<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>bilimsel arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/bilimsel/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/bilimsel</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Wed, 03 May 2023 21:07:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Konuşan yapay zekalar, dijital zihinler&#8230; İnsanlık için fırsat mı yoksa tehdit mi?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/konusan-yapay-zekalar-dijital-zihinler-insanlik-icin-firsat-mi-yoksa-tehdit-mi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 May 2023 05:00:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editör ne diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[chatGPT]]></category>
		<category><![CDATA[çoklu dil]]></category>
		<category><![CDATA[DALL-e 2]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[geç kalmak]]></category>
		<category><![CDATA[glüten]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[meraklı çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[robot]]></category>
		<category><![CDATA[ruh sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[uyku apnesi]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=29409</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyayı kasıp kavuran yapay zekâ robotu ChatGPT’yi duymuşsunuzdur. Bilimsel makale yazımından yaratıcı işlere kadar birçok alanda, internetten derlenen devasa metin veri tabanındaki dil kalıplarını, istatistiklere dayanarak taklit ediyor ve gayet inandırıcı cümleler sıralıyor. Öğrenci makaleleri yazabiliyor, araştırma makalelerini özetleyebiliyor, soruları çok iyi yanıtlayabiliyor. Hatta bazı araştırma makalelerine bilimsel yazar olarak bile girdi. Bu teknoloji, bilgisayarlarla etkileşim şeklimizde devrim yaratma potansiyeline sahip. Dahası, artık üretici-konuşan yapay zekanın yeni bir tarih çizgisi oluşturduğu görüşü var. Çünkü insanların giderek bu &#8216;dijital zihinlerin&#8217; bilinçlenebileceği ve insanlık için büyük tehdit oluşturduklarına ilişkin varsayımlar en ciddi bilim ve teknoloji uzmanlarınca bile paylaşılır oldu. Öte yandan çalışanlar için büyük tehdit. Peki bizi neler bekliyor? İşin bir de metinsel tanımlardan görüntü oluşturan DALL-E 2 boyutu var. Bilim yayıncıları ve sanat felsefecileri bu konu hakkında ne düşünüyor? Kriz mi yoksa fırsat mı? Nature ve Science gibi çok önemli dergiler, yapay zekanın bilimsel araştırma ve makale yazısında sorumluluk alamayacakları için yazar olamayacaklarını söylüyor. Bu arada metinlerden sanat eserleri üretiminin de gerçek sanatı değersizleştirme tehlikesine işaret ediliyor. Konu geniş ve tartışmaya açık. Batuhan Sarıcan hazırladı. İtirazlar var Öte yandan bizzat bu teknolojiyi üretenlerin bile yapay zekanın geldiği noktadan ürktükleri anlaşılıyor. Aralarında Elon Musk’ın da bulunduğu iş ve bilim dünyasından bini aşkın kişi açık bir mektup yayınlayarak yapay zeka laboratuvarlarının 6 ay süreyle bu konudaki çalışmaları durdurmasını istediler. Ta ki herkesi bağlayıcı düzenleyici kararlar alınıncaya kadar. Lale Akarun da ‘Yapay zeka başrolde&#8217; başlıklı yazısında yapay zekanın filmlerde görüntüleri doğrudan üretmek ve kontrol etme konusunda gösterdiği ilerlemeyi ele alıyor. Tanol Türkoğlu’nun Dijitalem’inde ilginç örnekler var. Stanford Üniversitesi ile Google, The Sims oyunundan esinlenerek Smallville adını verdikleri bir sanal dünya kurup içine de 35 tane ChatGPT 3.5 temelli sanal bot yerleştirmiş ve bunların “davranışları” incelemişler. Sonuç: İnsan gibi davranıyorlar. Kahvaltı ediyor, sevgililer günü partisi düzenliyor, belediye başkanlığı seçimleri için politik diyaloglar kuruyorlar. Bu arada: Kyoto Üniversitesi araştırmacıları tarafından yapılan bir çalışma ekosistemlerin hesaplama becerilerine ışık tutarak, yapay zeka teknolojilerinin hızla gelişmesine olanak tanıyan bir sürecin önünü açtı. Grafen teknolojisine giriş Ali Akurgal, Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin başarılı uygulamaları anlattığı yazısı da önemli. Akurgal, gelecek yazısında grafen teknolojisine girecek. İstanbul’da acilen dönüşmesi gereken 1,5 milyon riskli konut bulunuyor. Anadolu ve Avrupa Yakası’nda 500 bin konutluk uydu kentler yapılması planlanıyor. Hatalardan ders alarak nasıl doğru bir yapılanma gerçekleştirebiliriz? Kültür Üniversitesi’nden Berkay Oskay kaleme aldı. Mustafa Çetiner glutensiz diyet gerçekten gerekli mi diye soruyor. Glutensiz modası herkesi sarmışken Çetiner’in söyledikleri önemli. Uyku apnesi unutkanlığa mı yol açıyor? Yeni bir araştırma, Obstrüktif Uyku Apne Sendromu’nun (OUAS) orta yaşlı erkeklerde erken bilişsel bozukluk ile ilişkili olabileceğini gösteriyor. King&#8217;s College London&#8217;da yapılan pilot bir çalışmada, OUAS’ı şiddetli evrede olan hastaların sağlıklı kontrollere kıyasla yürütücü işlevlerin yanı sıra, sosyal ve duygusal farkındalıkta da daha kötü olduğu ortaya çıktı. Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Buse Çağla Arı yazdı. “İslam dünyası için komplo mu, uzun vadeli politik plan mı?” Doğan Kuban, eski tarihli bu yazısında ‘Silah teknolojisi 20. yüzyıl boyunca insanların bilimsel araştırmaların sonuçlarına göre çalışan hassas silahlarla öldürülmesinin yolunu açtı. ABD gelişmiş sanayisi ve araştırma gücü ile dünyaya egemen oldu. Yüz milyonlarca insanın yok olmasına neden olan savaşlar insanları bilim ve teknikten, hatta akıldan soğuttu’ diyor. Yeni bir çalışma, günlük olarak daha yüksek miktarda canlı mikroorganizma tüketen kişilerin daha düşük kilolu olma ve daha iyi genel sağlığa sahip olma eğiliminde olduğunu gösteriyor. Bilim ve Beslenme’de. Murat Altaş hazırladı. Birden fazla dili konuşmak önemli Birden fazla dili konuşmanın yararları ile ilgili çalışmalara yenileri de ekleniyor. New Scientist&#8217;te yayınlanan araştırmaya göre, çoklu dil yeteneği çocukların dikkat ve bilişsel işlevlerini artırırken, yaşlı insanları demans riskine karşı koruyabiliyor. Ayrıca, birden fazla dil konuşmak, kültürel açıdan çeşitlilik açısından da önemli. Rita Urgan derledi. Oy ve Ötesi Derneği bir basın toplantısı yaptı ve seçim tutanaklarını anında dijital veriye çevirecekleri teknolojiyi anlattı. Kimi insanlar neden hep gecikirler? Bazı insanlar, zaman yönetim becerileri eksikliğinden dolayı sürekli olarak gecikirken, diğerleri ise zaman algılamaları nedeniyle geç kalmaya meyilli. Tabii kişilik ve psikolojik faktörler de önemli. Kendimize “Ruh sağlığı günü” ayıralım! O tek bir günde bile pek çok şey yapabiliriz: Hastalandığımızda, biliyorsunuz, bir-iki günlüğüne işten izin almak, evde dinlenmek, sağlığımızın düzelmesini beklemek, en iyisidir. Bedenimiz hastalanınca, böyle yaparız. Peki ya ruhumuz hastalandığında? Aslında hepimiz ruh sağlığının ne kadar önemli olduğunu biliyoruz bilmesine, ama moralimiz bozuk olduğunda işe gitmemek, aklımıza bile gelmiyor. Meraklının Köşesi’nde, Mercan Bursalı hazırladı. Bilim Tarihi’nde bu hafta porselenlerini hassas şekilde yıkayabilmek için bulaşık makinesini icat eden bir kadın var: Josephine Cochrane. Denizlerin altında 19.000 yeni dağ keşfedildi. Denizaltı taraması üzerine geliştirilen yeni teknolojiler; denizaltı ekolojisi, levha tektoniği ve iklim değişikliği çalışmalarına yardımcı olabilir. Meraklı Çocuk bu hafta dünyanın sonu hiç gelmeyecek mi sorusunu yöneltti… Dünya’daki patentlerin %88’ini sadece 6 ülke alıyor, Grafik Bilgi’de. Doğal haşere kontrol yöntemi olarak örümcekler Hayvanlar Dünyası’nda… Yaşlılıkta saçlar niçin beyazlaşıyor? Eski pillerden lityum elde etmek mümkün&#8230; Mikroplastikler kan-beyin engelini nasıl aşıyor? Ve diğerleri Nilgün Özbaşaran Dede’nin hazırladığı Araştırma Gündemi’nde. Bu arada ilginç bir kitap önerimiz var: Bilim ve Sahte Bilim, Kötü Tavsiye. *** HBT yine güncel gelişmeler ve konularla dolu… Çok çalışıyoruz, yüzlerce haberi eliyoruz, süzüyoruz ve size sunuyoruz. Yazarlarımız özgün yazılarıyla HBT’yi zenginleştiriyor. Bu arada HBT Canlı yayına geçmemizde bazı sorunlar yaşadık, bunların üzerinden geldik, bize destek veren okurlarımıza yeniden teşekkür ederken, yayına yakında başlayacağımızı duyurmak isteriz. Sevgiyle kalın, bilimde kalın, gelecek için en önemli şansımız…</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/konusan-yapay-zekalar-dijital-zihinler-insanlik-icin-firsat-mi-yoksa-tehdit-mi">Konuşan yapay zekalar, dijital zihinler&#8230; İnsanlık için fırsat mı yoksa tehdit mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-29406 size-medium alignright" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/05/1-251x300.jpg" alt="" width="251" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/05/1-251x300.jpg 251w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/05/1-856x1024.jpg 856w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/05/1.jpg 1654w" sizes="(max-width: 251px) 100vw, 251px" />Dünyayı kasıp kavuran yapay zekâ robotu ChatGPT’yi duymuşsunuzdur. Bilimsel makale yazımından yaratıcı işlere kadar birçok alanda, internetten derlenen devasa metin veri tabanındaki dil kalıplarını, istatistiklere dayanarak taklit ediyor ve gayet inandırıcı cümleler sıralıyor. Öğrenci makaleleri yazabiliyor, araştırma makalelerini özetleyebiliyor, soruları çok iyi yanıtlayabiliyor. Hatta bazı araştırma makalelerine bilimsel yazar olarak bile girdi.</p>
<p>Bu teknoloji, bilgisayarlarla etkileşim şeklimizde devrim yaratma potansiyeline sahip. Dahası, artık üretici-konuşan yapay zekanın yeni bir tarih çizgisi oluşturduğu görüşü var. Çünkü insanların giderek bu &#8216;dijital zihinlerin&#8217; bilinçlenebileceği ve insanlık için büyük tehdit oluşturduklarına ilişkin varsayımlar en ciddi bilim ve teknoloji uzmanlarınca bile paylaşılır oldu. Öte yandan çalışanlar için büyük tehdit.</p>
<p><strong>Peki bizi neler bekliyor?</strong> İşin bir de metinsel tanımlardan görüntü oluşturan DALL-E 2 boyutu var. Bilim yayıncıları ve sanat felsefecileri bu konu hakkında ne düşünüyor? Kriz mi yoksa fırsat mı? Nature ve Science gibi çok önemli dergiler, yapay zekanın bilimsel araştırma ve makale yazısında sorumluluk alamayacakları için yazar olamayacaklarını söylüyor. Bu arada metinlerden sanat eserleri üretiminin de gerçek sanatı değersizleştirme tehlikesine işaret ediliyor. Konu geniş ve tartışmaya açık. Batuhan Sarıcan hazırladı.</p>
<p><strong>İtirazlar var</strong></p>
<p>Öte yandan bizzat bu teknolojiyi üretenlerin bile yapay zekanın geldiği noktadan ürktükleri anlaşılıyor. Aralarında Elon Musk’ın da bulunduğu iş ve bilim dünyasından bini aşkın kişi açık bir mektup yayınlayarak yapay zeka laboratuvarlarının 6 ay süreyle bu konudaki çalışmaları durdurmasını istediler. Ta ki herkesi bağlayıcı düzenleyici kararlar alınıncaya kadar.</p>
<p>Lale Akarun da ‘Yapay zeka başrolde&#8217; başlıklı yazısında yapay zekanın filmlerde görüntüleri doğrudan üretmek ve kontrol etme konusunda gösterdiği ilerlemeyi ele alıyor.</p>
<p>Tanol Türkoğlu’nun Dijitalem’inde ilginç örnekler var. Stanford Üniversitesi ile Google, The Sims oyunundan esinlenerek Smallville adını verdikleri bir sanal dünya kurup içine de 35 tane ChatGPT 3.5 temelli sanal bot yerleştirmiş ve bunların “davranışları” incelemişler. Sonuç: İnsan gibi davranıyorlar. Kahvaltı ediyor, sevgililer günü partisi düzenliyor, belediye başkanlığı seçimleri için politik diyaloglar kuruyorlar.</p>
<p>Bu arada: Kyoto Üniversitesi araştırmacıları tarafından yapılan bir çalışma ekosistemlerin hesaplama becerilerine ışık tutarak, yapay zeka teknolojilerinin hızla gelişmesine olanak tanıyan bir sürecin önünü açtı.</p>
<p><strong>Grafen teknolojisine giriş</strong></p>
<p>Ali Akurgal, Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin başarılı uygulamaları anlattığı yazısı da önemli. Akurgal, gelecek yazısında grafen teknolojisine girecek.</p>
<p>İstanbul’da acilen dönüşmesi gereken 1,5 milyon riskli konut bulunuyor. Anadolu ve Avrupa Yakası’nda 500 bin konutluk uydu kentler yapılması planlanıyor. Hatalardan ders alarak nasıl doğru bir yapılanma gerçekleştirebiliriz? Kültür Üniversitesi’nden Berkay Oskay kaleme aldı.</p>
<p>Mustafa Çetiner glutensiz diyet gerçekten gerekli mi diye soruyor. Glutensiz modası herkesi sarmışken Çetiner’in söyledikleri önemli.</p>
<p><strong>Uyku apnesi unutkanlığa mı yol açıyor?</strong></p>
<p>Yeni bir araştırma, Obstrüktif Uyku Apne Sendromu’nun (OUAS) orta yaşlı erkeklerde erken bilişsel bozukluk ile ilişkili olabileceğini gösteriyor. King&#8217;s College London&#8217;da yapılan pilot bir çalışmada, OUAS’ı şiddetli evrede olan hastaların sağlıklı kontrollere kıyasla yürütücü işlevlerin yanı sıra, sosyal ve duygusal farkındalıkta da daha kötü olduğu ortaya çıktı. Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Buse Çağla Arı yazdı.</p>
<p>“İslam dünyası için komplo mu, uzun vadeli politik plan mı?” Doğan Kuban, eski tarihli bu yazısında ‘Silah teknolojisi 20. yüzyıl boyunca insanların bilimsel araştırmaların sonuçlarına göre çalışan hassas silahlarla öldürülmesinin yolunu açtı. ABD gelişmiş sanayisi ve araştırma gücü ile dünyaya egemen oldu. Yüz milyonlarca insanın yok olmasına neden olan savaşlar insanları bilim ve teknikten, hatta akıldan soğuttu’ diyor.</p>
<p>Yeni bir çalışma, günlük olarak daha yüksek miktarda canlı mikroorganizma tüketen kişilerin daha düşük kilolu olma ve daha iyi genel sağlığa sahip olma eğiliminde olduğunu gösteriyor. Bilim ve Beslenme’de. Murat Altaş hazırladı.</p>
<p><strong>Birden fazla dili konuşmak önemli</strong></p>
<p>Birden fazla dili konuşmanın yararları ile ilgili çalışmalara yenileri de ekleniyor. New Scientist&#8217;te yayınlanan araştırmaya göre, çoklu dil yeteneği çocukların dikkat ve bilişsel işlevlerini artırırken, yaşlı insanları demans riskine karşı koruyabiliyor. Ayrıca, birden fazla dil konuşmak, kültürel açıdan çeşitlilik açısından da önemli. Rita Urgan derledi.</p>
<p>Oy ve Ötesi Derneği bir basın toplantısı yaptı ve seçim tutanaklarını anında dijital veriye çevirecekleri teknolojiyi anlattı.</p>
<p>Kimi insanlar neden hep gecikirler? Bazı insanlar, zaman yönetim becerileri eksikliğinden dolayı sürekli olarak gecikirken, diğerleri ise zaman algılamaları nedeniyle geç kalmaya meyilli. Tabii kişilik ve psikolojik faktörler de önemli.</p>
<p><strong>Kendimize “Ruh sağlığı günü” ayıralım!</strong></p>
<p>O tek bir günde bile pek çok şey yapabiliriz: Hastalandığımızda, biliyorsunuz, bir-iki günlüğüne işten izin almak, evde dinlenmek, sağlığımızın düzelmesini beklemek, en iyisidir. Bedenimiz hastalanınca, böyle yaparız. Peki ya ruhumuz hastalandığında? Aslında hepimiz ruh sağlığının ne kadar önemli olduğunu biliyoruz bilmesine, ama moralimiz bozuk olduğunda işe gitmemek, aklımıza bile gelmiyor. Meraklının Köşesi’nde, Mercan Bursalı hazırladı.</p>
<p>Bilim Tarihi’nde bu hafta porselenlerini hassas şekilde yıkayabilmek için bulaşık makinesini icat eden bir kadın var: Josephine Cochrane.</p>
<p>Denizlerin altında 19.000 yeni dağ keşfedildi. Denizaltı taraması üzerine geliştirilen yeni teknolojiler; denizaltı ekolojisi, levha tektoniği ve iklim değişikliği çalışmalarına yardımcı olabilir.</p>
<p>Meraklı Çocuk bu hafta dünyanın sonu hiç gelmeyecek mi sorusunu yöneltti… Dünya’daki patentlerin %88’ini sadece 6 ülke alıyor, Grafik Bilgi’de. Doğal haşere kontrol yöntemi olarak örümcekler Hayvanlar Dünyası’nda…</p>
<p>Yaşlılıkta saçlar niçin beyazlaşıyor? Eski pillerden lityum elde etmek mümkün&#8230; Mikroplastikler kan-beyin engelini nasıl aşıyor? Ve diğerleri Nilgün Özbaşaran Dede’nin hazırladığı Araştırma Gündemi’nde.</p>
<p>Bu arada ilginç bir kitap önerimiz var: Bilim ve Sahte Bilim, Kötü Tavsiye.</p>
<p>***</p>
<p>HBT yine güncel gelişmeler ve konularla dolu… Çok çalışıyoruz, yüzlerce haberi eliyoruz, süzüyoruz ve size sunuyoruz. Yazarlarımız özgün yazılarıyla HBT’yi zenginleştiriyor.</p>
<p>Bu arada HBT Canlı yayına geçmemizde bazı sorunlar yaşadık, bunların üzerinden geldik, bize destek veren okurlarımıza yeniden teşekkür ederken, yayına yakında başlayacağımızı duyurmak isteriz.</p>
<p>Sevgiyle kalın, bilimde kalın, gelecek için en önemli şansımız…</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/konusan-yapay-zekalar-dijital-zihinler-insanlik-icin-firsat-mi-yoksa-tehdit-mi">Konuşan yapay zekalar, dijital zihinler&#8230; İnsanlık için fırsat mı yoksa tehdit mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">29409</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bilimsel bilgi tüm anlayışları ve dogmaları değiştiriyor</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/bilimsel-bilgi-tum-anlayislari-dogmalari-degistiriyor</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Dec 2017 13:30:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editör ne diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[anlayış]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilinç]]></category>
		<category><![CDATA[dogma]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[epigenetik]]></category>
		<category><![CDATA[galaksi]]></category>
		<category><![CDATA[hava kirliliği]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[kavram]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojik]]></category>
		<category><![CDATA[zihin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=8732</guid>

					<description><![CDATA[<p>İrili ufaklı araştırmalar sonucu ortaya çıkan bilimsel ve teknolojik birikimler sonucu, kısa süreler içinde bilgilerimiz ve bu bilgiler üzerine inşa ettiğimiz kavramlar, konseptler, anlayışlarımız değişiyor; büyük sıçramaların olduğu bir zaman içinde seyretmeye başladık. Örnek mi? Bu sayıdaki ana konumuzu okuyun. Galaksi kümelerinden beyin-zihin yapımıza ve genlerin davranış ilişkilerine kadar (epigenetik), bağlantısallık diyebileceğimiz ortak yapısal bütünlükler ortaya çıkıyor; bu bağlantısallık, çeşitli oluşumlar arasında doğrudan bir ilişki kurmasanız bile, bir desen birliği içinde gözüküyor. Beyin, evet çeşitli görev bölüşümleri içinde, ama bütün olarak birbiriyle bağlantısallık ağı içinde anlamlı çalışıyor. Genler tek başlarına ne kadar önemliyse, daha önemlisi tüm genlerin bir bağlantısallık içinde (epigenetik) çalışıyor olmasının ortaya çıkması. 2014 yılında, uzaydaki gökadaların (galaksi) da bir süper galaksi kümesi halinde davrandıkları ortaya çıktı. Süper küme, Samanyolu dahil 100 bin galaksiden oluşuyor! Prof. Dr. Türker Kılıç, “Konnektom-Epigenetik-Laniakea” paradigmasının, eski bilimin &#8211; paradigmanın yerini aldığını vurguluyor ve tüm varlık dünyasında ortak bir desenin egemenliğe işaret ediyor. Üstelik ortak bir ölçüm birimi de gündeme geliyor: Phi! Burada söz konusu “varlığın bağlantısallığı ve ortaklığı.” Beyin zihin yaratan organ, bilgi işleyen varlık. “Bilinci oluşturan, 100 milyar nörondan oluşan beyin değil, 2 üzeri 100 milyar olasılık içeren enformasyon sistem bütünlüğü&#8230;” Size, yeni kavramlarla donatılı, varlığa insana ve evrene yeni akışlar sunan ve buna ilişkin insana, canlılara, dahası ekonomiye ilişkin de sonuçlar çıkartan bir söyleşi okuyacaksınız. Bilimin, bilginin insanın kavrayışını ve yaşam biçimini çok daha hızlı değiştirdiği bir süreç içindeyiz. 3 öncünün ardından Ülkemizde internete öncülük eden 3 insanımızı birbiri ardına kaybettik. Oğuz Manas, Özgür Uçkan ve geçen hafta da Mustafa Akgül. Edip Emil Öymen çok güzel bir yazıyla kişiliklerini anlatıyor, katkılarını vurguluyor. Biz de önlerinde saygıyla eğiliyoruz. Tanol Türkoğlu, Mustafa Akgül’ü ayrıca yazdı. Yapay zekâ ve robotik nereden başladı ve nereye gidiyor? Kökleri taa Eski Yunan’a kadar giden bir tarihçede, yapay zekâda gelişmenin kilometre taşlarını Cemre Yavuz yazdı. Reyhan Oksay, Semih Oksay’ın 5 yıldır yoğun olarak üzerinde çalıştığı iki kişilik, ama bitince uçabilecek, “Pietenpol Air-Camper” olarak bilinen gerçek bir uçağın üretim öyküsünü yazdı. İlgiyle okuyacaksınız. Siz de boş zamanlarınızı uçak yaparak değerlendirebilirsiniz! Bilim ve beslenme sayfamızda “yaşlılar nasıl beslenmeli” yazısını bulacaksınız. Ne demiştik? Bilgi anlayışlarımızı ve kurduğumuz öyküleri değiştiriyor. İşte bir örnek de insanın evrim öyküsünden: Dünyaya yayılışımızın değişen öyküsü. Doğan Kuban hoca bu kez Türkiye’nin temel krizi eğitime çağdaş nitelik konusunu gündeme taşıyor, Türkiye diğer Müslüman ülkeler gibi durmadan krizler yaşayan ülkedir, bunu aşmak için eğitime çağdaş bir içerik kazandırmalıyız, diyor. Müfit Akyos, Çin ile ilgili yazılarını sürdürüyor: Hedefleri Çin’i yenilikçi ülke yapmak, diyor. Çok önem verdiğimiz iki köşemizi izleyin: İklim Değişikliği’nde bir iddia var. Bilim insanlarının çağrısı: Dönüşü olmayan noktaya gelmemek için 3 yıl kaldı! Hava Kirliliği köşesinde ise, kirliliği önlemek için toplumsal ve bireysel neler yapılabilir sorusu tartışılıyor. Gelecek Cuma yeniden birlikte olmak üzere&#8230;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/bilimsel-bilgi-tum-anlayislari-dogmalari-degistiriyor">Bilimsel bilgi tüm anlayışları ve dogmaları değiştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İrili ufaklı araştırmalar sonucu ortaya çıkan bilimsel ve teknolojik birikimler sonucu, kısa süreler içinde bilgilerimiz ve bu bilgiler üzerine inşa ettiğimiz kavramlar, konseptler, anlayışlarımız değişiyor; büyük sıçramaların olduğu bir zaman içinde seyretmeye başladık.</p>
<p>Örnek mi? Bu sayıdaki ana konumuzu okuyun.</p>
<p>Galaksi kümelerinden beyin-zihin yapımıza ve genlerin davranış ilişkilerine kadar (epigenetik), bağlantısallık diyebileceğimiz ortak yapısal bütünlükler ortaya çıkıyor; bu bağlantısallık, çeşitli oluşumlar arasında doğrudan bir ilişki kurmasanız bile, bir desen birliği içinde gözüküyor.</p>
<p>Beyin, evet çeşitli görev bölüşümleri içinde, ama bütün olarak birbiriyle bağlantısallık ağı içinde anlamlı çalışıyor. Genler tek başlarına ne kadar önemliyse, daha önemlisi tüm genlerin bir bağlantısallık içinde (epigenetik) çalışıyor olmasının ortaya çıkması. 2014 yılında, uzaydaki gökadaların (galaksi) da bir süper galaksi kümesi halinde davrandıkları ortaya çıktı. Süper küme, Samanyolu dahil 100 bin galaksiden oluşuyor!</p>
<p>Prof. Dr. <strong>Türker Kılıç</strong>, “Konnektom-Epigenetik-Laniakea” paradigmasının, eski bilimin &#8211; paradigmanın yerini aldığını vurguluyor ve tüm varlık dünyasında ortak bir desenin egemenliğe işaret ediyor. Üstelik ortak bir ölçüm birimi de gündeme geliyor: Phi! Burada söz konusu “varlığın bağlantısallığı ve ortaklığı.”</p>
<p>Beyin zihin yaratan organ, bilgi işleyen varlık. “Bilinci oluşturan, 100 milyar nörondan oluşan beyin değil, 2 üzeri 100 milyar olasılık içeren enformasyon sistem bütünlüğü&#8230;” Size, yeni kavramlarla donatılı, varlığa insana ve evrene yeni akışlar sunan ve buna ilişkin insana, canlılara, dahası ekonomiye ilişkin de sonuçlar çıkartan bir söyleşi okuyacaksınız.</p>
<p>Bilimin, bilginin insanın kavrayışını ve yaşam biçimini çok daha hızlı değiştirdiği bir süreç içindeyiz.</p>
<p><strong>3 öncünün ardından</strong></p>
<p>Ülkemizde internete öncülük eden 3 insanımızı birbiri ardına kaybettik. <strong>Oğuz Manas, Özgür Uçkan</strong> ve geçen hafta da <strong>Mustafa Akgül. Edip Emil Öymen</strong> çok güzel bir yazıyla kişiliklerini anlatıyor, katkılarını vurguluyor. Biz de önlerinde saygıyla eğiliyoruz. <strong>Tanol Türkoğlu</strong>, Mustafa Akgül’ü ayrıca yazdı.</p>
<p>Yapay zekâ ve robotik nereden başladı ve nereye gidiyor? Kökleri taa Eski Yunan’a kadar giden bir tarihçede, yapay zekâda gelişmenin kilometre taşlarını Cemre Yavuz yazdı. Reyhan Oksay, Semih Oksay’ın 5 yıldır yoğun olarak üzerinde çalıştığı iki kişilik, ama bitince uçabilecek, “<strong>Pietenpol Air-Camper</strong>” olarak bilinen gerçek bir uçağın üretim öyküsünü yazdı. İlgiyle okuyacaksınız. Siz de boş zamanlarınızı uçak yaparak değerlendirebilirsiniz!</p>
<p>Bilim ve beslenme sayfamızda “yaşlılar nasıl beslenmeli” yazısını bulacaksınız. Ne demiştik? Bilgi anlayışlarımızı ve kurduğumuz öyküleri değiştiriyor. İşte bir örnek de insanın evrim öyküsünden: Dünyaya yayılışımızın değişen öyküsü.</p>
<p><strong>Doğan Kuban</strong> hoca bu kez Türkiye’nin temel krizi eğitime çağdaş nitelik konusunu gündeme taşıyor, Türkiye diğer Müslüman ülkeler gibi durmadan krizler yaşayan ülkedir, bunu aşmak için eğitime çağdaş bir içerik kazandırmalıyız, diyor. <strong>Müfit Akyos</strong>, Çin ile ilgili yazılarını sürdürüyor: Hedefleri Çin’i yenilikçi ülke yapmak, diyor.</p>
<p>Çok önem verdiğimiz iki köşemizi izleyin: <strong>İklim Değişikliği</strong>’nde bir iddia var. Bilim insanlarının çağrısı: Dönüşü olmayan noktaya gelmemek için 3 yıl kaldı! <strong>Hava Kirliliği</strong> köşesinde ise, kirliliği önlemek için toplumsal ve bireysel neler yapılabilir sorusu tartışılıyor.</p>
<p>Gelecek Cuma yeniden birlikte olmak üzere&#8230;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/bilimsel-bilgi-tum-anlayislari-dogmalari-degistiriyor">Bilimsel bilgi tüm anlayışları ve dogmaları değiştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8732</post-id>	</item>
		<item>
		<title>&#8220;Yavaş&#8221; bilim ve bilimsel makaleler ne kadar doğru?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/yavas-bilim-bilimsel-makaleler-ne-kadar-dogru</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jun 2017 09:28:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[akademi]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi çağı]]></category>
		<category><![CDATA[bilim insanı]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[doğru bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[doktora]]></category>
		<category><![CDATA[hız]]></category>
		<category><![CDATA[öncü]]></category>
		<category><![CDATA[rekabet]]></category>
		<category><![CDATA[şeffaflık]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[yavaş bilim]]></category>
		<category><![CDATA[yavaşlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=6830</guid>

					<description><![CDATA[<p>Topluma öncülük etmesi beklenirken topluma ayak uyduran günümüz akademisi, zamanın hızlı akışına kendini bırakırken akademik geleneğin çoğu unsurunu da zamanın ruhuna feda ediyor. Mensubu olduğum enstitünün yüksek lisans programının revizyonu için uzun süredir kapsamlı çalışmalar yürütülüyor. Öğrenciler, öğretim üyeleri ve konunun uzmanı diğer akademisyenlerden oluşan bir komisyonun yaptığı incelemeler sonucunda ortaya koyduğu en önemli eleştiri, programın çok hızlı olduğu yönünde. 18 aylık kısa bir zaman zarfını kapsayan yüksek lisans öğretimi sırasında ders ve araştırma yüküne paralel olarak yaşanan zaman kısıtlamalarının, öğrencilerin istenen seviyede akademik kazanım elde etmesini engellediği düşünülüyor. Önerilen çözümü tek kelimeyle özetlemek mümkün: yavaşlık… 21. yüzyıl “bilgi çağı” olarak adlandırılsa bile, aynı zamanda gerçek bilgiye ulaşmanın en zor olduğu çağ. Bilgiyi paylaşmanın ve bilgiye ulaşmanın çok kolay olduğu bu çağda, doğru bilgiyi rafine edip topluma sunmanın zorluğu, üniversitelerin önemini ve sorumluğunu daha da arttırıyor. En önemli görevi, doğru bilgiyi ortaya koymak, tartışmak ve öğretmek olan akademinin, bu görevini yerine getirip getirmediği de başka bir tartışma konusu. Yılda 28 bin doktora Almanya’da her yıl ortalama 28,000 doktora derecesi verilirken, bunların sadece %0.2’si akademik daimi kadro sürecine girebiliyor1. Doktora sonrasında üst akademik pozisyonlara geçebilmenin zorluğu, muazzam bir rekabet ortamı doğuruyor. Topluma öncülük etmesi beklenirken topluma ayak uyduran günümüz akademisi, zamanın hızlı akışına kendini bırakırken akademik geleneğin çoğu unsurunu da zamanın ruhuna feda ediyor. Bilim insanlarının “durup düşündüğü” yerler olan üniversitelerin verimi, ortaya koyduğu bilginin kalitesiyle değil, “yayınla ya da yok ol” düsturuyla en kısa sürede en çok yayın prensibi üzerinden hesaplanıyor. Akademik dergilerde yayımlanan makalelerin %90’ına hiç atıfta bulunulmadığı; %50’sinin ise yazarlar ve hakemler dışında hiç kimse tarafından okunmadığı2 göz önüne alınırsa, sayıların ve hızın bilimselliği beraberinde getirmediği açıkça gözler önüne seriliyor. Bilimsel araştırmanın en önemli motivasyonu olan “samimi merak” duygusunun yerini prestijli bir dergide yayın yapma arzusu alırken; tekrarlanabilirlik, şeffaflık gibi bilimsel çalışmanın temel kriterleri de hızlı yayın yapma baskısı altında eriyip gidiyor. Bir ilaç firmasının, önemli dergilerde yayımlanmış ilaç buluşlarıyla ilgili 67 bilimsel makalede tarif edilen yöntemleri aynı şekilde tekrarlaması sonucunda elde ettiği sonuçların, 50 makalede ortaya konulan sonuçlardan farklı olduğu açıklandı3. Bu durum, bilimsel makalelerin ne kadar “doğru” olduğu sorusunu da beraberinde getiriyor… Gerçeğin, zamanın hızlı akışı içinde büyük bir değer kaybına uğradığı bu çağda, güvenilir bilginin kalesi olan akademinin de bu değer kaybından nasibini aldığı açık. “Yavaş” bilimin özendirilmesi, akademik rekabetin sayılar yerine kalite üzerinden olmasını da sağlayacaktır. Akademisyenlerin, sadece işlerini hakkıyla yapması; bilimin doğal hızından ve temel prensiplerinden ödün vermeden doğru bilgiyi restore etmesi gerçek algısı körleşmiş topluma çok önemli katkılar sunacaktır. 1 Consortium for the National Report on Junior Scholars, National Report on Junior Scholars, 2013 2 Meho, L.I., The Rise and Rise of Citation Analysis, Physics World, 2007 3 Wilson, W.A., Scientific Regress, First Things, 2016 Burak Avcı, Max Planck Deniz Mikrobiyolojisi Enstitüsü, Bremen, Almanya / bavci@mpi-bremen.de</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/yavas-bilim-bilimsel-makaleler-ne-kadar-dogru">&#8220;Yavaş&#8221; bilim ve bilimsel makaleler ne kadar doğru?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Topluma öncülük etmesi beklenirken topluma ayak uyduran günümüz akademisi, zamanın hızlı akışına kendini bırakırken akademik geleneğin çoğu unsurunu da zamanın ruhuna feda ediyor.</strong></p>
<p>Mensubu olduğum enstitünün yüksek lisans programının revizyonu için uzun süredir kapsamlı çalışmalar yürütülüyor. Öğrenciler, öğretim üyeleri ve konunun uzmanı diğer akademisyenlerden oluşan bir komisyonun yaptığı incelemeler sonucunda ortaya koyduğu en önemli eleştiri, programın çok hızlı olduğu yönünde. 18 aylık kısa bir zaman zarfını kapsayan yüksek lisans öğretimi sırasında ders ve araştırma yüküne paralel olarak yaşanan zaman kısıtlamalarının, öğrencilerin istenen seviyede akademik kazanım elde etmesini engellediği düşünülüyor.</p>
<p>Önerilen çözümü tek kelimeyle özetlemek mümkün: <strong>yavaşlık</strong>…</p>
<p>21. yüzyıl “bilgi çağı” olarak adlandırılsa bile, aynı zamanda gerçek bilgiye ulaşmanın en zor olduğu çağ. Bilgiyi paylaşmanın ve bilgiye ulaşmanın çok kolay olduğu bu çağda, doğru bilgiyi rafine edip topluma sunmanın zorluğu, üniversitelerin önemini ve sorumluğunu daha da arttırıyor. En önemli görevi, doğru bilgiyi ortaya koymak, tartışmak ve öğretmek olan akademinin, bu görevini yerine getirip getirmediği de başka bir tartışma konusu.</p>
<p><strong>Yılda 28 bin doktora </strong></p>
<p>Almanya’da her yıl ortalama 28,000 doktora derecesi verilirken, bunların sadece %0.2’si akademik daimi kadro sürecine girebiliyor<sup>1</sup>. Doktora sonrasında üst akademik pozisyonlara geçebilmenin zorluğu, muazzam bir rekabet ortamı doğuruyor. Topluma öncülük etmesi beklenirken topluma ayak uyduran günümüz akademisi, zamanın hızlı akışına kendini bırakırken akademik geleneğin çoğu unsurunu da zamanın ruhuna feda ediyor.</p>
<p>Bilim insanlarının “durup düşündüğü” yerler olan üniversitelerin verimi, ortaya koyduğu bilginin kalitesiyle değil, “<strong>yayınla ya da yok ol</strong>” düsturuyla en kısa sürede en çok yayın prensibi üzerinden hesaplanıyor. Akademik dergilerde yayımlanan makalelerin %90’ına hiç atıfta bulunulmadığı; %50’sinin ise yazarlar ve hakemler dışında hiç kimse tarafından okunmadığı<sup>2</sup> göz önüne alınırsa, sayıların ve hızın bilimselliği beraberinde getirmediği açıkça gözler önüne seriliyor.</p>
<p>Bilimsel araştırmanın en önemli motivasyonu olan “samimi merak” duygusunun yerini prestijli bir dergide yayın yapma arzusu alırken; <strong>tekrarlanabilirlik, şeffaflık</strong> gibi bilimsel çalışmanın temel kriterleri de hızlı yayın yapma baskısı altında eriyip gidiyor.</p>
<p>Bir ilaç firmasının, önemli dergilerde yayımlanmış ilaç buluşlarıyla ilgili 67 bilimsel makalede tarif edilen yöntemleri aynı şekilde tekrarlaması sonucunda elde ettiği sonuçların, 50 makalede ortaya konulan sonuçlardan farklı olduğu açıklandı<sup>3</sup>. Bu durum, bilimsel makalelerin ne kadar “doğru” olduğu sorusunu da beraberinde getiriyor…</p>
<p>Gerçeğin, zamanın hızlı akışı içinde büyük bir değer kaybına uğradığı bu çağda, güvenilir bilginin kalesi olan akademinin de bu değer kaybından nasibini aldığı açık. “Yavaş” bilimin özendirilmesi, akademik rekabetin sayılar yerine kalite üzerinden olmasını da sağlayacaktır. Akademisyenlerin, sadece işlerini hakkıyla yapması; bilimin doğal hızından ve temel prensiplerinden ödün vermeden doğru bilgiyi restore etmesi gerçek algısı körleşmiş topluma çok önemli katkılar sunacaktır.</p>
<p><sup>1 </sup>Consortium for the National Report on Junior Scholars, National Report on Junior Scholars, 2013</p>
<p><sup>2 </sup>Meho, L.I., The Rise and Rise of Citation Analysis, <em>Physics World</em>, 2007</p>
<p><sup>3 </sup>Wilson, W.A., Scientific Regress, <em>First Things</em>, 2016</p>
<p><strong>Burak Avcı, Max Planck Deniz Mikrobiyolojisi Enstitüsü, Bremen, Almanya / <a href="mailto:bavci@mpi-bremen.de">bavci@mpi-bremen.de</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/yavas-bilim-bilimsel-makaleler-ne-kadar-dogru">&#8220;Yavaş&#8221; bilim ve bilimsel makaleler ne kadar doğru?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6830</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bilim birleştiricidir, evrimi reddetmek ise ötekileştirici</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/bilim-birlestiricidir-evrimi-reddetmek-ise-otekilestirici</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Jan 2017 08:53:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editör ne diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[birleştirici]]></category>
		<category><![CDATA[evrensel]]></category>
		<category><![CDATA[evrim]]></category>
		<category><![CDATA[kronik stres]]></category>
		<category><![CDATA[nobel]]></category>
		<category><![CDATA[ortadoğu]]></category>
		<category><![CDATA[sesame]]></category>
		<category><![CDATA[suriçi]]></category>
		<category><![CDATA[ürdün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=5095</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ortadoğu bölgesindeki 9 ülkenin bir araya gelerek, Ürdün’de çok geniş çaplı bir bilimsel işbirliğine girişmeleri sevindirici &#8211; büyük olay! Neredeyse kadim zamandan beri bir çatışma alanı olan bölgede, böyle bir işbirliğinin gerçekleşmesini biz de kapak konusu yapalım dedik. Toplumlar arasında dostlukların savaşlara dönüşmesini, siyasi iktidarların kendi ülkelerinde iktidar savaşlarının &#8211; iktidara gelmek ve iktidarda kalmak amaçlı &#8211; bir sonucu olduğunu düşünmek gerekir. Bunun temelinde de toplumdaki en ilkel duyguları, düşünceleri kışkırtmak, kaşımak, harekete geçirmek gelir. Oysa bıraksanız toplumlar, halklar birbiriyle kucaklaşmaya hazırdır. Birbirinden öğrenmeye, alışveriş etmeye, kız alıp vermeye hazırdırlar. İnsanlığın en gerçekleşebilir ütopyası, herkesin en azından kendi bölgesinde istediği yere yerleşmesi, yaşaması, çalışması olabilir. Bir umut doğuyor Bilimsel işbirliği, ülkelerin kurumsal yapılarının katılımı ile gerçekleşiyor şüphesiz. Bilim, en iyi birleştiricidir. Çünkü en iyi ortak dil, bilim dilidir. Evrenseldir, kavramları, sözcükleri, sözlükleri, kuralları… Birbiriyle kanlı bıçaklı iki devlet-iki iktidar olabilir; ama bilimcileri birbirine düşüremezsiniz. Ürdün’deki SESAME isimli geniş amaçlı araştırma merkezi, ülkelerin ve bölgenin yararına umalım ki çok iyi ürünler ortaya koyar. SESAME’nin kuruluşunda bizim bilim insanlarımızın da aktif rol alması şüphesiz ki memnuniyet vericidir. Kapak konumuz bu çok yönlü işbirliğinin ayrıntılarıyla dolu. Okuyun lütfen. Çünkü orada bir umut doğuyor! Bu bağlamda, bakanlığın eğitim müfredatından çıkarmayı planladığı evrim olgusu ile ilgili gelişmeyi de anmamız gerekir. Evrim konusu da geniş bilimsel işbirliğinin, onlarca bilim konusunun ortak dilidir. Bu dilden evrim olgusunu çıkartırsanız, ortak dilin yarısını kesip atmış olursunuz. Böyle bir dilsizlik durumu karşısında, bu dilden yoksun “bilimciler”in yapacağı fazla bir şey yoktur. Bu bağlamda, Prof. Güven Erbil’in sıcağı sıcağına yazıp gönderdiği, evrim olgusunu ve önemini, en azından dersler açısından çok iyi gerekçelendiren yazısını da dergimizde okuyun lütfen… Zengin bir içerik, başka türlüsü de olmaz! Bilim, dünyanın bin bir köşesinde yapılan araştırmalarla zenginleşiyor. Her zaman zengin bir içeriği sizlere sunmakta hiç zorlanmayız! Yayınlayabildiklerimize sevinir, yayınlayamadıklarımıza ise üzülürüz. HBT çalışanları hep en iyinin peşindeler, HBT’ye katkıda bulunanlar hiç eksilmesin! Bilim ve üniversitesi sayfamızda Kutay Deniz Atabay ve Türker Kılıç’ın ortaklaşa yazdıkları bilim tarihinden ilginç sayfaları ve kişileri gündeme getiren yazılarından, bu kez nörobilimin ustalarından Santiago Ramón y Cajal’ı okuyacaksınız. Bu yazılar, bilim tarihinde çığır açan gelişmeleri sunuyor size. Geçen iki sayıda da anatomiyi 1400 yıllık uykusundan uyandıran gelişmeleri okumuştunuz. Bozkurt Güvenç Hoca, anayasa değişikliğinin uzun ömürlü olacağını sanmıyor; nasıl adam olmamız gerektiği konusunu düşünürken aklına gelen ve Bülent Ecevit’in çevirdiği Rudyar Kipling’in Eğer başlıklı şiirini yayınlıyor köşesinde. Okumaya değer! Doğan Kuban’ın büyük bir projesi var, üzerinde çalışılan. Bunun ilk ipucunu yazısında açıklıyor. Konu İstanbul’un kalbi Suriçi ile ilgili. Burada ayrıntı vermeyeyim! İleride kapağımız da olacak ayrıca, belirteyim! Mustafa Çetiner, Müfit Akyos, Tanol Türkoğlu’nun zihin açıcı yazılarının yanı sıra, iki önemli bilim konusunu okurlara çok özel ve eğlenceli bir dille anlatan Dr. Hande Özdinler ile Dr. Fatma Burcu Belen’in öykü-masal dilindeki yazılarını hiç mi hiç kaçırmayın! Kıvılcım Kayabalı’nın yine çok iyi yazılmış, “kronik stres bizi aptallaştırıyor mu” yazısı okumadan geçemeyeceksiniz. Bir “cemaat liderinin yasakladığı satranç” üzerine yazımız ve daha onlarca son araştırma haberleri, Tekno-Vitrin bölümündeki yeni ürünler, bulmaca, bir bilene soralım konularımız ve burada anamadıklarımızla… Gelecek Cuma’ya kadar HBT ile çok hoş bir hafta geçireceğinize eminiz. Yeter ki ülkemiz gündemi buna izin versin! Cumaları beyin besleme günü! Sevgiyle kalın… Not: Web sitemiz herkesebilimteknoloji.com’u izlemeyi unutmayın! Burada günlük gündemi izleyebilir; ayrıca basılı veya dijital abonelik seçeneklerini değerlendirebilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/bilim-birlestiricidir-evrimi-reddetmek-ise-otekilestirici">Bilim birleştiricidir, evrimi reddetmek ise ötekileştirici</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ortadoğu bölgesindeki 9 ülkenin bir araya gelerek, Ürdün’de çok geniş çaplı bir bilimsel işbirliğine girişmeleri sevindirici &#8211; büyük olay! Neredeyse kadim zamandan beri bir çatışma alanı olan bölgede, böyle bir işbirliğinin gerçekleşmesini biz de kapak konusu yapalım dedik. Toplumlar arasında dostlukların savaşlara dönüşmesini, siyasi iktidarların kendi ülkelerinde iktidar savaşlarının &#8211; iktidara gelmek ve iktidarda kalmak amaçlı &#8211; bir sonucu olduğunu düşünmek gerekir. Bunun temelinde de toplumdaki en ilkel duyguları, düşünceleri kışkırtmak, kaşımak, harekete geçirmek gelir.</p>
<p>Oysa bıraksanız toplumlar, halklar birbiriyle kucaklaşmaya hazırdır. Birbirinden öğrenmeye, alışveriş etmeye, kız alıp vermeye hazırdırlar.</p>
<p>İnsanlığın en gerçekleşebilir ütopyası, herkesin en azından kendi bölgesinde istediği yere yerleşmesi, yaşaması, çalışması olabilir.</p>
<p><strong>Bir umut doğuyor</strong></p>
<p>Bilimsel işbirliği, ülkelerin kurumsal yapılarının katılımı ile gerçekleşiyor şüphesiz. Bilim, en iyi birleştiricidir. Çünkü en iyi ortak dil, bilim dilidir. Evrenseldir, kavramları, sözcükleri, sözlükleri, kuralları…</p>
<p>Birbiriyle kanlı bıçaklı iki devlet-iki iktidar olabilir; ama bilimcileri birbirine düşüremezsiniz.</p>
<p>Ürdün’deki <strong>SESAME</strong> isimli geniş amaçlı araştırma merkezi, ülkelerin ve bölgenin yararına umalım ki çok iyi ürünler ortaya koyar. SESAME’nin kuruluşunda bizim bilim insanlarımızın da aktif rol alması şüphesiz ki memnuniyet vericidir. Kapak konumuz bu çok yönlü işbirliğinin ayrıntılarıyla dolu. Okuyun lütfen. Çünkü orada bir umut doğuyor!</p>
<p>Bu bağlamda, bakanlığın eğitim müfredatından çıkarmayı planladığı evrim olgusu ile ilgili gelişmeyi de anmamız gerekir. Evrim konusu da geniş bilimsel işbirliğinin, onlarca bilim konusunun ortak dilidir. Bu dilden evrim olgusunu çıkartırsanız, ortak dilin yarısını kesip atmış olursunuz. Böyle bir dilsizlik durumu karşısında, bu dilden yoksun “bilimciler”in yapacağı fazla bir şey yoktur.</p>
<p>Bu bağlamda, Prof. <strong>Güven Erbil</strong>’in sıcağı sıcağına yazıp gönderdiği, evrim olgusunu ve önemini, en azından dersler açısından çok iyi gerekçelendiren yazısını da dergimizde okuyun lütfen…</p>
<p><strong>Zengin bir içerik, başka türlüsü de olmaz!</strong></p>
<p>Bilim, dünyanın bin bir köşesinde yapılan araştırmalarla zenginleşiyor. Her zaman zengin bir içeriği sizlere sunmakta hiç zorlanmayız! Yayınlayabildiklerimize sevinir, yayınlayamadıklarımıza ise üzülürüz. HBT çalışanları hep en iyinin peşindeler, HBT’ye katkıda bulunanlar hiç eksilmesin!</p>
<p>Bilim ve üniversitesi sayfamızda <strong>Kutay Deniz Atabay </strong>ve<strong> Türker Kılıç’ın </strong>ortaklaşa yazdıkları bilim tarihinden ilginç sayfaları ve kişileri gündeme getiren yazılarından, bu kez nörobilimin ustalarından <strong>Santiago Ramón y</strong> <strong>Cajal</strong>’ı<strong> </strong>okuyacaksınız. Bu yazılar, bilim tarihinde çığır açan gelişmeleri sunuyor size. Geçen iki sayıda da anatomiyi 1400 yıllık uykusundan uyandıran gelişmeleri okumuştunuz.</p>
<p><strong>Bozkurt Güvenç</strong> Hoca, anayasa değişikliğinin uzun ömürlü olacağını sanmıyor; nasıl adam olmamız gerektiği konusunu düşünürken aklına gelen ve <strong>Bülent Ecevit</strong>’in çevirdiği <strong>Rudyar Kipling</strong>’in <strong><em>Eğer</em></strong> başlıklı şiirini yayınlıyor köşesinde. Okumaya değer!</p>
<p><strong>Doğan Kuban</strong>’ın büyük bir projesi var, üzerinde çalışılan. Bunun ilk ipucunu yazısında açıklıyor. Konu İstanbul’un kalbi <strong><em>Suriçi</em></strong> ile ilgili. Burada ayrıntı vermeyeyim! İleride kapağımız da olacak ayrıca, belirteyim!</p>
<p><strong>Mustafa Çetiner, Müfit Akyos, Tanol Türkoğlu’nun</strong> zihin açıcı yazılarının yanı sıra, iki önemli bilim konusunu okurlara çok özel ve eğlenceli bir dille anlatan <strong>Dr. Hande Özdinler</strong> ile <strong>Dr. Fatma Burcu Belen</strong>’in öykü-masal dilindeki yazılarını hiç mi hiç kaçırmayın! <strong>Kıvılcım Kayabalı</strong>’nın yine çok iyi yazılmış, “kronik stres bizi aptallaştırıyor mu” yazısı okumadan geçemeyeceksiniz. Bir “cemaat liderinin yasakladığı satranç” üzerine yazımız ve daha onlarca son araştırma haberleri, Tekno-Vitrin bölümündeki yeni ürünler, bulmaca, bir bilene soralım konularımız ve burada anamadıklarımızla…</p>
<p>Gelecek Cuma’ya kadar HBT ile çok hoş bir hafta geçireceğinize eminiz.</p>
<p>Yeter ki ülkemiz gündemi buna izin versin!</p>
<p>Cumaları beyin besleme günü!</p>
<p>Sevgiyle kalın…</p>
<p><strong>Not</strong>: Web sitemiz <em><a href="http://www.herkesebilimteknoloji.com">herkesebilimteknoloji.com</a>’</em>u izlemeyi unutmayın! Burada günlük gündemi izleyebilir; ayrıca basılı veya dijital abonelik seçeneklerini değerlendirebilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/bilim-birlestiricidir-evrimi-reddetmek-ise-otekilestirici">Bilim birleştiricidir, evrimi reddetmek ise ötekileştirici</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5095</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Özür dilemenin en iyi bilimsel yolu</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/ozur-dilemenin-en-iyi-bilimsel-yolu</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Jun 2016 10:26:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[özür dilemek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=2973</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni bir çalışmaya göre, etkili özür dilemenin 6 kilit noktası var. Pişmanlığı göstermek ve bunu dile getirmek, neyin yanlış gittiğine değin bir açıklama yapmak, sorumluluğu üstlenmek, telafi etmeyi önermek ve affedilmeyi istemek. Çalışmayı yöneten Roy Lewicki (Ohio Üniversitesi’nde emekli Profesör)’ye göre, bu 6 noktaya mümkün olduğunca dikkat edildiği sürece özür dilemek gerçekten işe yarıyor. Hepsinin arasında en önemlisinin “sorumluluğun üstlenilmesi” olduğunu belirten Lewicki, “Bu benim hatam, ben bir hata yaptım” demekten çekinilmemesi gerektiğini söyledi. Arkasından “hatanın telafisi için öneride bulunmak” geliyor. Bu, karşınızdaki kişinin, sizin bir şeyleri düzeltmek için güvence verdiğinizi düşünmesini sağlıyor. Çalışmaya göre, “affedilmeyi istemek” ise tek başına en az işe yarayan yöntem. Çalışmada, 755 kişiyle iki farklı deney yapıldı. İlk deneyde, 333 yetişkin, bahsi geçen altı yöntemden birini, üçünü ya da hepsini içeren bir özür notu okudu. Sonra, notun ne kadar etkili ve yeterli olup olmadığını değerlendirdiler. Okudukları özür notunda yer alan yöntem sayısı daha önce kendilerine söylenmişti. İkinci deneyde ise, 442 öğrenci, birden altıya kadar herhangi bir yöntemi içeren özür notlarını okudu ve değerlendirdi. Bu sefer, notta yer alan yöntem sayısı kendilerine söylenmemişti. Araştırmacılar, özür notu ne kadar çok yöntem içeriyorsa, o kadar etkili olarak değerlendirildiği sonucuna ulaştı. Deneylere dair ufak bir not: katılımcılar özür notlarını kendi kendilerine okudular, yani bir başkasından duymadılar. Lewicki, “yüz yüze özür dilerken göz kontağı kurmak ve uygun yüz ifadesi takınmak önemli” dedi. Kaynak: http://www.livescience.com/54406-best-way-to-apologize.html</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/ozur-dilemenin-en-iyi-bilimsel-yolu">Özür dilemenin en iyi bilimsel yolu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir çalışmaya göre, etkili özür dilemenin 6 kilit noktası var.</p>
<p>Pişmanlığı göstermek ve bunu dile getirmek, neyin yanlış gittiğine değin bir açıklama yapmak, sorumluluğu üstlenmek, telafi etmeyi önermek ve affedilmeyi istemek.</p>
<p>Çalışmayı yöneten Roy Lewicki (Ohio Üniversitesi’nde emekli Profesör)’ye göre, bu 6 noktaya mümkün olduğunca dikkat edildiği sürece özür dilemek gerçekten işe yarıyor. Hepsinin arasında en önemlisinin “sorumluluğun üstlenilmesi” olduğunu belirten Lewicki, “Bu benim hatam, ben bir hata yaptım” demekten çekinilmemesi gerektiğini söyledi.</p>
<p>Arkasından “hatanın telafisi için öneride bulunmak” geliyor. Bu, karşınızdaki kişinin, sizin bir şeyleri düzeltmek için güvence verdiğinizi düşünmesini sağlıyor.</p>
<p>Çalışmaya göre, “affedilmeyi istemek” ise tek başına en az işe yarayan yöntem.</p>
<p>Çalışmada, 755 kişiyle iki farklı deney yapıldı.</p>
<p>İlk deneyde, 333 yetişkin, bahsi geçen altı yöntemden birini, üçünü ya da hepsini içeren bir özür notu okudu. Sonra, notun ne kadar etkili ve yeterli olup olmadığını değerlendirdiler. Okudukları özür notunda yer alan yöntem sayısı daha önce kendilerine söylenmişti.</p>
<p>İkinci deneyde ise, 442 öğrenci, birden altıya kadar herhangi bir yöntemi içeren özür notlarını okudu ve değerlendirdi. Bu sefer, notta yer alan yöntem sayısı kendilerine söylenmemişti.</p>
<p>Araştırmacılar, özür notu ne kadar çok yöntem içeriyorsa, o kadar etkili olarak değerlendirildiği sonucuna ulaştı.</p>
<p>Deneylere dair ufak bir not: katılımcılar özür notlarını kendi kendilerine okudular, yani bir başkasından duymadılar.</p>
<p>Lewicki, “yüz yüze özür dilerken göz kontağı kurmak ve uygun yüz ifadesi takınmak önemli” dedi.</p>
<p><em>Kaynak: http://www.livescience.com/54406-best-way-to-apologize.html</em></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/ozur-dilemenin-en-iyi-bilimsel-yolu">Özür dilemenin en iyi bilimsel yolu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2973</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
