heykeltraş arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/heykeltras Türkiye'nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı Wed, 06 Mar 2019 10:59:33 +0000 tr hourly 1 Sergi: Yılmaz Zenger https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/sergi-yilmaz-zenger Mon, 07 Jan 2019 09:40:20 +0000 https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=12594 2 Ağustos’ta aramızdan ayrılan sevgili dostumuz Yılmaz Zenger‘in yaşamını ve üretimlerini konu alan bir arşiv sergisi hazırlandı. Studio-X Istanbul ev sahipliğinde hazırlanan sergi, 15 Şubat saat 18.00’e dek izlenebilir. Sergi hakkında: “Mimar, iç mimar, mobilya-aksesuar-dekor tasarımcısı, endüstri ürünleri tasarımcısı, fotoğrafçı, sinemacı, ses ve görüntü uzmanı, ressam, heykeltıraş, eğitmen, yazar. Bilim ve teknoloji takipçisi, kullanıcısı, geliştiricisi. Kompozit malzemeyle ürün geliştiricisi, üretici. Kent hakkı, kentlilik hakkı savunucusu. Bilgisini paylaşma tutkunu, ona ait olsun/olmasın tasarım geliştiricisi. Kimine göre bir “Rönesans insanı”, kimine göre “dahi”. O ise ona yakıştırılanlar arasında en çok “hayalci” sıfatını benimsedi; kendini en çok “problem çözücü” olarak tanımladı. Tüm bu özellikleriyle Yılmaz Zenger, bir benzerine daha rastlaması zor, üretken bir yaşam sürdü. Ardında, etkisi sürecek derin izler bıraktı, bize de bu izleri bulmak, kaydetmek, çözümlemek, paylaşmak, yeniden okumak ve yeniden paylaşmak düşüyor. Sergiyi ve paralelindeki arşiv çalışmasını; onun dünyasına girmek için atılmış bir ilk adım olarak ele aldık. Bu çalışma onunla birlikte başladı. Onun işaret ettiği kişilerin katkılarıyla gelişti. Mimarlar, iç mimarlar, tasarımcılar, fotoğrafçılar, sanatçılar, sanat danışmanları, malzeme, üretim ve sağlık sektöründen profesyoneller, reklamcılar, yayıncılar, işverenler, akademisyenler, öğrencileri, ailesi ve ustabaşısı –bir başka deyişle yol arkadaşları– onun üretimini ve düşünce dünyasını yansıtan bireyler olarak devreye girdiler; sözleri, yazıları ve arşivleriyle dokümantasyon ve belgeme sürecine katkı verdiler. Araştırmacının erişimine açmak hedefiyle Yılmaz Zenger’in kendi arşivi üzerinde de çalışılmaya başlandı. Süreli yayınlar başta olmak üzere literatür taraması yapıldı. Bir noktada, işlerini bizlere, yani hepimize emanet ederek aramızdan ayrılan Yılmaz Zenger’in de arzu ettiği üzere, ürünleri, yapıtları, yazıları ve bu külliyatı içinde barındıran arşivi ile birikimlerinin ilerleyen tarihlerde yeni okumalara destek vermesini dileriz.”

Sergi: Yılmaz Zenger yazısı ilk önce Herkese Bilim Teknoloji üzerinde ortaya çıktı.

]]>
2 Ağustos’ta aramızdan ayrılan sevgili dostumuz Yılmaz Zenger‘in yaşamını ve üretimlerini konu alan bir arşiv sergisi hazırlandı.

Studio-X Istanbul ev sahipliğinde hazırlanan sergi, 15 Şubat saat 18.00’e dek izlenebilir.

Sergi hakkında:

“Mimar, iç mimar, mobilya-aksesuar-dekor tasarımcısı, endüstri ürünleri tasarımcısı, fotoğrafçı, sinemacı, ses ve görüntü uzmanı, ressam, heykeltıraş, eğitmen, yazar. Bilim ve teknoloji takipçisi, kullanıcısı, geliştiricisi. Kompozit malzemeyle ürün geliştiricisi, üretici. Kent hakkı, kentlilik hakkı savunucusu. Bilgisini paylaşma tutkunu, ona ait olsun/olmasın tasarım geliştiricisi. Kimine göre bir “Rönesans insanı”, kimine göre “dahi”. O ise ona yakıştırılanlar arasında en çok “hayalci” sıfatını benimsedi; kendini en çok “problem çözücü” olarak tanımladı. Tüm bu özellikleriyle Yılmaz Zenger, bir benzerine daha rastlaması zor, üretken bir yaşam sürdü. Ardında, etkisi sürecek derin izler bıraktı, bize de bu izleri bulmak, kaydetmek, çözümlemek, paylaşmak, yeniden okumak ve yeniden paylaşmak düşüyor.

Sergiyi ve paralelindeki arşiv çalışmasını; onun dünyasına girmek için atılmış bir ilk adım olarak ele aldık. Bu çalışma onunla birlikte başladı. Onun işaret ettiği kişilerin katkılarıyla gelişti. Mimarlar, iç mimarlar, tasarımcılar, fotoğrafçılar, sanatçılar, sanat danışmanları, malzeme, üretim ve sağlık sektöründen profesyoneller, reklamcılar, yayıncılar, işverenler, akademisyenler, öğrencileri, ailesi ve ustabaşısı –bir başka deyişle yol arkadaşları– onun üretimini ve düşünce dünyasını yansıtan bireyler olarak devreye girdiler; sözleri, yazıları ve arşivleriyle dokümantasyon ve belgeme sürecine katkı verdiler.

Araştırmacının erişimine açmak hedefiyle Yılmaz Zenger’in kendi arşivi üzerinde de çalışılmaya başlandı. Süreli yayınlar başta olmak üzere literatür taraması yapıldı. Bir noktada, işlerini bizlere, yani hepimize emanet ederek aramızdan ayrılan Yılmaz Zenger’in de arzu ettiği üzere, ürünleri, yapıtları, yazıları ve bu külliyatı içinde barındıran arşivi ile birikimlerinin ilerleyen tarihlerde yeni okumalara destek vermesini dileriz.”

Sergi: Yılmaz Zenger yazısı ilk önce Herkese Bilim Teknoloji üzerinde ortaya çıktı.

]]>
12594
Zenger: Olağandışı tasarımcı, sanatçının ardından https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/zenger-olagandisi-tasarimci-sanatcinin-ardindan Mon, 06 Aug 2018 09:16:59 +0000 https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=10686 Her zaman öğrenci ve her zaman öğretmen. Dokunduğu herkeste güzellikler bırakan, etkisini, insaniliğini, yüksek duygu durumunu, büyük bilgi birikimini ve özgün fikirlerini hemen transfer eden, 30 yıllık sevgili dostum. O sabahın öncesi akşam, Yılmaz arıyor: “Orhan enerjim sıfırlanıyor, yataktan kalkamıyorum, lavaboya bile kalkınca tansiyonum 22’ye fırlıyor… Çizme, yazma enerjim kalmadı…” Benim için alarm noktasıydı bu açıklama, ama ses net, akıl berrak, hiçbir sorun yok bedenin enerjisinden başka. “Sana bir hastane yatağı alalım yarın diyorum, motorludur, yarı oturur durumda büyük tabletin üzerinden çizimlerini, tasarımlarını hatta yazılarını sürdürürsün.” Hayatla ilişkisini tasarım, üretim, yazma ile sürdüren, bunları yapamayınca zaten yaşamasının anlamının kalmadığını bilen birisi var karşımda. Ona bu koşulu yaratabilecek her şey önemli. Soruyorum bilenlere, bu tür hastalar için motorlu ev tipi yataklar var, ertesi gün bunlardan bir tane kiralayacağız.    ‘Enerjim bitiyor’ Uzaktan, TV’sinin açık olduğunu duyuyorum, ne oldu CHP’de imzalar diye soruyor. Çok da ilgilenmediği bir konu. Daha bir sürü şey… Böbrek taşı meselemi soruyor. O taş alçağı üzerine yazacağım diyorum. 15 gün kadar önce ciğerinde biriken sıvının alındığı hastanede yanındaydım. Sonuçta yeni bir enerji kazanacağını düşünüyordu. Ada’ya bize getirtmiştik, 3 gün bizde kaldı ve elindeki fotoğraf makinesi ile detay fotoğraflar çekti, bir sanatçının gözü neleri görüyordu… Sonra gitti Ören’e, tasarım atölye çalışmasına katıldı. Hasta bir insan normalde bu durumda yerinde kımıldamazken… Derken sabah Güler, “Yılmaz’ı kaybettik”  haberini verdi. Evet, son konuşmayı yaptıktan 5 saat sonra… Bu kadar hızlı beklemiyordum. Bu beyin bedenini bir süre daha yönetir, yönetsin, en azından kapsamlı sergisinin hazırlandığı Kasım ayına kadar diyordum. Üretme isteği yüksek, bellek pırıl pırıl, yaratıcılığı yerinde, ama beden ise insanı insan yapan beyne ayak uyduramıyor, beyni terk ediyor, onulmaz akciğer hastalığından değil de, kalpten gidiyor.    Olağanüstü bir tasarımcı  Her zaman öğrenci ve her zaman öğretmen. Dokunduğu herkeste güzellikler bırakan, etkisini, insaniliğini, yüksek duygu durumunu, büyük bilgi birikimini ve özgün fikirlerini hemen transfer eden, 30 yıllık sevgili dostum. ‘İçinden tasarım geçen insan‘dı Zenger. Her şeyi tasarladı, ev, mobilya, ofis… Tarihi tasarladı, İstanbul’u heykelleştirdi ve anıtlaştırdı. Kamera tasarladı, var olan dijital oyuncakları tamamen kendine daha büyük olanaklar sunan yeni teknolojilere dönüştürdü. Bilimi, fiziği, elektroniği, ışığı çok iyi biliyor ve çalışmalarında kullanıyordu. Bir zamanlar Kodak’ın fotoğraf filmi çalışma ve tasarımlarına bile katıldı. Malzeme tasarladı, büyük kimyasal malzeme üreten şirketlerin kapıları kendine açıktı. New York dahil pek çok kentte sergiler açtı. Kavramsal heykel sergilerini geometri, matematik, fizik biçimlendiriyordu. UNESCO ile çalıştı ve çok başarılı tasarımlar gerçekleştirdi. Yılmaz, Türkiye’de bir ilki yapan Bilim Merkezleri Vakfı’nın Taşkışla’da faaliyete geçirdiği Deneme Bilim Merkezi’nin ilk Bilim Şenliği’nin kuratörü, tasarımcısı, üreticisiydi. Önünde kuyruklar oluşan, çocuklar için eğlenceli deneysel bilim setleri, oyuncaklarını tasarladı. Sonraki bilim şenlikleri onun beyin, deprem, aynalar, ışık, yanılsama sergileri ile şenlendi.    Üç boyutlu düşünme gücü Birlikte çalıştık, amacımız, dışarıda 15-20 bin dolara satılan deney setlerini burada üretmekti. Çünkü bilim merkezleri ülkemizde hızla gelişecekti ve Türkiye’nin tasarımcı ve üretici beyinlerinin eserleri olmalıydı tüm bilim deney setleri. Türkiye’de bilim merkezleri çoğaldı, ama oyun-bilim setleri hep dışarıdan satın alındı. Yılmaz, zor işlerin adamıydı. ABD’den, ünlü tasarımcılardan, buraya sergi için çizimler gelir ve onları heykellere, büyük tasarımlara ancak Yılmaz dönüştürürdü. Üstün üç boyutlu zihinsel düşleme gücü ile, mekanik ve fizik bilgisi ile olağandışı eserler ortaya çıkarttı. “Bunu Yılmaz tasarlar ve üretir” cümlesi tasarım dünyasında çok sık dolaşırdı. Bu alanda büyük ödüller aldı. Ama sade yaşadı, naif kişiliği ile para pul meselelerinde hep kazıklanan insan oldu. Zor düştüğü zamanları hep paylaştı. Ama kötü bir söz hiç dile getirmedi. Çevresinde zora düşenlere hep yardımcı oldu. Öyle üç beş kuruş değil, on binler, yüz binlerle… Aramıza hiç para girmedi. Zor durumlarda, bunu nasıl aşarızı tartıştık hep… CBT’de çok haberini yaptık. Sitemizde ve HBT dergisinde son iki ay içinde yayımlanan iki harika (Yılmaz Zenger: Yüzyılın sürdürülemezliği “Sürdürülebilirlik” ve Yılmaz Zenger: İlkel toplumlar ilkel mi?) yazısını bulacaksınız. Bir de Özlem Yüzak’ın duygu dolu yazısını.. Güzel adam, bizi bıraktın gittin. Yaptıkların, ürettiklerin, tasarım düşüncelerin ışık saçsın yaşayanlara… Orhan Bursalı *Bu yazı, 5 Ağustos 2018 tarihli Cumhuriyet Gazetesi, Bilim ve Siyaset köşesinde yayınlanmıştır.

Zenger: Olağandışı tasarımcı, sanatçının ardından yazısı ilk önce Herkese Bilim Teknoloji üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Her zaman öğrenci ve her zaman öğretmen. Dokunduğu herkeste güzellikler bırakan, etkisini, insaniliğini, yüksek duygu durumunu, büyük bilgi birikimini ve özgün fikirlerini hemen transfer eden, 30 yıllık sevgili dostum.

O sabahın öncesi akşam, Yılmaz arıyor: “Orhan enerjim sıfırlanıyor, yataktan kalkamıyorum, lavaboya bile kalkınca tansiyonum 22’ye fırlıyor… Çizme, yazma enerjim kalmadı…”

Benim için alarm noktasıydı bu açıklama, ama ses net, akıl berrak, hiçbir sorun yok bedenin enerjisinden başka. “Sana bir hastane yatağı alalım yarın diyorum, motorludur, yarı oturur durumda büyük tabletin üzerinden çizimlerini, tasarımlarını hatta yazılarını sürdürürsün.”

Hayatla ilişkisini tasarım, üretim, yazma ile sürdüren, bunları yapamayınca zaten yaşamasının anlamının kalmadığını bilen birisi var karşımda. Ona bu koşulu yaratabilecek her şey önemli. Soruyorum bilenlere, bu tür hastalar için motorlu ev tipi yataklar var, ertesi gün bunlardan bir tane kiralayacağız. 
 
‘Enerjim bitiyor’

Uzaktan, TV’sinin açık olduğunu duyuyorum, ne oldu CHP’de imzalar diye soruyor. Çok da ilgilenmediği bir konu. Daha bir sürü şey… Böbrek taşı meselemi soruyor. O taş alçağı üzerine yazacağım diyorum. 15 gün kadar önce ciğerinde biriken sıvının alındığı hastanede yanındaydım. Sonuçta yeni bir enerji kazanacağını düşünüyordu. Ada’ya bize getirtmiştik, 3 gün bizde kaldı ve elindeki fotoğraf makinesi ile detay fotoğraflar çekti, bir sanatçının gözü neleri görüyordu… Sonra gitti Ören’e, tasarım atölye çalışmasına katıldı. Hasta bir insan normalde bu durumda yerinde kımıldamazken…

Derken sabah Güler, “Yılmaz’ı kaybettik”  haberini verdi. Evet, son konuşmayı yaptıktan 5 saat sonra… Bu kadar hızlı beklemiyordum. Bu beyin bedenini bir süre daha yönetir, yönetsin, en azından kapsamlı sergisinin hazırlandığı Kasım ayına kadar diyordum.

Üretme isteği yüksek, bellek pırıl pırıl, yaratıcılığı yerinde, ama beden ise insanı insan yapan beyne ayak uyduramıyor, beyni terk ediyor, onulmaz akciğer hastalığından değil de, kalpten gidiyor. 
 
Olağanüstü bir tasarımcı 

Her zaman öğrenci ve her zaman öğretmen. Dokunduğu herkeste güzellikler bırakan, etkisini, insaniliğini, yüksek duygu durumunu, büyük bilgi birikimini ve özgün fikirlerini hemen transfer eden, 30 yıllık sevgili dostum.

İçinden tasarım geçen insan‘dı Zenger. Her şeyi tasarladı, ev, mobilya, ofis… Tarihi tasarladı, İstanbul’u heykelleştirdi ve anıtlaştırdı. Kamera tasarladı, var olan dijital oyuncakları tamamen kendine daha büyük olanaklar sunan yeni teknolojilere dönüştürdü. Bilimi, fiziği, elektroniği, ışığı çok iyi biliyor ve çalışmalarında kullanıyordu. Bir zamanlar Kodak’ın fotoğraf filmi çalışma ve tasarımlarına bile katıldı. Malzeme tasarladı, büyük kimyasal malzeme üreten şirketlerin kapıları kendine açıktı.

New York dahil pek çok kentte sergiler açtı. Kavramsal heykel sergilerini geometri, matematik, fizik biçimlendiriyordu. UNESCO ile çalıştı ve çok başarılı tasarımlar gerçekleştirdi. Yılmaz, Türkiye’de bir ilki yapan Bilim Merkezleri Vakfı’nın Taşkışla’da faaliyete geçirdiği Deneme Bilim Merkezi’nin ilk Bilim Şenliği’nin kuratörü, tasarımcısı, üreticisiydi. Önünde kuyruklar oluşan, çocuklar için eğlenceli deneysel bilim setleri, oyuncaklarını tasarladı. Sonraki bilim şenlikleri onun beyin, deprem, aynalar, ışık, yanılsama sergileri ile şenlendi. 
 
Üç boyutlu düşünme gücü

Birlikte çalıştık, amacımız, dışarıda 15-20 bin dolara satılan deney setlerini burada üretmekti. Çünkü bilim merkezleri ülkemizde hızla gelişecekti ve Türkiye’nin tasarımcı ve üretici beyinlerinin eserleri olmalıydı tüm bilim deney setleri. Türkiye’de bilim merkezleri çoğaldı, ama oyun-bilim setleri hep dışarıdan satın alındı.

Yılmaz, zor işlerin adamıydı. ABD’den, ünlü tasarımcılardan, buraya sergi için çizimler gelir ve onları heykellere, büyük tasarımlara ancak Yılmaz dönüştürürdü. Üstün üç boyutlu zihinsel düşleme gücü ile, mekanik ve fizik bilgisi ile olağandışı eserler ortaya çıkarttı.

“Bunu Yılmaz tasarlar ve üretir” cümlesi tasarım dünyasında çok sık dolaşırdı. Bu alanda büyük ödüller aldı. Ama sade yaşadı, naif kişiliği ile para pul meselelerinde hep kazıklanan insan oldu. Zor düştüğü zamanları hep paylaştı. Ama kötü bir söz hiç dile getirmedi. Çevresinde zora düşenlere hep yardımcı oldu. Öyle üç beş kuruş değil, on binler, yüz binlerle… Aramıza hiç para girmedi. Zor durumlarda, bunu nasıl aşarızı tartıştık hep…

CBT’de çok haberini yaptık. Sitemizde ve HBT dergisinde son iki ay içinde yayımlanan iki harika (Yılmaz Zenger: Yüzyılın sürdürülemezliği “Sürdürülebilirlik” ve Yılmaz Zenger: İlkel toplumlar ilkel mi?yazısını bulacaksınız. Bir de Özlem Yüzak’ın duygu dolu yazısını..

Güzel adam, bizi bıraktın gittin. Yaptıkların, ürettiklerin, tasarım düşüncelerin ışık saçsın yaşayanlara…

Orhan Bursalı

*Bu yazı, 5 Ağustos 2018 tarihli Cumhuriyet Gazetesi, Bilim ve Siyaset köşesinde yayınlanmıştır.

Zenger: Olağandışı tasarımcı, sanatçının ardından yazısı ilk önce Herkese Bilim Teknoloji üzerinde ortaya çıktı.

]]>
10686
Yılmaz Zenger’i kaybettik https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/yilmaz-zengeri-kaybettik Fri, 03 Aug 2018 08:19:34 +0000 https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=10636 Ah be dostum… Ah be Yılmaz… Acı haberin geldi ve yüreğimden bir minik serçe pırpır edip havalandı. Karşımdaki koca çınarın dallarından birine kondu ve “Hani ona telefon edecektin dün akşam? Bak, aramadın, bugüne erteledin ve artık o yok” dedi. Gözümden bir damla yaş aktı ve klavyenin tuşuna damladı… Zordu senin gibi bir insanın hastalığını kabullenmesi. Seni, koca yaşlı çınara benzetirdim daima. Hiç yıkılmayacak, hep göğe doğru yeni dallarını uzatacak, koca gövdesini rüzgara siper ederek her daim kuşları barındıracak çınar gibiydin… 86 yaşında bilge bir çınar. Evet, Yılmaz Zenger. Dik duruşundan asla ödün vermeden yaşadın. Ve ağaçlar ayakta ölür derler ya, sen de ayakta öldün. Çözüm insanıydın… Problem çözücü idin. Var oluşunu yaratıcılığının ve çözüm üretim becerinin üzerine inşa etmiştin ve bunu da hakkıyla yaptın doğrusu. İçindeki küçük çocuğun asla büyümesine izin vermedin. Hocaydın ama onun da ötesinde sınırsız bir öğreticiydin. Evinin, atölyenin kapısı herkese açıktı. Senden bilgi kırıntıları bile alabilmenin önemini anlayanlar o kapıyı kullandılar. Anlamayanlar ise seni kullanmak istediler… O kadar iyi, o kadar dürüsttün ki, bunu bile önemsemedin. Boş verdin… Hep ileriye baktın, geleceğe… Bir adım öndeydin bu konuda. Deneyseldin daima… Her yeni teknolojiyi hemen özümseyen, yeni malzemeler kullanmasını seven, deneyen… Başarı kadar başarısızlıkların da önemini bilmiş ve kabullenmiştin. Senin dünyan üretmek üzerineydi. Fabrikan evin, çalışanların ise çocuğun gibiydi. Maddi açıdan en sıkışık olduğun dönemde bile önce işçilerini düşünürdün: “Ne yapalım, onları kapının önüne koyamam ki” der ve yeni çözümler üretirdin. Dedim ya, sen hep çözüm adamıydın… Çözümler ürete ürete, problem çöze çöze bugüne geldin. Ve karşına hiç istemediğin anda kötü bir hastalık çıktı. Ona da çözüm bulmak istedin. Türlü yollar denedin. Ama karşındaki bu kez çok sert bir kayaydı sevgili Yılmaz. Ama gücün yettiğince direndin… Haziran ayında Büyükada’da ağırladık seni. Tekerlekli sandalyeye mahkumdun artık, ama yine de geldin. Uzun konuşunca nefes nefese kalıyordun ama olabildiğince bol sohbet ettik. Ardından Ören’e gittin ve bir çalışma atölyesine katıldın. Konuştun, birikimlerini anlattın. Kaçınılmaz son ise dün gece geldi. Işıklar içinde uyu canım dostum… Yılmaz Zenger kim diye soranlara, onu tanımamış olup tanımak isteyenlere onun küçük bir hayat hikayesi:   Yılmaz Zenger dünyaca tanınmış bir tasarımcı, mimar ve sanatçıydı. Kendine ait endüstriyel tasarım ve özel ürün üretimi yaptığı tesiste çalışmanın yanı sıra, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde uzun yıllar boyama, heykel, tasarım üzerine ders verdi ve yazılar yazdı. Zenger aynı zamanda, 40 yıl önce kuruluşunda yer aldığı Yapı Endüstri Merkezi’nin yönetim kurulu üyeliğini görevini de uzun yıllar sürdürdü. Bir mimar, tasarımcı ve sanatçı olarak çok sevdiği bir söz vardı: “Her görünen nesne, görünmesi gereken başka bir şeyin üstünü örter” . İşte Zenger yaşamı boyunca hep örtüleri kaldırıp daha alt katmanlara inmeye çalıştı. Zenger, Herkese Bilim Teknoloji dergisinin de yazarları arasındaydı. Yılmaz Zenger’in cenazesi, 5 Ağustos Pazar günü, ikindi namazının ardından, Şakirin Camii’nden kaldırılacak. Özlem Yüzak

Yılmaz Zenger’i kaybettik yazısı ilk önce Herkese Bilim Teknoloji üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Ah be dostum… Ah be Yılmaz… Acı haberin geldi ve yüreğimden bir minik serçe pırpır edip havalandı. Karşımdaki koca çınarın dallarından birine kondu ve “Hani ona telefon edecektin dün akşam? Bak, aramadın, bugüne erteledin ve artık o yok” dedi. Gözümden bir damla yaş aktı ve klavyenin tuşuna damladı…

Zordu senin gibi bir insanın hastalığını kabullenmesi. Seni, koca yaşlı çınara benzetirdim daima. Hiç yıkılmayacak, hep göğe doğru yeni dallarını uzatacak, koca gövdesini rüzgara siper ederek her daim kuşları barındıracak çınar gibiydin… 86 yaşında bilge bir çınar. Evet, Yılmaz Zenger. Dik duruşundan asla ödün vermeden yaşadın. Ve ağaçlar ayakta ölür derler ya, sen de ayakta öldün. Çözüm insanıydın… Problem çözücü idin. Var oluşunu yaratıcılığının ve çözüm üretim becerinin üzerine inşa etmiştin ve bunu da hakkıyla yaptın doğrusu. İçindeki küçük çocuğun asla büyümesine izin vermedin. Hocaydın ama onun da ötesinde sınırsız bir öğreticiydin. Evinin, atölyenin kapısı herkese açıktı. Senden bilgi kırıntıları bile alabilmenin önemini anlayanlar o kapıyı kullandılar. Anlamayanlar ise seni kullanmak istediler… O kadar iyi, o kadar dürüsttün ki, bunu bile önemsemedin. Boş verdin…

Hep ileriye baktın, geleceğe… Bir adım öndeydin bu konuda. Deneyseldin daima… Her yeni teknolojiyi hemen özümseyen, yeni malzemeler kullanmasını seven, deneyen… Başarı kadar başarısızlıkların da önemini bilmiş ve kabullenmiştin.

Senin dünyan üretmek üzerineydi. Fabrikan evin, çalışanların ise çocuğun gibiydi. Maddi açıdan en sıkışık olduğun dönemde bile önce işçilerini düşünürdün: “Ne yapalım, onları kapının önüne koyamam ki” der ve yeni çözümler üretirdin. Dedim ya, sen hep çözüm adamıydın… Çözümler ürete ürete, problem çöze çöze bugüne geldin. Ve karşına hiç istemediğin anda kötü bir hastalık çıktı. Ona da çözüm bulmak istedin. Türlü yollar denedin. Ama karşındaki bu kez çok sert bir kayaydı sevgili Yılmaz. Ama gücün yettiğince direndin… Haziran ayında Büyükada’da ağırladık seni. Tekerlekli sandalyeye mahkumdun artık, ama yine de geldin. Uzun konuşunca nefes nefese kalıyordun ama olabildiğince bol sohbet ettik. Ardından Ören’e gittin ve bir çalışma atölyesine katıldın. Konuştun, birikimlerini anlattın.

Kaçınılmaz son ise dün gece geldi. Işıklar içinde uyu canım dostum…

Yılmaz Zenger kim diye soranlara, onu tanımamış olup tanımak isteyenlere onun küçük bir hayat hikayesi:

 

Yılmaz Zenger dünyaca tanınmış bir tasarımcı, mimar ve sanatçıydı. Kendine ait endüstriyel tasarım ve özel ürün üretimi yaptığı tesiste çalışmanın yanı sıra, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde uzun yıllar boyama, heykel, tasarım üzerine ders verdi ve yazılar yazdı. Zenger aynı zamanda, 40 yıl önce kuruluşunda yer aldığı Yapı Endüstri Merkezi’nin yönetim kurulu üyeliğini görevini de uzun yıllar sürdürdü.

Bir mimar, tasarımcı ve sanatçı olarak çok sevdiği bir söz vardı: “Her görünen nesne, görünmesi gereken başka bir şeyin üstünü örter” . İşte Zenger yaşamı boyunca hep örtüleri kaldırıp daha alt katmanlara inmeye çalıştı. Zenger, Herkese Bilim Teknoloji dergisinin de yazarları arasındaydı.

Yılmaz Zenger’in cenazesi, 5 Ağustos Pazar günü, ikindi namazının ardından, Şakirin Camii’nden kaldırılacak.

Özlem Yüzak

Yılmaz Zenger’i kaybettik yazısı ilk önce Herkese Bilim Teknoloji üzerinde ortaya çıktı.

]]>
10636