<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bilgehan Gürlek arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/k/yazarlar/bilgehan-gurlek/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/k/yazarlar/bilgehan-gurlek</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Wed, 17 Aug 2022 06:04:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Döngüsel Ekonomi ve Yeşil Büyüme ne kadar mümkün?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/bilgehan-gurlek/dongusel-ekonomi-ve-yesil-buyume-ne-kadar-mumkun</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bilgehan Gürlek]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Aug 2022 07:51:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilgehan Gürlek]]></category>
		<category><![CDATA[Y]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=27762</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya 2008’lerde başlayan ekonomik krizle başetmeye çalışırken yeni bir kriz, “ekolojik kriz” gelip kapıya dayanmış durumda. Makroekonominin kurucusu “Keynes” kapitalizmin 450 yıl süreceğini ve sonunda insanlığın ekonomik sorunlarını çözerek, daha yaratıcı olacağı bir aşamaya geçeceği tahmininde bulunmuştu. Bugün gelinen noktada ise dünya, ekonomik durgunluk ve ekolojik krizle karşı karşıya(1). Hem ekonomik yavaşlama, artan eşitsizlikler hem çevresel yıkım, iklim değişikliği aynı anda yaşanmakta. Uluslararası İklim Değişikliği Paneline göre, yükseliş eğiliminin sürmesi halinde küresel ısınmanın 2030 ile 2052 yılları arasında 1,5 °C’ye ulaşması ve aşırı hava koşulları, türlerin yok olması, su ve gıda kıtlığı ile karşılaşılmasının hızlanacağı öngörülmekte (1). “Döngüsel Ekonomi” temelde çevrenin korunmasına ve iklim değişikliği sürecinin yavaşlatılmasına yöneliktir. Ana amaç, doğal kaynakların tüketimine bağlı ekonomik büyümenin terkedilmesidir. Geri dönüşüm, yeniden kullanım, yeniden üretim vb.yöntemlerin yanısıra üretim sürecinde doğal kaynak ve malzeme kullanımını azaltan yenilikler ile kaynak verimliliğinin arttırılması hedeflenmektedir. İngiliz İşçi Partisi’nin son seçimler öncesi yayınlamış olduğu “Yeşil Sanayi Devrimi Manifestosu” çevre ve doğanın korunmasını odak noktasına oturtmaktadır. Manifesto ile sürdürülebilirliğin ilk öncelikler arasına alınması, karbon salınımının azaltılması ve daha eşitlikçi, daha demokratik, dayanışmacı ve yaşam kalitesinin yüksek olduğu bir ekonominin oluşturulmasına yönelik bir “yeşil büyüme” hedeflenmektedir. Vurgulanan bir diğer konu “yeşil dönüşüm”ün maliyetinin başta üst-gelir grupları olmak üzere, toplumsal sınıflar arasında sorumlulukları ölçüsünde ve adaletli bir biçimde paylaştırılmasının öngörülmesidir. Bir diğer girişim, hedefi “2050’de iklimden etkilenmeyecek bir kıta” diye tanımlanan “Avrupa Yeşil Sözleşmesi”dir. Yeşil büyüme için döngüsel ekonomi, düşük karbon ekonomisi, yeni sanayi stratejisi ve döngüsel ekonomi eylem planı sözleşmede üstünde durulan konular arasındadır. Döngüsel ekonomi ve sınırsız büyüme bir arada olabilir mi? “Döngüsel ekonomi” ile ulaşılacak verimlilik artışlarının hangi yönde kullanılacağı stratejik bir karar konusudur. Kaynak verimliliğindeki yükselişlerin “üretimtüketim talebi”ni artırma yönünde kullanılması, bir tür yansıma etkisiyle, daha fazla doğal kaynak tüketimine, dolayısıyla, çevre ve doğaya verilecek zararların artmasına neden olabilecektir. “Döngüsel Ekonomi” fiziksel ürünlere olan istemin arttırılması ve sınırsız büyüme yerine, yaşam kalitesini yükselten hizmetler ve sanatsal etkinliklerin özendirilmesine yönelik iş modelleri geliştirebildiği ölçüde, bir seçenek olacaktır. Bir diğer nokta, artan üretkenliğin gelir dağılımını iyileştirici ve eşitsizliklerin giderilmesi doğrultusunda kullanılıp kullanılmayacağıdır. Eşitsizliklerin giderilmesi kuşkusuz küresel sürdürülebilirliğe önemli katkılar sağlayacaktır.. “Tarım”, sera gazı salınımlarında % 26.8’lık bir payla iklim değişikliğinde yaşamsal bir rol oynamaktadır (2). “Hayvancılık” ise % 8’lik bir salınım payı ile Çin ve A.B.D’den sonra üçüncü sırada gelmektedir. Yüksek gelir grubu ülkeler gelişmekte olan ülkelere göre kişi başına 10 kat daha fazla kaynak harcamaktadır. Tüm dünya A.B.D yaşam standartlarına göre yaşasa, bugün için toplam beş dünya gerekmekte. 100 şirket yüzde 71’den sorumlu Diğer yandan, toplam karbon salınımının %71’inden 100 küresel şirketin sorumlu olduğu belirtilmekte. Doğal kaynak kullanımının azaltılmasında yüksek gelir grubu ülkeler ve küresel şirketlerin en başta sorumluluk alması şart gözükmektedir. Bütüncül bir sürdürülebilirlik için yüksek gelir grubu ülkelerdeki üretim ve tüketimin sınırlandırılması gerekirken, tüketimin düşük olduğu gelişmekte olan ülkeler için daha yüksek büyüme oranlarına izin verecek bir kaynak dağılımının sağlanması, bir anlamda kaynak aktarımı, gerekecektir. “Döngüsel ekonomi”ye geçiş sürecinde; tüketimin sınırlandırılması, beslenme ve yaşam alışkanlıklarının değiştirilmesi kararları; karbon salınımının düşürülmesi ve sıfır atık hedeflerine ulaşılması için gerekli sanayi dönüşüm maliyetlerinin kimler tarafından üstlenileceği kararları yeşil büyümenin yönünü belirlemede etkin olacaktır. Üretimde, “Sanayi 4.0”, “Yalın Yönetim” ve yenilikçi üretim yöntemleri ile malzeme kullanımı azaltılabilir; kentlerde bölgesel üretim ve tüketimi öne çıkaran, hareket ve ulaşımı azaltan yavaş-akıllı kent uygulamaları ile kaynak tüketimi düşürülebilir. Yerel kaynak kullanımına öncelik veren “tutumlu yenilik”, “paylaşım ekonomisi” uygulamaları, insanı odak noktasına koyan “Toplum 5.0” ; hem doğanın korunması hem eşitsizliklerin azaltılması için kullanılabilir. Dünya Ekonomik Forumu’nca yapılmış bir çalışmaya göre, ülkelerin önlerinde duran başlıca onyedi sorunu önceliklendirmeleri istendiğinde Türkiye’nin “iklim değişikliği”ni 16. sıraya koyduğu görülmekte. Kapitalizmin sınırsız büyüme ve kar odaklı işleyişi içerisinde “Döngüsel Ekonomi” hedeflerine ne ölçüde ulaşılabileceği tartışma konusudur. Son Avustralya yangınlarında gelişmiş dünyanın olaya el atmaktaki isteksizliği bu konuda umutlu olmamıza elvermemekte. Küresel ölçekte sınırlandırılmış bir büyüme ve daha adil bir gelir paylaşımı olmadan yeşil büyümenin sağlanması kuşkuludur. Sorun salt teknoloji, verimlilik vb. değildir: düşünüş biçimlerinin ve yaşam alışkanlıklarının değişmesi gerekmektedir. Gelişmiş ülkelerin bu çerçevede en büyük rolü üstlenmesi gerekmekte. Ülkemizin ise sanayileşmenin yanısıra iklim değişikliği olgusunu gündemine alması ve kaynak verimliliğinin artırılmasına katkı yapması bütüncül sürdürülebilirlik için kaçınılmazdır. Bilgehan Gürlek / bilgehangurlek@gmail.com Kaynakça (1) Keynes was wrong. Gen Z will have it worse, Malcolm Harris, Dec 16 2019, MIT Technology Review (2) Agriculture plays a critical role in limiting the impact of climate change, September 2019, McKinsey Company Bu yazı HBT&#8217;nin 200. sayısında yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/bilgehan-gurlek/dongusel-ekonomi-ve-yesil-buyume-ne-kadar-mumkun">Döngüsel Ekonomi ve Yeşil Büyüme ne kadar mümkün?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya 2008’lerde başlayan ekonomik krizle başetmeye çalışırken yeni bir kriz, “ekolojik kriz” gelip kapıya dayanmış durumda. Makroekonominin kurucusu “Keynes” kapitalizmin 450 yıl süreceğini ve sonunda insanlığın ekonomik sorunlarını çözerek, daha yaratıcı olacağı bir aşamaya geçeceği tahmininde bulunmuştu. Bugün gelinen noktada ise dünya, ekonomik durgunluk ve ekolojik krizle karşı karşıya(1). Hem ekonomik yavaşlama, artan eşitsizlikler hem çevresel yıkım, iklim değişikliği aynı anda yaşanmakta. Uluslararası İklim Değişikliği Paneline göre, yükseliş eğiliminin sürmesi halinde küresel ısınmanın 2030 ile 2052 yılları arasında 1,5 °C’ye ulaşması ve aşırı hava koşulları, türlerin yok olması, su ve gıda kıtlığı ile karşılaşılmasının hızlanacağı öngörülmekte (1).</p>
<p>“Döngüsel Ekonomi” temelde çevrenin korunmasına ve iklim değişikliği sürecinin yavaşlatılmasına yöneliktir. Ana amaç, doğal kaynakların tüketimine bağlı ekonomik büyümenin terkedilmesidir. Geri dönüşüm, yeniden kullanım, yeniden üretim vb.yöntemlerin yanısıra üretim sürecinde doğal kaynak ve malzeme kullanımını azaltan yenilikler ile kaynak verimliliğinin arttırılması hedeflenmektedir.</p>
<p>İngiliz İşçi Partisi’nin son seçimler öncesi yayınlamış olduğu “Yeşil Sanayi Devrimi Manifestosu” çevre ve doğanın korunmasını odak noktasına oturtmaktadır. Manifesto ile sürdürülebilirliğin ilk öncelikler arasına alınması, karbon salınımının azaltılması ve daha eşitlikçi, daha demokratik, dayanışmacı ve yaşam kalitesinin yüksek olduğu bir ekonominin oluşturulmasına yönelik bir “yeşil büyüme” hedeflenmektedir.</p>
<p>Vurgulanan bir diğer konu “yeşil dönüşüm”ün maliyetinin başta üst-gelir grupları olmak üzere, toplumsal sınıflar arasında sorumlulukları ölçüsünde ve adaletli bir biçimde paylaştırılmasının öngörülmesidir. Bir diğer girişim, hedefi “2050’de iklimden etkilenmeyecek bir kıta” diye tanımlanan “Avrupa Yeşil Sözleşmesi”dir. Yeşil büyüme için döngüsel ekonomi, düşük karbon ekonomisi, yeni sanayi stratejisi ve döngüsel ekonomi eylem planı sözleşmede üstünde durulan konular arasındadır.</p>
<p><strong>Döngüsel ekonomi ve sınırsız büyüme bir arada olabilir mi? </strong></p>
<p>“Döngüsel ekonomi” ile ulaşılacak verimlilik artışlarının hangi yönde kullanılacağı stratejik bir karar konusudur. Kaynak verimliliğindeki yükselişlerin “üretimtüketim talebi”ni artırma yönünde kullanılması, bir tür yansıma etkisiyle, daha fazla doğal kaynak tüketimine, dolayısıyla, çevre ve doğaya verilecek zararların artmasına neden olabilecektir.</p>
<p>“Döngüsel Ekonomi” fiziksel ürünlere olan istemin arttırılması ve sınırsız büyüme yerine, yaşam kalitesini yükselten hizmetler ve sanatsal etkinliklerin özendirilmesine yönelik iş modelleri geliştirebildiği ölçüde, bir seçenek olacaktır. Bir diğer nokta, artan üretkenliğin gelir dağılımını iyileştirici ve eşitsizliklerin giderilmesi doğrultusunda kullanılıp kullanılmayacağıdır. Eşitsizliklerin giderilmesi kuşkusuz küresel sürdürülebilirliğe önemli katkılar sağlayacaktır..</p>
<p>“Tarım”, sera gazı salınımlarında % 26.8’lık bir payla iklim değişikliğinde yaşamsal bir rol oynamaktadır (2). “Hayvancılık” ise % 8’lik bir salınım payı ile Çin ve A.B.D’den sonra üçüncü sırada gelmektedir. Yüksek gelir grubu ülkeler gelişmekte olan ülkelere göre kişi başına 10 kat daha fazla kaynak harcamaktadır. Tüm dünya A.B.D yaşam standartlarına göre yaşasa, bugün için toplam beş dünya gerekmekte.</p>
<p><strong>100 şirket yüzde 71’den sorumlu</strong></p>
<p>Diğer yandan, toplam karbon salınımının %71’inden 100 küresel şirketin sorumlu olduğu belirtilmekte. Doğal kaynak kullanımının azaltılmasında yüksek gelir grubu ülkeler ve küresel şirketlerin en başta sorumluluk alması şart gözükmektedir.</p>
<p>Bütüncül bir sürdürülebilirlik için yüksek gelir grubu ülkelerdeki üretim ve tüketimin sınırlandırılması gerekirken, tüketimin düşük olduğu gelişmekte olan ülkeler için daha yüksek büyüme oranlarına izin verecek bir kaynak dağılımının sağlanması, bir anlamda kaynak aktarımı, gerekecektir.</p>
<p>“Döngüsel ekonomi”ye geçiş sürecinde; tüketimin sınırlandırılması, beslenme ve yaşam alışkanlıklarının değiştirilmesi kararları; karbon salınımının düşürülmesi ve sıfır atık hedeflerine ulaşılması için gerekli sanayi dönüşüm maliyetlerinin kimler tarafından üstlenileceği kararları yeşil büyümenin yönünü belirlemede etkin olacaktır. Üretimde, “Sanayi 4.0”, “Yalın Yönetim” ve yenilikçi üretim yöntemleri ile malzeme kullanımı azaltılabilir; kentlerde bölgesel üretim ve tüketimi öne çıkaran, hareket ve ulaşımı azaltan yavaş-akıllı kent uygulamaları ile kaynak tüketimi düşürülebilir. Yerel kaynak kullanımına öncelik veren “tutumlu yenilik”, “paylaşım ekonomisi” uygulamaları, insanı odak noktasına koyan “Toplum 5.0” ; hem doğanın korunması hem eşitsizliklerin azaltılması için kullanılabilir.</p>
<p>Dünya Ekonomik Forumu’nca yapılmış bir çalışmaya göre, ülkelerin önlerinde duran başlıca onyedi sorunu önceliklendirmeleri istendiğinde Türkiye’nin “iklim değişikliği”ni 16. sıraya koyduğu görülmekte. Kapitalizmin sınırsız büyüme ve kar odaklı işleyişi içerisinde “Döngüsel Ekonomi” hedeflerine ne ölçüde ulaşılabileceği tartışma konusudur. Son Avustralya yangınlarında gelişmiş dünyanın olaya el atmaktaki isteksizliği bu konuda umutlu olmamıza elvermemekte.</p>
<p>Küresel ölçekte sınırlandırılmış bir büyüme ve daha adil bir gelir paylaşımı olmadan yeşil büyümenin sağlanması kuşkuludur. Sorun salt teknoloji, verimlilik vb. değildir: düşünüş biçimlerinin ve yaşam alışkanlıklarının değişmesi gerekmektedir. Gelişmiş ülkelerin bu çerçevede en büyük rolü üstlenmesi gerekmekte. Ülkemizin ise sanayileşmenin yanısıra iklim değişikliği olgusunu gündemine alması ve kaynak verimliliğinin artırılmasına katkı yapması bütüncül sürdürülebilirlik için kaçınılmazdır.</p>
<p><strong>Bilgehan Gürlek</strong> / <a href="mailto:bilgehangurlek@gmail.com">bilgehangurlek@gmail.com</a></p>
<p><em>Kaynakça</em><br />
<em>(1) Keynes was wrong. Gen Z will have it worse, Malcolm Harris, Dec 16 2019, MIT Technology Review </em><br />
<em>(2) Agriculture plays a critical role in limiting the impact of climate change, September 2019, McKinsey Company</em></p>
<p><strong><em>Bu yazı HBT&#8217;nin 200. sayısında yayınlanmıştır.</em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/bilgehan-gurlek/dongusel-ekonomi-ve-yesil-buyume-ne-kadar-mumkun">Döngüsel Ekonomi ve Yeşil Büyüme ne kadar mümkün?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">27762</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kentsel performans endeksleri-2: Yetenekli ve sürdürülebilir kentler</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/bilgehan-gurlek/kentsel-performans-endeksleri-2-yetenekli-ve-surdurulebilir-kentler</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bilgehan Gürlek]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Mar 2022 11:06:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilgehan Gürlek]]></category>
		<category><![CDATA[Y]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=26549</guid>

					<description><![CDATA[<p>Önceki yazımızda kentsel başarım göstergelerinden ikisine (Küresel Güçlü Kentler Endeksi ve İnovasyon Kentleri Endeksi) değinmiştik. Bu yazıda diğer iki endeksten söz edeceğiz. İlk söz edeceğimiz endeks; Küresel Kentler Yetenek Rekabet Endeksi (GCTCI) (1) . Sahip olunan insan kaynağı yeteneklerinin yenilik, rekabet edebilirlik ve büyümeye katkısı son yıllarda tartışılmaz hale gelmiştir. GCTCI, yetenek geliştirilmesi, kentin bu yetenekler için çekici bir yer haline getirilmesi ve var olan yeteneklerin elde tutulabilmesi gücünü ölçen bir endeks. Bu anlamda geçen yıllarda söz ettiğimiz, “ülkeler” için geliştirilmiş küresel yetenek rekabet endeksinin bir alt bölümü. Kentlerin başarımı 5 ana ögede içerilen toplam 16 gösterge ile ölçülüp değerlendirilmekte. Beş ana öge ve bazı göstergeler şöyle özetlenebilir: 1-Kolaylaştırmak/güçlendirmek (ar-ge harcamaları, bilgi ve iletişim teknolojilerine erişim) 2- Çekicilik (Kişi başı GSYİH, yaşam kalitesi, çevre kalitesi ) 3- Yetiştirmek/geliştirmek (üniversiteler sıralaması, yüksek öğrenim kayıt oranı) 4- Korumak (kişisel güvenlik, alım gücü) 5- Küresel bilgi oluşturmak (iş gücündeki yüksek öğrenim oranı, uluslararası organizasyon sayısı). 2019 yılı için değerlendirilen 114 kent içinde ilk 5 sırayı alan kentler ve İstanbul’un sırası tablo-1’ de gösterilmektedir. İstanbul üçüncü çeyrek dilimde (67.) yer alırken ülke performansı (74.) na yakın bir derece sergilemekte. Küresel bilgi oluşturmak alt grubunda göreceli daha iyi bir başarım göstermekte (45.). Yetenek çekebilme ve var olanları kentte tutabilme alt bölümlerinde sırasıyla 89. ve 92. olarak oldukça geride yer almış: son günlerdeki yurt dışına mühendis göçü düşünüldüğünde şaşırtıcı değil. Yetiştirme grubunda ise 63. olabilmiş. Bu sonuçlarla sayısallaşma ve sanayi 4.0’ün gereksineceği insan kaynaklarını oluşturabilmek zor gözüküyor. Yerel yönetimlerin rant politikalarından ve kısa erimli yaklaşımlardan biraz sıyrılıp, insan kaynaklarını geliştirici uzun erimli stratejiler oluşturmaya başlamaları kentlerin geleceği açısından vazgeçilmez görünüyor. Ele alacağımız son endeks: Sürdürülebilir Kentler Endeksi (SCI) (2) . Sayısallaşma ile gelen dinamizm kentler için hem tehdit hem fırsatlar oluşturabilmekte. Verilere kolay erişim, verimlilik artışları sağlanırken; işsizlik, gelir eşitsizliği, çevresel sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Eğitimli ve sağlıklı bir iş gücüne sahip olmak, çevrenin korunması; sürdürülebilirlikle birlikte ön plana çıkmıştır. Anahtar öge Endeks değerlendirme yöntemi ekonomik, toplumsal ve çevresel olmak üzere 3 anahtar öge içerisinde toplam 48 göstergenin puanlanmasına dayanmakta. Göstergelerden bazıları şöyle: 1.Ekonomik ; kişi başı GSYİH, istihdam oranı, küresel ağ yapılarda yer alma, internet alt yapısı, üniversite-sanayi ar-ge işbirliği, hava ve raylı ulaşım yoğunluğu. 2. Toplumsal; kişisel sağlık ve eğitim düzeyi, bireysel mutluluk, çalışma saatleri, gelir dağılımı, kent yaşamında ulaşım ve sayısal hizmetler. 3. Çevre; su tedariki, hava kirliliği, enerji tüketimi, geri dönüşüm oranları, yenilenebilir enerji yatırımları, bisiklet kullanım alt yapıları, doğal afetlere karşı önlemler. 2018 yılı için değerlendirilen 100 kent içinde ilk 5 sırayı alan kentler ve İstanbul’un sırası tablo-2’ de gösterilmektedir. İstanbul genel sıralamada son çeyrekte (82.) yer alırken, çevre alt ögesinde 88. sıradadır. Betonlaşma ve inşaat furyası ile farklı bir sonuç almak sürpriz olurdu. Değerlendirme raporunda ayrıca alınan puanlara göre dört kent kümesi oluşturulmuş: 1. Dengeli Yenilikçiler; sosyal ve ekonomik göstergelerde güçlü kentlerden oluşuyor. Genel sıralamadaki en üst 25 kent bu grup içerisinde. 2. Endüstri Ötesi Fırsatçıları; sosyal ve çevresel göstergelerde güçlü olan, çoğunluğu Kuzey Amerika ve birkaç Avrupa ve Avustralya ülkelerinden 33 kent. 3. Gelişen Kentler; ekonomisi zayıf, kuralsız ekonomi ve plansızlığın egemen olduğu yeni yükselen 19 kent bu grupta. 4. Hızla Büyüyen Mega Kentler; ekonomisi zayıf Çin ve Hindistan&#8217;daki büyük kentler. İstanbul 3. Grupta plansız gelişen kentler içerisinde yer bulmuş. Son dönemlerde, beş yıllık kalkınma planlarının ve Devlet Planlama Örgütü’nün rafa kaldırılmasının bu sonuçta payı yok mudur? Özetlenen tüm dört kent endeksinde de “ekonomik göstergeler”in yanısıra aşağıdaki benzer göstergelerin yer aldığını not etmeliyiz: ar-ge ve inovasyon, ağ yapılarda işbirlikleri, yaşam düzeyi, eşitlik, eğitim kalitesi ve sayısal yetkinlikler, nitelikli üniversiteler, sağlık hizmetleri, sanatsal etkinlikler, müzeler, konser ve tiyatro alt yapıları, çevre kalitesi, yeşil alan yaygınlığı, yenilenebilir enerji kullanımı vb. Refah ülkeleri Tüm listelerde en üst sıralarda yer alan kentlerin hemen hemen hepsi yüksek gelir düzeyine sahip refah ülkelerindendir. Bu kentlerin ortak özelliği; salt ekonomik faktörlerde değil yukarıda sıralanan göstergelerin çoğunda sıralamaların en üst dilimlerinde yer almalarıdır. Bunlar içerisinde özellikle Kuzey Avrupa ülke kentleri başta olmak üzere bir grup kent; insanı ön plana alan, herkes için yaşam standartlarını yükseltecek kapsayıcı, eşitlik ve büyümeyi birlikte sağlamaya çalışan, kaynak kısıtlılığını göz önüne alarak sürdürülebilirliğe önem veren stratejiler ile farklılaşmaktadırlar. Türkiye dünyanın ilk 20 ekonomisi içinde yer almasına karşın, en büyük kenti İstanbul’un göstergelerdeki düşük başarım düzeyi; yerel yönetimlerin eşitlik, gelişme ve sürdürülebilirliği birlikte ele alacak bütüncül ve uzun erimli politikalara yönelmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bilgehan Gürlek / bilgehangurlek@gmail.com Kaynakça (1) The Global Talent Competitiveness Index 2019, Insead (2) https://www.arcadis.com/en/global/our-perspectives/sustainable-cities-index-2018/citizen-centric-cities/ Bu yazı HBT&#8217;nin 158. sayısında yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/bilgehan-gurlek/kentsel-performans-endeksleri-2-yetenekli-ve-surdurulebilir-kentler">Kentsel performans endeksleri-2: Yetenekli ve sürdürülebilir kentler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Önceki yazımızda kentsel başarım göstergelerinden ikisine (Küresel Güçlü Kentler Endeksi ve İnovasyon Kentleri Endeksi) değinmiştik. Bu yazıda diğer iki endeksten söz edeceğiz. İlk söz edeceğimiz endeks; Küresel Kentler Yetenek Rekabet Endeksi (GCTCI) (1) . Sahip olunan insan kaynağı yeteneklerinin yenilik, rekabet edebilirlik ve büyümeye katkısı son yıllarda tartışılmaz hale gelmiştir. GCTCI, yetenek geliştirilmesi, kentin bu yetenekler için çekici bir yer haline getirilmesi ve var olan yeteneklerin elde tutulabilmesi gücünü ölçen bir endeks.</p>
<p>Bu anlamda geçen yıllarda söz ettiğimiz, “ülkeler” için geliştirilmiş küresel yetenek rekabet endeksinin bir alt bölümü. Kentlerin başarımı 5 ana ögede içerilen toplam 16 gösterge ile ölçülüp değerlendirilmekte. Beş ana öge ve bazı göstergeler şöyle özetlenebilir:</p>
<p>1-Kolaylaştırmak/güçlendirmek (ar-ge harcamaları, bilgi ve iletişim teknolojilerine erişim)</p>
<p>2- Çekicilik (Kişi başı GSYİH, yaşam kalitesi, çevre kalitesi )</p>
<p>3- Yetiştirmek/geliştirmek (üniversiteler sıralaması, yüksek öğrenim kayıt oranı)</p>
<p>4- Korumak (kişisel güvenlik, alım gücü)</p>
<p>5- Küresel bilgi oluşturmak (iş gücündeki yüksek öğrenim oranı, uluslararası organizasyon sayısı).</p>
<div id="attachment_26550" style="width: 170px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-26550" class="wp-image-26550 size-full" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2022/03/1-2.png" alt="" width="160" height="132" /><p id="caption-attachment-26550" class="wp-caption-text">Tablo-1</p></div>
<p>2019 yılı için değerlendirilen 114 kent içinde ilk 5 sırayı alan kentler ve İstanbul’un sırası tablo-1’ de gösterilmektedir.</p>
<p>İstanbul üçüncü çeyrek dilimde (67.) yer alırken ülke performansı (74.) na yakın bir derece sergilemekte. Küresel bilgi oluşturmak alt grubunda göreceli daha iyi bir başarım göstermekte (45.). Yetenek çekebilme ve var olanları kentte tutabilme alt bölümlerinde sırasıyla 89. ve 92. olarak oldukça geride yer almış: son günlerdeki yurt dışına mühendis göçü düşünüldüğünde şaşırtıcı değil. Yetiştirme grubunda ise 63. olabilmiş. Bu sonuçlarla sayısallaşma ve sanayi 4.0’ün gereksineceği insan kaynaklarını oluşturabilmek zor gözüküyor. Yerel yönetimlerin rant politikalarından ve kısa erimli yaklaşımlardan biraz sıyrılıp, insan kaynaklarını geliştirici uzun erimli stratejiler oluşturmaya başlamaları kentlerin geleceği açısından vazgeçilmez görünüyor.</p>
<p>Ele alacağımız son endeks: Sürdürülebilir Kentler Endeksi (SCI) (2) .</p>
<p>Sayısallaşma ile gelen dinamizm kentler için hem tehdit hem fırsatlar oluşturabilmekte. Verilere kolay erişim, verimlilik artışları sağlanırken; işsizlik, gelir eşitsizliği, çevresel sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Eğitimli ve sağlıklı bir iş gücüne sahip olmak, çevrenin korunması; sürdürülebilirlikle birlikte ön plana çıkmıştır.</p>
<p><strong>Anahtar öge </strong></p>
<p>Endeks değerlendirme yöntemi ekonomik, toplumsal ve çevresel olmak üzere 3 anahtar öge içerisinde toplam 48 göstergenin puanlanmasına dayanmakta. Göstergelerden bazıları şöyle:</p>
<p>1.Ekonomik ; kişi başı GSYİH, istihdam oranı, küresel ağ yapılarda yer alma, internet alt yapısı, üniversite-sanayi ar-ge işbirliği, hava ve raylı ulaşım yoğunluğu.</p>
<p>2. Toplumsal; kişisel sağlık ve eğitim düzeyi, bireysel mutluluk, çalışma saatleri, gelir dağılımı, kent yaşamında ulaşım ve sayısal hizmetler.</p>
<p>3. Çevre; su tedariki, hava kirliliği, enerji tüketimi, geri dönüşüm oranları, yenilenebilir enerji yatırımları, bisiklet kullanım alt yapıları, doğal afetlere karşı önlemler.</p>
<div id="attachment_26552" style="width: 174px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-26552" class="wp-image-26552 size-full" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2022/03/2-3.png" alt="" width="164" height="170" /><p id="caption-attachment-26552" class="wp-caption-text">Tablo-2</p></div>
<p>2018 yılı için değerlendirilen 100 kent içinde ilk 5 sırayı alan kentler ve İstanbul’un sırası tablo-2’ de gösterilmektedir.</p>
<p>İstanbul genel sıralamada son çeyrekte (82.) yer alırken, çevre alt ögesinde 88. sıradadır. Betonlaşma ve inşaat furyası ile farklı bir sonuç almak sürpriz olurdu. Değerlendirme raporunda ayrıca alınan puanlara göre dört kent kümesi oluşturulmuş:</p>
<p>1. Dengeli Yenilikçiler; sosyal ve ekonomik göstergelerde güçlü kentlerden oluşuyor. Genel sıralamadaki en üst 25 kent bu grup içerisinde.</p>
<p>2. Endüstri Ötesi Fırsatçıları; sosyal ve çevresel göstergelerde güçlü olan, çoğunluğu Kuzey Amerika ve birkaç Avrupa ve Avustralya ülkelerinden 33 kent.</p>
<p>3. Gelişen Kentler; ekonomisi zayıf, kuralsız ekonomi ve plansızlığın egemen olduğu yeni yükselen 19 kent bu grupta.</p>
<p>4. Hızla Büyüyen Mega Kentler; ekonomisi zayıf Çin ve Hindistan&#8217;daki büyük kentler.</p>
<p>İstanbul 3. Grupta plansız gelişen kentler içerisinde yer bulmuş. Son dönemlerde, beş yıllık kalkınma planlarının ve Devlet Planlama Örgütü’nün rafa kaldırılmasının bu sonuçta payı yok mudur?</p>
<p>Özetlenen tüm dört kent endeksinde de “ekonomik göstergeler”in yanısıra aşağıdaki benzer göstergelerin yer aldığını not etmeliyiz: ar-ge ve inovasyon, ağ yapılarda işbirlikleri, yaşam düzeyi, eşitlik, eğitim kalitesi ve sayısal yetkinlikler, nitelikli üniversiteler, sağlık hizmetleri, sanatsal etkinlikler, müzeler, konser ve tiyatro alt yapıları, çevre kalitesi, yeşil alan yaygınlığı, yenilenebilir enerji kullanımı vb.</p>
<p><strong>Refah ülkeleri </strong></p>
<p>Tüm listelerde en üst sıralarda yer alan kentlerin hemen hemen hepsi yüksek gelir düzeyine sahip refah ülkelerindendir. Bu kentlerin ortak özelliği; salt ekonomik faktörlerde değil yukarıda sıralanan göstergelerin çoğunda sıralamaların en üst dilimlerinde yer almalarıdır. Bunlar içerisinde özellikle Kuzey Avrupa ülke kentleri başta olmak üzere bir grup kent; insanı ön plana alan, herkes için yaşam standartlarını yükseltecek kapsayıcı, eşitlik ve büyümeyi birlikte sağlamaya çalışan, kaynak kısıtlılığını göz önüne alarak sürdürülebilirliğe önem veren stratejiler ile farklılaşmaktadırlar.</p>
<p>Türkiye dünyanın ilk 20 ekonomisi içinde yer almasına karşın, en büyük kenti İstanbul’un göstergelerdeki düşük başarım düzeyi; yerel yönetimlerin eşitlik, gelişme ve sürdürülebilirliği birlikte ele alacak bütüncül ve uzun erimli politikalara yönelmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.</p>
<p><strong>Bilgehan Gürlek</strong> / <a href="mailto:bilgehangurlek@gmail.com">bilgehangurlek@gmail.com</a></p>
<p><em>Kaynakça</em><br />
<em>(1) The Global Talent Competitiveness Index 2019, Insead </em><br />
<em>(2) https://www.arcadis.com/en/global/our-perspectives/sustainable-cities-index-2018/citizen-centric-cities/</em></p>
<p><strong><em>Bu yazı HBT&#8217;nin 158. sayısında yayınlanmıştır.</em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/bilgehan-gurlek/kentsel-performans-endeksleri-2-yetenekli-ve-surdurulebilir-kentler">Kentsel performans endeksleri-2: Yetenekli ve sürdürülebilir kentler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">26549</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kentsel performans endeksleri-1: Güçlü ve yenilikçi kentler</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/bilgehan-gurlek/kentsel-performans-endeksleri-1-guclu-ve-yenilikci-kentler</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bilgehan Gürlek]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Mar 2022 11:38:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilgehan Gürlek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=26530</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya nüfusunun çoğunluğu kentlerde yoğunlaşırken, kentler ekonomik gücün, toplumsal ve kültürel yaşamdaki yeniliklerin toplandığı merkezler olmaktadır. Ülkeler arasındaki ekonomik, kültürel ve sosyal ilişkilerde bazı küresel şehirlerin ağırlığı zaman zaman ülke gücünü de aşan bir noktaya ulaşabilmekte, deyim yerindeyse ülkenin önüne geçebilmektedir. Küreselleşme ve sayısallaşma ile birlikte kentler farklı uzmanlık bilgilerine dayalı stratejik yerler olmaya başlamıştır. Bu nedenle; büyüme, rekabet gücü, yenilik, insan sermayesi, sürdürülebilirlik vb. alanlarda kentlerin başarımını ve gizilgücünü ölçüp, değerlendiren çok sayıda endeks ve gösterge geliştirilmiş durumda. Biz bu yazı dizisinde bunlardan ekonomi, yüksek teknoloji ve inovasyon, insan kaynakları yeteneği geliştirilmesi ve sürdürülebilirlike ilgili olan birkaçına değinmeye çalışacağız. Bunlardan birincisi Küresel Güçlü Kentler Endeksi (GPCI) dir (1). GPCI ile dünyanın başlıca kentlerinin ( 2018 için 44 kent) insan, sermaye ve firmalar açısından çekiciliği değerlendirilmektedir. Yöntem; ekonomi, ar-ge, kültürel etkileşim, yaşanabilirlik, çevre ve ulaşım olmak üzere altı işlevde toplam 70 göstergenin puanlanması ve kentlerin sıralanmasına dayanmakta. Her işlev grubundaki gösterge sayısı ve göstergelerden bazıları şu şekilde : Ekonomi (13 gösterge) : Toplam istihdam, nitelikli iş gücü varlığı, GSYİH &#8211; Ar-Ge (8 gösterge) : Araştırmacı sayısı, ar-ge harcaması, patent sayısı &#8211; Yaşanabilirlik (14 gösterge) : İşsizlik oranı, yaşam beklentisi, toplumsal özgürlük ve eşitlik, bilgi iletişim teknolojilerinin hazırbulunulurluğu – Kültürel Etkileşim (16 gösterge) : Müze sayısı, tiyatro ve konser salonu sayısı, yaratıcı etkinlikler için ortam – Çevre (9 gösterge) : su kalitesi, yeşil alan miktarı, yenilenebilir enerji kullanımı &#8211; Ulaşım (10 gösterge) : toplu taşım yaygınlığı, raylı ulaşım yoğunluğu, trafik tıkanıklığı, uluslararası hava meydanlarına ulaşım süresi. Genel GPCI için 2018 yılı sıralamaları ilk 5 ülke ve Türkiye için tablo-1’de görülmektedir: İşlev gruplarındaki sıralamalara bakıldığında; ekonomi ve ar-ge grupları sıralamalarındaki ilk 3 ülke yukarıdaki genel endeksteki ilk üç ülke ile aynı: Londra, New York, Tokyo. Çevre ve yaşanabilirlik gruplarında ise megapollere oranla görece orta büyüklükte kentler (Zürih, Stokholm, Kopenghag, Amsterdam vb.) ilk 5’te yer almakta. İstanbul ise genel GPCI endeksinde 2017’deki 30.luktan 2018’de 34. sıraya gerilemiş durumda. İstanbul, Ar-ge grubunda 34., çevre grubunda ise 40.sırada yer almış. Dünyanın ilk yirmi ekonomisi içerisinde yer alan ülkemizin en büyük kenti İstanbul’un 44 kent içerisinde son çeyrekte yer alması salt ekonomik büyüklüğün “küresel güçlülük” için yeterli olmadığını göstermekte.Yerel yönetimler için -uzun erimli stratejiler ile ilgileniyorlarsa- göz ardı edilmemesi gereken bir gösterge olsa gerek. Bir diğer kent endeksi Yenilik Kentleri Endeksi (Innovation Cities Index) dir (2) . Endeks ile 500’e yakın kentin inovasyon başarımı ölçülmekte. Kültürel varlıklar (müzeler, konserler, galeriler, spor yapıları vb.), insan alt-yapısı (üniversiteler, ulaşım, iletişim vb.) ve ağ pazarlar (ağ yapı ile birbirine bağlı pazarlar) diye adlandırılan 3 anahtar faktör içerisinde 31 bölüm (sanat- kültür, ticaret, finans, sağlık, sanayi, teknoloji vb.) de 162 göstergeden oluşan bir puanlama sistemi ile kentler değerlendirilmekte ve sıralanmaktadır. 2018 değerlendirmesine göre ilk 5 kent sıralaması ve İstanbul’un sırası Tablo-2’de verilmiştir: Yenilik Kentleri Endeks’indeki ilk beş kentin üçü aynı zamanda yukarı bölümde verilen Küresel Güçlü Kentler Endeksinde de ilk beşte yer almaktadır. Küresel kentlerden sayılan İstanbul ise ilk 50 kent arasına girememiş durumda. İstanbul’un, Küresel Ülkeler İnovasyon Endeksi (GII) 2019 sıralamasında 50. Olan Türkiye’nin derecesine koşut bir performans sergilediği söylenebilir. Sanayi 4.0’ün odukça fazla vurgulandığı ülkemizde, en büyük kentimizin inovasyondaki bu başarım düzeyi geleceğin üretim biçimlerine hazır olabilmek açısından pek yeterli olmasa gerek. Kent göstergelerine gelecek yazılarda devam edeceğiz. Bilgehan Gürlek / bilgehangurlek@gmail.com Kaynakça (1) The Global Power City ındex 2018, Institute for Urban Strategies, The Mori Memorial Foundation (2) https://www.innovation-cities.com/innovation-cities-index-2018-global Bu yazı HBT&#8217;nin 156. sayısında yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/bilgehan-gurlek/kentsel-performans-endeksleri-1-guclu-ve-yenilikci-kentler">Kentsel performans endeksleri-1: Güçlü ve yenilikçi kentler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya nüfusunun çoğunluğu kentlerde yoğunlaşırken, kentler ekonomik gücün, toplumsal ve kültürel yaşamdaki yeniliklerin toplandığı merkezler olmaktadır. Ülkeler arasındaki ekonomik, kültürel ve sosyal ilişkilerde bazı küresel şehirlerin ağırlığı zaman zaman ülke gücünü de aşan bir noktaya ulaşabilmekte, deyim yerindeyse ülkenin önüne geçebilmektedir. Küreselleşme ve sayısallaşma ile birlikte kentler farklı uzmanlık bilgilerine dayalı stratejik yerler olmaya başlamıştır. Bu nedenle; büyüme, rekabet gücü, yenilik, insan sermayesi, sürdürülebilirlik vb. alanlarda kentlerin başarımını ve gizilgücünü ölçüp, değerlendiren çok sayıda endeks ve gösterge geliştirilmiş durumda. Biz bu yazı dizisinde bunlardan ekonomi, yüksek teknoloji ve inovasyon, insan kaynakları yeteneği geliştirilmesi ve sürdürülebilirlike ilgili olan birkaçına değinmeye çalışacağız.</p>
<p>Bunlardan birincisi Küresel Güçlü Kentler Endeksi (GPCI) dir (1). GPCI ile dünyanın başlıca kentlerinin ( 2018 için 44 kent) insan, sermaye ve firmalar açısından çekiciliği değerlendirilmektedir. Yöntem; ekonomi, ar-ge, kültürel etkileşim, yaşanabilirlik, çevre ve ulaşım olmak üzere altı işlevde toplam 70 göstergenin puanlanması ve kentlerin sıralanmasına dayanmakta.</p>
<p>Her işlev grubundaki gösterge sayısı ve göstergelerden bazıları şu şekilde : Ekonomi (13 gösterge) : Toplam istihdam, nitelikli iş gücü varlığı, GSYİH &#8211; Ar-Ge (8 gösterge) : Araştırmacı sayısı, ar-ge harcaması, patent sayısı &#8211; Yaşanabilirlik (14 gösterge) : İşsizlik oranı, yaşam beklentisi, toplumsal özgürlük ve eşitlik, bilgi iletişim teknolojilerinin hazırbulunulurluğu – Kültürel Etkileşim (16 gösterge) : Müze sayısı, tiyatro ve konser salonu sayısı, yaratıcı etkinlikler için ortam – Çevre (9 gösterge) : su kalitesi, yeşil alan miktarı, yenilenebilir enerji kullanımı &#8211; Ulaşım (10 gösterge) : toplu taşım yaygınlığı, raylı ulaşım yoğunluğu, trafik tıkanıklığı, uluslararası hava meydanlarına ulaşım süresi. Genel GPCI için 2018 yılı sıralamaları ilk 5 ülke ve Türkiye için tablo-1’de görülmektedir:</p>
<div id="attachment_26531" style="width: 146px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-26531" class="wp-image-26531 size-full" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2022/03/1-1.png" alt="" width="136" height="137" /><p id="caption-attachment-26531" class="wp-caption-text">Tablo:1</p></div>
<p>İşlev gruplarındaki sıralamalara bakıldığında; ekonomi ve ar-ge grupları sıralamalarındaki ilk 3 ülke yukarıdaki genel endeksteki ilk üç ülke ile aynı: Londra, New York, Tokyo. Çevre ve yaşanabilirlik gruplarında ise megapollere oranla görece orta büyüklükte kentler (Zürih, Stokholm, Kopenghag, Amsterdam vb.) ilk 5’te yer almakta. İstanbul ise genel GPCI endeksinde 2017’deki 30.luktan 2018’de 34. sıraya gerilemiş durumda. İstanbul, Ar-ge grubunda 34., çevre grubunda ise 40.sırada yer almış.</p>
<p>Dünyanın ilk yirmi ekonomisi içerisinde yer alan ülkemizin en büyük kenti İstanbul’un 44 kent içerisinde son çeyrekte yer alması salt ekonomik büyüklüğün “küresel güçlülük” için yeterli olmadığını göstermekte.Yerel yönetimler için -uzun erimli stratejiler ile ilgileniyorlarsa- göz ardı edilmemesi gereken bir gösterge olsa gerek.</p>
<div id="attachment_26532" style="width: 208px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-26532" class="wp-image-26532 size-full" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2022/03/2-1.png" alt="" width="198" height="177" /><p id="caption-attachment-26532" class="wp-caption-text">Tablo-2</p></div>
<p>Bir diğer kent endeksi Yenilik Kentleri Endeksi (Innovation Cities Index) dir (2) . Endeks ile 500’e yakın kentin inovasyon başarımı ölçülmekte. Kültürel varlıklar (müzeler, konserler, galeriler, spor yapıları vb.), insan alt-yapısı (üniversiteler, ulaşım, iletişim vb.) ve ağ pazarlar (ağ yapı ile birbirine bağlı pazarlar) diye adlandırılan 3 anahtar faktör içerisinde 31 bölüm (sanat- kültür, ticaret, finans, sağlık, sanayi, teknoloji vb.) de 162 göstergeden oluşan bir puanlama sistemi ile kentler değerlendirilmekte ve sıralanmaktadır. 2018 değerlendirmesine göre ilk 5 kent sıralaması ve İstanbul’un sırası Tablo-2’de verilmiştir:</p>
<p>Yenilik Kentleri Endeks’indeki ilk beş kentin üçü aynı zamanda yukarı bölümde verilen Küresel Güçlü Kentler Endeksinde de ilk beşte yer almaktadır. Küresel kentlerden sayılan İstanbul ise ilk 50 kent arasına girememiş durumda. İstanbul’un, Küresel Ülkeler İnovasyon Endeksi (GII) 2019 sıralamasında 50. Olan Türkiye’nin derecesine koşut bir performans sergilediği söylenebilir. Sanayi 4.0’ün odukça fazla vurgulandığı ülkemizde, en büyük kentimizin inovasyondaki bu başarım düzeyi geleceğin üretim biçimlerine hazır olabilmek açısından pek yeterli olmasa gerek. Kent göstergelerine gelecek yazılarda devam edeceğiz.</p>
<p><strong>Bilgehan Gürlek</strong> / <a href="mailto:bilgehangurlek@gmail.com">bilgehangurlek@gmail.com</a></p>
<p><em>Kaynakça</em><br />
<em>(1) The Global Power City ındex 2018, Institute for Urban Strategies, The Mori Memorial Foundation </em><br />
<em>(2) https://www.innovation-cities.com/innovation-cities-index-2018-global</em></p>
<p><strong><em>Bu yazı HBT&#8217;nin 156. sayısında yayınlanmıştır.</em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/bilgehan-gurlek/kentsel-performans-endeksleri-1-guclu-ve-yenilikci-kentler">Kentsel performans endeksleri-1: Güçlü ve yenilikçi kentler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">26530</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Döngüsel ekonomi ve yavaş/akıllı kentler</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/bilgehan-gurlek/dongusel-ekonomi-ve-yavas-akilli-kentler</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bilgehan Gürlek]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Mar 2022 09:16:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilgehan Gürlek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=26501</guid>

					<description><![CDATA[<p>Döngüsel Ekonomi ile, hammadde, enerji, su, toprak gibi doğal kaynakların tüketimine dayalı bir ekonomik büyüme ve gelişmeden vazgeçerek- ya da tüketimini en aza indirerek- çevrenin korunması amaçlanmakta. Dünya Ekonomik Forumu (WEF)’nca hazırlanan “Şehirlerde Döngüsel Ekonomi” raporuna (*) göre şehirlerde yaşayanların oranı 1900-2015 yılları arasında %14’ten %54 yükselmiş durumda. Bu oranın 2050 yılında %66’ya kadar çıkması bekleniyor. Günümüzde, küresel gayri safi çıktının %80’i kentlerde yaratılmaktadır. Şehirler toplam enerjinin %60’nı tüketirken, sera gazı emisyonları ve atık üretiminde %70’lik bir paya sahiptirler. Bu eğilimin sonucu olarak doğal kaynaklar hızla tüketilmektedir. Son yıllarda, gelişmiş ülkelerde akıllı kentler (smart cities) uygulamalarının yaygınlaştığı görülmekte. Büyük veri, yoğun bağlantısallık (mobil ağlar), algılayıcı kullanımı vb. dijital tekniklerin yaygınlaşması ile birlikte her türlü hareketin ve alanın izlenip denetlenmesi akıllı şehir’lerin ayırdedici karakteristiklerindedir. Anlık veri aktarımı, bilgi işleme ve nesnelerin internetine dayanan yeni iş modelleri ile şehir sakinleri, yerel yönetimler ve iş yerleri arasındaki bilgi paylaşımı artırılmaktadır. Çözümleme, karar verme, planlama ve denetim aşamalarında “verimliliği” ve “hızı” artırmak ana hedeftir. Kentsel üretim ve tüketimin arttığı , teknoloji kullanımının oldukça öne çıktığı akıllı şehir uygulamaları sürdürülebilirlik açısından mercek altındadır. Akıllı kentler israfı, atıkları, gereğinden fazla üretim ve tüketimi, toplumsal eşitsizliği azalttığı ölçüde sürdürülebilir ve döngüsel ekonomi ile uyumlu olacaklardır. Yapay zeka vb. teknolojilerin fazlaca öne çıkarıldığı günümüzde, gereksiz teknoloji kullanımından kaçınarak insana öncelik veren, daha az kaynak tüketimini ve çevresel sürdürülebilirliği hedefleyen “Yalın Kent” yaklaşımı ile akıllı kentler gerçekten akıllanabilirler. Bütünsel yaklaşım olmadan sorunlar çözülemez Akıllı şehirler’in getirdiği; yaşam alanlarının sürekli gözetimi, daha çok tüketim ve daha hızlı ulaşım, daha hızlı alışveriş yapmak gibi özellikler insanların doğadan ve birbirlerinden kopartılmasına yol açabilmektedir. Ali Akurgal’ın sorduğu gibi: “Etrafınızdaki her olayın sürekli bir yere raporlanması iyi bir şey mi? kötü bir şey mi? kişisel özgürlüğünüz bu tür algılayıcıların ağına takılmanız ile kısıtlanmış olacak” (Organik Yaşam, HBT, 28 Aralık 2018). Bu çerçevede, nüfusu 50.000’den az olan kentleri kapsayan ve İtalya’da ortaya çıkmış yavaş ya da sakin şehir (Cittaslow) hareketi farklı bir seçenek oluşturmaktadır. Yavaş şehirler yerel kaynakların kullanımı, tarihsel mirasın korunması, yerel kültür ve sanatların özendirilmesi ve doğanın sahiplenilmesi gibi politikalar ve alt yapı sorunlarını gideren, yenilenebilir enerji kaynakları kullanan teknoloji uygulamaları ile yaşam kalitesini yükseltmeyi amaçlamıştır. “Yavaş” ve “akıllı-yalın” yaklaşımlar birbirlerini destekleyici yönde geliştirilebilir. Yerel kültür, gıda, çevre ve toplumsal ilişkiler etrafında sakin yaşam alanları yaratarak, teknolojileri yaşamı hızlandırmak yerine yavaşlatmak için kullanarak insanların yaşadıkları çevrede mutlu olabilecekleri bir tür yavaş-akıllı kentler oluşturmak sürdürülebilir bir seçenek olarak gündemdedir. Kapitalizmin rekabet ve büyüme önceliği akıllı şehirlerin yavaşlatılmasına ne kadar izin verir? İnsanlığın rönesans ile birlikte oluşan sanatsal, kültürel geleneği ile teknolojinin getirdiği tüketim ekonomisi arasındaki çatışma nasıl çözümlenir? Tüm bunlar küresel kentsel planlama çevrelerinin tartışma gündemindedir. Ülkemizde ise, son yıllarda hızlı bir kentleşme yaşanırken çoğunlukla Batı’nın tüketim alışkanlıkları ve teknolojik eğilimleri taklit edilmeye çalışılmaktadır. Teknoloji, bilim, sanat ve felsefenin insanı merkez alan bir bütün oluşturduğu göz ardı edilmekte, yarım bırakılan Türk aydınlanma devrimi nedeniyle oluşan toplumsal yaşamdaki geriye dönüşler kentsel yaşama da yansımaktadır. Bu çerçevede, İstanbul gibi büyük kentlerin sorunlarının bütünsel bir yaklaşım olmadan, salt akıllı teknolojilerle ve alt-yapı projeleri ile çözülebilmesinin olanaksız olduğu söylenebilir. Ülkemizde yavaş şehir olmayı hak eden kentlerdeki uygulamalar da göz önüne alınarak büyük kentler için sakin bölgeler oluşturulması, plansız büyümenin durdurulması ve insan öncelikli yavaş-akıllı kent pratiklerinin uygulanabilirliğinin araştırılması; başta yerel yönetimler olmak üzere tüm paydaşların gündeminde olmalıdır. Yavaş şehir üretmemek, “teknolojiye hayır demek” anlamına gelmiyor. Yavaş-akıllı kentlerle, teknolojinin insanın köleleştirilmesi için değil özgürlüğünün genişletilmesi için kullanımı, çevresel sürdürülebilirliği sağlayacak ölçüde bir üretim ve ekonomik büyüme hedefleniyor. “Daha hızlı daha çok tüketim mi? Daha verimli ve çevreyi koruyan, yaşam kalitesini iyileştirecek ölçüde büyüme mi?” soruları kentleşme stratejilerinde en başta ele alınması gerekenlerdendir. Bilgehan Gürlek / bilgehangurlek@gmail.com (*) Circular Economy in Cities 2018, WEF Bu yazı HBT&#8217;nin 148. sayısında yayınlanmıştır. &#160;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/bilgehan-gurlek/dongusel-ekonomi-ve-yavas-akilli-kentler">Döngüsel ekonomi ve yavaş/akıllı kentler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Döngüsel Ekonomi ile, hammadde, enerji, su, toprak gibi doğal kaynakların tüketimine dayalı bir ekonomik büyüme ve gelişmeden vazgeçerek- ya da tüketimini en aza indirerek- çevrenin korunması amaçlanmakta. Dünya Ekonomik Forumu (WEF)’nca hazırlanan “Şehirlerde Döngüsel Ekonomi” raporuna (*) göre şehirlerde yaşayanların oranı 1900-2015 yılları arasında %14’ten %54 yükselmiş durumda. Bu oranın 2050 yılında %66’ya kadar çıkması bekleniyor. Günümüzde, küresel gayri safi çıktının %80’i kentlerde yaratılmaktadır. Şehirler toplam enerjinin %60’nı tüketirken, sera gazı emisyonları ve atık üretiminde %70’lik bir paya sahiptirler. Bu eğilimin sonucu olarak doğal kaynaklar hızla tüketilmektedir.</p>
<p>Son yıllarda, gelişmiş ülkelerde akıllı kentler (smart cities) uygulamalarının yaygınlaştığı görülmekte. Büyük veri, yoğun bağlantısallık (mobil ağlar), algılayıcı kullanımı vb. dijital tekniklerin yaygınlaşması ile birlikte her türlü hareketin ve alanın izlenip denetlenmesi akıllı şehir’lerin ayırdedici karakteristiklerindedir. Anlık veri aktarımı, bilgi işleme ve nesnelerin internetine dayanan yeni iş modelleri ile şehir sakinleri, yerel yönetimler ve iş yerleri arasındaki bilgi paylaşımı artırılmaktadır. Çözümleme, karar verme, planlama ve denetim aşamalarında “verimliliği” ve “hızı” artırmak ana hedeftir. Kentsel üretim ve tüketimin arttığı , teknoloji kullanımının oldukça öne çıktığı akıllı şehir uygulamaları sürdürülebilirlik açısından mercek altındadır.</p>
<p><em>Akıllı kentler</em> israfı, atıkları, gereğinden fazla üretim ve tüketimi, toplumsal eşitsizliği azalttığı ölçüde sürdürülebilir ve döngüsel ekonomi ile uyumlu olacaklardır. Yapay zeka vb. teknolojilerin fazlaca öne çıkarıldığı günümüzde, gereksiz teknoloji kullanımından kaçınarak insana öncelik veren, daha az kaynak tüketimini ve çevresel sürdürülebilirliği hedefleyen “Yalın Kent” yaklaşımı ile akıllı kentler gerçekten akıllanabilirler.</p>
<p><strong>Bütünsel yaklaşım olmadan sorunlar çözülemez </strong></p>
<p>Akıllı şehirler’in getirdiği; yaşam alanlarının sürekli gözetimi, daha çok tüketim ve daha hızlı ulaşım, daha hızlı alışveriş yapmak gibi özellikler insanların doğadan ve birbirlerinden kopartılmasına yol açabilmektedir. Ali Akurgal’ın sorduğu gibi: “Etrafınızdaki her olayın sürekli bir yere raporlanması iyi bir şey mi? kötü bir şey mi? kişisel özgürlüğünüz bu tür algılayıcıların ağına takılmanız ile kısıtlanmış olacak” (Organik Yaşam, HBT, 28 Aralık 2018).</p>
<p>Bu çerçevede, nüfusu 50.000’den az olan kentleri kapsayan ve İtalya’da ortaya çıkmış yavaş ya da sakin şehir (Cittaslow) hareketi farklı bir seçenek oluşturmaktadır. Yavaş şehirler yerel kaynakların kullanımı, tarihsel mirasın korunması, yerel kültür ve sanatların özendirilmesi ve doğanın sahiplenilmesi gibi politikalar ve alt yapı sorunlarını gideren, yenilenebilir enerji kaynakları kullanan teknoloji uygulamaları ile yaşam kalitesini yükseltmeyi amaçlamıştır. “Yavaş” ve “akıllı-yalın” yaklaşımlar birbirlerini destekleyici yönde geliştirilebilir. Yerel kültür, gıda, çevre ve toplumsal ilişkiler etrafında sakin yaşam alanları yaratarak, teknolojileri yaşamı hızlandırmak yerine yavaşlatmak için kullanarak insanların yaşadıkları çevrede mutlu olabilecekleri bir tür yavaş-akıllı kentler oluşturmak sürdürülebilir bir seçenek olarak gündemdedir.</p>
<p>Kapitalizmin rekabet ve büyüme önceliği akıllı şehirlerin yavaşlatılmasına ne kadar izin verir? İnsanlığın rönesans ile birlikte oluşan sanatsal, kültürel geleneği ile teknolojinin getirdiği tüketim ekonomisi arasındaki çatışma nasıl çözümlenir? Tüm bunlar küresel kentsel planlama çevrelerinin tartışma gündemindedir.</p>
<p>Ülkemizde ise, son yıllarda hızlı bir kentleşme yaşanırken çoğunlukla Batı’nın tüketim alışkanlıkları ve teknolojik eğilimleri taklit edilmeye çalışılmaktadır. Teknoloji, bilim, sanat ve felsefenin insanı merkez alan bir bütün oluşturduğu göz ardı edilmekte, yarım bırakılan Türk aydınlanma devrimi nedeniyle oluşan toplumsal yaşamdaki geriye dönüşler kentsel yaşama da yansımaktadır.</p>
<p>Bu çerçevede, İstanbul gibi büyük kentlerin sorunlarının bütünsel bir yaklaşım olmadan, salt akıllı teknolojilerle ve alt-yapı projeleri ile çözülebilmesinin olanaksız olduğu söylenebilir. Ülkemizde yavaş şehir olmayı hak eden kentlerdeki uygulamalar da göz önüne alınarak büyük kentler için sakin bölgeler oluşturulması, plansız büyümenin durdurulması ve insan öncelikli yavaş-akıllı kent pratiklerinin uygulanabilirliğinin araştırılması; başta yerel yönetimler olmak üzere tüm paydaşların gündeminde olmalıdır.</p>
<p>Yavaş şehir üretmemek, “teknolojiye hayır demek” anlamına gelmiyor. Yavaş-akıllı kentlerle, teknolojinin insanın köleleştirilmesi için değil özgürlüğünün genişletilmesi için kullanımı, çevresel sürdürülebilirliği sağlayacak ölçüde bir üretim ve ekonomik büyüme hedefleniyor. “Daha hızlı daha çok tüketim mi? Daha verimli ve çevreyi koruyan, yaşam kalitesini iyileştirecek ölçüde büyüme mi?” soruları kentleşme stratejilerinde en başta ele alınması gerekenlerdendir.</p>
<p><strong>Bilgehan Gürlek</strong> / <a href="mailto:bilgehangurlek@gmail.com">bilgehangurlek@gmail.com</a></p>
<p><em>(*) Circular Economy in Cities 2018, WEF</em></p>
<p><strong><em>Bu yazı HBT&#8217;nin 148. sayısında yayınlanmıştır.</em></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/bilgehan-gurlek/dongusel-ekonomi-ve-yavas-akilli-kentler">Döngüsel ekonomi ve yavaş/akıllı kentler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">26501</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
