye karşı ilgi, merak ve becerilerinin daha yüksek olmasından kaynaklandığı ifade edilebilir. Zira, Glikson ve arkadaşlarının (2020) yaptığı çalışmada, yapay zekaya karşı güvenin yaş, cinsiyet vb. pek çok faktör tarafından belirlendiği ifade edilmektedir.</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-29149 size-full" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/03/iku2.jpg" alt="" width="597" height="383" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/03/iku2.jpg 597w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/03/iku2-300x192.jpg 300w" sizes="(max-width: 597px) 100vw, 597px" /></p>
<p>Otomasyon ve yapay zeka teknolojilerindeki gelişmeler her geçen gün daha karmaşık problemlere çözüm sunmaktadır. Etik tartışmalar ve hükümetlerin otomasyon kaynaklı işsizliğe çözüm için yapmayı planladığı regülasyonlar sürerken, bu teknolojiler hız kesmeden gelişmeye ve toplumu şekillendirmeye devam etmektedir. Tüm bunlar olurken, çalışanların bu konudaki duygu ve tutumlarının ne olduğu da önemli bir merak konusudur. Bu çalışmada, kısıtlı da olsa insanların yapay zekaya karşı bakış açılarını incelemeye çalıştık ancak bu konuda daha fazla çalışmanın yapılmasının gerekli olduğu kanaatindeyiz.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Deniz Elber Börü (Marmara Üniversitesi), Mustafa Bekmezci (Kültür Üniversitesi, Girişimcilik Bölümü)</strong></p>
<p><strong>Kaynak:</strong></p>
<p>Eurobarometer, S. (2012). Public attitudes towards robots. European Commission.</p>
<p>New Study: 64% of People Trust a Robot More Than Their Manager. (2019, October 15).</p>
<p>New Study: 64% of People Trust a Robot More Than Their Manager. Retrieved February 2, 2023, from https://www.oracle.com/corporate/pressrelease/robots-at-work-101519.html</p>
<p>Glikson, E., &amp; Woolley, A. W. (2020). Human trust in artificial intelligence: Review of empirical research. Academy of Management Annals, 14(2), 627-660.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/teknoyasam/yapay-zeka-tarafindan-yonetilmek-istiyor-muyuz-2">Yapay zeka tarafından yönetilmek istiyor muyuz? &#8211; 2</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">29145</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yapay zeka tarafından yönetilmek istiyor muyuz? &#8211; 1</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/teknoyasam/yapay-zeka-tarafindan-yonetilmek-istiyor-muyuz-1</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Mar 2023 09:08:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoyaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[AI]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[chatGPT]]></category>
		<category><![CDATA[ChatSonic]]></category>
		<category><![CDATA[DALL-e 2]]></category>
		<category><![CDATA[finans]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[insan yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[işsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[LaMDA]]></category>
		<category><![CDATA[luddite hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[python kodu]]></category>
		<category><![CDATA[robot]]></category>
		<category><![CDATA[robot fobisi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sanayi devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[strateji]]></category>
		<category><![CDATA[teknik]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[ulaşım]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yazılım]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=29104</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yazıda yer alan metindeki cümlelerin bazıları ChatSonic adlı bir yapay zekâ tarafından yazıldı, hangi cümlelerin yapay zekâ tarafından yazıldığını ayırt edebiliyor musunuz? Eğer ayırt edemediyseniz yalnız değilsiniz&#8230; Yapay zeka artık her yerde? Peki yapay zeka tarafından yönetilmeye hazır mısınız? İngiltere’de 1811 yılında endişeli ancak daha çok kızgın olan bir grup insan “makinelere ölüm” diye bağırarak geçimlerini sağladıkları tekstil endüstrisini gittikçe domine eden makinelere saldırmaya, kırmaya ve parçalamaya başladı. Dokuma makinelerinin, uzun sürede elde ettikleri zanaatı ellerinden alarak, onları işsiz bırakacağından korkan bu insanların başlattıkları isyan kısa sürede tüm İngiltere’ye yayıldı. ‘Luddite Hareketi’ olarak bilinen bu isyan bir yıl içinde 18 kişinin idamı ve yüzlercesinin Avustralya’ya sürgün edilmesi ile bastırılmış olsa da makinelerin insanların işlerini elinden alacağına dair endişe ve korku insanlar içerisinde var olmaya devam etti. Otomasyon nedeniyle işten çıkarmalara dair endişe yeni değil. Sanayi Devrimi&#8217;nden bu yana artarak devam ediyor. Otomasyon teknolojileri geliştikçe bu durumun devam etmesi muhtemel. İlk kez ekonomist Keynes tarafından 1930 yılında ifade edilen Teknolojik İşsizlik kavramı, yapay zekâ ve robot teknolojilerinde yaşanan gelişmelerle birlikte son on yıllarda yeniden alevlendi. İşlerin tamamen makinelere devredildiği post-kapitalist bir dönemi ifade eden teknolojik tekillik gibi iyimser senaryoların yanı sıra; yüksek işsizlik ve gelir dağılımda artan dengesizlik ile varoluşsal güvencesizlik duyan çoğunlukların olacağını söyleyen kötümser senaryolara kadar farklı bakış açıları ile bu konu değerlendiriliyor. Küresel asgari ücret, robot korkusu, teknofobi, yeteneksizleşme, iş yeri standardizasyonu, robot, robotlarla çalışma isteği, robotlara duyulan güven ve benzeri pek çok kavramın tartışılması bu konuya olan merakın arttığını gösteriyor. Bugün mahkemelerden, bulaşık makinelerine kadar yapay zekayı hayatımızın her alanında görüyoruz. Yapay zeka, sağlık, finans ve ulaşım gibi alanlarda kullanılıyor ve giderek daha karmaşık görevleri üstlenebilir hale geliyor. Eskiden tekrara dayalı, duygusal ya da yaratıcı zekâ gerektirmeyen işlerde gördüğümüz yapay zekaya, GPT-3’te olduğu gibi yaratıcılık gerektiren işlerde ve LaMDA gibi duygusal rollere sahip robotlarda da şahit oluyoruz. Örneğin DALL-e 2 adlı yapay zekâ hayal edilen en absürt kompozisyonları dahi kısa sürede resmedebiliyor (sağda). Bir başka örnek ise ChatGPT, bir sohbet uygulaması olarak geliştirilen bu yapay zekaya istediğiniz soruları sorabilirsiniz. Örneğin, bir yemek tarifinden, bir problemi çözmek için gerekli olan Python kodunun ne olduğuna kadar. Şüphesiz bu örnekler çoğaltılabilir. Burada okuyuculara bir soru sormak istiyoruz. Yukarıda yer alan metindeki cümlelerin bazıları ChatSonic adlı bir yapay zekâ tarafından yazıldı, hangi cümlelerin yapay zekâ tarafından yazıldığını ayırt edebiliyor musunuz? Eğer ayırt edemediyseniz yalnız değilsiniz zira 2019 yılı Aralık ayında İngiltere’de gerçekleştirilen seçimlerin sonuçlarına dair BBC’de yayımlanan 649 makalenin tamamı yapay zeka tarafından yazılmıştı ve kimse açıklanana kadar bunu fark etmemişti. Nitekim aşağıdaki tırnak içerisinde yer alan metin, ChatGPT’nin “Yapay zekâ insanları işsiz bırakabilir mi?” sorusuna verdiği cevabı göstermektedir: “Evet, yapay zekâ insanları işsiz bırakabilir. Bazı işleri, insanların yapabileceklerinden daha hızlı ve doğru bir şekilde yapabilir. Bu nedenle, yapay zekâ teknolojisinin gelişmesiyle birlikte, insanların bu işleri yapmasına gerek kalmayabilir. … Ancak insanların yapabileceklerinin tamamını yapmaya veya insanların yerine geçmeye yetenekli değildir. Bu nedenle, yapay zekâ insanların tamamını işsiz bırakamaz.” Bu tartışmalar, yönetim ve organizasyon alanında çalışan akademisyenlerin de uzun bir süredir ilgisini çekmektedir. İlk kez 1983 yılında Holloway tarafından yazılan “Stratejik Yönetim ve Yapay Zekâ” adlı makaleyle, yapay zekanın ne zaman ve nasıl yöneticilerin rollerini paylaşacağı yahut tamamen ele geçireceği tartışması başlamıştı. Ardından 1986 yılında, Geisler tarafından yayımlanan “Yapay Yönetim ve Yapay Yönetici” isimli makalede, yönetime dair pek çok fonksiyonun ileri bir gelecekte yapay zekâ tarafından icra edileceği, bu değişimin orta kademe yönetimde başlayacağı ve bununla birlikte birtakım etik kaygıların artacağı ifade edilmişti. Aşağıda yer alan resimde de, Geisler yapay yönetimi resmetmeye çalışmıştır. Günümüzde de ‘yapay zeka yönetici olabilir mi?’ sorusu sıklıkla sorulmakta, bu konuda çeşitli akademisyenler tarafından tahminler ve tartışmalar yürütülmektedir. Ancak, burada tartışılması gereken bir diğer önemli konu çalışanların ve yöneticilerin bu duruma nasıl yaklaşacağıdır. Bu nedenle, örgütlerde çalışan kişiler gözünden, yapay zekaya dair tutum, beklenti ve güveni anlamak üzere 2020 yılında, 1111 kişi üzerinde bir çalışma yürüttük. Bir sonraki yazımızda, yaptığımız bu çalışmanın sonuçları üzerine, çalışanların yapay zeka yöneticilere dair tutum, güven ve beklentilerini açıklayacağız. Prof. Dr. Deniz Elber Börü (Marmara Üniversitesi), Mustafa Bekmezci (Kültür Üniversitesi, Girişimcilik Bölümü) Kaynak: Geisler, E. (1986). Artificial management and the artificial manager. Business Horizons, 29(4), 17-21. Holloway, C. (1983). Strategic management and artificial intelligence. Long Range Planning, 16(5), 89-93. Frey, C. B., &#38; Osborne, M. (2013). The future of employment.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/teknoyasam/yapay-zeka-tarafindan-yonetilmek-istiyor-muyuz-1">Yapay zeka tarafından yönetilmek istiyor muyuz? &#8211; 1</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;">Bu yazıda yer alan metindeki cümlelerin bazıları <strong>ChatSonic</strong> adlı bir yapay zekâ tarafından yazıldı, hangi cümlelerin yapay zekâ tarafından yazıldığını ayırt edebiliyor musunuz? Eğer ayırt edemediyseniz yalnız değilsiniz&#8230; Yapay zeka artık her yerde? Peki yapay zeka tarafından yönetilmeye hazır mısınız? </span></p>
<p><span style="color: #000000;">İngiltere’de 1811 yılında endişeli ancak daha çok kızgın olan bir grup insan “makinelere ölüm” diye bağırarak geçimlerini sağladıkları tekstil endüstrisini gittikçe domine eden makinelere saldırmaya, kırmaya ve parçalamaya başladı. Dokuma makinelerinin, uzun sürede elde ettikleri zanaatı ellerinden alarak, onları işsiz bırakacağından korkan bu insanların başlattıkları isyan kısa sürede tüm İngiltere’ye yayıldı. ‘Luddite Hareketi’ olarak bilinen bu isyan bir yıl içinde 18 kişinin idamı ve yüzlercesinin Avustralya’ya sürgün edilmesi ile bastırılmış olsa da makinelerin insanların işlerini elinden alacağına dair endişe ve korku insanlar içerisinde var olmaya devam etti. Otomasyon nedeniyle işten çıkarmalara dair endişe yeni değil. Sanayi Devrimi&#8217;nden bu yana artarak devam ediyor. Otomasyon teknolojileri geliştikçe bu durumun devam etmesi muhtemel.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">İlk kez ekonomist Keynes tarafından 1930 yılında ifade edilen Teknolojik İşsizlik kavramı, yapay zekâ ve robot teknolojilerinde yaşanan gelişmelerle birlikte son on yıllarda yeniden alevlendi. İşlerin tamamen makinelere devredildiği post-kapitalist bir dönemi ifade eden teknolojik tekillik gibi iyimser senaryoların yanı sıra; yüksek işsizlik ve gelir dağılımda artan dengesizlik ile varoluşsal güvencesizlik duyan çoğunlukların olacağını söyleyen kötümser senaryolara kadar farklı bakış açıları ile bu konu değerlendiriliyor. Küresel asgari ücret, robot korkusu, teknofobi, yeteneksizleşme, iş yeri standardizasyonu, robot, robotlarla çalışma isteği, robotlara duyulan güven ve benzeri pek çok kavramın tartışılması bu konuya olan merakın arttığını gösteriyor.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-29109 size-medium alignright" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/03/dall2-300x290.jpeg" alt="" width="300" height="290" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/03/dall2-300x290.jpeg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/03/dall2-1024x989.jpeg 1024w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p><span style="color: #000000;">Bugün mahkemelerden, bulaşık makinelerine kadar yapay zekayı hayatımızın her alanında görüyoruz. Yapay zeka, sağlık, finans ve ulaşım gibi alanlarda kullanılıyor ve giderek daha karmaşık görevleri üstlenebilir hale geliyor. Eskiden tekrara dayalı, duygusal ya da yaratıcı zekâ gerektirmeyen işlerde gördüğümüz yapay zekaya, GPT-3’te olduğu gibi yaratıcılık gerektiren işlerde ve LaMDA gibi duygusal rollere sahip robotlarda da şahit oluyoruz. Örneğin DALL-e 2 adlı yapay zekâ hayal edilen en absürt kompozisyonları dahi kısa sürede resmedebiliyor (sağda). Bir başka örnek ise ChatGPT, bir sohbet uygulaması olarak geliştirilen bu yapay zekaya istediğiniz soruları sorabilirsiniz. Örneğin, bir yemek tarifinden, bir problemi çözmek için gerekli olan Python kodunun ne olduğuna kadar.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Şüphesiz bu örnekler çoğaltılabilir. Burada okuyuculara bir soru sormak istiyoruz. Yukarıda yer alan metindeki cümlelerin bazıları ChatSonic adlı bir yapay zekâ tarafından yazıldı, hangi cümlelerin yapay zekâ tarafından yazıldığını ayırt edebiliyor musunuz? Eğer ayırt edemediyseniz yalnız değilsiniz zira 2019 yılı Aralık ayında İngiltere’de gerçekleştirilen seçimlerin sonuçlarına dair BBC’de yayımlanan 649 makalenin tamamı yapay zeka tarafından yazılmıştı ve kimse açıklanana kadar bunu fark etmemişti.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Nitekim aşağıdaki tırnak içerisinde yer alan metin, ChatGPT’nin “Yapay zekâ insanları işsiz bırakabilir mi?” sorusuna verdiği cevabı göstermektedir: “Evet, yapay zekâ insanları işsiz bırakabilir. Bazı işleri, insanların yapabileceklerinden daha hızlı ve doğru bir şekilde yapabilir. Bu nedenle, yapay zekâ teknolojisinin gelişmesiyle birlikte, insanların bu işleri yapmasına gerek kalmayabilir. … Ancak insanların yapabileceklerinin tamamını yapmaya veya insanların yerine geçmeye yetenekli değildir. Bu nedenle, yapay zekâ insanların tamamını işsiz bırakamaz.”</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu tartışmalar, yönetim ve organizasyon alanında çalışan akademisyenlerin de uzun bir süredir ilgisini çekmektedir. İlk kez 1983 yılında Holloway tarafından yazılan “Stratejik Yönetim ve Yapay Zekâ” adlı makaleyle, yapay zekanın ne zaman ve nasıl yöneticilerin rollerini paylaşacağı yahut tamamen ele geçireceği tartışması başlamıştı. Ardından 1986 yılında, Geisler tarafından yayımlanan “Yapay Yönetim ve Yapay Yönetici” isimli makalede, yönetime dair pek çok fonksiyonun ileri bir gelecekte yapay zekâ tarafından icra edileceği, bu değişimin orta kademe yönetimde başlayacağı ve bununla birlikte birtakım etik kaygıların artacağı ifade edilmişti. Aşağıda yer alan resimde de, Geisler yapay yönetimi resmetmeye çalışmıştır. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Günümüzde de ‘yapay zeka yönetici olabilir mi?’ sorusu sıklıkla sorulmakta, bu konuda çeşitli akademisyenler tarafından tahminler ve tartışmalar yürütülmektedir. Ancak, burada tartışılması gereken bir diğer önemli konu çalışanların ve yöneticilerin bu duruma nasıl yaklaşacağıdır. Bu nedenle, örgütlerde çalışan kişiler gözünden, yapay zekaya dair tutum, beklenti ve güveni anlamak üzere 2020 yılında, 1111 kişi üzerinde bir çalışma yürüttük. Bir sonraki yazımızda, yaptığımız bu çalışmanın sonuçları üzerine, çalışanların yapay zeka yöneticilere dair tutum, güven ve beklentilerini açıklayacağız.</span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Prof. Dr. Deniz Elber Börü (Marmara Üniversitesi), Mustafa Bekmezci (Kültür Üniversitesi, Girişimcilik Bölümü)</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Kaynak:</span></strong></p>
<p><span style="color: #000000;">Geisler, E. (1986). Artificial management and the artificial manager. Business Horizons, 29(4), 17-21.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Holloway, C. (1983). Strategic management and artificial intelligence. Long Range Planning, 16(5), 89-93.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Frey, C. B., &amp; Osborne, M. (2013). The future of employment.</span></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/teknoyasam/yapay-zeka-tarafindan-yonetilmek-istiyor-muyuz-1">Yapay zeka tarafından yönetilmek istiyor muyuz? &#8211; 1</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">29104</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Hayal kurmak ve özgür olmak</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/ali-akurgal/hayal-kurmak-ve-ozgur-olmak</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Akurgal]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Oct 2019 07:40:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ali Akurgal]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[hayal kurmak]]></category>
		<category><![CDATA[özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[ulaşım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=15402</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeniliğe giden yolun başlangıç noktası hayal kurmak. Hayal kuramıyorsanız, başkasının hayalleri ile “idare etmeniz” gerekiyor. Ülkemizde, hayal kurma alışkanlığını giderek kaybediyoruz. Eğitim sistemimiz, bize “sorunlarımıza hangi çözümlerin çare olacağını giderek daha fazla gösteren” bir şekle dönüşüyor. Böyle yetişmiş kişi, çözümü ezberletilmemiş bir sorunla karşılaşınca kendisi çözüm üretemiyor. İşin başı eğitim diyoruz ya, ne tür bir eğitim derseniz, insanların sorunları için kendi çözümlerini hayal etmelerini ve hayal ettiklerini hayata geçirmeleri için gerekli bilgi ve öğrenme altyapısını sağlayan bir eğitim. Bu da yeterli değil, kişinin hayal kurması, toplumun ya da devletin baskısı ile kısıtlanıyorsa, gene bir yere varamıyorsunuz. Tam özgürlük gerek. Hiçbir fikrin “zararlı” olarak nitelenmediği bir çevre gerek. Hayal etmekte sınır olmamalı. Ama, gerçekleştirilebilir, ayakları, en azından birkaç tanesi yere basan hayaller kurmalısınız. Hayatımıza giren birçok yenilik, bilim-kurgu filmlerinde hayal edilerek başladı. Star Trek (Uzay Yolu) dizisinde üst düzey mürettebatın gemi ile iletişim kurduğu “cep telefonları” günümüzde o dizide hayal edilenin çok ötesinde yeteneklerle cebimizde. GSM yalnızca çeyrek asırdır kullanımda. Ama hemen hepimiz, sanki atalarımız bile cep telefonu kullanırmış gibi onu benimsemiş durumdayız. Demek bunu hayal edenler güçlü ve gerçekçi bir hayal süreci yaşamışlar. GSM, AB’de yönlendirici gücün “Avrupa’nın bir ucundan diğerine kesintisiz iletişim sağlayacak bir hücresel sistem” tanımı ile ayakları ciddi biçimde yere basan bir hayal olarak başladı. Öyle bir başarıya ulaştı ki, bırakın Avrupa’yı, dünyanın her yerinde kesintisiz çalışıyor. Burada teknolojik yenilik kadar, işletme yöntemindeki yeniliğin de (rakiplerin işbirliği) payı var. Üzerine, GSM telefonların ABD’deki benzerlerine göre daha küçük ve hafif olması da eklenince başarı geldi. Demek ki: “Hayal edeceğiz”, “Özgür olacağız”. Ufukları zorlayalım: Gelecekte şehir içi ulaşım Ne yazık ki, şehirlerimizi planlı biçimde kuramıyoruz. İnsanlar kuralsız olarak yerleşiyorlar, onlara medeniyet (yol, su, elektrik, belediye hizmetleri gaz ve iletişim) sonradan sağlanıyor. Ulaşım en son ele alınıyor. Toplu taşıma olanakları keşke yeterli olarak her noktaya ulaşsa, şehir içinde araç kullanmaya hiç gerek kalmasa. Ama günümüzdeki şehirleşme yapısı ve ulaşım mantığı çerçevesinde olmuyor. Üstelik, şehir içini çözseniz bile, şehir dışına çıktığınızda bir araç kullanmanız, dahası, onu evinize yakın bir yerde tutmanız gerekiyor. Hayal kurmadan bir “yenilik” yapılamıyor, gelişmiş ülkelerde dile getirilen ama yakın zamanda uygulama olanağı pek olmayan, bilim-kurgu filmlerindeki fantezilerden öteye geçemeyen çözümlere bakalım: İBB’nin Sahilyolu’nda kiralık bisiklet bulundurması gibi, tek kişilik, iki kişilik, çok kişilik taşıt araçlarının bir elektronik çağrı ile kapınıza geleceği; sizi istediğiniz yere şoförsüz olarak götüreceği kişisel ulaşım sistemi yakın zamanda pek mümkün görünmüyor. Olsa, şoförsüz olduklarından tampon tampona yol alabilecek, böylece yolu en verimli şekilde kullanacaklar. Ama, şehir içinde elektrikli araçların yaygınlaşması, hattâ belediyelerin şehrin hava kalitesini korumak için elektrikli araçları zorunlu tutması gündeme geliyor. Bu araçları “yolda giderken temassız şarj etme” düşüncesi de yer etmeye başladı. Enerjili alan dışına çıkınca da, aküden yola devam. Enerjisi ile yola “bağımlı” olan bu araçlar, gideceği yere doğru izleyeceği yolu en kısa süreli kılmak için de bir trafik yönetim sistemi tarafından yönlendirilecek. Teknolojik darboğazlar enerjinin depolanması ve aktarımı. Günümüzde, benzinliğe gittiğinizde deponuza 2 dakikada 50 litre yakıt dolduruyorlar ve siz bununla 700km yol gidebiliyorsunuz. Buna yakın bir çözüm gerek. Ali Akurgal</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/ali-akurgal/hayal-kurmak-ve-ozgur-olmak">Hayal kurmak ve özgür olmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeniliğe giden yolun başlangıç noktası hayal kurmak. Hayal kuramıyorsanız, başkasının hayalleri ile “idare etmeniz” gerekiyor. Ülkemizde, hayal kurma alışkanlığını giderek kaybediyoruz. Eğitim sistemimiz, bize “sorunlarımıza hangi çözümlerin çare olacağını giderek daha fazla gösteren” bir şekle dönüşüyor. Böyle yetişmiş kişi, çözümü ezberletilmemiş bir sorunla karşılaşınca kendisi çözüm üretemiyor.</p>
<p>İşin başı eğitim diyoruz ya, ne tür bir eğitim derseniz, <strong>insanların sorunları için kendi çözümlerini hayal etmelerini ve hayal ettiklerini hayata geçirmeleri için gerekli bilgi ve öğrenme altyapısını sağlayan bir eğitim</strong>. Bu da yeterli değil, kişinin hayal kurması, toplumun ya da devletin baskısı ile kısıtlanıyorsa, gene bir yere varamıyorsunuz. Tam özgürlük gerek. Hiçbir fikrin “zararlı” olarak nitelenmediği bir çevre gerek.</p>
<p>Hayal etmekte sınır olmamalı. Ama, gerçekleştirilebilir, ayakları, en azından birkaç tanesi yere basan hayaller kurmalısınız. Hayatımıza giren birçok yenilik, bilim-kurgu filmlerinde hayal edilerek başladı. Star Trek (Uzay Yolu) dizisinde üst düzey mürettebatın gemi ile iletişim kurduğu “cep telefonları” günümüzde o dizide hayal edilenin çok ötesinde yeteneklerle cebimizde. GSM yalnızca çeyrek asırdır kullanımda. Ama hemen hepimiz, sanki atalarımız bile cep telefonu kullanırmış gibi onu benimsemiş durumdayız. Demek bunu hayal edenler güçlü ve gerçekçi bir hayal süreci yaşamışlar.</p>
<p>GSM, AB’de yönlendirici gücün “Avrupa’nın bir ucundan diğerine kesintisiz iletişim sağlayacak bir hücresel sistem” tanımı ile ayakları ciddi biçimde yere basan bir hayal olarak başladı. Öyle bir başarıya ulaştı ki, bırakın Avrupa’yı, dünyanın her yerinde kesintisiz çalışıyor. Burada teknolojik yenilik kadar, işletme yöntemindeki yeniliğin de (rakiplerin işbirliği) payı var. Üzerine, GSM telefonların ABD’deki benzerlerine göre daha küçük ve hafif olması da eklenince başarı geldi.</p>
<p>Demek ki: “Hayal edeceğiz”, “Özgür olacağız”.</p>
<p><strong>Ufukları zorlayalım: Gelecekte şehir içi ulaşım</strong></p>
<p>Ne yazık ki, şehirlerimizi planlı biçimde kuramıyoruz. İnsanlar kuralsız olarak yerleşiyorlar, onlara medeniyet (yol, su, elektrik, belediye hizmetleri gaz ve iletişim) sonradan sağlanıyor. Ulaşım en son ele alınıyor. Toplu taşıma olanakları keşke yeterli olarak her noktaya ulaşsa, şehir içinde araç kullanmaya hiç gerek kalmasa. Ama günümüzdeki şehirleşme yapısı ve ulaşım mantığı çerçevesinde olmuyor. Üstelik, şehir içini çözseniz bile, şehir dışına çıktığınızda bir araç kullanmanız, dahası, onu evinize yakın bir yerde tutmanız gerekiyor.</p>
<p>Hayal kurmadan bir “yenilik” yapılamıyor, gelişmiş ülkelerde dile getirilen ama yakın zamanda uygulama olanağı pek olmayan, bilim-kurgu filmlerindeki fantezilerden öteye geçemeyen çözümlere bakalım: İBB’nin Sahilyolu’nda kiralık bisiklet bulundurması gibi, tek kişilik, iki kişilik, çok kişilik taşıt araçlarının bir elektronik çağrı ile kapınıza geleceği; sizi istediğiniz yere şoförsüz olarak götüreceği kişisel ulaşım sistemi yakın zamanda pek mümkün görünmüyor. Olsa, şoförsüz olduklarından tampon tampona yol alabilecek, böylece yolu en verimli şekilde kullanacaklar.</p>
<p>Ama, şehir içinde elektrikli araçların yaygınlaşması, hattâ belediyelerin şehrin hava kalitesini korumak için elektrikli araçları zorunlu tutması gündeme geliyor. Bu araçları “yolda giderken temassız şarj etme” düşüncesi de yer etmeye başladı. Enerjili alan dışına çıkınca da, aküden yola devam. Enerjisi ile yola “bağımlı” olan bu araçlar, gideceği yere doğru izleyeceği yolu en kısa süreli kılmak için de bir trafik yönetim sistemi tarafından yönlendirilecek. Teknolojik darboğazlar enerjinin depolanması ve aktarımı. Günümüzde, benzinliğe gittiğinizde deponuza 2 dakikada 50 litre yakıt dolduruyorlar ve siz bununla 700km yol gidebiliyorsunuz. Buna yakın bir çözüm gerek.</p>
<p><strong>Ali Akurgal</strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/ali-akurgal/hayal-kurmak-ve-ozgur-olmak">Hayal kurmak ve özgür olmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15402</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Şehir inovasyonu: Londra öncü oluyor</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/sehir-inovasyonu-londra-oncu-oluyor</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 May 2017 10:49:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></category>
		<category><![CDATA[akıllı sokak]]></category>
		<category><![CDATA[altyapı]]></category>
		<category><![CDATA[bisiklet]]></category>
		<category><![CDATA[egzoz]]></category>
		<category><![CDATA[hava kirliliği]]></category>
		<category><![CDATA[inovasyon]]></category>
		<category><![CDATA[londra]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[trafik]]></category>
		<category><![CDATA[ulaşım]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=6409</guid>

					<description><![CDATA[<p>Londra’nın “merkezi” diye tanımlanan, ama merkezin sadece bir kısmını kapsayan “araç girdi” bölgesine günlük giriş ücreti olan 11.5 Sterlin üzerine 10 Sterlin daha zam geliyor. Artış, bizim paramızla 50 TL sayılır. Zam, Ekim&#8217;de başlayacak. Böylece, bir özel aracın bu tanımlı bölgeye girmesi, tek bir seferde sürücüye 21.5 Sterline mal olacak. Bizim paramızla 125 lirayı aşıyor. Taksiler bu ücreti ödemeyecek. Söz konusu bölgenin taa merkezine kadar girmeyip, bir kenarından girip öbür kenarından çıkmak için de bu ücret ödeniyor. Bizim de uyguladığımız, aracın ön camına yapışık cihazla, araç girdi bölgesinin cihazı göz göze gelip, hesabınızdan bu parayı hop çekiyor. Hava kirliliğini azaltmak Bu bölgeye giriş zammı 8 Nisan 2019’dan itibaren daha da artacak. Nedeni: Dizel kullanmayı caydırmak, trafiği seyreltmek, şehirde hava kirliliğini azaltmak. Belediye Başkanı, Londra’nın 2003’ten beri uygulanan araç girdi bölgesinin adını 2019’dan itibaren Ultra Düşük Emisyon Bölgesi olarak değiştirecek. Bize, uzay kadar uzak bu isimle amaçlanan hedef, egzozlardan çıkan zararlı gazları olabildiğince düşük düzeye indirmek. Egzoz gazı gözle görülmüyor diye, “yok” değil. Dizel yakın yıllara kadar kraldı: Gemileri, otomobilleri, tankları ve trenleri ucuza ve hızla yürütüyordu. Ama kısa sürede istenmeyen yakıt oldu. Elektrikli otomobiller yollara çıkmaya başlamışken, dizel, kömür kadar eski bir 19’uncu yüzyıl antikası artık. Yürüme ve bisiklet çarı İleri teknoloji ve bilgi toplumları, daha da ilerlemek için yenilikçi kamu görevi tanımları uyduruyorlar: Örneğin New York’ta kamu taşımacılığından sorumlu MTA Kurumu’nun başına atanan genel müdürün yetkileri o kadar genişletilmişti ki kendisine “Çar” denilmeye başlandı. Sonradan, bütün şehrin (daha doğrusu en çok trafik sorunu olan Manhattan’ın) ulaşım sorunlarını çözmek üzere atanan Janette Sadık-Khan da “Ulaşım Çarı” unvanıyla tanındı. Londra Belediye Başkanı da Nike’ın Küresel Ortaklıklar Yöneticisi Will Norman’ı “Yürüme ve Bisiklet Çarı” olarak atadı. Yönetişim, katılımcılık, çoğulculuk gibi bize fazla uzak kavramları gündelik yaşamına kaydetmiş ileri bilgi toplumları, sorunları çözmek için hiyerarşiye, mevzuata değil, uygulamaya odaklanıyor. Londra nasıl yaptı? Belediye, 2002’de tanımladığı bölgeye “C” adını verdi. İngilizce “congestion=trafik sıkışıklığı” anlamına. Birinci amaç, trafik yoğunluğunu azaltmaktı. İkinci amaç, hava kirliliğini azaltmaktı. Nitekim, elektrikli otomobiller araç girdi ücreti ödemeyecekti. Geri kalanların (taksi, otobüs, ambülans dışında) gündelik ücreti 5 Sterlin olacaktı. Ödeme için abone sistemiyle, internet üzerinden, cep telefonuyla, kredi kartıyla, bankamatikten ödeme kolaylığı sağlandı. Araç girdi parasını gece 10’a kadar ödemeyenlerden ceza alındı. O bölgede yaşayanlara indirim yapıldı. 17 Şubat 2003’ten itibaren uygulama başladı. Belediye elde ettiği gelirden, trafiğin ve hava kirliliğinin azalmasından o kadar memnun oldu ki, paralı bölgeyi 2007’de genişletti. Ama protestolar üzerine genişlemeyi 2011’de iptal etti. 2005’te C Bölgesi’ne giriş ücretini 5 Sterlin’den 7’ye çıkartmıştı. O zamanın kuruna göre 20 TL kadar. Şimdi ücret 11.5 Sterlin (60 TL kadar). Ve zamlanacak. Hem de çok&#8230; Ve sırada akıllı sokak Londra’nın en işlek, en turistik alışveriş, eğlence, yeme içme semti West End’de bir sokak (Bilenler için: Bird Street), fütüristik bir altyapı yenilemesiyle “akıllı sokak” yapılacak. Tamamen yayalara açılacak. Yere döşenecek duyargalı malzemeyle, adımları elektriğe dönüştürecek. Sokağın aydınlatmasını bu sağlayacak. Sokakta kullanılacak badana-boya, havayı temizleyen cinsten olacak. Sokaktaki dükkan ve mağazaların çoğu “kondu-kalktı” (pop-up) olacak: Çabucak kurulan, kısa süre hizmet veren, hemen yok olan dükkanlar. Yerini yenisi, daha farklı konsept, tasarım, ürünle alacak. Bu sokaktaki uygulama, şehrin en yüksek ciro üretim merkezi West End’i daha da cazip hale getirmek için kurulan New West End Company’nin sorumluluğunda. Akıllı Belediye, akıllı özel sektörle el ele.  Edip Emil Öymen  *Bu yazı 05.05.2017 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/sehir-inovasyonu-londra-oncu-oluyor">Şehir inovasyonu: Londra öncü oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Londra’nın “merkezi” diye tanımlanan, ama merkezin sadece bir kısmını kapsayan “araç girdi” bölgesine günlük giriş ücreti olan 11.5 Sterlin üzerine 10 Sterlin daha zam geliyor. Artış, bizim paramızla 50 TL sayılır. Zam, Ekim&#8217;de başlayacak. Böylece, bir özel aracın bu tanımlı bölgeye girmesi, tek bir seferde sürücüye 21.5 Sterline mal olacak. Bizim paramızla 125 lirayı aşıyor. Taksiler bu ücreti ödemeyecek.</p>
<p>Söz konusu bölgenin taa merkezine kadar girmeyip, bir kenarından girip öbür kenarından çıkmak için de bu ücret ödeniyor. Bizim de uyguladığımız, aracın ön camına yapışık cihazla, araç girdi bölgesinin cihazı göz göze gelip, hesabınızdan bu parayı hop çekiyor.</p>
<p><strong>Hava kirliliğini azaltmak</strong></p>
<p>Bu bölgeye giriş zammı 8 Nisan 2019’dan itibaren daha da artacak. Nedeni: Dizel kullanmayı caydırmak, trafiği seyreltmek, şehirde hava kirliliğini azaltmak.</p>
<p>Belediye Başkanı, Londra’nın 2003’ten beri uygulanan araç girdi bölgesinin adını 2019’dan itibaren Ultra Düşük Emisyon Bölgesi olarak değiştirecek. Bize, uzay kadar uzak bu isimle amaçlanan hedef, egzozlardan çıkan zararlı gazları olabildiğince düşük düzeye indirmek. Egzoz gazı gözle görülmüyor diye, “yok” değil.</p>
<p>Dizel yakın yıllara kadar kraldı: Gemileri, otomobilleri, tankları ve trenleri ucuza ve hızla yürütüyordu. Ama kısa sürede istenmeyen yakıt oldu. Elektrikli otomobiller yollara çıkmaya başlamışken, dizel, kömür kadar eski bir 19’uncu yüzyıl antikası artık.</p>
<p><strong>Yürüme ve bisiklet çarı</strong></p>
<p>İleri teknoloji ve bilgi toplumları, daha da ilerlemek için yenilikçi kamu görevi tanımları uyduruyorlar: Örneğin New York’ta kamu taşımacılığından sorumlu MTA Kurumu’nun başına atanan genel müdürün yetkileri o kadar genişletilmişti ki kendisine “Çar” denilmeye başlandı. Sonradan, bütün şehrin (daha doğrusu en çok trafik sorunu olan Manhattan’ın) ulaşım sorunlarını çözmek üzere atanan Janette Sadık-Khan da “Ulaşım Çarı” unvanıyla tanındı. Londra Belediye Başkanı da Nike’ın Küresel Ortaklıklar Yöneticisi Will Norman’ı “Yürüme ve Bisiklet Çarı” olarak atadı. Yönetişim, katılımcılık, çoğulculuk gibi bize fazla uzak kavramları gündelik yaşamına kaydetmiş ileri bilgi toplumları, sorunları çözmek için hiyerarşiye, mevzuata değil, uygulamaya odaklanıyor.</p>
<p><strong>Londra nasıl yaptı?</strong></p>
<p>Belediye, 2002’de tanımladığı bölgeye “C” adını verdi. İngilizce “congestion=trafik sıkışıklığı” anlamına. Birinci amaç, trafik yoğunluğunu azaltmaktı. İkinci amaç, hava kirliliğini azaltmaktı. Nitekim, elektrikli otomobiller araç girdi ücreti ödemeyecekti. Geri kalanların (taksi, otobüs, ambülans dışında) gündelik ücreti 5 Sterlin olacaktı. Ödeme için abone sistemiyle, internet üzerinden, cep telefonuyla, kredi kartıyla, bankamatikten ödeme kolaylığı sağlandı. Araç girdi parasını gece 10’a kadar ödemeyenlerden ceza alındı. O bölgede yaşayanlara indirim yapıldı. 17 Şubat 2003’ten itibaren uygulama başladı.</p>
<p>Belediye elde ettiği gelirden, trafiğin ve hava kirliliğinin azalmasından o kadar memnun oldu ki, paralı bölgeyi 2007’de genişletti. Ama protestolar üzerine genişlemeyi 2011’de iptal etti. 2005’te C Bölgesi’ne giriş ücretini 5 Sterlin’den 7’ye çıkartmıştı. O zamanın kuruna göre 20 TL kadar. Şimdi ücret 11.5 Sterlin (60 TL kadar). Ve zamlanacak. Hem de çok&#8230;</p>
<p><strong>Ve sırada akıllı sokak</strong></p>
<p>Londra’nın en işlek, en turistik alışveriş, eğlence, yeme içme semti West End’de bir sokak (Bilenler için: Bird Street), fütüristik bir altyapı yenilemesiyle “akıllı sokak” yapılacak. Tamamen yayalara açılacak. Yere döşenecek duyargalı malzemeyle, adımları elektriğe dönüştürecek. Sokağın aydınlatmasını bu sağlayacak. Sokakta kullanılacak badana-boya, havayı temizleyen cinsten olacak. Sokaktaki dükkan ve mağazaların çoğu “kondu-kalktı” (pop-up) olacak: Çabucak kurulan, kısa süre hizmet veren, hemen yok olan dükkanlar. Yerini yenisi, daha farklı konsept, tasarım, ürünle alacak. Bu sokaktaki uygulama, şehrin en yüksek ciro üretim merkezi West End’i daha da cazip hale getirmek için kurulan New West End Company’nin sorumluluğunda. Akıllı Belediye, akıllı özel sektörle el ele.</p>
<p><strong> </strong><strong>Edip Emil Öymen</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>*Bu yazı 05.05.2017 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı</strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/sehir-inovasyonu-londra-oncu-oluyor">Şehir inovasyonu: Londra öncü oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6409</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Trafik kaosunun cebimize maliyeti yılda 8 milyar lira mı?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/trafik-kaosunun-cebimize-maliyeti-yilda-8-milyar-lira-mi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Feb 2017 05:47:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editör ne diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[4. sanayi devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[bütçe]]></category>
		<category><![CDATA[cerrah]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[cushing]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[fikir]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[haydarpaşa garı]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[insan olmak]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kaos]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[kural ihlali]]></category>
		<category><![CDATA[rant]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[trafik]]></category>
		<category><![CDATA[tren]]></category>
		<category><![CDATA[trump]]></category>
		<category><![CDATA[ulaşım]]></category>
		<category><![CDATA[uygarlık]]></category>
		<category><![CDATA[yenilik]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=5316</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doğan Kuban, İstanbul’un kaotik ve yaşanmaz bir kente dönüştüğünü ve Türkiye’yi çökerteceğini yazdı bir kaç kez. İstanbul’a kitlesel göçler ve her yıl katlanarak artan arabalar&#8230; Siyasi iktidarların hiçbirinin İstanbul’a göçü önleyecek bir ekonomik programı olmadığını biliyoruz. Anadolu’da ekonomisi güçlü çekim-cazibe merkezleri yaratmak, ancak ciddi planlamanın sonucu olabilir. Bu serbest piyasa kurallarıyla çözülecek bir sorun olamaz. Ama iktidarlar her zaman, kolay yoldan gittiler, İstanbul’u daha büyük bir rant alanına dönüştürecek projelere imza attılar. Ülkenin serveti bu kente yatırılıyor hâlâ. Dolayısıyla göçü, arabayı teşvik ediyor. İki ucu arasındaki mesafe 200 km’den fazla bir kent; bir canavar. İstanbul’daki kaos kaça mal oluyor bize? Çeşitli hesaplamalar var. Büyükşehir Ulaştırma danışmanı Mustafa Ilıcalı’nın 2014’te yaptığı bir açıklama var: yılda 6 milyar TL. Üniversitelerin yaptığı ölçümler de var: bir saatin 40 dakikası boşa geçiyor. Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu Lojistik Uygulamaları ve Araştırmaları Merkezi’nin 2014 Aralık tarihli ciddi araştırması (Prof. Dr. Okan Tuna ve Yrd. Doç. Dr. Serkan Gürsoy): Avrupa –Asya koridorunu her gün kullanan 200 bin aracın aylık kaybı, 2 milyon 185 TL. Araç başı 11 TL’ye yakın kayıp ki 2,5 yıl içinde bu katlanmıştır. Mayıs 2015’te Bahçeşehir Üniversitesi Ulaştırma Mühendisleri de, araştırmalarında 6 milyar ekonomik kayba işaret ediyordu. Cepten uçan rakam İstanbul’da yılda 6.5 milyar TL. Şimdi ise 8 milyarı bulmuştur! Ulaşım ağlarına milyarlar yatırılacak, kent büyüyecek, araba sayısı katlanacak ve sorun tabii ki çözümlenmeyecek. Bu kez yeni yollar, köprüler, tünellere yine milyarlar yatırılacak. Araba, trafik, ulaşım, sahiplik: değişiyor hepsi Bu sayımızda size, bizde izi bile gözükmeyen, dünyada yakın gelecekte uygulamaya konacak araçlar ve trafik sistemlerini gündeme getiriyoruz. Dünyada büyük kentlere akıllı teknolojik sistem çözümleri geliştiriliyor. Ayrıca bugünkü klasik arabaların yerini alacak örneğin sürücüsüz arabalar ve yeni yol sistemleri deneniyor.  Erdal Musoğlu birbiriyle, altyapıyla trafikle konuşan akıllı araç sistemlerini yazdı. Peki ya sürücüsüz arabalarla dolu trafiği düşleyebilir misiniz?! Sürücü hataları, yanlışlıkları ve kural çiğnemelerinden arınmış bir trafik nasıl olur? Reyhan Oksay ayrıca artık araba satın alma döneminin biteceğini haber veriyor bize! Ortak kullanım araçlarına dönüşecek hepsi ve park bulma sorunu da ortadan kalkacak… Dördüncü Sanayi Devrimi, klasik taşıt, yol, sahiplenme&#8230; Tüm bilinenleri silecek. “En son tahminlere bakarsanız otomobil üreticileri 2020-2025 arasında tam otomatik, insan müdahalesine gerek bırakmayan modellerini piyasaya sürmeyi planlıyor.” Düşünce Özgürlüğü ve Hukuk Doğan Kuban bu başlık altında, çok uyarıcı bir yazı kaleme aldı. Tarihsel olarak yoğuruyor bugünü ve diyor ki “İslam dünyasını da 1970’lerden bu yana yakından tanımak olanağını bulan bir gözlemci olarak, İslamın şu anda geleceği en karanlık toplumlarından biri olduğuna inanıyorum.” Atabay ve Kılıç, Cushing’i anlattıkları ikinci yazılarında, “Cushing, temel olarak, insan beynine cerrahi olarak müdahale edilebileceğini kanıtladı ve bunun yolunu gösterdi” diyor. Karaesmen, Haydarpaşa Garı üzerine yazarken, Ali Akurgal “Genç beyinlerde, canını vermeyi hedef hâline getirmeyi değil, bilim-kurgu düzeyinde, o gün var olmayan olanakları, teknikleri hayal etmeyi sağlamalıyız” diyerek yaratıcılığın yolunu gösteriyor: “Yenilik, beyinlerin kalıplara uydurulmadığı, fikir özgürlüğü ortamında kurulan hayallerden ortaya çıkar.” Tabii 4. Sanayi Devrimi söz konusu iken, Sinan Alçın’ın konu ile ilgili bütünleştirici yazısını anımsatmalıyız. Bayram Ali Eşiyok Trump-Çin geriliminin dünyanın ekonomik ve siyasi geleceğiyle ilgisini kurarken, Bozkurt Güvenç haber verelim ki insan olmak konusuna esaslı el attı ve bu konuda ilk yazısını yazdı. Kaçırmayın! Kültür ve uygarlığı canlı-üstü varlık olarak tanımlıyor! Günseli Gümüşel &#8220;Cumhuriyet’in yeni kadını&#8221; üzerine yazdı! Daha pek çok yazı ve konu ile dolu bir HBT karşınızda. Her Cuma bir hafta sürecek beyin besleme günü başlıyor. Geleceği başka türlü inşa etmemiz mümkün değil… Gelecek Cuma’ya kadar sevgiyle kalın&#8230;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/trafik-kaosunun-cebimize-maliyeti-yilda-8-milyar-lira-mi">Trafik kaosunun cebimize maliyeti yılda 8 milyar lira mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Doğan Kuban</strong>, İstanbul’un kaotik ve yaşanmaz bir kente dönüştüğünü ve Türkiye’yi çökerteceğini yazdı bir kaç kez. İstanbul’a kitlesel göçler ve her yıl katlanarak artan arabalar&#8230; Siyasi iktidarların hiçbirinin İstanbul’a göçü önleyecek bir ekonomik programı olmadığını biliyoruz. Anadolu’da ekonomisi güçlü çekim-cazibe merkezleri yaratmak, ancak ciddi planlamanın sonucu olabilir.</p>
<p>Bu serbest piyasa kurallarıyla çözülecek bir sorun olamaz. Ama iktidarlar her zaman, kolay yoldan gittiler, İstanbul’u daha büyük bir rant alanına dönüştürecek projelere imza attılar. Ülkenin serveti bu kente yatırılıyor hâlâ. Dolayısıyla göçü, arabayı teşvik ediyor. İki ucu arasındaki mesafe 200 km’den fazla bir kent; bir canavar.</p>
<p>İstanbul’daki kaos kaça mal oluyor bize? Çeşitli hesaplamalar var. Büyükşehir Ulaştırma danışmanı Mustafa Ilıcalı’nın 2014’te yaptığı bir açıklama var: yılda 6 milyar TL.</p>
<p>Üniversitelerin yaptığı ölçümler de var: bir saatin 40 dakikası boşa geçiyor. Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu Lojistik Uygulamaları ve Araştırmaları Merkezi’nin 2014 Aralık tarihli ciddi araştırması (Prof. Dr. Okan Tuna ve Yrd. Doç. Dr. Serkan Gürsoy): Avrupa –Asya koridorunu her gün kullanan 200 bin aracın aylık kaybı, 2 milyon 185 TL. Araç başı 11 TL’ye yakın kayıp ki 2,5 yıl içinde bu katlanmıştır. Mayıs 2015’te Bahçeşehir Üniversitesi Ulaştırma Mühendisleri de, araştırmalarında 6 milyar ekonomik kayba işaret ediyordu.</p>
<p>Cepten uçan rakam İstanbul’da yılda 6.5 milyar TL. Şimdi ise 8 milyarı bulmuştur! Ulaşım ağlarına milyarlar yatırılacak, kent büyüyecek, araba sayısı katlanacak ve sorun tabii ki çözümlenmeyecek. Bu kez yeni yollar, köprüler, tünellere yine milyarlar yatırılacak.</p>
<p><strong>Araba, trafik, ulaşım, sahiplik: değişiyor hepsi</strong></p>
<p>Bu sayımızda size, bizde izi bile gözükmeyen, dünyada yakın gelecekte uygulamaya konacak araçlar ve trafik sistemlerini gündeme getiriyoruz.</p>
<p>Dünyada büyük kentlere akıllı teknolojik sistem çözümleri geliştiriliyor. Ayrıca bugünkü klasik arabaların yerini alacak örneğin sürücüsüz arabalar ve yeni yol sistemleri deneniyor.  <strong>Erdal Musoğlu</strong> birbiriyle, altyapıyla trafikle konuşan akıllı araç sistemlerini yazdı. Peki ya sürücüsüz arabalarla dolu trafiği düşleyebilir misiniz?! Sürücü hataları, yanlışlıkları ve kural çiğnemelerinden arınmış bir trafik nasıl olur? <strong>Reyhan Oksay</strong> ayrıca artık araba satın alma döneminin biteceğini haber veriyor bize! Ortak kullanım araçlarına dönüşecek hepsi ve park bulma sorunu da ortadan kalkacak…</p>
<p>Dördüncü Sanayi Devrimi, klasik taşıt, yol, sahiplenme&#8230; Tüm bilinenleri silecek. “<em>En son tahminlere bakarsanız otomobil üreticileri 2020-2025 arasında tam otomatik, insan müdahalesine gerek bırakmayan modellerini piyasaya sürmeyi planlıyor</em>.”</p>
<p><strong>Düşünce Özgürlüğü ve Hukuk</strong></p>
<p>Doğan Kuban bu başlık altında, çok uyarıcı bir yazı kaleme aldı. Tarihsel olarak yoğuruyor bugünü ve diyor ki “<em>İslam dünyasını da 1970’lerden bu yana yakından tanımak olanağını bulan bir gözlemci olarak, İslamın şu anda geleceği en karanlık toplumlarından biri olduğuna inanıyorum</em>.”</p>
<p>Atabay ve Kılıç, Cushing’i anlattıkları ikinci yazılarında, “Cushing, temel olarak, insan beynine cerrahi olarak müdahale edilebileceğini kanıtladı ve bunun yolunu gösterdi” diyor.</p>
<p><strong>Karaesmen, </strong>Haydarpaşa Garı üzerine yazarken<strong>, Ali Akurgal </strong>“Genç beyinlerde, canını vermeyi hedef hâline getirmeyi değil, bilim-kurgu düzeyinde, o gün var olmayan olanakları, teknikleri hayal etmeyi sağlamalıyız” diyerek yaratıcılığın yolunu gösteriyor: “<strong>Yenilik, beyinlerin kalıplara uydurulmadığı, fikir özgürlüğü ortamında kurulan hayallerden ortaya çıkar</strong>.”</p>
<p>Tabii 4. Sanayi Devrimi söz konusu iken, <strong>Sinan Alçın</strong>’ın konu ile ilgili bütünleştirici yazısını anımsatmalıyız. <strong>Bayram Ali Eşiyok</strong> Trump-Çin geriliminin dünyanın ekonomik ve siyasi geleceğiyle ilgisini kurarken, <strong>Bozkurt Güvenç</strong> haber verelim ki <strong><em>insan olmak</em></strong> konusuna esaslı el attı ve bu konuda ilk yazısını yazdı. Kaçırmayın! Kültür ve <strong>uygarlığı canlı-üstü varlık</strong> olarak tanımlıyor! <strong>Günseli Gümüşel</strong> &#8220;Cumhuriyet’in yeni kadını&#8221; üzerine yazdı!</p>
<p>Daha pek çok yazı ve konu ile dolu bir HBT karşınızda.</p>
<p>Her Cuma bir hafta sürecek beyin besleme günü başlıyor. Geleceği başka türlü inşa etmemiz mümkün değil…</p>
<p>Gelecek Cuma’ya kadar sevgiyle kalın&#8230;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/trafik-kaosunun-cebimize-maliyeti-yilda-8-milyar-lira-mi">Trafik kaosunun cebimize maliyeti yılda 8 milyar lira mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5316</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
