<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>akademisyen arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/akademisyen/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/akademisyen</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Mon, 16 Sep 2019 13:05:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Üniversitelerde cinsiyet eşitsizliği hâlâ büyük</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/universitelerde-cinsiyet-esitsizligi-hala-buyuk</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Orhan Bursalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Aug 2019 13:07:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Orhan Bursalı]]></category>
		<category><![CDATA[akademi]]></category>
		<category><![CDATA[akademisyen]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyetçilik]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsiyet eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=14637</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üniversitelerin en tepe yönetiminde kadınların sayısı veya oranı azın da azı iken, akademik piramidin tabanına inildikçe giderek artan kadın sayısı&#8230; Ama hayale kapılmayın, üniversitelerimiz erkek egemen yapıda. Üniversitelerde akademisyenlerin %61,8’i erkek, %38,2’si kadın. Vakıf üniversitelerinde daha iyi bir durum var: 57’ye 43. (Devlet üniversitelerinde 63’e 37). Önemli ayrıntılar var ama önce bilgi: Araştırma Kadir Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları (UAM)’ca gerçekleştirildi. Bu kurum Prof. Dr. Mary Lou O’Neil (*) tarafından yönetiliyor. AB’nin Ufuk 2020 Toplumsal Cinsiyet Eşitliği için Sistematik Eylem (SAGE **) bilim programının desteğiyle gerçekleştirilen araştırmada bazı sonuçları, yayınladıkları kitapçığın Akademik Özet’inden aktarıyorum : Erkek rektörlere mahkum muyuz? * Rektörlerin %9,1’i, Rektör yardımcılarının ise %10,3’i kadın. (Yorum benden: Cumhurbaşkanı neden durmadan erkek atıyor? Politikalarına daha uyum sağlayacağını düşündüğü için mi? Erkek rektörler de kadın rektör yardımcıları seçecek değil herhalde!) * Neyse ki dekanlıklarda kadın akademisyen sayısında artış var, %21,3. * Eşitsizlik profesör orantısında: 68,8 erkek, 31,2’si kadın. Akademik hiyerarşisinin aşağılarına inince, ancak doçent sayısında erkek / kadın akademisyen oranına yakın bir orana ulaşılıyor: 61,2 ye 38,8. * Doktor öğretim üyesi kadrolarına gelince: %60’a 40&#8230; Vakıf üniversitelerinde ise bu oran %50-50 gibi. En çok eşitlik! * Öğretim görevlisi: Devlette 60/40 iken, Vakıf üniversitelerinde kadınlar öne geçiyor: %58,9.  Kadınlar ancak en alt akademik unvanda öne geçebiliyorlar. * Araştırma görevlisi kadrolarında ise devlette cinsiyet eşitliği söz konusu: 50/50.. Vakıflarda ise 60/40 erkekler.. İlahiyat erkek egemenliğinde Araştırmanın bölgesel tarafı da var. Marmara, iç Anadolu ve Ege’de 60/40 erkek kadın oranı korunurken, Güneydoğu Anadolu bölgesi bir felaket: Kadın akademisyen oranı 22,8. Prof.’ların %80’i erkek. Doğu Anadolu’da ise profesörlerin sadece %14’ü kadın. Ne kadar az kadın o kadar daha çok kadınlar üzerinde erkeklerin her türlü baskısını tahmin edebiliriz. Fakülteler temelinde de eşitliğe veya eşitsizliğe bakılmış: “Pek çok fakülte ülke çapındaki eğilimlere uymakta, ve kısmi eşitliğe doğru ilerlemektedir.  Ancak mimarlık ve mühendislik, orman, ilahiyat ve veteriner fakültelerinde erkekler çoğunlukta.” İlahiyatta durum tahmin ettiğiniz gibi: %10 kadın. Ne zaman yüzde 90 kadın olur burada, o zaman dinci erkek baskısı son erer. Mimarlık, iletişim ve sağlık bilimlerine gelince, kadınlar buralarda çoğunlukta. Böylece kadınların ana yönelişleri hakkında bir fikrimiz oluyor. Sağlık bilimleri fakültelerinde kadınlar egemen: %72,7. Kadınlar engelleniyor Araştırmada kullanılan “cam-tavan” endeksi hesaplarına göre 1984-2018 yılları arasındaki durumda, atanma-yükseltmelerde kadınların engellendiği ortaya çıkıyor. Üniversitelerde kadın akademisyen örgütlülüğü çok önemli bu gidişatı tersine çevirebilir. Tabii, toplumsal destek de şart. Orhan Bursalı *Bu yazı, 30 Temmuz 2019 tarihli Cumhuriyet Gazetesi, Bilim ve Siyaset köşesinde yayınlanmıştır. (*) O’Neil ve çalışma arkadaşları: Bahar Aldanmaz, Rosa Maria Qierant Quilles, Nathaniel Rose, Deniz Altuntaş, Hilal Tekmen.. (**) SAGE Programı, “bilimsel araştırmalarda toplumsal eşitliğin sağlanması için Avrupa ve ötesinde benimsenmek üzere yaratıcı bir model  ve tanısal bir araç takımı geliştirmektedir. 3 temel hedefi var: Kadınların işe alım, devamlılık ve kariyer ilerlemesi konusunda karşılaştıkları engellerin kaldırılması, karar alıcı mekanizmalardaki toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin vurgulanması gerekli adımların atılması, araştırma projelerindeki toplumsal cinsiyet odağının güçlendirilmesi&#8230;”</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/universitelerde-cinsiyet-esitsizligi-hala-buyuk">Üniversitelerde cinsiyet eşitsizliği hâlâ büyük</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üniversitelerin en tepe yönetiminde kadınların sayısı veya oranı azın da azı iken, akademik piramidin tabanına inildikçe giderek artan kadın sayısı&#8230; Ama hayale kapılmayın, üniversitelerimiz erkek egemen yapıda. Üniversitelerde akademisyenlerin %61,8’i erkek, %38,2’si kadın. Vakıf üniversitelerinde daha iyi bir durum var: 57’ye 43. (Devlet üniversitelerinde 63’e 37).</p>
<p>Önemli ayrıntılar var ama önce bilgi: Araştırma Kadir Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları (UAM)’ca gerçekleştirildi. Bu kurum <strong>Prof. Dr. Mary Lou O’Neil</strong> (*) tarafından yönetiliyor. AB’nin Ufuk 2020 Toplumsal Cinsiyet Eşitliği için Sistematik Eylem (SAGE **) bilim programının desteğiyle gerçekleştirilen araştırmada bazı sonuçları, yayınladıkları kitapçığın Akademik Özet’inden aktarıyorum :</p>
<p><strong>Erkek rektörlere mahkum muyuz?</strong></p>
<p>* Rektörlerin %9,1’i, Rektör yardımcılarının ise %10,3’i kadın.</p>
<p>(<strong>Yorum benden</strong>: Cumhurbaşkanı neden durmadan erkek atıyor? Politikalarına daha uyum sağlayacağını düşündüğü için mi? Erkek rektörler de kadın rektör yardımcıları seçecek değil herhalde!)</p>
<p>* Neyse ki dekanlıklarda kadın akademisyen sayısında artış var, %21,3.</p>
<p>* Eşitsizlik <strong>profesör</strong> orantısında: 68,8 erkek, 31,2’si kadın. Akademik hiyerarşisinin aşağılarına inince, ancak <strong>doçent</strong> sayısında erkek / kadın akademisyen oranına yakın bir orana ulaşılıyor: 61,2 ye 38,8.</p>
<p>* <strong>Doktor öğretim üyesi</strong> kadrolarına gelince: %60’a 40&#8230; Vakıf üniversitelerinde ise bu oran %50-50 gibi. En çok eşitlik!</p>
<p>* Öğretim görevlisi: Devlette 60/40 iken, Vakıf üniversitelerinde kadınlar öne geçiyor: %58,9.  Kadınlar ancak en alt akademik unvanda öne geçebiliyorlar.</p>
<p>* Araştırma görevlisi kadrolarında ise devlette cinsiyet eşitliği söz konusu: 50/50.. Vakıflarda ise 60/40 erkekler..</p>
<p><strong>İlahiyat erkek egemenliğinde</strong></p>
<p>Araştırmanın bölgesel tarafı da var. Marmara, iç Anadolu ve Ege’de 60/40 erkek kadın oranı korunurken, Güneydoğu Anadolu bölgesi bir felaket: Kadın akademisyen oranı 22,8. Prof.’ların %80’i erkek. Doğu Anadolu’da ise profesörlerin sadece %14’ü kadın.</p>
<p>Ne kadar az kadın o kadar daha çok kadınlar üzerinde erkeklerin her türlü baskısını tahmin edebiliriz.</p>
<p>Fakülteler temelinde de eşitliğe veya eşitsizliğe bakılmış: “Pek çok fakülte ülke çapındaki eğilimlere uymakta, ve kısmi eşitliğe doğru ilerlemektedir.  Ancak mimarlık ve mühendislik, orman, ilahiyat ve veteriner fakültelerinde erkekler çoğunlukta.” İlahiyatta durum tahmin ettiğiniz gibi: %10 kadın. Ne zaman yüzde 90 kadın olur burada, o zaman dinci erkek baskısı son erer.</p>
<p>Mimarlık, iletişim ve sağlık bilimlerine gelince, kadınlar buralarda çoğunlukta. Böylece kadınların ana yönelişleri hakkında bir fikrimiz oluyor.</p>
<p>Sağlık bilimleri fakültelerinde <strong>kadınlar egemen</strong>: <strong>%72,7.</strong></p>
<p><strong>Kadınlar engelleniyor</strong></p>
<p>Araştırmada kullanılan “cam-tavan” endeksi hesaplarına göre 1984-2018 yılları arasındaki durumda, atanma-yükseltmelerde kadınların engellendiği ortaya çıkıyor.</p>
<p>Üniversitelerde <strong>kadın akademisyen örgütlülüğü</strong> çok önemli bu gidişatı tersine çevirebilir. Tabii, toplumsal destek de şart.</p>
<p><strong>Orhan Bursalı</strong></p>
<p><strong><em>*Bu yazı, 30 Temmuz 2019 tarihli Cumhuriyet Gazetesi, Bilim ve Siyaset köşesinde yayınlanmıştır.</em></strong></p>
<p>(*) O’Neil ve çalışma arkadaşları: Bahar Aldanmaz, Rosa Maria Qierant Quilles, Nathaniel Rose, Deniz Altuntaş, Hilal Tekmen..</p>
<p>(**) SAGE Programı, “bilimsel araştırmalarda toplumsal eşitliğin sağlanması için Avrupa ve ötesinde benimsenmek üzere yaratıcı bir model  ve tanısal bir araç takımı geliştirmektedir. 3 temel hedefi var: Kadınların işe alım, devamlılık ve kariyer ilerlemesi konusunda karşılaştıkları engellerin kaldırılması, karar alıcı mekanizmalardaki toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin vurgulanması gerekli adımların atılması, araştırma projelerindeki toplumsal cinsiyet odağının güçlendirilmesi&#8230;”</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/universitelerde-cinsiyet-esitsizligi-hala-buyuk">Üniversitelerde cinsiyet eşitsizliği hâlâ büyük</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14637</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bilimde başarı ve YÖK</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/ozlem-yuzak/bilimde-basari-ve-yok</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özlem Yüzak]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Feb 2019 13:17:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Özlem Yüzak]]></category>
		<category><![CDATA[akademisyen]]></category>
		<category><![CDATA[ataerkil]]></category>
		<category><![CDATA[ÇYDD]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[liyakat]]></category>
		<category><![CDATA[tanol türkoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[THE]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsiyet eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[yok]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek öğrenim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=13073</guid>

					<description><![CDATA[<p>Times Higher Education (THE) her yıl eğitimde en başarılı üniversiteleri sıralar. Ve her zaman ABD üniversiteleri açık ara öndedir. Onu İngiltere izler çoğu zaman. Tanol Türkoğlu’nun 10 maddede Dijital Kültür yazılarında bu hafta (152. sayı) bilgisayar eğitiminde en iyi 10 üniversite sıralaması var. Üniversitelerin bilim ve teknoloji üretebilmesi için gerekli olan başlıca unsur ‘bağımsız çalışma’dır. Farklı fikirlerin özgürce tartışılabildiği, akademik yükselmede liyakatin önemli olduğu, toplumsal sorunlara yanıtın akademik çevrelerde de aranabileceği ve çözümlerin geliştirileceği alanlardır. Türkiye’nin, dünyanın en iyi üniversiteleri sıralamalarında bırakın üst sıralarda olmayı basamaklarda yükselişe bile geçememesinin arkasında yatan en önemli unsurlar bunlardır. Birkaç gün önce patlak veren olaydan küçük bir örnek: YÖK’ün 2016 yılında yayınladığı “Yükseköğretim Kurumları Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Tutum Belgesi”ni ‘cinsiyet eşitliği toplumsal değerlere uygun değil’ gerekçesi ile geri çekmesi. Kendi koyduğu belgeyi geri çekmesinin ana nedeni de hükümete yakın medyada bu belge aleyhine yazıların çıkmış olması. Türkiye, toplumsal cinsiyet eşitliğinde küresel ligde en altlarda olan bir ülke. Bu, kadın cinayetlerinden tutun, kız çocuklarının küçük yaşta evlendirilmesine, kadının ekonomide olması gerektiği kadar yer alamamasına, “aynı işe eşit ücrette” kadının daima dezavantajlı durumda olmasına kadar bir dizi toplumsal sorunu da beraberinde getiriyor. Yüksek öğretim kurumlarında toplumsal cinsiyet eşitliğine özen gösterilmesinin bir tutum belgesi ile meşruiyet kazandırılması önemli ve iyi bir gelişmeydi. YÖK Başkanı Yekta Saraç 2016’da Özgecan Aslan’ın katledilmesi üzerine 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için üniversitelerin kadın rektörleri ile bir araya gelmiş ve sonunda bahsettiğimiz belge yayınlanmıştı. Türkiye’nin genelinde var olan kadın sorunu şüphesiz akademide de var. Kadın akademisyenler için ‘görünmez cam duvarın’ varlığını kimse yadsıyamaz. YÖK Yönetim Kurulu’nun mevcut yapısına bakınca belgenin geri çekilmesine üyelerin neden onay verdiğini anlamamak mümkün değil. 21 üyenin içinde gerçekten bilim ve akademi dünyasının içinde olanların sayısı sadece birkaç tane. Eski bakan, siyasetçi, Maliye Bakanlığı’nda bürokrat, hukuk danışmanı, Arap Dilleri Bölümü, Fars Dilleri Edebiyatı, İlahiyatçı&#8230;Bunun ötesinde bir iki Tıp alanından, bir iki de mühendislik fakültelerinden üyeler. Haydi onları anladık, peki neden hiçbir üniversiteden buna bir tepki gelmedi. Bu kabullenme niye? ‘Aman zaten o kadar üzerimizde baskı var, bu önemsiz olayı kaşımayalım, başımız durduk yere ağrımasın’ düşüncesi ise tutulan yol doğru değil. Üniversiteler, kadın erkek ayırım göz etmeksizin akademisyenler, hatta öğrenciler kendileri üzerinde uygulanan her türlü oyuna, baskıya başkaldırmadıkça bu düzen böyle sürecek. Bu da böyle biline&#8230; ÇYDD’nin 30. yılı Bu ülkede eğitim, özellikle de kız çocuklarının okumaları için 30 yıldır büyük mücadele veren bir sivil toplum kuruluşu Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği. Onlarca soruşturma geçirmesi, haksız gözaltılar, yalan kampanyalar, iftiralara karşın dimdik ayakta durmasını bildi. Direndi. Bugün 30. yaşını kutluyor. Biz de kendilerini&#8230; İyi ki varsın ÇYDD. Özlem Yüzak</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/ozlem-yuzak/bilimde-basari-ve-yok">Bilimde başarı ve YÖK</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Times Higher Education (THE) her yıl eğitimde en başarılı üniversiteleri sıralar. Ve her zaman ABD üniversiteleri açık ara öndedir. Onu İngiltere izler çoğu zaman. Tanol Türkoğlu’nun 10 maddede Dijital Kültür yazılarında bu hafta (152. sayı) bilgisayar eğitiminde en iyi 10 üniversite sıralaması var.</p>
<p>Üniversitelerin bilim ve teknoloji üretebilmesi için gerekli olan başlıca unsur ‘bağımsız çalışma’dır. Farklı fikirlerin özgürce tartışılabildiği, akademik yükselmede liyakatin önemli olduğu, toplumsal sorunlara yanıtın akademik çevrelerde de aranabileceği ve çözümlerin geliştirileceği alanlardır.</p>
<p>Türkiye’nin, dünyanın en iyi üniversiteleri sıralamalarında bırakın üst sıralarda olmayı basamaklarda yükselişe bile geçememesinin arkasında yatan en önemli unsurlar bunlardır. Birkaç gün önce patlak veren olaydan küçük bir örnek: YÖK’ün 2016 yılında yayınladığı “Yükseköğretim Kurumları Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Tutum Belgesi”ni ‘cinsiyet eşitliği toplumsal değerlere uygun değil’ gerekçesi ile geri çekmesi. Kendi koyduğu belgeyi geri çekmesinin ana nedeni de hükümete yakın medyada bu belge aleyhine yazıların çıkmış olması.</p>
<p>Türkiye, toplumsal cinsiyet eşitliğinde küresel ligde en altlarda olan bir ülke. Bu, kadın cinayetlerinden tutun, kız çocuklarının küçük yaşta evlendirilmesine, kadının ekonomide olması gerektiği kadar yer alamamasına, “aynı işe eşit ücrette” kadının daima dezavantajlı durumda olmasına kadar bir dizi toplumsal sorunu da beraberinde getiriyor.</p>
<p>Yüksek öğretim kurumlarında toplumsal cinsiyet eşitliğine özen gösterilmesinin bir tutum belgesi ile meşruiyet kazandırılması önemli ve iyi bir gelişmeydi. YÖK Başkanı Yekta Saraç 2016’da Özgecan Aslan’ın katledilmesi üzerine 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için üniversitelerin kadın rektörleri ile bir araya gelmiş ve sonunda bahsettiğimiz belge yayınlanmıştı.</p>
<p>Türkiye’nin genelinde var olan kadın sorunu şüphesiz akademide de var. Kadın akademisyenler için ‘görünmez cam duvarın’ varlığını kimse yadsıyamaz. YÖK Yönetim Kurulu’nun mevcut yapısına bakınca belgenin geri çekilmesine üyelerin neden onay verdiğini anlamamak mümkün değil. 21 üyenin içinde gerçekten bilim ve akademi dünyasının içinde olanların sayısı sadece birkaç tane. Eski bakan, siyasetçi, Maliye Bakanlığı’nda bürokrat, hukuk danışmanı, Arap Dilleri Bölümü, Fars Dilleri Edebiyatı, İlahiyatçı&#8230;Bunun ötesinde bir iki Tıp alanından, bir iki de mühendislik fakültelerinden üyeler.</p>
<p>Haydi onları anladık, peki neden hiçbir üniversiteden buna bir tepki gelmedi. Bu kabullenme niye? ‘Aman zaten o kadar üzerimizde baskı var, bu önemsiz olayı kaşımayalım, başımız durduk yere ağrımasın’ düşüncesi ise tutulan yol doğru değil.</p>
<p>Üniversiteler, kadın erkek ayırım göz etmeksizin akademisyenler, hatta öğrenciler kendileri üzerinde uygulanan her türlü oyuna, baskıya başkaldırmadıkça bu düzen böyle sürecek. Bu da böyle biline&#8230;</p>
<p><strong>ÇYDD’nin 30. yılı</strong></p>
<p>Bu ülkede eğitim, özellikle de kız çocuklarının okumaları için 30 yıldır büyük mücadele veren bir sivil toplum kuruluşu Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği. Onlarca soruşturma geçirmesi, haksız gözaltılar, yalan kampanyalar, iftiralara karşın dimdik ayakta durmasını bildi. Direndi. Bugün 30. yaşını kutluyor. Biz de kendilerini&#8230; İyi ki varsın ÇYDD.</p>
<p><strong>Özlem Yüzak</strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/ozlem-yuzak/bilimde-basari-ve-yok">Bilimde başarı ve YÖK</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13073</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Canan Dağdeviren: &#8220;Benim en büyük motivasyon kaynağım Atatürk&#8221;</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/canan-dagdeviren-benim-en-buyuk-motivasyon-kaynagim-ataturk</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Feb 2018 23:32:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[11 Şubat]]></category>
		<category><![CDATA[akademi]]></category>
		<category><![CDATA[akademisyen]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa birliği]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilimde kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Günü]]></category>
		<category><![CDATA[birleşmiş milletler]]></category>
		<category><![CDATA[BM]]></category>
		<category><![CDATA[canan dagdeviren]]></category>
		<category><![CDATA[doğa bilimleri]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Hanzade Doğan Boyner]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kız Çocukları]]></category>
		<category><![CDATA[marie curie]]></category>
		<category><![CDATA[matematik]]></category>
		<category><![CDATA[mühendislik]]></category>
		<category><![CDATA[nobel]]></category>
		<category><![CDATA[programlama]]></category>
		<category><![CDATA[STEM]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek öğrenim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=9189</guid>

					<description><![CDATA[<p>Canan Dağdeviren, 11 Şubat Uluslararası Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Günü dolayısıyla BM Genel Kurulunda bir konuşma yaptı.  Birleşmiş Milletler tarafından, kadınların ve kız çocuklarının bilimdeki rollerini artırmak, STEM eğitimi ve araştırma faaliyetlerine her seviyeden katılımlarını teşvik etmek amacıyla 2015 yılında ilan edilen “11 Şubat &#8211; Uluslararası Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Günü’nün üçüncüsü dolayısıyla BM Genel Kurulu’nda bir konuşma yapan genç bilim kadınımız Canan Dağdeviren kendi başarılı bilim yolculuğunda en büyük motivasyonunun Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk olduğunu ve onun “Bir gün benim sözlerim bilime ters düşerse bilimi tercih edin” sözlerini vazgeçilmez bir yaşam öğüdü olarak aldığını söyledi. Daha çocukluk günlerinden başlayarak bugüne kadar süregelen bilim tutkusunu anlatan Dağdeviren, bilimi  gençlere ve çocuklara sevdirmek için her fırsatta Türkiye’ye seyahat ettiğini ve onlarla sosyal medya yoluyla sürekli iletişim halinde olduğunu anlattı. Yaklaşık 7 dakika süren İngilizce yaptığı konuşmayı aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz. Türkiye’de kız çocuklarının eğitimde fırsat eşitliğine kavuşması ve kızların güçlendirilmesi adına birçok sivil toplum girişimine öncülük eden Aydın Doğan Vakfı’nın Yönetim Kurulu Başkanı Hanzade Doğan Boyner de BM etkinliklerinde bir konuşma yaptı. Her alanda olduğu gibi bilim alanında da eğitime erişimdeki kadın-erkek eşitsizliğinin, eğitim sürecinde kadına uygulanan ayrımcılığın, eğitim sonrasında mesleki gelişimin önündeki engellerin ortadan kaldırılması gerektiğini vurgulayan Hanzade Doğan Boyner, çözüm yolunda ‘çok paydaşlı, uluslararası iş birliği yapılması’ çağrısında bulundu. Dünyada rakamlarla bilimde kadın&#8230; -Erkeklerin mühendislik, üretim ve inşaatı seçme eğilimi kadınlardan iki kat daha fazlayken, kadınların bir eğitim derecesinin peşinden koşma olasılığı da iki kat fazla. -Bazı ülkeler ve alanlarda, kadın mezunların “fazla veya yetersiz temsili” özellikle belirgin durumda. Örneğin, 2012’de mühendislik, üretim ve inşaat alanında, kadınlar, Almanya (%18), Macaristan (%22), Avusturya (%23), Çek Cumhuriyeti (%23), İrlanda (%24) ve İsviçre’deki (%24) doktora mezunlarının çeyreğinden daha azını oluşturdu. -2002 ile 2012 arasında, bilimin alt alanlarında ve mühendislikteki kadın mezunların sayısı, erkeklerin sayısından genel olarak daha hızlı bir oranda arttı. Ancak, 2002 ile 2012 arasında kadınların varlığının en çabuk arttığı alanlar (programlama, mühendislik ve mühendislik işleri) aynı zamanda kadınların en düşük tabandan başladıklarıydı. -Avrupa ve diğer gelişmiş ekonomilerde, üniversite ve okul hiyerarşilerinde, hem dikey hem de yatay tabiatıyla, cinsiyet ayrımı bulgularının olmasından memnuniyetsizlik duyuyor ve AB ülkelerindeki üniversite mezunlarının %59’u kadın olduğu halde, kadınlar üniversitelerdeki öğretim görevlilerinin yalnızca %18’ini oluşturuyor. -Yüksek öğrenim seviyesine sahip kadınlar, toplam çalışan nüfusa (%46) göre iş bulma konusunda daha başarılı olma eğilimindeler (üçüncü derecede eğitim almış olan ve profesyonel ya da teknisyen olarak çalışan kadınların %53’ü). Ancak, uzmanlaşmış bilim insanları ve mühendisler kategorisinde eşitsizlikler sürüyor; burada kadınlar çalışanların yalnızca %40’ını oluşturuyor. Bu durum, master seviyesi üstündeki lisansüstünde, bilim, matematik ve mühendislik alanlarında kadınların yetersiz temsil edilmesiyle kısmen açıklanabilir. -1903’te ödül alan Marie Curie’den bu yana yalnızca 17 kadın fizik, kimya veya tıp alanında Nobel Ödülü alırken, bu sayı erkeklerde 572. -Günümüzde, dünyadaki tüm araştırmacıların yalnızca %28’i kadın. -STEM katılımdaki cinsiyet farkı, alt ortaöğretimde daha belirgin hale geliyor. Bu, uzmanlaşmanın başladığı ve öğrencilerin hangi konularda eğitim göreceklerini seçtikleri zaman. Bunun yanı sıra, birçok durumda kızlar, yaşları ilerledikçe erkeklere nazaran STEM konularına ilgi duymamaya başlıyor. Birleşik Krallık’ta yapılan bir araştırmaya göre, 10 ila 11 yaşlarında kızlar ve erkekler STEM’le neredeyse aynı derecede ilgileniyor; Erkeklerin %75’i ve kızların %72’si bilimde ilgi çekici şeyler öğrendiklerini aktarıyor. 18 yaşına gelindiğinde ise, ileri derece STEM eğitime katılım baz alınarak yapılan ölçüme göre, bu oran erkekler için %33’e ve kızlar için %19’a düşüyor. Bu noktada erkekler, ileri derece eğitimlerine yaklaştıkça STEM konularını bırakmaya başlıyor. Kızlar ise, ortaöğretimin çok daha erken yıllarında bırakmaya karar veriyor. İsveçli gençlerle yapılan uzun dönemli bir çalışmanın bulguları da, çocukların kariyer isteklerinin çoğunlukla 13 yaşına kadar oluştuğunu ve o yaştan sonra öğrencileri bilime teşvik etmenin gittikçe zorlaşacağını gösteriyor.     -Dünya çapındaki yüksek öğretimde bulunan kadın öğrenci nüfusunun sadece %30’u STEM bağlantılı branşları seçiyor. Dallara göre de farklılıklar gözlemleniyor. Kadın öğrencilerin kayıt oranları özellikle bilgi, iletişim ve teknolojide (%3), doğa bilimleri, matematik ve istatistikte (%5) ve mühendislik, üretim ve inşaatta (%8) düşük seviyelerde. En yüksek ise sağlık ve refah çalışmalarında (%15). Video kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=BYpyhCcyWKk</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/canan-dagdeviren-benim-en-buyuk-motivasyon-kaynagim-ataturk">Canan Dağdeviren: &#8220;Benim en büyük motivasyon kaynağım Atatürk&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><strong><span class="s1">Canan Dağdeviren, 11 Şubat Uluslararası Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Günü dolayısıyla BM Genel Kurulunda bir konuşma yaptı. </span></strong></p>
<p class="p1"><span class="s1"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignright wp-image-9191" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/02/bilimin-gucu-.jpg" alt="" width="360" height="160" /></span><span class="s1">Birleşmiş Milletler tarafından, kadınların ve kız çocuklarının bilimdeki rollerini artırmak, STEM eğitimi ve araştırma faaliyetlerine her seviyeden katılımlarını teşvik etmek amacıyla 2015 yılında ilan edilen “11 Şubat &#8211; Uluslararası Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Günü’nün üçüncüsü dolayısıyla BM Genel Kurulu’nda bir konuşma yapan genç bilim kadınımız Canan Dağdeviren kendi başarılı bilim yolculuğunda en büyük motivasyonunun Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk olduğunu ve onun “Bir gün benim sözlerim bilime ters düşerse bilimi tercih edin” sözlerini vazgeçilmez bir yaşam öğüdü olarak aldığını söyledi. Daha çocukluk günlerinden başlayarak bugüne kadar süregelen bilim tutkusunu anlatan Dağdeviren, bilimi<span class="Apple-converted-space">  </span>gençlere ve çocuklara sevdirmek için her fırsatta Türkiye’ye seyahat ettiğini ve onlarla sosyal medya yoluyla sürekli iletişim halinde olduğunu anlattı. Yaklaşık 7 dakika süren İngilizce yaptığı konuşmayı aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.</span></p>
<p><iframe src="https://www.youtube.com/embed/BYpyhCcyWKk" width="1283" height="480" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p>
<p class="p1"><span class="s1">Türkiye’de kız çocuklarının eğitimde fırsat eşitliğine kavuşması ve kızların güçlendirilmesi adına birçok sivil toplum girişimine öncülük eden Aydın Doğan Vakfı’nın Yönetim Kurulu Başkanı Hanzade Doğan Boyner de BM etkinliklerinde bir konuşma yaptı. Her alanda olduğu gibi bilim alanında da eğitime erişimdeki kadın-erkek eşitsizliğinin, eğitim sürecinde kadına uygulanan ayrımcılığın, eğitim sonrasında mesleki gelişimin önündeki engellerin ortadan kaldırılması gerektiğini vurgulayan Hanzade Doğan Boyner, çözüm yolunda ‘çok paydaşlı, uluslararası iş birliği yapılması’ çağrısında bulundu. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>Dünyada rakamlarla bilimde kadın&#8230;</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">-Erkeklerin mühendislik, üretim ve inşaatı seçme eğilimi kadınlardan iki kat daha fazlayken, kadınların bir eğitim derecesinin peşinden koşma olasılığı da iki kat fazla. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">-Bazı ülkeler ve alanlarda, kadın mezunların “fazla veya yetersiz temsili” özellikle belirgin durumda. Örneğin, 2012’de mühendislik, üretim ve inşaat alanında, kadınlar, Almanya (%18), Macaristan (%22), Avusturya (%23), Çek Cumhuriyeti (%23), İrlanda (%24) ve İsviçre’deki (%24) doktora mezunlarının çeyreğinden daha azını oluşturdu. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">-2002 ile 2012 arasında, bilimin alt alanlarında ve mühendislikteki kadın mezunların sayısı, erkeklerin sayısından genel olarak daha hızlı bir oranda arttı. Ancak, 2002 ile 2012 arasında kadınların varlığının en çabuk arttığı alanlar (programlama, mühendislik ve mühendislik işleri) aynı zamanda kadınların en düşük tabandan başladıklarıydı. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">-Avrupa ve diğer gelişmiş ekonomilerde, üniversite ve okul hiyerarşilerinde, hem dikey hem de yatay tabiatıyla, cinsiyet ayrımı bulgularının olmasından memnuniyetsizlik duyuyor ve AB ülkelerindeki üniversite mezunlarının %59’u kadın olduğu halde, kadınlar üniversitelerdeki öğretim görevlilerinin yalnızca %18’ini oluşturuyor. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">-Yüksek öğrenim seviyesine sahip kadınlar, toplam çalışan nüfusa (%46) göre iş bulma konusunda daha başarılı olma eğilimindeler (üçüncü derecede eğitim almış olan ve profesyonel ya da teknisyen olarak çalışan kadınların %53’ü). Ancak, uzmanlaşmış bilim insanları ve mühendisler kategorisinde eşitsizlikler sürüyor; burada kadınlar çalışanların yalnızca %40’ını oluşturuyor. Bu durum, master seviyesi üstündeki lisansüstünde, bilim, matematik ve mühendislik alanlarında kadınların yetersiz temsil edilmesiyle kısmen açıklanabilir. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">-1903’te ödül alan Marie Curie’den bu yana yalnızca 17 kadın fizik, kimya veya tıp alanında Nobel Ödülü alırken, bu sayı erkeklerde 572. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">-Günümüzde, dünyadaki tüm araştırmacıların yalnızca %28’i kadın. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">-STEM katılımdaki cinsiyet farkı, alt ortaöğretimde daha belirgin hale geliyor. Bu, uzmanlaşmanın başladığı ve öğrencilerin hangi konularda eğitim göreceklerini seçtikleri zaman. Bunun yanı sıra, birçok durumda kızlar, yaşları ilerledikçe erkeklere nazaran STEM konularına ilgi duymamaya başlıyor. Birleşik Krallık’ta yapılan bir araştırmaya göre, 10 ila 11 yaşlarında kızlar ve erkekler STEM’le neredeyse aynı derecede ilgileniyor; Erkeklerin %75’i ve kızların %72’si bilimde ilgi çekici şeyler öğrendiklerini aktarıyor. 18 yaşına gelindiğinde ise, ileri derece STEM eğitime katılım baz alınarak yapılan ölçüme göre, bu oran erkekler için %33’e ve kızlar için %19’a düşüyor. Bu noktada erkekler, ileri derece eğitimlerine yaklaştıkça STEM konularını bırakmaya başlıyor. Kızlar ise, ortaöğretimin çok daha erken yıllarında bırakmaya karar veriyor. İsveçli gençlerle yapılan uzun dönemli bir çalışmanın bulguları da, çocukların kariyer isteklerinin çoğunlukla 13 yaşına kadar oluştuğunu ve o yaştan sonra öğrencileri bilime teşvik etmenin gittikçe zorlaşacağını gösteriyor. <span class="Apple-converted-space">   </span></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">-Dünya çapındaki yüksek öğretimde bulunan kadın öğrenci nüfusunun sadece %30’u STEM bağlantılı branşları seçiyor. Dallara göre de farklılıklar gözlemleniyor. Kadın öğrencilerin kayıt oranları özellikle bilgi, iletişim ve teknolojide (%3), doğa bilimleri, matematik ve istatistikte (%5) ve mühendislik, üretim ve inşaatta (%8) düşük seviyelerde. En yüksek ise sağlık ve refah çalışmalarında (%15).</span></p>
<p><strong>Video kaynak: <a href="https://www.youtube.com/watch?v=BYpyhCcyWKk">https://www.youtube.com/watch?v=BYpyhCcyWKk</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/canan-dagdeviren-benim-en-buyuk-motivasyon-kaynagim-ataturk">Canan Dağdeviren: &#8220;Benim en büyük motivasyon kaynağım Atatürk&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">9189</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kadın hareketlerinin öncü ismi Şirin Tekeli&#8217;yi kaybettik</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/kadin-hareketlerinin-oncu-ismi-sirin-tekeliyi-kaybettik</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jun 2017 17:20:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[akademisyen]]></category>
		<category><![CDATA[ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[beyin tümörü]]></category>
		<category><![CDATA[cedaw]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahpaşa tıp fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[çevirmen]]></category>
		<category><![CDATA[cnrs]]></category>
		<category><![CDATA[fransa ulusal bilimsel araştırma merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[KA-DER]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Mor İğne Kampanyası]]></category>
		<category><![CDATA[öncü]]></category>
		<category><![CDATA[şirin tekeli]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal hareket]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=6855</guid>

					<description><![CDATA[<p>Akademisyen, yazar, çevirmen ve Türkiye&#8217;de kadın hareketinin önde gelen isimlerinden Doç. Dr. Şirin Tekeli Bodrum&#8217;da yaşamını yitirdi. Bir süredir beyin tümörü tedavisi gören 73 yaşındaki Tekeli&#8217;nin hayatını kaybetmeden önce organlarını tıp öğrencilerinin eğitimi için Cerrahpaşa Tıp Fakültesi&#8217;ne bağışladığı öğrenildi. Tekeli&#8217;nin bedeni yarın Bodrum&#8217;dan getirilerek Cerrahpaşa Tıp Fakültesi&#8217;ne teslim edilecek. Şirin Tekeli kimdir? 1944 yılında Ankara’da iki felsefe öğretmeninin tek çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası Yunus Kazım Köni döneminin önemli bürokratlarındandı. Ankara Kız Lisesi&#8217;nin fen bölümüne devam ettiği yıllarda edebiyat ve felsefeye yöneldi. 1961 yılında liseyi bitirdikten sonra döviz sınavını kazanarak Paris&#8216;e gitti. Önce Fransızca öğrendi, bir yıl sonra da hukuk eğitimine başladı. Ancak daha sonra şehirdeki politik ortam, terör ve çatışmalar nedeniyle Paris&#8217;ten ayrıldı. Lozan Üniversitesi&#8216;nde Sosyal ve Siyasal Bilimler okumaya başladı. 1967 yılında öğrenimini bitirip İstanbul&#8217;a döndü ve aynı yıl İstanbul Üniversitesi&#8216;nin İktisat Fakültesi Siyaset Bilimi Kürsüsü’ne girdi. Bu dönemde Ahmet Tekeli ile evlendi. 1973 yılında David Easton&#8217;un Sistem Teorisi merkezli doktora çalışmasını tamamladı. 1978 yılında kadınların siyasete katılması konusundaki doçentlik tezini bitirdi. Doçentliği sonrasında Fransız hükümetinden burs alarak Fransa Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi&#8217;nde (Centre National de la Recherche Scientifique &#8211; CNRS) ‘haritalama’ (cartographie) tekniğini öğrendi. Bu merkezdeki çalışmalarında bir yandan Türkiye’nin bütün seçim verilerini bilgisayara işlerken, bir yandan da Jean Ranger ve ekibi ile birlikte ‘şehirde’ seçim sosyolojisi konusunu inceledi. 1980-81 ders yılında üniversitede İstanbul’a uyarlanmış bir siyaset sosyolojisi semineri gerçekleştirdi. 12 Eylül sonrası 1980 askeri darbesi sonrasında kurulan YÖK’ü protesto etmek için, 1981 yılında üniversitedeki görevinden istifa etti. Üniversiteden ayrıldıktan sonra, yazar, redaktör ve çevirmen olarak çalışmaya başladı. Kadınlarla ilgili Eşitlik Politikaları konulu bir araştırma gerçekleştirdi. 1981 yılında Yazarlar Kooperatifi, YAZKO&#8216;nun davetiyle feminist yayınları çevirmek üzere bir grubun içinde yer aldı. Bu grup feminizmin terminolojisini Türkçede oluşturmasını sağladı. 1982 yılında Kadınlar ve Siyasal-Toplumsal Hayat adıyla kitap olarak yayınladığı doçentlik tezi, Türkiye&#8217;de kadınların politik ve toplumsal alanda marijinalleşmesi üzerine Türkçe yayınlanan ilk kitaptır. 25 kitabı Türkçeye kazandırdı 1985&#8217;te Kadınlara Karşı Her Türlü Ayırımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW-Committee on the Elimination of Discrimination against Women)&#8217;nin uygulanmasını talep eden dilekçe kampanyasını, Medeni Kanun reformu mücadelesini başlattı. 1987’deki Aile İçi Şiddete Karşı Yürüyüş ve Kariye Şenliği ile başlayan, 1989&#8217;da Mor İğne Kampanyası ile devam eden, genç kadınların, taşralı kadınların, Kürt kadınların katılmalarıyla gerçek anlamda bir toplumsal harekete dönüşen aktivitelerin içinde ve başında yer aldı. 1989&#8217;da Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı&#8217;nın kuruluş çalışmalarını başlattı. 1990&#8217;da genç feminist araştırmacıların çalışmalarını bir araya getiren bir derleme olan 1980’ler Türkiye’sinde Kadın Bakış Açısından Kadınlar kitabını hazırladı. Bu kitap Almanca ve İngilizce olarak da yayımlandı. 1997 yılında KA-DER (Kadın Adayları Destekleme Derneği), Anakültür Kooperatifi ve Winpeace -Türk ve Yunan Kadınları Barış Girişimi&#8217;nin oluşumunda kurucu olarak yer aldı. Üniversiteden ayrıldıktan sonra hayatını kazanmak için çeviri yaptı. 2011 yılına kadar, Fransızca ve İngilizce&#8217;den çoğu kadınlar ve demokrasi ile ilgili 25 kitabı Türkçe&#8217;ye kazandırmıştır. 1996 yılında kendisine Fransa Kültür Bakanlığı&#8217;nın Akademik Palmiye Ödülü (Officier dans l’ Ordre des Palmes Académiques) verildi.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/kadin-hareketlerinin-oncu-ismi-sirin-tekeliyi-kaybettik">Kadın hareketlerinin öncü ismi Şirin Tekeli&#8217;yi kaybettik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<aside class="left">
<div class="share-vertical">
<p>Akademisyen, yazar, çevirmen ve Türkiye&#8217;de kadın hareketinin önde gelen isimlerinden Doç. Dr. Şirin Tekeli Bodrum&#8217;da yaşamını yitirdi. Bir süredir beyin tümörü tedavisi gören 73 yaşındaki Tekeli&#8217;nin hayatını kaybetmeden önce organlarını tıp öğrencilerinin eğitimi için Cerrahpaşa Tıp Fakültesi&#8217;ne bağışladığı öğrenildi. Tekeli&#8217;nin bedeni yarın Bodrum&#8217;dan getirilerek Cerrahpaşa Tıp Fakültesi&#8217;ne teslim edilecek.</p>
<div class="share-vertical">
<p class="p3"><strong><span class="s1">Şirin Tekeli kimdir?</span></strong></p>
<p class="p2"><span class="s2">1944 yılında Ankara’da</span><span class="s1"> iki felsefe öğretmeninin tek çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası Yunus Kazım Köni döneminin önemli bürokratlarındandı. </span>Ankara Kız Lisesi&#8217;nin fen bölümüne devam ettiği yıllarda edebiyat ve felsefeye yöneldi. 1961 yılında liseyi bitirdikten sonra döviz sınavını kazanarak <span class="s3">Paris</span>&#8216;e gitti. Önce Fransızca öğrendi, bir yıl sonra da hukuk eğitimine başladı. Ancak daha sonra şehirdeki politik ortam, terör ve çatışmalar nedeniyle Paris&#8217;ten ayrıldı. <span class="s3">Lozan </span><span class="s3">Üniversitesi</span>&#8216;nde Sosyal ve Siyasal Bilimler okumaya başladı.</p>
<p class="p2"><span class="s1">1967 yılında öğrenimini bitirip İstanbul&#8217;a döndü ve aynı yıl <span class="s3">İstanbul Üniversitesi</span>&#8216;nin İktisat Fakültesi Siyaset Bilimi Kürsüsü’ne girdi. Bu dönemde Ahmet Tekeli ile evlendi. 1973 yılında David Easton&#8217;un Sistem Teorisi merkezli doktora çalışmasını tamamladı. 1978 yılında kadınların siyasete katılması konusundaki doçentlik tezini bitirdi. Doçentliği sonrasında Fransız hükümetinden burs alarak Fransa Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi&#8217;nde (<span class="s3">Centre National de la Recherche Scientifique &#8211; CNRS</span>) ‘haritalama’ (cartographie) tekniğini öğrendi. Bu merkezdeki çalışmalarında bir yandan Türkiye’nin bütün seçim verilerini bilgisayara işlerken, bir yandan da Jean Ranger ve ekibi ile birlikte ‘şehirde’ seçim sosyolojisi konusunu inceledi. 1980-81 ders yılında üniversitede İstanbul’a uyarlanmış bir siyaset sosyolojisi semineri gerçekleştirdi.</span></p>
<p class="p3"><strong><span class="s1">12 Eylül sonrası</span></strong></p>
<p class="p2"><span class="s1">1980 askeri darbesi sonrasında kurulan <span class="s3">YÖK</span>’ü protesto etmek için, 1981 yılında üniversitedeki görevinden istifa etti. Üniversiteden ayrıldıktan sonra, yazar, redaktör ve çevirmen olarak çalışmaya başladı. Kadınlarla ilgili Eşitlik Politikaları konulu bir araştırma gerçekleştirdi. 1981 yılında Yazarlar Kooperatifi, <span class="s3">YAZKO</span>&#8216;nun davetiyle feminist yayınları çevirmek üzere bir grubun içinde yer aldı. Bu grup feminizmin terminolojisini Türkçede oluşturmasını sağladı.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1">1982 yılında Kadınlar ve Siyasal-Toplumsal Hayat adıyla kitap olarak yayınladığı doçentlik tezi, Türkiye&#8217;de kadınların politik ve toplumsal alanda marijinalleşmesi üzerine Türkçe yayınlanan ilk kitaptır.</span></p>
<p class="p3"><strong><span class="s1">25 kitabı Türkçeye kazandırdı</span></strong></p>
<p class="p2"><span class="s1">1985&#8217;te Kadınlara Karşı Her Türlü Ayırımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW-Committee on the Elimination of Discrimination against Women)&#8217;nin uygulanmasını talep eden dilekçe kampanyasını, Medeni Kanun reformu mücadelesini başlattı.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1">1987’deki Aile İçi Şiddete Karşı Yürüyüş ve Kariye Şenliği ile başlayan, 1989&#8217;da <span class="s3">Mor İğne Kampanyası</span> ile devam eden, genç kadınların, taşralı kadınların, Kürt kadınların katılmalarıyla gerçek anlamda bir toplumsal harekete dönüşen aktivitelerin içinde ve başında yer aldı.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1">1989&#8217;da Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı&#8217;nın kuruluş çalışmalarını başlattı.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1">1990&#8217;da genç feminist araştırmacıların çalışmalarını bir araya getiren bir derleme olan 1980’ler Türkiye’sinde Kadın Bakış Açısından Kadınlar kitabını hazırladı. Bu kitap Almanca ve İngilizce olarak da yayımlandı.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1">1997 yılında KA-DER (Kadın Adayları Destekleme Derneği), Anakültür Kooperatifi ve Winpeace -Türk ve Yunan Kadınları Barış Girişimi&#8217;nin oluşumunda kurucu olarak yer aldı.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1">Üniversiteden ayrıldıktan sonra hayatını kazanmak için çeviri yaptı. 2011 yılına kadar, Fransızca ve İngilizce&#8217;den çoğu kadınlar ve demokrasi ile ilgili 25 kitabı Türkçe&#8217;ye kazandırmıştır.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1">1996 yılında kendisine Fransa Kültür Bakanlığı&#8217;nın Akademik Palmiye Ödülü (<span class="s3">Officier dans l’ Ordre des Palmes Académiques)</span> verildi.</span></p>
</div>
</div>
</aside>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/kadin-hareketlerinin-oncu-ismi-sirin-tekeliyi-kaybettik">Kadın hareketlerinin öncü ismi Şirin Tekeli&#8217;yi kaybettik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6855</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
