nasa arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/nasa Türkiye'nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı Thu, 24 Apr 2025 09:37:54 +0000 tr hourly 1 25 Nisan şafak vaktinde gökyüzüne bakın: İki gezegen ve hilal, ‘gülümseyen yüz’ oluşturacak https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/25-nisan-safak-vaktinde-gokyuzune-bakin-iki-gezegen-ve-hilal-gulumseyen-yuz-olusturacak Thu, 24 Apr 2025 09:37:54 +0000 https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=32341 Gökyüzünde nadir görülen bir “gülümseyen yüz” olayı yarın (25 Nisan) şafak vaktinde yaşanacak. “Üçlü kavuşum” olarak adlandırılan bu gök olayında Venüs, Satürn ve hilal şeklindeki Ay’ın ufukta bir “gülümseme” oluşturmasına tanık olacağız. NASA’ya göre, bu gök olayını gün doğumundan hemen önce doğu ufkuna yakın bir yerde görebilirsiniz. “Dünya’nın her yerinden görülebilir” Bu olayda kendisini gösterecek olan her iki gezegen de parlak; dolayısıyla çıplak gözle kolayca görülebilir olacak. Ancak bir teleskop veya yıldız gözlem dürbünü, Ay’ın ayrıntılarını daha iyi seçmenize yardımcı olabilir. NASA’nın Güneş Sistemi Uzmanı Brenda Culbertson, “Kavuşumu görmek isteyen herkes, açık bir doğu ufku bulmalı,” diye belirtiyor ve ekliyor: “Gülümseyen yüz, iyi görüntüleme koşulları olmak suretiyle Dünya’nın her yerinden görülebilir.” Astronomide, iki veya daha fazla gök cisminin gece gökyüzünde birbirine çok yakın görünmesine “kavuşum” deniyor. Bir arada görünen üç cisim söz konusu olduğunda ise buna “üçlü kavuşum” adı veriliyor. Kaynak

25 Nisan şafak vaktinde gökyüzüne bakın: İki gezegen ve hilal, ‘gülümseyen yüz’ oluşturacak yazısı ilk önce Herkese Bilim Teknoloji üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Gökyüzünde nadir görülen bir “gülümseyen yüz” olayı yarın (25 Nisan) şafak vaktinde yaşanacak.

“Üçlü kavuşum” olarak adlandırılan bu gök olayında Venüs, Satürn ve hilal şeklindeki Ay’ın ufukta bir “gülümseme” oluşturmasına tanık olacağız.

NASA’ya göre, bu gök olayını gün doğumundan hemen önce doğu ufkuna yakın bir yerde görebilirsiniz.

“Dünya’nın her yerinden görülebilir”

Bu olayda kendisini gösterecek olan her iki gezegen de parlak; dolayısıyla çıplak gözle kolayca görülebilir olacak. Ancak bir teleskop veya yıldız gözlem dürbünü, Ay’ın ayrıntılarını daha iyi seçmenize yardımcı olabilir.

NASA’nın Güneş Sistemi Uzmanı Brenda Culbertson, “Kavuşumu görmek isteyen herkes, açık bir doğu ufku bulmalı,” diye belirtiyor ve ekliyor: “Gülümseyen yüz, iyi görüntüleme koşulları olmak suretiyle Dünya’nın her yerinden görülebilir.”

Astronomide, iki veya daha fazla gök cisminin gece gökyüzünde birbirine çok yakın görünmesine “kavuşum” deniyor.

Bir arada görünen üç cisim söz konusu olduğunda ise buna “üçlü kavuşum” adı veriliyor.

Kaynak

25 Nisan şafak vaktinde gökyüzüne bakın: İki gezegen ve hilal, ‘gülümseyen yüz’ oluşturacak yazısı ilk önce Herkese Bilim Teknoloji üzerinde ortaya çıktı.

]]>
32341
Uranüs’te bir günün ne kadar uzun sürdüğü, daha yüksek bir doğrulukla tespit edildi https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/uranuste-bir-gunun-ne-kadar-uzun-surdugu-daha-yuksek-bir-dogrulukla-tespit-edildi Thu, 10 Apr 2025 08:42:38 +0000 https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=32283 Nature’da yayımlanan bir çalışma, Uranüs’te bir günün ne kadar uzun sürdüğünü daha yüksek bir doğrulukla ortaya çıkardı. Çalışmanın yazarları, gezegenin dönüş periyodu hakkında “daha güvenilir tahminler” elde etmek amacıyla 2011 ve 2022 yılları arasında yapılan altı Hubble Uzay Teleskobu (HUT) gözlemine bakarak Uranüs’ün manyetik kutuplarındaki auroraların hareketini izledi. Araştırmacılar, bu yaklaşımla elde edilen verileri, Uranüs’ün dönüş periyodu hakkında daha doğru bir tahmin yapmak için kullandı. Daha önce tespit edilenden biraz daha uzun Hubble’ın 11 yıllık gözlem geçmişine dayanan bu analiz, Uranüs’ün bir gününün 17 saat, 14 dakika ve 52 saniye sürdüğünü ortaya koydu. Bu, NASA’nın Voyager 2 uzay aracının 1986’da Uranüs’ün yanından geçerken tespit ettiğinden “28 saniye daha uzun” bir süreydi. Voyager 2, bundan yaklaşık 40 yıl önce, Uranüs’ü yakından gözlemleyen ilk uzay aracı olmuş, o dönemde gökbilimciler, gezegenin auroralarından gelen radyo sinyallerini ve uzay aracı tarafından toplanan manyetik alan verilerini kullanarak, Uranüs’ün bir gününün yaklaşık 17 saat, 14 dakika ve 24 saniye sürdüğünü bulmuştu. Çalışmanın yazarı olan Paris Gözlemevi’nden gökbilimci Laurent Lamy, “Bu yeni boylam sistemiyle, yaklaşık 40 yıla yayılan aurora gözlemlerini karşılaştırabilir ve hatta yaklaşan Uranüs görevi için plan yapabiliriz,” ifadelerini kullandı. Kaynak Kapak görseli: NASA

Uranüs’te bir günün ne kadar uzun sürdüğü, daha yüksek bir doğrulukla tespit edildi yazısı ilk önce Herkese Bilim Teknoloji üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Nature’da yayımlanan bir çalışma, Uranüs’te bir günün ne kadar uzun sürdüğünü daha yüksek bir doğrulukla ortaya çıkardı.

Çalışmanın yazarları, gezegenin dönüş periyodu hakkında “daha güvenilir tahminler” elde etmek amacıyla 2011 ve 2022 yılları arasında yapılan altı Hubble Uzay Teleskobu (HUT) gözlemine bakarak Uranüs’ün manyetik kutuplarındaki auroraların hareketini izledi.

Araştırmacılar, bu yaklaşımla elde edilen verileri, Uranüs’ün dönüş periyodu hakkında daha doğru bir tahmin yapmak için kullandı.

Daha önce tespit edilenden biraz daha uzun

Hubble’ın 11 yıllık gözlem geçmişine dayanan bu analiz, Uranüs’ün bir gününün 17 saat, 14 dakika ve 52 saniye sürdüğünü ortaya koydu.

Bu, NASA’nın Voyager 2 uzay aracının 1986’da Uranüs’ün yanından geçerken tespit ettiğinden “28 saniye daha uzun” bir süreydi.

Voyager 2, bundan yaklaşık 40 yıl önce, Uranüs’ü yakından gözlemleyen ilk uzay aracı olmuş, o dönemde gökbilimciler, gezegenin auroralarından gelen radyo sinyallerini ve uzay aracı tarafından toplanan manyetik alan verilerini kullanarak, Uranüs’ün bir gününün yaklaşık 17 saat, 14 dakika ve 24 saniye sürdüğünü bulmuştu.

Çalışmanın yazarı olan Paris Gözlemevi’nden gökbilimci Laurent Lamy, “Bu yeni boylam sistemiyle, yaklaşık 40 yıla yayılan aurora gözlemlerini karşılaştırabilir ve hatta yaklaşan Uranüs görevi için plan yapabiliriz,” ifadelerini kullandı.

Kaynak

Kapak görseli: NASA

Uranüs’te bir günün ne kadar uzun sürdüğü, daha yüksek bir doğrulukla tespit edildi yazısı ilk önce Herkese Bilim Teknoloji üzerinde ortaya çıktı.

]]>
32283
9 ay uzayda mahsur kalan NASA astronotları, Dünya’ya geri döndü https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/9-ay-uzayda-mahsur-kalan-nasa-astronotlari-dunyaya-geri-dondu Tue, 18 Mar 2025 09:20:18 +0000 https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=32221 9 ay boyunca Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) mahsur kalan iki NASA astronotu Suni Williams ve Barry “Butch” Wilmore, 17 saatlik bir yolcuğun ardından Dünya’ya dönüş yaptı. Normalde birkaç gün sürmesi planlanan görev kapsamında Starliner uzay aracıyla 9 ay önce havalanan ikili, Boeing’in tasarladığı kapsülün arızası nedeniyle 6 Haziran 2024’ten bu yana ISS’te mahsur kalmıştı. Williams ve Wilmore dahil dört astronotu taşıyan SpaceX Dragon kapsülü Florida kıyılarında suya iniş yaptı. Kapsülde ayrıca NASA astronotu Nicholas Hague’un yanı sıra Rus kozmonot Aleksandr Gorbunov da bulunuyordu. Siyasete malzeme oldu NASA yetkilisi, Florida’ya iniş için hava koşullarının “elverişli” olacağını kaydetmiş, astronot Hague ise “Crew-9 eve dönüyor,” ifadelerini kullanmıştı. SpaceX’in kurucusu ve Donald Trump’ın sağ kolu Elon Musk, Williams ve Wilmore’un uzayda bu kadar uzun süre kalmasının “Biden’ın suçu” olduğunu iddia etmiş, Trump ise bu ikiliyi Dünya’ya döndürmeyi “özel bir kurtarma görevi” olarak göstermeye çalışmıştı. NASA’nın ticari mürettebat programının bir parçası olarak geliştirilen Boeing’in Starliner kapsülünün geleceği ise belirsizliğini koruyor. Görseller: NASA Kaynak

9 ay uzayda mahsur kalan NASA astronotları, Dünya’ya geri döndü yazısı ilk önce Herkese Bilim Teknoloji üzerinde ortaya çıktı.

]]>
9 ay boyunca Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) mahsur kalan iki NASA astronotu Suni Williams ve Barry “Butch” Wilmore, 17 saatlik bir yolcuğun ardından Dünya’ya dönüş yaptı.

Normalde birkaç gün sürmesi planlanan görev kapsamında Starliner uzay aracıyla 9 ay önce havalanan ikili, Boeing’in tasarladığı kapsülün arızası nedeniyle 6 Haziran 2024’ten bu yana ISS’te mahsur kalmıştı.

Williams ve Wilmore dahil dört astronotu taşıyan SpaceX Dragon kapsülü Florida kıyılarında suya iniş yaptı. Kapsülde ayrıca NASA astronotu Nicholas Hague’un yanı sıra Rus kozmonot Aleksandr Gorbunov da bulunuyordu.

Kapsülün, Florida yakınlarında suya iniş anı (NASA/Keegan Barber)

Siyasete malzeme oldu

NASA yetkilisi, Florida’ya iniş için hava koşullarının “elverişli” olacağını kaydetmiş, astronot Hague ise “Crew-9 eve dönüyor,” ifadelerini kullanmıştı.

SpaceX’in kurucusu ve Donald Trump’ın sağ kolu Elon Musk, Williams ve Wilmore’un uzayda bu kadar uzun süre kalmasının “Biden’ın suçu” olduğunu iddia etmiş, Trump ise bu ikiliyi Dünya’ya döndürmeyi “özel bir kurtarma görevi” olarak göstermeye çalışmıştı.

NASA’nın ticari mürettebat programının bir parçası olarak geliştirilen Boeing’in Starliner kapsülünün geleceği ise belirsizliğini koruyor.

Görseller: NASA

Kaynak

9 ay uzayda mahsur kalan NASA astronotları, Dünya’ya geri döndü yazısı ilk önce Herkese Bilim Teknoloji üzerinde ortaya çıktı.

]]>
32221
NASA’nın Spherex teleskobu, evreni en detaylı haliyle haritalandırmak üzere fırlatıldı https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/son/nasanin-spherex-teleskobu-evreni-en-detayli-haliyle-haritalandirmak-uzere-firlatildi Thu, 13 Mar 2025 07:00:30 +0000 https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=32204 NASA’nın yeni uzay teleskobu Spherex, SpaceX tarafından Çarşamba günü Kaliforniya’dan fırlatılmasının ardından birkaç saat önce yörüngeye girdi. 488 milyon dolarlık görev kapsamında, zamanın başlangıcından bu yana yüz milyonlarca galaksiye ve ortak kozmik parıltılara kapsamlı bir bakış atmak amacıyla tüm gökyüzünün daha önce hiç olmadığı kadar detaylı haritalandırılması hedefleniyor. Galaksilerin milyarlarca yıl boyunca nasıl oluştuğunu, evrimleştiğini ve evrenin ilk anlarında nasıl bu kadar hızlı genişlediğini açıklamayı amaçlayan Spherex, su ve diğer yaşam bileşenlerini de arayacak. Yarım tonluk teleskop 500 kg ağırlığında ve koni şeklinde olan Spherex’in, Dünya’yı kutuptan kutba 650 km yükseklikte turlarken kızılötesi dedektörleri ve geniş görüş alanıyla haritalandırma sürecinin altı ay sürmesi ve iki yıl boyunca da dört gökyüzü araştırması yapması planlanıyor. İnsan gözünün göremediği 102 rengi ayırt edebilen kızılötesi dedektörlerin, evrenin şimdiye kadar yapılmış en renkli ve kapsayıcı haritasını ortaya çıkarması hedefleniyor. Spherex, Hubble (HUT) ve Webb (JWST) teleskopları gibi galaksileri saymak veya onlara tek tek odaklanmak yerine, evreni yaratan büyük patlamanın ardından oluşan toplam parıltıyı gözlemlemesi bekleniyor. Büyük patlamanın sonuçlarını aydınlatacak Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü’nden (CALTECH) Spherex görevinin baş sorumlusu Jamie Bock, gözlemlenecek olan parıltıların, bilim insanlarının geçmişte hangi ışık kaynaklarının gözden kaçtığını ortaya çıkaracağını söylüyor. Bilim insanlarının parıltıları gözlemleyerek en erken galaksilerden gelen ışığı ortaya çıkarmayı ve bunların nasıl oluştuğunu öğrenmeyi umduklarını kaydeden Bock, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Büyük patlamayı göremeyeceğiz. Ancak sonuçlarını göreceğiz ve bu şekilde evrenin başlangıcı hakkında bilgi edinmeyi bekliyoruz.” Kaynak Görsel: Nasa/JPL-Caltech/Reuters

NASA’nın Spherex teleskobu, evreni en detaylı haliyle haritalandırmak üzere fırlatıldı yazısı ilk önce Herkese Bilim Teknoloji üzerinde ortaya çıktı.

]]>
NASA’nın yeni uzay teleskobu Spherex, SpaceX tarafından Çarşamba günü Kaliforniya’dan fırlatılmasının ardından birkaç saat önce yörüngeye girdi.

488 milyon dolarlık görev kapsamında, zamanın başlangıcından bu yana yüz milyonlarca galaksiye ve ortak kozmik parıltılara kapsamlı bir bakış atmak amacıyla tüm gökyüzünün daha önce hiç olmadığı kadar detaylı haritalandırılması hedefleniyor.

Galaksilerin milyarlarca yıl boyunca nasıl oluştuğunu, evrimleştiğini ve evrenin ilk anlarında nasıl bu kadar hızlı genişlediğini açıklamayı amaçlayan Spherex, su ve diğer yaşam bileşenlerini de arayacak.

Yarım tonluk teleskop

500 kg ağırlığında ve koni şeklinde olan Spherex’in, Dünya’yı kutuptan kutba 650 km yükseklikte turlarken kızılötesi dedektörleri ve geniş görüş alanıyla haritalandırma sürecinin altı ay sürmesi ve iki yıl boyunca da dört gökyüzü araştırması yapması planlanıyor.

İnsan gözünün göremediği 102 rengi ayırt edebilen kızılötesi dedektörlerin, evrenin şimdiye kadar yapılmış en renkli ve kapsayıcı haritasını ortaya çıkarması hedefleniyor.

Spherex, Hubble (HUT) ve Webb (JWST) teleskopları gibi galaksileri saymak veya onlara tek tek odaklanmak yerine, evreni yaratan büyük patlamanın ardından oluşan toplam parıltıyı gözlemlemesi bekleniyor.

Büyük patlamanın sonuçlarını aydınlatacak

Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü’nden (CALTECH) Spherex görevinin baş sorumlusu Jamie Bock, gözlemlenecek olan parıltıların, bilim insanlarının geçmişte hangi ışık kaynaklarının gözden kaçtığını ortaya çıkaracağını söylüyor.

Bilim insanlarının parıltıları gözlemleyerek en erken galaksilerden gelen ışığı ortaya çıkarmayı ve bunların nasıl oluştuğunu öğrenmeyi umduklarını kaydeden Bock, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Büyük patlamayı göremeyeceğiz. Ancak sonuçlarını göreceğiz ve bu şekilde evrenin başlangıcı hakkında bilgi edinmeyi bekliyoruz.”

Kaynak

Görsel: Nasa/JPL-Caltech/Reuters

NASA’nın Spherex teleskobu, evreni en detaylı haliyle haritalandırmak üzere fırlatıldı yazısı ilk önce Herkese Bilim Teknoloji üzerinde ortaya çıktı.

]]>
32204
NASA’nın Ay’da su izleri arayacak olan Lunar Trailblazer aracı fırlatıldı https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/nasanin-ayda-su-izleri-arayacak-olan-lunar-trailblazer-araci-firlatildi Thu, 27 Feb 2025 13:46:21 +0000 https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=32139 Astronotlar Ay’da birkaç günden fazla zaman geçirmek istiyorsa, bazı doğal kaynaklara erişimlerinin olması gerekiyor. Bunlardan en önemlisi ise tabii ki su. Gökbilimciler Ay’da su olduğundan oldukça emin. Yalnızca tam olarak nerede ve hangi formda olduğunu bilmiyorlar. İşte bunu ortaya çıkarmaya yönelik önemli bir görev olan NASA’nın Lunar Trailblazer’ı, bir Space X Falcon 9 roketiyle Florida’daki Kennedy Uzay Merkezi’nden fırlatıldı. Ay’ın Güney Kutbu’nun en karanlık kısımlarını tarayacak olan uzay aracı, iki yıl boyunca yörüngeden bilgi toplayacak. Hangi teknolojileri taşıyor? 200 kilogram ağırlığında ve yaklaşık 3,5 metre genişliğinde olan Lunar Trailblazer’ın taşıyacağı en önemli iki bilimsel teknoloji, yüksek çözünürlüklü kızılötesi spektrometre ve geniş spektrumlu bir görüntüleyici. Ayrıca Nokia tarafından tasarlanan 4G yerel bir iletişim ağını test etmek için kullanılacak küçük bir gezicisi de var. Su haritalaması yapacak Johns Hopkins Uygulamalı Fizik Laboratuvarı’ndan Angela Dapremont, “Görevin odak noktası, Ay suyunun bolluğu ile dağılımını ve Ay’daki su döngüsünü anlamak,” diyor. Dapremont aynı zamanda Lunar Trailblazer bilim ekibinin bir üyesi. “Ay’ın kutuplarında buz formunda su olduğunu ve yüzeyde çok ince su katmanları olabileceğini düşünüyoruz” diyen Oxford Üniversitesi fizik bölümünden Profesör Neil Bowles ise şöyle devam ediyor: “Lunar Trailblazer uzay aracının görevi, bunu haritalamaya ve anlamaya çalışmaktır.” Kaynakça https://www.reuters.com/science/nasa-launches-satellite-mission-detect-water-moon-2025-02-27/ https://www.npr.org/2025/02/26/nx-s1-5300719/lunar-trailblazer-sets-out-to-find-water-on-the-moon https://www.mirror.co.uk/news/world-news/nasa-send-spacecraft-moon-search-34754909 https://www.theguardian.com/science/2025/feb/22/space-mission-aims-to-map-water-on-surface-of-the-moon https://www.jpl.nasa.gov/news/6-things-to-know-about-nasas-lunar-trailblazer/ Görsel: Lockheed Martin Space/Nasa

NASA’nın Ay’da su izleri arayacak olan Lunar Trailblazer aracı fırlatıldı yazısı ilk önce Herkese Bilim Teknoloji üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Astronotlar Ay’da birkaç günden fazla zaman geçirmek istiyorsa, bazı doğal kaynaklara erişimlerinin olması gerekiyor. Bunlardan en önemlisi ise tabii ki su.

Gökbilimciler Ay’da su olduğundan oldukça emin. Yalnızca tam olarak nerede ve hangi formda olduğunu bilmiyorlar.

İşte bunu ortaya çıkarmaya yönelik önemli bir görev olan NASA’nın Lunar Trailblazer’ı, bir Space X Falcon 9 roketiyle Florida’daki Kennedy Uzay Merkezi’nden fırlatıldı.

Ay’ın Güney Kutbu’nun en karanlık kısımlarını tarayacak olan uzay aracı, iki yıl boyunca yörüngeden bilgi toplayacak.

Hangi teknolojileri taşıyor?

200 kilogram ağırlığında ve yaklaşık 3,5 metre genişliğinde olan Lunar Trailblazer’ın taşıyacağı en önemli iki bilimsel teknoloji, yüksek çözünürlüklü kızılötesi spektrometre ve geniş spektrumlu bir görüntüleyici.

Ayrıca Nokia tarafından tasarlanan 4G yerel bir iletişim ağını test etmek için kullanılacak küçük bir gezicisi de var.

Su haritalaması yapacak

Johns Hopkins Uygulamalı Fizik Laboratuvarı’ndan Angela Dapremont, “Görevin odak noktası, Ay suyunun bolluğu ile dağılımını ve Ay’daki su döngüsünü anlamak,” diyor.

Dapremont aynı zamanda Lunar Trailblazer bilim ekibinin bir üyesi.

“Ay’ın kutuplarında buz formunda su olduğunu ve yüzeyde çok ince su katmanları olabileceğini düşünüyoruz” diyen Oxford Üniversitesi fizik bölümünden Profesör Neil Bowles ise şöyle devam ediyor:

“Lunar Trailblazer uzay aracının görevi, bunu haritalamaya ve anlamaya çalışmaktır.”

Kaynakça

https://www.reuters.com/science/nasa-launches-satellite-mission-detect-water-moon-2025-02-27/

https://www.npr.org/2025/02/26/nx-s1-5300719/lunar-trailblazer-sets-out-to-find-water-on-the-moon

https://www.mirror.co.uk/news/world-news/nasa-send-spacecraft-moon-search-34754909

https://www.theguardian.com/science/2025/feb/22/space-mission-aims-to-map-water-on-surface-of-the-moon

https://www.jpl.nasa.gov/news/6-things-to-know-about-nasas-lunar-trailblazer/

Görsel: Lockheed Martin Space/Nasa

NASA’nın Ay’da su izleri arayacak olan Lunar Trailblazer aracı fırlatıldı yazısı ilk önce Herkese Bilim Teknoloji üzerinde ortaya çıktı.

]]>
32139
Nükleer roketler Mars’a seyahat süresini yarıya indirme potansiyeli taşıyor https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/nukleer-roketler-marsa-seyahat-suresini-yariya-indirme-potansiyeli-tasiyor Fri, 14 Feb 2025 15:11:22 +0000 https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=32065 NASA önümüzdeki on yıl içinde Mars’a insanlı görevler başlatmayı hedefliyor. Bununla birlikte, geleneksel roket yakıtı kullanılarak kızıl gezegene yapılacak 225 milyon kilometrelik yolculuğun, gidiş-dönüş dahil birkaç aydan bir yıla kadar sürme durumu var. Bu uzun yolculuk süresini azaltmak isteyen NASA ve ABD Savunma İleri Araştırma Projeleri Ajansı (DARPA), mürettebatlı görevlerin Mars’a daha hızlı ulaşmasını sağlamak için nükleer termal itki (NTP) adı verilen bir teknoloji üzerinde çalışıyor. Nükleer fisyondan yararlanarak roketlere güç sağlayan bu yenilikçi teknolojinin Mars’a seyahat süresini yarıya indirmesi hedefleniyor. Bilindiği üzere nükleer fisyon, bir atomun bir nötron tarafından bölünmesi sırasında ortaya çıkan yoğun miktardaki enerjinin toplanmasını içeriyor ve bu reaksiyona “fisyon reaksiyonu” deniyor. GÜÇLÜ BİR ALTERNATİF Enerji üretiminde ve nükleer enerjiyle çalışan denizaltılarda halihazırda kullanılan fisyon teknolojisi, NASA’ya roketlere nazaran daha hızlı ve daha güçlü bir alternatif sunma potansiyeli taşıyor. Prototipinin 2027’de hazır olması beklenen bu teknoloji üzerine yapılan bugünkü araştırmalar, Mars’a ulaşma gibi iddialı bir hedef için hayati önem taşıyan “itici güç verimliliğini ve güvenliğini artırmaya” odaklanıyor. Uzay yolculuklarının geleceği için umut vadeden teknoloji hâlâ geliştirilme aşamasında. Kaynak (Görsel: NASA)

Nükleer roketler Mars’a seyahat süresini yarıya indirme potansiyeli taşıyor yazısı ilk önce Herkese Bilim Teknoloji üzerinde ortaya çıktı.

]]>
NASA önümüzdeki on yıl içinde Mars’a insanlı görevler başlatmayı hedefliyor. Bununla birlikte, geleneksel roket yakıtı kullanılarak kızıl gezegene yapılacak 225 milyon kilometrelik yolculuğun, gidiş-dönüş dahil birkaç aydan bir yıla kadar sürme durumu var.

Bu uzun yolculuk süresini azaltmak isteyen NASA ve ABD Savunma İleri Araştırma Projeleri Ajansı (DARPA), mürettebatlı görevlerin Mars’a daha hızlı ulaşmasını sağlamak için nükleer termal itki (NTP) adı verilen bir teknoloji üzerinde çalışıyor.

Nükleer fisyondan yararlanarak roketlere güç sağlayan bu yenilikçi teknolojinin Mars’a seyahat süresini yarıya indirmesi hedefleniyor.

Bilindiği üzere nükleer fisyon, bir atomun bir nötron tarafından bölünmesi sırasında ortaya çıkan yoğun miktardaki enerjinin toplanmasını içeriyor ve bu reaksiyona “fisyon reaksiyonu” deniyor.

GÜÇLÜ BİR ALTERNATİF

Enerji üretiminde ve nükleer enerjiyle çalışan denizaltılarda halihazırda kullanılan fisyon teknolojisi, NASA’ya roketlere nazaran daha hızlı ve daha güçlü bir alternatif sunma potansiyeli taşıyor.

Prototipinin 2027’de hazır olması beklenen bu teknoloji üzerine yapılan bugünkü araştırmalar, Mars’a ulaşma gibi iddialı bir hedef için hayati önem taşıyan “itici güç verimliliğini ve güvenliğini artırmaya” odaklanıyor.

Uzay yolculuklarının geleceği için umut vadeden teknoloji hâlâ geliştirilme aşamasında.

Kaynak

(Görsel: NASA)

Nükleer roketler Mars’a seyahat süresini yarıya indirme potansiyeli taşıyor yazısı ilk önce Herkese Bilim Teknoloji üzerinde ortaya çıktı.

]]>
32065
ABD’li astronot, yörüngede geçen 7 ayın ardından ilk uzay yürüyüşünü yaptı https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/abdli-astronot-yorungede-gecen-7-ayin-ardindan-ilk-uzay-yuruyusunu-yapti Tue, 21 Jan 2025 09:23:43 +0000 https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=31991 NASA’nın Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) mahsur kalan iki astronotundan birisi olan Suni Williams, istasyona vardığından bu yana ilk defa uzay yürüyüşüne çıktı. Bu yürüyüş, NASA astronotlarının geçen yaz yarıda kesilen uzay yürüyüşünden bu yana gerçekleştirdiği “ilk uzay yürüyüşü” olarak kayıtlara geçti. The Guardian’da yer alan habere göre, istasyonun komutanı olan Suni Williams, NASA’dan Nick Hague ile birlikte bazı dış mekân onarım çalışmalarını üstlenmek zorunda kaldı. Williams, istasyon Türkmenistan’ın 420 km üzerinde seyrederken, telsizden “Dışarı çıkıyorum,” diyerek ilgili görevi gerçekleştirdi. NASA sorunun giderildiğini duyurdu. İkilinin fırlatmadan 10 ay sonra, yani Mart sonu veya Nisan başında evlerine dönebilecekleri belirtiliyor.

ABD’li astronot, yörüngede geçen 7 ayın ardından ilk uzay yürüyüşünü yaptı yazısı ilk önce Herkese Bilim Teknoloji üzerinde ortaya çıktı.

]]>
NASA’nın Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) mahsur kalan iki astronotundan birisi olan Suni Williams, istasyona vardığından bu yana ilk defa uzay yürüyüşüne çıktı.

Bu yürüyüş, NASA astronotlarının geçen yaz yarıda kesilen uzay yürüyüşünden bu yana gerçekleştirdiği “ilk uzay yürüyüşü” olarak kayıtlara geçti.

Suni Williams, Boeing mekiğinin arızalanması nedeniyle yaklaşık 7 aydır ISS’de mahsur kalan NASA astronotlarından birisi. (Credit: NASA/Johnson Space Center)

The Guardian’da yer alan habere göre, istasyonun komutanı olan Suni Williams, NASA’dan Nick Hague ile birlikte bazı dış mekân onarım çalışmalarını üstlenmek zorunda kaldı.

Williams, istasyon Türkmenistan’ın 420 km üzerinde seyrederken, telsizden “Dışarı çıkıyorum,” diyerek ilgili görevi gerçekleştirdi.

NASA sorunun giderildiğini duyurdu.

İkilinin fırlatmadan 10 ay sonra, yani Mart sonu veya Nisan başında evlerine dönebilecekleri belirtiliyor.

ABD’li astronot, yörüngede geçen 7 ayın ardından ilk uzay yürüyüşünü yaptı yazısı ilk önce Herkese Bilim Teknoloji üzerinde ortaya çıktı.

]]>
31991
Uzay mühendisi Dr. Işıl Şakraker Özmen: “Uzay teknolojilerine ilginin büyümesi, geleceğe en büyük yatırımlarımızdan birisi” https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/uzay-muhendisi-dr-isil-sakraker-ozmen-uzay-teknolojilerine-ilginin-buyumesi-gelecege-en-buyuk-yatirimlarimizdan-birisi Fri, 12 Apr 2024 08:20:39 +0000 https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=31206 Alper Gezeravcı’nın uzaya çıkışıyla birlikte Türkiye’de uzay bilimlerine olan ilgide bir artış görünüyor. Şunu da belirtmek gerekiyor ki Türkiye’de uzay alanında çalışan birçok kıymetli bilim insanımız var. Hatta bu isimler dünyanın dört bir yanındaki seçkin ajanslarda görev alıyor. Alman Havacılık ve Uzay Merkezi’nde (DLR) çalışan uzay mühendisi Işıl Şakraker de onlardan birisi. Uydu ve uzay aracı yapıları üzerine kendi araştırma grubu da bulunan Şakraker’le kendi çalışma alanlarının yanı sıra Alper Gezeravcı üzerinden Türkiye’nin uzay yolculuğunu ve bir adım ötesini konuştuk. Uzaya ilgi duyan ve uzay bilimleri okuyan gençler için de tavsiyeler aldık. Söyleşi: Batuhan Sarıcan (batusarican@gmail.com) Alper Gezeravcı’nın uzaya çıkışı, Türkiye’nin uzay yolculuğu ve bilim-teknolojideki gelişimi için ne ifade ediyor? Türkiye’ye uzun vadede ne gibi getirileri olacağını düşünüyorsunuz? Bence meseleyi iki taraftan ele almamız gerekiyor. İlki bilim ve teknoloji adına, ikincisi ise gençlere ilham olacağı için geleceğe bir yatırım olarak… Çeşitli üniversite ve araştırma kurumları, dar bir zamanda da olsa bir sürü deney tasarlayıp hazırlamayı başardılar. Alper Bey bu deneylerin sonuçlarıyla geri döndüğü zaman farklı alanlarda kendi sorularımızı yaratma ve bunlara cevap arama sürecimiz başlayacak. Bir ülke adına bilimsel ve teknolojik gelişmenin en önemli adımlarından birisinin, kendi sorularını sorma kapasitesi olduğunu düşünüyorum. Bu deneylerin sonucunda elde edilen veriler, yeni deneyler tasarlama ve nihayetinde yeni teknolojilerin ülkemize dönmesini sağlayacak. Hep katma değeri yüksek işlerin bizi kalkındıracağından bahsediyoruz. İşte bu alan bunlardan birisi ve diğer ülkelerden geri kalmış durumda da değiliz! Öte yandan, uzaya çıkışımızın uyandırdığı yankılar, gençler arasında büyük bir heyecana yol açtı. Ben de katıldığım yayınlardan sonra bir sürü lise ve üniversiteli gençten mesajlar aldım. Uzay teknolojileri alanına ilginin büyümesi, geleceğe en büyük yatırımlarımızdan birisi. Gezeravcı, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda hangi deneyleri yapacak? Bu deneyler niye önem taşıyor? Genetikten uzay tıbbına, metalurjiden propolise kadar birçok konuda deneyler gönderildi. Ben bu alanlarda uzman olmadığım için yorum yapmam doğru olmaz. Ancak belirtmek istediğim söyle bir nokta var: Yerçekimsiz ortamda yapılan deneyler her zaman, hatta çoğu zaman uzay araştırmalarıyla ilgili değil. Dünya üzerinde bazı prosesleri yerçekiminden bağımsızlaştıramadığımız için Uluslararası Uzay İstasyonu (UUI) gibi laboratuvarlarda yapmamız gerekiyor. Yani birçok temel bilim ya da mühendislik konusu için bugün Türkiye’deki gençler, uzayda deney deneyimi elde etmiş durumda. UUI partneri olmasak da bugün ticari erişim sayesinde orada deney yapma şansı elde ettik ve bence bu harika bir şey. Belki diğer ülkeler gibi çok uzun yıllar süren hazırlıklarımız olmasa da ben bunu başlangıç için gayet yeterli buluyorum. Elbette bundan sonra nasıl devam edeceğimizin de takipçisi olacağız. Bildiğiniz gibi Gezeravcı’nın uzaya çıkışına karşı eleştiriler de söz konusu. Bu konuda neler söylemek istersiniz? Sizce bu konu siyaset üstü bir konu mu? Bence hem siyaset üstü hem de değil. Uzay işleriyle ilgilenen her ülke, bu işe devlet desteğiyle başladı. Bugün artık ticarileşmiş bir uzay sektöründen bahsetsek de bizim gibi çok uzun geçmişi olmayan ülkeler için bu işlerin devlet eliyle başlatılmış olması gayet normal. Siyasal iktidarların da bu işten prim yapması bize özgü bir durum değil. Doğal olarak olacak. Ben bir araştırmacı olarak, bu işi kimin finanse ettiğiyle veya kimin ilk Türk astronot olduğuyla ilgilenmek yerine, bu işin geleceğimiz icin çok önemli bir ilk adım olduğunu ve asıl vurguyu, yapılan bilimsel deneyler ile bu işten ilham alan gençlere yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Eğer siyasi bakış açısıyla bakacaksak, hem iktidarın hem muhalefetin ana argümanlarından uzak bir noktadayım. Ticari uzay devrinde böyle bir şansımız oldu ve kullandık. Kullanmasak geride kalacaktık. İyi ki kullandık. Öte yandan da yıllardır, “uzaya bir Türk çıksa ne olurdu”nun mizahını yapıyoruz. Bu da önemli bir şey bence. Mizah ile yaşadığımız deneyimleri içselleştirip normalleştireceğiz ve hayatımızın bir parçası haline gelecek. Bu sefer konunun bilimsel gelişim ve uzay olması beni ayrıca sevindiriyor.  Sizce Türkiye’de devlet, özellikle uzay bilimleri okuyan veya mezun olan gençler için nasıl imkanlar yaratmalı? Uzay kariyerinde bence en önemli şey, öğrencilik yıllarında yapılan stajlar. Türkiye’de bunun öneminin gençlere yeterince anlatılmadığı kanısındayım. Üniversite-sanayi-araştırma kurumu bağlarının kuvvetlendirilmesi çok önemli. Böylece öğrencilere daha fazla deneyim elde etme şansı yaratılabilir. Hem kendi Türkiye deneyimimde hem de halen gözlemlediğim üzere, uzay mühendisliği ya da uzayla ilgili çalışan başka mühendislik dallarında okuyan gençler en çok, staj için istenen “minimum not ortalaması” şartından şikayetçi. Zaten zor olan bu bölümlerde genellikle not ortalamaları çok yüksek olmayabiliyor. Uzay alanında çalışan kurumlar, 4 üzerinden en az 3 ortalama gibi bir şart koyduklarında, bu gençleri ister istemez sektör dışında başka alanlarda çalışmaya itiyor. Ben şimdiye kadar not ortalamasına bakarak hiç öğrenci almadım ama notları düşük olup, bugün NASA için rover üretmek gibi harika işler başaran ve çok iyi yerlere gelen öğrencilerle çalışmış olmaktan gurur duyuyorum. Sizce Türkiye’nin uzaycılık konusunda bundan sonraki ilk adımı ne olmalı? Devlet desteğini bu aşamada çekerse, maalesef bazı büyük adımlar sekteye uğrayabilir. Tübitak Uzay’daki meslektaşlarımız, Ay göreviyle ilgili çok özverili çalışmalar yürütüyor. O görevin fırlatılması bence ikinci büyük adım olacak. Ancak tabii ki insanlı uzay görevlerine devam etmemiz önemli. Anladığımız kadarıyla yedek astronotumuz Tuva Bey de yakında bir yörünge altı uçuş gerçekleştirecek ve o sırada bazı deneyler yapacakmış. Devlet destekli adımlar haricinde, bu sektöre ilgi arttıkça, tıpkı dünya genelinde olduğu gibi zaten var olan start-upların sayısı da sanırım artacak. Çünkü bu konuda yatırım yapmak isteyen özel teşebbüsler artacak. Üniversitelerden hatta liselerden daha çok uzay çalışmaları bekleyebiliriz. Uzay sektörünün ticarileşmiş olması bir sonraki adımlarımızı aşırı derecede kolaylaştırıyor. Buna paralel olarak sivil uzaycılığın önemine vurgu yapan bir bilim insanısınız. Sivil uzaycılık niçin önem taşıyor? Sivil uzay dediğimiz zaman bütün insanlığın beraber hareket edip bilimsel bilgi birikimine katkı yaptığı bir gerçeklikten bahsediyorum. Astronotlar uzaydan Dünya’ya bakınca “overview effect” denen bir duygusal durum yaşar. Yukardan aşağı baktığınız zaman ne ülke sınırı ne etnik köken ne de siyasi kavgalar görürsünüz. O zaman “biz insanoğlu olarak niye Dünya’mızla barışık bir şekilde yaşamıyoruz?” gibi sorular sormaya başlarlar. Yani bir birlik hissi. Zaten uzaya gitmeseler bile uzay alanında çalışan insanlarda bu his genellikle mevcuttur. İş yönetimlerde ve devletlerde kilitlenir. Alman Havacılık ve Uzay Merkezi’nde (DLR) ne üzerine çalışıyorsunuz? Uzmanlık alanınız nedir? Uzmanlık alanım aslında “Atmosfere Giriş” problemi dediğimiz, hipersonik yüksek sıcaklıklardaki plazma akışlarının uzay araçlarıyla nasıl etkileşime geçtiği. Baska bir deyişle, bir uzay aracının Dünya’ya dönmesi ya da Mars gibi atmosferi olan gezegenlere inişi sırasındaki ısıl koruma sistemlerinin araştırılması. Yakın zamana kadar bu alanın daha çok “güvenle indirme” tarafinda yer alırken, aynı konuyu bugün işi biten uyduların uzay çöpüne dönüşmemesi için atmosfere girişleri sırasında tamamen yanması ve yok olması üzerine de uyguluyorum. Genel olarak araştırma grubumda, uzayda sürdürülebilirlik alanında uzay araçlarını daha çevre dostu hale nasıl getiririz diye araştırmalar yapıyoruz. Mars’a iniş sistemleri gibi güvenli iniş çalışmalarımız ise devam ediyor. Sizin uzaya ilginiz nasıl başladı? Ben çocukluğumda astronot olma hayali kurardım. Arabanın bile midemi bulandırdığını anlayınca o işten vazgeçip uzay mühendisi olmaya karar verdim. Uzaya ilgi duyan gençlere ne önerirsiniz? Uzaya ilgi duyan gençlere, hangi konuyu seviyorlarsa o konuda eğitim almalarını tavsiye edeceğim. Uzay alanı gercekten bir sürü uzmanlığın bir araya gelmesiyle başarılı oluyor. Fizik tedavi uzmanlarından hukukçulara, sigortacılardan her türlü mühendislik dalına, psikologlardan bütün temel bilim alanlarına, sosyal medya uzmanlığından ekonomistlere kadar bütün meslekler uzay alanında çalışma imkânına sahip. Eğitiminiz ve kariyerinizden de kısaca bahsedebilir misiniz? Ben İstanbul Saint Joseph Lisesi’nden sonra İstanbul Teknik Üniversitesi’nde lisans ve yüksek lisansımı Uzay Mühendisliği alanında tamamladıktan sonra Belçika von Karman Akışkanlar Mekaniği Enstitüsü’ne (VKI) ikinci master için gittim. Daha sonra orada doktora ve doktora sonrası çalışmaları da yaptıktan sonra 2016 yılında Alman Havacılık Uzay Merkezi’nde (DLR) çalısmaya başladım. VKI’de master ve doktora çalışmalarım, genel olarak hipersonik atmosfere giriş akışları üzerineydi. Aynı zamanda küp uydular üzerinde modellerimizi test etmek ve gercek uçuş verisi elde etmek için deneyler tasarladım. Genellikle Avrupa Birliği ve Avrupa Uzay Ajansi (ESA) projelerinde yer aldım. Şu anda çalıştığım yerde de bu deneyimlerimi biraz daha ileriye taşıyorum. Kadınların STEM alanlarına yönlendirilmesiyle çok ilgiliyim. Türkiye’den bir sürü gençle mentörlük programları yapıyorum. İki küçük çocuk ve bir kedi annesiyim. Not: Söyleşi, dergimizin 410. sayısında yayımlanmıştır.

Uzay mühendisi Dr. Işıl Şakraker Özmen: “Uzay teknolojilerine ilginin büyümesi, geleceğe en büyük yatırımlarımızdan birisi” yazısı ilk önce Herkese Bilim Teknoloji üzerinde ortaya çıktı.

]]>

Alper Gezeravcı’nın uzaya çıkışıyla birlikte Türkiye’de uzay bilimlerine olan ilgide bir artış görünüyor. Şunu da belirtmek gerekiyor ki Türkiye’de uzay alanında çalışan birçok kıymetli bilim insanımız var. Hatta bu isimler dünyanın dört bir yanındaki seçkin ajanslarda görev alıyor.

Alman Havacılık ve Uzay Merkezi’nde (DLR) çalışan uzay mühendisi Işıl Şakraker de onlardan birisi. Uydu ve uzay aracı yapıları üzerine kendi araştırma grubu da bulunan Şakraker’le kendi çalışma alanlarının yanı sıra Alper Gezeravcı üzerinden Türkiye’nin uzay yolculuğunu ve bir adım ötesini konuştuk. Uzaya ilgi duyan ve uzay bilimleri okuyan gençler için de tavsiyeler aldık.

Söyleşi: Batuhan Sarıcan (batusarican@gmail.com)

  • Alper Gezeravcı’nın uzaya çıkışı, Türkiye’nin uzay yolculuğu ve bilim-teknolojideki gelişimi için ne ifade ediyor? Türkiye’ye uzun vadede ne gibi getirileri olacağını düşünüyorsunuz?
  • Bence meseleyi iki taraftan ele almamız gerekiyor. İlki bilim ve teknoloji adına, ikincisi ise gençlere ilham olacağı için geleceğe bir yatırım olarak… Çeşitli üniversite ve araştırma kurumları, dar bir zamanda da olsa bir sürü deney tasarlayıp hazırlamayı başardılar. Alper Bey bu deneylerin sonuçlarıyla geri döndüğü zaman farklı alanlarda kendi sorularımızı yaratma ve bunlara cevap arama sürecimiz başlayacak. Bir ülke adına bilimsel ve teknolojik gelişmenin en önemli adımlarından birisinin, kendi sorularını sorma kapasitesi olduğunu düşünüyorum. Bu deneylerin sonucunda elde edilen veriler, yeni deneyler tasarlama ve nihayetinde yeni teknolojilerin ülkemize dönmesini sağlayacak. Hep katma değeri yüksek işlerin bizi kalkındıracağından bahsediyoruz. İşte bu alan bunlardan birisi ve diğer ülkelerden geri kalmış durumda da değiliz! Öte yandan, uzaya çıkışımızın uyandırdığı yankılar, gençler arasında büyük bir heyecana yol açtı. Ben de katıldığım yayınlardan sonra bir sürü lise ve üniversiteli gençten mesajlar aldım. Uzay teknolojileri alanına ilginin büyümesi, geleceğe en büyük yatırımlarımızdan birisi.
  • Gezeravcı, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda hangi deneyleri yapacak? Bu deneyler niye önem taşıyor?
  • Genetikten uzay tıbbına, metalurjiden propolise kadar birçok konuda deneyler gönderildi. Ben bu alanlarda uzman olmadığım için yorum yapmam doğru olmaz. Ancak belirtmek istediğim söyle bir nokta var: Yerçekimsiz ortamda yapılan deneyler her zaman, hatta çoğu zaman uzay araştırmalarıyla ilgili değil. Dünya üzerinde bazı prosesleri yerçekiminden bağımsızlaştıramadığımız için Uluslararası Uzay İstasyonu (UUI) gibi laboratuvarlarda yapmamız gerekiyor. Yani birçok temel bilim ya da mühendislik konusu için bugün Türkiye’deki gençler, uzayda deney deneyimi elde etmiş durumda. UUI partneri olmasak da bugün ticari erişim sayesinde orada deney yapma şansı elde ettik ve bence bu harika bir şey. Belki diğer ülkeler gibi çok uzun yıllar süren hazırlıklarımız olmasa da ben bunu başlangıç için gayet yeterli buluyorum. Elbette bundan sonra nasıl devam edeceğimizin de takipçisi olacağız.
  • Bildiğiniz gibi Gezeravcı’nın uzaya çıkışına karşı eleştiriler de söz konusu. Bu konuda neler söylemek istersiniz? Sizce bu konu siyaset üstü bir konu mu?
  • Bence hem siyaset üstü hem de değil. Uzay işleriyle ilgilenen her ülke, bu işe devlet desteğiyle başladı. Bugün artık ticarileşmiş bir uzay sektöründen bahsetsek de bizim gibi çok uzun geçmişi olmayan ülkeler için bu işlerin devlet eliyle başlatılmış olması gayet normal. Siyasal iktidarların da bu işten prim yapması bize özgü bir durum değil. Doğal olarak olacak. Ben bir araştırmacı olarak, bu işi kimin finanse ettiğiyle veya kimin ilk Türk astronot olduğuyla ilgilenmek yerine, bu işin geleceğimiz icin çok önemli bir ilk adım olduğunu ve asıl vurguyu, yapılan bilimsel deneyler ile bu işten ilham alan gençlere yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Eğer siyasi bakış açısıyla bakacaksak, hem iktidarın hem muhalefetin ana argümanlarından uzak bir noktadayım. Ticari uzay devrinde böyle bir şansımız oldu ve kullandık. Kullanmasak geride kalacaktık. İyi ki kullandık. Öte yandan da yıllardır, “uzaya bir Türk çıksa ne olurdu”nun mizahını yapıyoruz. Bu da önemli bir şey bence. Mizah ile yaşadığımız deneyimleri içselleştirip normalleştireceğiz ve hayatımızın bir parçası haline gelecek. Bu sefer konunun bilimsel gelişim ve uzay olması beni ayrıca sevindiriyor. 
  • Sizce Türkiye’de devlet, özellikle uzay bilimleri okuyan veya mezun olan gençler için nasıl imkanlar yaratmalı?
  • Uzay kariyerinde bence en önemli şey, öğrencilik yıllarında yapılan stajlar. Türkiye’de bunun öneminin gençlere yeterince anlatılmadığı kanısındayım. Üniversite-sanayi-araştırma kurumu bağlarının kuvvetlendirilmesi çok önemli. Böylece öğrencilere daha fazla deneyim elde etme şansı yaratılabilir. Hem kendi Türkiye deneyimimde hem de halen gözlemlediğim üzere, uzay mühendisliği ya da uzayla ilgili çalışan başka mühendislik dallarında okuyan gençler en çok, staj için istenen “minimum not ortalaması” şartından şikayetçi. Zaten zor olan bu bölümlerde genellikle not ortalamaları çok yüksek olmayabiliyor. Uzay alanında çalışan kurumlar, 4 üzerinden en az 3 ortalama gibi bir şart koyduklarında, bu gençleri ister istemez sektör dışında başka alanlarda çalışmaya itiyor. Ben şimdiye kadar not ortalamasına bakarak hiç öğrenci almadım ama notları düşük olup, bugün NASA için rover üretmek gibi harika işler başaran ve çok iyi yerlere gelen öğrencilerle çalışmış olmaktan gurur duyuyorum.
  • Sizce Türkiye’nin uzaycılık konusunda bundan sonraki ilk adımı ne olmalı?
  • Devlet desteğini bu aşamada çekerse, maalesef bazı büyük adımlar sekteye uğrayabilir. Tübitak Uzay’daki meslektaşlarımız, Ay göreviyle ilgili çok özverili çalışmalar yürütüyor. O görevin fırlatılması bence ikinci büyük adım olacak. Ancak tabii ki insanlı uzay görevlerine devam etmemiz önemli. Anladığımız kadarıyla yedek astronotumuz Tuva Bey de yakında bir yörünge altı uçuş gerçekleştirecek ve o sırada bazı deneyler yapacakmış. Devlet destekli adımlar haricinde, bu sektöre ilgi arttıkça, tıpkı dünya genelinde olduğu gibi zaten var olan start-upların sayısı da sanırım artacak. Çünkü bu konuda yatırım yapmak isteyen özel teşebbüsler artacak. Üniversitelerden hatta liselerden daha çok uzay çalışmaları bekleyebiliriz. Uzay sektörünün ticarileşmiş olması bir sonraki adımlarımızı aşırı derecede kolaylaştırıyor.
  • Buna paralel olarak sivil uzaycılığın önemine vurgu yapan bir bilim insanısınız. Sivil uzaycılık niçin önem taşıyor?
  • Sivil uzay dediğimiz zaman bütün insanlığın beraber hareket edip bilimsel bilgi birikimine katkı yaptığı bir gerçeklikten bahsediyorum. Astronotlar uzaydan Dünya’ya bakınca “overview effect” denen bir duygusal durum yaşar. Yukardan aşağı baktığınız zaman ne ülke sınırı ne etnik köken ne de siyasi kavgalar görürsünüz. O zaman “biz insanoğlu olarak niye Dünya’mızla barışık bir şekilde yaşamıyoruz?” gibi sorular sormaya başlarlar. Yani bir birlik hissi. Zaten uzaya gitmeseler bile uzay alanında çalışan insanlarda bu his genellikle mevcuttur. İş yönetimlerde ve devletlerde kilitlenir.

Işıl Şakraker’in NASA-JPL’deki “Mars Yard” adı verilen; Mars yüzeyini modelleyen açık hava laboratuvarını ziyareti sırasında.

  • Alman Havacılık ve Uzay Merkezi’nde (DLR) ne üzerine çalışıyorsunuz? Uzmanlık alanınız nedir?
  • Uzmanlık alanım aslında “Atmosfere Giriş” problemi dediğimiz, hipersonik yüksek sıcaklıklardaki plazma akışlarının uzay araçlarıyla nasıl etkileşime geçtiği. Baska bir deyişle, bir uzay aracının Dünya’ya dönmesi ya da Mars gibi atmosferi olan gezegenlere inişi sırasındaki ısıl koruma sistemlerinin araştırılması. Yakın zamana kadar bu alanın daha çok “güvenle indirme” tarafinda yer alırken, aynı konuyu bugün işi biten uyduların uzay çöpüne dönüşmemesi için atmosfere girişleri sırasında tamamen yanması ve yok olması üzerine de uyguluyorum. Genel olarak araştırma grubumda, uzayda sürdürülebilirlik alanında uzay araçlarını daha çevre dostu hale nasıl getiririz diye araştırmalar yapıyoruz. Mars’a iniş sistemleri gibi güvenli iniş çalışmalarımız ise devam ediyor.
  • Sizin uzaya ilginiz nasıl başladı?
  • Ben çocukluğumda astronot olma hayali kurardım. Arabanın bile midemi bulandırdığını anlayınca o işten vazgeçip uzay mühendisi olmaya karar verdim.
  • Uzaya ilgi duyan gençlere ne önerirsiniz?
  • Uzaya ilgi duyan gençlere, hangi konuyu seviyorlarsa o konuda eğitim almalarını tavsiye edeceğim. Uzay alanı gercekten bir sürü uzmanlığın bir araya gelmesiyle başarılı oluyor. Fizik tedavi uzmanlarından hukukçulara, sigortacılardan her türlü mühendislik dalına, psikologlardan bütün temel bilim alanlarına, sosyal medya uzmanlığından ekonomistlere kadar bütün meslekler uzay alanında çalışma imkânına sahip.

Işıl Şakraker, 2013’te NASA’nın AMES Araştırma Merkezi’nde iki hafta süreyle çalışmıştı.

  • Eğitiminiz ve kariyerinizden de kısaca bahsedebilir misiniz?
  • Ben İstanbul Saint Joseph Lisesi’nden sonra İstanbul Teknik Üniversitesi’nde lisans ve yüksek lisansımı Uzay Mühendisliği alanında tamamladıktan sonra Belçika von Karman Akışkanlar Mekaniği Enstitüsü’ne (VKI) ikinci master için gittim. Daha sonra orada doktora ve doktora sonrası çalışmaları da yaptıktan sonra 2016 yılında Alman Havacılık Uzay Merkezi’nde (DLR) çalısmaya başladım. VKI’de master ve doktora çalışmalarım, genel olarak hipersonik atmosfere giriş akışları üzerineydi. Aynı zamanda küp uydular üzerinde modellerimizi test etmek ve gercek uçuş verisi elde etmek için deneyler tasarladım. Genellikle Avrupa Birliği ve Avrupa Uzay Ajansi (ESA) projelerinde yer aldım. Şu anda çalıştığım yerde de bu deneyimlerimi biraz daha ileriye taşıyorum. Kadınların STEM alanlarına yönlendirilmesiyle çok ilgiliyim. Türkiye’den bir sürü gençle mentörlük programları yapıyorum. İki küçük çocuk ve bir kedi annesiyim.

Not: Söyleşi, dergimizin 410. sayısında yayımlanmıştır.

Uzay mühendisi Dr. Işıl Şakraker Özmen: “Uzay teknolojilerine ilginin büyümesi, geleceğe en büyük yatırımlarımızdan birisi” yazısı ilk önce Herkese Bilim Teknoloji üzerinde ortaya çıktı.

]]>
31206
Tam Güneş Tutulması bugün gerçekleşiyor https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/tam-gunes-tutulmasi-bugun-gerceklesiyor Mon, 08 Apr 2024 16:13:53 +0000 https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=31182 8 Nisan 2024’te gerçekleşecek olan Güneş Tutulması, Güneş, Ay ve Dünya’nın mükemmel bir şekilde hizalandığı muhteşem bir gök olayı yaratacak. Bu fenomen, Meksika’nın Pasifik kıyısından ABD boyunca Newfoundland’a ve ardından Atlantik’e uzanan bir rotada kusursuz olarak gözlemlenebilecek. Bilindiği üzere Güneş’in çapı Ay’ınkinden yaklaşık 400 kat daha büyük. Güneş bize Ay’dan neredeyse 400 kat daha uzakta yer alıyor. Bu kombinasyon, Güneş ve Ay’ın gökyüzünde neredeyse aynı büyüklükte görünmesini sağlıyor ve hizalandıklarında nadir bir gösteri oluşturuyor. Tam Güneş Tutulması, yalnızca Ay’ın Dünya’ya ortalamadan daha yakın olması durumunda mümkün. Ay daha uzakta olduğunda görünen boyutu Güneş’inkinden daha küçük oluyor; dolayısıyla Güneş’in parlak diskini tamamen engelleyemiyor. Bu durumda Ay, Dünya ile Güneş’in arasından geçtiğinde, bir “ateş halkası” görünür durumda kalıyor; bu da halkalı Güneş tutulması olarak biliniyor. Güneş tutulması niçin nadir? En iyi gözlem için nerede olmak gerekiyor? Peki Güneş tutulmaları neden daha sık gerçekleşmiyor? Dünya, Ay ve Güneş her seferinde mükemmel şekilde hizalanmıyor. Çünkü Ay’ın yörüngesi, Dünya’nın Güneş etrafındaki yörüngesine kıyasla yaklaşık 5 derece eğik. Üç gök cismi aynı hizada olduğunda, tutulmanın görünmesi, yalnızca Güneş Sistemi’ndeki konumumuza değil, aynı zamanda bizim Dünya üzerindeki konumumuza da bağlı oluyor. Ay’ın gölgesi, gölge ve kısmi gölge olmak üzere iki bölümden oluşuyor. Umbra denen çizgide konumlanan gözlemciler, tam bir Güneş tutulması yaşıyor. Kısmi gölgede olanlar için tutulma parçalı oluyor. Peki Ay’ın gölgesinin nereye ve ne zaman düşeceğini tam olarak nasıl biliyoruz? Tutulma tahmini her şeyden önce Ay, Güneş ve Dünya’nın konumlarının ve hareketlerinin anlaşılmasına bağlı. Modern haritalar, insanlık tarihi boyunca tutulan kayıtlara dayanıyor. Ve 2009’dan bu yana NASA’nın Ay Yörünge Keşif Aracı (LRO), benzeri görülmemiş ayrıntılarla Ay’ın haritasını çıkarıyor. LRO’nun Ay topoğrafyası verileri, her zamankinden daha doğru tutulma tahminleri yapmamızı sağlıyor. Ay’ın şeklini ve konumunu çok iyi bildiğimiz için de Güneş ışığının ilk ve son kırıntılarının nerede görüneceğini tahmin edebiliyoruz. Tutulmalar, çarpıcı ve unutulmaz bir olay olsalar da tutulmalara yalnızca görsel etkileri nedeniyle değer verilmez, aynı zamanda bize Güneş Sistemimizin ötesindeki uzak gezegenler veya dış gezegenler hakkında çok fazla bilgi verebiliyor. Tam Güneş Tutulması, Meksika’nın Pasifik kıyısından ABD boyunca Newfoundland’a ve ardından Atlantik’e uzanan bir rotada kusursuz olarak gözlemlenebilecek. Tutulma, TSİ 21.20’de başlıyor. Türkiye’den gözlemlenemeyecek. Kaynaklar science.nasa.gov/eclipses/future-eclipses/eclipse-2024/where-when/ scitechdaily.com/total-solar-eclipse-2024-the-science-behind-the-suns-disappearance/ Hazırlayan: Batuhan Sarıcan (batusarican@gmail.com) Fotoğraf: NASA

Tam Güneş Tutulması bugün gerçekleşiyor yazısı ilk önce Herkese Bilim Teknoloji üzerinde ortaya çıktı.

]]>
8 Nisan 2024’te gerçekleşecek olan Güneş Tutulması, Güneş, Ay ve Dünya’nın mükemmel bir şekilde hizalandığı muhteşem bir gök olayı yaratacak. Bu fenomen, Meksika’nın Pasifik kıyısından ABD boyunca Newfoundland’a ve ardından Atlantik’e uzanan bir rotada kusursuz olarak gözlemlenebilecek.

Bilindiği üzere Güneş’in çapı Ay’ınkinden yaklaşık 400 kat daha büyük. Güneş bize Ay’dan neredeyse 400 kat daha uzakta yer alıyor. Bu kombinasyon, Güneş ve Ay’ın gökyüzünde neredeyse aynı büyüklükte görünmesini sağlıyor ve hizalandıklarında nadir bir gösteri oluşturuyor.

Tam Güneş Tutulması, yalnızca Ay’ın Dünya’ya ortalamadan daha yakın olması durumunda mümkün. Ay daha uzakta olduğunda görünen boyutu Güneş’inkinden daha küçük oluyor; dolayısıyla Güneş’in parlak diskini tamamen engelleyemiyor. Bu durumda Ay, Dünya ile Güneş’in arasından geçtiğinde, bir “ateş halkası” görünür durumda kalıyor; bu da halkalı Güneş tutulması olarak biliniyor.

Güneş tutulması niçin nadir? En iyi gözlem için nerede olmak gerekiyor?

Peki Güneş tutulmaları neden daha sık gerçekleşmiyor? Dünya, Ay ve Güneş her seferinde mükemmel şekilde hizalanmıyor. Çünkü Ay’ın yörüngesi, Dünya’nın Güneş etrafındaki yörüngesine kıyasla yaklaşık 5 derece eğik.

Üç gök cismi aynı hizada olduğunda, tutulmanın görünmesi, yalnızca Güneş Sistemi’ndeki konumumuza değil, aynı zamanda bizim Dünya üzerindeki konumumuza da bağlı oluyor. Ay’ın gölgesi, gölge ve kısmi gölge olmak üzere iki bölümden oluşuyor. Umbra denen çizgide konumlanan gözlemciler, tam bir Güneş tutulması yaşıyor. Kısmi gölgede olanlar için tutulma parçalı oluyor.

Peki Ay’ın gölgesinin nereye ve ne zaman düşeceğini tam olarak nasıl biliyoruz? Tutulma tahmini her şeyden önce Ay, Güneş ve Dünya’nın konumlarının ve hareketlerinin anlaşılmasına bağlı. Modern haritalar, insanlık tarihi boyunca tutulan kayıtlara dayanıyor.

Ve 2009’dan bu yana NASA’nın Ay Yörünge Keşif Aracı (LRO), benzeri görülmemiş ayrıntılarla Ay’ın haritasını çıkarıyor. LRO’nun Ay topoğrafyası verileri, her zamankinden daha doğru tutulma tahminleri yapmamızı sağlıyor. Ay’ın şeklini ve konumunu çok iyi bildiğimiz için de Güneş ışığının ilk ve son kırıntılarının nerede görüneceğini tahmin edebiliyoruz.

Tutulmalar, çarpıcı ve unutulmaz bir olay olsalar da tutulmalara yalnızca görsel etkileri nedeniyle değer verilmez, aynı zamanda bize Güneş Sistemimizin ötesindeki uzak gezegenler veya dış gezegenler hakkında çok fazla bilgi verebiliyor.

Tam Güneş Tutulması, Meksika’nın Pasifik kıyısından ABD boyunca Newfoundland’a ve ardından Atlantik’e uzanan bir rotada kusursuz olarak gözlemlenebilecek. Tutulma, TSİ 21.20’de başlıyor. Türkiye’den gözlemlenemeyecek.

Kaynaklar

science.nasa.gov/eclipses/future-eclipses/eclipse-2024/where-when/

scitechdaily.com/total-solar-eclipse-2024-the-science-behind-the-suns-disappearance/

Hazırlayan: Batuhan Sarıcan (batusarican@gmail.com)

Fotoğraf: NASA

Tam Güneş Tutulması bugün gerçekleşiyor yazısı ilk önce Herkese Bilim Teknoloji üzerinde ortaya çıktı.

]]>
31182
Astronotları Mars seyahatinde ne bekliyor? https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/fizikuzay/astronotlari-mars-seyahatinde-ne-bekliyor Fri, 07 Jul 2023 11:36:35 +0000 https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=29710 “İlk Mars görevlerinde ölüm ihtimali yüksek” Dünya insanlı Mars yolculuğuna hazırlanıyor, ama NASA endişeli… Mars görevinin üç yıl sürmesi bekleniyor. Ve karavan kadar bir alanda 4-6 kişinin bir arada yaşaması, psikolojik ve fizyolojik sorunları da beraberinde getirebilir. Tıbbi destek ihtiyacı ise mesafeden dolayı 20 dakika sonra gelebilir. Bazı durumlarda bu süre ölümcül olabilir. Mars görevlerinde astronotları bekleyen olası sorun ve çözümlere göz atıyoruz. Mars görevleri, bilimkurgu filmlerinde gözüktüğü gibi kolay değil. En azından ortaya çıkacak sorunlar, birkaç dakikada rahatça çözülebilecek gibi gözükmüyor. Çünkü gerçek hayatta, bırakın Mars’tan bir astronotu geri getirmeyi, sadece Mars’a gitmek bile başlı başına tehlikelerle dolu. Houston’daki NASA İnsan Araştırma Programı’ndan Leticia Vega, planlanan Mars görevinin, karavan büyüklüğündeki bir alanda dört ila altı kişinin üç yıl boyunca birlikte yaşaması anlamında geldiğini söylüyor. Orada geçirilecek altı ila dokuz aylık bir süre ve geri dönüş de cabası. Öncelikle Dünya’nın koruyucu yerçekimi ve manyetik alanlarının dışına çıkıldığında mikro yerçekimi ve radyasyon büyük bir endişe haline geliyor. Mikro yerçekimi, kafada sıvı birikmesine yol açıyor, bu da görme sorunlarına neden olabilir ve gezegenler arası boşlukta seyahat eden astronotlar için büyük sorun. Araştırmacılar, söz konusu radyasyonun, astronotlar için ne kadar zararlı olduğunu tam olarak bilmese de laboratuvar deneyleri astronotlarda kanser ve diğer hastalık risklerinin artabileceğini gösteriyor. Sosyal ve psikolojik sorunlar Görevin uzunluğu da tehlikeleri beraberinde getiriyor: NASA’nın Houston’daki Johnson Uzay Merkezi’ndeki acil tıp doktoru Erik Antonsen, “Mars’ın yanında Ay’a gidiş kamp gezisi gibidir” diyor. Gezegenler arası mobil bir evde “sıkışan” insanlar arasında ortaya çıkabilecek sosyal ve psikolojik sorunları bir kenara koyarsak üç yıl gibi sürenin, kısa süreli Apollo görevlerine göre hastalık veya yaralanmalar için uzun bir süre olduğunun altını çiziyor. Çünkü Mars, Dünya’nın Ay’a olduğundan yaklaşık 600 kat daha uzak. Bu da kısa iletişimlerin bile Mars’tan Dünya’ya ulaşmasının yaklaşık 20 dakika sürmesi demek. Ezcümle, acil bir durumda yardım için Houston’a telefon etmek, etkin bir seçenek değil. Antonsen, “Gerçek şu ki Mars’a ilk görevler sırasında birinin ölme olasılığı yüksek” diyor ve ekliyor, “Birisi dışarı çıktığında göz küresinde bir aşınma olursa göz kaybı yaşayabilir.” Bu tehlikelere rağmen ABD, Rusya, Çin ve diğer uluslar, astronotlarını Kızıl Gezegen’e göndermek niyetinde. NASA, 2030’larda Mars’a kesin olarak insan göndermeyi planlıyor. Bu tarihi göz önünde bulunduran araştırmacılar, Mars’a bir “gezi yapmak” için bir dizi tıbbi cihaz ve ilaçlar geliştiriyor. Hangi araçlar kullanılacak? Geliştirilen ilk yardım ekipmanları, daha ilk aşamalarında ve bazı durumlar için pratikliği kanıtlanmış değil. Araştırmacılar, Mars’a ilk seyahat edenleri güvenli ve sağlıklı tutmak için yaklaşık on yıl içinde hazır olacağını umdukları yapay yerçekimi giysileri, anti-radyasyon ilaçları ve minyatür tıbbi araçlar geliştiriyor. 1. Sahte yerçekimi ekipmanı: Sorun şu ki vücudun kendi ağırlığını çekmesi gerekmediğinde kaslar ve kemikler zayıflamaya başlıyor. Uzay uçuşları tarihinde bu büyük bir sorundu. Sözgelimi Sovyet Soyuz 9 ekibi, Haziran 1970’te 18 günlük bir rekorla uzaydan geri döndüğünde, bir kozmonot o kadar zayıftı ki iniş kapsülünden çıktığında kendi kaskını bile taşıyamamıştı. Bugün, Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki astronotlar her gün birkaç saat egzersiz yaparak güçlerini korumaya çalışıyor. Ancak mikro yerçekimindeki yaşamla ilgili diğer problemler halen çözülemedi. Dünya’daki yerçekiminin -normalde- vücudun altında tuttuğu vücut sıvıları, uzayda kafaya doğru ilerliyor ve kafa içi basıncını arttırıyor. 2013’te uzay istasyonunda beş aylık bir görevi tamamlayan NASA astronotu Thomas Marshburn, “Bir sandalyeye oturup başınızı dizlerinizin arasına sokmak gibi bir histi” tanımlaması yapıyordu. Araştırmacılar, astronotların yaklaşık yarısında yaşanan ve uzayda geliştiği düşünülen görme problemlerinin, gözlerin arkasına sürekli yüksek basınç olmasına bağlıyor. Marshburn, kendisinin de yaşadığı bu sorun için “Dizüstü bilgisayardaki şifreyi bile okumakta zorlandım” diyordu. Ağırlık, iç kulakta yerçekimini algılayan vestibüler organların dengede ve motor kontrolünde rol oynuyor. Marshburn, Dünya’ya döndükten sonra, “Düz bir çizgide kolayca yürüyebildim, ancak bir köşeyi dönebilmek birkaç gün sürdü” ifadelerini kullanıyordu. Çözüm ise astronotların düz yürüdüğünden ve Mars’ta ne yaptıklarını görebildiklerinden emin olmak için yapay bir yerçekimi ekipmanı kullanmaları olabilir. Böyle bir portatif ekipman daha düşük bir gövde negatif basıncı (LBNP) sağlayabiliyor; vücudun alt yarısına vakum basıncı uygulayarak yapay yerçekimi yaratabiliyor. Bu sayede kişinin ayaklarını zemine ve vücut sıvılarını bacaklara doğru çekmeye yardımcı oluyor. Bir deneyde, kafa içi basıncı ölçmek için tıbbi cihazları yerleştirilmiş 10 gönüllünün alt bedenleri, bir LBNP odası içinde yere sabitlendi. Katılımcılar kafa içi basınçlarının uzaydaki gibi olması için uzandı. Dünya’daki bir insan, ayakta durduktan sonra uzandığında, kafa içi basıncı 0 tordan yaklaşık 15 mmHg’ye yükselir. Çalışmayı Journal of Physiology’de açıklayan araştırmacılar ise cihazın vakum basıncını yavaşça artırdıkça katılımcıların ortalama kafa içi basıncının 15’ten 9,4 mmHg’ye düştüğünü gözlemledi. Kaliforniya Üniversitesi’nden uzay fizyoloğu Alan Hargens, “Şu an [LBNP’de] bedeni ne kadar korumamız gerektiğini gerçekten bilmiyoruz,” diyor. Ancak Hargens’in ekibi günlük aktivite sırasında giyilebilecek prototip bir LBNP kıyafeti üretti. Hargens, “Bu düşük vücut negatif basınç cihazları yapay yerçekiminin ilk halleridir” diye belirtiyor. 2. Radyasyon koruması: Mikro yerçekiminde yaşam, herhangi bir Mars ekibi için büyük sorun olabilir. Ancak en azından astronotlara tanıdık bir zorluktan bahsediyoruz. Diğer yandan, derin uzay radyasyonuna kronik maruziyet daha önce hiçbir astronotun karşılaşmadığı bir tehlike. Güneş Sistemi, neredeyse ışık hızında hareket eden galaktik kozmik ışınlar adı verilen yüklü parçacıklarla dolu. Bu parçacıklar, denk geldiği hücreleri öldürebiliyor veya DNA’da mutasyonlar oluşturabiliyor. Uzay istasyonundaki astronotlar, tıpkı Dünya’daki insanlar gibi, Dünya’nın manyetik alanı sayesinde bu olumsuz etkileşimlerinden büyük ölçüde korunuyor. Ancak Mars yolculuğu yapan bir ekip tamamen savunmasız olacak. Kızıl Gezegen’e giderken astronotların günde neredeyse iki milisevert radyasyon alması bekleniyor; kabaca altı günde bir tam vücut tomografisine maruz kalmaya eşdeğer. Bugüne kadar derin uzay radyasyonuna maruz kalanlar sadece Ay’a gidenler olsa da bu duruma iki haftadan daha az bir süre maruz kaldılar. Houston’daki Baylor Tıp Fakültesi’nden uzay tıbbı araştırmacısı Emmanuel Urquieta, bir Mars görevinde, “Bu tür maruziyetler olduğunda insanlara ne olacağını tam olarak bilmiyoruz,” diyor. Hayvan ve insan dokusu üzerinde yapılan testlerde, uzay radyasyonunu taklit etmek için tasarlanmış parçacık ışınlarının kalp ve kan damarı dokusunu bozduğu gözlemleniyor. Bu da 2018 tarihli bir rapora göre, Mars ekibinin kardiyovasküler hastalıklar için daha yüksek risk altında olabileceğini düşündürüyor. Benzer şekilde, radyasyona maruz kalan kemirgenler üstünde yapılan gözlemler, böylesi bir kozmik radyasyon durumunda bilişsel işlevin de bozulduğunu gösteriyor. Radyasyonun biyolojik etkilerini inceleyen Brookhaven Ulusal Laboratuvarı araştırmacısı Peter Guida, “Önlem almak için en büyük ve en umut verici alan antioksidanlar,” diyor. Zira yüksek enerji yüklü parçacıklar, vücuttaki su moleküllerini reaktif oksijen türleri adı verilen toksik bileşiklere bölerek hasara neden olabiliyor. Vücudu antioksidanlarla hazırlamak ise bu reaktif oksijen türlerinin bazılarını nötralize etmeye ve etkilerini azaltmaya yardımcı olabiliyor. Seçenekler arasında A ve E vitaminleri ile bazı besin takviyelerinde de bulunan bir bileşen olan selenometiyonin var. Guida, “Bütün bunlar radyasyonun olumsuz etkilerini azalttığını çeşitli seviyelerde gösterdi” diye belirtiyor. Arkansas Üniversitesi Tıp Bilimleri Bölümü’nden radyasyon biyoloğu Marjan Boerma ise antioksidanların kendi başlarına yeterli koruma sağlamayabileceği konusunda uyarıyor. Boerma ve meslektaşları, aspirin ve gama-tokotrienol adı verilen bir E vitamini formu da dahil olmak üzere diğer anti-enflamatuarların, yüksek enerjili parçacıkların neden olabileceği hücre hasarını azaltmaya yardımcı olup olmadığını test ediyor. 3. Kendi kendini iyileştiren astronotlar: Yapay yerçekimi önlemleri ve antioksidanlar, astronotların günlük rutininin bir parçası olabilir. Ancak Mars’a gidecek astronotlara, acil bir durumda anında müdahale edilemeyeceği için beklenmedik hastalık ve yaralanmalarla kendileri uğraşmak zorunda kalabilir. Burada aklımıza hemen, niçin mürettebatın içine bir doktor yerleştirilmediği geliyor olabilir. Urquieta, “Ama o kişi de hastalanabilir,” diyor ve ekliyor, “bir hekim, 10 farklı uzmanlık alanda yetkinliğe sahip olamaz.” Yapay zekâ da kesin çözüm değil. Ancak bilgisayar kullanımı astronotların kendilerini iyileştirmelerini sağlayabilir. VisualDx’in yöneticilerinden dermatolog Art Papier ve meslektaşları, internet olmadan bir dizüstü bilgisayarda çalışabilen çevrimdışı bir yazılım üzerine çalışıyor. Yazılımın, olası tüm hastalık teşhislerini hesaba katması gerekmiyor. Bunun yerine, astronotların cilt döküntüsü veya böbrek taşı gibi gerçekleşme ihtimali daha yüksek tıbbi koşullara odaklanılıyor. Houston’daki KBR Inc.’den uzay uçuşu fizyoloğu ve uzay tıbbı uzmanı Douglas Ebert ve meslektaşları, Özerk Tıp Görevlisi Desteği (AMOS) adı verilen bir araç geliştiriyor. Yazılımın ilk sürümü, acemi bir göz muayenesinin nasıl yapılacağını veya bir solunum tüpünün nasıl takılacağını öğretmek için çeşitli resim ve videoları kullanıyor. Araştırmacılar, birkaç tıbbi prosedürün nasıl gerçekleştirilebileceğini, doktor olmayan 30 kişiyle birlikte AMOS prototipini kullanarak test ettiler. Katılımcıların yaklaşık %80’i göz muayenelerini ve ultrasonları doğru bir şekilde gerçekleştirdi. Yaklaşık %70’i doğru bir şekilde damar yoluna enjeksiyon (IV) yerleştirdi. Daha zor bir görev olan bir solunum tüpü yerleştirmek konusunda ise katılımcıların ancak yarısı başarılı olabildi. Nisan ayında ise uzay istasyonundaki astronotlar, zemin kontrolünden yardım almadan böbrek ve mesane ultrason taramaları yapmak için bir yazılımı başarıyla kullandı. Tıbbi muayeneler söz konusu olduğunda Dünya ile anlık iletişim mümkün olmadığı için uzay aracına uyacak minyatür tıbbi cihazların geliştirilmesi gerekiyor. Mars görevleri için hangi mobil tanı ekipmanları gerekiyor? Astronotların kullanacakları tıbbi kitlerin hafif ve kompakt olması gerekiyor. Entegre Tıbbi Modeli geliştirildi. Araştırmacılar, astronotların cinsiyetleri ile önceden var olan koşullar gibi görev ayrıntılarını sisteme ekliyor. Model daha sonra, belirli ekiplerin kabızlıktan kalp krizine kadar sahip olabilecekleri risklerini ölçmek için binlerce görev simülasyonu yürütüyor. Ebert ve meslektaşları, NASA’nın 2022 için planladığı mürettebatlı Ay uçuşu görevinde kullanılacak bir ön ilk yardım paketleme listesi oluşturmak için bu sistemi zaten kullanmıştı. Bu üç haftalık yolculuk için ilk yardım çantası oldukça basit: sırt ağrısı için ilaç, hareketsizlik hastalığı önleyici ve benzerleri. Ancak üç yıllık Mars yolculuğu bambaşka çözümler gerektiriyor. Uzay tıbbı araştırmacıları, farklı vücut parçalarını pratik olarak görüntüleyebilecek bir cihaz üzerinde çalışıyor. Butterfly iQ adlı yeni bir ultrason cihazı (solda) bu yetiye sahip. Bu cihazın en önemli avantajı ise standart ultrason makinelerine göre 15 kat daha hafif olması ve bir mobil uygulama sayesinde görüntüleri bir mobil cihaza aktarabilmesi. Bir diğer portatif araç ise kan testi aracı. Parmak ucundan alınacak kan örneklerinde farklı hastalıkların kimyasal belirtilerini tespit etmek için kredi kartı büyüklüğünde yongalar geliştiren 1Drop Diagnostics şirketi, astronotlar için taşınabilir kan testleri üzerinde çalışıyor. (sağda). Ebert, Mars yolculuğunda bunların da yeterli olmayabileceğini söylüyor. Ancak araştırmacıların, ekipmanlarını küçültmek ve Mars astronotlarının destansı yolculuklarından sağ çıkabilmesi için en iyi şansı verecek tıbbi malzeme kitini oluşturma yolunda en az on yılları olduğunu hatırlatıyor. Batuhan Sarıcan / batusarican@gmail.com Kaynaklar: https://www.sciencenews.org/article/astronauts-mars-space-health-survival https://www.1dropdx.com/technology/ https://www.butterflynetwork.com/iq

Astronotları Mars seyahatinde ne bekliyor? yazısı ilk önce Herkese Bilim Teknoloji üzerinde ortaya çıktı.

]]>
“İlk Mars görevlerinde ölüm ihtimali yüksek”

Dünya insanlı Mars yolculuğuna hazırlanıyor, ama NASA endişeli… Mars görevinin üç yıl sürmesi bekleniyor. Ve karavan kadar bir alanda 4-6 kişinin bir arada yaşaması, psikolojik ve fizyolojik sorunları da beraberinde getirebilir. Tıbbi destek ihtiyacı ise mesafeden dolayı 20 dakika sonra gelebilir. Bazı durumlarda bu süre ölümcül olabilir. Mars görevlerinde astronotları bekleyen olası sorun ve çözümlere göz atıyoruz.

Mars görevleri, bilimkurgu filmlerinde gözüktüğü gibi kolay değil. En azından ortaya çıkacak sorunlar, birkaç dakikada rahatça çözülebilecek gibi gözükmüyor. Çünkü gerçek hayatta, bırakın Mars’tan bir astronotu geri getirmeyi, sadece Mars’a gitmek bile başlı başına tehlikelerle dolu.

Houston’daki NASA İnsan Araştırma Programı’ndan Leticia Vega, planlanan Mars görevinin, karavan büyüklüğündeki bir alanda dört ila altı kişinin üç yıl boyunca birlikte yaşaması anlamında geldiğini söylüyor. Orada geçirilecek altı ila dokuz aylık bir süre ve geri dönüş de cabası.

Öncelikle Dünya’nın koruyucu yerçekimi ve manyetik alanlarının dışına çıkıldığında mikro yerçekimi ve radyasyon büyük bir endişe haline geliyor. Mikro yerçekimi, kafada sıvı birikmesine yol açıyor, bu da görme sorunlarına neden olabilir ve gezegenler arası boşlukta seyahat eden astronotlar için büyük sorun. Araştırmacılar, söz konusu radyasyonun, astronotlar için ne kadar zararlı olduğunu tam olarak bilmese de laboratuvar deneyleri astronotlarda kanser ve diğer hastalık risklerinin artabileceğini gösteriyor.

Sosyal ve psikolojik sorunlar

Görevin uzunluğu da tehlikeleri beraberinde getiriyor: NASA’nın Houston’daki Johnson Uzay Merkezi’ndeki acil tıp doktoru Erik Antonsen, “Mars’ın yanında Ay’a gidiş kamp gezisi gibidir” diyor.

Gezegenler arası mobil bir evde “sıkışan” insanlar arasında ortaya çıkabilecek sosyal ve psikolojik sorunları bir kenara koyarsak üç yıl gibi sürenin, kısa süreli Apollo görevlerine göre hastalık veya yaralanmalar için uzun bir süre olduğunun altını çiziyor.

Çünkü Mars, Dünya’nın Ay’a olduğundan yaklaşık 600 kat daha uzak. Bu da kısa iletişimlerin bile Mars’tan Dünya’ya ulaşmasının yaklaşık 20 dakika sürmesi demek. Ezcümle, acil bir durumda yardım için Houston’a telefon etmek, etkin bir seçenek değil. Antonsen, “Gerçek şu ki Mars’a ilk görevler sırasında birinin ölme olasılığı yüksek” diyor ve ekliyor, “Birisi dışarı çıktığında göz küresinde bir aşınma olursa göz kaybı yaşayabilir.”

Bu tehlikelere rağmen ABD, Rusya, Çin ve diğer uluslar, astronotlarını Kızıl Gezegen’e göndermek niyetinde. NASA, 2030’larda Mars’a kesin olarak insan göndermeyi planlıyor. Bu tarihi göz önünde bulunduran araştırmacılar, Mars’a bir “gezi yapmak” için bir dizi tıbbi cihaz ve ilaçlar geliştiriyor.

Hangi araçlar kullanılacak?

Geliştirilen ilk yardım ekipmanları, daha ilk aşamalarında ve bazı durumlar için pratikliği kanıtlanmış değil. Araştırmacılar, Mars’a ilk seyahat edenleri güvenli ve sağlıklı tutmak için yaklaşık on yıl içinde hazır olacağını umdukları yapay yerçekimi giysileri, anti-radyasyon ilaçları ve minyatür tıbbi araçlar geliştiriyor.

1. Sahte yerçekimi ekipmanı: Sorun şu ki vücudun kendi ağırlığını çekmesi gerekmediğinde kaslar ve kemikler zayıflamaya başlıyor. Uzay uçuşları tarihinde bu büyük bir sorundu. Sözgelimi Sovyet Soyuz 9 ekibi, Haziran 1970’te 18 günlük bir rekorla uzaydan geri döndüğünde, bir kozmonot o kadar zayıftı ki iniş kapsülünden çıktığında kendi kaskını bile taşıyamamıştı. Bugün, Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki astronotlar her gün birkaç saat egzersiz yaparak güçlerini korumaya çalışıyor. Ancak mikro yerçekimindeki yaşamla ilgili diğer problemler halen çözülemedi.

Dünya’daki yerçekiminin -normalde- vücudun altında tuttuğu vücut sıvıları, uzayda kafaya doğru ilerliyor ve kafa içi basıncını arttırıyor. 2013’te uzay istasyonunda beş aylık bir görevi tamamlayan NASA astronotu Thomas Marshburn, “Bir sandalyeye oturup başınızı dizlerinizin arasına sokmak gibi bir histi” tanımlaması yapıyordu.

Araştırmacılar, astronotların yaklaşık yarısında yaşanan ve uzayda geliştiği düşünülen görme problemlerinin, gözlerin arkasına sürekli yüksek basınç olmasına bağlıyor. Marshburn, kendisinin de yaşadığı bu sorun için “Dizüstü bilgisayardaki şifreyi bile okumakta zorlandım” diyordu.

Ağırlık, iç kulakta yerçekimini algılayan vestibüler organların dengede ve motor kontrolünde rol oynuyor. Marshburn, Dünya’ya döndükten sonra, “Düz bir çizgide kolayca yürüyebildim, ancak bir köşeyi dönebilmek birkaç gün sürdü” ifadelerini kullanıyordu.

Çözüm ise astronotların düz yürüdüğünden ve Mars’ta ne yaptıklarını görebildiklerinden emin olmak için yapay bir yerçekimi ekipmanı kullanmaları olabilir. Böyle bir portatif ekipman daha düşük bir gövde negatif basıncı (LBNP) sağlayabiliyor; vücudun alt yarısına vakum basıncı uygulayarak yapay yerçekimi yaratabiliyor. Bu sayede kişinin ayaklarını zemine ve vücut sıvılarını bacaklara doğru çekmeye yardımcı oluyor.

Bir deneyde, kafa içi basıncı ölçmek için tıbbi cihazları yerleştirilmiş 10 gönüllünün alt bedenleri, bir LBNP odası içinde yere sabitlendi. Katılımcılar kafa içi basınçlarının uzaydaki gibi olması için uzandı. Dünya’daki bir insan, ayakta durduktan sonra uzandığında, kafa içi basıncı 0 tordan yaklaşık 15 mmHg’ye yükselir. Çalışmayı Journal of Physiology’de açıklayan araştırmacılar ise cihazın vakum basıncını yavaşça artırdıkça katılımcıların ortalama kafa içi basıncının 15’ten 9,4 mmHg’ye düştüğünü gözlemledi.

Kaliforniya Üniversitesi’nden uzay fizyoloğu Alan Hargens, “Şu an [LBNP’de] bedeni ne kadar korumamız gerektiğini gerçekten bilmiyoruz,” diyor. Ancak Hargens’in ekibi günlük aktivite sırasında giyilebilecek prototip bir LBNP kıyafeti üretti. Hargens, “Bu düşük vücut negatif basınç cihazları yapay yerçekiminin ilk halleridir” diye belirtiyor.

2. Radyasyon koruması: Mikro yerçekiminde yaşam, herhangi bir Mars ekibi için büyük sorun olabilir. Ancak en azından astronotlara tanıdık bir zorluktan bahsediyoruz. Diğer yandan, derin uzay radyasyonuna kronik maruziyet daha önce hiçbir astronotun karşılaşmadığı bir tehlike.

Güneş Sistemi, neredeyse ışık hızında hareket eden galaktik kozmik ışınlar adı verilen yüklü parçacıklarla dolu. Bu parçacıklar, denk geldiği hücreleri öldürebiliyor veya DNA’da mutasyonlar oluşturabiliyor. Uzay istasyonundaki astronotlar, tıpkı Dünya’daki insanlar gibi, Dünya’nın manyetik alanı sayesinde bu olumsuz etkileşimlerinden büyük ölçüde korunuyor. Ancak Mars yolculuğu yapan bir ekip tamamen savunmasız olacak. Kızıl Gezegen’e giderken astronotların günde neredeyse iki milisevert radyasyon alması bekleniyor; kabaca altı günde bir tam vücut tomografisine maruz kalmaya eşdeğer.

Bugüne kadar derin uzay radyasyonuna maruz kalanlar sadece Ay’a gidenler olsa da bu duruma iki haftadan daha az bir süre maruz kaldılar. Houston’daki Baylor Tıp Fakültesi’nden uzay tıbbı araştırmacısı Emmanuel Urquieta, bir Mars görevinde, “Bu tür maruziyetler olduğunda insanlara ne olacağını tam olarak bilmiyoruz,” diyor.

Hayvan ve insan dokusu üzerinde yapılan testlerde, uzay radyasyonunu taklit etmek için tasarlanmış parçacık ışınlarının kalp ve kan damarı dokusunu bozduğu gözlemleniyor. Bu da 2018 tarihli bir rapora göre, Mars ekibinin kardiyovasküler hastalıklar için daha yüksek risk altında olabileceğini düşündürüyor. Benzer şekilde, radyasyona maruz kalan kemirgenler üstünde yapılan gözlemler, böylesi bir kozmik radyasyon durumunda bilişsel işlevin de bozulduğunu gösteriyor.

Radyasyonun biyolojik etkilerini inceleyen Brookhaven Ulusal Laboratuvarı araştırmacısı Peter Guida, “Önlem almak için en büyük ve en umut verici alan antioksidanlar,” diyor. Zira yüksek enerji yüklü parçacıklar, vücuttaki su moleküllerini reaktif oksijen türleri adı verilen toksik bileşiklere bölerek hasara neden olabiliyor. Vücudu antioksidanlarla hazırlamak ise bu reaktif oksijen türlerinin bazılarını nötralize etmeye ve etkilerini azaltmaya yardımcı olabiliyor. Seçenekler arasında A ve E vitaminleri ile bazı besin takviyelerinde de bulunan bir bileşen olan selenometiyonin var. Guida, “Bütün bunlar radyasyonun olumsuz etkilerini azalttığını çeşitli seviyelerde gösterdi” diye belirtiyor.

Arkansas Üniversitesi Tıp Bilimleri Bölümü’nden radyasyon biyoloğu Marjan Boerma ise antioksidanların kendi başlarına yeterli koruma sağlamayabileceği konusunda uyarıyor. Boerma ve meslektaşları, aspirin ve gama-tokotrienol adı verilen bir E vitamini formu da dahil olmak üzere diğer anti-enflamatuarların, yüksek enerjili parçacıkların neden olabileceği hücre hasarını azaltmaya yardımcı olup olmadığını test ediyor.

3. Kendi kendini iyileştiren astronotlar: Yapay yerçekimi önlemleri ve antioksidanlar, astronotların günlük rutininin bir parçası olabilir. Ancak Mars’a gidecek astronotlara, acil bir durumda anında müdahale edilemeyeceği için beklenmedik hastalık ve yaralanmalarla kendileri uğraşmak zorunda kalabilir.

Burada aklımıza hemen, niçin mürettebatın içine bir doktor yerleştirilmediği geliyor olabilir. Urquieta, “Ama o kişi de hastalanabilir,” diyor ve ekliyor, “bir hekim, 10 farklı uzmanlık alanda yetkinliğe sahip olamaz.”

Yapay zekâ da kesin çözüm değil. Ancak bilgisayar kullanımı astronotların kendilerini iyileştirmelerini sağlayabilir. VisualDx’in yöneticilerinden dermatolog Art Papier ve meslektaşları, internet olmadan bir dizüstü bilgisayarda çalışabilen çevrimdışı bir yazılım üzerine çalışıyor. Yazılımın, olası tüm hastalık teşhislerini hesaba katması gerekmiyor. Bunun yerine, astronotların cilt döküntüsü veya böbrek taşı gibi gerçekleşme ihtimali daha yüksek tıbbi koşullara odaklanılıyor.

Houston’daki KBR Inc.’den uzay uçuşu fizyoloğu ve uzay tıbbı uzmanı Douglas Ebert ve meslektaşları, Özerk Tıp Görevlisi Desteği (AMOS) adı verilen bir araç geliştiriyor. Yazılımın ilk sürümü, acemi bir göz muayenesinin nasıl yapılacağını veya bir solunum tüpünün nasıl takılacağını öğretmek için çeşitli resim ve videoları kullanıyor.

Araştırmacılar, birkaç tıbbi prosedürün nasıl gerçekleştirilebileceğini, doktor olmayan 30 kişiyle birlikte AMOS prototipini kullanarak test ettiler. Katılımcıların yaklaşık %80’i göz muayenelerini ve ultrasonları doğru bir şekilde gerçekleştirdi. Yaklaşık %70’i doğru bir şekilde damar yoluna enjeksiyon (IV) yerleştirdi. Daha zor bir görev olan bir solunum tüpü yerleştirmek konusunda ise katılımcıların ancak yarısı başarılı olabildi.

Nisan ayında ise uzay istasyonundaki astronotlar, zemin kontrolünden yardım almadan böbrek ve mesane ultrason taramaları yapmak için bir yazılımı başarıyla kullandı. Tıbbi muayeneler söz konusu olduğunda Dünya ile anlık iletişim mümkün olmadığı için uzay aracına uyacak minyatür tıbbi cihazların geliştirilmesi gerekiyor.

Mars görevleri için hangi mobil tanı ekipmanları gerekiyor?

Astronotların kullanacakları tıbbi kitlerin hafif ve kompakt olması gerekiyor. Entegre Tıbbi Modeli geliştirildi. Araştırmacılar, astronotların cinsiyetleri ile önceden var olan koşullar gibi görev ayrıntılarını sisteme ekliyor. Model daha sonra, belirli ekiplerin kabızlıktan kalp krizine kadar sahip olabilecekleri risklerini ölçmek için binlerce görev simülasyonu yürütüyor.

Ebert ve meslektaşları, NASA’nın 2022 için planladığı mürettebatlı Ay uçuşu görevinde kullanılacak bir ön ilk yardım paketleme listesi oluşturmak için bu sistemi zaten kullanmıştı. Bu üç haftalık yolculuk için ilk yardım çantası oldukça basit: sırt ağrısı için ilaç, hareketsizlik hastalığı önleyici ve benzerleri. Ancak üç yıllık Mars yolculuğu bambaşka çözümler gerektiriyor.

Uzay tıbbı araştırmacıları, farklı vücut parçalarını pratik olarak görüntüleyebilecek bir cihaz üzerinde çalışıyor. Butterfly iQ adlı yeni bir ultrason cihazı (solda) bu yetiye sahip. Bu cihazın en önemli avantajı ise standart ultrason makinelerine göre 15 kat daha hafif olması ve bir mobil uygulama sayesinde görüntüleri bir mobil cihaza aktarabilmesi.

Bir diğer portatif araç ise kan testi aracı. Parmak ucundan alınacak kan örneklerinde farklı hastalıkların kimyasal belirtilerini tespit etmek için kredi kartı büyüklüğünde yongalar geliştiren 1Drop Diagnostics şirketi, astronotlar için taşınabilir kan testleri üzerinde çalışıyor. (sağda).

Ebert, Mars yolculuğunda bunların da yeterli olmayabileceğini söylüyor. Ancak araştırmacıların, ekipmanlarını küçültmek ve Mars astronotlarının destansı yolculuklarından sağ çıkabilmesi için en iyi şansı verecek tıbbi malzeme kitini oluşturma yolunda en az on yılları olduğunu hatırlatıyor.

Batuhan Sarıcan / batusarican@gmail.com

Kaynaklar:

https://www.sciencenews.org/article/astronauts-mars-space-health-survival

https://www.1dropdx.com/technology/

https://www.butterflynetwork.com/iq

Astronotları Mars seyahatinde ne bekliyor? yazısı ilk önce Herkese Bilim Teknoloji üzerinde ortaya çıktı.

]]>
29710