<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>mitokondri arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/mitokondri/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/mitokondri</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Mar 2023 19:38:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Yıpranmış beyinlere gençlik aşısı: Mitokondri nakli</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/yipranmis-beyinlere-genclik-asisi-mitokondri-nakli</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Mar 2023 05:00:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editör ne diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[ahtapot]]></category>
		<category><![CDATA[alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[bina]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[fare]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[meraklı çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[mitokondri]]></category>
		<category><![CDATA[mizah]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[peynir]]></category>
		<category><![CDATA[prostat]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=29200</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşlanmayı yavaşlatacak yepyeni bir yaklaşım! Otomobilinizin motorunun zaman içinde eskisi gibi verimli çalışmadığını fark etmek için mühendis olmanıza gerek yok. Aracın kilometresi arttıkça aynı mesafeyi gitmek için her gün daha fazla yakıt tükettiğinizi görüyor ve hafif bir yokuşta bile aracınızın tık nefes hale geldiğini fark ediyorsanız, motoru yenilemeniz gerektiğini biliyor olmalısınız. İnsan beyni de aynı otomobil motorunda olduğu gibi zamanla yıpranıyor. Beyindeki tüm hücrelerde bulunan ve mitokondri denilen mikroskobik yapılar, duygu ve düşüncelerimizin motoru. Yaşlandıkça mitokondriler zihinsel faaliyetleri sürdürmek için gerekli enerjiyi üretmekte yetersiz kalıyorlar. Yaşlı ve hasarlı beyin hücrelerindeki mitokondrilerin enerji üretiminde yetersiz kaldığını keşfeden nörologlar, sağlıklı mitokondri nakli ile beyin hücrelerinin enerji açlığını gidererek beyni gençleştirmeye çalışıyor. Kalp, inme, hatta kısırlık tedavilerinde mitokondri nakli yapıldı ve başarı sağlandı. Şimdi sıra beyinde&#8230; Konu ilginç, kapağa taşıdık. Reyhan Oksay hazırladı. Ve deprem&#8230; Depremin acıları hala taze. Yıkım çok büyük oldu. Ve önümüzde zamanı belli olmasa da daha yaşayacağımız yeni depremler var. Hatalardan ders almak ve bu acıların yeniden yaşanmaması için yapılacaklar da çok. İTÜ eski rektörü Prof. Dr. Faruk Karadoğan acil güçlendirmeler konusunda en acil en yapılması gerektiğini yazdı. Evinize yıkım kararı mı alındı? Yeni inşaat öncesi bilmeniz gerekenleri İnşaat Yüksek Mühendisi Necdet Ersoy kaleme aldı. Ersoy bir konut inşaatının yapım aşamalarını, kullanılan malzemeleri, rol alan aktörleri ve çözüm önerilerini basitçe anlatıyor. Türkiye depremi dünyaya ne öğretti? Saygın bilim dergisi Nature’ın 16 Mart tarihli sayısında yer alan “Türkiye’deki deprem bize sismik tahmin konusunda neler söylüyor?” başlıklı makale, depremlerin ne zaman olacağı ile ilgili tahminlerinin hala bilim kurgu malzemesi olduğuna, ama jeologların öngördüğü riski azaltacak önlemlerin alınmasının şart olduğuna dikkat çekiyor. Taşrada üniversiteleri nasıl bilirsiniz? “Üniversite demek, dolmuşlar için yolcu, ev sahipleri için kiracı, kafeler için müşteri demek midir?” Lale Akarun, Tuğba Tekerek’in Taşra Üniversiteleri kitabından yola çıkarak yazdığı yazısında “Sanırım bundan daha fazlası: Türkiye’de üniversiteler, itaatkar ve kanaatkar çalışanlar, yerli ve milli değerlere sahip bireyler, itaatkar zevceler ve en önemlisi, sadık seçmenler olacak şekilde öğrenci yetiştirmek üzere kuruluyor” diyor. Doğan Kuban eskimeyen yazısında “Osmanlı’da yokların toplamı, Türkiye’nin bugünkü cehaletine aşağı yukarı eşittir” diyor. Osman Bahadır, Osmanlı aydınlanmasının neden bu kadar yavaş ve sınırlı olmasının nedenlerini sorguluyor. Tanol Türkoğlu Yapay Lüditler başlıklı yazısında yapay zekâ insanları işşiz-işlevsiz bırakacak mı konusunu irdeliyor. Ali Akurgal’ın yazısı hayli ilginç. Akurgal ‘Değerli okurlar; birkaç yazıdır bir devlet yönetiminin nasıl teşviklerle ekonomiye katkıda bulunabileceğini sizlerle tartışıp durdum. Şimdi daha nokta atışı ile sizin nasıl para kazanabileceğinize dair bir bilgi aktaracağım&#8230;’ diyor ve enerji konusundaki deneyimlerini yazıyor. Kanserin küresel maliyeti korkunç 204 ülkede 29 kanser türü üzerine yapılan bir araştırma, kanserin küresel ekonomiye toplam maliyetinin, 2020’den 2050’ye 25,2 trilyon dolara ulaşacağını gösterdi. Özellikle beş kanser türünün, bu maliyetin kabaca yarısını oluşturacağını ortaya koydu. Dünya genelinde diyabet ve obezite hızla artıyor. Ve bundan en fazla sağlıksız ve yetersiz beslenen yoksul ülkeler muzdarip. Batuhan Sarıcan hazırladı. Karanlık madde tartışması Karanlık maddenin peşine düşen bilim insanları, bir ipucu yakalayabilmek için toprağın altına sıvı ksenon tankları gömmek, Antarktika üzerinde balon uçurtmak gibi çok sayıda yaratıcı yöntemler geliştirdi. Ne var ki bugüne dek somut bir kanıta ulaşamadılar. Peki karanlık madde niçin bulunamıyor? Bilim insanları bu gizemli maddeyi bulabilecek mi? Ne zaman bu arayışa son verilecek? Dergimizde. Dronlar artık her yerde. Çekim yapıyor, güzel görüntüler alıyor, hatta taşımacılıkta da kullanılıyor. Ama&#8230; Evet ‘ama’sı da var. Örneğin ABD Hava Kuvvetleri, otonom dronlar için yüz tanıma yazılımı geliştirmeye yönelik bir projeye imza attı. Bu da bireylerin hedef gözetilerek öldürülebileceği konusundaki endişelere yol açıyor. Bir diğer haber kuş doldurma sanatı ile dronlar bir araya getiriyor. İçine dron yerleştirilmiş bir kuş hiç dikkat çekmeden gözetlemede kullanılabilir. 2046’da Dünya’ya çarpma olasılığı yüksek bir asteroit var ve yakından takip ediliyor.  Prostatımı nasıl küçülttüm? Oktay Kaynak ilginç biri. Evrimle ilgili dünyada da izlenen yeni tezleri ile tanıyoruz onu. Bu kez farklı bir deneyimini aktarıyor. Beslenme düzenini değiştirerek prostatını nasıl küçülttüğünü… Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Kadircan Keskinbora, Bilim Tarihçisi Adrian Berry’nin Scientific Anecdotes kitabından yola çıkarak, ünlü bilim insanı Isaac Newton’un bu kez bilimsel başarılarını değil bilinmeyen yönlerini yazıyor. Yazısının başlığı ‘Isaac Newton’un Kötülükleri”. Dünyayı mizah kurtaracak. Kültür Üniversitesi’nden Elif Kaleli mizahın sosyal ilişkilerdeki rolü üzerine yazdı. Bilim ve Beslenme’de bu hafta tarçının öyküsünü okuyacaksınız. Kalp, diyabet, iltihap, kilo verme, beyin&#8230;Tarçın hepsinde de faydalı. Peki neden? Ve esmer pirinç&#8230; Neden daha sağlıklı? Ahtapotların kaç kalbi var? Hemen söylemeyelim. Yazı çok ilginç. Hayvanlar Dünyası’nda Murat Altaş derledi. Müzik neden anıları çağrıştırır? Müzik, insanların geçmişte yaşadıkları duygusal açıdan olumlu anlarla yeniden bağ kurmalarını sağlayan son derece etkili bir unsur. Bu da, müziğin özellikle sağaltıcı anlamda son derece yararlı olabileceğine işaret ediyor. Rita Urgan derledi. Yetersiz uyku beynimizde nelere yol açar? Meraklının Köşesi’nde. Fare peynir sever mi? Meraklı Çocuk sordu, Mercan Bursalı yanıtladı. Su dünyamıza nasıl geldi? Yenilenebilir enerjiye yeni bir aday daha..Tatlı insanı olumlu davranışa yöneltiyor… Perm toprağında yeni zombi virüsler&#8230;Ve diğerleri&#8230; Nilgün Özbaşaran Dede’nin hazırladığı Araştırma Gündemi’nde. Tayfun Akgül ve Ergun Akleman da mizahlarıyla, çizgileri ile dergimizi her hafta zenginleştiriyorlar. Akleman da Tayfun Akgül gibi Cumhuriyet Bilim Teknoloji’de bant çiziyordu. Sonra Teksas Üniversitesi&#8217;ne gitti, görsel-grafik sanatlarda profesör oldu. Böylece mizahımız, iki profesöre emanet! Bu özelliği başka bir yayında bulamazsınız! HBT’yi ayrıcalıklı kılan da bunlar&#8230; *** Her hafta yoğun emek ve titizlikle hazırlıyoruz dergiyi, sizlere bir yandan bilim ve teknoloji gündeminden haberler verirken bir yandan da yazarlarımız ve katkıda bulunanlarla yeni görüşleri aktarıyor, tartışma ortamı sağlamaya çalışıyoruz. Herkese keyifli okumalar&#8230;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/yipranmis-beyinlere-genclik-asisi-mitokondri-nakli">Yıpranmış beyinlere gençlik aşısı: Mitokondri nakli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignright wp-image-29197 size-medium" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/03/1x-251x300.jpg" alt="" width="251" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/03/1x-251x300.jpg 251w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/03/1x-856x1024.jpg 856w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2023/03/1x.jpg 1000w" sizes="(max-width: 251px) 100vw, 251px" /><span style="color: #000000;">Yaşlanmayı yavaşlatacak yepyeni bir yaklaşım!</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Otomobilinizin motorunun zaman içinde eskisi gibi verimli çalışmadığını fark etmek için mühendis olmanıza gerek yok. Aracın kilometresi arttıkça aynı mesafeyi gitmek için her gün daha fazla yakıt tükettiğinizi görüyor ve hafif bir yokuşta bile aracınızın tık nefes hale geldiğini fark ediyorsanız, motoru yenilemeniz gerektiğini biliyor olmalısınız. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">İnsan beyni de aynı otomobil motorunda olduğu gibi zamanla yıpranıyor. Beyindeki tüm hücrelerde bulunan ve mitokondri denilen mikroskobik yapılar, duygu ve düşüncelerimizin motoru. Yaşlandıkça mitokondriler zihinsel faaliyetleri sürdürmek için gerekli enerjiyi üretmekte yetersiz kalıyorlar. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Yaşlı ve hasarlı beyin hücrelerindeki mitokondrilerin enerji üretiminde yetersiz kaldığını keşfeden nörologlar, sağlıklı mitokondri nakli ile beyin hücrelerinin enerji açlığını gidererek beyni gençleştirmeye çalışıyor. Kalp, inme, hatta kısırlık tedavilerinde mitokondri nakli yapıldı ve başarı sağlandı. Şimdi sıra beyinde&#8230; Konu ilginç, kapağa taşıdık. Reyhan Oksay hazırladı.</span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Ve deprem&#8230;</span></strong></p>
<p><span style="color: #000000;">Depremin acıları hala taze. Yıkım çok büyük oldu. Ve önümüzde zamanı belli olmasa da daha yaşayacağımız yeni depremler var. Hatalardan ders almak ve bu acıların yeniden yaşanmaması için yapılacaklar da çok. İTÜ eski rektörü Prof. Dr. Faruk Karadoğan acil güçlendirmeler konusunda en acil en yapılması gerektiğini yazdı. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Evinize yıkım kararı mı alındı? Yeni inşaat öncesi bilmeniz gerekenleri İnşaat Yüksek Mühendisi Necdet Ersoy kaleme aldı. Ersoy bir konut inşaatının yapım aşamalarını, kullanılan malzemeleri, rol alan aktörleri ve çözüm önerilerini basitçe anlatıyor. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Türkiye depremi dünyaya ne öğretti? Saygın bilim dergisi <em>Nature</em>’ın 16 Mart tarihli sayısında yer alan “Türkiye’deki deprem bize sismik tahmin konusunda neler söylüyor?” başlıklı makale, depremlerin ne zaman olacağı ile ilgili tahminlerinin hala bilim kurgu malzemesi olduğuna, ama jeologların öngördüğü riski azaltacak önlemlerin alınmasının şart olduğuna dikkat çekiyor. </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Taşrada üniversiteleri nasıl bilirsiniz?</strong> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"> “Üniversite demek, dolmuşlar için yolcu, ev sahipleri için kiracı, kafeler için müşteri demek midir?” Lale Akarun, Tuğba Tekerek’in <em>Taşra Üniversiteleri</em> kitabından yola çıkarak yazdığı yazısında “Sanırım bundan daha fazlası: Türkiye’de üniversiteler, itaatkar ve kanaatkar çalışanlar, yerli ve milli değerlere sahip bireyler, itaatkar zevceler ve en önemlisi, sadık seçmenler olacak şekilde öğrenci yetiştirmek üzere kuruluyor” diyor. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Doğan Kuban eskimeyen yazısında “Osmanlı’da yokların toplamı, Türkiye’nin bugünkü cehaletine aşağı yukarı eşittir” diyor. Osman Bahadır, Osmanlı aydınlanmasının neden bu kadar yavaş ve sınırlı olmasının nedenlerini sorguluyor. Tanol Türkoğlu <em>Yapay Lüditler</em> başlıklı yazısında yapay zekâ insanları işşiz-işlevsiz bırakacak mı konusunu irdeliyor. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Ali Akurgal’ın yazısı hayli ilginç. Akurgal ‘Değerli okurlar; birkaç yazıdır bir devlet yönetiminin nasıl teşviklerle ekonomiye katkıda bulunabileceğini sizlerle tartışıp durdum. Şimdi daha nokta atışı ile sizin nasıl para kazanabileceğinize dair bir bilgi aktaracağım&#8230;’ diyor ve enerji konusundaki deneyimlerini yazıyor.</span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Kanserin küresel maliyeti korkunç</span></strong></p>
<p><span style="color: #000000;">204 ülkede 29 kanser türü üzerine yapılan bir araştırma, kanserin küresel ekonomiye toplam maliyetinin, 2020’den 2050’ye 25,2 trilyon dolara ulaşacağını gösterdi. Özellikle beş kanser türünün, bu maliyetin kabaca yarısını oluşturacağını ortaya koydu.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Dünya genelinde diyabet ve obezite hızla artıyor. Ve bundan en fazla sağlıksız ve yetersiz beslenen yoksul ülkeler muzdarip. Batuhan Sarıcan hazırladı. </span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Karanlık madde tartışması</span></strong></p>
<p><span style="color: #000000;">Karanlık maddenin peşine düşen bilim insanları, bir ipucu yakalayabilmek için toprağın altına sıvı ksenon tankları gömmek, Antarktika üzerinde balon uçurtmak gibi çok sayıda yaratıcı yöntemler geliştirdi. Ne var ki bugüne dek somut bir kanıta ulaşamadılar. Peki karanlık madde niçin bulunamıyor? Bilim insanları bu gizemli maddeyi bulabilecek mi? Ne zaman bu arayışa son verilecek? Dergimizde. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Dronlar artık her yerde. Çekim yapıyor, güzel görüntüler alıyor, hatta taşımacılıkta da kullanılıyor. Ama&#8230; Evet ‘ama’sı da var. Örneğin ABD Hava Kuvvetleri, otonom dronlar için yüz tanıma yazılımı geliştirmeye yönelik bir projeye imza attı. Bu da bireylerin hedef gözetilerek öldürülebileceği konusundaki endişelere yol açıyor. Bir diğer haber kuş doldurma sanatı ile dronlar bir araya getiriyor. İçine dron yerleştirilmiş bir kuş hiç dikkat çekmeden gözetlemede kullanılabilir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">2046’da Dünya’ya çarpma olasılığı yüksek bir asteroit var ve yakından takip ediliyor. </span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Prostatımı nasıl küçülttüm?</span></strong></p>
<p><span style="color: #000000;">Oktay Kaynak ilginç biri. Evrimle ilgili dünyada da izlenen yeni tezleri ile tanıyoruz onu. Bu kez farklı bir deneyimini aktarıyor. Beslenme düzenini değiştirerek prostatını nasıl küçülttüğünü… </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Kadircan Keskinbora, Bilim Tarihçisi Adrian Berry’nin Scientific Anecdotes kitabından yola çıkarak, ünlü bilim insanı Isaac Newton’un bu kez bilimsel başarılarını değil bilinmeyen yönlerini yazıyor. Yazısının başlığı ‘Isaac Newton’un Kötülükleri”. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Dünyayı mizah kurtaracak. Kültür Üniversitesi’nden Elif Kaleli mizahın sosyal ilişkilerdeki rolü üzerine yazdı. Bilim ve Beslenme’de bu hafta tarçının öyküsünü okuyacaksınız. Kalp, diyabet, iltihap, kilo verme, beyin&#8230;Tarçın hepsinde de faydalı. Peki neden? Ve esmer pirinç&#8230; Neden daha sağlıklı? Ahtapotların kaç kalbi var? Hemen söylemeyelim. Yazı çok ilginç. Hayvanlar Dünyası’nda Murat Altaş derledi. </span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Müzik neden anıları çağrıştırır?</span></strong></p>
<p><span style="color: #000000;">Müzik, insanların geçmişte yaşadıkları duygusal açıdan olumlu anlarla yeniden bağ kurmalarını sağlayan son derece etkili bir unsur. Bu da, müziğin özellikle sağaltıcı anlamda son derece yararlı olabileceğine işaret ediyor. Rita Urgan derledi.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Yetersiz uyku beynimizde nelere yol açar? Meraklının Köşesi’nde. Fare peynir sever mi? Meraklı Çocuk sordu, Mercan Bursalı yanıtladı. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Su dünyamıza nasıl geldi? Yenilenebilir enerjiye yeni bir aday daha..Tatlı insanı olumlu davranışa yöneltiyor… Perm toprağında yeni zombi virüsler&#8230;Ve diğerleri&#8230; Nilgün Özbaşaran Dede’nin hazırladığı Araştırma Gündemi’nde.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Tayfun Akgül ve Ergun Akleman da mizahlarıyla, çizgileri ile dergimizi her hafta zenginleştiriyorlar. Akleman da Tayfun Akgül gibi Cumhuriyet Bilim Teknoloji’de bant çiziyordu. Sonra Teksas Üniversitesi&#8217;ne gitti, görsel-grafik sanatlarda profesör oldu. Böylece mizahımız, iki profesöre emanet! Bu özelliği başka bir yayında bulamazsınız! HBT’yi ayrıcalıklı kılan da bunlar&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;">***</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Her hafta yoğun emek ve titizlikle hazırlıyoruz dergiyi, sizlere bir yandan bilim ve teknoloji gündeminden haberler verirken bir yandan da yazarlarımız ve katkıda bulunanlarla yeni görüşleri aktarıyor, tartışma ortamı sağlamaya çalışıyoruz. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Herkese keyifli okumalar&#8230;</span></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/yipranmis-beyinlere-genclik-asisi-mitokondri-nakli">Yıpranmış beyinlere gençlik aşısı: Mitokondri nakli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">29200</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bilim kadınları dünyayı kucaklayıp ileri taşıyor, hepsinin önü sonuna kadar açılmalı..</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/bilim-kadinlari-dunyayi-kucaklayip-ileri-tasiyor-hepsinin-onu-sonuna-kadar-acilmali</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2020 14:05:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editör ne diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[bilim kadınları]]></category>
		<category><![CDATA[demans]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[güncel tıp]]></category>
		<category><![CDATA[güneş enerjisi]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[mitokondri]]></category>
		<category><![CDATA[solunum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=17454</guid>

					<description><![CDATA[<p>8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun. Bu bahaneyle size dünyanın sorunlarını sırtlayarak çözüm arayan, bulan, öneren bilim kadınlarından bir grubu takdim diyoruz bu sayımızda. Bir süredir Türkiye’den çıkmış ama dünya biliminde kendilerine yer açan bilim kadınlarımızın başarılarını kapak bile yapıyoruz. Bunu sürdüreceğiz, dahası ülkemizde de bilime önemli katkılar yapmakta olan kadın bilimcilerimizin de öykülerini de hazırlıyoruz. Ayrıca gelecek sayımızda bir köşemizi üç haftada bir dönüşümlü olarak yazacak 3 kadın yazara – bilimciye ayırıyoruz. Bu pozitif ayrımcılığımızı her fırsatta sürdüreceğiz&#8230; Çünkü dünyamız cinsiyet eşitsizliği içinde boğuluyor. Bununla ilgili bir de grafiğimiz var, buna göre, bu hızla gidersek cinsiyet eşitliği ancak 100 yıl sonra kapanabilecek. Doğan Kuban hocamız, deneyimlerini paylaşmaya ve bizi aydınlatmaya devam ediyor. Bu haftaki yazısında, sanayi devi ülkeler tarafından sömürülmek istemiyorsak, bilimde ve teknolojide üreterek ilerlememiz gerektiğini yeniden gündeme getirdi.. Ya üretim uygarlığına katılacağız ya da üreten ülkelerin kölesi olacağız. Hoca, kapitalist sistemin dünyada teklediğine de işaret ederek önerilerde bulunuyor. Erdal Musoğlu dünyada, bizim henüz düşüncesine, üretimine katılamadığımız temel tıp teknolojilerinde öne çıkan 5 gelişmeyi derledi; kanser modellemesinden RNA çözümlemesine kadar dikkate değer çalışmalar söz konusu. Bunlar gelişmelere yön verecekler. Ata sözü ve sloganla düşünmede başarılıyız Dr. Sinan Kürkcü, ilgi çeken yazı dizisine devam ediyor: Yaşamımızın ve Endüstri 4.0’ın bir parçası haline gelen yapay zekânın, toplumsal genel zekâyı nasıl dönüştürebileceğini irdelemeyi sürdürüyor. Yaşamın bağlantısallığı içinde yapay zekanın ve dijital dönüşümün yol açacağı toplumsal değişimler gündemde. Beslenme sayfamızda ise gülgiller familyasından armudu inceliyoruz; doğal antioksidan, bağışıklık güçlendirici, kalp ve kemikler için birebir. Ancak çok yememek lazım çünkü tansiyonu düşürüyor. Daha fazla bilgi sayfalarımızda. Tanol Türkoğlu, aylık hazırladığı ve giderek çok özgün bir seriye dönüşen Dijitalem köşesinde “Dijital Dürüstlük Rolü” başlığını ön plana alarak dijital dünyanın tarihi gelişimi ve güncel haberlerinden yola çıkarak notlarını paylaştı. Türkoğlu, normal köşesinde ise 40 yıl önceki “Bir toplum felsefi düşünmeden ne kertede yoksunsa, atasözü ve sloganla düşünme o kertede gelişmiş oluyor” saptamasının günümüzde daha da kök saldığını, ajitasyon aromalı mesajlar başlığı altında değerlendiriyor! Koronavirüs bir solunum yolu hastalığı ve biz solunum yolumuzu ne kadar iyi tanıyoruz? Bu hafta solunum sistemimizle ilgili ilginç bilgiler paylaşıyoruz; soğuk algınlığına yüzlerce farklı virüsün neden olabileceği, astımın bir dönem psikoterapiyle tedavi edilmesi ve daha nicesi, Yağmur Kan derledi. Mustafa Çetiner, savaşların askerler üzerindeki ruhsal ve bedensel etkilerini köşesine taşıdı. Koronavirüs günlüğümüz üçüncü sayfada, Vietnam’ın başarısına odaklandık. Ülkemizin özgün teknoloji fikir üreticisi ve uygulayıcısı, çözüm uzmanı Ali Akurgal, Bilim ve Teknoloji Politikaları başlıklı yazısında, 1990’da uluslararası rekabette Ruslar nasıl kırsal bölge için üretilmiş telefon santralı sattıklarını ve kişisel deneyimlerini anlatarak soruyor: Ulusal teknoloji politikalarımızı oluşturmaya sıra gelmedi mi sizce? Yüzer güneş santralleri yayılıyor Radyasyon Fizikçisi Dr. Yüksel Atakan, yüzer güneş santrallerinde elektrik üretimi üzerine yazdı: En büyük üreticiler, öneriler ve Türkiye bu konuda hangi noktada… Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Metin Özenci ise tüm doktorları ve doktor adaylarını ilgilendiren bir yazı kaleme aldı: Tanıda “5 Parmak Kuralı”, yitirilmiş hekimlik sanatını geri getirebilir mi? Bizce tüm doktorlara yayılması gereken bir makale! İstanbul Kültür Üniversitesi’nden İş Güvenliği Uzmanı (A) Jeofizik Mühendisi Cumhur Gültekin, “Bina deprem yükü” yazısında önemli bilgiler paylaşarak, bina taşıyıcı sisteminin maruz kalacağı yükler hesaplanırken binanın deprem yükünün de hesaplanması gerektiğinin altını çizdi. Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Aynur Yongalık ise hukuka uyum (compliance) kavramı üzerinden hukukun geleceğine kısa bakış atarak bir meslek olarak hukuka uyum yöneticiliğini gündeme taşıdı. Nilgün Özbaşaran Dede, bilim dünyasında yaşanan son gelişmeleri derlemeye devam ediyor: Elma kabuğu ve talaştan biyolojik plastik üretimi, tüm modern yeşil bitkilerin atası keşfi ve Akdeniz adalarına yerleşenlerin kökenine dair bulgular Araştırma Gündemi’nde sizi bekliyor. Tekno Vitrin köşesinde ise sizi yepyeni teknolojilerle buluşturmaya devam ediyoruz: Göz hastalıklarını kontrol eden kontakt lens ile Huawei’nin Apple’a rakip olarak geliştirdiği tablet, bunlardan yalnızca ikisi. Aydınlatma meşalesi Türkiye’nin tek haftalık bilim dergisi HBT olarak bilim ve teknoloji gündemini ve zamansız ama faydalı yazıları sizinle paylaşmaya devam ediyoruz. Amacımız halkı bilimin ışığında aydınlatmaya çalışmak. HBT sizinle var, bu açıdan HBT’ye desteğiniz çok önemli. Unutmadan! 7 Mart Cumartesi saat 17.00’de Bahçeşehir Üniversitesi’nde merak konferans dizimize bir halka daha ekleyeceğiz. Katılım ücretsiz, sizi de bekleriz.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/bilim-kadinlari-dunyayi-kucaklayip-ileri-tasiyor-hepsinin-onu-sonuna-kadar-acilmali">Bilim kadınları dünyayı kucaklayıp ileri taşıyor, hepsinin önü sonuna kadar açılmalı..</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img decoding="async" class="alignright size-medium wp-image-17451" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/03/206-251x300.jpg" alt="" width="251" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/03/206-251x300.jpg 251w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/03/206-856x1024.jpg 856w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/03/206.jpg 1654w" sizes="(max-width: 251px) 100vw, 251px" />8 Mart Emekçi Kadınlar Günü </strong>kutlu olsun. Bu bahaneyle size dünyanın sorunlarını sırtlayarak çözüm arayan, bulan, öneren bilim kadınlarından bir grubu takdim diyoruz bu sayımızda. Bir süredir Türkiye’den çıkmış ama dünya biliminde kendilerine yer açan bilim kadınlarımızın başarılarını kapak bile yapıyoruz. Bunu sürdüreceğiz, dahası ülkemizde de bilime önemli katkılar yapmakta olan kadın bilimcilerimizin de öykülerini de hazırlıyoruz. Ayrıca gelecek sayımızda bir köşemizi üç haftada bir dönüşümlü olarak yazacak 3 kadın yazara – bilimciye ayırıyoruz.</p>
<p>Bu pozitif ayrımcılığımızı her fırsatta sürdüreceğiz&#8230; Çünkü dünyamız cinsiyet eşitsizliği içinde boğuluyor. Bununla ilgili bir de grafiğimiz var, buna göre, bu hızla gidersek cinsiyet eşitliği ancak 100 yıl sonra kapanabilecek.</p>
<p><strong>Doğan Kuban</strong> hocamız, deneyimlerini paylaşmaya ve bizi aydınlatmaya devam ediyor. Bu haftaki yazısında, sanayi devi ülkeler tarafından sömürülmek istemiyorsak, bilimde ve teknolojide üreterek ilerlememiz gerektiğini yeniden gündeme getirdi.. Ya üretim uygarlığına katılacağız ya da üreten ülkelerin kölesi olacağız. Hoca, kapitalist sistemin dünyada teklediğine de işaret ederek önerilerde bulunuyor.</p>
<p><strong>Erdal Musoğlu</strong> dünyada, bizim henüz düşüncesine, üretimine katılamadığımız temel tıp teknolojilerinde <strong>öne çıkan 5 gelişmeyi</strong> derledi; kanser modellemesinden RNA çözümlemesine kadar dikkate değer çalışmalar söz konusu. Bunlar gelişmelere yön verecekler.</p>
<p><strong>Ata sözü ve sloganla düşünmede başarılıyız</strong></p>
<p><strong>Dr. Sinan Kürkcü</strong>, ilgi çeken yazı dizisine devam ediyor: Yaşamımızın ve Endüstri 4.0’ın bir parçası haline gelen yapay zekânın, toplumsal genel zekâyı nasıl dönüştürebileceğini irdelemeyi sürdürüyor. Yaşamın bağlantısallığı içinde yapay zekanın ve dijital dönüşümün yol açacağı toplumsal değişimler gündemde.</p>
<p><strong>Beslenme</strong> sayfamızda ise gülgiller familyasından armudu inceliyoruz; doğal antioksidan, bağışıklık güçlendirici, kalp ve kemikler için birebir. Ancak çok yememek lazım çünkü tansiyonu düşürüyor. Daha fazla bilgi sayfalarımızda.</p>
<p><strong>Tanol Türkoğlu</strong>, aylık hazırladığı ve giderek çok özgün bir seriye dönüşen <strong>Dijitalem</strong> köşesinde “Dijital Dürüstlük Rolü” başlığını ön plana alarak dijital dünyanın tarihi gelişimi ve güncel haberlerinden yola çıkarak notlarını paylaştı. Türkoğlu, normal köşesinde ise 40 yıl önceki <strong>“Bir toplum felsefi düşünmeden ne kertede yoksunsa, atasözü ve sloganla düşünme o kertede gelişmiş oluyor” </strong>saptamasının günümüzde daha da kök saldığını, ajitasyon aromalı mesajlar başlığı altında değerlendiriyor!</p>
<p>Koronavirüs bir solunum yolu hastalığı ve biz solunum yolumuzu ne kadar iyi tanıyoruz? Bu hafta solunum sistemimizle ilgili ilginç bilgiler paylaşıyoruz; soğuk algınlığına yüzlerce farklı virüsün neden olabileceği, astımın bir dönem psikoterapiyle tedavi edilmesi ve daha nicesi, <strong>Yağmur Kan</strong> derledi. <strong>Mustafa Çetiner</strong>, savaşların askerler üzerindeki ruhsal ve bedensel etkilerini köşesine taşıdı. Koronavirüs günlüğümüz üçüncü sayfada, Vietnam’ın başarısına odaklandık.</p>
<p>Ülkemizin özgün teknoloji fikir üreticisi ve uygulayıcısı, çözüm uzmanı <strong>Ali Akurgal</strong>, Bilim ve Teknoloji Politikaları başlıklı yazısında, 1990’da uluslararası rekabette Ruslar nasıl kırsal bölge için üretilmiş telefon santralı sattıklarını ve kişisel deneyimlerini anlatarak soruyor: <strong>Ulusal teknoloji politikalarımız</strong>ı oluşturmaya sıra gelmedi mi sizce?</p>
<p><strong>Yüzer güneş santralleri yayılıyor</strong></p>
<p><strong>Radyasyon Fizikçisi</strong> <strong>Dr. Yüksel Atakan</strong>, yüzer güneş santrallerinde elektrik üretimi üzerine yazdı: En büyük üreticiler, öneriler ve Türkiye bu konuda hangi noktada… <strong>Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Metin Özenci</strong> ise tüm doktorları ve doktor adaylarını ilgilendiren bir yazı kaleme aldı: Tanıda “<strong>5 Parmak Kuralı”, yitirilmiş hekimlik sanatını geri getirebilir mi</strong>? Bizce tüm doktorlara yayılması gereken bir makale!</p>
<p><strong>İstanbul Kültür Üniversitesi’nden İş Güvenliği Uzmanı (A) Jeofizik Mühendisi Cumhur Gültekin</strong>, “Bina deprem yükü” yazısında önemli bilgiler paylaşarak, bina taşıyıcı sisteminin maruz kalacağı yükler hesaplanırken binanın deprem yükünün de hesaplanması gerektiğinin altını çizdi. <strong>Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Aynur Yongalık</strong> ise hukuka uyum (<em>compliance</em>) kavramı üzerinden hukukun geleceğine kısa bakış atarak bir meslek olarak hukuka uyum yöneticiliğini gündeme taşıdı.</p>
<p><strong>Nilgün Özbaşaran Dede</strong>, bilim dünyasında yaşanan son gelişmeleri derlemeye devam ediyor: Elma kabuğu ve talaştan biyolojik plastik üretimi, tüm modern yeşil bitkilerin atası keşfi ve Akdeniz adalarına yerleşenlerin kökenine dair bulgular <strong>Araştırma Gündemi</strong>’nde sizi bekliyor. <strong>Tekno Vitrin</strong> köşesinde ise sizi yepyeni teknolojilerle buluşturmaya devam ediyoruz: Göz hastalıklarını kontrol eden kontakt lens ile Huawei’nin Apple’a rakip olarak geliştirdiği tablet, bunlardan yalnızca ikisi.</p>
<p><strong>Aydınlatma meşalesi</strong></p>
<p>Türkiye’nin tek haftalık bilim dergisi HBT olarak bilim ve teknoloji gündemini ve zamansız ama faydalı yazıları sizinle paylaşmaya devam ediyoruz. Amacımız halkı bilimin ışığında aydınlatmaya çalışmak. HBT sizinle var, bu açıdan HBT’ye desteğiniz çok önemli.</p>
<p>Unutmadan! 7 Mart Cumartesi saat 17.00’de Bahçeşehir Üniversitesi’nde merak konferans dizimize bir halka daha ekleyeceğiz. Katılım ücretsiz, sizi de bekleriz.</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-17386" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/03/hbt5-300x150.png" alt="" width="650" height="325" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/03/hbt5-300x150.png 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/03/hbt5.png 1024w" sizes="(max-width: 650px) 100vw, 650px" /></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/bilim-kadinlari-dunyayi-kucaklayip-ileri-tasiyor-hepsinin-onu-sonuna-kadar-acilmali">Bilim kadınları dünyayı kucaklayıp ileri taşıyor, hepsinin önü sonuna kadar açılmalı..</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">17454</post-id>	</item>
		<item>
		<title>HBT Dergi 206. Sayı – 6 Mart 2020</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/dergi-sayilari/hbt-dergi-206-sayi-6-mart-2020</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2020 13:00:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dergi Sayıları]]></category>
		<category><![CDATA[bilim kadınları]]></category>
		<category><![CDATA[demans]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[güncel tıp]]></category>
		<category><![CDATA[güneş enerjisi]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[mitokondri]]></category>
		<category><![CDATA[solunum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=17450</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyayı değiştiren kadınlar çoğalıyor Temel tıp teknolojilerinde 5 önemli gelişme &#8211; Erdal Musoğlu Yüzer güneş santrallerinde elektrik üretimi &#8211; Yüksel Atakan Koronavirüsle mücadelede en başarılı ülke Vietnam Tümel geri kalmışlık aşaması &#8211; Doğan Kuban Ajitasyon aromalı mesajlar &#8211; Tanol Türkoğlu Bilim ve teknoloji politikaları &#8211; Ali Akurgal Asker kalbi &#8211; Mustafa Çetiner Dijitalem: Dijital dürüstlük ödülü Alışkanlıklarda küçük değişiklikler büyük yararlar (7): Çoğu insan yanlış soluk alıp veriyor.. Doğrusu ne? Mitokondriler şaşırtıcı şekilde hareketliler Elma kabuğu ve talaştan biyolojik plastik Tüm modern yeşil bitkilerin atası bulundu Akdeniz adalarına yerleşenler Asya, İran ve Kuzey Afrika kökenli Türler arası melezleşme sanılandan çok daha eski 10 milyon Avrupalı demans hastası! Siyasi görüşlerin sizi körleştirmesine izin vermeyin! Bina deprem yükü &#8211; Cumhur Gültekin Tanı’da “5 Parmak Kuralı” yitirilmiş hekimlik sanatını geri getirebilir &#8211; Metin Özenci Marsel Meşulam ve Harvard tıp anıları &#8211; Coşkun Özdemir &#8220;Hukuka uyum&#8221; (compliance) &#8220;süper kahramanlar&#8221; ile meslekleşiyor.. &#8211; Aynur Yongalık Yapay zekâ, toplumsal genel zekâyı nasıl dönüştürebilir? (2) &#8211; Sinan Kürkcü Armudun iyisini herkes yemeli! Solunum sistemi ile ilgili ilginç bilgiler Adını Metallica’dan alan yeni bir tür Hayatta kalmak için oksijene ihtiyaç duymayan hayvan Sayılarımıza ulaşmak için tıklayınız</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/dergi-sayilari/hbt-dergi-206-sayi-6-mart-2020">HBT Dergi 206. Sayı – 6 Mart 2020</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright size-medium wp-image-17451" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/03/206-251x300.jpg" alt="" width="251" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/03/206-251x300.jpg 251w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/03/206-856x1024.jpg 856w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/03/206.jpg 1654w" sizes="auto, (max-width: 251px) 100vw, 251px" />Dünyayı değiştiren kadınlar çoğalıyor<br />
Temel tıp teknolojilerinde 5 önemli gelişme &#8211; Erdal Musoğlu<br />
Yüzer güneş santrallerinde elektrik üretimi &#8211; Yüksel Atakan<br />
Koronavirüsle mücadelede en başarılı ülke Vietnam<br />
Tümel geri kalmışlık aşaması &#8211; Doğan Kuban<br />
Ajitasyon aromalı mesajlar &#8211; Tanol Türkoğlu<br />
Bilim ve teknoloji politikaları &#8211; Ali Akurgal<br />
Asker kalbi &#8211; Mustafa Çetiner<br />
Dijitalem: Dijital dürüstlük ödülü<br />
Alışkanlıklarda küçük değişiklikler büyük yararlar (7): Çoğu insan yanlış soluk alıp veriyor.. Doğrusu ne?<br />
Mitokondriler şaşırtıcı şekilde hareketliler<br />
Elma kabuğu ve talaştan biyolojik plastik<br />
Tüm modern yeşil bitkilerin atası bulundu<br />
Akdeniz adalarına yerleşenler Asya, İran ve Kuzey Afrika kökenli<br />
Türler arası melezleşme sanılandan çok daha eski<br />
10 milyon Avrupalı demans hastası!<br />
Siyasi görüşlerin sizi körleştirmesine izin vermeyin!<br />
Bina deprem yükü &#8211; Cumhur Gültekin<br />
Tanı’da “5 Parmak Kuralı” yitirilmiş hekimlik sanatını geri getirebilir &#8211; Metin Özenci<br />
Marsel Meşulam ve Harvard tıp anıları &#8211; Coşkun Özdemir<br />
&#8220;Hukuka uyum&#8221; (compliance) &#8220;süper kahramanlar&#8221; ile meslekleşiyor.. &#8211; Aynur Yongalık<br />
Yapay zekâ, toplumsal genel zekâyı nasıl dönüştürebilir? (2) &#8211; Sinan Kürkcü<br />
Armudun iyisini herkes yemeli!<br />
Solunum sistemi ile ilgili ilginç bilgiler<br />
Adını Metallica’dan alan yeni bir tür<br />
Hayatta kalmak için oksijene ihtiyaç duymayan hayvan</p>
<p><a href="https://abonelik.herkesebilimteknoloji.com/">Sayılarımıza ulaşmak için tıklayınız</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/dergi-sayilari/hbt-dergi-206-sayi-6-mart-2020">HBT Dergi 206. Sayı – 6 Mart 2020</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">17450</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kediler dünyayı nasıl ele geçirdi?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/yasam/kediler-dunyayi-nasil-ele-gecirdi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Jan 2019 12:20:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Bilimleri]]></category>
		<category><![CDATA[antik dönem]]></category>
		<category><![CDATA[dna]]></category>
		<category><![CDATA[eski mısır]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>
		<category><![CDATA[mitokondri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=12678</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’deki kedilerin kökeni Mısır’a dayanıyor Antik dönemlerde yaşamış kedilerin DNA’larının ilk kez geniş çapta araştırılması sonucu kedilerin Yakın Doğu ve Mısır’ın yanı sıra dünyanın birçok yerinde evcilleştirilmiş olduğu ortaya çıktı. Kediler, internet kültürüne egemen olmadan binlerce yıl önce ilk çiftçiler, denizciler ve hatta Vikingler sayesinde antik Avrasya ve Afrika’ya bile yayılmışlardı. Sonuçları 15 Eylül’de yapılan konferansta açıklanan araştırmada, yaklaşık 15.000 yıl öncesi ile milattan sonra 18. yüzyıl arasında yaşamış 200’den fazla kedinin DNA’sı araştırıldı. Kıbrıs’ta bulunan 9.500 yıllık mezarda da insan iskelet kalıntıları yanında kedi iskeleti kalıntılarının da bulunması, insanlar ile kediler arasındaki ilişkinin tarımın başlangıcına kadar dayandığını gösteriyor. Antik Mısırlıların vahşi kedileri yaklaşık 6.000 yıl önce evcilleştirmiş olması mümkün, sonradan gelen Mısır hanedanları tarafından da milyonlarca kedi mumyalanmış. Eski dönemlerde yaşamış kedilerin genetiği üzerine yapılan önceki araştırmalarda yalnızca üç adet mumyalanmış Mısırlı kedide mitokondriyal DNA (nükleer DNA’ların genelinin aksine yalnızca anneden tarafından gelen DNA) bulunmuştu. Mitokondriyal DNA’lara inceleme Paris’teki Jacques Monod Enstitüsü’nden evrimsel genetikçi Eva-Maria Geigl ve ekibi bu bilgiler üzerinden hareket ederek araştırmayı daha da genişletmek üzere Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’da otuzdan fazla arkeolojik kazı bölgesinden çıkartılan 209 kedi kalıntısının mitokondriyal DNA’sını inceledi. Örnekler, Mezolitik Çağ&#8217;dan (insanların avcı-toplayıcı olarak yaşadığı dönem) 18. yüzyıl arasındaki dönemlere aitti. Geigl, çiftçiliğin ilk başladığı dönemlerde tahıl ambarlarının kemirgen hayvanları çektiğini, vahşi kedilerin de bu nedenle bu bölgelere geldiğini ve kedilerden yarar sağlayan insanların onları evcilleştirmeye karar vermiş olduğunu öne sürüyor. Bundan binlerce yıl sonra Mısır’daki kediler hızla Avrasya’ya ve Afrika’ya yayıldı. Milattan Önce 4. yüzyıl ile Milattan Sonra 4. yüzyıl arasındaki dönemde genellikle Mısırlı kedilerde görülen mitokondriyal köken aynı dönemde Bulgaristan, Türkiye ve Safra Altı Afrika’daki kedilerde de mevcuttu. Deniz yolculukları yapan insanların da aynı şekilde kemirgenleri uzaklaştırmak için kedileri yanlarına aldıklarını öne süren Geigl ve ekibi, kuzey Almanya’da milattan sonra 8. ve 11. yüzyıllar arasında Viking’lerden kalma bir bölgede de bu mitokondriyal DNA’lara sahip kedi iskeletleri buldu. Tekir kediler Boston Massachusetts’teki Harvard Tıp Okulu’nda nüfus genetikçisi Pontus Skoglund, Vikinglerin kedilerin varlığından daha önceden haberdar bile olmadığını belirtirken, Geigl’ın ekibinin mitokondriyal DNA yardımıyla popülasyon dağılımını takip edebilesinden de oldukça etkilendiğini söyledi. Skoglund yine de bir kişinin ataları hakkında en çok bilgiyi nükleer DNA’nın sunabileceği ve bu DNA’nın incelenmesinin kedilerin evcilleştirilmesi ve yayılması ve aynı zamanda vahşi kedilerle ilişkileri üzerine bütün soruları cevaplayabileceği fikrinde. Geigl’ın ekibi, kedilerin tekir olmasına sebep olan nükleer DNA dizilerini de incelemiş, bu mutasyonun Orta Çağ dönemlerine kadar görülmemiş olduğu tespit etmişti. Kedilerin nükleer DNA’ları üzerine araştırmalarını sürdürmek istediklerini söyleyen Geigl, modern kediler üzerine genom araştırmaları için fon bulmanın zor olduğunu belirtti. Sevda Deniz Karali Kaynak: http://www.nature.com/news/how-cats-conquered-the-world-and-a-few-viking-ships-1.20643?WT.ec_id=NEWSDAILY-20160920</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/yasam/kediler-dunyayi-nasil-ele-gecirdi">Kediler dünyayı nasıl ele geçirdi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye’deki kedilerin kökeni Mısır’a dayanıyor</strong></p>
<p>Antik dönemlerde yaşamış kedilerin DNA’larının ilk kez geniş çapta araştırılması sonucu kedilerin Yakın Doğu ve Mısır’ın yanı sıra dünyanın birçok yerinde evcilleştirilmiş olduğu ortaya çıktı.</p>
<p>Kediler, internet kültürüne egemen olmadan binlerce yıl önce ilk çiftçiler, denizciler ve hatta Vikingler sayesinde antik Avrasya ve Afrika’ya bile yayılmışlardı.</p>
<p>Sonuçları 15 Eylül’de yapılan konferansta açıklanan araştırmada, yaklaşık 15.000 yıl öncesi ile milattan sonra 18. yüzyıl arasında yaşamış 200’den fazla kedinin DNA’sı araştırıldı.</p>
<p>Kıbrıs’ta bulunan 9.500 yıllık mezarda da insan iskelet kalıntıları yanında kedi iskeleti kalıntılarının da bulunması, insanlar ile kediler arasındaki ilişkinin tarımın başlangıcına kadar dayandığını gösteriyor. Antik Mısırlıların vahşi kedileri yaklaşık 6.000 yıl önce evcilleştirmiş olması mümkün, sonradan gelen Mısır hanedanları tarafından da milyonlarca kedi mumyalanmış. Eski dönemlerde yaşamış kedilerin genetiği üzerine yapılan önceki araştırmalarda yalnızca üç adet mumyalanmış Mısırlı kedide mitokondriyal DNA (nükleer DNA’ların genelinin aksine yalnızca anneden tarafından gelen DNA) bulunmuştu.</p>
<p><strong>Mitokondriyal DNA’lara inceleme</strong></p>
<p>Paris’teki Jacques Monod Enstitüsü’nden evrimsel genetikçi Eva-Maria Geigl ve ekibi bu bilgiler üzerinden hareket ederek araştırmayı daha da genişletmek üzere Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’da otuzdan fazla arkeolojik kazı bölgesinden çıkartılan 209 kedi kalıntısının mitokondriyal DNA’sını inceledi. Örnekler, Mezolitik Çağ&#8217;dan (insanların avcı-toplayıcı olarak yaşadığı dönem) 18. yüzyıl arasındaki dönemlere aitti.</p>
<p>Geigl, çiftçiliğin ilk başladığı dönemlerde tahıl ambarlarının kemirgen hayvanları çektiğini, vahşi kedilerin de bu nedenle bu bölgelere geldiğini ve kedilerden yarar sağlayan insanların onları evcilleştirmeye karar vermiş olduğunu öne sürüyor.</p>
<p>Bundan binlerce yıl sonra Mısır’daki kediler hızla Avrasya’ya ve Afrika’ya yayıldı. Milattan Önce 4. yüzyıl ile Milattan Sonra 4. yüzyıl arasındaki dönemde genellikle Mısırlı kedilerde görülen mitokondriyal köken aynı dönemde Bulgaristan, Türkiye ve Safra Altı Afrika’daki kedilerde de mevcuttu. Deniz yolculukları yapan insanların da aynı şekilde kemirgenleri uzaklaştırmak için kedileri yanlarına aldıklarını öne süren Geigl ve ekibi, kuzey Almanya’da milattan sonra 8. ve 11. yüzyıllar arasında Viking’lerden kalma bir bölgede de bu mitokondriyal DNA’lara sahip kedi iskeletleri buldu.</p>
<p><strong>Tekir kediler </strong></p>
<p>Boston Massachusetts’teki Harvard Tıp Okulu’nda nüfus genetikçisi Pontus Skoglund, Vikinglerin kedilerin varlığından daha önceden haberdar bile olmadığını belirtirken, Geigl’ın ekibinin mitokondriyal DNA yardımıyla popülasyon dağılımını takip edebilesinden de oldukça etkilendiğini söyledi. Skoglund yine de bir kişinin ataları hakkında en çok bilgiyi nükleer DNA’nın sunabileceği ve bu DNA’nın incelenmesinin kedilerin evcilleştirilmesi ve yayılması ve aynı zamanda vahşi kedilerle ilişkileri üzerine bütün soruları cevaplayabileceği fikrinde.</p>
<p>Geigl’ın ekibi, kedilerin tekir olmasına sebep olan nükleer DNA dizilerini de incelemiş, bu mutasyonun Orta Çağ dönemlerine kadar görülmemiş olduğu tespit etmişti. Kedilerin nükleer DNA’ları üzerine araştırmalarını sürdürmek istediklerini söyleyen Geigl, modern kediler üzerine genom araştırmaları için fon bulmanın zor olduğunu belirtti.</p>
<p><strong>Sevda Deniz Karali</strong></p>
<p><strong>Kaynak: <a href="http://www.nature.com/news/how-cats-conquered-the-world-and-a-few-viking-ships-1.20643?WT.ec_id=NEWSDAILY-20160920">http://www.nature.com/news/how-cats-conquered-the-world-and-a-few-viking-ships-1.20643?WT.ec_id=NEWSDAILY-20160920</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/yasam/kediler-dunyayi-nasil-ele-gecirdi">Kediler dünyayı nasıl ele geçirdi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12678</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İçimizdeki ilkeller ve ölüm eşiğinde yaşamını sürdüren 2 milyar insan</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/icimizdeki-ilkeller-olum-esiginde-yasamini-surduren-2-milyar-insan</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Jul 2017 06:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editör ne diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[ateist]]></category>
		<category><![CDATA[burs]]></category>
		<category><![CDATA[çağdaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital abonelik]]></category>
		<category><![CDATA[dna]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[ilkellik]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kafkas]]></category>
		<category><![CDATA[mitokondri]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm eşiği]]></category>
		<category><![CDATA[otomotiv sanayi]]></category>
		<category><![CDATA[prof. dr. bülent epir]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[uygarlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=7154</guid>

					<description><![CDATA[<p>Evet, uygarlık ve çağdaşlık konularını biraz daha derinleştiriyor ve fotoğrafı netleştiriyor Doğan Kuban. Çağdaşlığı ve uygarlığı nasıl tarif edeceğiz: &#8220;Dünya bir kapalı hayvanat bahçesi değil, açık bir insan müzesidir. Bu müzenin insanları, ehli hayvanlar gibi, çağdaş insanlarla birlikte yaşarlar. Çağdaş toplum denen, aslında bu akıl almaz çeşitliliğin yarattığı karmaşadır.&#8221; Şimdi gelin bu müzedeki veya bahçedeki ilkelliklerden mesela Sakarya’da kavga ettiği çalışma arkadaşının karısını ve çocuğunu kaçırıp her ikisini de öldüren iki kişiyi düşünün… Yok yok, mesele sadece o iki kişi mi, 200 milyon kişinin II. Dünya Savaşı’ndan sonra öldürülmesine neden olanlar? Yılda 7 bin kişi ülkemizde ve 1 milyon kişi dünyada trafik kazalarında ölüyor! Yaşasın Otomotiv sanayi! Kuban’ın yazısını kaçırmayın. 76 derecede tüm canlılar ölecek: Ölüm eşiği Camilo Mora ve arkadaşları, son 35 yıl içinde yayınlanan en az 1900 araştırmayı inceleyerek çok önemli saptamalarda bulundu. En önemlisi iklim değişikliğinin öncelikle etkilediği ve 2 milyar insanın yaşadığı bölgelerde “ölüm eşiği” kavramı. Mora, Hawaii’li bilim insanı. Biz Hawaii’yi tatil cenneti, sahil, kum, güneş, palmiye olarak biliriz. Ama iklimin de etkileyeceği bölgelerden biri. Hele deniz seviyesi yükselince… Ölümcül sıcak dalgaları, bir vuruşta en az 70 bin kişiyi götürmüştü. 2010’da Moskova’da 10 bin kişiyi, Fransa’da, Berlin’de&#8230; Türkiye’de “sıcaktan öldü&#8230;” tekil haberlerini biliyoruz. Ama sıcak dalgalarının beyin, kalp krizi ve diğer nedenlere yol açarak kaç bin kişiyi götürdüğünün kayıtları yoktur bizde. Tahran’da geçen yıl 54 derece kaydedildi, bu dünyadaki en yüksek kayıt&#8230; Yanı başımızda ve büyük risk altındayız&#8230; 76 derecede tüm hayat duruyor! Kapsamlı ve çok önemli bir iklimin hayatı nasıl öldüreceği konusunda kapsamlı bir rapor sunuyoruz. Ve biz hiçbir şeye hazır değiliz! HBT’nin sayfalarında haberler arasında dolaşıyoruz: Kilo vermede bilimsel olarak kanıtlanmış en etkili kahvaltılık önerisi var. Bizi de ilgilendiren bir Kafkas bölgesi araştırması: İpek Yolu üzerinde Batı ile Doğu arasında bir köprü olmasına rağmen, “Tam 8.000 yıldır değişim yok gibi, Güney Kafkasya bölgesinde yaşayan halkların eski çağlara ait mitokondriyal DNA’lar incelendiğinde bölgede çok uzun süredir hiç büyük değişimin yaşanmamış olduğu görüldü!” Tabii, bilim yeni bir ufuk buldu kendine: Hücre kümelerinden tek hücre biyolojisine&#8230; Bu alan başlı başına bir dala evriliyor. Tüm sırlar orada! “Ateistler, inançlı kişilerden daha mı zeki”, tartışma yaratacak bir araştırma&#8230;  Bu arada Cem Say Deha Nedir’i, Ali Akurgal bilim ve teknoloji üretiminde eksik halka olarak sanat ve kültür yokluğunu yazıyor. Tanol Türkoğlu “Dijital Para”yı sürdürüyor. Mustafa Çetiner “Yaşam bir turnusol kağıdıdır” yazısını paylaşıyor. Bu arada, ilginç konuları her hafta ileten iki köşenin başlıklarını duyuralım: Bilgi nedir neden bilgiyi ararız ve susayınca ne içmeli? Ve daha onlarca ilginç konuyla bir “sıcak HBT” sizlerle. Unutmayın her Cuma beyin besleme günü ve uğraşımız geleceği kurmaya çalışmak. *** &#160; Prof. Dr. Bülent Epir Bursu ODTÜ Bilgisayar Bölümü mezunlarından yazarımız Tanol Türkoğlu’nun öncülüğüyle, bölüm kurucusu Prof. Dr. Bülent Epir adına 42 adet “HBT Dijital Abonelik Bursu” oluşturuldu. Lise ve üniversite öğrencileri başvuruyor. Derginin iç sayfalarında ayrıntıları bulacaksınız&#8230; Gelecek sayıya kadar sevgiyle kalın.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/icimizdeki-ilkeller-olum-esiginde-yasamini-surduren-2-milyar-insan">İçimizdeki ilkeller ve ölüm eşiğinde yaşamını sürdüren 2 milyar insan</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Evet, uygarlık ve çağdaşlık konularını biraz daha derinleştiriyor ve fotoğrafı netleştiriyor <strong>Doğan Kuban</strong>. Çağdaşlığı ve uygarlığı nasıl tarif edeceğiz: <em>&#8220;Dünya bir kapalı hayvanat bahçesi değil, açık bir insan müzesidir. Bu müzenin insanları, ehli hayvanlar gibi, çağdaş insanlarla birlikte yaşarlar. Çağdaş toplum denen, aslında bu akıl almaz çeşitliliğin yarattığı karmaşadır.&#8221;</em></p>
<p><strong>Şimdi gelin bu müzedeki veya bahçedeki ilkelliklerden mesela Sakarya’da kavga ettiği çalışma arkadaşının karısını ve çocuğunu kaçırıp her ikisini de öldüren iki kişiyi düşünün…</strong></p>
<p><strong>Yok yok, mesele sadece o iki kişi mi, 200 milyon kişinin II. Dünya Savaşı’ndan sonra öldürülmesine neden olanlar? Yılda 7 bin kişi ülkemizde ve 1 milyon kişi dünyada trafik kazalarında ölüyor! Yaşasın Otomotiv sanayi! </strong></p>
<p>Kuban’ın yazısını kaçırmayın.</p>
<p><strong>76 derecede tüm canlılar ölecek: Ölüm eşiği</strong></p>
<p><strong>Camilo Mora</strong> ve arkadaşları, son 35 yıl içinde yayınlanan en az 1900 araştırmayı inceleyerek çok önemli saptamalarda bulundu. En önemlisi iklim değişikliğinin öncelikle etkilediği ve 2 milyar insanın yaşadığı bölgelerde “<strong>ölüm eşiği</strong>” kavramı.</p>
<p>Mora, Hawaii’li bilim insanı. Biz Hawaii’yi tatil cenneti, sahil, kum, güneş, palmiye olarak biliriz. Ama iklimin de etkileyeceği bölgelerden biri. Hele deniz seviyesi yükselince…</p>
<p>Ölümcül sıcak dalgaları, bir vuruşta en az 70 bin kişiyi götürmüştü. 2010’da Moskova’da 10 bin kişiyi, Fransa’da, Berlin’de&#8230; Türkiye’de “sıcaktan öldü&#8230;” tekil haberlerini biliyoruz. Ama sıcak dalgalarının beyin, kalp krizi ve diğer nedenlere yol açarak kaç bin kişiyi götürdüğünün kayıtları yoktur bizde.</p>
<p>Tahran’da geçen yıl 54 derece kaydedildi, bu dünyadaki en yüksek kayıt&#8230; Yanı başımızda ve büyük risk altındayız&#8230; 76 derecede tüm hayat duruyor! Kapsamlı ve çok önemli bir iklimin hayatı nasıl öldüreceği konusunda kapsamlı bir rapor sunuyoruz. Ve biz hiçbir şeye hazır değiliz!</p>
<p>HBT’nin sayfalarında haberler arasında dolaşıyoruz: Kilo vermede bilimsel olarak kanıtlanmış <strong>en etkili kahvaltılık</strong> önerisi var. Bizi de ilgilendiren bir Kafkas bölgesi araştırması: İpek Yolu üzerinde Batı ile Doğu arasında bir köprü olmasına rağmen, “<strong>Tam 8.000 yıldır değişim yok gibi, Güney Kafkasya bölgesinde yaşayan halkların eski çağlara ait mitokondriyal DNA’lar incelendiğinde bölgede çok uzun süredir hiç büyük değişimin yaşanmamış olduğu görüldü!”</strong></p>
<p>Tabii, bilim yeni bir ufuk buldu kendine: Hücre kümelerinden tek hücre biyolojisine&#8230; Bu alan başlı başına bir dala evriliyor. Tüm sırlar orada! “<strong>Ateistler, inançlı kişilerden daha mı zeki”, </strong>tartışma yaratacak bir araştırma&#8230;  Bu arada <strong>Cem Say</strong> Deha Nedir’i, <strong>Ali Akurgal</strong> bilim ve teknoloji üretiminde eksik halka olarak sanat ve kültür yokluğunu yazıyor. <strong>Tanol Türkoğlu</strong> “Dijital Para”yı sürdürüyor. <strong>Mustafa Çetiner</strong> “Yaşam bir turnusol kağıdıdır” yazısını paylaşıyor.</p>
<p>Bu arada, ilginç konuları her hafta ileten iki köşenin başlıklarını duyuralım: Bilgi nedir neden bilgiyi ararız ve susayınca ne içmeli? Ve daha onlarca ilginç konuyla bir “sıcak HBT” sizlerle.</p>
<p>Unutmayın her Cuma beyin besleme günü ve uğraşımız geleceği kurmaya çalışmak.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Prof. Dr. Bülent Epir Bursu</strong></p>
<p>ODTÜ Bilgisayar Bölümü mezunlarından yazarımız Tanol Türkoğlu’nun öncülüğüyle, bölüm kurucusu Prof. Dr. Bülent Epir adına <strong>42 </strong>adet “HBT Dijital Abonelik Bursu” oluşturuldu. Lise ve üniversite öğrencileri başvuruyor. Derginin iç sayfalarında ayrıntıları bulacaksınız&#8230;</p>
<p>Gelecek sayıya kadar sevgiyle kalın.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/icimizdeki-ilkeller-olum-esiginde-yasamini-surduren-2-milyar-insan">İçimizdeki ilkeller ve ölüm eşiğinde yaşamını sürdüren 2 milyar insan</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7154</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Mitokondrisi bende kaldı</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/hande-ozdinler/mitokondrisi-bende-kaldi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hande Özdinler]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Aug 2016 10:31:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hande Özdinler]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[dna]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[mitokondri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=3431</guid>

					<description><![CDATA[<p>Annem vefat etti, onu yıkadık, pakladık, demir tabuta koyup Türkiye’ye uçakla getirdik. Oğlunun üstüne, eşinin yanına, toprağın içine sanki bir tohum eker gibi nazikçe, dualarla bıraktık. Bir ömür bitti, annem gitti&#8230; Ama annemin mitokondrisi bende kaldı. Benim hücremde, benim her hücremde annemin mitokondrisi var. Her nefes alışımda, her kalp atışımda, her elimi uzatışımda, her düşüncemin başlangıcında, ne için enerji harcıyorsa bu vücudum işte orda annemin mitokondrisi var. Annem gitti belki ama mitokondrisi bende kaldı&#8230; Enerji santrali, kaynağı anne İnsanın başlangıcı olan o ilk iki hücrenin yumurta olanı büyük ve zengindir. İçinde bir hücrenin yaşaması, çoğalması, değişmesi için gerekli olan her şeye ve bir ömür gerekli olacak enerjiyi üretecek mitokondriye de sahiptir. Mitokondri, hücreye enerji veren, canlı olmasının temelini sağlayan organeldir ve babadan değil, anneden gelir. Anne her çocuğuna enerjisini verir, enerji üretme mekanizmasını verir. Harcanan her enerji annenin çocuğuna verdiği mitokondriden gelir. Dolayısıyla anneler vefat edebilir ama anneler ölmez!!! Biz farkında olmadan annelerimizi gizli bir şifre gibi her hücremizin içinde taşırız. Annemiz vefat etse de bize enerji vermeye devam eder. Ben bunu yazarken ve siz bunu okurken annelerimizin bizlere miras bıraktıkları mitokondrinin ürettiği enerjiyi kullandık farkında mısınız&#8230; En karmaşık yapı Mitokondri hücre içindeki organellerin en karmaşık ve ilginç olanlarından biri. Kendine has DNAsı var, kendine özgü kişiliği var, kendisine has proteinleri var, çalışma mekanizması ve prensibi var. Hem enerji üretir hem hücreyi ölümlerden korur, bölünür, çoğalır, hücre içinde dolaşır, nerede enerji lazım oraya gider. Hücre içinde sanki annemizmiş gibi çalışmaya biz ölünceye kadar devam eder. Ve her kadın mitokondrisini çocuğuna armağan eder, dolayısıyla hayat enerjisi anneden anneye geçer. Bu yüzdendir ki kim nerden gelmiş, kim kimin atası diye insanlık tarihi araştırması yapıldığında erkeğe değil, kadına bakarlar. Analarımızın mitokondri DNA’sına, o DNA’nın nerelere gittiğine, kimlerden kimlere geçtiğine bakarak yaşam enerjisinin haritasını çıkararak bilirler kimiz ve nereden geldik&#8230; Ben bugün laboratuvarımda mikroskopumun başında annemi düşünüyorum. 15 Ağustos sabahı vefat etti annem, elimden bir su tanesi gibi kayıp gitti&#8230; Annem benim vefat etti ama ölmesi mümkün değil, çünkü mitokondrisi bende kaldı&#8230; NOT: Annem Selma Özdinler’in yaptığı hayırseverlikleri devam ettirmek adına 15 Ağustos günü SELMA isimli liseye, annemin de bana verdiği enerjiyi kullanarak uzun bir yol yürüyüp, koşup bağış toplayacağım ve annem adına bağışlayacağım. Eğer katkıda bulunmak isterseniz: https://www.crowdrise.com/remembering-selma-and-helping-selma-high-school Hande Özdinler</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/hande-ozdinler/mitokondrisi-bende-kaldi">Mitokondrisi bende kaldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-3432 alignright" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2016/08/anne-300x229.jpg" alt="anne" width="300" height="229" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2016/08/anne-300x229.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2016/08/anne.jpg 604w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" />Annem vefat etti, onu yıkadık, pakladık, demir tabuta koyup Türkiye’ye uçakla getirdik. Oğlunun üstüne, eşinin yanına, toprağın içine sanki bir tohum eker gibi nazikçe, dualarla bıraktık. Bir ömür bitti, annem gitti&#8230;</p>
<p>Ama annemin mitokondrisi bende kaldı. Benim hücremde, benim her hücremde annemin mitokondrisi var. Her nefes alışımda, her kalp atışımda, her elimi uzatışımda, her düşüncemin başlangıcında, ne için enerji harcıyorsa bu vücudum işte orda annemin mitokondrisi var. Annem gitti belki ama mitokondrisi bende kaldı&#8230;</p>
<p><strong>Enerji santrali, kaynağı anne</strong></p>
<p>İnsanın başlangıcı olan o ilk iki hücrenin yumurta olanı büyük ve zengindir. İçinde bir hücrenin yaşaması, çoğalması, değişmesi için gerekli olan her şeye ve bir ömür gerekli olacak enerjiyi üretecek mitokondriye de sahiptir.</p>
<p>Mitokondri, hücreye enerji veren, canlı olmasının temelini sağlayan organeldir ve babadan değil, anneden gelir. Anne her çocuğuna enerjisini verir, enerji üretme mekanizmasını verir. Harcanan her enerji annenin çocuğuna verdiği mitokondriden gelir.</p>
<p>Dolayısıyla anneler vefat edebilir ama anneler ölmez!!! Biz farkında olmadan annelerimizi gizli bir şifre gibi her hücremizin içinde taşırız. Annemiz vefat etse de bize enerji vermeye devam eder. Ben bunu yazarken ve siz bunu okurken annelerimizin bizlere miras bıraktıkları mitokondrinin ürettiği enerjiyi kullandık farkında mısınız&#8230;</p>
<p><strong>En karmaşık yapı</strong></p>
<p>Mitokondri hücre içindeki organellerin en karmaşık ve ilginç olanlarından biri. Kendine has DNAsı var, kendine özgü kişiliği var, kendisine has proteinleri var, çalışma mekanizması ve prensibi var. Hem enerji üretir hem hücreyi ölümlerden korur, bölünür, çoğalır, hücre içinde dolaşır, nerede enerji lazım oraya gider.</p>
<p>Hücre içinde sanki annemizmiş gibi çalışmaya biz ölünceye kadar devam eder. Ve her kadın mitokondrisini çocuğuna armağan eder, <strong>dolayısıyla hayat enerjisi anneden anneye geçer</strong>.</p>
<p>Bu yüzdendir ki kim nerden gelmiş, kim kimin atası diye insanlık tarihi araştırması yapıldığında erkeğe değil, kadına bakarlar. Analarımızın mitokondri DNA’sına, o DNA’nın nerelere gittiğine, kimlerden kimlere geçtiğine bakarak yaşam enerjisinin haritasını çıkararak bilirler kimiz ve nereden geldik&#8230;</p>
<p>Ben bugün laboratuvarımda mikroskopumun başında annemi düşünüyorum. 15 Ağustos sabahı vefat etti annem, elimden bir su tanesi gibi kayıp gitti&#8230;</p>
<p>Annem benim vefat etti ama ölmesi mümkün değil, çünkü mitokondrisi bende kaldı&#8230;</p>
<p><strong>NOT:</strong></p>
<p>Annem Selma Özdinler’in yaptığı hayırseverlikleri devam ettirmek adına 15 Ağustos günü SELMA isimli liseye, annemin de bana verdiği enerjiyi kullanarak uzun bir yol yürüyüp, koşup bağış toplayacağım ve annem adına bağışlayacağım. Eğer katkıda bulunmak isterseniz:</p>
<p><a href="https://www.crowdrise.com/remembering-selma-and-helping-selma-high-school">https://www.crowdrise.com/remembering-selma-and-helping-selma-high-school</a></p>
<p><strong>Hande Özdinler</strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/hande-ozdinler/mitokondrisi-bende-kaldi">Mitokondrisi bende kaldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3431</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
