yasa arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/yasa Türkiye'nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı Thu, 22 Aug 2019 08:18:52 +0000 tr hourly 1 Yasalar, yasaklar ve töreler https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/bozkurtguvenc/yasalar-yasaklar-ve-toreler Mon, 05 Aug 2019 09:52:54 +0000 https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=14678 Dilimizin mantığı bazı ilişkileri ne kolay kuruyor. Yazımın başlığını yazarken çerçevesi ve içeriğiyle oluşuverdi. Londra köprüsü yakınında bir otopark bulduk diye sevinirken birisi çıkageldi duvardaki uyarıyı gösterdi: “Kent Meclisinin 1787 tarihli kararıyla park yapılamaz.” Gerçi dilimiz, yasakların yasalardan geldiğini düşündürüyor ama biz bunun bilincinde miyiz? Kentlerde yasal dayanağı sorulmayan bir sürü ‘yasak’ var. Bir levha bir yasak: Basmak, tükürmek, koparmak, sarkmak, park etmek hatta bakmak yasaktır ama cezası belli değildir. Tütün yasağı yasayla konduğunda, yüz milyonluk cezaları ciddiye alan olmamıştı. 40-50 TL’ye inen cezalar belki daha etkili oldu. Günümüzde 3 veya 33 kez ağırlaştırılmış ömür boyu cezalar etkili olmayınca, medyada idam cezasına dönüş tartışılıyor. Oysa idamın çözüm olmadığını gören toplumlar ağır hapis cezalarına döndüler. Hapis, yargı hatalarının sigortasıdır. Hatalı idamın telafisi yoktur. Kumpaslı davalarda ömür boyu ceza alanlar kurtuldular. Hatalı cezaları verenler bugün aynı yasalarla yargılanıyor. İşinden atılmış binlerce savcı ve yargıcın yedekleri kısa sürede bulunup atandı; ama on-binlerce tutuklu, açığa alınmış sanık, emekli ve görevli nasıl yargılanacak? Birkaç yüz pilot Hava Kuvvetlerinden ayrılınca F-16’ları kullanacak savaş pilotu kalmadı. Sıra iş kazalarında, yangın ve depremlerde kaybettiğimiz yurttaşlara geldi. Kız öğrenci yurdundaki yangından sonra hemen herkes aradığı sorumluyu buldu: Sorumsuzluk! Yasalar, yönetmelikler, denetçiler hepsi var ama sorumlusu yok! Denetimi, ‘metropolis’lerde polis yapar. Bizim trafik polisimiz var, bazı ülkelerde ise yapı, sağlık, besin-ilaç, deprem ve yangın polisleri var. ABD’de yapı yönetmeliklerini Yangın Sigortaları Birliği üstlenmiştir. Ancak denetimi yasalar değil görevli insanlar yapar. Bir Alman havalimanı otoparkında kızımın arabasını inceleyen iki polis arabası görünce korktuk. Polis, bomba yok, kural ihlali var; arabanızın sol tekeri çizgiye basıyor, dedi. Neden iki Polis arabası? Hatalı parkı gören iki gönüllü ayrı ayrı bildirmiş trafiğe. Sorumlu aramanın sorumsuzluğu… Hukuk ve ahlak (Etik) felsefesinde kaybolmadan soruna bir çözüm bulunabilir mi? Hukuki veya yasal bir engelle karşılaşan yurttaşımız ne yapar? Önce biraz yanıp yakınır; sonra engeli aşacak, hayırsever bir aracı arar: Ağabey ya da Hocam, bu işin bir kolayı yok mu?  Olmaz olur mu, sora sora Bağdat bulunmuş. Şair İkbal ‘Seek it you’ll find it!’ şiirinde, ‘Ara bulursun!’ diyor. Hayırsever kişi bulunur, hizmet bedeli üzerinde anlaşılır ve engel aşılır. Herkes memnundur, hatta iftiharla anlatır engeli nasıl aştığını. Beklenmedik bir kaza, bir felaket kapımızı çalınca, gecekondusunun çatısına kamyon düşen kentli gibi, feryadı basarız: Hey Devlet, neredesin? Devlet yerindedir ama yurttaş nerede? Alman Posta Yönetimi, “Eleştir ama unutma sen devletsin!” diyor. Temeli adalet olan Devlet, ‘Müşteri daima haklıdır’ ya da belediye yasaklarıyla yönetilemez. Denersek, yöneticiler, kilitsiz kapılardan kaçmayan kızları, asansör boşluğuna düşen gençleri suçlu bulur. Olay, yeni bir felakete kadar unutulur. ‘Böyle gelmiş böyle gider!’ deriz. Gitmez diyenler tutuklanır; kaçıp kurtulanlar, dönüşlerinde, kahramanlar gibi karşılanır. İşini bilen yurttaşlar güncel sorunlara kolay çözümler aramayı sürdürürler. Demokrasi kötülerin belki en iyisidir ama ithal edilemiyor. Bozkurt Güvenç *Aramızdan ayrılan Bozkurt Güvenç‘in anısına saygıyla. Bu yazı Aralık 2016’da HBT Dergi’de yayınlanmıştır.

Yasalar, yasaklar ve töreler yazısı ilk önce Herkese Bilim Teknoloji üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Dilimizin mantığı bazı ilişkileri ne kolay kuruyor. Yazımın başlığını yazarken çerçevesi ve içeriğiyle oluşuverdi.

Londra köprüsü yakınında bir otopark bulduk diye sevinirken birisi çıkageldi duvardaki uyarıyı gösterdi: “Kent Meclisinin 1787 tarihli kararıyla park yapılamaz.” Gerçi dilimiz, yasakların yasalardan geldiğini düşündürüyor ama biz bunun bilincinde miyiz? Kentlerde yasal dayanağı sorulmayan bir sürü ‘yasak’ var.

Bir levha bir yasak: Basmak, tükürmek, koparmak, sarkmak, park etmek hatta bakmak yasaktır ama cezası belli değildir. Tütün yasağı yasayla konduğunda, yüz milyonluk cezaları ciddiye alan olmamıştı. 40-50 TL’ye inen cezalar belki daha etkili oldu.

Günümüzde 3 veya 33 kez ağırlaştırılmış ömür boyu cezalar etkili olmayınca, medyada idam cezasına dönüş tartışılıyor. Oysa idamın çözüm olmadığını gören toplumlar ağır hapis cezalarına döndüler. Hapis, yargı hatalarının sigortasıdır. Hatalı idamın telafisi yoktur. Kumpaslı davalarda ömür boyu ceza alanlar kurtuldular. Hatalı cezaları verenler bugün aynı yasalarla yargılanıyor. İşinden atılmış binlerce savcı ve yargıcın yedekleri kısa sürede bulunup atandı; ama on-binlerce tutuklu, açığa alınmış sanık, emekli ve görevli nasıl yargılanacak? Birkaç yüz pilot Hava Kuvvetlerinden ayrılınca F-16’ları kullanacak savaş pilotu kalmadı. Sıra iş kazalarında, yangın ve depremlerde kaybettiğimiz yurttaşlara geldi.

Kız öğrenci yurdundaki yangından sonra hemen herkes aradığı sorumluyu buldu: Sorumsuzluk! Yasalar, yönetmelikler, denetçiler hepsi var ama sorumlusu yok!

Denetimi, ‘metropolis’lerde polis yapar. Bizim trafik polisimiz var, bazı ülkelerde ise yapı, sağlık, besin-ilaç, deprem ve yangın polisleri var. ABD’de yapı yönetmeliklerini Yangın Sigortaları Birliği üstlenmiştir. Ancak denetimi yasalar değil görevli insanlar yapar.

Bir Alman havalimanı otoparkında kızımın arabasını inceleyen iki polis arabası görünce korktuk. Polis, bomba yok, kural ihlali var; arabanızın sol tekeri çizgiye basıyor, dedi. Neden iki Polis arabası? Hatalı parkı gören iki gönüllü ayrı ayrı bildirmiş trafiğe.

Sorumlu aramanın sorumsuzluğu…

Hukuk ve ahlak (Etik) felsefesinde kaybolmadan soruna bir çözüm bulunabilir mi? Hukuki veya yasal bir engelle karşılaşan yurttaşımız ne yapar? Önce biraz yanıp yakınır; sonra engeli aşacak, hayırsever bir aracı arar: Ağabey ya da Hocam, bu işin bir kolayı yok mu?  Olmaz olur mu, sora sora Bağdat bulunmuş. Şair İkbalSeek it you’ll find it!’ şiirinde, ‘Ara bulursun!’ diyor. Hayırsever kişi bulunur, hizmet bedeli üzerinde anlaşılır ve engel aşılır. Herkes memnundur, hatta iftiharla anlatır engeli nasıl aştığını.

Beklenmedik bir kaza, bir felaket kapımızı çalınca, gecekondusunun çatısına kamyon düşen kentli gibi, feryadı basarız: Hey Devlet, neredesin? Devlet yerindedir ama yurttaş nerede? Alman Posta Yönetimi, “Eleştir ama unutma sen devletsin!” diyor.

Temeli adalet olan Devlet,Müşteri daima haklıdır’ ya da belediye yasaklarıyla yönetilemez. Denersek, yöneticiler, kilitsiz kapılardan kaçmayan kızları, asansör boşluğuna düşen gençleri suçlu bulur.

Olay, yeni bir felakete kadar unutulur. ‘Böyle gelmiş böyle gider!’ deriz. Gitmez diyenler tutuklanır; kaçıp kurtulanlar, dönüşlerinde, kahramanlar gibi karşılanır. İşini bilen yurttaşlar güncel sorunlara kolay çözümler aramayı sürdürürler.

Demokrasi kötülerin belki en iyisidir ama ithal edilemiyor.

Bozkurt Güvenç

*Aramızdan ayrılan Bozkurt Güvenç‘in anısına saygıyla. Bu yazı Aralık 2016’da HBT Dergi’de yayınlanmıştır.

Yasalar, yasaklar ve töreler yazısı ilk önce Herkese Bilim Teknoloji üzerinde ortaya çıktı.

]]>
14678
Hipotez, teori, yasa. https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/tevfikuyar/hipotez-teori-yasa Sun, 15 Jan 2017 12:27:20 +0000 http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=5033 Gündemdeki evrim tartışmaları herkese bilim lügatında yer alan “hipotez”, “teori”, “yasa” gibi kavramların ne olduğunun pek de iyi anlaşılmadığını gösterdi. Gerçekten ama gerçekten özellikle “teorinin” ne anlama geldiğini öğrenmeye şiddetle ihtiyacımız var; zira “evrim bir teori ama sonuçta ispatlanmamış” gibi hatalı mantık yürütmeleri, hatta ve hatta “evrim bilim tarafından çoktan çürütüldü” gibi yalan yanlış bilgiler sinir bozukluğuyla karışık bir gülme arzusunu tetikliyor (Portalımızın yazarlarından Prof. Dr. Cem Say’ın sosyal medyadaki sabrına hayran kaldım). İnsanlar yanlış biliyor olabilirler elbet. Şüphesiz, biyoloji dersinin son konusu olan evrimden bahsedeceğiz ama, tüm bunlar ilk konusu olan bilimsel yöntemin hakkıyla anlatılmamasından kaynaklanıyor. Bilirsiniz ilk hafta biraz laylay geçer; bilimsel yöntem böylece atlanır. Son hafta yetişmez -belki de özellikle yetişmez- ve evrim de böylece atlanmış olur. Her neyse… Bilimsel yöntemden kısmen bahsedelim bu yazıda… Öncelikle bilimleri hipotezlerin genelinin kuruluş sırasına ve sınanış imkânına göre ikiye ayırmamız gerekiyor: Öndeyili bilimler ve gerideyili bilimler. Öndeyili bilimler, hipotezi önden kurduğunuz, daha sonra bu hipotezi “acaba öyle mi?” diye sınadığınız, bu sınama için deneyler ve gözlemler tasarladığınız bilimlerdir. Kimya, fizik, malzeme bilimi vb. böyle bilimlerdir. Örneğin “Bütün metaller ısınınca genleşir” gibi tümevarımsal bir hipoteziniz olsun. Bu hipotezi sınamak için elinize bir kaç metal parçası alır, ısıtır, genleştiğini gösterirsiniz. Tebrikler! Artık iyi bir teoriniz olur. Maalesef dünyadaki bütün ama bütün metalleri tek tek ısıtarak genleştiğini gösteremeyeceksiniz ama bu sözkonusu teorinin geçersiz olduğu anlamına gelmez. Her bir ısıtma ve genleşme, teorinizi destekler ve teoriniz son derece iyi desteklenmiş bir teoridir artık. Ta ki, bir metal çıkıp da genleşmeyene kadar… O gün bu teori çökecektir fakat yanlışanana yani çökene kadar geçerlidir. Tam şu an olduğu gibi. Gerideyili bilimler ise, “geçmişte ne olmuş olabilir acaba?” dediğimiz bilimlerdir. Astronomi, jeoloji, evrimsel biyoloji vb. bilimler gibi… Yani siz bir zamanlar olmuş olana ait izleri araştırır ve “şöyle olmuş olabilir” diye hipotez kurarsınız. Bu hipotezi öndeyili bilimlerde olduğu gibi sınayarak değil, yine geçmişe ait izleri keşfederek ya da bugüne ait izleri kullanarak desteklersiniz ve yine iyi bir teoriniz olur. Teoriniz ne kadar iyi desteklenirse, o kadar iyi bir teori olur. Tıpkı öndeyili hipotezlerde olduğu gibi, yanlışlanana kadar teori geçerlidir. Kısacası teori; bilimsel bir olguyu açıklayan tutarlı bir modeldir. Bazı teoriler çok fazla desteklenirler, hiçbir noktayı açıkta bırakmazlar ve yeni bulgularla hiç çelişmezler. İşte bu teoriler iyi teorilerdir. Diğerlerini gölgede bırakabilirler ve hatta tarih sahnesinden silebilirler. Büyük Çarpışma Teorisi‘nden örnek verelim. Bu teori, uydumuz Ay’ın oluşumunun Dünya’nın başka bir gezegen ile çarpışmasının sonucu olduğunu söyler (bu hayali gezegene Thea adı verilmiştir). Esasında Ay’ın oluşumuna dair onlarca teori vardı ilk başta. Lakin Ay’ın çekirdek büyüklüğü, Ay’ın çekirdek sıcaklığı, jeolojik gözlemler, deneyler, simülasyonlar zamanla diğerlerini elerken, Büyük Çarpışma Teorisi’ni destekledi. Şu an en geçerli olan teori budur. Yeni araştırmaları bu teoriye göre yapınca, ortaya hata da çıkmıyor. Şimdi biri çıkıp da “bu teori ispatlanmadı ki, teori sonuçta” deyince “benim bilimin işleyişinden haberim yok” itirafında bulunmuş oluyor. Peki yasa nedir o halde? Aynı örnekten gidelim: Mesela genleşme yasası nedir? Evet, “tüm metallerin ısıtılınca genleşeceği” bir teoridir. Yasa ise “onun hangi kurallara bağlı genleşeceği” ile ilgili. Yani genelde yasa dediğimizde ya bir formülden bahsediyoruzdur ya da bir olayın işleyişiyle ilgili kural setinden. İşin matematik kısmı yani. “Teoriler ispatlanınca yasa olur” gibi bir söylem kesinlikle yanlıştır ve bilgisizlik ürünüdür. Artık evrime gelebiliriz: Evrim teorisi, canlılığın başlangıcını içermez; ancak bir kez başladıktan sonra “nasıl bu kadar çeşitlendi ve türler nasıl ortaya çıkıp yayıldılar” sorusuna yanıt veren, en iyi, en çok desteklenmiş, en temel teoridir. Bütün bir biyoloji bilimi evrim teorisi üzerine kuruludur. Ne yeni gözlemler, ne yeni bulgular evrim teorisiyle çelişir. Dahası, keşifleri dahi evrim teorisi sayesinde yaparız. Çünkü evrim teorisi güçlü, tutarlı ve iyi bir teoridir, bu özelliğiyle gerçeğe yaklaşmamızı sağlar. Büyük çarpışma teorisi gibi bile değildir evrim teorisi: Ondan çok daha fazla defa, misli misli fazla bulgu ve veriyle desteklenmiştir. O zaman müfredattan evrim çıkarsa geriye ne kalacak? Tıpkı şu an teklif edilen anayasa değişikliği maddelerinin mevcut maddelerle çelişerek ortaya oksimoron çıkardığı gibi, evrim teorisini müfredattan çıkarınca geriye kalanlar komik bir hale düşecekler. Örneğin “canlıların sınıflandırılması” tamamen evrim teorisinin bir ürünü. O konu hala kitaplarda var. Mitokondriyi anlatırken “zamanında başka bir bakterinin hücre içerisine girmesi” denmeyecek de ne denecek? Peki evrim teorisini destekleyen en önemli bulgulardan birisi olan, tüm canlılarda protein sentezinin aynı kodonla başlamasından bahsederken ne diyecek bu kitaplar? Çocuklardan biri “neden?” diye sorduğunda ne olacak? Ne söylenecek? Volvoks’tan asla ve asla bahsedilmeyecek mi? Sahiden… Bizim gençlerimiz 200 milyon yıl önce ortaya çıkan Volvoks’tan habersiz mi mezun olacaklar? Bir gün uluslararası bir ortamda başka uluslardan gençler Volvoks dediğinde bizim gencimiz boş boş bakacak mı? Diyecek bir şey kalmadı pek… Umarım bu yanlıştan bir an önce dönülür. Tevfik Uyar / @tevfik_uyar Not: Evrimle ilgili ileri okuma yapmak isteyenlere Popüler bilim yazarı Çağrı Mert Bakırcı’nın “Evrim Kuramı ve Mekanizmaları” kitabını tavsiye ederim.

Hipotez, teori, yasa. yazısı ilk önce Herkese Bilim Teknoloji üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Gündemdeki evrim tartışmaları herkese bilim lügatında yer alan “hipotez”, “teori”, “yasa” gibi kavramların ne olduğunun pek de iyi anlaşılmadığını gösterdi. Gerçekten ama gerçekten özellikle “teorinin” ne anlama geldiğini öğrenmeye şiddetle ihtiyacımız var; zira “evrim bir teori ama sonuçta ispatlanmamış” gibi hatalı mantık yürütmeleri, hatta ve hatta “evrim bilim tarafından çoktan çürütüldü” gibi yalan yanlış bilgiler sinir bozukluğuyla karışık bir gülme arzusunu tetikliyor (Portalımızın yazarlarından Prof. Dr. Cem Say’ın sosyal medyadaki sabrına hayran kaldım).

İnsanlar yanlış biliyor olabilirler elbet. Şüphesiz, biyoloji dersinin son konusu olan evrimden bahsedeceğiz ama, tüm bunlar ilk konusu olan bilimsel yöntemin hakkıyla anlatılmamasından kaynaklanıyor. Bilirsiniz ilk hafta biraz laylay geçer; bilimsel yöntem böylece atlanır. Son hafta yetişmez -belki de özellikle yetişmez- ve evrim de böylece atlanmış olur. Her neyse… Bilimsel yöntemden kısmen bahsedelim bu yazıda…

Öncelikle bilimleri hipotezlerin genelinin kuruluş sırasına ve sınanış imkânına göre ikiye ayırmamız gerekiyor: Öndeyili bilimler ve gerideyili bilimler.

Öndeyili bilimler, hipotezi önden kurduğunuz, daha sonra bu hipotezi “acaba öyle mi?” diye sınadığınız, bu sınama için deneyler ve gözlemler tasarladığınız bilimlerdir. Kimya, fizik, malzeme bilimi vb. böyle bilimlerdir. Örneğin “Bütün metaller ısınınca genleşir” gibi tümevarımsal bir hipoteziniz olsun. Bu hipotezi sınamak için elinize bir kaç metal parçası alır, ısıtır, genleştiğini gösterirsiniz. Tebrikler! Artık iyi bir teoriniz olur. Maalesef dünyadaki bütün ama bütün metalleri tek tek ısıtarak genleştiğini gösteremeyeceksiniz ama bu sözkonusu teorinin geçersiz olduğu anlamına gelmez. Her bir ısıtma ve genleşme, teorinizi destekler ve teoriniz son derece iyi desteklenmiş bir teoridir artık. Ta ki, bir metal çıkıp da genleşmeyene kadar… O gün bu teori çökecektir fakat yanlışanana yani çökene kadar geçerlidir. Tam şu an olduğu gibi.

Gerideyili bilimler ise, “geçmişte ne olmuş olabilir acaba?” dediğimiz bilimlerdir. Astronomi, jeoloji, evrimsel biyoloji vb. bilimler gibi… Yani siz bir zamanlar olmuş olana ait izleri araştırır ve “şöyle olmuş olabilir” diye hipotez kurarsınız. Bu hipotezi öndeyili bilimlerde olduğu gibi sınayarak değil, yine geçmişe ait izleri keşfederek ya da bugüne ait izleri kullanarak desteklersiniz ve yine iyi bir teoriniz olur. Teoriniz ne kadar iyi desteklenirse, o kadar iyi bir teori olur. Tıpkı öndeyili hipotezlerde olduğu gibi, yanlışlanana kadar teori geçerlidir.

Kısacası teori; bilimsel bir olguyu açıklayan tutarlı bir modeldir. Bazı teoriler çok fazla desteklenirler, hiçbir noktayı açıkta bırakmazlar ve yeni bulgularla hiç çelişmezler. İşte bu teoriler iyi teorilerdir. Diğerlerini gölgede bırakabilirler ve hatta tarih sahnesinden silebilirler.

Büyük Çarpışma Teorisi‘nden örnek verelim. Bu teori, uydumuz Ay’ın oluşumunun Dünya’nın başka bir gezegen ile çarpışmasının sonucu olduğunu söyler (bu hayali gezegene Thea adı verilmiştir). Esasında Ay’ın oluşumuna dair onlarca teori vardı ilk başta. Lakin Ay’ın çekirdek büyüklüğü, Ay’ın çekirdek sıcaklığı, jeolojik gözlemler, deneyler, simülasyonlar zamanla diğerlerini elerken, Büyük Çarpışma Teorisi’ni destekledi. Şu an en geçerli olan teori budur. Yeni araştırmaları bu teoriye göre yapınca, ortaya hata da çıkmıyor. Şimdi biri çıkıp da “bu teori ispatlanmadı ki, teori sonuçta” deyince “benim bilimin işleyişinden haberim yok” itirafında bulunmuş oluyor.

Peki yasa nedir o halde? Aynı örnekten gidelim: Mesela genleşme yasası nedir?

Evet, “tüm metallerin ısıtılınca genleşeceği” bir teoridir. Yasa ise “onun hangi kurallara bağlı genleşeceği” ile ilgili. Yani genelde yasa dediğimizde ya bir formülden bahsediyoruzdur ya da bir olayın işleyişiyle ilgili kural setinden. İşin matematik kısmı yani. “Teoriler ispatlanınca yasa olur” gibi bir söylem kesinlikle yanlıştır ve bilgisizlik ürünüdür.

Artık evrime gelebiliriz: Evrim teorisi, canlılığın başlangıcını içermez; ancak bir kez başladıktan sonra “nasıl bu kadar çeşitlendi ve türler nasıl ortaya çıkıp yayıldılar” sorusuna yanıt veren, en iyi, en çok desteklenmiş, en temel teoridir. Bütün bir biyoloji bilimi evrim teorisi üzerine kuruludur. Ne yeni gözlemler, ne yeni bulgular evrim teorisiyle çelişir. Dahası, keşifleri dahi evrim teorisi sayesinde yaparız. Çünkü evrim teorisi güçlü, tutarlı ve iyi bir teoridir, bu özelliğiyle gerçeğe yaklaşmamızı sağlar. Büyük çarpışma teorisi gibi bile değildir evrim teorisi: Ondan çok daha fazla defa, misli misli fazla bulgu ve veriyle desteklenmiştir.

O zaman müfredattan evrim çıkarsa geriye ne kalacak?

Tıpkı şu an teklif edilen anayasa değişikliği maddelerinin mevcut maddelerle çelişerek ortaya oksimoron çıkardığı gibi, evrim teorisini müfredattan çıkarınca geriye kalanlar komik bir hale düşecekler.

Örneğin “canlıların sınıflandırılması” tamamen evrim teorisinin bir ürünü. O konu hala kitaplarda var.

Mitokondriyi anlatırken “zamanında başka bir bakterinin hücre içerisine girmesi” denmeyecek de ne denecek?

Peki evrim teorisini destekleyen en önemli bulgulardan birisi olan, tüm canlılarda protein sentezinin aynı kodonla başlamasından bahsederken ne diyecek bu kitaplar? Çocuklardan biri “neden?” diye sorduğunda ne olacak? Ne söylenecek?

Volvoks’tan asla ve asla bahsedilmeyecek mi? Sahiden… Bizim gençlerimiz 200 milyon yıl önce ortaya çıkan Volvoks’tan habersiz mi mezun olacaklar? Bir gün uluslararası bir ortamda başka uluslardan gençler Volvoks dediğinde bizim gencimiz boş boş bakacak mı?

Diyecek bir şey kalmadı pek…

Umarım bu yanlıştan bir an önce dönülür.

Tevfik Uyar / @tevfik_uyar

Not: Evrimle ilgili ileri okuma yapmak isteyenlere Popüler bilim yazarı Çağrı Mert Bakırcı’nın “Evrim Kuramı ve Mekanizmaları” kitabını tavsiye ederim.

Hipotez, teori, yasa. yazısı ilk önce Herkese Bilim Teknoloji üzerinde ortaya çıktı.

]]>
5033