<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fizik ve Uzay arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/k/haberler/fizikuzay/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/k/haberler/fizikuzay</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Sat, 11 Apr 2026 11:12:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Dünya&#8217;nın Ay&#8217;ın ufuk çizgisinin altına batışı&#8230;</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/dunyanin-ayin-ufuk-cizgisinin-altina-batisi</link>
					<comments>https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/dunyanin-ayin-ufuk-cizgisinin-altina-batisi?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Apr 2026 11:06:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fizik ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=33561</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanlık ilk kez Dünya&#8217;nın Ay&#8217;ın ufuk çizgisinin altına batışını fotoğrafladı. Bu göksel görüntü, 1 Nisan&#8217;da fırlatılan ve dört astronotu Ay&#8217;ın uzak tarafında tarihi bir tur attırmaya gönderen NASA&#8217;nın Artemis II görevinin son kilometre taşlarından biri. Görev, mürettebatı Dünya&#8217;dan daha önce hiç olmadığı kadar uzaklaştırdı ve Dünya&#8217;nın Ay&#8217;ın ufuk çizgisinin altına batışı ve Ay&#8217;dan görülen ilk tam güneş tutulması da dahil olmak üzere nadir manzaralar için fırsatlar sundu. Houston&#8217;da Artemis II&#8217;nin ilerleyişini haberleştiren Lisa Grossman, tutulma sırasında astronotların Ay yüzeyine çarpan meteoritlerin çarpma ışıklarını görebilecek kadar karanlık olduğunu belirtiyor. Earthset fotoğrafı neden bu kadar özel? Bu kare, Apollo 8 astronotu William Anders&#8217;in 1968&#8217;de çektiği ünlü &#8220;Dünya&#8217;nın Doğuşu&#8221; fotoğrafını anımsatıyor. Grossman&#8217;ın belirttiği gibi, o fotoğraf kendiliğinden çekilmişti ancak kısa sürede ikonik hale geldi ve birçok kişi onu çevre hareketinin başlamasına yardımcı olduğu için takdir ediyor. Artemis görüntüsü ise dikkatlice planlanmış olsa da, gezegenimizdeki yaşamın kırılganlığını hatırlatması açısından aynı derecede etkileyici. Artemis için sırada ne var? Mürettebat zaten Dünya&#8217;ya doğru geri dönüyor ve Cuma günü suya iniş yapması planlanıyor. Her şey planlandığı gibi giderse, NASA bu görevden dersler çıkararak 2028&#8217;de planlanan Ay inişleri de dahil olmak üzere üç Artemis uçuşu daha için zemin hazırlayacak. Artemis II astronotu Christina Koch, fırlatmadan önce düzenlenen basın toplantısında, &#8220;En büyük umudumuz, bu görevin, dünyadaki herkesin Ay&#8217;a bakıp onu bir hedef olarak düşünebileceği bir dönemin başlangıcı olmasıdır&#8221; dedi.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/dunyanin-ayin-ufuk-cizgisinin-altina-batisi">Dünya&#8217;nın Ay&#8217;ın ufuk çizgisinin altına batışı&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1">İnsanlık ilk kez Dünya&#8217;nın Ay&#8217;ın ufuk çizgisinin altına batışını fotoğrafladı. Bu göksel görüntü, <a href="https://public-usa.mkt.dynamics.com/api/orgs/d67f5256-45fc-ed11-a66d-002248282b2f/r/Dgw1pXMrQkaIf7pDdZ8BAAUAAAA?msdynmkt_target=%257B%2522TargetUrl%2522:%2522https%25253A%25252F%25252Fwww.sciencenews.org%25252Farticle%25252Fnasa-artemis-launch-humans-moon%2522,%2522RedirectOptions%2522:%257B%25225%2522:null,%25221%2522:null,%25222%2522:%257B%2522utm_medium%2522:%2522email%2522,%2522utm_term%2522:%2522N/A%2522,%2522utm_source%2522:%2522D365%2522,%2522utm_content%2522:%2522SN%2520Latest%2520Headlines%25202026%252004%252009%2522,%2522utm_campaign%2522:%2522SN%2520Latest%2520Headlines%25202026%252004%252009%2522%257D%257D%257D&amp;msdynmkt_digest=VIKg7H33EFNgrxzmCtYMO1wWhYY44FR83wxL10ft1og=&amp;msdynmkt_secretVersion=a3955a744d9049f88dd8bdc1907bf2bf"><span class="s1">1 Nisan&#8217;da fırlatılan</span></a> ve dört astronotu Ay&#8217;ın uzak tarafında tarihi bir tur attırmaya gönderen NASA&#8217;nın Artemis II görevinin son kilometre taşlarından biri. Görev, mürettebatı Dünya&#8217;dan daha önce hiç olmadığı kadar uzaklaştırdı ve Dünya&#8217;nın Ay&#8217;ın ufuk çizgisinin altına batışı ve Ay&#8217;dan görülen ilk tam güneş tutulması da dahil olmak üzere nadir manzaralar için fırsatlar sundu. Houston&#8217;da <a href="https://public-usa.mkt.dynamics.com/api/orgs/d67f5256-45fc-ed11-a66d-002248282b2f/r/Dgw1pXMrQkaIf7pDdZ8BAAcAAAA?msdynmkt_target=%257B%2522TargetUrl%2522:%2522https%25253A%25252F%25252Fwww.sciencenews.org%25252Farticle%25252Fnasa-artemis-astronauts-farside-moon-blog%2522,%2522RedirectOptions%2522:%257B%25225%2522:null,%25221%2522:null,%25222%2522:%257B%2522utm_medium%2522:%2522email%2522,%2522utm_term%2522:%2522N/A%2522,%2522utm_source%2522:%2522D365%2522,%2522utm_content%2522:%2522SN%2520Latest%2520Headlines%25202026%252004%252009%2522,%2522utm_campaign%2522:%2522SN%2520Latest%2520Headlines%25202026%252004%252009%2522%257D%257D%257D&amp;msdynmkt_digest=LuuTB7SB0qW/dil6hUkjQLFMUuu9SOh0jXfE4uuTIy8=&amp;msdynmkt_secretVersion=a3955a744d9049f88dd8bdc1907bf2bf"><span class="s1">Artemis II&#8217;nin ilerleyişini haberleştiren</span></a> <a href="https://public-usa.mkt.dynamics.com/api/orgs/d67f5256-45fc-ed11-a66d-002248282b2f/r/Dgw1pXMrQkaIf7pDdZ8BAAYAAAA?msdynmkt_target=%257B%2522TargetUrl%2522:%2522https%25253A%25252F%25252Fwww.sciencenews.org%25252Fauthor%25252Flisa-grossman%2522,%2522RedirectOptions%2522:%257B%25225%2522:null,%25221%2522:null,%25222%2522:%257B%2522utm_medium%2522:%2522email%2522,%2522utm_term%2522:%2522N/A%2522,%2522utm_source%2522:%2522D365%2522,%2522utm_content%2522:%2522SN%2520Latest%2520Headlines%25202026%252004%252009%2522,%2522utm_campaign%2522:%2522SN%2520Latest%2520Headlines%25202026%252004%252009%2522%257D%257D%257D&amp;msdynmkt_digest=xOPjf7puU+s3eX8YKTCdwVf2v2L2N+CeQqxZo5TmXls=&amp;msdynmkt_secretVersion=a3955a744d9049f88dd8bdc1907bf2bf"><span class="s1"><b>Lisa Grossman</b></span></a>, tutulma sırasında astronotların Ay yüzeyine çarpan meteoritlerin çarpma ışıklarını görebilecek kadar karanlık olduğunu belirtiyor.</p>
<p class="p1"><b>Earthset fotoğrafı neden bu kadar özel?</b> Bu kare, Apollo 8 astronotu <b>William Anders&#8217;in</b> 1968&#8217;de çektiği ünlü &#8220;Dünya&#8217;nın Doğuşu&#8221; fotoğrafını anımsatıyor. Grossman&#8217;ın belirttiği gibi, o fotoğraf kendiliğinden çekilmişti ancak kısa sürede ikonik hale geldi ve birçok kişi onu çevre hareketinin başlamasına yardımcı olduğu için takdir ediyor. Artemis görüntüsü ise dikkatlice planlanmış olsa da, gezegenimizdeki yaşamın kırılganlığını hatırlatması açısından aynı derecede etkileyici.</p>
<p class="p2"><b>Artemis için sırada ne var?</b> Mürettebat zaten Dünya&#8217;ya doğru geri dönüyor ve Cuma günü suya iniş yapması planlanıyor. Her şey planlandığı gibi giderse, NASA bu görevden dersler çıkararak 2028&#8217;de planlanan Ay inişleri de dahil olmak üzere üç Artemis uçuşu daha için zemin hazırlayacak. Artemis II astronotu <b>Christina Koch,</b> fırlatmadan önce düzenlenen basın toplantısında, &#8220;En büyük umudumuz, bu görevin, dünyadaki herkesin Ay&#8217;a bakıp onu bir hedef olarak düşünebileceği bir dönemin başlangıcı olmasıdır&#8221; dedi.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/dunyanin-ayin-ufuk-cizgisinin-altina-batisi">Dünya&#8217;nın Ay&#8217;ın ufuk çizgisinin altına batışı&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/dunyanin-ayin-ufuk-cizgisinin-altina-batisi/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">33561</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İnanılmaz görüntü: 2026&#8217;nın ilk Güneş tutulması uzaydan böyle göründü</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/inanilmaz-goruntu-2026nin-ilk-gunes-tutulmasi-uzaydan-boyle-gorundu</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Feb 2026 10:18:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fizik ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=33345</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir uydu, yakın zamanda gerçekleşen &#8220;ateş çemberi&#8221; tutulmasını çarpıcı yeni bir açıdan görüntüledi. Birkaç gün önce Ay, yılın ilk güneş tutulmasında Dünya ile Güneş&#8217;in tam ortasından geçti ve gökyüzünde çarpıcı bir &#8220;ateş çemberi&#8221; etkisi yarattı. Ancak birçok gökyüzü gözlemcisi için şanssızlık şu ki, 17 Şubat&#8217;taki tam tutulmayı yalnızca Antarktika&#8217;da veya kıyı şeridinin hemen açıklarında bulunanlar görebildi. Ancak Avrupa Uzay Ajansı&#8217;ndan (ESA) gelen yeni görüntüler, ESA&#8217;nın PROBA-2 uydusu sayesinde güneş tutulmasını tüm plazmatik ihtişamıyla ortaya koyuyor. PROBA-2, güneşi gözlemlemek için tasarlanmış iki ana alet ve uzay hava durumunu incelemek için diğer aletleri barındıran küçük bir uydudur. Ajansa göre, uydu gezegenimizin yörüngesinde dönerken tutulmayı en az dört kez görüntüledi ve &#8220;mükemmel&#8221; bir ateş çemberi yakaladı. Halkalı tutulma olarak da bilinen ateş çemberi etkisi, ayın gökyüzünde güneşten biraz daha küçük görünmesinden kaynaklanır. Bu tür bir tutulma sırasında ay, Dünya ile Güneş arasından doğrudan geçse de, güneş ışığını tamamen engelleyecek kadar yakın değildir ve geriye parlayan bir hale bırakır. Antarktika&#8217;daki Concordia İstasyonu&#8217;nun en iyi gözlem noktasından, halkanın yaklaşık iki dakika boyunca görülebildiği bildirildi. 2026 yılının bir sonraki tutulması, 3 Mart UTC&#8217;de başlayacak tam bir ay tutulması olacak. O zaman Dünya, Ay&#8217;ın üzerine bir gölge düşürecek ve ona kırmızı bir renk verecek. &#8220;Kanlı Ay&#8221; olarak bilinen bu tutulma, Asya, Avustralya, Pasifik Adaları ve Amerika kıtalarındaki izleyiciler tarafından kısmen, hatta tamamen görülebilecek.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/inanilmaz-goruntu-2026nin-ilk-gunes-tutulmasi-uzaydan-boyle-gorundu">İnanılmaz görüntü: 2026&#8217;nın ilk Güneş tutulması uzaydan böyle göründü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1">Bir uydu, yakın zamanda gerçekleşen &#8220;ateş çemberi&#8221; tutulmasını çarpıcı yeni bir açıdan görüntüledi.</p>
<div id="attachment_33346" style="width: 510px" class="wp-caption aligncenter"><img fetchpriority="high" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-33346" class="wp-image-33346" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2026/02/x1.png" alt="" width="500" height="500" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2026/02/x1.png 926w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2026/02/x1-150x150.png 150w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2026/02/x1-300x300.png 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /><p id="caption-attachment-33346" class="wp-caption-text">17 Şubat&#8217;taki &#8220;ateş çemberi&#8221; güneş tutulması, ESA/Belçika Kraliyet Gözlemevi</p></div>
<p class="p1"><span class="s1"><a href="https://www.scientificamerican.com/article/first-solar-eclipse-of-2026-blazes-a-ring-of-fire-above-antarctica/">Birkaç gün önce Ay, yılın ilk güneş tutulmasında</a></span> Dünya ile Güneş&#8217;in tam ortasından geçti ve gökyüzünde çarpıcı bir &#8220;ateş çemberi&#8221; etkisi yarattı. Ancak birçok gökyüzü gözlemcisi için şanssızlık şu ki, 17 Şubat&#8217;taki tam tutulmayı <a href="https://www.timeanddate.com/eclipse/solar/2026-february-17"><span class="s1">yalnızca</span></a> Antarktika&#8217;da veya kıyı şeridinin hemen açıklarında bulunanlar görebildi.</p>
<p class="p2">Ancak Avrupa Uzay Ajansı&#8217;ndan (ESA) gelen yeni görüntüler, ESA&#8217;nın PROBA-2 uydusu sayesinde güneş tutulmasını tüm plazmatik ihtişamıyla ortaya koyuyor. PROBA-2, güneşi gözlemlemek için tasarlanmış iki ana alet ve uzay hava durumunu incelemek için diğer aletleri <a href="https://www.esa.int/Enabling_Support/Space_Engineering_Technology/Proba_Missions/About_Proba-2"><span class="s1">barındıran</span></a> küçük bir uydudur. Ajansa <a href="https://www.esa.int/ESA_Multimedia/Images/2026/02/Annular_solar_eclipse_seen_from_space"><span class="s1">göre</span></a>, uydu gezegenimizin yörüngesinde dönerken tutulmayı en az dört kez görüntüledi ve &#8220;mükemmel&#8221; bir ateş çemberi yakaladı.</p>
<p class="p2">Halkalı tutulma olarak da bilinen ateş çemberi etkisi, ayın gökyüzünde güneşten biraz daha küçük görünmesinden kaynaklanır. Bu tür bir tutulma sırasında ay, Dünya ile Güneş arasından doğrudan geçse de, güneş ışığını tamamen engelleyecek kadar yakın değildir ve geriye parlayan bir hale bırakır.</p>
<div id="attachment_33347" style="width: 510px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-33347" class="wp-image-33347" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2026/02/x2.png" alt="" width="500" height="498" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2026/02/x2.png 961w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2026/02/x2-150x150.png 150w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2026/02/x2-300x300.png 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /><p id="caption-attachment-33347" class="wp-caption-text">PROBA-2&#8217;nin tutulma bölgesi üzerinden yaptığı dört geçişten görüntüler. ESA/Belçika Kraliyet Gözlemevi</p></div>
<p class="p1">Antarktika&#8217;daki Concordia İstasyonu&#8217;nun en iyi gözlem noktasından, halkanın yaklaşık <a href="https://www.timeanddate.com/eclipse/in/antarctica/concordia-station?iso=20260217"><span class="s1">iki dakika</span></a> boyunca görülebildiği bildirildi.</p>
<p class="p1"><span class="s1"><a href="https://www.timeanddate.com/eclipse/lunar/2026-march-3">2026 yılının bir sonraki tutulması, 3 Mart UTC&#8217;de başlayacak</a></span> tam bir ay tutulması olacak. O zaman Dünya, Ay&#8217;ın üzerine bir gölge düşürecek ve ona kırmızı bir renk verecek. &#8220;Kanlı Ay&#8221; olarak bilinen bu tutulma, Asya, Avustralya, Pasifik Adaları ve Amerika kıtalarındaki izleyiciler tarafından kısmen, hatta tamamen görülebilecek.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/inanilmaz-goruntu-2026nin-ilk-gunes-tutulmasi-uzaydan-boyle-gorundu">İnanılmaz görüntü: 2026&#8217;nın ilk Güneş tutulması uzaydan böyle göründü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">33345</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Flammarion’a göre, Mars’ta bizden daha ileri barışçıl uygarlık vardı</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/flammariona-gore-marsta-bizden-daha-ileri-bariscil-uygarlik-vardi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Dec 2025 09:12:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fizik ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=33224</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mars&#8217;ın robotik keşiflerinin yapıldığı, bir gün kırmızı gezegene insanlı bir görevin gerçekleşmesinin muhtemel olduğu günümüzde (1), Mars artık, 19.yüzyıldaki gibi, gizemli ve ulaşılamaz bir dünya değil… Yine de, o dönemin gökbilimcileri teleskoplarıyla görebildiklerinin ötesinde Mars&#8217;ı keşfetmek için hayal güçlerini kullanıyorlardı. Camille Flammarion, evrende Dünya&#8217;nın ötesinde nelerin var olabileceğini hayal ediyordu. 19. yüzyılın ikinci yarısı Mars&#8217;ı hayal etmek için özellikle ilginç bir zamandı. Bu, kızıl gezegenin gizemine yaklaşıldığı bir dönemdi . Gökbilimciler Mars hakkında daha fazla şey öğreniyorlardı, ancak hala yaşam barındırıp barındırmadığını ve barındırıyorsa ne tür bir yaşam barındırdığını bilmek için yeterli bilgiye sahip değillerdi. Daha güçlü teleskoplar ve yeni baskı teknolojileriyle gökbilimciler, coğrafyacıların kartografik araçlarını kullanarak gezegenin yüzeyinin ilk ayrıntılı haritalarını oluşturmaya başladılar; haritayı kıtalar ve denizlerle doldurdular; bazı durumlarda Mars’ta yaşadığı düşünülen muhtemel canlılar tarafından üretilmiş olabilecek özellikler eklediler. Mars&#8217;ın gerçek yüzey özelliklerini görmek hala zor olduğundan, bu haritalar yapanların hayal güçlerine göre farklılık gösteriyordu. Bu dönemde, önde gelen bir bilim insanı ve popüler bilimci,  Camille Flammarion eldeki bilgilere hayal gücünü katarak başka bir dünyada yaşamın mümkün olup olmadığını araştırdı. 19. yüzyıl astronomu ve yazarı  Flammarion, 1892&#8217;de &#8220;The Planet Mars&#8221; adlı eserini yayınladı. Bu eser, 19. yüzyıla kadar Mars gözlemlerinin kesin bir tarihini günümüze kadar korudu. 17. yüzyılda Galileo&#8217;nun zamanından bu yana Mars hakkında yayınlanmış tüm literatürü özetledi. Bu eseri hazırlamak için, Mars üzerine yapılmış 572 çizimi inceledi. “Mars’ta farklı yaşam var” Çağdaşlarının çoğu gibi Flammarion da, Dünya ile aynı evrimsel aşamalardan geçmiş daha eski bir dünya olan Mars&#8217;ın yaşayan bir dünya olması gerektiği düşündü. Çağdaşlarının aksine, Mars&#8217;ın güneş sistemimizdeki Dünya&#8217;ya en çok benzeyen gezegen olsa da, Flammarion için Mars&#8217;ı ilginç kılan benzerlikler değil, farklılıklardı. Orada bulunan herhangi bir yaşam, evrimsel olarak belirli koşullara adapte olmuş olacaktı &#8211; bu fikir, yazar HG Wells&#8216;in &#8220;Dünyalar Savaşı&#8221;nda istilacı Marslıları hayal ettiğinde ona çekici gelmişti. Camille Flammarion&#8217;un &#8216;Astronomie Populaire – Description Generale du Ciel&#8217; adlı eserinden resimli bir çizim. Bu Mars haritası kıtaları ve okyanusları gösteriyor. En çok satan epik eserinde Flammarion, Mars&#8217;ın &#8216;su, hava, dereler ve çeşmelerle neredeyse bizimkine benzeyen bir dünya&#8217; olduğunu ileri sürmüştü. Ancak Flammarion, bu farklılıkları belirlemenin zor olduğunu da itiraf etti, çünkü &#8220;mesafe çok büyük, atmosferimiz çok yoğun ve aletlerimiz yeterince mükemmel değil,&#8221; diyordu. Ancak, eğer Mars&#8217;ta akıllı yaşam varsa, bunun Dünya&#8217;daki insan yaşamından daha eski olacağını düşündü. Mantıksal olarak, bu yaşam daha mükemmel olmalıydı, önümüzdeki yüzyılda Dünya&#8217;da var olacağını öngördüğü barışçıl, birleşik ve teknolojik olarak gelişmiş bir medeniyet&#8221; düşlüyordu. Ancak,&#8221; diye yazdı, &#8220;Mars dünyası bizimkinden daha eski olduğundan, sakinlerinin bizden daha bilge ve daha gelişmiş olabileceğini umabiliriz. Şüphesiz ki bu komşu dünyayı canlandıran barış ruhudur.&#8221;   Camille Flammarion&#8217;un yazdığı &#8216;Les Terres du Ciel&#8217; (Gökyüzünün Dünyaları) adlı eserden bir illüstrasyon.  Mars&#8217;taki kanalların nasıl görünebileceğine dair bir sanatçı izlenimi. Ancak Flammarion&#8217;un yaşamı boyunca yayınladığı 70&#8217;ten fazla kitapta sık sık vurguladığı ve cezbedici bulduğu şey &#8220;Bilinmeyen&#8221;di. Tarihçiler Flammarion&#8217;u genellikle ciddi bir bilim insanından çok popülerleştirici olarak tanımlar, ancak başarılarını küçümsemek yanlış olur. Flammarion için bilim bir yöntem veya yerleşik bir bilgi topluluğu değildi. Doğmayı bekleyen yeni bir felsefenin yeni çekirdeğiydi. Popüler yazılarını çok ciddiye aldı ve insanların zihinlerini cennete doğru çevirebileceğini umdu. Hayal ürünü romanlar Gezegenin yüzeyini çözmeden veya sakinleriyle bir şekilde iletişim kurmadan, Mars&#8217;ta hangi yaşam formlarının var olabileceği konusunda spekülasyon yapmak erkendi. Yine de, Flammarion spekülasyon yaptı. Bu hayali eserlerde Mars&#8217;ı ziyaret ettiğini varsaydı. Çağdaşı bilimkurgu yazarı Jules Verne&#8217;in Ay&#8217;a teknolojik olarak kolaylaştırılmış bir yolculuk hayal etmesinin aksine Flammarion, bir tür ruhsal yolculuğu tercih etti. Flammarion&#8217;un romanlarında, insan ruhunun ölümden sonra yaşayan bedenin yapamayacağı bir şekilde uzayda seyahat edebileceği inancı vardı, rüya yolculuklarında ölmüş arkadaşların veya kurgusal karakterlerin öyküleri de yer alır. “Urania” (1889) adlı romanında Flammarion&#8217;un ruhu bir rüyasında Mars&#8217;ı ziyaret eder. Oraya vardığında, kanatlı, ışıklı, altı uzuvlu bir varlık olarak yeniden doğmuş olan ölmüş bir arkadaşı George Spero ile karşılaşır. Aynı romanda Spero&#8217;nun ruhu Dünya&#8217;da Flammarion&#8217;u ziyaret eder. Mars medeniyetinin ve biliminin Dünya&#8217;nın çok ötesinde ilerlediğini, bunun sadece Mars&#8217;ın daha yaşlı bir dünya olmasından değil, aynı zamanda atmosferin daha ince ve astronomi için daha uygun olmasından kaynaklandığını yazar. Flammarion&#8217;un hayalindeki Marslılar, savaş, açlık ve diğer dünyevi kaygılardan uzak entelektüel hayatlar yaşadılar. Bu, Flammarion&#8217;un, Fransa-Prusya savaşının yıkımını yaşamış ve Paris Kuşatması ve sonrasında açlık ve yoksunluk çekmiş olan Parisli arkadaşları için istediği hayattı. Flammarion&#8217;un Mars&#8217;ı bugün bize Mars&#8217;ta bir gelecek hayal etmenin, oraya bizi götürecek teknolojileri geliştirmek kadar kendimizi ve toplumsal hedeflerimizi anlamakla da ilgili olduğunu hatırlatıyor. Flammarion&#8217;un bilimi popülerleştirmesi, Dünya&#8217;ya bağlı diğer insanların evrendeki yerlerini anlamalarına yardımcı olma aracıydı. Onun dünyası, doğru koşullar altında yaşamın nasıl olabileceğinin bir örneğiydi. Kaynak: https://theconversation.com/a-decade-after-the-release-of-the-martian-and-a-decade-out-from-the-world-it-envisions-a-planetary-scientist-checks-in-on-real-life-mars-exploration-255752</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/flammariona-gore-marsta-bizden-daha-ileri-bariscil-uygarlik-vardi">Flammarion’a göre, Mars’ta bizden daha ileri barışçıl uygarlık vardı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p5"><span class="s2"><a href="https://theconversation.com/a-decade-after-the-release-of-the-martian-and-a-decade-out-from-the-world-it-envisions-a-planetary-scientist-checks-in-on-real-life-mars-exploration-255752"><b>Mars&#8217;ın robotik keşiflerinin</b></a></span><b> yapıldığı, bir gün </b><a href="https://theconversation.com/nasa-wants-to-send-humans-to-mars-in-the-2030s-a-crewed-mission-could-unlock-some-of-the-red-planets-geologic-mysteries-239814"><span class="s2"><b>kırmızı gezegene insanlı bir görevin</b></span></a><b> gerçekleşmesinin muhtemel olduğu günümüzde (1), Mars artık, 19.yüzyıldaki gibi, gizemli ve ulaşılamaz bir dünya değil… Yine de, o dönemin gökbilimcileri teleskoplarıyla görebildiklerinin ötesinde Mars&#8217;ı keşfetmek için hayal güçlerini kullanıyorlardı.</b></p>
<p class="p1">Camille Flammarion, evrende Dünya&#8217;nın ötesinde nelerin var olabileceğini hayal ediyordu.</p>
<p class="p5"><b>19. yüzyılın ikinci yarısı</b> Mars&#8217;ı hayal etmek için özellikle ilginç bir zamandı. Bu, kızıl gezegenin gizemine yaklaşıldığı bir dönemdi . Gökbilimciler Mars hakkında daha fazla şey öğreniyorlardı, ancak hala yaşam barındırıp barındırmadığını ve barındırıyorsa ne tür bir yaşam barındırdığını bilmek için yeterli bilgiye sahip değillerdi.</p>
<p class="p5">Daha güçlü teleskoplar ve yeni baskı teknolojileriyle gökbilimciler, coğrafyacıların kartografik araçlarını kullanarak <a href="https://press.uchicago.edu/ucp/books/book/chicago/G/bo10385471.html"><span class="s2">gezegenin yüzeyinin ilk ayrıntılı haritalarını</span></a> oluşturmaya başladılar; haritayı kıtalar ve denizlerle doldurdular; bazı durumlarda Mars’ta yaşadığı düşünülen muhtemel canlılar tarafından üretilmiş olabilecek özellikler eklediler. Mars&#8217;ın gerçek yüzey özelliklerini görmek hala zor olduğundan, bu haritalar yapanların hayal güçlerine göre farklılık gösteriyordu.</p>
<p class="p5">Bu dönemde, önde gelen bir bilim insanı ve popüler bilimci,<span class="Apple-converted-space">  </span><b>Camille Flammarion</b> eldeki bilgilere hayal gücünü katarak başka bir dünyada yaşamın mümkün olup olmadığını araştırdı.</p>
<p class="p2"><strong>19. yüzyıl astronomu ve yazarı </strong></p>
<p class="p5">Flammarion, 1892&#8217;de &#8220;<a href="https://link.springer.com/book/10.1007/978-3-319-09641-4"><span class="s2">The Planet Mars</span></a>&#8221; adlı eserini yayınladı. Bu eser, 19. yüzyıla kadar Mars gözlemlerinin kesin bir tarihini günümüze kadar korudu. 17. yüzyılda <b>Galileo&#8217;nun</b> zamanından bu yana Mars hakkında yayınlanmış tüm literatürü özetledi. Bu eseri hazırlamak için, Mars üzerine yapılmış 572 çizimi inceledi.</p>
<p class="p5"><strong>“Mars’ta farklı yaşam var”</strong></p>
<p class="p5"><span class="s2"><a href="https://theconversation.com/ancient-mars-may-have-had-a-carbon-cycle-a-new-study-suggests-the-red-planet-may-have-once-been-warmer-wetter-and-more-favorable-for-life-255207">Çağdaşlarının çoğu gibi Flammarion da, Dünya ile aynı evrimsel aşamalardan</a></span> geçmiş daha eski bir dünya olan Mars&#8217;ın yaşayan bir dünya olması gerektiği düşündü. Çağdaşlarının aksine, Mars&#8217;ın güneş sistemimizdeki Dünya&#8217;ya en çok benzeyen gezegen olsa da, Flammarion için Mars&#8217;ı ilginç kılan benzerlikler değil, farklılıklardı. Orada bulunan herhangi bir yaşam, evrimsel olarak belirli koşullara adapte olmuş olacaktı &#8211; bu fikir, yazar <a href="https://www.britannica.com/biography/H-G-Wells"><span class="s2"><b>HG Wells</b>&#8216;in</span></a> &#8220;Dünyalar Savaşı&#8221;nda <a href="https://publicdomainreview.org/collection/henrique-alvim-correa-war-of-the-worlds/"><span class="s2">istilacı Marslıları</span></a> hayal ettiğinde ona çekici gelmişti.</p>
<p class="p2">Camille Flammarion&#8217;un &#8216;Astronomie Populaire – Description Generale du Ciel&#8217; adlı eserinden resimli bir çizim. Bu Mars haritası kıtaları ve okyanusları gösteriyor. En çok satan epik eserinde Flammarion, Mars&#8217;ın &#8216;su, hava, dereler ve çeşmelerle neredeyse bizimkine benzeyen bir dünya&#8217; olduğunu ileri sürmüştü.</p>
<p class="p5">Ancak Flammarion, bu farklılıkları belirlemenin zor olduğunu da itiraf etti, çünkü &#8220;mesafe çok büyük, atmosferimiz çok yoğun ve aletlerimiz yeterince mükemmel değil,&#8221; diyordu.</p>
<p class="p5"><span class="s2"><a href="https://www.nytimes.com/1907/11/10/archives/martians-probably-superior-to-us-camille-flammarion-thinks-dwellers.html">Ancak, eğer Mars&#8217;ta akıllı yaşam varsa, bunun Dünya&#8217;daki insan yaşamından daha eski</a></span> olacağını düşündü. Mantıksal olarak, bu yaşam daha mükemmel olmalıydı, önümüzdeki yüzyılda Dünya&#8217;da var olacağını öngördüğü barışçıl, birleşik ve teknolojik olarak gelişmiş bir medeniyet&#8221; düşlüyordu.</p>
<p class="p5">Ancak,&#8221; diye yazdı, &#8220;Mars dünyası bizimkinden daha eski olduğundan, sakinlerinin bizden daha bilge ve daha gelişmiş olabileceğini umabiliriz. Şüphesiz ki bu komşu dünyayı canlandıran barış ruhudur.&#8221;<span class="Apple-converted-space">  </span></p>
<p class="p2">Camille Flammarion&#8217;un yazdığı &#8216;Les Terres du Ciel&#8217; (Gökyüzünün Dünyaları) adlı eserden bir illüstrasyon.<span class="Apple-converted-space">  </span>Mars&#8217;taki kanalların nasıl görünebileceğine dair bir sanatçı izlenimi.</p>
<p class="p5">Ancak Flammarion&#8217;un yaşamı boyunca yayınladığı 70&#8217;ten fazla kitapta sık sık vurguladığı ve cezbedici bulduğu şey &#8220;Bilinmeyen&#8221;di.</p>
<p class="p5">Tarihçiler Flammarion&#8217;u genellikle ciddi bir bilim insanından çok popülerleştirici olarak tanımlar, ancak başarılarını küçümsemek yanlış olur. Flammarion için bilim bir yöntem veya yerleşik bir bilgi topluluğu değildi. Doğmayı bekleyen yeni bir felsefenin yeni çekirdeğiydi. Popüler yazılarını çok ciddiye aldı ve insanların zihinlerini cennete doğru çevirebileceğini umdu.</p>
<p class="p11"><strong>Hayal ürünü romanlar</strong></p>
<p class="p5">Gezegenin yüzeyini çözmeden veya sakinleriyle bir şekilde iletişim kurmadan, Mars&#8217;ta hangi yaşam formlarının var olabileceği konusunda spekülasyon yapmak erkendi. Yine de, Flammarion spekülasyon yaptı.</p>
<p class="p5">Bu hayali eserlerde Mars&#8217;ı ziyaret ettiğini varsaydı. Çağdaşı bilimkurgu yazarı<b> </b><a href="https://www.britannica.com/biography/Jules-Verne"><span class="s2"><b>Jules Verne&#8217;in</b></span></a> Ay&#8217;a teknolojik olarak kolaylaştırılmış bir yolculuk hayal etmesinin aksine Flammarion, bir tür ruhsal yolculuğu tercih etti.</p>
<p class="p5">Flammarion&#8217;un romanlarında, insan ruhunun ölümden sonra yaşayan bedenin yapamayacağı bir şekilde uzayda seyahat edebileceği inancı vardı, rüya yolculuklarında ölmüş arkadaşların veya kurgusal karakterlerin öyküleri de yer alır.</p>
<p class="p5"><span class="s2"><a href="https://www.gutenberg.org/ebooks/41941">“Urania” (1889)</a></span> adlı romanında Flammarion&#8217;un ruhu bir rüyasında Mars&#8217;ı ziyaret eder. Oraya vardığında, kanatlı, ışıklı, altı uzuvlu bir varlık olarak yeniden doğmuş olan ölmüş bir arkadaşı George Spero ile karşılaşır.</p>
<p class="p5">Aynı romanda Spero&#8217;nun ruhu Dünya&#8217;da Flammarion&#8217;u ziyaret eder. Mars medeniyetinin ve biliminin Dünya&#8217;nın çok ötesinde ilerlediğini, bunun sadece Mars&#8217;ın daha yaşlı bir dünya olmasından değil, aynı zamanda atmosferin <a href="https://www.space.com/16903-mars-atmosphere-climate-weather.html"><span class="s2">daha ince</span></a> ve astronomi için daha uygun olmasından kaynaklandığını yazar.</p>
<p class="p12"><span class="s3"><a href="https://www.kcl.ac.uk/the-franco-prussian-war-150-years-on">Flammarion&#8217;un hayalindeki Marslılar, savaş, açlık ve diğer dünyevi kaygılardan uzak entelektüel hayatlar yaşadılar. Bu, Flammarion&#8217;un, Fransa-Prusya savaşının</a></span><span class="s1"> yıkımını yaşamış ve <a href="https://www.loc.gov/item/2021669968/"><span class="s2">Paris Kuşatması</span></a> ve sonrasında açlık ve yoksunluk çekmiş olan Parisli arkadaşları için istediği hayattı.</span></p>
<p class="p5"><span class="s2"><a href="https://theconversation.com/curious-kids-can-people-colonize-mars-122251">Flammarion&#8217;un Mars&#8217;ı bugün bize Mars&#8217;ta bir gelecek hayal etmenin,</a></span> oraya bizi götürecek teknolojileri geliştirmek kadar kendimizi ve <a href="https://theconversation.com/dear-elon-musk-your-dazzling-mars-plan-overlooks-some-big-nontechnical-hurdles-84948"><span class="s2">toplumsal hedeflerimizi</span></a> anlamakla da ilgili olduğunu hatırlatıyor.</p>
<p class="p5">Flammarion&#8217;un bilimi popülerleştirmesi, Dünya&#8217;ya bağlı diğer insanların evrendeki yerlerini anlamalarına yardımcı olma aracıydı. Onun dünyası, doğru koşullar altında yaşamın nasıl olabileceğinin bir örneğiydi.</p>
<p class="p2">Kaynak: https://theconversation.com/a-decade-after-the-release-of-the-martian-and-a-decade-out-from-the-world-it-envisions-a-planetary-scientist-checks-in-on-real-life-mars-exploration-255752</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/flammariona-gore-marsta-bizden-daha-ileri-bariscil-uygarlik-vardi">Flammarion’a göre, Mars’ta bizden daha ileri barışçıl uygarlık vardı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">33224</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Mars’ta uykuda bir dev: Jezero Krateri&#8217;nin kenarında volkan izleri</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/marsta-uykuda-bir-dev-jezero-kraterinin-kenarinda-volkan-izleri</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Nov 2025 07:28:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fizik ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=33133</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mars&#8217;ta antik bir volkanın püskürttüğü malzemeleri toplayan NASA&#8217;nın Perseverance aracı, Kızıl Gezegen’in iç yapısına ışık tutabilir. Mars’taki Jezero Krateri’nde görevini sürdüren Perseverance keşif aracından gelen yeni veriler, bilim dünyasını heyecanlandırdı. Kraterin güneydoğu kenarında, Jezero Mons adı verilen ve daha önce fark edilmemiş bir volkanın izlerine rastlandı. Bu keşif, NASA’nın 2021’den beri bölgede yürüttüğü araştırmaların seyrini değiştirebilir. Araç, 3-4 milyar yıl önce bir nehir yatağı olan Jezero Krateri’ne indikten sonra batıya doğru ilerlemeye başlamış, yol boyunca birçok kaya ve tortul örnek toplamıştı. Bu örneklerin, gelecekteki Mars Örnek Dönüşü (Mars Sample Return) misyonu kapsamında Dünya’ya getirilmesi planlanıyordu. Ancak bu büyük projenin akıbeti, ABD’de Trump yönetiminin NASA bütçesine yönelik kesinti önerileri nedeniyle şu an belirsiz. Toplanan örneklerde, geçmişte lav akıntılarıyla oluşmuş volkanik materyallerin izlerine rastlanmıştı. Şimdi ise Georgia Teknoloji Enstitüsü’nden James Wray ve ekibi, bu materyallerin Jezero Mons’tan kaynaklanmış olabileceğini ortaya koydu. Mars yörüngesinden elde edilen yüksek çözünürlüklü görüntüler, bu dağın yüzeyinde volkanik kül katmanlarına benzer ince dokulu yapılar gösteriyor. Dünya’daki benzer yanardağlarla karşılaştırıldığında, 21 kilometre genişliğinde ve 2 kilometre yüksekliğindeki Jezero Mons’un şekli de bu varsayımı destekliyor. Yapılan krater sayımları, bu volkanın son patlamasını yaklaşık 1 milyar yıl önce gerçekleştirmiş olabileceğini gösteriyor. Eğer öyleyse, bu patlamalar sırasında yayılan kül ve lav parçacıkları Perseverance’ın iniş noktasına kadar ulaşmış olabilir. Yani elimizdeki örnekler doğrudan bu volkanın “imzasını” taşıyor olabilir. Purdue Üniversitesi’nden ve Perseverance ekibinden Briony Horgan’a göre bu bulgular büyük önem taşıyor: “Eğer örnekler volkanla ilişkilendirilebilirse, ilk kez başka bir gezegendeki volkanik aktivitenin zamanlamasını kesin olarak belirleyebiliriz. Bu da Mars’ın iç yapısının zaman içindeki evrimini anlamamız için büyük bir adım olur.” Jezero Mons’a doğrudan bir yolculuk ise şu an pek olası görünmüyor. Araç, kraterin dışındaki daha yaşlı kaya oluşumlarını incelemek üzere batıya yönelmiş durumda. Wray durumu şöyle özetliyor: “Volkana gitmeleri harika olurdu ama şimdiki rota da oldukça bilimsel açıdan zengin. Onları suçlayamam.” Kaynak: Communications Earth &#38; Environment, DOI: 10.1038/s43247-025-02329-7</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/marsta-uykuda-bir-dev-jezero-kraterinin-kenarinda-volkan-izleri">Mars’ta uykuda bir dev: Jezero Krateri&#8217;nin kenarında volkan izleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><b>Mars&#8217;ta antik bir volkanın püskürttüğü malzemeleri toplayan NASA&#8217;nın Perseverance aracı, Kızıl Gezegen’in iç yapısına ışık tutabilir.</b></p>
<p class="p1">Mars’taki Jezero Krateri’nde görevini sürdüren Perseverance keşif aracından gelen yeni veriler, bilim dünyasını heyecanlandırdı. Kraterin güneydoğu kenarında, Jezero Mons adı verilen ve daha önce fark edilmemiş bir volkanın izlerine rastlandı. Bu keşif, NASA’nın 2021’den beri bölgede yürüttüğü araştırmaların seyrini değiştirebilir.</p>
<p class="p1">Araç, 3-4 milyar yıl önce bir nehir yatağı olan Jezero Krateri’ne indikten sonra batıya doğru ilerlemeye başlamış, yol boyunca birçok kaya ve tortul örnek toplamıştı. Bu örneklerin, gelecekteki Mars Örnek Dönüşü (Mars Sample Return) misyonu kapsamında Dünya’ya getirilmesi planlanıyordu. Ancak bu büyük projenin akıbeti, ABD’de Trump yönetiminin NASA bütçesine yönelik kesinti önerileri nedeniyle şu an belirsiz.</p>
<p class="p1">Toplanan örneklerde, geçmişte lav akıntılarıyla oluşmuş volkanik materyallerin izlerine rastlanmıştı. Şimdi ise Georgia Teknoloji Enstitüsü’nden James Wray ve ekibi, bu materyallerin Jezero Mons’tan kaynaklanmış olabileceğini ortaya koydu. Mars yörüngesinden elde edilen yüksek çözünürlüklü görüntüler, bu dağın yüzeyinde volkanik kül katmanlarına benzer ince dokulu yapılar gösteriyor. Dünya’daki benzer yanardağlarla karşılaştırıldığında, 21 kilometre genişliğinde ve 2 kilometre yüksekliğindeki Jezero Mons’un şekli de bu varsayımı destekliyor.</p>
<p class="p1">Yapılan krater sayımları, bu volkanın son patlamasını yaklaşık 1 milyar yıl önce gerçekleştirmiş olabileceğini gösteriyor. Eğer öyleyse, bu patlamalar sırasında yayılan kül ve lav parçacıkları Perseverance’ın iniş noktasına kadar ulaşmış olabilir. Yani elimizdeki örnekler doğrudan bu volkanın “imzasını” taşıyor olabilir.</p>
<p class="p1">Purdue Üniversitesi’nden ve Perseverance ekibinden Briony Horgan’a göre bu bulgular büyük önem taşıyor: “Eğer örnekler volkanla ilişkilendirilebilirse, ilk kez başka bir gezegendeki volkanik aktivitenin zamanlamasını kesin olarak belirleyebiliriz. Bu da Mars’ın iç yapısının zaman içindeki evrimini anlamamız için büyük bir adım olur.”</p>
<p class="p1">Jezero Mons’a doğrudan bir yolculuk ise şu an pek olası görünmüyor. Araç, kraterin dışındaki daha yaşlı kaya oluşumlarını incelemek üzere batıya yönelmiş durumda. Wray durumu şöyle özetliyor: “Volkana gitmeleri harika olurdu ama şimdiki rota da oldukça bilimsel açıdan zengin. Onları suçlayamam.”</p>
<p class="p1"><b>Kaynak: Communications Earth &amp; Environment, DOI: </b><a href="https://www.nature.com/articles/s43247-025-02329-7"><span class="s2"><b>10.1038/s43247-025-02329-7</b><b></b></span></a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/marsta-uykuda-bir-dev-jezero-kraterinin-kenarinda-volkan-izleri">Mars’ta uykuda bir dev: Jezero Krateri&#8217;nin kenarında volkan izleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">33133</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kuantum fiziği açısından özgür irade problemi: Var mı yok mu?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/kuantum-fizigi-acisindan-ozgur-irade-problemi-var-mi-yok-mu-2</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Oct 2025 07:23:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fizik ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=32994</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/kuantum-fizigi-acisindan-ozgur-irade-problemi-var-mi-yok-mu-2">Kuantum fiziği açısından özgür irade problemi: Var mı yok mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/kuantum-fizigi-acisindan-ozgur-irade-problemi-var-mi-yok-mu-2">Kuantum fiziği açısından özgür irade problemi: Var mı yok mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">32994</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Evrenle ilgili akıllara durgunluk veren bilgiler</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/evrenle-ilgili-akillara-durgunluk-veren-bilgiler</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Oct 2025 14:19:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fizik ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=32926</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yazımızda sizleri ülkemizin ve dünyamızın iç daraltıcı gündeminden uzaklaştırmak ve evrenimizin gizemlerine götürmek istedik. Haydi, yaşama ve olaylara bakış açımızı değiştirebilecek kısa bir yolculuğa çıkalım. &#160; Vücudumuzun hücrelerindeki DNA çift sarmalınının büklümünü açsa idik, uzunluğu 55 milyar km olur, yani dünyamızdan Pluto gezegenine 6 kez gidip gelebilirdi. &#160; &#160; Maddenin %99.9999999&#8217;u boşluktur. Eğer atomlarımızı aralarındaki boşlukları yok edecek kadar sıkıştırsaydık gezegenimizdeki 7.7 milyar insan bir küp şekerin içine sığardı. &#160; Hepimiz yıldız tozuyuz! Kemiklerimizdeki kalsiyumdan, kanımızdaki demire kadar, bizleri oluşturan elementlerin pek çoğu milyarlarca yıl önce patlayan yıldızların çekirdeklerinde oluşmuş ve büyük toz bulutları biçiminde uzaya yayılarak güneş sistemimize ulaşmışlardır. &#160; &#160; &#160; Vücudumuz 13.8 milyar yıl önce evreni oluşturan büyük patlamanın da kozmik kalıntılarını taşıyor. Bizimkiler de dahil, evrendeki tüm hidrojen atomları büyük patlamanın hemen sonrasında oluştu. &#160; &#160; Eski televizyonlardaki ‘kar yağması’ adı verilen uçuşan noktacıklar ve hoparlörden işitilen hışırtı, kısmen, büyük patlamadan 380.000 yıl sonra hidrojen atomları oluştuğunda yayılan ışımanın (CBR &#8211; Cosmic Background Radiation) günümüzdeki kalıntısıdır. &#160; Evrenin büyüklüğü yanında ışığın saniyede 300.000 km olan hızı çok düşüktür, uzaklardan gelen ışığın dünyamıza varması milyonlarca hatta milyarlarca yıl alabiliyor. Yıldızlı bir gecede gökyüzüne bakmak aynı zamanda geçmişe bakmak demektir. NASA’nın Hubble uzay teleskobu 13 milyar yıl öncesini görebilmektedir. &#160; &#160; &#160; &#160; Tam 50 yıl önce insanlık Ay’da ilk adımlarını attı. Ve bu adımların ayak izleri milyonlarca yıl sonra bile silinmeden duracak. Bunun nedeni de Ay’da atmosfer ve akarsuların, yani gezegenimizde erozyona yol açan etkenlerin olmaması. &#160; &#160; Uzay tam bir sessizlik içindedir. Çünkü ses dalgaları ancak hava, su gibi bir taşıyıcı ortam içinde yayılabilir. Uzay aynı zamanda boşluktur, sessiz, soğuk, karanlık bir boşluk&#8230; &#160; &#160; Uzayda aynı türden iki metal parçasını birbirine dokundurursak, ancak kesilerek açılacak biçimde birbirlerine kaynarlar. Soğuk kaynak adı verilen bu olay, örneğin, Galileo uydusunun anteninin açılamamasına yol açmıştır. &#160; Şu Venüs acayip bir gezegen doğrusu. Venüs’ün 1 yılı dünyamızın 224 gününe eşit, ama 1 günü (kendi etrafında bir kez dönüşü) yerküremizin tam 243 gününe denk. Yani orada 1 yıl, 1 günden kısa. Ayrıca Venüs, güneş sistemimizdeki tüm planetlerin kendi etraflarında dönüşlerinin tersi yönde döner, yani Venüs’te Güneş batıdan doğar. &#160; &#160; Güneş sistemimizin toplam kütlesinin % 99.86&#8217;sını tek başına güneşimiz oluşturur. Güneş öyle büyüktür ki içine 1.3 milyon yerküre sığabilir. &#160; &#160; Bilinen uzayda, güneşimiz gibi, toplam 300 sekstilyon yıldız olduğu sanılmaktadır. Bu da 3 den sonra 23 sıfırın geldiği bir sayı yani  300,000,000,000,000,000,000 ile ifade edilir. Bu sayı dünyamızdaki tüm kum taneciklerinin sayısından fazladır. &#160; Kütlesi 10 ila 30 güneş kütlesine denk dev bir yıldız ömrünü tamamlayıp patladığında yıldızın çekirdeği içe çökerek bir nötron yıldızı oluşturur. Nötron yıldızları öylesine yoğundur ki, yıldızın bir çay kaşığını dolduracak kadar maddesi dünyamızdaki Everest dağından daha ağır gelir. Ortalama 30 km çapında olan nötron yıldızları, kendileri etrafında saniyede 600 kereyi bulan bir hızla dönerler. &#160; &#160; &#160; Yıldızlar ve gezegenleri oluşturan gözleyebildiğimiz madde, bilinen evrenin kütlesinin yalnızca %5&#8217;ini oluşturur. Evrenin geri kalan %95&#8217;i ise henüz gözlemleyemediğimiz karanlık madde (%27) ve karanlık enerjiden (%68) oluşur. Bir diğer değişle evrenin %95&#8217;i hakkında bir bilgimiz yok. &#160; Erdal Musoğlu / emusoglu@gmail.com Kaynak: https://www.businessinsider.com/14-facts-about-the-universe-2016-8</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/evrenle-ilgili-akillara-durgunluk-veren-bilgiler">Evrenle ilgili akıllara durgunluk veren bilgiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p3">Bu yazımızda sizleri ülkemizin ve dünyamızın iç daraltıcı gündeminden uzaklaştırmak ve evrenimizin gizemlerine götürmek istedik. Haydi, yaşama ve olaylara bakış açımızı değiştirebilecek kısa bir yolculuğa çıkalım.</p>
<p class="p3"><img decoding="async" class="wp-image-32930 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/dna-300x178.png" alt="" width="211" height="125" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/dna-300x178.png 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/dna.png 884w" sizes="(max-width: 211px) 100vw, 211px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="p3">Vücudumuzun hücrelerindeki DNA çift sarmalınının büklümünü açsa idik, uzunluğu 55 milyar km olur, yani dünyamızdan Pluto gezegenine 6 kez gidip gelebilirdi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-32931 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/kupseker-300x225.png" alt="" width="187" height="140" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/kupseker-300x225.png 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/kupseker.png 621w" sizes="auto, (max-width: 187px) 100vw, 187px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="p3">Maddenin %99.9999999&#8217;u boşluktur.<span class="Apple-converted-space"> </span>Eğer atomlarımızı aralarındaki boşlukları yok edecek kadar sıkıştırsaydık gezegenimizdeki 7.7 milyar insan bir küp şekerin içine sığardı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="p3"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-32932 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/yildiztozu-300x223.png" alt="" width="206" height="153" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/yildiztozu-300x223.png 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/yildiztozu.png 827w" sizes="auto, (max-width: 206px) 100vw, 206px" /></p>
<p class="p3">Hepimiz yıldız tozuyuz! Kemiklerimizdeki kalsiyumdan, kanımızdaki demire kadar, bizleri oluşturan elementlerin pek çoğu milyarlarca yıl önce patlayan yıldızların çekirdeklerinde oluşmuş ve büyük toz bulutları biçiminde uzaya yayılarak güneş sistemimize ulaşmışlardır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-32933 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/isin-300x238.png" alt="" width="203" height="161" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/isin-300x238.png 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/isin.png 893w" sizes="auto, (max-width: 203px) 100vw, 203px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="p3">Vücudumuz 13.8 milyar yıl önce evreni oluşturan büyük patlamanın da kozmik kalıntılarını taşıyor. Bizimkiler de dahil, evrendeki tüm hidrojen atomları büyük patlamanın hemen sonrasında oluştu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-32934 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/tv-300x224.png" alt="" width="187" height="139" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/tv-300x224.png 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/tv.png 943w" sizes="auto, (max-width: 187px) 100vw, 187px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="p3">Eski televizyonlardaki ‘kar yağması’ adı verilen uçuşan noktacıklar ve hoparlörden işitilen hışırtı, kısmen, büyük patlamadan 380.000 yıl sonra hidrojen atomları oluştuğunda yayılan ışımanın (CBR &#8211; Cosmic Background Radiation) günümüzdeki kalıntısıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="p3"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-32935 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/kozmik-267x300.png" alt="" width="192" height="216" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/kozmik-267x300.png 267w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/kozmik.png 586w" sizes="auto, (max-width: 192px) 100vw, 192px" /></p>
<p>Evrenin büyüklüğü yanında ışığın saniyede 300.000 km olan hızı çok düşüktür, uzaklardan gelen ışığın dünyamıza varması milyonlarca hatta milyarlarca yıl alabiliyor. Yıldızlı bir gecede gökyüzüne bakmak aynı zamanda geçmişe bakmak demektir. NASA’nın Hubble uzay teleskobu 13 milyar yıl öncesini görebilmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="p3"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-32936 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/ayakizi-300x222.png" alt="" width="191" height="141" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/ayakizi-300x222.png 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/ayakizi.png 836w" sizes="auto, (max-width: 191px) 100vw, 191px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="p3">Tam 50 yıl önce insanlık Ay’da ilk adımlarını attı. Ve bu adımların ayak izleri milyonlarca yıl sonra bile silinmeden duracak. Bunun nedeni de Ay’da atmosfer ve akarsuların, yani gezegenimizde erozyona yol açan etkenlerin olmaması.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-32937 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/uzay-300x295.png" alt="" width="167" height="164" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/uzay-300x295.png 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/uzay.png 666w" sizes="auto, (max-width: 167px) 100vw, 167px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="p3">Uzay tam bir sessizlik içindedir. Çünkü ses dalgaları ancak hava, su gibi bir taşıyıcı ortam içinde yayılabilir. Uzay aynı zamanda boşluktur, sessiz, soğuk, karanlık bir boşluk&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="p3"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-32938 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/kaynak-300x197.png" alt="" width="184" height="121" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/kaynak-300x197.png 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/kaynak.png 948w" sizes="auto, (max-width: 184px) 100vw, 184px" /><br />
Uzayda aynı türden iki metal parçasını birbirine dokundurursak, ancak kesilerek açılacak biçimde birbirlerine kaynarlar. Soğuk kaynak adı verilen bu olay, örneğin, Galileo uydusunun anteninin açılamamasına yol açmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-32939 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/ay-300x298.png" alt="" width="155" height="154" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/ay-300x298.png 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/ay-150x150.png 150w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/ay.png 779w" sizes="auto, (max-width: 155px) 100vw, 155px" /></p>
<p>Şu Venüs acayip bir gezegen doğrusu. Venüs’ün 1 yılı dünyamızın 224 gününe eşit, ama 1 günü (kendi etrafında bir kez dönüşü) yerküremizin tam 243 gününe denk. Yani orada 1 yıl, 1 günden kısa. Ayrıca Venüs, güneş sistemimizdeki tüm planetlerin kendi etraflarında dönüşlerinin tersi yönde döner, yani Venüs’te Güneş batıdan doğar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-32940 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/gsis-300x244.png" alt="" width="183" height="149" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/gsis-300x244.png 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/gsis.png 842w" sizes="auto, (max-width: 183px) 100vw, 183px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="p3">Güneş sistemimizin toplam kütlesinin % 99.86&#8217;sını tek başına güneşimiz oluşturur. Güneş öyle büyüktür ki içine 1.3 milyon yerküre sığabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-32941 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/sdkjfh.jpeg" alt="" width="278" height="152" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/sdkjfh.jpeg 840w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/sdkjfh-300x164.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 278px) 100vw, 278px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="p1">Bilinen uzayda, güneşimiz gibi, toplam 300 sekstilyon yıldız olduğu sanılmaktadır. Bu da 3 den sonra 23 sıfırın geldiği bir sayı yani<span class="Apple-converted-space">  </span>300,000,000,000,000,000,000 ile ifade edilir. Bu sayı dünyamızdaki tüm kum taneciklerinin sayısından fazladır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-32943 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/alev-300x200.png" alt="" width="216" height="144" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/alev-300x200.png 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/alev.png 1013w" sizes="auto, (max-width: 216px) 100vw, 216px" /></p>
<p class="p3">Kütlesi 10 ila 30 güneş kütlesine denk dev bir yıldız ömrünü tamamlayıp patladığında yıldızın çekirdeği içe çökerek bir nötron yıldızı oluşturur. Nötron yıldızları öylesine yoğundur ki, yıldızın bir çay kaşığını dolduracak kadar maddesi dünyamızdaki Everest dağından daha ağır gelir. Ortalama 30 km çapında olan nötron yıldızları, kendileri etrafında saniyede 600 kereyi bulan bir hızla dönerler.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-32942 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/gece.png" alt="" width="239" height="149" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/gece.png 1116w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/gece-300x187.png 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/10/gece-1024x639.png 1024w" sizes="auto, (max-width: 239px) 100vw, 239px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="p3">Yıldızlar ve gezegenleri oluşturan gözleyebildiğimiz madde, bilinen evrenin kütlesinin yalnızca %5&#8217;ini oluşturur. Evrenin geri kalan %95&#8217;i ise henüz gözlemleyemediğimiz karanlık madde (%27) ve karanlık enerjiden (%68) oluşur. Bir diğer değişle evrenin %95&#8217;i hakkında bir bilgimiz yok.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Erdal Musoğlu / <a href="mailto:emusoglu@gmail.com">emusoglu@gmail.com</a></b></p>
<p class="p3"><b>Kaynak</b>: <a href="https://www.businessinsider.com/14-facts-about-the-universe-2016-8"><strong>https://www.businessinsider.com/14-facts-about-the-universe-2016-8</strong></a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/evrenle-ilgili-akillara-durgunluk-veren-bilgiler">Evrenle ilgili akıllara durgunluk veren bilgiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">32926</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Antarktika üzerinde sessiz iyileşme: Ozon tabakası aslında güçleniyor</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/antarktika-uzerinde-sessiz-iyilesme-ozon-tabakasi-aslinda-gucleniyor</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Sep 2025 07:38:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fizik ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Gezegenimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=32814</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bilim insanları, Antarktika üzerindeki ozon tabakasının iyileşmesinin beklenenden yavaş olduğu yönündeki şüpheleri çürüttü. Yeni araştırma, gözlenen duraklamanın aslında stratosferdeki dev hava dolaşımının (Brewer–Dobson) yavaşlamasından kaynaklandığını ortaya koyuyor. Bulgular, AGU Advances dergisinde yayımlandı. Dünyamızın ozon tabakası, zararlı ultraviyole ışınlarını süzerek hem canlı yaşamı hem de iklimi koruyan görünmez bir kalkan. 1980’lerin sonlarında kloroflorokarbonların (CFC) yasaklanmasıyla birlikte bu tabaka yavaş yavaş iyileşmeye başladı. Ancak Antarktika üzerindeki iyileşme hızı, diğer bölgelerle kıyaslandığında daha zayıf görünüyordu. Bu durum, “Güney Kutbu’nda iyileşme daha mı yavaş?” sorusunu gündeme getirdi. Avusturya Graz Üniversitesi’nden Andrea Steiner’ın da yer aldığı uluslararası bir ekip, bu soruya yanıt aradı. 2020–2022 arasında yapılan uydu ölçümleri, Güney Yarımküre’nin stratosferinde ekim–aralık döneminde hava dolaşımının yavaşladığını gösterdi. Brewer–Dobson adı verilen bu küresel hava akımı, tropiklerden kutuplara ozon ve diğer kimyasal bileşenleri taşımada kritik rol oynuyor. Araştırmaya göre bu yavaşlama, Güney Yarımküre’nin alt tropikal stratosferinde ısınmaya, Antarktika üzerinde ise soğumaya yol açıyor. Böylece, aslında mevcut olan ozon iyileşmesi adeta “görsel olarak maskeleniyor”. Steiner, “Hesaplamalarımız, ozon tabakasının Güney Kutbu’nda da iyileştiğini, ancak bu etkinin hava dolaşımındaki değişim tarafından gölgelendiğini gösteriyor” diyor. Bu bulgular, iklim ve atmosfer dinamiklerinin nasıl iç içe geçtiğini bir kez daha hatırlatıyor: Ozon tabakasındaki iyileşme, yalnızca kimyasal yasakların değil, atmosferin karmaşık hava akımlarının da etkisi altında Kaynak: https://agupubs.onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1029/2025AV001737</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/antarktika-uzerinde-sessiz-iyilesme-ozon-tabakasi-aslinda-gucleniyor">Antarktika üzerinde sessiz iyileşme: Ozon tabakası aslında güçleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p2"><b>Bilim insanları, Antarktika üzerindeki ozon tabakasının iyileşmesinin beklenenden yavaş olduğu yönündeki şüpheleri çürüttü. Yeni araştırma, gözlenen duraklamanın aslında stratosferdeki dev hava dolaşımının (Brewer–Dobson) yavaşlamasından kaynaklandığını ortaya koyuyor. Bulgular, </b><b><i>AGU Advances</i></b><b> dergisinde yayımlandı.</b></p>
<p class="p2">Dünyamızın ozon tabakası, zararlı ultraviyole ışınlarını süzerek hem canlı yaşamı hem de iklimi koruyan görünmez bir kalkan. 1980’lerin sonlarında kloroflorokarbonların (CFC) yasaklanmasıyla birlikte bu tabaka yavaş yavaş iyileşmeye başladı. Ancak Antarktika üzerindeki iyileşme hızı, diğer bölgelerle kıyaslandığında daha zayıf görünüyordu. Bu durum, “Güney Kutbu’nda iyileşme daha mı yavaş?” sorusunu gündeme getirdi.</p>
<p class="p1">Avusturya Graz Üniversitesi’nden Andrea Steiner’ın da yer aldığı uluslararası bir ekip, bu soruya yanıt aradı. 2020–2022 arasında yapılan uydu ölçümleri, Güney Yarımküre’nin stratosferinde ekim–aralık döneminde hava dolaşımının yavaşladığını gösterdi. Brewer–Dobson adı verilen bu küresel hava akımı, tropiklerden kutuplara ozon ve diğer kimyasal bileşenleri taşımada kritik rol oynuyor.</p>
<p class="p1">Araştırmaya göre bu yavaşlama, Güney Yarımküre’nin alt tropikal stratosferinde ısınmaya, Antarktika üzerinde ise soğumaya yol açıyor. Böylece, aslında mevcut olan ozon iyileşmesi adeta “görsel olarak maskeleniyor”. Steiner, “Hesaplamalarımız, ozon tabakasının Güney Kutbu’nda da iyileştiğini, ancak bu etkinin hava dolaşımındaki değişim tarafından gölgelendiğini gösteriyor” diyor.</p>
<p class="p1">Bu bulgular, iklim ve atmosfer dinamiklerinin nasıl iç içe geçtiğini bir kez daha hatırlatıyor: Ozon tabakasındaki iyileşme, yalnızca kimyasal yasakların değil, atmosferin karmaşık hava akımlarının da etkisi altında</p>
<p class="p3"><strong>Kaynak: <a href="https://agupubs.onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1029/2025AV001737">https://agupubs.onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1029/2025AV001737</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/antarktika-uzerinde-sessiz-iyilesme-ozon-tabakasi-aslinda-gucleniyor">Antarktika üzerinde sessiz iyileşme: Ozon tabakası aslında güçleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">32814</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kurşunu altına dönüştürme hayali gerçek oldu</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/kursunu-altina-donusturme-hayali-gercek-oldu</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Jul 2025 08:49:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fizik ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=32671</guid>

					<description><![CDATA[<p>LHC&#8217;de kurşun atomları çarpıştı, altın atom çekirdekleri oluştu Ortaçağ simyacılarının büyük bir hedefleri vardı: Kurşun gibi değersiz madenleri en değerli ve en kalıcı maden olan altına çevirmek. Birçok alim bunu denediyse de başarılı olamamıştı. Aslında bu hiç de şaşırtıcı değil. Çünkü kurşun ve altın hiçbir kimyasal reaksiyonla dönüştürülemez farklı elementlerdir. Başarıya giden tek yol, kurşun atomlarını manipüle etmektir. Kurşundan üç protein çıkarıldığında, altın oluşabilir. İşte tam da bu CERN’deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nda (LHC) gerçekleşti. 27 kilometre uzunluğundaki halkada normalde protonlar neredeyse ışık hızında çarpışıyorlar. Fizikçiler birkaç haftadır burada kurşun atomlarını çarpıştırıyorlardı. Asıl amaç, LHC’nin ALICE detektöründe bir kuark-gluon plazması, yani kozmik “ilkel çorbayı” yaratmak ve incelemekti. Ancak LHC’deki kurşun çarpışmalarında, ağır kurşun atomlarının birbirlerini kıl payı ıskaladıkları da görüldü. Işık hızının yüzde 99.999993’üne kadar hızlandırılan pozitif yüklü atom çekirdekleri, yakın geçişleri sırasında birbirleriyle etkileşen güçlü elektromanyetik alanlar üretiyor. Bunun sonucunda ise kurşun atomları bazı nötronlarını ve protonlarını kaybediyor ve talyum, cıva ve altın gibi yeni elementler oluşuyor. Fizikçilerin analizlerine göre, yalnızca ALICE detektöründe saniyede 89.000 altın atom çekirdeği oluşuyor. Üç yıllık deney süresince toplamda yaklaşık 86 milyar altın çekirdeği tespit edildi. Ancak bu sayı bile sadece 29 pikograma, yani bir kırmızı kan hücresinin üçte biri kadar kütleye denk geliyor. Altın oluşuyor ama gözle görülemeyecek kadar az! Bu mikro-altın üretimi, hızlandırıcı teknolojilerindeki kayıpların anlaşılması ve elektromanyetik ayrışma teorilerinin geliştirilmesi açısından kritik önem taşıyor. Kaynak: https://journals.aps.org/prc/abstract/10.1103/PhysRevC.111.054906</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/kursunu-altina-donusturme-hayali-gercek-oldu">Kurşunu altına dönüştürme hayali gerçek oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><b>LHC&#8217;de kurşun atomları çarpıştı, altın atom çekirdekleri oluştu</b><b></b></p>
<p class="p2">Ortaçağ simyacılarının büyük bir hedefleri vardı: Kurşun gibi değersiz madenleri en değerli ve en kalıcı maden olan altına çevirmek. Birçok alim bunu denediyse de başarılı olamamıştı. Aslında bu hiç de şaşırtıcı değil. Çünkü kurşun ve altın hiçbir kimyasal reaksiyonla dönüştürülemez farklı elementlerdir. Başarıya giden tek yol, kurşun atomlarını manipüle etmektir. Kurşundan üç protein çıkarıldığında, altın oluşabilir.</p>
<p class="p2">İşte tam da bu CERN’deki <b> </b>Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nda (LHC) gerçekleşti. 27 kilometre uzunluğundaki halkada normalde protonlar neredeyse ışık hızında çarpışıyorlar. Fizikçiler birkaç haftadır burada kurşun atomlarını çarpıştırıyorlardı. Asıl amaç, LHC’nin ALICE detektöründe bir kuark-gluon plazması, yani kozmik “ilkel çorbayı” yaratmak ve incelemekti. Ancak LHC’deki kurşun çarpışmalarında, ağır kurşun atomlarının birbirlerini kıl payı ıskaladıkları da görüldü. Işık hızının yüzde 99.999993’üne kadar hızlandırılan pozitif yüklü atom çekirdekleri, yakın geçişleri sırasında birbirleriyle etkileşen güçlü elektromanyetik alanlar üretiyor. Bunun sonucunda ise kurşun atomları bazı nötronlarını ve protonlarını kaybediyor ve talyum, cıva ve altın gibi yeni elementler oluşuyor.</p>
<p class="p1">Fizikçilerin analizlerine göre, yalnızca ALICE detektöründe saniyede 89.000 altın atom çekirdeği oluşuyor. Üç yıllık deney süresince toplamda yaklaşık 86 milyar altın çekirdeği tespit edildi. Ancak bu sayı bile sadece 29 pikograma, yani bir kırmızı kan hücresinin üçte biri kadar kütleye denk geliyor. Altın oluşuyor ama gözle görülemeyecek kadar az!</p>
<p class="p3">Bu mikro-altın üretimi, hızlandırıcı teknolojilerindeki kayıpların anlaşılması ve elektromanyetik ayrışma teorilerinin geliştirilmesi açısından kritik önem taşıyor.</p>
<p><strong>Kaynak: <a href="https://journals.aps.org/prc/abstract/10.1103/PhysRevC.111.054906">https://journals.aps.org/prc/abstract/10.1103/PhysRevC.111.054906</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/kursunu-altina-donusturme-hayali-gercek-oldu">Kurşunu altına dönüştürme hayali gerçek oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">32671</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yoksa Mars’ta bir zamanlar sıcak su kaynakları mı vardı?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/yoksa-marsta-bir-zamanlar-sicak-su-kaynaklari-mi-vardi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Jun 2025 08:12:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fizik ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=32553</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir Mars meteoritindeki mineraller, hidrotermal aktiviteye dair jeokimsayal kanıtlar sundu. Güneş sisteminin ilk zamanlarında Mars’ta da belki Dünya’da olduğu gibi göller, nehirler ve hatta geniş bir okyanus vardı. Teorik olarak o dönemde komşu gezegende ilkel bakteriyel yaşam ortaya çıkmış olabilirdi. Fakat Kızıl Gezegen’deki yaşama elverişli çağın üzerinden çok zaman geçti: 3,5 milyar yıl kadar önce iklim istikrarsız hale geldi, Mars iyice soğudu, atmosfer inceldi ve bir zamanlar sıvı olan su dondu, zemine sızdı veya gaz olarak uzaya savruldu. Mars’ın daha ılıman, potansiyel olarak yaşama elverişli geçmişine dair kanıtlar artık yalnızca eski yüzey biçimleri, buz birikintileri, kayalar ve mineraller biçiminde bulunabilmekteler. Kızıl Gezegen’in ilk dönemlerine ait Mars meteoritleri, gezegenin o zamanlar neye benzediğine dair ipuçları verebiliyor. Mars’ın ilk dönemlerine ait böyle bir “zaman kapsülü”, Sahra’da bulunan Mars göktaşı NWA7034. Koyu renkli göktaşı, alışılmadık derecede yüksek su içeriğine sahip volkanik kayadan oluşuyor ve yaklaşık 4,4 milyar yıl önce Mars’ta oluşan mineralleri içeriyor. Daha sonraki bir çarpışmada uzaya savrulan bu kaya parçası nihayetinde Dünyaya düşmüştü. Curtin Üniversitesi’nden (Avustralya) Jack Gillespie ve ekibi, bu meteoritin geldiği bölgenin nasıl göründüğü öğrenmek için kimyasal ve izotop analizleriyle NWA7034’deki minik zirkon taneciklerini analiz etti. Analizler demir, alüminyum ve sodyum gibi elementlerin yanı sıra manyetik kalıntılarda da çarpıcı bir birikim olduğunu gösterdi. Bu elementler mineral taneciklerinin içine bir büyüme halkası şeklinde toplanmış. Bu elementlerin bulunduğu büyüme bölgeleri, magmatik ortamlardan gelen zirkon yatakları için alışılmadık bir durumdur. Bunun yerine birikme modeli, sıcak sıvıların varlığında kristalleşe karasal zirkonunkine benziyor. Böylece 4,45 milyar yıl önce Mars’ta sıcak kaynak suyuna ait kanıtlar bulmuş olduk diyor araştırmacılar. Bu da Mars’ın erken dönemlerde sadece volkanların değil, aynı zamanda Dünyanın erken dönemlerindekine benzer hidrotermal kaynakların da bulunduğunu kanıtlıyor. Dünyadaki hidrotermal sistemlere benzer şekilde, bu kaynaklardan gelen sıvılar mineraller açısından zengindi ve Mars göktaşı örneğinde olduğu gibi özellikle de bol miktarda metal içeriyordu. Mars göktaşı, Mars’ın oluşumundan kısa bir süre sonra, 4,4 milyar yıl önce kabuğunda sıvı, ılık suya sahip olduğunda dair kanıt sunmuş oldu. Ki bu da Kızıl Gezegen’de ilk hücrelerin ve ilk yaşam biçimlerinin oluşabileceği yerlerin erken dönemde var olabileceği anlamına geliyor. Ancak bunu kesin olarak söylemek mümkün değil diyor araştırmacılar. Kaynak: https://www.science.org/doi/10.1126/sciadv.adq3694</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/yoksa-marsta-bir-zamanlar-sicak-su-kaynaklari-mi-vardi">Yoksa Mars’ta bir zamanlar sıcak su kaynakları mı vardı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p2"><b>Bir Mars meteoritindeki mineraller, hidrotermal aktiviteye dair jeokimsayal kanıtlar sundu. </b></p>
<p class="p3">Güneş sisteminin ilk zamanlarında Mars’ta da belki Dünya’da olduğu gibi göller, nehirler ve hatta geniş bir okyanus vardı. Teorik olarak o dönemde komşu gezegende ilkel bakteriyel yaşam ortaya çıkmış olabilirdi. Fakat Kızıl Gezegen’deki yaşama elverişli çağın üzerinden çok zaman geçti: 3,5 milyar yıl kadar önce iklim istikrarsız hale geldi, Mars iyice soğudu, atmosfer inceldi ve bir zamanlar sıvı olan su dondu, zemine sızdı veya gaz olarak uzaya savruldu.</p>
<p class="p3">Mars’ın daha ılıman, potansiyel olarak yaşama elverişli geçmişine dair kanıtlar artık yalnızca eski yüzey biçimleri, buz birikintileri, kayalar ve mineraller biçiminde bulunabilmekteler. Kızıl Gezegen’in ilk dönemlerine ait Mars meteoritleri, gezegenin o zamanlar neye benzediğine dair ipuçları verebiliyor.</p>
<p class="p3">Mars’ın ilk dönemlerine ait böyle bir “zaman kapsülü”, Sahra’da bulunan Mars göktaşı NWA7034. Koyu renkli göktaşı, alışılmadık derecede yüksek su içeriğine sahip volkanik kayadan oluşuyor ve yaklaşık 4,4 milyar yıl önce Mars’ta oluşan mineralleri içeriyor. Daha sonraki bir çarpışmada uzaya savrulan bu kaya parçası nihayetinde Dünyaya düşmüştü.</p>
<p class="p3">Curtin Üniversitesi’nden (Avustralya) Jack Gillespie ve ekibi, bu meteoritin geldiği bölgenin nasıl göründüğü öğrenmek için kimyasal ve izotop analizleriyle NWA7034’deki minik zirkon taneciklerini analiz etti. Analizler demir, alüminyum ve sodyum gibi elementlerin yanı sıra manyetik kalıntılarda da çarpıcı bir birikim olduğunu gösterdi. Bu elementler mineral taneciklerinin içine bir büyüme halkası şeklinde toplanmış. Bu elementlerin bulunduğu büyüme bölgeleri, magmatik ortamlardan gelen zirkon yatakları için alışılmadık bir durumdur. Bunun yerine birikme modeli, sıcak sıvıların varlığında kristalleşe karasal zirkonunkine benziyor. Böylece 4,45 milyar yıl önce Mars’ta sıcak kaynak suyuna ait kanıtlar bulmuş olduk diyor araştırmacılar. Bu da Mars’ın erken dönemlerde sadece volkanların değil, aynı zamanda Dünyanın erken dönemlerindekine benzer hidrotermal kaynakların da bulunduğunu kanıtlıyor.</p>
<p class="p3">Dünyadaki hidrotermal sistemlere benzer şekilde, bu kaynaklardan gelen sıvılar mineraller açısından zengindi ve Mars göktaşı örneğinde olduğu gibi özellikle de bol miktarda metal içeriyordu. Mars göktaşı, Mars’ın oluşumundan kısa bir süre sonra, 4,4 milyar yıl önce kabuğunda sıvı, ılık suya sahip olduğunda dair kanıt sunmuş oldu. Ki bu da Kızıl Gezegen’de ilk hücrelerin ve ilk yaşam biçimlerinin oluşabileceği yerlerin erken dönemde var olabileceği anlamına geliyor. Ancak bunu kesin olarak söylemek mümkün değil diyor araştırmacılar.</p>
<p><strong>Kaynak: <a href="https://www.science.org/doi/10.1126/sciadv.adq3694">https://www.science.org/doi/10.1126/sciadv.adq3694</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/yoksa-marsta-bir-zamanlar-sicak-su-kaynaklari-mi-vardi">Yoksa Mars’ta bir zamanlar sıcak su kaynakları mı vardı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">32553</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ünlü fizikçi Umut Gürsoy hayatını kaybetti</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/unlu-fizikci-umut-gursoy-hayatini-kaybetti</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 May 2025 14:18:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fizik ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=32392</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyaca ünlü teorik fizikçi, Utrecht Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Umut Gürsoy, 50 yaşında hayatını kaybetti. Gelen bilgilere göre Gürsoy, ABD’de geçirdiği ani kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi. Başarılı akademik kariyeri, bilim dünyasına sunduğu önemli katkıları ve öğrencileri üzerindeki büyük etkisiyle tanınan Gürsoy’un vefatı, hem bilim camiasında hem de yakın çevresinde büyük bir üzüntü yarattı. Umut Gürsoy kimdir? 1974 doğumlu olan Prof. Dr. Umut Gürsoy, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde Elektrik Mühendisliği eğitimi alırken gerçek tutkusunun teorik fizik olduğunu keşfetti ve çift anadal yaparak fizik eğitimini tamamladı. Ardından İsrail’deki Weizmann Institute of Science’da yüksek lisans yaptı ve Massachusetts Institute of Technology (MIT)’de “Aspects of the PP Wave/CFT Correspondence” başlıklı teziyle doktorasını tamamladı. Akademik kariyerine Avrupa’da devam eden Gürsoy, Paris’teki Ecole Normale Supérieure, Utrecht Üniversitesi ve CERN’de (Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi) araştırmacı olarak görev yaptı. 2012 yılında Utrecht Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak çalışmaya başlayan Gürsoy, 2017’den itibaren burada profesör unvanı ile görevine devam ediyordu. Bilimsel çalışmaları ve katkıları Umut Gürsoy’un araştırmaları, özellikle güçlü etkileşimli kuantum alan teorileri ve sicim teorisi üzerine yoğunlaşmıştı. “Holografik Korespondans” (AdS/CFT Korespondansı) kavramı üzerinde önemli çalışmalar yaptı ve bu alanı hem teorik hem de uygulamalı yönleriyle geliştirdi. Gürsoy’un çalışmaları sayesinde, kuantum alan teorileri ile Einstein’ın genel görelilik teorisi arasında köprüler kuruldu. Son yıllarda Gürsoy, ağır iyon çarpışmaları, kuark-gluon plazması ve kondanse madde sistemlerindeki anormal taşıma olayları gibi güncel konulara yönelik projeler yürütüyordu. CERN’deki ALICE deney grubunun, Gürsoy’un teorik tahminlerini test etmek üzere çalışmalara başlaması, onun bilimsel etkisinin bir diğer göstergesiydi. 77 adet bilimsel makale yayımlamış, 4700’ün üzerinde atıf almış ve teorik fizik topluluğunda 30’un üzerinde h-indeks puanı elde etmişti. Ayrıca “Holography and Magnetically Induced Phenomena in QCD” isimli kitabı da bilim dünyasında büyük ilgi gördü. Umut Gürsoy, akademik hayatı boyunca 13 doktora öğrencisi, 13 doktora sonrası araştırmacı ve 40’tan fazla yüksek lisans öğrencisi yetiştirdi. Mezunlarının çoğu Cambridge, ETH Zürih gibi prestijli kurumlarda kariyerlerine devam etti. Öğretim yöntemleriyle de dikkat çeken Gürsoy, Utrecht Üniversitesi’nde 2014 yılında “Yılın En İyi Öğretim Üyesi” seçilmişti. Umut Gürsoy neden öldü? Fizikçi arkadaşları ve sevenleri Umut Gürsoy’un vefat haberini sosyal medya üzerinden duyurdu. Ömer Aygün, “Utrecht’teki en büyük dert ortağım, süper bir baba, efsane bir hoca Umut Gürsoy’u kaybettik. Üzüntüm tarifsiz” ifadeleriyle duygularını paylaştı. Ekrem Aydıner ise, “Türkiye çok kıymetli, çok kaliteli bir fizikçi evladını kaybetti” diyerek Türkiye için büyük bir kayıp olduğuna dikkat çekti. Gürsoy’un yakını Ferdi Özbakır da, “Dünyaca bilinen çok değerli bilim adamı Prof. Dr. Umut Gürsoy’u kaybettik. Ani kalp durması sonucu ABD&#8217;de vefat etti” açıklamasında bulundu. Görsel ve Kaynak: https://www.karakosehaber.com/unlu-fizikci-umut-gursoy-kimdir-neden-oldu/193754/</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/unlu-fizikci-umut-gursoy-hayatini-kaybetti">Ünlü fizikçi Umut Gürsoy hayatını kaybetti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyaca ünlü teorik fizikçi, Utrecht Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Umut Gürsoy, 50 yaşında hayatını kaybetti. Gelen bilgilere göre Gürsoy, ABD’de geçirdiği ani kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi. Başarılı akademik kariyeri, bilim dünyasına sunduğu önemli katkıları ve öğrencileri üzerindeki büyük etkisiyle tanınan Gürsoy’un vefatı, hem bilim camiasında hem de yakın çevresinde büyük bir üzüntü yarattı.</p>
<p><strong>Umut Gürsoy kimdir?</strong></p>
<p>1974 doğumlu olan Prof. Dr. Umut Gürsoy, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde Elektrik Mühendisliği eğitimi alırken gerçek tutkusunun teorik fizik olduğunu keşfetti ve çift anadal yaparak fizik eğitimini tamamladı. Ardından İsrail’deki Weizmann Institute of Science’da yüksek lisans yaptı ve Massachusetts Institute of Technology (MIT)’de “Aspects of the PP Wave/CFT Correspondence” başlıklı teziyle doktorasını tamamladı.</p>
<p>Akademik kariyerine Avrupa’da devam eden Gürsoy, Paris’teki Ecole Normale Supérieure, Utrecht Üniversitesi ve CERN’de (Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi) araştırmacı olarak görev yaptı. 2012 yılında Utrecht Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak çalışmaya başlayan Gürsoy, 2017’den itibaren burada profesör unvanı ile görevine devam ediyordu.</p>
<p><strong>Bilimsel çalışmaları ve katkıları</strong></p>
<p>Umut Gürsoy’un araştırmaları, özellikle güçlü etkileşimli kuantum alan teorileri ve sicim teorisi üzerine yoğunlaşmıştı. “Holografik Korespondans” (AdS/CFT Korespondansı) kavramı üzerinde önemli çalışmalar yaptı ve bu alanı hem teorik hem de uygulamalı yönleriyle geliştirdi. Gürsoy’un çalışmaları sayesinde, kuantum alan teorileri ile Einstein’ın genel görelilik teorisi arasında köprüler kuruldu.</p>
<p>Son yıllarda Gürsoy, ağır iyon çarpışmaları, kuark-gluon plazması ve kondanse madde sistemlerindeki anormal taşıma olayları gibi güncel konulara yönelik projeler yürütüyordu. CERN’deki ALICE deney grubunun, Gürsoy’un teorik tahminlerini test etmek üzere çalışmalara başlaması, onun bilimsel etkisinin bir diğer göstergesiydi.</p>
<p>77 adet bilimsel makale yayımlamış, 4700’ün üzerinde atıf almış ve teorik fizik topluluğunda 30’un üzerinde h-indeks puanı elde etmişti. Ayrıca “Holography and Magnetically Induced Phenomena in QCD” isimli kitabı da bilim dünyasında büyük ilgi gördü. Umut Gürsoy, akademik hayatı boyunca 13 doktora öğrencisi, 13 doktora sonrası araştırmacı ve 40’tan fazla yüksek lisans öğrencisi yetiştirdi.</p>
<p>Mezunlarının çoğu Cambridge, ETH Zürih gibi prestijli kurumlarda kariyerlerine devam etti. Öğretim yöntemleriyle de dikkat çeken Gürsoy, Utrecht Üniversitesi’nde 2014 yılında “Yılın En İyi Öğretim Üyesi” seçilmişti.</p>
<p><strong>Umut Gürsoy neden öldü?</strong></p>
<p>Fizikçi arkadaşları ve sevenleri Umut Gürsoy’un vefat haberini sosyal medya üzerinden duyurdu. Ömer Aygün, “Utrecht’teki en büyük dert ortağım, süper bir baba, efsane bir hoca Umut Gürsoy’u kaybettik. Üzüntüm tarifsiz” ifadeleriyle duygularını paylaştı. Ekrem Aydıner ise, “Türkiye çok kıymetli, çok kaliteli bir fizikçi evladını kaybetti” diyerek Türkiye için büyük bir kayıp olduğuna dikkat çekti. Gürsoy’un yakını Ferdi Özbakır da, “Dünyaca bilinen çok değerli bilim adamı Prof. Dr. Umut Gürsoy’u kaybettik. Ani kalp durması sonucu ABD&#8217;de vefat etti” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Görsel ve Kaynak: <a href="https://www.karakosehaber.com/unlu-fizikci-umut-gursoy-kimdir-neden-oldu/193754/">https://www.karakosehaber.com/unlu-fizikci-umut-gursoy-kimdir-neden-oldu/193754/</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/unlu-fizikci-umut-gursoy-hayatini-kaybetti">Ünlü fizikçi Umut Gürsoy hayatını kaybetti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">32392</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
