<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>elon musk arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/elon-musk/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/elon-musk</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Wed, 19 Mar 2025 05:24:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>9 ay uzayda mahsur kalan NASA astronotları, Dünya&#8217;ya geri döndü</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/9-ay-uzayda-mahsur-kalan-nasa-astronotlari-dunyaya-geri-dondu</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Sarıcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Mar 2025 09:20:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fizik ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Boeing]]></category>
		<category><![CDATA[Donald Trump]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[elon musk]]></category>
		<category><![CDATA[Florida]]></category>
		<category><![CDATA[ISS]]></category>
		<category><![CDATA[nasa]]></category>
		<category><![CDATA[Starliner]]></category>
		<category><![CDATA[Suni Williams]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=32221</guid>

					<description><![CDATA[<p>9 ay boyunca Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) mahsur kalan iki NASA astronotu Suni Williams ve Barry “Butch” Wilmore, 17 saatlik bir yolcuğun ardından Dünya’ya dönüş yaptı. Normalde birkaç gün sürmesi planlanan görev kapsamında Starliner uzay aracıyla 9 ay önce havalanan ikili, Boeing’in tasarladığı kapsülün arızası nedeniyle 6 Haziran 2024’ten bu yana ISS’te mahsur kalmıştı. Williams ve Wilmore dahil dört astronotu taşıyan SpaceX Dragon kapsülü Florida kıyılarında suya iniş yaptı. Kapsülde ayrıca NASA astronotu Nicholas Hague’un yanı sıra Rus kozmonot Aleksandr Gorbunov da bulunuyordu. Siyasete malzeme oldu NASA yetkilisi, Florida’ya iniş için hava koşullarının &#8220;elverişli&#8221; olacağını kaydetmiş, astronot Hague ise “Crew-9 eve dönüyor,” ifadelerini kullanmıştı. SpaceX&#8217;in kurucusu ve Donald Trump&#8217;ın sağ kolu Elon Musk, Williams ve Wilmore’un uzayda bu kadar uzun süre kalmasının “Biden’ın suçu” olduğunu iddia etmiş, Trump ise bu ikiliyi Dünya’ya döndürmeyi “özel bir kurtarma görevi” olarak göstermeye çalışmıştı. NASA&#8217;nın ticari mürettebat programının bir parçası olarak geliştirilen Boeing&#8217;in Starliner kapsülünün geleceği ise belirsizliğini koruyor. Görseller: NASA Kaynak</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/9-ay-uzayda-mahsur-kalan-nasa-astronotlari-dunyaya-geri-dondu">9 ay uzayda mahsur kalan NASA astronotları, Dünya&#8217;ya geri döndü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>9 ay boyunca Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) mahsur kalan iki NASA astronotu Suni Williams ve Barry “Butch” Wilmore, 17 saatlik bir yolcuğun ardından Dünya’ya dönüş yaptı.</p>
<p>Normalde birkaç gün sürmesi planlanan görev kapsamında Starliner uzay aracıyla 9 ay önce havalanan ikili, Boeing’in tasarladığı kapsülün arızası nedeniyle 6 Haziran 2024’ten bu yana ISS’te mahsur kalmıştı.</p>
<p>Williams ve Wilmore dahil dört astronotu taşıyan SpaceX Dragon kapsülü Florida kıyılarında suya iniş yaptı. Kapsülde ayrıca NASA astronotu Nicholas Hague’un yanı sıra Rus kozmonot Aleksandr Gorbunov da bulunuyordu.</p>
<div id="attachment_32229" style="width: 740px" class="wp-caption aligncenter"><img fetchpriority="high" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-32229" class="wp-image-32229 size-large" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/03/nhq202503180003-1024x682.jpg" alt="" width="730" height="486" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/03/nhq202503180003-1024x682.jpg 1024w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/03/nhq202503180003-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 730px) 100vw, 730px" /><p id="caption-attachment-32229" class="wp-caption-text">Kapsülün, Florida yakınlarında suya iniş anı (NASA/Keegan Barber)</p></div>
<h4><strong>Siyasete malzeme oldu</strong></h4>
<p>NASA yetkilisi, Florida’ya iniş için hava koşullarının &#8220;elverişli&#8221; olacağını kaydetmiş, astronot Hague ise “Crew-9 eve dönüyor,” ifadelerini kullanmıştı.</p>
<p>SpaceX&#8217;in kurucusu ve Donald Trump&#8217;ın sağ kolu Elon Musk, Williams ve Wilmore’un uzayda bu kadar uzun süre kalmasının “Biden’ın suçu” olduğunu iddia etmiş, Trump ise bu ikiliyi Dünya’ya döndürmeyi “özel bir kurtarma görevi” olarak göstermeye çalışmıştı.</p>
<p>NASA&#8217;nın ticari mürettebat programının bir parçası olarak geliştirilen Boeing&#8217;in Starliner kapsülünün geleceği ise belirsizliğini koruyor.</p>
<p><em>Görseller: NASA</em></p>
<p><a href="https://www.theguardian.com/science/2025/mar/18/nasa-astronauts-iss-spacex-dragon-capsule-return-time-sunita-williams-barry-wilmore" target="_blank" rel="noopener">Kaynak</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/9-ay-uzayda-mahsur-kalan-nasa-astronotlari-dunyaya-geri-dondu">9 ay uzayda mahsur kalan NASA astronotları, Dünya&#8217;ya geri döndü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">32221</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Dijital yılana sarılmak</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/tanol-turkoglu/dijital-yilana-sarilmak</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tanol Türkoglu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 May 2023 11:46:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tanol Türkoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar mühendisliği]]></category>
		<category><![CDATA[bill gates]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[dijitalem]]></category>
		<category><![CDATA[elon musk]]></category>
		<category><![CDATA[twitter]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=29542</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hırsız suçlu elbette ama son Twitter örneği bize ortalama bir insanın ne kadar açgözlü olabileceğini göstermesi açısından da düşündürücü. Demek ki günümüzde pek çok insanın emek harcamadan bir koyup iki almanın yolunu bulduğu anda gözü dönüyor. Olay geçtiğimiz hafta içinde yaşandı. Dünyaca ünlü bazı kişilerin resmi Twitter hesaplarından şuna benzer mesajlar yayınlanmaya başladı: Artık biraz da insanlarla paylaşmaya karar verdim. Gelecek bir saat içinde bana bir bitcoin gönderene ben iki bitcoin göndereceğim. İnandırıcı olsun diye zaman sınırı da belirtilmiş. Bill Gates bir saat diyorsa Elon Musk otuz dakika yazmış. Güya! Sonuç? Altına hücum! Bir kaç saat içinde bir kaç yüz bin dolarlık bitcoin, iki misli kazanma ümidiyle belirtilen bitcoin hesaplarına gönderilmiş! Gidiş o gidiş. Olayın arkasında öncelikle şifre kaptırma gibisinden basit haklama durumu olduğu düşünüldü. Ancak detaylı araştırma sonucunda ortaya Twitter’ın yönetim ekranlarına erişerek, sanki o kişiler mesaj gönderiyormuş gibi yapıldığı tespit edildi. Bunu yapabilecek iki temel kaynak var. Mevcut (ya da eski) bir çalışan. Ya da bilgisayar korsanlığının özel bir alanı olan sosyal mühendislik ile oltaya düşürülen bir çalışan. Mağdur edilen hesapların başında Bill Gates, Elon Musk, Warrn Buffett gibi dünyaca ünlü (ve Karun kadar zengin) kişiler geliyor. Twitter’ın sonraki saatlerde yaptığı incelemeler ve bunumla ilgili paylaşımları gösteriyor ki korsanlar bu hesapların şifrelerini ele geçirmeden, bu hesaplardan mesaj göndermeyi başarmış! Demek ki iç sistemlerde böyle bir imkan var! Net varlığı yedi milyar dolara yaklaşan Twitter’ın başkanı Jack Dorsey isterse, örneğin, Trump’ın ağzından (hesabından) bir Twitter mesajı yayınlayabilir. Ondan sonra ayıkla pirincin taşını! Buna benzer bir başka senaryo da düşünülebilir. Trump yarın başkanlığı beklenmedik bir şekilde kaybettiğinde, başkan olduğum süre boyunca şu şu mesajları ben yazmadım, Twitter insanları benim adıma yazmışlar diyerek mağduru da oynayabilir! Bu çözümün acilen ülkemizde de değerlendirileceğini beklemek saflık olmaz! Tabii batının diliyle “barbar”ca bir tutum sergileyerek topyekun kapatmazsak! İnsanların bu tür mesajlara kanarak ellerindekini kaybetmesinin gerisinde yatan psikoloji nedir? Neden dünya-aleme borcu olduğu halde üçkağıtçı-dalaverecilerin ağına düşüp daha da çok kaybeder? Bu (dijital) açlık nereden geliyor? Belki de işin püf noktası “tembellik” ile ilgilidir. İnsan belki de gereksinimlerini karşılayacak düzeyin altında çalıştığından (yani tembel olduğundan) çevresine borçlanmaya başlıyor. Borcunu ödemek için önünde iki yolu oluyor: Ya çalışacak ya da tembellik yaparken borcu kapatacak. Çalışmanın iyi bir çözüm olmadığı ortada, çünkü zaten çalışmak olsaydı borca batmazdı. Düz tembellik yapmak da borcu kapatmaz. Geriye “yılana sarılmak” kalıyor. Hatta o denli tembel ve yılanperver insanlar olabiliyor ki düzenbaza kaptıracağı parayı bile çevresinden topluyor. Yani mağduriyeti bile satın alıyor. Son Twitter numarasından dolayı para kaptıranların bu iki gruptan hangisine girdiğini ise bilemeyeceğiz? Dijital harisler mi ebedi tembeller mi? Tanol Türkoğlu / tanolturkoglu@gmail.com *Bu yazı, HBT Dergi 226. sayıda yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/tanol-turkoglu/dijital-yilana-sarilmak">Dijital yılana sarılmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hırsız suçlu elbette ama <b>son Twitter örneği</b> bize ortalama bir insanın ne kadar açgözlü olabileceğini göstermesi açısından da düşündürücü. Demek ki günümüzde pek çok insanın emek harcamadan bir koyup iki almanın yolunu bulduğu anda gözü dönüyor. Olay geçtiğimiz hafta içinde yaşandı. Dünyaca ünlü bazı kişilerin <b>resmi Twitter hesaplarından</b> şuna benzer mesajlar yayınlanmaya başladı: Artık biraz da insanlarla paylaşmaya karar verdim. Gelecek bir saat içinde bana bir bitcoin gönderene ben iki bitcoin göndereceğim.</p>
<p>İnandırıcı olsun diye zaman sınırı da belirtilmiş. <b>Bill Gates</b> bir saat diyorsa <b>Elon Musk</b> otuz dakika yazmış. Güya! Sonuç? Altına hücum! Bir kaç saat içinde bir kaç yüz bin dolarlık bitcoin, iki misli kazanma ümidiyle belirtilen bitcoin hesaplarına gönderilmiş! Gidiş o gidiş.</p>
<p>Olayın arkasında öncelikle şifre kaptırma gibisinden basit haklama durumu olduğu düşünüldü. Ancak detaylı araştırma sonucunda ortaya <b>Twitter’ın yönetim ekranlarına</b> erişerek, sanki o kişiler mesaj gönderiyormuş gibi yapıldığı tespit edildi. Bunu yapabilecek iki temel kaynak var. Mevcut (ya da eski) bir çalışan. Ya da bilgisayar korsanlığının özel bir alanı olan sosyal mühendislik ile oltaya düşürülen bir çalışan.</p>
<p>Mağdur edilen hesapların başında <b>Bill Gates, Elon Musk, Warrn Buffett</b> gibi dünyaca ünlü (ve Karun kadar zengin) kişiler geliyor. Twitter’ın sonraki saatlerde yaptığı incelemeler ve bunumla ilgili paylaşımları gösteriyor ki korsanlar bu <b>hesapların şifrelerini ele geçirmeden</b>, bu hesaplardan mesaj göndermeyi başarmış! Demek ki iç sistemlerde böyle bir imkan var! Net varlığı yedi milyar dolara yaklaşan Twitter’ın başkanı <b>Jack Dorsey isterse</b>, örneğin, <b>Trump</b>’ın ağzından (hesabından) bir Twitter mesajı yayınlayabilir. Ondan sonra ayıkla pirincin taşını!</p>
<p>Buna benzer bir başka senaryo da düşünülebilir. Trump yarın başkanlığı beklenmedik bir şekilde kaybettiğinde, başkan olduğum süre boyunca şu şu mesajları <b>ben yazmadım</b>, Twitter insanları benim adıma yazmışlar diyerek mağduru da oynayabilir! Bu çözümün acilen ülkemizde de değerlendirileceğini beklemek saflık olmaz! Tabii batının diliyle <b>“barbar”ca</b> bir tutum sergileyerek topyekun kapatmazsak!</p>
<p>İnsanların bu tür mesajlara kanarak ellerindekini kaybetmesinin gerisinde yatan psikoloji nedir? Neden dünya-aleme borcu olduğu halde <b>üçkağıtçı-dalaverecilerin</b> ağına düşüp daha da çok kaybeder? Bu <b>(dijital) açlık</b> nereden geliyor? Belki de işin püf noktası “tembellik” ile ilgilidir. İnsan belki de gereksinimlerini karşılayacak düzeyin altında çalıştığından (yani tembel olduğundan) çevresine borçlanmaya başlıyor. Borcunu ödemek için önünde iki yolu oluyor: Ya çalışacak ya da tembellik yaparken borcu kapatacak. Çalışmanın iyi bir çözüm olmadığı ortada, çünkü zaten çalışmak olsaydı borca batmazdı. Düz tembellik yapmak da borcu kapatmaz. Geriye <b>“yılana sarılmak”</b> kalıyor.</p>
<p>Hatta o denli tembel ve yılanperver insanlar olabiliyor ki düzenbaza kaptıracağı parayı bile çevresinden topluyor. Yani mağduriyeti bile satın alıyor. Son Twitter numarasından dolayı para kaptıranların bu iki gruptan hangisine girdiğini ise bilemeyeceğiz? Dijital harisler mi ebedi tembeller mi?</p>
<p><strong><span lang="it-IT">Tanol Türkoğlu / <a href="mailto:tanolturkoglu@gmail.com">tanolturkoglu@gmail.com</a></span></strong></p>
<p><em><strong>*Bu yazı, HBT Dergi 226. sayıda yayınlanmıştır.</strong></em></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/tanol-turkoglu/dijital-yilana-sarilmak">Dijital yılana sarılmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">29542</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Elon Musk’tan yeni teknoloji: Zihin okumaya doğru mu?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/elon-musktan-yeni-teknoloji-zihin-okumaya-dogru-mu</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Jul 2019 13:34:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoyaşam]]></category>
		<category><![CDATA[elon musk]]></category>
		<category><![CDATA[felç]]></category>
		<category><![CDATA[Neuralink]]></category>
		<category><![CDATA[nöron]]></category>
		<category><![CDATA[omurilik zedelenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[sinirbilim]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zihin okuma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=14407</guid>

					<description><![CDATA[<p>Elon Musk&#8217;ın sahibi olduğu Neuralink şirketi, nöronların faaliyetlerini tespit edip iletebilecek ultra ince (saç telinden daha ince) bir beyin implantı tasarladığını ve gereken cerrahi operasyon için de bir robot geliştirdiğini duyurdu. Açıklamaya göre, aynı anda 1500 nörondan veri toplayabilen implant, bu verileri kablosuz olarak bilgisayara aktarabiliyor. Şirket, robotun şimdiye dek 19 hayvana bu implantı taktığını ve %87 oranında başarı elde edildiğini açıkladı. Söz konusu teknoloji fareler üzerinde denendi ancak açıklama sırasında muhtemelen dili sürçen Elon Musk, “Bir maymun bilgisayarı beyniyle kontrol edebildi” dedi. Neuralink, sistemin devasa miktarda bilgiyi okuyabileceğini ve iletebileceğini iddia ediyor. Neuralink şirketi Elon Musk, &#8220;yapay zekanın öne geçtiği bir dünyada insanların rekabet edebilmesi yardımcı olmak&#8221; amacıyla 2017 yılında Neuralink&#8217;i kurdu. O zamandan beri şirkete 100 milyon dolar yatırım yaptı. Sırada ne var?  Neuralink, 2020 yılının ikinci çeyreğinde FDA onayını alarak gönüllüler üzerinde testlere başlamayı planlıyor. Gönüllülerin kafataslarında açılacak 8 mm&#8217;lik dört deliğe yerleştirilecek olan implantlar verileri toplayacak, kulak arkasındaki başka bir implant da bu verileri bir bilgisayara gönderecek. Planlanan bu takvim son derece iddialı ve işlerin bu kadar hızlı yürümemesi oldukça muhtemel. Açıklama sırasında Elon Musk daha çok yapay zeka ile insan zekası birleştirmekten bahsederken Neuralink’in baş beyin cerrahı Matthew McDougall, sistemin “sadece tedavisi olmayan ağır hastalıklardan muzdarip kişiler için tasarlandığını” ve omurilik zedelenmesi nedeniyle felç olan insanları hedef alacağını söyledi. Neuralink, resmi onay alabilmek için bu teknolojinin hastalara tam olarak nasıl bir fayda sağlayacığı sorusunu cevaplaması gerekecek. Kaynak: https://www.technologyreview.com/f/613969/elon-musks-neuralink-says-its-nearly-ready-for-the-first-human-volunteers/ </p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/elon-musktan-yeni-teknoloji-zihin-okumaya-dogru-mu">Elon Musk’tan yeni teknoloji: Zihin okumaya doğru mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class="alignright size-medium wp-image-6388" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/05/zihin-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/05/zihin-300x225.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/05/zihin.jpg 800w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />Elon Musk&#8217;ın sahibi olduğu Neuralink şirketi, nöronların faaliyetlerini tespit edip iletebilecek ultra ince (saç telinden daha ince) bir beyin implantı tasarladığını ve gereken cerrahi operasyon için de bir robot geliştirdiğini duyurdu. Açıklamaya göre, aynı anda 1500 nörondan veri toplayabilen implant, bu verileri kablosuz olarak bilgisayara aktarabiliyor. Şirket, robotun şimdiye dek 19 hayvana bu implantı taktığını ve %87 oranında başarı elde edildiğini açıkladı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Söz konusu teknoloji fareler üzerinde denendi ancak açıklama sırasında muhtemelen dili sürçen Elon Musk, “Bir maymun bilgisayarı beyniyle kontrol edebildi” dedi. Neuralink, sistemin devasa miktarda bilgiyi okuyabileceğini ve iletebileceğini iddia ediyor.</span></p>
<p><strong>Neuralink şirketi</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Elon Musk, &#8220;yapay zekanın öne geçtiği bir dünyada insanların rekabet edebilmesi yardımcı olmak&#8221; amacıyla 2017 yılında Neuralink&#8217;i kurdu. O zamandan beri şirkete 100 milyon dolar yatırım yaptı.</span></p>
<p><strong>Sırada ne var? </strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Neuralink, 2020 yılının ikinci çeyreğinde FDA onayını alarak gönüllüler üzerinde testlere başlamayı planlıyor. Gönüllülerin kafataslarında açılacak 8 mm&#8217;lik dört deliğe yerleştirilecek olan implantlar verileri toplayacak, kulak arkasındaki başka bir implant da bu verileri bir bilgisayara gönderecek. Planlanan bu takvim son derece iddialı ve işlerin bu kadar hızlı yürümemesi oldukça muhtemel.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Açıklama sırasında Elon Musk daha çok yapay zeka ile insan zekası birleştirmekten bahsederken Neuralink’in baş beyin cerrahı Matthew McDougall, sistemin “sadece tedavisi olmayan ağır hastalıklardan muzdarip kişiler için tasarlandığını” ve omurilik zedelenmesi nedeniyle felç olan insanları hedef alacağını söyledi. Neuralink, resmi onay alabilmek için bu teknolojinin hastalara tam olarak nasıl bir fayda sağlayacığı sorusunu cevaplaması gerekecek.</span></p>
<p><strong>Kaynak: <a href="https://www.technologyreview.com/f/613969/elon-musks-neuralink-says-its-nearly-ready-for-the-first-human-volunteers/">https://www.technologyreview.com/f/613969/elon-musks-neuralink-says-its-nearly-ready-for-the-first-human-volunteers/</a> </strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/elon-musktan-yeni-teknoloji-zihin-okumaya-dogru-mu">Elon Musk’tan yeni teknoloji: Zihin okumaya doğru mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14407</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Mars’a gider misiniz?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/marsa-gider-misiniz</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Dec 2018 14:00:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editör ne diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[dijital kültür]]></category>
		<category><![CDATA[elon musk]]></category>
		<category><![CDATA[mars]]></category>
		<category><![CDATA[mars projesi]]></category>
		<category><![CDATA[nasa]]></category>
		<category><![CDATA[uydu]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=12288</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mars’a ilk önce tabii astronotlar ayak basacak. Eğer olağanüstü bir şey olmazsa dünyamızda (mesela bir dünya savaşı vb.), Mars’a seyahat bu kadar kesin yani! Çünkü bütün bilimsel hazırlıklar bu yolculuğa yönelik. Öyle ki NASA, Mars’a yolculukla ilgili hazırlık çalışmalarının bir kısmını özel şirketlere açtı. Bu konuda yeterliğini kanıtlayan 20 kadar şirket bazı projeleri üstlenip hazır hale getirecek&#8230; Mars’a yolculuk fikri uzun yıllardır ciddi bir şekilde tartışılıyor. Biliyorsunuz, böyle muazzam bir işin gerçekleştirilmesi için uzun uzun düşünceler tartışılır, fikri olgunluk yaratılır. Bu tartışma sırasında da uzman bilim insanları, mühendisler tartışılan fikirlerin olabilirliğini çalışırlar, test ederler. Büyük proje gelişir, planlanır&#8230; Mars’a insan yerleşimlerinin neredeyse tüm illüstrasyonları hazır! Bu arada tabii ki Mars’ın özellikleri, orada nasıl yaşanabileceğine dair araştırmalar da tüm bunlarla at başı gitti. Mars’ın yörüngesinde dolaşıldı, proje olgunluk aşamasına geldi ve Mars aracı başarıyla indirildi. Araç, sayısız bilimsel deney yapmaya ve veri toplamaya başladı. Şüphesiz Mars’a yolculuk hayallerinin tarihi 19. yüzyıla kadar gider. Ama biz oraya fazla gitmeden bugüne baktığımızda, çok sayıda ülkenin Mars Projesi ile ilgili olduğunu görürüz: ABD, Rusya, Çin, Hindistan, Avusturya, tabii ki Avrupa Birliği (Aurora Programı). Bu da aslında Mars yolculuğuna ne kadar büyük önem verildiğinin ve yolculuğun kaçınılmazlığının bir göstergesi. Sadece ABD, NASA’ya Mars bütçesi olarak 125 milyar Dolar ayırmıştı. Bunun trilyona ulaşması kaçınılmaz. Mars’a yönelik araştırma uçuşları yapıldı. Önce Mars’ın yanından geçen uydular araştırıldı, sonra Mars yörüngesine uydular yerleştirildi. Mars toprağına tekerlekli araçlar indirildi (yürüyen ve sabit araçlar). Son gönderilen InSight’ın onlardan farkı, yeraltını da inceleyecek olması. Özel şirketler de Mars’a gitmeye, en azından çevresinde turistik tur atmaya hazırlanıyor: SpaceX, Amazon (Blue Origin) ve Hollandalı şirket Mars One. Bu şirket yolculuk için kendisine başvuran 200.000 kişi arasından 100 kişiyi seçti bile. 2030&#8217;lu yıllar Mars seyahatlerinin başladığı dönem olarak anılacak gibi gözüküyor. Peki, siz Mars’a bu yolculuklarından birine katılır mısınız? Gazi’yi bir de Kuban’dan okuyun Gazi M. Kemal Atatürk’ü bir de Doğan Kuban’dan okuyalım isterseniz. Milyonlarca gencin yurtdışına gitmenin yollarını aradığı şu günlerde, Atatürk’ün Türk dili ve ulusal kimlik sorunlarının üzerinde neden bu kadar önemle durduğunu anlamamız için yol gösterici bir yazı. Ali Erdemir çalışmalarını 30 yılı aşkın bir süredir Argonne Ulusal Laboratuvarı’nda sürdüren ve önemli buluşlara imza atan bir mühendis. Bilimin ilerlemesi için gösterdiği çabalardan ötürü geçtiğimiz günlerde ABD’nin saygın bilim örgütlerinden biri olan AAAS’nin Seçkin Üyeliği’ne (Fellow) kabul edildi. Kalori yakmak için hareket etmemiz gerektiğini biliyoruz. Peki, ya oturduğumuz yerden kalori yakmamızın bir yolu olsaydı? Rita Urgan’ın derlediği yazıda bunun cevabını bulabilirsiniz. Dr. Engin Celep, kahveye mercek tutarak dünyanın en çok içilen alkolsüz içeceğinin sağlığımıza faydalarını irdeliyor. Klinik çalışmaların da gösterdiği üzere aşırıya kaçmayan bir kahve tüketiminin (günde 3-4 fincan) karaciğer, kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riskini düşürebileceğini okuyacaksınız. Koç Üniversitesi Hastanesi Organ Nakli Merkezi’nden Prof. Dr. Burak Koçak kronik böbrek yetmezliği ve böbrek nakli konusunda yazdı. Araştırma Gündemi’nde Parkinson hastaları için bir hayli önem taşıyan bir kök hücre haberi var. İstanbul Kültür Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Gamze Ertürk beynimizde “ayna nöronlar” olarak adlandırılan nöronları anlattı. Bir tıp kongresi düşünün, dünyanın sayılı önemli kongrelerinden&#8230; Trilyonlarca doların döndüğü devasa bir endüstri, ilaç tekelleri ve bilim insanları&#8230; Peki ya hastalar? Prof. Dr. Mustafa Çetiner Amerikan Hematoloji Derneği’nin yıllık kongresine katılmak için gittiği San Diego’da kongre izlenimlerini aktardı. Yerel seçimler yaklaşırken   “Belediyeciliği rant yaratmaya mahkûm olmaktan kurtarmalıyız” diyen Müfit Akyos yerel seçimler yaklaşırken 3 bölümlük bir yazı serisine başladı. İlk yazı vatandaş ve kentli olmak üzerine. Erdal Musoğlu ise yazısında küresel ısınmaya bağlı felaketlerin, kartopu etkisiyle birbirini tetiklediğini ifade ediyor. Bugüne kadar ayrı ayrı ele alınan felaketlerin topluca değerlendirilince içinden çıkılamayacak bir hal almak üzere! Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Meltem Bilikmen’in çevirisi ile Harvard Üniversitesi’nden psikolog Steven Pinker’in ilginç bir söyleşisini paylaşıyoruz. Genel kanının aksine Pinker’a göre dünyada hayat giderek iyileşiyor. Tanol Türkoğlu, Dijitalem’inde zihin açıcı aforizma ve anekdotlara yer veriyor. Ayrıca yeni bulunan termit kulelerinin neredeyse piramitler kadar eski olduğu bulgusuna ve iyon motorlu ilk uçağın havalanması gibi heyecan verici bilimsel gelişmelere yer veriyoruz. Türkiye’nin haftalık bilim, teknoloji, kültür ve eleştirel düşünce dergisi HBT, sizi her hafta dopdolu ve yenilenen içeriğiyle karşılamak için canla başla çalışıyor. Derginizi satın almaya alıştığınız bayilerde bulamıyor musunuz? Bize bildirin: info@herkesebilimteknoloji.com Sevgiyle kalın. *** HBT KONFERANSI Dijital Kültür ve Yapay Zekâ Konferansı’nda 8 Aralık Cumartesi: Black Mirror Konumuz popüler bir bilim kurgu dizisi olan Black Mirror (Siyah Ayna) üzerine. Bilim kurgudan başlayarak gerçeğe ve geleceğe uzanacağız. Black Mirror dizisi geleceğin toplum ve insan ilişkilerini mi öngörüyor? Bu kurgulardan öğreneceğimiz, kaçınacağımız veya benimseyeceğimiz öngörüler neler olabilir? Prof. Dr. Cem Say ve Tanol Türkoğlu’nun Dijital Kültür ve Yapay Zekâ Konferansı 8 Aralık Cumartesi saat 17:00’de Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Yerleşkesi’nde. Herkese açık ve ücretsiz. Bekliyoruz.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/marsa-gider-misiniz">Mars’a gider misiniz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-12291 alignright" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/12/141s-251x300.jpg" alt="" width="251" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/12/141s-251x300.jpg 251w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/12/141s-856x1024.jpg 856w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/12/141s.jpg 1654w" sizes="(max-width: 251px) 100vw, 251px" />Mars’a ilk önce tabii astronotlar ayak basacak. Eğer olağanüstü bir şey olmazsa dünyamızda (mesela bir dünya savaşı vb.), Mars’a seyahat bu kadar kesin yani! Çünkü bütün bilimsel hazırlıklar bu yolculuğa yönelik. Öyle ki NASA, Mars’a yolculukla ilgili hazırlık çalışmalarının bir kısmını özel şirketlere açtı. Bu konuda yeterliğini kanıtlayan 20 kadar şirket bazı projeleri üstlenip hazır hale getirecek&#8230;</p>
<p>Mars’a yolculuk fikri uzun yıllardır ciddi bir şekilde tartışılıyor.</p>
<p>Biliyorsunuz, böyle muazzam bir işin gerçekleştirilmesi için uzun uzun düşünceler tartışılır, fikri olgunluk yaratılır. Bu tartışma sırasında da uzman bilim insanları, mühendisler tartışılan fikirlerin olabilirliğini çalışırlar, test ederler. Büyük proje gelişir, planlanır&#8230; Mars’a insan yerleşimlerinin neredeyse tüm illüstrasyonları hazır!</p>
<p>Bu arada tabii ki Mars’ın özellikleri, orada nasıl yaşanabileceğine dair araştırmalar da tüm bunlarla at başı gitti. Mars’ın yörüngesinde dolaşıldı, proje olgunluk aşamasına geldi ve Mars aracı başarıyla indirildi. Araç, sayısız bilimsel deney yapmaya ve veri toplamaya başladı.</p>
<p>Şüphesiz Mars’a yolculuk hayallerinin tarihi 19. yüzyıla kadar gider. Ama biz oraya fazla gitmeden bugüne baktığımızda, çok sayıda ülkenin Mars Projesi ile ilgili olduğunu görürüz: ABD, Rusya, Çin, Hindistan, Avusturya, tabii ki Avrupa Birliği (Aurora Programı).</p>
<p>Bu da aslında Mars yolculuğuna ne kadar büyük önem verildiğinin ve yolculuğun kaçınılmazlığının bir göstergesi. Sadece ABD, NASA’ya Mars bütçesi olarak 125 milyar Dolar ayırmıştı. Bunun trilyona ulaşması kaçınılmaz.</p>
<p>Mars’a yönelik araştırma uçuşları yapıldı. Önce Mars’ın yanından geçen uydular araştırıldı, sonra Mars yörüngesine uydular yerleştirildi. Mars toprağına tekerlekli araçlar indirildi (yürüyen ve sabit araçlar). Son gönderilen InSight’ın onlardan farkı, yeraltını da inceleyecek olması.</p>
<p>Özel şirketler de Mars’a gitmeye, en azından çevresinde turistik tur atmaya hazırlanıyor: SpaceX, Amazon (Blue Origin) ve Hollandalı şirket Mars One. Bu şirket yolculuk için kendisine başvuran 200.000 kişi arasından 100 kişiyi seçti bile.</p>
<p>2030&#8217;lu yıllar Mars seyahatlerinin başladığı dönem olarak anılacak gibi gözüküyor.</p>
<p>Peki, siz Mars’a bu yolculuklarından birine katılır mısınız?</p>
<p><strong>Gazi’yi bir de Kuban’dan okuyun</strong></p>
<p>Gazi M. Kemal Atatürk’ü bir de <strong>Doğan Kuban’dan </strong>okuyalım isterseniz. Milyonlarca gencin yurtdışına gitmenin yollarını aradığı şu günlerde, Atatürk’ün Türk dili ve ulusal kimlik sorunlarının üzerinde neden bu kadar önemle durduğunu anlamamız için yol gösterici bir yazı.</p>
<p><strong>Ali Erdemir </strong>çalışmalarını 30 yılı aşkın bir süredir Argonne Ulusal Laboratuvarı’nda sürdüren ve önemli buluşlara imza atan bir mühendis. Bilimin ilerlemesi için gösterdiği çabalardan ötürü geçtiğimiz günlerde ABD’nin saygın bilim örgütlerinden biri olan AAAS’nin Seçkin Üyeliği’ne (Fellow) kabul edildi.</p>
<p>Kalori yakmak için hareket etmemiz gerektiğini biliyoruz. Peki, ya oturduğumuz yerden kalori yakmamızın bir yolu olsaydı? <strong>Rita Urgan’</strong>ın derlediği yazıda bunun cevabını bulabilirsiniz.</p>
<p><strong>Dr. Engin Celep</strong>, kahveye mercek tutarak dünyanın en çok içilen alkolsüz içeceğinin sağlığımıza faydalarını irdeliyor. Klinik çalışmaların da gösterdiği üzere aşırıya kaçmayan bir kahve tüketiminin (günde 3-4 fincan) karaciğer, kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riskini düşürebileceğini okuyacaksınız.</p>
<p>Koç Üniversitesi Hastanesi Organ Nakli Merkezi’nden <strong>Prof. Dr. Burak Koçak</strong> kronik böbrek yetmezliği ve böbrek nakli konusunda yazdı. <strong>Araştırma Gündemi</strong>’nde Parkinson hastaları için bir hayli önem taşıyan bir kök hücre haberi var.</p>
<p><strong>İstanbul Kültür Üniversitesi</strong> Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden <strong>Gamze Ertürk </strong>beynimizde “ayna nöronlar” olarak adlandırılan nöronları anlattı. Bir tıp kongresi düşünün, dünyanın sayılı önemli kongrelerinden&#8230; Trilyonlarca doların döndüğü devasa bir endüstri, ilaç tekelleri ve bilim insanları&#8230; Peki ya hastalar? <strong>Prof. Dr. Mustafa Çetiner</strong> Amerikan Hematoloji Derneği’nin yıllık kongresine katılmak için gittiği San Diego’da kongre izlenimlerini aktardı.</p>
<p><strong>Yerel seçimler yaklaşırken  </strong></p>
<p>“Belediyeciliği rant yaratmaya mahkûm olmaktan kurtarmalıyız” diyen <strong>Müfit Akyos</strong> yerel seçimler yaklaşırken 3 bölümlük bir yazı serisine başladı. İlk yazı vatandaş ve kentli olmak üzerine.</p>
<p><strong>Erdal Musoğlu</strong> ise yazısında küresel ısınmaya bağlı felaketlerin, kartopu etkisiyle birbirini tetiklediğini ifade ediyor. Bugüne kadar ayrı ayrı ele alınan felaketlerin topluca değerlendirilince içinden çıkılamayacak bir hal almak üzere!</p>
<p><strong>Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi</strong>’nden <strong>Meltem Bilikmen’in</strong> çevirisi ile Harvard Üniversitesi’nden psikolog <strong>Steven Pinker’in</strong> ilginç bir söyleşisini paylaşıyoruz. Genel kanının aksine Pinker’a göre dünyada hayat giderek iyileşiyor. <strong>Tanol Türkoğlu</strong>, Dijitalem’inde zihin açıcı aforizma ve anekdotlara yer veriyor.</p>
<p>Ayrıca yeni bulunan termit kulelerinin neredeyse piramitler kadar eski olduğu bulgusuna ve iyon motorlu ilk uçağın havalanması gibi heyecan verici bilimsel gelişmelere yer veriyoruz.</p>
<p>Türkiye’nin haftalık bilim, teknoloji, kültür ve eleştirel düşünce dergisi HBT, sizi her hafta dopdolu ve yenilenen içeriğiyle karşılamak için canla başla çalışıyor.</p>
<p>Derginizi satın almaya alıştığınız bayilerde bulamıyor musunuz? Bize bildirin: <a href="mailto:info@herkesebilimteknoloji.com">info@herkesebilimteknoloji.com</a></p>
<p>Sevgiyle kalın.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p><strong>HBT KONFERANSI</strong></p>
<p>Dijital Kültür ve Yapay Zekâ Konferansı’nda 8 Aralık Cumartesi: <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/konferans-black-mirror-bilim-kurgudan-gercege-gelecege"><strong>Black Mirror</strong></a></p>
<p>Konumuz popüler bir bilim kurgu dizisi olan <strong>Black Mirror</strong> (Siyah Ayna) üzerine. Bilim kurgudan başlayarak gerçeğe ve geleceğe uzanacağız. Black Mirror dizisi geleceğin toplum ve insan ilişkilerini mi öngörüyor? Bu kurgulardan öğreneceğimiz, kaçınacağımız veya benimseyeceğimiz öngörüler neler olabilir?</p>
<p>Prof. Dr. <strong>Cem Say</strong> ve <strong>Tanol Türkoğlu</strong>’nun Dijital Kültür ve Yapay Zekâ Konferansı 8 Aralık Cumartesi saat 17:00’de Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Yerleşkesi’nde. Herkese açık ve ücretsiz. Bekliyoruz.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/marsa-gider-misiniz">Mars’a gider misiniz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12288</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Büyük atılım yılı ve Türkiye için büyük boşluk</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/buyuk-atilim-yili-turkiye-icin-buyuk-bosluk</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Orhan Bursalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Jan 2018 14:03:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Orhan Bursalı]]></category>
		<category><![CDATA[Albert Einstein]]></category>
		<category><![CDATA[atom altı]]></category>
		<category><![CDATA[atom altı parçacığı]]></category>
		<category><![CDATA[CRISPR]]></category>
		<category><![CDATA[cryo-EM]]></category>
		<category><![CDATA[elon musk]]></category>
		<category><![CDATA[Falcon 7]]></category>
		<category><![CDATA[fas]]></category>
		<category><![CDATA[gen makası]]></category>
		<category><![CDATA[genel görelilik]]></category>
		<category><![CDATA[görelilik kuramı]]></category>
		<category><![CDATA[homo sapiens]]></category>
		<category><![CDATA[kafatası]]></category>
		<category><![CDATA[Kriyo-elektron]]></category>
		<category><![CDATA[mağara]]></category>
		<category><![CDATA[mikro]]></category>
		<category><![CDATA[mikroskop]]></category>
		<category><![CDATA[nobel 2017]]></category>
		<category><![CDATA[spacex]]></category>
		<category><![CDATA[wikipedia]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=8859</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün bilimden bahsedeceğim. 2017 müthiş geçti. Bilimsel araştırmalar, buluşlar, tekno gelişmeler fırtına gibi esti. Baş döndürücü. Herkese Bilim Teknoloji, biliyorsunuz haftalık çıkıyor, geçen sayısında geniş bir toparlama yayınladı. Kaçırdıysanız, portaldan dijital tek sayı olarak da satın alabilirsiniz. Bu haftaki dergiyle birlikte geçen yılı toplam değerlendirdiğimde şu gözlemi yapıyorum: Bilgi birikimleri, belirli bir süre içinde önemli bir buluş ve tasarım sıçraması yapıyor ve olağanüstü bir bilgi ve teknolojik araç olarak karşımıza çıkıyor. İvmesi artarak. Geçen birkaç yılın birikimi, gelecek ve sonraki yıllarda daha kısa süreler içinde büyük patlamalarla karşımıza çıkacak. Atom altı düzeyde, kuantum araştırmaları, kuantum bilgisayarları olarak beş yıl içinde dünyanın kullanımına açılacak, tüm hesaplamalar olağanüstü bir hızla gerçekleşecek, bugünkü süper bilgisayarların aylar süresince yaptığını, saatler içinde, gün boyunca yapacak. İlk kuantum haberleşmesi Çin ile Viyana arasında gerçekleştirildi, kimsenin kıramayacağı -tek tek fotonların kullanımına dayanan- bir şifreleme ile. Temel bilim ile teknolojinin bu buluşmasında Çin bir adım önde. Büyük atılım yılı Uzayda en büyük olay, iki nötron yıldızının 130 milyon ışık yılı uzaklıkta çarpışarak kaynaşmasıydı. Astrofizikçiler ve gök bilimciler, çeşitli teleskoplarıyla bu tür büyük olayları izleyebilme konusunda artık kılıçlarını kuşanmış durumda. Bu olay, astrofiziğin en büyük atılım yılı olarak tarihe geçti. Evrenle ilgili bazı modellerin doğruluğu kanıtlandığı gibi, böyle büyük çarpışmaların pek çok ağır elementi doğurduğu ve uzaya saldığı da doğrulanmış oldu. Einstein’in genel görelilik kuramının doğruluğu da bir kez daha test edildi. Nötron yıldızları, büyük yıldız patlamalarından arta kalan maddenin çökmesiyle oluşan, evrenin en küçük ama en yoğun yıldızlarıdır. Bir kaşığa bir milyar ton sığdırdığınızı düşünün… Kendi etrafında dönme hızları da çok büyüktür. 7 adet, dünya benzeri gezegen de keşfedildi. Hepimiz birer uzaylı olarak “Hey başka uzaylılar var mı?” arayışını sürdürüyoruz. Dahi adam Elon Musk uzaya gidip geri gelen roketleriyle, (SpaceX ve Falcon 7) uzaya yapılabilecek sivil geziler için yeni bir dönem başlattı. Geninde bozukluk mu var? Biyolojide olağanüstü gelişmeler yaşandı. Gen makası (CRISPR yöntemi) ile canlıların genleri rahatça kesip çıkartılmaya başlandı. Mesela nadir bir hastalık olan Hunter sendromlu 44 yaşında bir hastanın genomu, CRISPR yöntemiyle başarıyla yeniden düzenlendi ve hastalık kayboldu! Portland’da araştırmacılar, tek hücreden oluşan insan embriyosunu yeniden düzenledi. Kalıtsal hastalıklar ve kusurlu genlerin ortadan kaldırılmasında büyük bir aşama! Ayrıca rahmi taklit eden bir yapay rahim, erken doğanlar için yepyeni ve sağlıklı bir umudu doğurdu… Türkiye bunların hiçbirine hazır değil, ilgisiz ve bilgisiz, olayların tamamen dışındayız. Internet’i bir ahlak bozukluğu olarak gören ve dünyanın bilgisini içeren Wikipedia özgür ansiklopedisini ülkemizde hala yasaklı tutan bir anlayışla gidebileceğimiz yer koca bir boşluktur. Atom altı düzeyde hayata bakış Bilimin dünya çapındaki değiştirici ve yenilikçi gücünün hızla arttığını net olarak gözlemlediğimiz 2017’ye ait önemli keşif ve gelişmelerden bir demet daha. Türkiye’deki siyasetin toz dumanı içinde boğulmayalım, küremiz nereye gidiyor bakalım. Bu haberleri bilimin seçkin mesleki dergilerinden kısaca derledim… Atom altı düzeyde hayat Evrenin ve hayatın hakikati, her türlü maddenin mikro düzeyinde neler olduğunu anlamaktan geçiyor. Mikroskobun keşfiyle, hastalığa neden olan virüsler, bakteriler, hücreler göze görünmeye ve tıp gerçeklik kazanmaya başladı. Yani insanoğlu aletler sayesinde “derin” gözlere, kulaklara kavuştu… Tıpta geçen yılın en önemli icadı ise “Kriyo Elektron Mikroskop” (Cryo-EM) oldu ve 3 geliştiricisine 2017 Kimya Nobel’i verildi. Peki, ne yapıyor? Eksi 150 derece sıcaklıkta, biyolojik parçaları, herhangi bir işleme tabi kılmadan, özgün halleriyle gözlemleme olanağı veriyor. Saydam, en küçük katmanları, ışık ve elektrik geçirgenlikleri, karmaşık moleküllerin birbiriyle girdikleri etkileşimler, anahtar proteinlerin çalışmaları izlenebilir oldu. Bugüne kadar gözlenememiş yapıların atomik çözünürlükleri sayesinde, biyokimyasal ve genetik gözlemlere büyük bir hız kazandırdı. Alzheimer hastalarının beyinlerinde biriken karmaşık ve plak oluşturan fibrillerin yüksek çözünürlüklü modelleri, bu sayede üretildi… Bakın, Cryo-EM daha nelerde devrimci açılımlar getirecek. Soyumuz 100 bin yıl daha geriye Fas’ta bir mağarada eskiden bulunmuş bazı kafataslarının yeniden incelenmesiyle, bazılarının tarihi yeniden belirlendi ve soyumuz Homo sapiens’in ortaya çıkışını 100 bin yıl daha geriye attı: En az 300-330 bin yıl önceden beri varız! Kim bilir belki de daha eskiyiz! Şunu da belirtelim, elektron düzeyindeki incelemeler ve yöntemler geliştikçe, yeni incelemelerle fosiller üzerindeki bilgiler de değişiyor ve yenileniyor. Yeni teknolojiler ve yeni yöntemler! Bir minik aletin büyük başarısı Hazır söz yeni teknolojik aletten açılmışken: Fizikçiler, atom altı parçacıkları gözlemleyebilecekleri küçük bir dedektöre kavuştu ve bu sayede en zor gözlemlenen nötrinoların saçılımlarını saptadı. Böylece, bu amaçla kullanılan devasa donanımlara ihtiyaç kalmadı… Bu neden önemli? En küçük atom parçacıklarının nükleer reaksiyonlarda nasıl otaya çıktığı, dağılıp saçıldığı, birbirini etkilediği ve bu etkileşim sonucu hangi parçacığın neye dönüştüğü konusunda önemli bilgi eksikliği giderilebilecek. Neler oluyor? Özellikle atom altı düzeyde? Evrenin ve hayatın sırları bu sorularda! Araştırmalara açıklık Bilimsel araştırmaların mesleki bilim dergilerinde yayınlanması büyük önem taşır. Böylece araştırmalar bilim dünyasının görüşüne sunulur. Ancak bilimsel araştırmalar arttıkça, önemli bilim dergilerinde yayınlanmaları uzun zaman alıyor ve bu da gelişmelerin hızını engelliyor. Fizikçilerin önemli bir kısmı yıllar önce araştırmalarını anında elektronik arşivlerde yayınlamaya ve eleştirilere açmaya başlamıştı (%70’i). Şimdi de, biyoloji araştırmalarındaki tutuculuk değişiyor. En eski yayıncı bioRxiv arşivinde mikrobiyoloji, hücre biyolojisi ve sinirbilimi araştırmaları boy gösterdi. ABD ve İngiltere bu araştırmaların paylaşımını teşvik etmeye yöneldi. Chan Zuckerberg Girişimi, bioRxiv&#8217;e büyük bir yatırım yaptı ve biyolojinin bu en popüler sunucusunu güçlendirdi. Bazı saygın basılı bilim dergileri, kendisine gönderilen araştırmaların ön versiyonlarının, elektronik arşivlerde de yayınlanmasına izin veriyor. Şimdi her ay biyoloji-tıp ile ilgili en az 1500 araştırma, öncelikle bioRxiv‘de boy gösteriyor. Ama bu alanda araştırmaların özetlerini yayınlayan veri tabanı PubMed&#8217;e her ay kabaca 100.000 yeni makale eklendiğini düşünürsek henüz çok az. Araştırma ve sonuçlarına çok hızlı ulaşım sayesinde, araştırmalar da büyük bir ivme kazanacak. Nitelikli dergilerin kurduğu tekeller de sarsılıyor. *** 2017’deki yenilikler çok çok fazla. Siz en iyisi Herkese Bilim Teknoloji dergisini her hafta izleyin veya portaldan elektronik abonesi olun. Orhan Bursalı *Bu yazı, 1 ve 2 Ocak 2018 tarihli Cumhuriyet Gazetesi, Bilim ve Siyaset köşesinde yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/buyuk-atilim-yili-turkiye-icin-buyuk-bosluk">Büyük atılım yılı ve Türkiye için büyük boşluk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün bilimden bahsedeceğim.</p>
<p>2017 müthiş geçti. Bilimsel araştırmalar, buluşlar, tekno gelişmeler fırtına gibi esti. Baş döndürücü. <strong>Herkese Bilim Teknoloji</strong>, biliyorsunuz haftalık çıkıyor, geçen sayısında geniş bir toparlama yayınladı. Kaçırdıysanız, portaldan <a href="http://www.herkesebilimteknoloji.com/dijital-sayi-satis-sayfasi">dijital tek sayı</a> olarak da satın alabilirsiniz. Bu haftaki dergiyle birlikte geçen yılı toplam değerlendirdiğimde şu gözlemi yapıyorum:</p>
<p>Bilgi birikimleri, belirli bir süre içinde önemli bir buluş ve tasarım sıçraması yapıyor ve olağanüstü bir bilgi ve teknolojik araç olarak karşımıza çıkıyor. İvmesi artarak. Geçen birkaç yılın birikimi, gelecek ve sonraki yıllarda daha kısa süreler içinde büyük patlamalarla karşımıza çıkacak.</p>
<p>Atom altı düzeyde, kuantum araştırmaları, kuantum bilgisayarları olarak beş yıl içinde dünyanın kullanımına açılacak, tüm hesaplamalar olağanüstü bir hızla gerçekleşecek, bugünkü süper bilgisayarların aylar süresince yaptığını, saatler içinde, gün boyunca yapacak. İlk kuantum haberleşmesi Çin ile Viyana arasında gerçekleştirildi, kimsenin kıramayacağı -tek tek fotonların kullanımına dayanan- bir şifreleme ile. Temel bilim ile teknolojinin bu buluşmasında Çin bir adım önde.</p>
<p><strong>Büyük atılım yılı</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-8864" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/01/notsar-300x169.jpg" alt="" width="400" height="225" /></p>
<p>Uzayda en büyük olay, iki nötron yıldızının 130 milyon ışık yılı uzaklıkta çarpışarak kaynaşmasıydı. Astrofizikçiler ve gök bilimciler, çeşitli teleskoplarıyla bu tür büyük olayları izleyebilme konusunda artık kılıçlarını kuşanmış durumda. Bu olay, astrofiziğin en büyük atılım yılı olarak tarihe geçti. Evrenle ilgili bazı modellerin doğruluğu kanıtlandığı gibi, böyle büyük çarpışmaların pek çok ağır elementi doğurduğu ve uzaya saldığı da doğrulanmış oldu. Einstein’in genel görelilik kuramının doğruluğu da bir kez daha test edildi.</p>
<p>Nötron yıldızları, büyük yıldız patlamalarından arta kalan maddenin çökmesiyle oluşan, evrenin en küçük ama en yoğun yıldızlarıdır. Bir kaşığa bir milyar ton sığdırdığınızı düşünün… Kendi etrafında dönme hızları da çok büyüktür.</p>
<p>7 adet, dünya benzeri gezegen de keşfedildi. Hepimiz birer uzaylı olarak “Hey başka uzaylılar var mı?” arayışını sürdürüyoruz. Dahi adam Elon Musk uzaya gidip geri gelen roketleriyle, (SpaceX ve Falcon 7) uzaya yapılabilecek sivil geziler için yeni bir dönem başlattı.</p>
<p><strong>Geninde bozukluk mu var?</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-8865 alignright" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/01/gen-e1515072912313.jpg" alt="" width="400" height="225" /></p>
<p>Biyolojide olağanüstü gelişmeler yaşandı. Gen makası (CRISPR yöntemi) ile canlıların genleri rahatça kesip çıkartılmaya başlandı. Mesela nadir bir hastalık olan Hunter sendromlu 44 yaşında bir hastanın genomu, CRISPR yöntemiyle başarıyla yeniden düzenlendi ve hastalık kayboldu! Portland’da araştırmacılar, tek hücreden oluşan insan embriyosunu yeniden düzenledi. Kalıtsal hastalıklar ve kusurlu genlerin ortadan kaldırılmasında büyük bir aşama! Ayrıca rahmi taklit eden bir yapay rahim, erken doğanlar için yepyeni ve sağlıklı bir umudu doğurdu…</p>
<p><strong>Türkiye bunların hiçbirine hazır değil, ilgisiz ve bilgisiz, olayların tamamen dışındayız. </strong>Internet’i bir ahlak bozukluğu olarak gören ve dünyanın bilgisini içeren Wikipedia özgür ansiklopedisini ülkemizde hala yasaklı tutan bir anlayışla gidebileceğimiz yer koca bir boşluktur.</p>
<p><strong>Atom altı düzeyde hayata bakış</strong></p>
<p>Bilimin dünya çapındaki değiştirici ve yenilikçi gücünün hızla arttığını net olarak gözlemlediğimiz 2017’ye ait önemli keşif ve gelişmelerden bir demet daha. Türkiye’deki siyasetin toz dumanı içinde boğulmayalım, küremiz nereye gidiyor bakalım. Bu haberleri bilimin seçkin mesleki dergilerinden kısaca derledim…</p>
<p><strong>Atom altı düzeyde hayat</strong></p>
<p>Evrenin ve hayatın hakikati, her türlü maddenin mikro düzeyinde neler olduğunu anlamaktan geçiyor. Mikroskobun keşfiyle, hastalığa neden olan virüsler, bakteriler, hücreler göze görünmeye ve tıp gerçeklik kazanmaya başladı. Yani insanoğlu aletler sayesinde “derin” gözlere, kulaklara kavuştu… Tıpta geçen yılın en önemli icadı ise “Kriyo Elektron Mikroskop” (Cryo-EM) oldu ve 3 geliştiricisine 2017 Kimya Nobel’i verildi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-8868" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/01/mor-1024x682.jpg" alt="" width="500" height="334" /></p>
<p>Peki, ne yapıyor? Eksi 150 derece sıcaklıkta, biyolojik parçaları, herhangi bir işleme tabi kılmadan, özgün halleriyle gözlemleme olanağı veriyor. Saydam, en küçük katmanları, ışık ve elektrik geçirgenlikleri, karmaşık moleküllerin birbiriyle girdikleri etkileşimler, anahtar proteinlerin çalışmaları izlenebilir oldu. Bugüne kadar gözlenememiş yapıların atomik çözünürlükleri sayesinde, biyokimyasal ve genetik gözlemlere büyük bir hız kazandırdı. Alzheimer hastalarının beyinlerinde biriken karmaşık ve plak oluşturan fibrillerin yüksek çözünürlüklü modelleri, bu sayede üretildi…</p>
<p>Bakın, Cryo-EM daha nelerde devrimci açılımlar getirecek.</p>
<p><strong>Soyumuz 100 bin yıl daha geriye</strong></p>
<p>Fas’ta bir mağarada eskiden bulunmuş bazı kafataslarının yeniden incelenmesiyle, bazılarının tarihi yeniden belirlendi ve soyumuz Homo sapiens’in ortaya çıkışını 100 bin yıl daha geriye attı: En az 300-330 bin yıl önceden beri varız! Kim bilir belki de daha eskiyiz! Şunu da belirtelim, elektron düzeyindeki incelemeler ve yöntemler geliştikçe, yeni incelemelerle fosiller üzerindeki bilgiler de değişiyor ve yenileniyor. Yeni teknolojiler ve yeni yöntemler!</p>
<p><strong>Bir minik aletin büyük başarısı</strong></p>
<p>Hazır söz yeni teknolojik aletten açılmışken: Fizikçiler, atom altı parçacıkları gözlemleyebilecekleri küçük bir dedektöre kavuştu ve bu sayede en zor gözlemlenen nötrinoların saçılımlarını saptadı. Böylece, bu amaçla kullanılan devasa donanımlara ihtiyaç kalmadı…</p>
<p>Bu neden önemli? En küçük atom parçacıklarının nükleer reaksiyonlarda nasıl otaya çıktığı, dağılıp saçıldığı, birbirini etkilediği ve bu etkileşim sonucu hangi parçacığın neye dönüştüğü konusunda önemli bilgi eksikliği giderilebilecek.</p>
<p>Neler oluyor? Özellikle atom altı düzeyde? Evrenin ve hayatın sırları bu sorularda!</p>
<p><strong>Araştırmalara açıklık</strong></p>
<p>Bilimsel araştırmaların mesleki bilim dergilerinde yayınlanması büyük önem taşır. Böylece araştırmalar bilim dünyasının görüşüne sunulur. Ancak bilimsel araştırmalar arttıkça, önemli bilim dergilerinde yayınlanmaları uzun zaman alıyor ve bu da gelişmelerin hızını engelliyor. Fizikçilerin önemli bir kısmı yıllar önce araştırmalarını anında elektronik arşivlerde yayınlamaya ve eleştirilere açmaya başlamıştı (%70’i). Şimdi de, biyoloji araştırmalarındaki tutuculuk değişiyor. En eski yayıncı bioRxiv arşivinde mikrobiyoloji, hücre biyolojisi ve sinirbilimi araştırmaları boy gösterdi.</p>
<p>ABD ve İngiltere bu araştırmaların paylaşımını teşvik etmeye yöneldi. Chan Zuckerberg Girişimi, bioRxiv&#8217;e büyük bir yatırım yaptı ve biyolojinin bu en popüler sunucusunu güçlendirdi. Bazı saygın basılı bilim dergileri, kendisine gönderilen araştırmaların ön versiyonlarının, elektronik arşivlerde de yayınlanmasına izin veriyor.</p>
<p>Şimdi her ay biyoloji-tıp ile ilgili en az 1500 araştırma, öncelikle bioRxiv‘de boy gösteriyor. Ama bu alanda araştırmaların özetlerini yayınlayan veri tabanı PubMed&#8217;e her ay kabaca 100.000 yeni makale eklendiğini düşünürsek henüz çok az. Araştırma ve sonuçlarına çok hızlı ulaşım sayesinde, araştırmalar da büyük bir ivme kazanacak. Nitelikli dergilerin kurduğu tekeller de sarsılıyor.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>2017’deki yenilikler çok çok fazla. Siz en iyisi <strong>Herkese Bilim Teknoloji</strong> dergisini her hafta izleyin veya portaldan <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/kayit-ol">elektronik abonesi</a> olun.</p>
<p><strong>Orhan Bursalı</strong></p>
<p><strong><em>*Bu yazı, 1 ve 2 Ocak 2018 tarihli Cumhuriyet Gazetesi, Bilim ve Siyaset köşesinde yayınlanmıştır.</em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/orhan-bursali/buyuk-atilim-yili-turkiye-icin-buyuk-bosluk">Büyük atılım yılı ve Türkiye için büyük boşluk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8859</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Duygu mu önde olmalı yoksa akıl mı?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/duygu-mu-onde-olmali-yoksa-akil-mi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jun 2017 05:37:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editör ne diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[akıl]]></category>
		<category><![CDATA[aristoteles]]></category>
		<category><![CDATA[batı]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[burs]]></category>
		<category><![CDATA[cehalet]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital abonelik]]></category>
		<category><![CDATA[doğu]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal zeka]]></category>
		<category><![CDATA[elon musk]]></category>
		<category><![CDATA[EQ]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[mars]]></category>
		<category><![CDATA[odtü]]></category>
		<category><![CDATA[öfke]]></category>
		<category><![CDATA[öfke kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[programlama]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıcılık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=7064</guid>

					<description><![CDATA[<p>Neredeyse 2500 yıl önce yaşayan Aristoteles’in şu sözlerine bakar mısınız: “Herkes öfkelenir. Bu çok kolay. Ama doğru şeye, doğru oranda, doğru zamanda, doğru amaçla ve doğru şekilde öfkelenmek zordur.” Bunu okuyunca 2500 yıllık süreçte, insanoğlu (beyin) ile öfke arasındaki ilişkide acaba niteliksel büyük değişiklikler yaşandı mı, sorusunu haklı olarak yöneltebilirsiniz. Onur sözlerinde öfkeye ilişkin müthiş bir terazi var. Bu terazi, 2500 yıl önce, erken olgunlaşmış veya deha olarak yaşamış bir insanda böyle bir mükemmel çalışıyor. Hayır konumuz Aristoteles değil tabii, beyin, beyin-akıl-yüksek duygusal zeka arasındaki ilişki. Yüksek duygusal zekânın 15 işareti nedir, sizlerde bu işaretlerden kaçı bulunuyor sorularını içeren yazıya, Kıvılcım Kayabalı konuyu bir ana yazıyla tamamladı. Yüksek duygusal zekânın açılımlarını, bir anlamda dengeliyor Kayabalı. Akıl ve duygusal zekânın beyindeki gelişim sırasını, evrimini, bunların hangi sırayla ve hangi öncelik ve ihtiyaçlarla geliştiğini anlatıyor bize. Çok temel şeyler&#8230; Evet, beynimizi tanıyalım. Akıl yürütme, öfke ve diğer dürtüsel ve tepkisel özellikleri “kaynağı”ndan izliyoruz. Acaba diyoruz, öfke dediğimiz tepki, henüz daha yüksek zekâ düzeyine ulaşmadan, insanoğlunun bir zamanlar en önemli hayatta kalma mekanizması olan savunma araçlarından biri miydi? Fakat toplumsal ve zeki insanda keskin kalıntılarını gördüğümüz öfke, ilkel beyin, ilişkilere, insana ve topluma zarar verici işliyor. Veya dünyanın bugünkü rezil politik arenasına ve çıkarlar için tüm insanlığı ateşe atmaya hazır olan politikalara baktığımızda, hayır, henüz ilkelliğin esirleriyiz dememiz gerekiyor. Yüksek duygusal zekâ mı? O bekleyebilir, henüz dünya buna hazır değil, tek tek insanlar bunu kullansın, bizler birbirimizin boğazını, bu kez daha modern araçlarla kesmeyi sürdürmemiz gereken dönemlerdeyiz! Diyoruz ki, bu iki  yazıyı kaçırmayın, kendinizi, çevrenizi, toplumu ve dünyayı kıyaslayarak bir sonuç çıkartın&#8230; Bize biçilen rol Doğan Kuban 91 yaşın keskinliğiyle ve yüksek bir bilinçle, acı bir tabloyu ana hatlarıyla anımsatıyor bize. Doğu ile Batı arasındaki kuşakta yaşayan 1,7 milyarlık Müslüman ahaliye biçilen rol, sömürülmek&#8230; Bakın: “Halkın bir bölümüne sorarsanız, yakında cennet kapısına yaklaşacağız. Diğer bölümü ise kapıyı ne zaman vuracaklar, diye bekliyor. Bu iletişim çağında bu ikilem bir toplumsal anomalidir. Toplumun cahilliği denen olgu, hepimizin gözü önünde olan bir durumu bu denli farklı yorumlamaktır. Bu politik değil, bilgisel ve düşünsel bir sosyal virüs göstergesidir&#8230;” Yazarlarımız, Bozkurt Güvenç, Ali Akurgal, Mustafa Çetiner kendi alanlarıyla ilgili konularda kendileriyle yarışıyor. Bu hafta üstelik Cem Say da “Yaratıcılık programlanabilir mi?” gibi çok temel bir soruyu “otomatik matematikçi” ile başlatıyor. Aynı konuda, ayda bir yazan Erdal Musoğlu “Derin öğrenme” yazısıyla güncel duruma giriyor. Ayrıca Saadet Uğurlu da Stratejik ileteyim yönetimi ve yapay zeka yazısıyla farklı bir açıdan katkıda bulunuyor. Hepsine bu özgün çalışmalarından dolayı teşekkür. 30 dijital abonelik bursu daha Son yılların en önemli üstün teknoloji ve düşünce girişimcilerinden Elon Musk, geliştirdiği teknoloji ve planlarıyla Mars’ta 1000 kişilik bir koloni kurma düşüncesini açıklıyor. Sırada yüzlerce kişi var&#8230; Daha onlarca ilginç yazı ve güncel bilim araştırmaları haberleri, teknoloji vitrini, piyasadaki çocuk bilim kitaplarına bakan bir sayfamız ile haftalık vazgeçilmeziniz HBT ile geleceğe ilerliyoruz. Bu yolda karınca kararınca katkımızın olduğunu hissetmemiz bizi mutlu kılıyor. Tüm okurlarımıza, bize destek veren herkese sevgiler ve teşekkürler&#8230; Uzdilek Dijital Abonelik Bursu’ndan sonra, bu kez ODTÜ Bilgisayar mezunlarından 30 gence yine yıllık dijital abonelik desteği daha geldi. Bunu umarım gelecek sayımızda açıklayacağız. Şimdiden bir ön duyuru yapalım istedik! Gelecek Cuma yine birlikte olmak düşüncesiyle, sevgi ve dostluk diliyoruz.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/duygu-mu-onde-olmali-yoksa-akil-mi">Duygu mu önde olmalı yoksa akıl mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Neredeyse 2500 yıl önce yaşayan Aristoteles’in şu sözlerine bakar mısınız:</p>
<p>“<em>Herkes öfkelenir. Bu çok kolay.</em> <em>Ama doğru şeye, doğru oranda,</em> <em>doğru zamanda, doğru amaçla</em> <em>ve doğru şekilde öfkelenmek zordur.”</em></p>
<p>Bunu okuyunca 2500 yıllık süreçte, insanoğlu (beyin) ile öfke arasındaki ilişkide acaba niteliksel büyük değişiklikler yaşandı mı, sorusunu haklı olarak yöneltebilirsiniz. Onur sözlerinde öfkeye ilişkin müthiş bir terazi var. Bu terazi, 2500 yıl önce, erken olgunlaşmış veya deha olarak yaşamış bir insanda böyle bir mükemmel çalışıyor.</p>
<p>Hayır konumuz Aristoteles değil tabii, beyin, beyin-akıl-yüksek duygusal zeka arasındaki ilişki.</p>
<p>Yüksek duygusal zekânın 15 işareti nedir, sizlerde bu işaretlerden kaçı bulunuyor sorularını içeren yazıya, Kıvılcım Kayabalı konuyu bir ana yazıyla tamamladı. Yüksek duygusal zekânın açılımlarını, bir anlamda dengeliyor Kayabalı. Akıl ve duygusal zekânın beyindeki gelişim sırasını, evrimini, bunların hangi sırayla ve hangi öncelik ve ihtiyaçlarla geliştiğini anlatıyor bize. Çok temel şeyler&#8230; Evet, beynimizi tanıyalım. Akıl yürütme, öfke ve diğer dürtüsel ve tepkisel özellikleri “kaynağı”ndan izliyoruz.</p>
<p>Acaba diyoruz, öfke dediğimiz tepki, henüz daha yüksek zekâ düzeyine ulaşmadan, insanoğlunun bir zamanlar en önemli hayatta kalma mekanizması olan savunma araçlarından biri miydi?</p>
<p>Fakat toplumsal ve zeki insanda keskin kalıntılarını gördüğümüz öfke, ilkel beyin, ilişkilere, insana ve topluma zarar verici işliyor.</p>
<p>Veya dünyanın bugünkü rezil politik arenasına ve çıkarlar için tüm insanlığı ateşe atmaya hazır olan politikalara baktığımızda, <strong><em>hayır, henüz ilkelliğin esirleriyiz</em></strong> dememiz gerekiyor. Yüksek duygusal zekâ mı? O bekleyebilir, henüz dünya buna hazır değil, tek tek insanlar bunu kullansın, bizler birbirimizin boğazını, bu kez daha modern araçlarla kesmeyi sürdürmemiz gereken dönemlerdeyiz!</p>
<p>Diyoruz ki, bu iki  yazıyı kaçırmayın, kendinizi, çevrenizi, toplumu ve dünyayı kıyaslayarak bir sonuç çıkartın&#8230;</p>
<p><strong>Bize biçilen rol</strong></p>
<p>Doğan Kuban 91 yaşın keskinliğiyle ve yüksek bir bilinçle, acı bir tabloyu ana hatlarıyla anımsatıyor bize. Doğu ile Batı arasındaki kuşakta yaşayan 1,7 milyarlık Müslüman ahaliye biçilen rol, sömürülmek&#8230; Bakın: “Halkın bir bölümüne sorarsanız, <strong>yakında cennet kapısına </strong>yaklaşacağız. Diğer bölümü ise kapıyı ne zaman vuracaklar, diye bekliyor. Bu iletişim çağında bu ikilem bir toplumsal anomalidir. <strong>Toplumun cahilliği denen olgu,</strong> hepimizin gözü önünde olan bir durumu bu denli farklı yorumlamaktır. <strong>Bu politik değil, bilgisel ve düşünsel bir sosyal virüs göstergesidir</strong>&#8230;”</p>
<p>Yazarlarımız, <strong>Bozkurt Güvenç, Ali Akurgal, Mustafa Çetiner</strong> kendi alanlarıyla ilgili konularda kendileriyle yarışıyor. Bu hafta üstelik <strong>Cem Say</strong> da “Yaratıcılık programlanabilir mi?” gibi çok temel bir soruyu “otomatik matematikçi” ile başlatıyor. Aynı konuda, ayda bir yazan <strong>Erdal Musoğlu</strong> “Derin öğrenme” yazısıyla güncel duruma giriyor. Ayrıca Saadet Uğurlu da Stratejik ileteyim yönetimi ve yapay zeka yazısıyla farklı bir açıdan katkıda bulunuyor. Hepsine bu özgün çalışmalarından dolayı teşekkür.</p>
<p><strong>30 dijital abonelik bursu daha </strong></p>
<p>Son yılların en önemli üstün teknoloji ve düşünce girişimcilerinden Elon Musk, geliştirdiği teknoloji ve planlarıyla Mars’ta 1000 kişilik bir koloni kurma düşüncesini açıklıyor. Sırada yüzlerce kişi var&#8230;</p>
<p>Daha onlarca ilginç yazı ve güncel bilim araştırmaları haberleri, teknoloji vitrini, piyasadaki çocuk bilim kitaplarına bakan bir sayfamız ile haftalık vazgeçilmeziniz HBT ile geleceğe ilerliyoruz.</p>
<p>Bu yolda karınca kararınca katkımızın olduğunu hissetmemiz bizi mutlu kılıyor. Tüm okurlarımıza, bize destek veren herkese sevgiler ve teşekkürler&#8230;</p>
<p><strong>Uzdilek Dijital Abonelik Bursu</strong>’ndan sonra, bu kez ODTÜ Bilgisayar mezunlarından 30 gence yine yıllık dijital abonelik desteği daha geldi. Bunu umarım gelecek sayımızda açıklayacağız. Şimdiden bir ön duyuru yapalım istedik!</p>
<p>Gelecek Cuma yine birlikte olmak düşüncesiyle, sevgi ve dostluk diliyoruz.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/duygu-mu-onde-olmali-yoksa-akil-mi">Duygu mu önde olmalı yoksa akıl mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7064</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Facebook zihninizi okumanın bir yolunu buldu</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/teknoyasam/facebook-zihninizi-okumanin-bir-yolunu-buldu</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Akurgal]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Apr 2017 09:07:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoyaşam]]></category>
		<category><![CDATA[beyin-bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[Building 8]]></category>
		<category><![CDATA[elon musk]]></category>
		<category><![CDATA[F8 konferansı]]></category>
		<category><![CDATA[facebook]]></category>
		<category><![CDATA[Google Regina Dugan]]></category>
		<category><![CDATA[Kaliforniya]]></category>
		<category><![CDATA[Mark Zuckerberg]]></category>
		<category><![CDATA[Neuralink]]></category>
		<category><![CDATA[San Jose]]></category>
		<category><![CDATA[spacex]]></category>
		<category><![CDATA[Tesla]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zihin okuma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=6220</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Ellerinizi kullanmadan, doğrudan beyninizden yazabilseydiniz ne olurdu?&#8221; Facebook’un gizli araştırma laboratuvarı Building 8&#8217;i yöneten Regina Dugan (aşağıda), Kaliforniya, San Jose&#8217;da her yıl gerçekleşen Facebook F8 konferansında izleyicilere böyle seslendi. Soru mecazi değildi. Facebook aslında şu sıralar tam da bunu yapmayı amaçlayan bir teknoloji geliştiriyor. Facebook parmaklarınıza ihtiyaç duymadan, aklınızdan geçenleri bilgisayar ekranına yazdırması beklenen bir &#8220;beyin-bilgisayar ara yüzü&#8221; üzerinde çalışıyor. Bu teknoloji sensörler kullanarak ne düşündüğünüzü tam olarak okuyabilecek ve onu okunabilir metin haline getirecek. Fikrin o kadar da delice olmadığını iddia eden Dugan, izleyicilere proje deneyleri arasından bir video gösterdi. Bu videoda bir kadın beynine yerleştirilen küçük bir elektrot yardımı ile sadece düşünerek dakikada sekiz kelime yazabiliyordu. Dugan, Facebook&#8217;un birkaç yıl içinde düşünceleri okuyarak, dakika başına 100 kelime yazabilen bir teknoloji hedeflediğini söylüyor ve ekliyor “Rastgele düşüncelerinizi çözmekten bahsetmiyoruz, yalnızca paylaşmak istediğiniz düşünceleri önemsiyoruz.” Ancak Facebook&#8217;un yalnızca paylaşmak istediğiniz düşünceleri çevirdiğinden emin olmak için şirket, beyin aktivitesini yıldırım hızından bile daha iyi algılayacak yeni bir sensör teknolojisi geliştirmeleri gerektiğini de belirtiyor. Beyin okuma teknolojisi henüz çok yeni, ancak proje için 60’ın üzerinde bilim insanı çalışıyor. 2017 Facebook F8 Konferansı Sadece beyin okumayacak, size dokunacak Facebook sadece düşüncelerinizi okumayı planlamıyor. Şirket ayrıca deri yoluyla da insanlarla iletişim kurmak için yeni bir teknoloji geliştiriyor. Bu projedeki amaç ise sesleri beyne gönderilen ve şifrelenmiş frekanslara çevirmek. Böylece siz duymak için kulaklarınızı kullanmayacaksınız. Facebook sizin cildinizi kullanacak. Ancak bu proje ile ilgili henüz hiç detay yok. SpaceX ve Tesla firmalarının CEO’su Elon Musk da beyin okuma teknolojisine destek verenler arasında. Musk, Neuralink adlı beyin-bilgisayar ara yüzü teknolojisi üzerinde çalışan yeni bir girişim ile anlaştı. Henüz halka açık olamayan bu girişimin, insan beynine yerleştirilecek cihazlar yaratmaya odaklandığı ve hedefinin, insan beynini yapay zekâ uygulamaları ile birleştirmek olduğu söyleniyor. Bu teknoloji ile bellek kapasitemiz artabilir ve birçok dijital aygıt ile herhangi bir ara yüze ihtiyaç duymadan doğrudan bağlantı kurabiliriz.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/teknoyasam/facebook-zihninizi-okumanin-bir-yolunu-buldu">Facebook zihninizi okumanın bir yolunu buldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Ellerinizi kullanmadan, doğrudan beyninizden yazabilseydiniz ne olurdu?&#8221;</p>
<p>Facebook’un gizli araştırma laboratuvarı Building 8&#8217;i yöneten Regina Dugan (aşağıda), Kaliforniya, San Jose&#8217;da her yıl gerçekleşen Facebook F8 konferansında izleyicilere böyle seslendi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-11794 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/04/reginaduran-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/04/reginaduran-300x225.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/04/reginaduran.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Soru mecazi değildi. Facebook aslında şu sıralar tam da bunu yapmayı amaçlayan bir teknoloji geliştiriyor.</p>
<p>Facebook parmaklarınıza ihtiyaç duymadan, aklınızdan geçenleri bilgisayar ekranına yazdırması beklenen bir &#8220;beyin-bilgisayar ara yüzü&#8221; üzerinde çalışıyor. Bu teknoloji sensörler kullanarak ne düşündüğünüzü tam olarak okuyabilecek ve onu okunabilir metin haline getirecek.</p>
<p>Fikrin o kadar da delice olmadığını iddia eden Dugan, izleyicilere proje deneyleri arasından bir video gösterdi. Bu videoda bir kadın beynine yerleştirilen küçük bir elektrot yardımı ile sadece düşünerek dakikada sekiz kelime yazabiliyordu.</p>
<p>Dugan, Facebook&#8217;un birkaç yıl içinde düşünceleri okuyarak, dakika başına 100 kelime yazabilen bir teknoloji hedeflediğini söylüyor ve ekliyor “Rastgele düşüncelerinizi çözmekten bahsetmiyoruz, yalnızca paylaşmak istediğiniz düşünceleri önemsiyoruz.”</p>
<p>Ancak Facebook&#8217;un yalnızca paylaşmak istediğiniz düşünceleri çevirdiğinden emin olmak için şirket, beyin aktivitesini yıldırım hızından bile daha iyi algılayacak yeni bir sensör teknolojisi geliştirmeleri gerektiğini de belirtiyor. Beyin okuma teknolojisi henüz çok yeni, ancak proje için 60’ın üzerinde bilim insanı çalışıyor.</p>
<p><strong>2017 Facebook F8 Konferansı</strong></p>
<p><iframe loading="lazy" src="https://www.youtube.com/embed/kCDWKdmwhUI" width="640" height="360" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p>
<p><strong>Sadece beyin okumayacak, size dokunacak </strong></p>
<p>Facebook sadece düşüncelerinizi okumayı planlamıyor. Şirket ayrıca deri yoluyla da insanlarla iletişim kurmak için yeni bir teknoloji geliştiriyor.</p>
<p>Bu projedeki amaç ise sesleri beyne gönderilen ve şifrelenmiş frekanslara çevirmek. Böylece siz duymak için kulaklarınızı kullanmayacaksınız. Facebook sizin cildinizi kullanacak. Ancak bu proje ile ilgili henüz hiç detay yok.</p>
<p>SpaceX ve Tesla firmalarının CEO’su Elon Musk da beyin okuma teknolojisine destek verenler arasında. Musk, Neuralink adlı beyin-bilgisayar ara yüzü teknolojisi üzerinde çalışan yeni bir girişim ile anlaştı. Henüz halka açık olamayan bu girişimin, insan beynine yerleştirilecek cihazlar yaratmaya odaklandığı ve hedefinin, insan beynini yapay zekâ uygulamaları ile birleştirmek olduğu söyleniyor.</p>
<p>Bu teknoloji ile bellek kapasitemiz artabilir ve birçok dijital aygıt ile herhangi bir ara yüze ihtiyaç duymadan doğrudan bağlantı kurabiliriz.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/teknoyasam/facebook-zihninizi-okumanin-bir-yolunu-buldu">Facebook zihninizi okumanın bir yolunu buldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6220</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Saatte 1200 km: Geleceğin treni Avrupa&#8217;ya geliyor</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/teknoyasam/saatte-1200-km-gelecegin-treni-avrupaya-geliyor</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Mar 2017 13:50:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoyaşam]]></category>
		<category><![CDATA[elon musk]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğin treni]]></category>
		<category><![CDATA[htt]]></category>
		<category><![CDATA[hyperloop]]></category>
		<category><![CDATA[Hyperloop Taşımacılık Teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[Hyperloop Transportation Technologies]]></category>
		<category><![CDATA[hyperloop tren]]></category>
		<category><![CDATA[spacex]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=5602</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hyperloop, &#8216;geleceğin treni&#8217; olarak adlandırılıyor. Dubai, Kanada ve Rusya&#8217;daki proje çalışmaları devam eden bu fütüristik kapsül, şimdi de Hyperloop Transportation Technologies (Hyperloop Taşımacılık Teknolojileri) aracılığıyla Fransa&#8217;ya geliyor. Kısaca HTT olarak da bilinen Hyperloop Transportation Technologies, Elon Musk tarafından kurulmuş bir Amerikan araştırma şirketi. Amacı, Hyperloop tren konseptini temel alan bir ulaşım sistemi geliştirmek. HTT yakın dönemde, Slovakya&#8217;nın başkenti Bratislava ve Çekya&#8217;nın en büyük ikinci kenti olan Brno&#8217;yu birbirine bağlayan bir Hyperloop sistemi kurmak için iki ülkeyle de yeni bir anlaşma başlattı. Bu, tüm Avrupa&#8217;yı Hyperloop ile bağlamanın ilk adımı olarak görülüyor. Fransa’nın Toulouse şehrindeki Francazal Havaalanı’nda 3.000 metrekarelik bir alanın şirketin ana üssü olması planlanıyor. Toulouse, Avrupa havacılık endüstrisinin tam merkezinde yer alıyor ve Orta Avrupa hattında kullanılacak olan Hyperloop trenlerinin imalatı burada gerçekleştirilecek. Fütüristik kapsüller üzerinde aktif olarak çalışan iki şirketten biri olan HTT, geçtiğimiz günlerde 31 milyon doları nakit olmak üzere toplamda 108 milyon dolar mali destek sağlamıştı. Fütüristik ve süper hızlı Hyperloop, insan ve yük taşımak için özel olarak tasarlanmış kapsül benzeri tren kabinleri kullanacak bir ulaşım sistemi. Hyperloop, daha hızlı ve sarsıntısız bir sürüş için manyetik levitasyon (maglev) teknolojisi ile düşük basınçlı tüpleri bir araya getiriyor. Hyperloop fikri, ilk önce Elon Musk tarafından 2013 yılında önerilmişti. O zamandan beri bu fikir çok sayıda kişi, kurum ve şirket arasında yayıldı. Peki ne kadar hızlı gidebilir? Bu soruyu hangi mühendise sorduğunuza bağlı olarak değişebilir. Ancak bir Hyperloop&#8217;un 1200 km/saat hıza çıkabileceğine inanılıyor. Tasarımlar, trenin hem yer altında, hem de  yer üstünde çalışabileceğini gösteriyor. Dubai&#8217;deki Hyperloop planlarından birinde ise silindir tüplerden oluşan Hyperloop&#8217;u sokaklara bağlayan bir aktarma merkezi tasarlanmış. Hyperloop hızlı olmasının ötesinde, aynı zamanda doğa dostu; güneş enerjisiyle çalışabiliyor. 2013&#8217;te bilimkurgu filmi konseptine benzeyen bir fikirden, bir gün tüm Avrupa&#8217;yı birbirine bağlayacak süper hızlı trenlere uzanan Hyperloop gerçek olacak gibi görünüyor. Kaynak: https://www.weforum.org/agenda/2017/02/hyperloop-is-coming-to-europe-heres-what-we-know</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/teknoyasam/saatte-1200-km-gelecegin-treni-avrupaya-geliyor">Saatte 1200 km: Geleceğin treni Avrupa&#8217;ya geliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hyperloop, &#8216;geleceğin treni&#8217; olarak adlandırılıyor. Dubai, Kanada ve Rusya&#8217;daki proje çalışmaları devam eden bu fütüristik kapsül, şimdi de Hyperloop Transportation Technologies (Hyperloop Taşımacılık Teknolojileri) aracılığıyla Fransa&#8217;ya geliyor.</p>
<p>Kısaca HTT olarak da bilinen Hyperloop Transportation Technologies, Elon Musk tarafından kurulmuş bir Amerikan araştırma şirketi. Amacı, Hyperloop tren konseptini temel alan bir ulaşım sistemi geliştirmek.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-5659 size-full" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/image001.jpeg" alt="" width="1866" height="1400" /></p>
<p>HTT yakın dönemde, Slovakya&#8217;nın başkenti Bratislava ve Çekya&#8217;nın en büyük ikinci kenti olan Brno&#8217;yu birbirine bağlayan bir Hyperloop sistemi kurmak için iki ülkeyle de yeni bir anlaşma başlattı. Bu, tüm Avrupa&#8217;yı Hyperloop ile bağlamanın ilk adımı olarak görülüyor.</p>
<p>Fransa’nın Toulouse şehrindeki Francazal Havaalanı’nda 3.000 metrekarelik bir alanın şirketin ana üssü olması planlanıyor. Toulouse, Avrupa havacılık endüstrisinin tam merkezinde yer alıyor ve Orta Avrupa hattında kullanılacak olan Hyperloop trenlerinin imalatı burada gerçekleştirilecek.</p>
<p>Fütüristik kapsüller üzerinde aktif olarak çalışan iki şirketten biri olan HTT, geçtiğimiz günlerde 31 milyon doları nakit olmak üzere toplamda 108 milyon dolar mali destek sağlamıştı.</p>
<p><strong>Fütüristik ve süper hızlı</strong></p>
<p>Hyperloop, insan ve yük taşımak için özel olarak tasarlanmış kapsül benzeri tren kabinleri kullanacak bir ulaşım sistemi. Hyperloop, daha hızlı ve sarsıntısız bir sürüş için manyetik levitasyon (maglev) teknolojisi ile düşük basınçlı tüpleri bir araya getiriyor. Hyperloop fikri, ilk önce Elon Musk tarafından 2013 yılında önerilmişti. O zamandan beri bu fikir çok sayıda kişi, kurum ve şirket arasında yayıldı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-5660 size-full" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/image003.jpeg" alt="" width="2482" height="1400" /></p>
<p>Peki ne kadar hızlı gidebilir? Bu soruyu hangi mühendise sorduğunuza bağlı olarak değişebilir. Ancak bir Hyperloop&#8217;un 1200 km/saat hıza çıkabileceğine inanılıyor. Tasarımlar, trenin hem yer altında, hem de  yer üstünde çalışabileceğini gösteriyor. Dubai&#8217;deki Hyperloop planlarından birinde ise silindir tüplerden oluşan Hyperloop&#8217;u sokaklara bağlayan bir aktarma merkezi tasarlanmış. Hyperloop hızlı olmasının ötesinde, aynı zamanda doğa dostu; güneş enerjisiyle çalışabiliyor.</p>
<p>2013&#8217;te bilimkurgu filmi konseptine benzeyen bir fikirden, bir gün tüm Avrupa&#8217;yı birbirine bağlayacak süper hızlı trenlere uzanan Hyperloop gerçek olacak gibi görünüyor.</p>
<p>Kaynak:<a href="https://www.weforum.org/agenda/2017/02/hyperloop-is-coming-to-europe-heres-what-we-know"> https://www.weforum.org/agenda/2017/02/hyperloop-is-coming-to-europe-heres-what-we-know</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/teknoyasam/saatte-1200-km-gelecegin-treni-avrupaya-geliyor">Saatte 1200 km: Geleceğin treni Avrupa&#8217;ya geliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5602</post-id>	</item>
		<item>
		<title>SpaceX, parasını ödeyen iki kişiyi Ay&#8217;a gönderecek</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/spacex-parasini-odeyen-iki-kisiyi-aya-gonderecek</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Feb 2017 15:12:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fizik ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[ay yolculuğu]]></category>
		<category><![CDATA[dragon 2]]></category>
		<category><![CDATA[dragon uzay aracı]]></category>
		<category><![CDATA[elon musk]]></category>
		<category><![CDATA[nasa]]></category>
		<category><![CDATA[spacex]]></category>
		<category><![CDATA[Ticari Mürettebat Geliştirme Programı]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=5486</guid>

					<description><![CDATA[<p>SpaceX&#8217;in CEO&#8217;su Elon Musk geçtiğimiz gün, iki kişiyi Ay&#8217;a göndermeyi planladıklarını açıkladı. Bu görev, eğitimli NASA astronotları için değil, ödeme yapan iki müşteriye özel olacak. Musk, yolcuların yüklü miktarda para ödediğini söyledi. &#8220;Önemli gelir kaynağı&#8221; Yolculuk, Falcon Heavy roketiyle fırlatılacak olan Dragon 2 -diğer bir adıyla Mürettebatlı Dragon- uzay aracı ile gerçekleşecek. 2018 yılının ikinci çeyreğinde planlanan yolculuğun zamanında yapılıp yapılmayacağı ise tartışmalı. Çünkü Musk, 2011 yılında insanları üç yıllığına uzaya göndermeye söz vermiş ancak bu yolculuk gerçekleşmemişti. İsimleri gizlenen ve birbirini tanıyan iki yolcu, bu yılın sonuna doğru bir ön ​​eğitimden geçecekler. Musk, seyahatin ücreti konusunda bilgi vermedi ancak Uluslararası Uzay İstasyonu&#8217;ndaki bir mürettebatın maliyetinden biraz daha fazla olduğunu söyledi. Yani bu seyahat için bir bilet, yaklaşık 80 milyon dolar. Bu da şirket için &#8220;önemli bir gelir kaynağı&#8221; olabilir. &#8220;Risk sıfır değil” Ayın etrafında yolculuk yaklaşık bir hafta sürecek. Dragon 2 uzay aracı, otomatik ve sürücüsüz bir araç. Ancak, acil bir durum söz konusu olursa yolcular kontrolü ele almak ve sorunu gidermek zorunda kalabilir. Musk&#8217;a göre yolcular sorun gidermede başarılı olabilirler. Uzayda daha rahat iletişim kurmak için, Dragon 2&#8217;nin iletişim sisteminde bazı değişiklikler yapılıyor. Ödeme yapan müşteriler, yolculuğun riskli olduğunu kabul etmişler. Musk, &#8220;Riski en aza indirmek için elimizden gelen her şeyi yapacağız&#8221; dedi. Uzay uçuşu, doğal olarak tehlikeli ve ticari uzay yolculuğu için insanların güvenliğini sağlayacak yasal bir düzenleme yok. 2004&#8217;te kabul edilen &#8220;Space Launch Amendments Act&#8221; özel sektöre dair bir düzenleme içermiyor. Federal Havacılık Kurulu, bunun gibi ticari amaçla yapılan insan taşımacılığı konusunda endişe duyduğunu ve gelecekte düzenlemelerle ilgileneceğini açıkladı. NASA destek oldu Elon Musk, projenin Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA&#8217;nın işbirliği ile hayata geçirileceğini söyledi. NASA&#8217;ya teşekkür eden Musk, &#8220;Onlar olmasaydı bu hayali gerçekleştiremezdik&#8221; dedi. SpaceX zaten, NASA&#8217;nın &#8216;Ticari Mürettebat Geliştirme Programı&#8217;nın (CCDev) parçası olarak, insanlı kullanıma uygun Dragon 2 aracının geliştirilmesi ve başarılı bir şekilde kullanılması için sözleşme imzalamıştı. Dragon 2 uzay aracı, insanları Uluslararası Uzay İstasyonu&#8217;na taşımak ve geri getirmek üzere NASA için geliştiriliyordu. SpaceX, birden fazla Ay yolculuğu gerçekleştirmeyi planlıyor. Diğer uçuş ekipleri ise şimdiden gelecek gezilere katılmakla ilgilendiğini belirtti. Musk, &#8220;Gelecek yıl uzay turizminin büyük yılı olacak. Bu gerçekten heyecan verici bir görev olmalı. Umarım insanları derin uzaya göndermek, tüm dünyada heyecan yaratır&#8221; dedi. İleri okuma: http://www.theverge.com/2017/2/27/14754404/spacex-moon-mission-2018-elon-musk-announces-private-citizen-passengers</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/spacex-parasini-odeyen-iki-kisiyi-aya-gonderecek">SpaceX, parasını ödeyen iki kişiyi Ay&#8217;a gönderecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>SpaceX&#8217;in CEO&#8217;su Elon Musk geçtiğimiz gün, iki kişiyi Ay&#8217;a göndermeyi planladıklarını açıkladı.</p>
<p>Bu görev, eğitimli NASA astronotları için değil, ödeme yapan iki müşteriye özel olacak. Musk, yolcuların yüklü miktarda para ödediğini söyledi.</p>
<p><strong>&#8220;Önemli gelir kaynağı&#8221;</strong></p>
<p>Yolculuk, Falcon Heavy roketiyle fırlatılacak olan Dragon 2 -diğer bir adıyla Mürettebatlı Dragon- uzay aracı ile gerçekleşecek. 2018 yılının ikinci çeyreğinde planlanan yolculuğun zamanında yapılıp yapılmayacağı ise tartışmalı. Çünkü Musk, 2011 yılında insanları üç yıllığına uzaya göndermeye söz vermiş ancak bu yolculuk gerçekleşmemişti.</p>
<p>İsimleri gizlenen ve birbirini tanıyan iki yolcu, bu yılın sonuna doğru bir ön ​​eğitimden geçecekler.</p>
<p>Musk, seyahatin ücreti konusunda bilgi vermedi ancak Uluslararası Uzay İstasyonu&#8217;ndaki bir mürettebatın maliyetinden biraz daha fazla olduğunu söyledi. Yani bu seyahat için bir bilet, yaklaşık 80 milyon dolar. Bu da şirket için &#8220;önemli bir gelir kaynağı&#8221; olabilir.</p>
<p><strong>&#8220;Risk sıfır değil”</strong></p>
<p>Ayın etrafında yolculuk yaklaşık bir hafta sürecek. Dragon 2 uzay aracı, otomatik ve sürücüsüz bir araç. Ancak, acil bir durum söz konusu olursa yolcular kontrolü ele almak ve sorunu gidermek zorunda kalabilir. Musk&#8217;a göre yolcular sorun gidermede başarılı olabilirler. Uzayda daha rahat iletişim kurmak için, Dragon 2&#8217;nin iletişim sisteminde bazı değişiklikler yapılıyor.</p>
<p>Ödeme yapan müşteriler, yolculuğun riskli olduğunu kabul etmişler. Musk, &#8220;Riski en aza indirmek için elimizden gelen her şeyi yapacağız&#8221; dedi.</p>
<p>Uzay uçuşu, doğal olarak tehlikeli ve ticari uzay yolculuğu için insanların güvenliğini sağlayacak yasal bir düzenleme yok. 2004&#8217;te kabul edilen &#8220;Space Launch Amendments Act&#8221; özel sektöre dair bir düzenleme içermiyor. Federal Havacılık Kurulu, bunun gibi ticari amaçla yapılan insan taşımacılığı konusunda endişe duyduğunu ve gelecekte düzenlemelerle ilgileneceğini açıkladı.</p>
<p><strong>NASA destek oldu</strong></p>
<p>Elon Musk, projenin Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA&#8217;nın işbirliği ile hayata geçirileceğini söyledi. NASA&#8217;ya teşekkür eden Musk, &#8220;Onlar olmasaydı bu hayali gerçekleştiremezdik&#8221; dedi.</p>
<p>SpaceX zaten, NASA&#8217;nın &#8216;Ticari Mürettebat Geliştirme Programı&#8217;nın (CCDev) parçası olarak, insanlı kullanıma uygun Dragon 2 aracının geliştirilmesi ve başarılı bir şekilde kullanılması için sözleşme imzalamıştı. Dragon 2 uzay aracı, insanları Uluslararası Uzay İstasyonu&#8217;na taşımak ve geri getirmek üzere NASA için geliştiriliyordu.</p>
<p>SpaceX, birden fazla Ay yolculuğu gerçekleştirmeyi planlıyor. Diğer uçuş ekipleri ise şimdiden gelecek gezilere katılmakla ilgilendiğini belirtti.</p>
<p>Musk, &#8220;Gelecek yıl uzay turizminin büyük yılı olacak. Bu gerçekten heyecan verici bir görev olmalı. Umarım insanları derin uzaya göndermek, tüm dünyada heyecan yaratır&#8221; dedi.</p>
<p><strong>İleri okuma: <a href="http://www.theverge.com/2017/2/27/14754404/spacex-moon-mission-2018-elon-musk-announces-private-citizen-passengers">http://www.theverge.com/2017/2/27/14754404/spacex-moon-mission-2018-elon-musk-announces-private-citizen-passengers</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/spacex-parasini-odeyen-iki-kisiyi-aya-gonderecek">SpaceX, parasını ödeyen iki kişiyi Ay&#8217;a gönderecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5486</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bilim amaç mı araç mı? Otomotiv endüstrisi ve iklim değişikliği</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/can-gurses/bilim-amac-mi-arac-mi-otomotiv-endustrisi-iklim-degisikligi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Can Gürses]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Jan 2017 14:30:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Can Gürses]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[amaç]]></category>
		<category><![CDATA[araç]]></category>
		<category><![CDATA[borsa]]></category>
		<category><![CDATA[elon musk]]></category>
		<category><![CDATA[endüstri]]></category>
		<category><![CDATA[fiat]]></category>
		<category><![CDATA[ford]]></category>
		<category><![CDATA[gaz]]></category>
		<category><![CDATA[girişimci]]></category>
		<category><![CDATA[hükümet]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[otomotiv]]></category>
		<category><![CDATA[paris anlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[petrol]]></category>
		<category><![CDATA[toyota]]></category>
		<category><![CDATA[trump]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=5151</guid>

					<description><![CDATA[<p>Biz Türkiye’de kendi sorunlarımız ile uğraşırken biraz “o esnada başka yerlerde…” temalı bir yazı olacak ancak takibini baştan yapmadığımız her konu gibi bu konunun da ucunun gelip yine bize ve benzerimiz ülkelere dokunacağı kesin… ABD’deki yeni hükümetin en büyük hedeflerinden biri otomotiv endüstrisini hareketlendirmek, istihdamı artırmak vs. Bunu zaten Trump kendi ağzından açıkça söylüyor; hatta bu amaca yönelik attığı olumlu twitler sayesinde otomotiv şirketlerinin hisseleri anında milyarlarca dolar değer kazanabiliyor… Örneğin: Sonucunda Fiat ve Ford&#8217;un aynı gün borsadaki durumlarına bakalım:               Tabi Trump hoşlanmadığı işler yapanları yine Twitter aracılığı ile cezalandırmayı da ihmal etmiyor. Trump’ın attığı twit sonrası Toyota’nın borsada kaybettiği milyarlar bunun bir örneği: Bu paylaşımın hemen sonrasında aynı gün Toyota hisselerinin durumu: Trump’ın sosyal medya aracılığı ile şirketlere, borsaya vs. yaptığı bu büyük etki aslında ayrı bir yazının konusu. Temelde tüm bu örnekler otomotiv endüstrisinin onun planında ne kadar büyük bir yer tuttuğunun açık bir göstergesi. Silikon Vadisi’nin devleri ile yaptığı toplantı sonrasındaki ikinci önemli toplantısını otomotiv endüstrisinin CEO’ları ile daha bir iki gün önce yapması da bunun başka bir kanıtı: http://fortune.com/2017/01/24/donald-trump-auto-executives-increase-production/ İşin buraya kadar olan kısmı zaten önceden beri tahmin ediliyordu; ancak yakın zaman önce pek çoğumuzun tahmin etmediği başka bir gelişme oldu. Seçim öncesi Trump’ı desteklemediğini açıkça söyleyen ve çoğu girişimcinin role model olarak gördüğü Elon Musk, Trump kabinesinin teknoloji danışmanlarından biri oldu. Herkes Musk’ın bundaki motivasyonunu merak ederken 2 gün önce olası sebeplerinden birinin sinyalini o da Twitter’da verdi: Elon Musk, Trump kabinesinin yeni dış işleri bakanı ve eski Exxon CEO’u Rex Tillerson’u açıkça desteklediğini ve potansiyel olarak çok başarılı olabileceğini belirtirken bir sonraki twitinde bunun sebebi de ortaya çıkıyor: Musk, karbon gazı emisyonunu durdurabilecek en önemli adımın karbon vergisi olduğunu sürekli beyan eden biri. Bu verginin uzun vadede karbon emisyonunu ve dolayısıyla iklim değişikliğine olumsuz etkisini durdurmaya yönelik en önemli adım olduğunu düşünüyor. İşin ilginci, yıllarca iklim değişikliği konusunu yalanlayan araştırmalar için milyonlarca dolar harcayan Exxon’un CEO’su Rex Tillerson’un da yakın geçmişte benzer bir beyanı ile Elon Musk ile aynı fikirde olması. Tabii nasıl oluyor da oluyor diyeceksiniz… Hayat görüşü ve iş adamlığı özellikleri açısından tamamen farklı iki adam… Biri elektrikli araba endüstrisinin lideri, diğeri Dünyanın en büyük petrol ve gaz şirketinin CEO’su… Doğayı korumak için aynı fikirdeler!.. Yok yahu ne doğası&#8230; 🙂 Birinin durumu; dünyada giderek artan iklim değişikliği farkındalığı, artık ABD ve Çin’in de katıldığı Paris Anlaşması ile ülkelere karbon emisyon sınır getirilmesi ve daha birçok etkenden artık kaçamayacağını görüp aslında karbona bir fiyat belirlemenin dünyanın en büyük petrol şirketi olarak onu bu marketin (yani karbon borsasının diyelim) en büyük hatta tek regülatör yapacağını bilmesi.. (bkz: http://fortune.com/2016/07/10/exxonmobil-carbon-tax/) Diğerinin durumu ise; karbon vergisinin klasik otomobil endüstrisine vereceği zararı bilip bunun Tesla’yı Dünyanın en büyük elektrikli otomotiv şirketinden Dünyanın en büyük otomotiv şirketi noktasına getireceğini görmesi… Yakın gelecekte, bilim insanlarının büyük oranda kabul ettiği ve tarihi delillerle net gösterdiği iklim değişikliğini reddeden Trump, ekonomik getirisini gördükten sonra karbon vergisine, “Doğa için Evet!” derse hiç şaşırmayalım. (detaylar için: https://www.bloomberg.com/news/articles/2015-12-10/watch-elon-musk-agree-with-exxon-time-for-a-carbon-tax) Peki tüm bunların arasında iklim değişikliği? O sadece bahane… Üzerinden para kazanacağını gördüğü andan itibaren Dünyanın en büyük petrol şirketi karbon vergisini de onaylar; Dünyanın en önemli girişimcisi kendi işini tekel noktaya getireceğini gördükten sonra bu petrol şirketinin eski CEO’suna da destek olur… Bunların hepsi olur, sebeplerin hiçbiri de doğaydı bilimdi iklimdi vs. olmaz. Neyse ki bu olay özelinde, ekonomik çıkarlar, doğanın ve bilimin de yanında olacak şekilde gelişiyor (şimdilik)… Ancak bu yazıda bahsi geçen her şey bilimin artık amaç olmasını geçtim, hatta önemli bir araç da olmasını geçtim… Resmen bir piyon haline geldiğini gösteriyor. *** Not: İklim değişikliği konusunda herhangi bir ispat verme ihtiyacı dahi hissetmedim bu yazıda. Zannediyorum bu konuda en cahil kalmış ülkelerden biri olduğumuz için halen bu konu üzerinde komplo teorileri üretenleri görmek normal ancak ciddiye alınası değil. “İklim değişikliği aslında şöyle uydurmadır, böyle yalandır… Büyük ülkelerin karbon emisyonunu sınırlayıp gelişmekte olan ülkelere ket vurma amacıdır” tarzında iddialarda bulunanlardan koşarak kaçınız. An itibariyle Paris Anlaşması; ABD, Çin dahil Dünyanın neredeyse tüm ülkelerince imzalanmış bir anlaşma. Bunun yanında artan karbon emisyonunun iklim değişikliğine etkisi, Dünyanın son yüzyıldaki ısınma süreci: Daha ne kadar kanıt lazım ki.. Tüm bilimsel verileri dikkate almamanın iki gerekçesi olduğunu unutmayın; ya araştırma kültüründen yoksun, kulaktan dolma şeyleri savunan biri vardır karşınızda ki kesinlikle tartışmanın anlamı yoktur… ya da her şeyin farkında olup başka bir ajanda için savunan biri vardır karşınızda ki bu durumda da tartışmanın bir anlamı yoktur. Eğer bir sonuç arıyorsanız tabii… Can Gürses / @canitti</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/can-gurses/bilim-amac-mi-arac-mi-otomotiv-endustrisi-iklim-degisikligi">Bilim amaç mı araç mı? Otomotiv endüstrisi ve iklim değişikliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Biz Türkiye’de kendi sorunlarımız ile uğraşırken biraz “o esnada başka yerlerde…” temalı bir yazı olacak ancak takibini baştan yapmadığımız her konu gibi bu konunun da ucunun gelip yine bize ve benzerimiz ülkelere dokunacağı kesin…</p>
<p>ABD’deki yeni hükümetin en büyük hedeflerinden biri otomotiv endüstrisini hareketlendirmek, istihdamı artırmak vs.</p>
<p>Bunu zaten Trump kendi ağzından açıkça söylüyor; hatta bu amaca yönelik attığı olumlu twitler sayesinde otomotiv şirketlerinin hisseleri anında milyarlarca dolar değer kazanabiliyor… Örneğin:</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-5152 size-medium" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/01/t1-300x183.png" width="300" height="183" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/01/t1-300x183.png 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/01/t1.png 610w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Sonucunda Fiat ve Ford&#8217;un aynı gün borsadaki durumlarına bakalım:</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-5153 size-medium" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/01/f1-300x202.png" width="300" height="202" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/01/f1-300x202.png 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/01/f1.png 589w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" />             <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-5154" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/01/f2-300x199.png" alt="" width="300" height="199" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/01/f2-300x199.png 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/01/f2.png 591w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Tabi Trump hoşlanmadığı işler yapanları yine Twitter aracılığı ile cezalandırmayı da ihmal etmiyor. Trump’ın attığı twit sonrası Toyota’nın borsada kaybettiği milyarlar bunun bir örneği:</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-5155" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/01/t2-300x125.png" alt="" width="300" height="125" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/01/t2-300x125.png 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/01/t2.png 500w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Bu paylaşımın hemen sonrasında aynı gün Toyota hisselerinin durumu:</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-5156" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/01/to1-300x151.png" alt="" width="300" height="151" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/01/to1-300x151.png 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/01/to1.png 630w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Trump’ın sosyal medya aracılığı ile şirketlere, borsaya vs. yaptığı bu büyük etki aslında ayrı bir yazının konusu. Temelde tüm bu örnekler otomotiv endüstrisinin onun planında ne kadar büyük bir yer tuttuğunun açık bir göstergesi. Silikon Vadisi’nin devleri ile yaptığı toplantı sonrasındaki ikinci önemli toplantısını otomotiv endüstrisinin CEO’ları ile daha bir iki gün önce yapması da bunun başka bir kanıtı:</p>
<p><a href="http://fortune.com/2017/01/24/donald-trump-auto-executives-increase-production/">http://fortune.com/2017/01/24/donald-trump-auto-executives-increase-production/</a></p>
<p>İşin buraya kadar olan kısmı zaten önceden beri tahmin ediliyordu; ancak yakın zaman önce pek çoğumuzun tahmin etmediği başka bir gelişme oldu. Seçim öncesi Trump’ı desteklemediğini açıkça söyleyen ve çoğu girişimcinin role model olarak gördüğü Elon Musk, Trump kabinesinin teknoloji danışmanlarından biri oldu.</p>
<p>Herkes Musk’ın bundaki motivasyonunu merak ederken 2 gün önce olası sebeplerinden birinin sinyalini o da Twitter’da verdi:</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-5157" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/01/el1-300x190.png" alt="" width="300" height="190" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/01/el1-300x190.png 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/01/el1.png 505w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Elon Musk, Trump kabinesinin yeni dış işleri bakanı ve eski Exxon CEO’u Rex Tillerson’u açıkça desteklediğini ve potansiyel olarak çok başarılı olabileceğini belirtirken bir sonraki twitinde bunun sebebi de ortaya çıkıyor:</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-5158" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/01/el2-300x171.png" alt="" width="300" height="171" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/01/el2-300x171.png 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/01/el2.png 589w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Musk, karbon gazı emisyonunu durdurabilecek en önemli adımın karbon vergisi olduğunu sürekli beyan eden biri. Bu verginin uzun vadede karbon emisyonunu ve dolayısıyla iklim değişikliğine olumsuz etkisini durdurmaya yönelik en önemli adım olduğunu düşünüyor.</p>
<p>İşin ilginci, yıllarca iklim değişikliği konusunu yalanlayan araştırmalar için milyonlarca dolar harcayan Exxon’un CEO’su Rex Tillerson’un da yakın geçmişte benzer bir beyanı ile Elon Musk ile aynı fikirde olması.</p>
<p>Tabii nasıl oluyor da oluyor diyeceksiniz… Hayat görüşü ve iş adamlığı özellikleri açısından tamamen farklı iki adam… Biri elektrikli araba endüstrisinin lideri, diğeri Dünyanın en büyük petrol ve gaz şirketinin CEO’su… Doğayı korumak için aynı fikirdeler!..</p>
<p>Yok yahu ne doğası&#8230; <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></p>
<p>Birinin durumu; dünyada giderek artan iklim değişikliği farkındalığı, artık ABD ve Çin’in de katıldığı Paris Anlaşması ile ülkelere karbon emisyon sınır getirilmesi ve daha birçok etkenden artık kaçamayacağını görüp aslında karbona bir fiyat belirlemenin dünyanın en büyük petrol şirketi olarak onu bu marketin (yani karbon borsasının diyelim) en büyük hatta tek regülatör yapacağını bilmesi.. (bkz: <a href="http://fortune.com/2016/07/10/exxonmobil-carbon-tax/">http://fortune.com/2016/07/10/exxonmobil-carbon-tax/</a>)</p>
<p>Diğerinin durumu ise; karbon vergisinin klasik otomobil endüstrisine vereceği zararı bilip bunun Tesla’yı Dünyanın en büyük elektrikli otomotiv şirketinden Dünyanın en büyük otomotiv şirketi noktasına getireceğini görmesi…</p>
<p>Yakın gelecekte, bilim insanlarının büyük oranda kabul ettiği ve tarihi delillerle net gösterdiği iklim değişikliğini reddeden Trump, ekonomik getirisini gördükten sonra karbon vergisine, “Doğa için Evet!” derse hiç şaşırmayalım. (detaylar için: <a href="https://www.bloomberg.com/news/articles/2015-12-10/watch-elon-musk-agree-with-exxon-time-for-a-carbon-tax">https://www.bloomberg.com/news/articles/2015-12-10/watch-elon-musk-agree-with-exxon-time-for-a-carbon-tax</a>)</p>
<p><strong>Peki tüm bunların arasında iklim değişikliği?</strong></p>
<p>O sadece bahane… Üzerinden para kazanacağını gördüğü andan itibaren Dünyanın en büyük petrol şirketi karbon vergisini de onaylar; Dünyanın en önemli girişimcisi kendi işini tekel noktaya getireceğini gördükten sonra bu petrol şirketinin eski CEO’suna da destek olur… Bunların hepsi olur, sebeplerin hiçbiri de doğaydı bilimdi iklimdi vs. olmaz.</p>
<p>Neyse ki bu olay özelinde, ekonomik çıkarlar, doğanın ve bilimin de yanında olacak şekilde gelişiyor (şimdilik)…</p>
<p>Ancak bu yazıda bahsi geçen her şey bilimin artık amaç olmasını geçtim, hatta önemli bir araç da olmasını geçtim… Resmen bir piyon haline geldiğini gösteriyor.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Not: İklim değişikliği konusunda herhangi bir ispat verme ihtiyacı dahi hissetmedim bu yazıda. Zannediyorum bu konuda en cahil kalmış ülkelerden biri olduğumuz için halen bu konu üzerinde komplo teorileri üretenleri görmek normal ancak ciddiye alınası değil.</p>
<p>“İklim değişikliği aslında şöyle uydurmadır, böyle yalandır… Büyük ülkelerin karbon emisyonunu sınırlayıp gelişmekte olan ülkelere ket vurma amacıdır” tarzında iddialarda bulunanlardan koşarak kaçınız. An itibariyle Paris Anlaşması; ABD, Çin dahil Dünyanın neredeyse tüm ülkelerince imzalanmış bir anlaşma. Bunun yanında artan karbon emisyonunun iklim değişikliğine etkisi, Dünyanın son yüzyıldaki ısınma süreci:</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-5159" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/01/c1-300x279.jpg" alt="" width="300" height="279" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/01/c1-300x279.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/01/c1.jpg 522w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Daha ne kadar kanıt lazım ki..</p>
<p>Tüm bilimsel verileri dikkate almamanın iki gerekçesi olduğunu unutmayın; ya araştırma kültüründen yoksun, kulaktan dolma şeyleri savunan biri vardır karşınızda ki kesinlikle tartışmanın anlamı yoktur… ya da her şeyin farkında olup başka bir ajanda için savunan biri vardır karşınızda ki bu durumda da tartışmanın bir anlamı yoktur. Eğer bir sonuç arıyorsanız tabii…</p>
<p><strong>Can Gürses / <a href="https://twitter.com/canitti">@canitti</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/can-gurses/bilim-amac-mi-arac-mi-otomotiv-endustrisi-iklim-degisikligi">Bilim amaç mı araç mı? Otomotiv endüstrisi ve iklim değişikliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5151</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
