<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>odtü arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/odtu/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/odtu</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Thu, 13 Mar 2025 11:17:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Uluslararası QS 100 sıralamasında Türkiye’den 13 üniversite var: ODTÜ Petrol Mühendisliği 8.</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/uluslararasi-qs-100-siralamasinda-turkiyeden-13-universite-var-odtu-petrol-muhendisligi-8</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Sarıcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Mar 2025 11:17:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[hacettepe üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[itü]]></category>
		<category><![CDATA[maden]]></category>
		<category><![CDATA[mühendislik]]></category>
		<category><![CDATA[odtü]]></category>
		<category><![CDATA[petrol]]></category>
		<category><![CDATA[Quacquarelli Symonds]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=32207</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz ay uluslararası yükseköğretim derecelendirme kuruluşu Times Higher Education’ın (THE) 2025 alan sıralaması açıklanmış, Türkiye’den ilk 100&#8217;e giren tek üniversite olan Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), 89. sırada yer almıştı. Uluslararası sıralama kuruluşu Quacquarelli Symonds’un (QS) yeni yayınladığı Alan Bazında Dünya Üniversite Sıralamaları ilk 100 listesinde de yine ODTÜ’nün ismi var. ODTÜ Petrol Mühendisliği dünyada 8. 100 ülkeden yaklaşık 1.700 üniversitedeki 18.300’den fazla akademik programın değerlendirildiği QS 2025 sıralamasına Türkiye’deki üniversitelerden 13 bölüm girerken, ODTÜ Petrol Mühendisliği Bölümü listenin 8. sırasında yer aldı. İTÜ Petrol Mühendisliği 40. ve İTÜ Mühenislik &#8211; Maden ve Madencilik ise 44. sırada yer alırken, sıralamaya giren Türkiye’deki üniversite bölümlerinin, geçen yıla göre %30 artışla 236’ya çıkması ise dikkat çekti. İstanbul Teknik Üniversitesi’nin (İTÜ) ilk 100’de 4 bölümü bulunurken, Hacettepe Üniversitesi, kütüphane ve bilgi yönetimi, mühendislik &#8211; maden ve madencilik ve diş hekimliği alanlarındaki üç bölümle ilk 100’de en çok temsil edilen ikinci üniversite oldu. “Türkiye bölgesel eğitim merkezi olarak konumunu sağlamlaştırıyor” Cumhuriyet’ten Figen Atalay’ın aktardığı üzere QS Kıdemli Başkan Yardımcısı Ben Sowter, konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’nin yükseköğretim sistemi son yıllarda kayda değer bir dönüşüm geçirerek küresel konumunu istikrarlı bir şekilde geliştirmiştir. Türkiye, özellikle Afrika ve Ortadoğu’dan öğrencilerin ilgisini çeken bir bölgesel eğitim merkezi olarak konumunu sağlamlaştırıyor.” ABD üniversitelerinin 32 alanda lider olduğu sıralamada, Harvard Üniversitesi 15 disiplinde 1. olarak dünyanın alan bazında en iyi performansına sahip okulu oldu. Harvard’ı 11 dalda lider olan Massachusetts Institute of Technology (M.I.T) izledi.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/uluslararasi-qs-100-siralamasinda-turkiyeden-13-universite-var-odtu-petrol-muhendisligi-8">Uluslararası QS 100 sıralamasında Türkiye’den 13 üniversite var: ODTÜ Petrol Mühendisliği 8.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz ay uluslararası yükseköğretim derecelendirme kuruluşu Times Higher Education’ın (THE) 2025 alan sıralaması açıklanmış, Türkiye’den ilk 100&#8217;e giren tek üniversite olan Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), 89. sırada <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/the-2025-alan-siralamasi-ilk-100de-turkiyeden-sadece-1-universite-var" target="_blank" rel="noopener">yer almıştı.</a></p>
<p>Uluslararası sıralama kuruluşu Quacquarelli Symonds’un (QS) yeni yayınladığı Alan Bazında Dünya Üniversite Sıralamaları ilk 100 listesinde de yine ODTÜ’nün ismi var.</p>
<h4><strong>ODTÜ Petrol Mühendisliği dünyada 8.</strong></h4>
<p>100 ülkeden yaklaşık 1.700 üniversitedeki 18.300’den fazla akademik programın değerlendirildiği QS 2025 sıralamasına Türkiye’deki üniversitelerden 13 bölüm girerken, ODTÜ Petrol Mühendisliği Bölümü listenin 8. sırasında yer aldı.</p>
<p>İTÜ Petrol Mühendisliği 40. ve İTÜ Mühenislik &#8211; Maden ve Madencilik ise 44. sırada yer alırken, sıralamaya giren Türkiye’deki üniversite bölümlerinin, geçen yıla göre %30 artışla 236’ya çıkması ise dikkat çekti.</p>
<p>İstanbul Teknik Üniversitesi’nin (İTÜ) ilk 100’de 4 bölümü bulunurken, Hacettepe Üniversitesi, kütüphane ve bilgi yönetimi, mühendislik &#8211; maden ve madencilik ve diş hekimliği alanlarındaki üç bölümle ilk 100’de en çok temsil edilen ikinci üniversite oldu.</p>
<h4><strong>“Türkiye bölgesel eğitim merkezi olarak konumunu sağlamlaştırıyor”</strong></h4>
<p>Cumhuriyet’ten Figen Atalay’ın aktardığı üzere QS Kıdemli Başkan Yardımcısı Ben Sowter, konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Türkiye’nin yükseköğretim sistemi son yıllarda kayda değer bir dönüşüm geçirerek küresel konumunu istikrarlı bir şekilde geliştirmiştir. Türkiye, özellikle Afrika ve Ortadoğu’dan öğrencilerin ilgisini çeken bir bölgesel eğitim merkezi olarak konumunu sağlamlaştırıyor.”</p>
<p>ABD üniversitelerinin 32 alanda lider olduğu sıralamada, Harvard Üniversitesi 15 disiplinde 1. olarak dünyanın alan bazında en iyi performansına sahip okulu oldu. Harvard’ı 11 dalda lider olan Massachusetts Institute of Technology (M.I.T) izledi.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/uluslararasi-qs-100-siralamasinda-turkiyeden-13-universite-var-odtu-petrol-muhendisligi-8">Uluslararası QS 100 sıralamasında Türkiye’den 13 üniversite var: ODTÜ Petrol Mühendisliği 8.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">32207</post-id>	</item>
		<item>
		<title>THE 2025 alan sıralaması: İlk 100’de Türkiye’den sadece 1 üniversite var</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/the-2025-alan-siralamasi-ilk-100de-turkiyeden-sadece-1-universite-var</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Sarıcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Feb 2025 08:27:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bahçeşehir üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Bartın Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[bilkent üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[boğaziçi üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim bilimleri]]></category>
		<category><![CDATA[en iyi üniversiteler]]></category>
		<category><![CDATA[fizik]]></category>
		<category><![CDATA[itü]]></category>
		<category><![CDATA[koç universitesi]]></category>
		<category><![CDATA[mühendislik]]></category>
		<category><![CDATA[odtü]]></category>
		<category><![CDATA[sabancı üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[THE 2025]]></category>
		<category><![CDATA[times higher education]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=32094</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası yükseköğretim derecelendirme kuruluşu Times Higher Education’ın (THE) 2025 alan sıralaması açıklandı. THE’nın eğitim bilimleri alan sıralamasında Türkiye’den ilk 100’de 1, ilk 500’de 6, ilk 1000’de 35 üniversite yer aldı. ODTÜ, listede ilk 100’e girmeyi başararak dünyada 89. üniversite oldu. Bu alanda Boğaziçi Üniversitesi 151-175, Hacettepe Üniversitesi 251-300, Anadolu Üniversitesi, Bahçeşehir Üniversitesi ve Bartın Üniversitesi ise 401-500 aralığında yer aldı. HANGİ ALANDA KAÇ ÜNİVERSİTEMİZ İLK 1000’E GİRDİ? Alan sıralamalarında dünyada ilk 1000’e girmeyi başaran Türk üniversitesi sayıları ise şöyle: Eğitim bilimleri: 35 Mühendislik: 26 Tıp ve sağlık: 25 Sosyal bilimler: 24 İşletme ve ekonomi: 21 Fen bilimleri: 19 Fizik bilimleri 18 Bilgisayar bilimleri 17 Sanat ve beşerî bilimler: 11 Psikoloji: 5 Elektrik ve elektronik, makine ve uzay, inşaat ile kimya mühendisliğinin incelendiği alanda, 18 performans göstergesine göre, 97 ülkeden 1.488 kurum değerlendirilirken, ilk 1000’e Türkiye’den 26 üniversite girebildi. Koç Üniversitesi 201-250, ODTÜ 251-300, İTÜ ve Sabancı Üniversitesi 301-400, Bilkent Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, İstinye Üniversitesi 401-500 aralığında yer aldı. TIP VE SAĞLIKTA DURUM NE? Tıp ve sağlık alanında Türkiye’den 25 üniversite, sıralamada ilk 1000’de yer aldı. Koç Üniversitesi tıp ve sağlık alanında 301-400 aralığında listede kendisine yer bulurken Hacettepe Üniversitesi ise 401-500 aralığından listeye girmeyi başardı. Türkiye’den 24 üniversitenin ilk 1000’de yer aldığı sosyal bilimler alanında ise sıralama aralıkları şöyleydi: ODTÜ (176-200), Koç Üniversitesi ve Sabancı Üniversitesi (201-250) ve Boğaziçi Üniversitesi (251-300). Türkiye’den ilk 1000’e 21 üniversitenin girdiği işletme ve ekonomi alanında ise sıralamalar şu şekilde gerçekleşti: ODTÜ (251-300), Bilkent Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Koç Üniversitesi ve Sabancı Üniversitesi (301-400), İTÜ (401-500). Fizik bilimleri alanında ise Türkiye’den ilk 1000’e giren 18 üniversite oldu. Koç Üniversitesi, ODTÜ ve Sabancı Üniversitesi 401-500 aralığında sıralamada yer aldı. Bilgisayar bilimleri alanındaki ilk 1000’e giren 17 üniversitemiz bulunurken sıralama şöyle: İTÜ ve ODTÜ (251-300), Boğaziçi Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi (401-500). DÜNYADA DURUM NE? 80’den fazla ülke ve bölgeden yüzlerce üniversitenin incelendiği sıralamada eğitim, araştırma ortamı, araştırma kalitesi, endüstri ve uluslararası görünüm alanındaki nitelikleri gibi faktörler göz önüne alınıyor. Peki ama dünya genelinde zirvede hangi üniversiteler yer alıyor? Sıralamada ilk 10 şöyle: 1- Oxford Üniversitesi (Birleşik Krallık) 2- Massachusetts Teknoloji Enstitüsü &#8211; M.I.T (ABD) 3- Harvard Üniversitesi (ABD) 4- Princeton Üniversitesi (ABD) 5- Cambridge Üniversitesi (Birleşik Krallık) 6- Stanford Üniversitesi (ABD) 7- Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü (ABD) 8- Kaliforniya Üniversitesi (ABD) 9- Imperial Colllege London (Birleşik Krallık) 10- Yale Üniversitesi (ABD) &#160; İlk 20&#8217;ye ABD ve Birleşik Krallık dışından giren üniversiteler ve ülkeleri: 11-ETH Zürih (İsviçre) 12 Tsinghua Üniversitesi (Çin) 13- Pekin Üniversitesi (Çin) 17- Singapur Ulusal Üniversitesi (Singapur)</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/the-2025-alan-siralamasi-ilk-100de-turkiyeden-sadece-1-universite-var">THE 2025 alan sıralaması: İlk 100’de Türkiye’den sadece 1 üniversite var</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası yükseköğretim derecelendirme kuruluşu Times Higher Education’ın (THE) 2025 alan sıralaması açıklandı.</p>
<p>THE’nın eğitim bilimleri alan sıralamasında Türkiye’den ilk 100’de 1, ilk 500’de 6, ilk 1000’de 35 üniversite yer aldı.</p>
<p>ODTÜ, listede ilk 100’e girmeyi başararak dünyada 89. üniversite oldu.</p>
<p>Bu alanda Boğaziçi Üniversitesi 151-175, Hacettepe Üniversitesi 251-300, Anadolu Üniversitesi, Bahçeşehir Üniversitesi ve Bartın Üniversitesi ise 401-500 aralığında yer aldı.</p>
<h4><strong>HANGİ ALANDA KAÇ ÜNİVERSİTEMİZ İLK 1000’E GİRDİ?</strong></h4>
<p>Alan sıralamalarında dünyada ilk 1000’e girmeyi başaran Türk üniversitesi sayıları ise şöyle:</p>
<ul>
<li>Eğitim bilimleri: 35</li>
<li>Mühendislik: 26</li>
<li>Tıp ve sağlık: 25</li>
<li>Sosyal bilimler: 24</li>
<li>İşletme ve ekonomi: 21</li>
<li>Fen bilimleri: 19</li>
<li>Fizik bilimleri 18</li>
<li>Bilgisayar bilimleri 17</li>
<li>Sanat ve beşerî bilimler: 11</li>
<li>Psikoloji: 5</li>
</ul>
<p>Elektrik ve elektronik, makine ve uzay, inşaat ile kimya mühendisliğinin incelendiği alanda, 18 performans göstergesine göre, 97 ülkeden 1.488 kurum değerlendirilirken, ilk 1000’e Türkiye’den 26 üniversite girebildi.</p>
<p>Koç Üniversitesi 201-250, ODTÜ 251-300, İTÜ ve Sabancı Üniversitesi 301-400, Bilkent Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, İstinye Üniversitesi 401-500 aralığında yer aldı.</p>
<h4><strong>TIP VE SAĞLIKTA DURUM NE?</strong></h4>
<p>Tıp ve sağlık alanında Türkiye’den 25 üniversite, sıralamada ilk 1000’de yer aldı.</p>
<p>Koç Üniversitesi tıp ve sağlık alanında 301-400 aralığında listede kendisine yer bulurken Hacettepe Üniversitesi ise 401-500 aralığından listeye girmeyi başardı.</p>
<p>Türkiye’den 24 üniversitenin ilk 1000’de yer aldığı sosyal bilimler alanında ise sıralama aralıkları şöyleydi:</p>
<p>ODTÜ (176-200), Koç Üniversitesi ve Sabancı Üniversitesi (201-250) ve Boğaziçi Üniversitesi (251-300).</p>
<p>Türkiye’den ilk 1000’e 21 üniversitenin girdiği işletme ve ekonomi alanında ise sıralamalar şu şekilde gerçekleşti:</p>
<p>ODTÜ (251-300), Bilkent Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Koç Üniversitesi ve Sabancı Üniversitesi (301-400), İTÜ (401-500).</p>
<p>Fizik bilimleri alanında ise Türkiye’den ilk 1000’e giren 18 üniversite oldu. Koç Üniversitesi, ODTÜ ve Sabancı Üniversitesi 401-500 aralığında sıralamada yer aldı.</p>
<p>Bilgisayar bilimleri alanındaki ilk 1000’e giren 17 üniversitemiz bulunurken sıralama şöyle: İTÜ ve ODTÜ (251-300), Boğaziçi Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi (401-500).</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignleft wp-image-32096 " src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/02/pexels-pixabay-356065-1024x731.jpg" alt="" width="554" height="395" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/02/pexels-pixabay-356065-1024x731.jpg 1024w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/02/pexels-pixabay-356065-300x214.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2025/02/pexels-pixabay-356065.jpg 1280w" sizes="(max-width: 554px) 100vw, 554px" /></p>
<h4><strong>DÜNYADA DURUM NE?</strong></h4>
<p>80’den fazla ülke ve bölgeden yüzlerce üniversitenin incelendiği sıralamada eğitim, araştırma ortamı, araştırma kalitesi, endüstri ve uluslararası görünüm alanındaki nitelikleri gibi faktörler göz önüne alınıyor.</p>
<p>Peki ama dünya genelinde zirvede hangi üniversiteler yer alıyor?</p>
<p><strong>Sıralamada ilk 10 şöyle:</strong></p>
<p>1- Oxford Üniversitesi (Birleşik Krallık)</p>
<p>2- Massachusetts Teknoloji Enstitüsü &#8211; M.I.T (ABD)</p>
<p>3- Harvard Üniversitesi (ABD)</p>
<p>4- Princeton Üniversitesi (ABD)</p>
<p>5- Cambridge Üniversitesi (Birleşik Krallık)</p>
<p>6- Stanford Üniversitesi (ABD)</p>
<p>7- Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü (ABD)</p>
<p>8- Kaliforniya Üniversitesi (ABD)</p>
<p>9- Imperial Colllege London (Birleşik Krallık)</p>
<p>10- Yale Üniversitesi (ABD)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İlk 20&#8217;ye ABD ve Birleşik Krallık dışından giren üniversiteler ve ülkeleri:</strong></p>
<p>11-ETH Zürih (İsviçre)</p>
<p>12 Tsinghua Üniversitesi (Çin)</p>
<p>13- Pekin Üniversitesi (Çin)</p>
<p>17- Singapur Ulusal Üniversitesi (Singapur)</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/the-2025-alan-siralamasi-ilk-100de-turkiyeden-sadece-1-universite-var">THE 2025 alan sıralaması: İlk 100’de Türkiye’den sadece 1 üniversite var</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">32094</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Araştırma üniversiteleri arasında birincilik ODTÜ&#8217;nün</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/arastirma-universiteleri-arasinda-birincilik-odtunun</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Nov 2023 16:40:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[bilkent üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[boğaziçi üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[koç universitesi]]></category>
		<category><![CDATA[odtü]]></category>
		<category><![CDATA[sabancı üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yok]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=30515</guid>

					<description><![CDATA[<p>YÖK&#8216;ün &#8216;Araştırma Üniversiteleri Performans Sıralaması&#8216; açıklandı. 23 araştırma üniversitesinin 32 gösterge ile belirlenen performans sıralamasında, ODTÜ 1., Koç Üniversitesi 2.ve Sabancı Üniversitesi 3. sırada yer aldı, bu üniversiteleri İTÜ, Bilkent ve Boğaziçi takip etti. YÖK&#8217;ün, 23 araştırma üniversitesinin &#8220;araştırma kapasitesi&#8221;, &#8220;araştırma kalitesi&#8221; ve &#8220;etkileşim ve işbirliği&#8221; alanlarında 32 göstergeyle belirlenen &#8220;Araştırma Üniversiteleri Performans Sıralaması&#8221;, Araştırma Üniversiteleri Yıllık Değerlendirme Toplantısı&#8217;nda açıklandı. Araştırma Üniversiteleri Destek Programı (ADEP) kapsamında, devlet araştırma üniversitelerine aktarılan destekler, YÖK tarafından belli kriterler çerçevesinde değerlendirilen performanslara göre yapılıyor. YÖK, araştırma üniversitelerini performanslarına göre A1, A2 ve A3 olmak üzere 3 performans grubuna ayırıyor. Araştırma üniversitelerine sağlanması planlanan tüm destekler, yer aldıkları performans grubuna göre farklılaşıyor. 2023&#8217;te 351 projeye 250 milyon lira destek sağlandı ADEP kapsamında, üniversitelerin eşleştirildikleri alanlarda çıktıkları 2022 çağrılarına gelen 351 başvuru için 2023&#8217;te 20 devlet araştırma üniversitesine Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından 250 milyon lira bütçe aktarımı yapıldı. Söz konusu bütçe yıllık performans sıralamasına göre araştırma üniversitelerine dağıtıldı. Bu bütçenin 173,3 milyon lirası fen ve mühendislik alanlarındaki 233 projeye, 108,2 milyon lirası sağlık bilimleri alanındaki 94 projeye, 8,5 milyon lirası ise sosyal bilimler alanındaki 24 projeye verildi. Destek miktarı 2024 yılında 400 milyon liraya yükseltildi ADEP kapsamında, 2024 yılında 20 devlet araştırma üniversitesine Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından aktarılacak bütçe, 400 milyon liraya yükseltildi. 2024 yılında en yüksek bütçe aktarımı yapılacak 3 üniversite ODTÜ, İTÜ ve Boğaziçi oldu. Devlet araştırma üniversitelerine aktarılacak bütçeler şöyle sıralandı: Orta Doğu Teknik Üniversitesi &#8211; 34,9 milyon TL İstanbul Teknik Üniversitesi &#8211; 31,4 milyonTL Boğaziçi Üniversitesi &#8211; 26,2 milyonTL İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü &#8211; 25,1 milyonTL Yıldız Teknik Üniversitesi &#8211; 24 milyon TL İstanbul Üniversitesi &#8211; 22,8 milyon TL Hacettepe Üniversitesi &#8211; 21,5 milyon TL Erciyes Üniversitesi &#8211; 21 milyon TL Gebze Teknik Üniversitesi &#8211; 20,6 milyon TL Ankara Üniversitesi &#8211; 20,4 milyon TL İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa &#8211; 18,6 milyon TL Ege Üniversitesi &#8211; 17,7 milyon TL Gazi Üniversitesi &#8211; 17 milyon TL Atatürk Üniversitesi &#8211; 16,5 milyon TL Fırat Üniversitesi &#8211; 16,3 milyon TL Marmara Üniversitesi &#8211; 14,6 milyon TL Çukurova Üniversitesi &#8211; 13,9 milyon TL Dokuz Eylül Üniversitesi &#8211; 13,4 milyon TL Karadeniz Teknik Üniversitesi &#8211; 12,2 milyon TL Bursa Uludağ Üniversitesi &#8211; 11,9 milyon TL Kaynak: https://www.memurlar.net/haber/1083895/yok-un-arastirma-universiteleri-performans-siralamasi-aciklandi.html</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/arastirma-universiteleri-arasinda-birincilik-odtunun">Araştırma üniversiteleri arasında birincilik ODTÜ&#8217;nün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>YÖK</strong>&#8216;ün &#8216;<strong>Araştırma Üniversiteleri Performans Sıralaması</strong>&#8216; açıklandı. 23 araştırma üniversitesinin 32 gösterge ile belirlenen performans sıralamasında, <strong>ODTÜ </strong>1., <strong>Koç Üniversitesi </strong>2.ve <strong>Sabancı Üniversitesi</strong> 3. sırada yer aldı, bu üniversiteleri İTÜ, Bilkent ve Boğaziçi takip etti.</p>
<p>YÖK&#8217;ün, 23 araştırma üniversitesinin &#8220;araştırma kapasitesi&#8221;, &#8220;araştırma kalitesi&#8221; ve &#8220;etkileşim ve işbirliği&#8221; alanlarında 32 göstergeyle belirlenen &#8220;Araştırma Üniversiteleri Performans Sıralaması&#8221;, Araştırma Üniversiteleri Yıllık Değerlendirme Toplantısı&#8217;nda açıklandı.</p>
<p>Araştırma Üniversiteleri Destek Programı (ADEP) kapsamında, devlet araştırma üniversitelerine aktarılan destekler, YÖK tarafından belli kriterler çerçevesinde değerlendirilen performanslara göre yapılıyor.</p>
<p>YÖK, araştırma üniversitelerini performanslarına göre A1, A2 ve A3 olmak üzere 3 performans grubuna ayırıyor. Araştırma üniversitelerine sağlanması planlanan tüm destekler, yer aldıkları performans grubuna göre farklılaşıyor.</p>
<p><b>2023&#8217;te 351 projeye 250 milyon lira destek sağlandı</b></p>
<p>ADEP kapsamında, üniversitelerin eşleştirildikleri alanlarda çıktıkları 2022 çağrılarına gelen 351 başvuru için 2023&#8217;te 20 devlet araştırma üniversitesine Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından 250 milyon lira bütçe aktarımı yapıldı.</p>
<p>Söz konusu bütçe yıllık performans sıralamasına göre araştırma üniversitelerine dağıtıldı.</p>
<p>Bu bütçenin 173,3 milyon lirası fen ve mühendislik alanlarındaki 233 projeye, 108,2 milyon lirası sağlık bilimleri alanındaki 94 projeye, 8,5 milyon lirası ise sosyal bilimler alanındaki 24 projeye verildi.</p>
<p><b>Destek miktarı 2024 yılında 400 milyon liraya yükseltildi</b></p>
<p>ADEP kapsamında, 2024 yılında 20 devlet araştırma üniversitesine Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından aktarılacak bütçe, 400 milyon liraya yükseltildi.</p>
<p><strong>2024 yılında en yüksek bütçe aktarımı yapılacak 3 üniversite ODTÜ, İTÜ ve Boğaziçi oldu.</strong></p>
<p>Devlet araştırma üniversitelerine aktarılacak bütçeler şöyle sıralandı:</p>
<p>Orta Doğu Teknik Üniversitesi &#8211; 34,9 milyon TL</p>
<div id="zone-pharagraphs1" class="widget-article">
<p>İstanbul Teknik Üniversitesi &#8211; 31,4 milyonTL</p>
<p>Boğaziçi Üniversitesi &#8211; 26,2 milyonTL</p>
<p><ins class="revenueflex-ad revenueflex-11269 revenueflex-ir-ad revenueflex-ir-ad-desktop" data-revenueflex="1" data-revenueflex-tag-name="/22837228209/dir03" data-revenueflex-name="revenueflexAd1Desktop" data-revenueflex-size="580x400" data-revenueflex-sselector="p:nth-child(22)"></p>
<div id="revenueflex-ad-11269" data-google-query-id="CIORjYyI4oIDFZvUOwIddecO4Q"><span style="background-color: #ffffff;">İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü &#8211; 25,1 milyonTL<br />
</span></div>
<p></ins>Yıldız Teknik Üniversitesi &#8211; 24 milyon TL</p>
<p>İstanbul Üniversitesi &#8211; 22,8 milyon TL</p>
<p>Hacettepe Üniversitesi &#8211; 21,5 milyon TL</p>
<p>Erciyes Üniversitesi &#8211; 21 milyon TL</p>
<p>Gebze Teknik Üniversitesi &#8211; 20,6 milyon TL</p>
<p>Ankara Üniversitesi &#8211; 20,4 milyon TL</p>
<p>İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa &#8211; 18,6 milyon TL</p>
<p>Ege Üniversitesi &#8211; 17,7 milyon TL</p>
<p>Gazi Üniversitesi &#8211; 17 milyon TL</p>
<p>Atatürk Üniversitesi &#8211; 16,5 milyon TL</p>
<p>Fırat Üniversitesi &#8211; 16,3 milyon TL</p>
<p>Marmara Üniversitesi &#8211; 14,6 milyon TL</p>
<p>Çukurova Üniversitesi &#8211; 13,9 milyon TL</p>
<p>Dokuz Eylül Üniversitesi &#8211; 13,4 milyon TL</p>
<p>Karadeniz Teknik Üniversitesi &#8211; 12,2 milyon TL</p>
<p>Bursa Uludağ Üniversitesi &#8211; 11,9 milyon TL</p>
<p><strong>Kaynak: <a href="https://www.memurlar.net/haber/1083895/yok-un-arastirma-universiteleri-performans-siralamasi-aciklandi.html">https://www.memurlar.net/haber/1083895/yok-un-arastirma-universiteleri-performans-siralamasi-aciklandi.html</a></strong></p>
</div>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/arastirma-universiteleri-arasinda-birincilik-odtunun">Araştırma üniversiteleri arasında birincilik ODTÜ&#8217;nün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">30515</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;yi astrofizikle tanıştıran bilim insanı: Dilhan Eryurt</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/turkiyeyi-astrofizikle-tanistiran-bilim-insani-dilhan-eryurt</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Sarıcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 Aug 2020 07:32:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fizik ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[apollo]]></category>
		<category><![CDATA[astrofizik]]></category>
		<category><![CDATA[ay]]></category>
		<category><![CDATA[bilim kadınları]]></category>
		<category><![CDATA[bilimde kadın]]></category>
		<category><![CDATA[carl sagan]]></category>
		<category><![CDATA[Dilhan Eryurt]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[nasa]]></category>
		<category><![CDATA[odtü]]></category>
		<category><![CDATA[tübitak]]></category>
		<category><![CDATA[tübitak ulusal gözlemevi]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=19595</guid>

					<description><![CDATA[<p>NASA’da çalışan ilk Türk olmakla birlikte Türkiye’de akademiye astrofiziğin kapılarını açan Prof. Dilhan Eryurt, Güneş başta olmak üzere yıldızların evrimi ve Ay’a seyahat konularında uluslararası astrofizik araştırmalarıyla bugün dünyaca tanınıyor. Peki ama biz onu ne kadar tanıyoruz? “NASA’da görev yapan ilk Türk bilim insanı kimdir?” diye soracak olsak kaç kişi doğru cevabı verebilir bilinmez. Yahut bu topraklarda yetişip uluslararası astronomi camiasında kendisini kanıtlayan bir isim sorsak ona da yanıt bulabilir miyiz bilmiyoruz. Şu basit ifadeyi de unutmamak gerekiyor: “Bilmemek değil, öğrenmemek ayıp.” Google, Dilhan Eryurt’u anmak için bir Doodle hazırladı geçtiğimiz hafta. 2012’de kalp krizinden kaybettiğimiz Eryurt, 1959’da Uluslararası Atom Enerji Ajansı (IUA) bursuyla Kanada’daki Deep River Atom Enerji Laboratuvarı’nda iki yıl görev yapmış, neden sonra National Academy of Sciences bursuyla NASA’nın Goddard Uzay Araştırma Enstitüsü’ndeki görevine başlayarak 1961’den 1973’e tam 12 yıl burada çalışmıştı. Hem de yabancı uyrukluların almaya pek de nail olamadığı “kıdemli araştırmacı” unvanıyla… Bu kurumdaki tek kadın araştırmacı olması da onun büyük başarılarından biriydi. Prof. Eryurt, Güneş’in geçmişi; oluşumu ve evrimi üzerine önemli çalışmalar yapmasının yanı sıra orada bulunduğu tarihlerde süren Apollo (Ay’a iniş) görevlerindeki çalışmaları sebebiyle de 1969’da Apollo Başarı Ödülü’ne (Apollo Achievement Award) layık görülmüştü. Ardından NASA onu Kaliforniya Üniversitesi’ne yıldızların evrimi üzerine çalışmak üzere gönderecekti. Eryurt’un yurt dışındaki başarılarının yanı sıra onu Türkiye’de bu alanda açtığı kapılarla tanıyoruz aslında. Çünkü deneyimlerini aktarmak üzere Türkiye’ye döndükten sonra ODTÜ’de Astrofizik Anabilim Dalı’nı kurmuş, burada birçok öğrenci yetiştirmişti. Onlardan biri de doktora öğrencilerinden Prof. Dr. İbrahim Küçük&#8230; BBC ile yaptığı söyleşide, Eryurt’un öğrencileriyle diyaloğundaki nezaketi, dersi anlatış tarzı, dersteki ağırlığı ve bilgisiyle akademik anlamda kendisini cezbettiğini söyleyen Küçük, “Onun Türkiye’de bir ilk olan astrofizik derslerini almamla ufkum genişledi ve ben astrofizik yapma kararını onun sayesinde aldım.” diyor. Kendisi bugün Türk Astronomi Derneği’nin başkanlığını yapıyor ve çalışmalarına Erciyes Üniversitesi’nde devam ediyor. Küçük’e göre, bilimsel disiplinler arasında köprü kuran astrofizik alanı, Türkiye’ye Dilhan hoca sayesinde girmişti. “Yıldız evrimi” kavramını da Türkiye’deki astronomi literatürüne dahil eden Dilhan hocaydı. Küçük, özellikle kuantum fiziğinin de getirdiği avantajlarla birlikte Güneş’i anlamaya yönelik bilimsel çabada Dilhan Eryurt’un önemli bir rolü olduğunu söylüyor. Eryurt yıldızların doğması, gelişmesi ve ışıma mekanizmalarını fizik kurallarıyla açıklama çabasındaydı. Carl Sagan, Dilhan Eryurt’un makalesine atıfta bulundu NASA Goddard Uzay Araştırmaları Enstitüsü’nde bu konuda çalışırken yıldızların evriminde kütlelerinin etkisi üzerine A.G.W. Cameron’la birlikte 1967’de Canadian Journal of Physics’e yazdıkları makale, astrofizik dünyasının ünlü çalışmalarından biri olarak anılıyor. Sarkaç’tan Osman Bahadır’ın Eryurt’la ilgili yazısında da belirttiği üzere dünyaca şöhrete sahip ABD’li astronom, astrobiyolog ve popüler bilim yazarı Carl Sagan, 1972’de Nature dergisinde yayımlanan bir çalışmasında Dilhan Eryurt’un bu makalesine atıfta bulunuyordu. Küçük’e göre, Güneş’in içindeki nükleer reaksiyonlarla ışıma yaptığının anlaşılmasında Eryurt’un NASA’da çalışırken geliştirdiği “evrim kodu”nun rolü çok büyük. Evrim Kodu başlı başına kalın bir rehber kitap; bu bilimsel eseri anlaşılır bir ifadeyle “20.000 satırlık yan programa sahip bir modelleme” olarak düşünmek mümkün. Küçük, astronomi dünyasının, Eryurt’un geliştirdiği bu standart model sayesinde değişik kütleli yıldızların evriminden haberdar olduğunu ve anlaşılması daha zor olan küçük kütleli yıldızların daha iyi anlaşıldığını söylüyor. “Kızım, oku, kendini yetiştir” Dilhan Eryurt, bilimde cinsiyet eşitliği kavramı açısından da çok önemli bir isim. NASA’nın Goddard Uzay Araştırma Enstitüsü’nde çalışan tek kadın olmasının yanı sıra Türkiye için de kadınların bilimdeki yerini göstermesi için çok özel bir değer. Bilime yaptığı katkılar sadece kâğıt üzerinde kalmayıp Türkiye’yi astrofizikle tanıştırması takdire şayan. Astronomi camiasındaki başarıları ise babasının bir sözüyle başlıyor. Eryurt’un babası, ona “Kızım, oku, kendini yetiştir ve memleketin için bir şeyler yap,” demesi ve kızının da babasını dinlemesi ve çok çalışması üzerine Türkiye, dünyaca tanınan bir bilim insanı kazanıyor. Kasım 1997’de Bilim ve Teknik Dergisi’ne Eryurt’u yazan Alp Akoğlu, Eryurt’un matematiğe özel ilgisinin, onu İstanbul Üniversitesi Yüksek Matematik ve Astronomi Bölümü’ne taşıdığını söylüyor. Nazilerden kaçarak Türkiye’ye sığınmış akademisyenlerden dersler alan Eryurt’un astronomi merakı da burada başlıyor. Üniversiteyi bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi Astronomi Bölümü’nün kurucusu Prof. Dr. Tevfik Oktay Kabakçıoğlu’nun fahri asistanı olan ve ücret almadan çalışan Eryurt’un sınırları aşması ise 1953’te lisansüstü astrofizik çalışmaları için Michigan Üniversitesi’ne gitmesiyle gerçekleşiyor. 1959’da -yazının başında da bahsettiğimiz üzere- IUA bursuyla iki yıllığına gittiği Kanada’da bilgisayarla tanışıyor. Akoğlu, Eryurt’tan şöyle aktarıyor: “Ben daha programlama nedir bilmiyordum, duymamıştım. Ama sonuç çok iyi oldu. Daha önce kullandığımız hesap makineleriyle en azından bir hafta süren hesaplar, bilgisayarla bir saniyeden kısa bir sürede bitiveriyordu. O anki şaşkınlığımı hiç unutmuyorum.” Burada Prof. A.G.W. Cameron’la birlikte, Güneş’in geçmişini araştırmaya başlamasıyla ismini dünyaya duyurmaya başlıyor. Türkiye astrofizikle onun sayesinde tanıştı Babasının diğer bir nasihati olan “memleketin için bir şeyler yap” motivasyonu da Eryurt’un bilimsel kariyeri açısından büyük bir önem taşıyor. Kendisinin genel olarak bütün astrofizik ve astronomi bilimlerine yaptığı katkıların yanı sıra Türkiye’de uzay bilimlerinin gelişmesi için çok önemli adımlar attığını vurgulamak lazım. Yazının başında da belirttiğimiz gibi ABD’den döndükten sonra bütün mesaisini Türkiye’de astrofiziğin gelişimine adayan Eryurt, ODTÜ’de Astrofizik Anabilim Dalı’nı kurmasının yanı sıra Türk Astronomi Derneği’nin de gelişmesine de destek oluyordu. Türkiye’deki ilk astronomi toplantısının düzenleyen (1968) bilim insanı da o. İki yılda bir yapılan bu toplantılar sayesinde üniversiteler ve araştırmacılar birbirlerini, bununla birlikte çalışma alanlarını tanıyor ve bilimsel iş birlikleri kuruyor; bir çalışma alanı doğup gelişiyordu. Eryurt’un Türk astronomisine katkıları saymakla bitmiyor; TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi’nin kurulması ve hayata geçmesinde de siyasal ve bilimsel olarak çok büyük katkısı vardı. 1977’de TÜBİTAK Bilim Hizmet ve Teşvik Ödülü’nü alan Eryurt, 1988’de altı ay kadar ODTÜ Fizik Bölümü Başkanlığı, ardından 5 yıl süreyle Fen Edebiyat Dekanlığı yaptı. 1993’te ise ardında müthiş bir bilimsel birikim ve tecrübe paylaşımı bırakarak emekli oldu. Hepsini yalnız başına ve bir kadın olarak yaptı. Akoğlu, uzay bilimci Prof. Dr. Hakkı Ögelman’ın Eryurt hakkındaki şu sözlerini paylaşıyor: “Dış görünüşüne bakarak yaşını tahmin etmek olanaksız. Yıldızlarla, yüksek matematikle uğraşan bir bilim kadınının nasıl olur da bu kadar genç kalmayı başardığının sırrını kimse açıklayamıyor.” O, kadınların her şeyi başarabileceğinin yaşayan örneğiydi. Batuhan Sarıcan / batusarican@gmail.com *Bu yazı, HBT Dergi 227. sayıda yayımlanmıştır. Kaynak: https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-53479240 Osman Bahadır, Sarkaç. https://sarkac.org/2018/10/astrofizikte-oncu-dilhan-eryurt/ Alp Akoğlu, Astrofizikte Öncü Bir Türk Kadını: Dilhan Eryurt. TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi, Sayı 360, Kasım 1997, s. 74</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/turkiyeyi-astrofizikle-tanistiran-bilim-insani-dilhan-eryurt">Türkiye&#8217;yi astrofizikle tanıştıran bilim insanı: Dilhan Eryurt</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><em>NASA’da çalışan ilk Türk olmakla birlikte Türkiye’de akademiye astrofiziğin kapılarını açan Prof. Dilhan Eryurt, Güneş başta olmak üzere yıldızların evrimi ve Ay’a seyahat konularında uluslararası astrofizik araştırmalarıyla bugün dünyaca tanınıyor. Peki ama biz onu ne kadar tanıyoruz?</em></p></blockquote>
<p>“NASA’da görev yapan ilk Türk bilim insanı kimdir?” diye soracak olsak kaç kişi doğru cevabı verebilir bilinmez. Yahut bu topraklarda yetişip uluslararası astronomi camiasında kendisini kanıtlayan bir isim sorsak ona da yanıt bulabilir miyiz bilmiyoruz. Şu basit ifadeyi de unutmamak gerekiyor: “Bilmemek değil, öğrenmemek ayıp.”</p>
<p>Google, Dilhan Eryurt’u anmak için bir Doodle hazırladı geçtiğimiz hafta. 2012’de kalp krizinden kaybettiğimiz Eryurt, 1959’da Uluslararası Atom Enerji Ajansı (IUA) bursuyla Kanada’daki Deep River Atom Enerji Laboratuvarı’nda iki yıl görev yapmış, neden sonra National Academy of Sciences bursuyla NASA’nın Goddard Uzay Araştırma Enstitüsü’ndeki görevine başlayarak 1961’den 1973’e tam 12 yıl burada çalışmıştı. Hem de yabancı uyrukluların almaya pek de nail olamadığı “kıdemli araştırmacı” unvanıyla… Bu kurumdaki tek kadın araştırmacı olması da onun büyük başarılarından biriydi.</p>
<p>Prof. Eryurt, Güneş’in geçmişi; oluşumu ve evrimi üzerine önemli çalışmalar yapmasının yanı sıra orada bulunduğu tarihlerde süren Apollo (Ay’a iniş) görevlerindeki çalışmaları sebebiyle de 1969’da Apollo Başarı Ödülü’ne (Apollo Achievement Award) layık görülmüştü. Ardından NASA onu Kaliforniya Üniversitesi’ne yıldızların evrimi üzerine çalışmak üzere gönderecekti.</p>
<div id="attachment_19596" style="width: 660px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-19596" class="wp-image-19596 size-full" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/08/apollo-dilhan-eryurt.jpg" alt="" width="650" height="425" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/08/apollo-dilhan-eryurt.jpg 650w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/08/apollo-dilhan-eryurt-300x196.jpg 300w" sizes="(max-width: 650px) 100vw, 650px" /><p id="caption-attachment-19596" class="wp-caption-text">Prof. Dilhan Eryurt, NASA’daki Goddard Uzay Araştırma Enstitüsü’nde bir meslektaşı ile Apollo görevi üzerine konuşurken, 1960’lar</p></div>
<p>Eryurt’un yurt dışındaki başarılarının yanı sıra onu Türkiye’de bu alanda açtığı kapılarla tanıyoruz aslında. Çünkü deneyimlerini aktarmak üzere Türkiye’ye döndükten sonra ODTÜ’de Astrofizik Anabilim Dalı’nı kurmuş, burada birçok öğrenci yetiştirmişti. Onlardan biri de doktora öğrencilerinden Prof. Dr. İbrahim Küçük&#8230;</p>
<p>BBC ile yaptığı söyleşide, Eryurt’un öğrencileriyle diyaloğundaki nezaketi, dersi anlatış tarzı, dersteki ağırlığı ve bilgisiyle akademik anlamda kendisini cezbettiğini söyleyen Küçük, “Onun Türkiye’de bir ilk olan astrofizik derslerini almamla ufkum genişledi ve ben astrofizik yapma kararını onun sayesinde aldım.” diyor. Kendisi bugün Türk Astronomi Derneği’nin başkanlığını yapıyor ve çalışmalarına Erciyes Üniversitesi’nde devam ediyor.</p>
<p>Küçük’e göre, bilimsel disiplinler arasında köprü kuran astrofizik alanı, Türkiye’ye Dilhan hoca sayesinde girmişti. “Yıldız evrimi” kavramını da Türkiye’deki astronomi literatürüne dahil eden Dilhan hocaydı. Küçük, özellikle kuantum fiziğinin de getirdiği avantajlarla birlikte Güneş’i anlamaya yönelik bilimsel çabada Dilhan Eryurt’un önemli bir rolü olduğunu söylüyor. Eryurt yıldızların doğması, gelişmesi ve ışıma mekanizmalarını fizik kurallarıyla açıklama çabasındaydı.</p>
<p><strong>Carl Sagan, Dilhan Eryurt’un makalesine atıfta bulundu</strong></p>
<p>NASA Goddard Uzay Araştırmaları Enstitüsü’nde bu konuda çalışırken yıldızların evriminde kütlelerinin etkisi üzerine A.G.W. Cameron’la birlikte 1967’de Canadian Journal of Physics’e yazdıkları makale, astrofizik dünyasının ünlü çalışmalarından biri olarak anılıyor. Sarkaç’tan Osman Bahadır’ın Eryurt’la ilgili yazısında da belirttiği üzere dünyaca şöhrete sahip ABD’li astronom, astrobiyolog ve popüler bilim yazarı Carl Sagan, 1972’de Nature dergisinde yayımlanan bir çalışmasında Dilhan Eryurt’un bu makalesine atıfta bulunuyordu.</p>
<p>Küçük’e göre, Güneş’in içindeki nükleer reaksiyonlarla ışıma yaptığının anlaşılmasında Eryurt’un NASA’da çalışırken geliştirdiği “evrim kodu”nun rolü çok büyük. Evrim Kodu başlı başına kalın bir rehber kitap; bu bilimsel eseri anlaşılır bir ifadeyle “20.000 satırlık yan programa sahip bir modelleme” olarak düşünmek mümkün. Küçük, astronomi dünyasının, Eryurt’un geliştirdiği bu standart model sayesinde değişik kütleli yıldızların evriminden haberdar olduğunu ve anlaşılması daha zor olan küçük kütleli yıldızların daha iyi anlaşıldığını söylüyor.</p>
<div id="attachment_19597" style="width: 816px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-19597" class="wp-image-19597 size-full" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/08/doodle.png" alt="" width="806" height="378" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/08/doodle.png 806w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/08/doodle-300x141.png 300w" sizes="(max-width: 806px) 100vw, 806px" /><p id="caption-attachment-19597" class="wp-caption-text">Google’ın Dilhan Eryurt için hazırladığı Doodle</p></div>
<p><strong>“Kızım, oku, kendini yetiştir”</strong></p>
<p>Dilhan Eryurt, bilimde cinsiyet eşitliği kavramı açısından da çok önemli bir isim. NASA’nın Goddard Uzay Araştırma Enstitüsü’nde çalışan tek kadın olmasının yanı sıra Türkiye için de kadınların bilimdeki yerini göstermesi için çok özel bir değer. Bilime yaptığı katkılar sadece kâğıt üzerinde kalmayıp Türkiye’yi astrofizikle tanıştırması takdire şayan. Astronomi camiasındaki başarıları ise babasının bir sözüyle başlıyor.</p>
<p>Eryurt’un babası, ona “Kızım, oku, kendini yetiştir ve memleketin için bir şeyler yap,” demesi ve kızının da babasını dinlemesi ve çok çalışması üzerine Türkiye, dünyaca tanınan bir bilim insanı kazanıyor. Kasım 1997’de Bilim ve Teknik Dergisi’ne Eryurt’u yazan Alp Akoğlu, Eryurt’un matematiğe özel ilgisinin, onu İstanbul Üniversitesi Yüksek Matematik ve Astronomi Bölümü’ne taşıdığını söylüyor. Nazilerden kaçarak Türkiye’ye sığınmış akademisyenlerden dersler alan Eryurt’un astronomi merakı da burada başlıyor.</p>
<p>Üniversiteyi bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi Astronomi Bölümü’nün kurucusu Prof. Dr. Tevfik Oktay Kabakçıoğlu’nun fahri asistanı olan ve ücret almadan çalışan Eryurt’un sınırları aşması ise 1953’te lisansüstü astrofizik çalışmaları için Michigan Üniversitesi’ne gitmesiyle gerçekleşiyor.</p>
<p>1959’da -yazının başında da bahsettiğimiz üzere- IUA bursuyla iki yıllığına gittiği Kanada’da bilgisayarla tanışıyor. Akoğlu, Eryurt’tan şöyle aktarıyor: “Ben daha programlama nedir bilmiyordum, duymamıştım. Ama sonuç çok iyi oldu. Daha önce kullandığımız hesap makineleriyle en azından bir hafta süren hesaplar, bilgisayarla bir saniyeden kısa bir sürede bitiveriyordu. O anki şaşkınlığımı hiç unutmuyorum.” Burada Prof. A.G.W. Cameron’la birlikte, Güneş’in geçmişini araştırmaya başlamasıyla ismini dünyaya duyurmaya başlıyor.</p>
<div id="attachment_19599" style="width: 740px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-19599" class="wp-image-19599 size-large" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/08/dilhan-eryurt-carl-sagan-1024x585.jpg" alt="" width="730" height="417" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/08/dilhan-eryurt-carl-sagan-1024x585.jpg 1024w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/08/dilhan-eryurt-carl-sagan-300x172.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/08/dilhan-eryurt-carl-sagan.jpg 1158w" sizes="auto, (max-width: 730px) 100vw, 730px" /><p id="caption-attachment-19599" class="wp-caption-text">Prof. Dilhan Eryurt tez, rapor, bildiri, kitap bölümü ve makale olarak 1956 ile 2009 yılları arasında 46’sı İngilizce, 13’ü Türkçe olmak üzere toplamda 59 çalışma yayınladı. Bunlar arasında A.G.W. Cameron’la birlikte 1967’de Canadian Journal of Physics’e yazdıkları makale (Early and main sequence evolution of stars in the range 0.5 to 100 solar masses), astrofizik dünyasının ünlü çalışmalarından biri olmakla birlikte ünlü astrofizikçi Carl Sagan, 1972’de Nature dergisinde yayımlanan bir çalışmasında Dilhan Eryurt’un bu makalesine atıfta bulunmuştu.</p></div>
<p><strong>Türkiye astrofizikle onun sayesinde tanıştı</strong></p>
<p>Babasının diğer bir nasihati olan “memleketin için bir şeyler yap” motivasyonu da Eryurt’un bilimsel kariyeri açısından büyük bir önem taşıyor. Kendisinin genel olarak bütün astrofizik ve astronomi bilimlerine yaptığı katkıların yanı sıra Türkiye’de uzay bilimlerinin gelişmesi için çok önemli adımlar attığını vurgulamak lazım. Yazının başında da belirttiğimiz gibi ABD’den döndükten sonra bütün mesaisini Türkiye’de astrofiziğin gelişimine adayan Eryurt, ODTÜ’de Astrofizik Anabilim Dalı’nı kurmasının yanı sıra Türk Astronomi Derneği’nin de gelişmesine de destek oluyordu.</p>
<p>Türkiye’deki ilk astronomi toplantısının düzenleyen (1968) bilim insanı da o. İki yılda bir yapılan bu toplantılar sayesinde üniversiteler ve araştırmacılar birbirlerini, bununla birlikte çalışma alanlarını tanıyor ve bilimsel iş birlikleri kuruyor; bir çalışma alanı doğup gelişiyordu. Eryurt’un Türk astronomisine katkıları saymakla bitmiyor; TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi’nin kurulması ve hayata geçmesinde de siyasal ve bilimsel olarak çok büyük katkısı vardı.</p>
<div id="attachment_19598" style="width: 740px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-19598" class="wp-image-19598 size-large" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/08/tbitak-tug-1024x584.jpg" alt="" width="730" height="416" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/08/tbitak-tug-1024x584.jpg 1024w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/08/tbitak-tug-300x171.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/08/tbitak-tug.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 730px) 100vw, 730px" /><p id="caption-attachment-19598" class="wp-caption-text">Türkiye’yi astrofizikle tanıştırarak astronomi alanında yol açan Prof. Dilhan Eryurt, TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi Projesi’nin hayata geçirilmesini sağladı. Gözlemevi’nin 5 Eylül 1997’deki açılışında onur plaketi; 1977’de ise TÜBİTAK Bilim Hizmet ve Teşvik Ödülü’ne layık görüldü.</p></div>
<p>1977’de TÜBİTAK Bilim Hizmet ve Teşvik Ödülü’nü alan Eryurt, 1988’de altı ay kadar ODTÜ Fizik Bölümü Başkanlığı, ardından 5 yıl süreyle Fen Edebiyat Dekanlığı yaptı. 1993’te ise ardında müthiş bir bilimsel birikim ve tecrübe paylaşımı bırakarak emekli oldu. Hepsini yalnız başına ve bir kadın olarak yaptı.</p>
<p>Akoğlu, uzay bilimci Prof. Dr. Hakkı Ögelman’ın Eryurt hakkındaki şu sözlerini paylaşıyor: “Dış görünüşüne bakarak yaşını tahmin etmek olanaksız. Yıldızlarla, yüksek matematikle uğraşan bir bilim kadınının nasıl olur da bu kadar genç kalmayı başardığının sırrını kimse açıklayamıyor.”</p>
<p>O, kadınların her şeyi başarabileceğinin yaşayan örneğiydi.</p>
<p><strong>Batuhan Sarıcan / batusarican@gmail.com</strong></p>
<p><em><strong>*Bu yazı, HBT Dergi <a href="https://abonelik.herkesebilimteknoloji.com/urun/sayi-227-31-temmuz-2020-dijital-pdf/">227. sayıda</a> yayımlanmıştır.</strong></em></p>
<p><strong>Kaynak:</strong></p>
<p><strong><a href="https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-53479240">https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-53479240</a></strong></p>
<p><strong>Osman Bahadır, Sarkaç. <a href="https://sarkac.org/2018/10/astrofizikte-oncu-dilhan-eryurt/">https://sarkac.org/2018/10/astrofizikte-oncu-dilhan-eryurt/</a></strong></p>
<p><strong>Alp Akoğlu, Astrofizikte Öncü Bir Türk Kadını: Dilhan Eryurt. TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi, Sayı 360, Kasım 1997, s. 74</strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/turkiyeyi-astrofizikle-tanistiran-bilim-insani-dilhan-eryurt">Türkiye&#8217;yi astrofizikle tanıştıran bilim insanı: Dilhan Eryurt</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">19595</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Asuman Özdağlar MIT&#8217;te bölüm başkanı oldu</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/asuman-ozdaglar-mitte-bolum-baskani-oldu</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Dec 2017 11:41:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[asuman özdağlar]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[elektrik mühendisliği]]></category>
		<category><![CDATA[Massachusetts Institute of Technology]]></category>
		<category><![CDATA[MIT]]></category>
		<category><![CDATA[odtü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=8548</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk profesör Asuman Özdağlar, Massachusetts Institute of Technology’de (MIT) Elektrik Mühendisliği ve Bilgisayar Bilimleri Bölümü Başkanlığı’na getirildi. Özdağlar, 1 Ocak 2018&#8217;de görevine başlayacak. Bölümün eski başkanı Anantha Chandraksan, Özdağlar&#8217;ın ilham verici bir araştırmacı olduğunu söyledi ve ekledi: “Asuman Özdağlar, optimizasyon teorisi ve algoritmaları, oyun teorisi ve ağlar alanında gerçek bir lider”. Asuman Özdağlar kimdir? 16 Aralık 1974 doğumlu olan Özdağlar, lisans eğitimini Orta Doğu Teknik Üniversitesi Elektrik Elektronik Bölümü’nde tamamladıktan sonra 1996’da gittiği ABD’de yüksek lisans ve doktorasını yaptı. 2003-2007 yılları arasında öğretim üyeliği yapan Özdağlar 2008&#8217;de doçent doktor oldu. 2012 yılında MIT Elektirik Mühendisliği ve Bilgisayar Bölümü profesörü unvanını aldı. Bu bölümde yapılan birçok çalışmaya önemli katkıları olan Asuman Özdağlar son olarak bölüm başkanlığına atandı. Özdağlar, Microsoft, NATO, MIT Lisansüstü Öğrenci Konseyi Öğretim Ödülü gibi birçok önemli ödül almış, alanında oldukça başarılı bir profesör. Çalışma alanı ekonomik ve sosyal ağ sistemleri, optimizasyon kuramı ve oyun kuramı. Özdağlar&#8217;ın optimizasyon alanındaki araştırmaları dışbükey analiz ve eşizlikten, büyük ölçekli sistemler için dağıtık yöntemlere ve makine öğrenmesi için optimizasyon algoritmalarına dek uzanıyor. Oyun kuramındaki çalışmaları ağlar ve büyük oyunlarda uyarlamalı dinamiğe ve yeni denge kavramlarıyla dengelerin hesaplanmasına odaklanıyor. Araştırmaları ağ çalışmalarında sosyal ve ekonomik etkileşimlerin analizini bütünleştiriyor ve bu alanların aralarında yayınım ve bilgi ilerlemesi, sosyal ağlarda etki, ekonomik ve finansal sistemlerde tetiklemeler ve sistemik risk, ve öğrenme ve iletişimin analizinin de bulunduğu çok sayıda boyutunu kapsıyor.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/asuman-ozdaglar-mitte-bolum-baskani-oldu">Asuman Özdağlar MIT&#8217;te bölüm başkanı oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk profesör Asuman Özdağlar, Massachusetts Institute of Technology’de (MIT) Elektrik Mühendisliği ve Bilgisayar Bilimleri Bölümü Başkanlığı’na getirildi. Özdağlar, 1 Ocak 2018&#8217;de görevine başlayacak.</p>
<p>Bölümün eski başkanı Anantha Chandraksan, Özdağlar&#8217;ın ilham verici bir araştırmacı olduğunu söyledi ve ekledi: “Asuman Özdağlar, optimizasyon teorisi ve algoritmaları, oyun teorisi ve ağlar alanında gerçek bir lider”.</p>
<p><strong>Asuman Özdağlar kimdir?</strong></p>
<p>16 Aralık 1974 doğumlu olan Özdağlar, lisans eğitimini Orta Doğu Teknik Üniversitesi Elektrik Elektronik Bölümü’nde tamamladıktan sonra 1996’da gittiği ABD’de yüksek lisans ve doktorasını yaptı. 2003-2007 yılları arasında öğretim üyeliği yapan Özdağlar 2008&#8217;de doçent doktor oldu. 2012 yılında MIT Elektirik Mühendisliği ve Bilgisayar Bölümü profesörü unvanını aldı. Bu bölümde yapılan birçok çalışmaya önemli katkıları olan Asuman Özdağlar son olarak bölüm başkanlığına atandı.</p>
<p>Özdağlar, Microsoft, NATO, MIT Lisansüstü Öğrenci Konseyi Öğretim Ödülü gibi birçok önemli ödül almış, alanında oldukça başarılı bir profesör. Çalışma alanı ekonomik ve sosyal ağ sistemleri, optimizasyon kuramı ve oyun kuramı. Özdağlar&#8217;ın optimizasyon alanındaki araştırmaları dışbükey analiz ve eşizlikten, büyük ölçekli sistemler için dağıtık yöntemlere ve makine öğrenmesi için optimizasyon algoritmalarına dek uzanıyor. Oyun kuramındaki çalışmaları ağlar ve büyük oyunlarda uyarlamalı dinamiğe ve yeni denge kavramlarıyla dengelerin hesaplanmasına odaklanıyor. Araştırmaları ağ çalışmalarında sosyal ve ekonomik etkileşimlerin analizini bütünleştiriyor ve bu alanların aralarında yayınım ve bilgi ilerlemesi, sosyal ağlarda etki, ekonomik ve finansal sistemlerde tetiklemeler ve sistemik risk, ve öğrenme ve iletişimin analizinin de bulunduğu çok sayıda boyutunu kapsıyor.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/asuman-ozdaglar-mitte-bolum-baskani-oldu">Asuman Özdağlar MIT&#8217;te bölüm başkanı oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8548</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Duygu mu önde olmalı yoksa akıl mı?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/duygu-mu-onde-olmali-yoksa-akil-mi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jun 2017 05:37:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editör ne diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[akıl]]></category>
		<category><![CDATA[aristoteles]]></category>
		<category><![CDATA[batı]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[burs]]></category>
		<category><![CDATA[cehalet]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital abonelik]]></category>
		<category><![CDATA[doğu]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal zeka]]></category>
		<category><![CDATA[elon musk]]></category>
		<category><![CDATA[EQ]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[mars]]></category>
		<category><![CDATA[odtü]]></category>
		<category><![CDATA[öfke]]></category>
		<category><![CDATA[öfke kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[programlama]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıcılık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=7064</guid>

					<description><![CDATA[<p>Neredeyse 2500 yıl önce yaşayan Aristoteles’in şu sözlerine bakar mısınız: “Herkes öfkelenir. Bu çok kolay. Ama doğru şeye, doğru oranda, doğru zamanda, doğru amaçla ve doğru şekilde öfkelenmek zordur.” Bunu okuyunca 2500 yıllık süreçte, insanoğlu (beyin) ile öfke arasındaki ilişkide acaba niteliksel büyük değişiklikler yaşandı mı, sorusunu haklı olarak yöneltebilirsiniz. Onur sözlerinde öfkeye ilişkin müthiş bir terazi var. Bu terazi, 2500 yıl önce, erken olgunlaşmış veya deha olarak yaşamış bir insanda böyle bir mükemmel çalışıyor. Hayır konumuz Aristoteles değil tabii, beyin, beyin-akıl-yüksek duygusal zeka arasındaki ilişki. Yüksek duygusal zekânın 15 işareti nedir, sizlerde bu işaretlerden kaçı bulunuyor sorularını içeren yazıya, Kıvılcım Kayabalı konuyu bir ana yazıyla tamamladı. Yüksek duygusal zekânın açılımlarını, bir anlamda dengeliyor Kayabalı. Akıl ve duygusal zekânın beyindeki gelişim sırasını, evrimini, bunların hangi sırayla ve hangi öncelik ve ihtiyaçlarla geliştiğini anlatıyor bize. Çok temel şeyler&#8230; Evet, beynimizi tanıyalım. Akıl yürütme, öfke ve diğer dürtüsel ve tepkisel özellikleri “kaynağı”ndan izliyoruz. Acaba diyoruz, öfke dediğimiz tepki, henüz daha yüksek zekâ düzeyine ulaşmadan, insanoğlunun bir zamanlar en önemli hayatta kalma mekanizması olan savunma araçlarından biri miydi? Fakat toplumsal ve zeki insanda keskin kalıntılarını gördüğümüz öfke, ilkel beyin, ilişkilere, insana ve topluma zarar verici işliyor. Veya dünyanın bugünkü rezil politik arenasına ve çıkarlar için tüm insanlığı ateşe atmaya hazır olan politikalara baktığımızda, hayır, henüz ilkelliğin esirleriyiz dememiz gerekiyor. Yüksek duygusal zekâ mı? O bekleyebilir, henüz dünya buna hazır değil, tek tek insanlar bunu kullansın, bizler birbirimizin boğazını, bu kez daha modern araçlarla kesmeyi sürdürmemiz gereken dönemlerdeyiz! Diyoruz ki, bu iki  yazıyı kaçırmayın, kendinizi, çevrenizi, toplumu ve dünyayı kıyaslayarak bir sonuç çıkartın&#8230; Bize biçilen rol Doğan Kuban 91 yaşın keskinliğiyle ve yüksek bir bilinçle, acı bir tabloyu ana hatlarıyla anımsatıyor bize. Doğu ile Batı arasındaki kuşakta yaşayan 1,7 milyarlık Müslüman ahaliye biçilen rol, sömürülmek&#8230; Bakın: “Halkın bir bölümüne sorarsanız, yakında cennet kapısına yaklaşacağız. Diğer bölümü ise kapıyı ne zaman vuracaklar, diye bekliyor. Bu iletişim çağında bu ikilem bir toplumsal anomalidir. Toplumun cahilliği denen olgu, hepimizin gözü önünde olan bir durumu bu denli farklı yorumlamaktır. Bu politik değil, bilgisel ve düşünsel bir sosyal virüs göstergesidir&#8230;” Yazarlarımız, Bozkurt Güvenç, Ali Akurgal, Mustafa Çetiner kendi alanlarıyla ilgili konularda kendileriyle yarışıyor. Bu hafta üstelik Cem Say da “Yaratıcılık programlanabilir mi?” gibi çok temel bir soruyu “otomatik matematikçi” ile başlatıyor. Aynı konuda, ayda bir yazan Erdal Musoğlu “Derin öğrenme” yazısıyla güncel duruma giriyor. Ayrıca Saadet Uğurlu da Stratejik ileteyim yönetimi ve yapay zeka yazısıyla farklı bir açıdan katkıda bulunuyor. Hepsine bu özgün çalışmalarından dolayı teşekkür. 30 dijital abonelik bursu daha Son yılların en önemli üstün teknoloji ve düşünce girişimcilerinden Elon Musk, geliştirdiği teknoloji ve planlarıyla Mars’ta 1000 kişilik bir koloni kurma düşüncesini açıklıyor. Sırada yüzlerce kişi var&#8230; Daha onlarca ilginç yazı ve güncel bilim araştırmaları haberleri, teknoloji vitrini, piyasadaki çocuk bilim kitaplarına bakan bir sayfamız ile haftalık vazgeçilmeziniz HBT ile geleceğe ilerliyoruz. Bu yolda karınca kararınca katkımızın olduğunu hissetmemiz bizi mutlu kılıyor. Tüm okurlarımıza, bize destek veren herkese sevgiler ve teşekkürler&#8230; Uzdilek Dijital Abonelik Bursu’ndan sonra, bu kez ODTÜ Bilgisayar mezunlarından 30 gence yine yıllık dijital abonelik desteği daha geldi. Bunu umarım gelecek sayımızda açıklayacağız. Şimdiden bir ön duyuru yapalım istedik! Gelecek Cuma yine birlikte olmak düşüncesiyle, sevgi ve dostluk diliyoruz.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/duygu-mu-onde-olmali-yoksa-akil-mi">Duygu mu önde olmalı yoksa akıl mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Neredeyse 2500 yıl önce yaşayan Aristoteles’in şu sözlerine bakar mısınız:</p>
<p>“<em>Herkes öfkelenir. Bu çok kolay.</em> <em>Ama doğru şeye, doğru oranda,</em> <em>doğru zamanda, doğru amaçla</em> <em>ve doğru şekilde öfkelenmek zordur.”</em></p>
<p>Bunu okuyunca 2500 yıllık süreçte, insanoğlu (beyin) ile öfke arasındaki ilişkide acaba niteliksel büyük değişiklikler yaşandı mı, sorusunu haklı olarak yöneltebilirsiniz. Onur sözlerinde öfkeye ilişkin müthiş bir terazi var. Bu terazi, 2500 yıl önce, erken olgunlaşmış veya deha olarak yaşamış bir insanda böyle bir mükemmel çalışıyor.</p>
<p>Hayır konumuz Aristoteles değil tabii, beyin, beyin-akıl-yüksek duygusal zeka arasındaki ilişki.</p>
<p>Yüksek duygusal zekânın 15 işareti nedir, sizlerde bu işaretlerden kaçı bulunuyor sorularını içeren yazıya, Kıvılcım Kayabalı konuyu bir ana yazıyla tamamladı. Yüksek duygusal zekânın açılımlarını, bir anlamda dengeliyor Kayabalı. Akıl ve duygusal zekânın beyindeki gelişim sırasını, evrimini, bunların hangi sırayla ve hangi öncelik ve ihtiyaçlarla geliştiğini anlatıyor bize. Çok temel şeyler&#8230; Evet, beynimizi tanıyalım. Akıl yürütme, öfke ve diğer dürtüsel ve tepkisel özellikleri “kaynağı”ndan izliyoruz.</p>
<p>Acaba diyoruz, öfke dediğimiz tepki, henüz daha yüksek zekâ düzeyine ulaşmadan, insanoğlunun bir zamanlar en önemli hayatta kalma mekanizması olan savunma araçlarından biri miydi?</p>
<p>Fakat toplumsal ve zeki insanda keskin kalıntılarını gördüğümüz öfke, ilkel beyin, ilişkilere, insana ve topluma zarar verici işliyor.</p>
<p>Veya dünyanın bugünkü rezil politik arenasına ve çıkarlar için tüm insanlığı ateşe atmaya hazır olan politikalara baktığımızda, <strong><em>hayır, henüz ilkelliğin esirleriyiz</em></strong> dememiz gerekiyor. Yüksek duygusal zekâ mı? O bekleyebilir, henüz dünya buna hazır değil, tek tek insanlar bunu kullansın, bizler birbirimizin boğazını, bu kez daha modern araçlarla kesmeyi sürdürmemiz gereken dönemlerdeyiz!</p>
<p>Diyoruz ki, bu iki  yazıyı kaçırmayın, kendinizi, çevrenizi, toplumu ve dünyayı kıyaslayarak bir sonuç çıkartın&#8230;</p>
<p><strong>Bize biçilen rol</strong></p>
<p>Doğan Kuban 91 yaşın keskinliğiyle ve yüksek bir bilinçle, acı bir tabloyu ana hatlarıyla anımsatıyor bize. Doğu ile Batı arasındaki kuşakta yaşayan 1,7 milyarlık Müslüman ahaliye biçilen rol, sömürülmek&#8230; Bakın: “Halkın bir bölümüne sorarsanız, <strong>yakında cennet kapısına </strong>yaklaşacağız. Diğer bölümü ise kapıyı ne zaman vuracaklar, diye bekliyor. Bu iletişim çağında bu ikilem bir toplumsal anomalidir. <strong>Toplumun cahilliği denen olgu,</strong> hepimizin gözü önünde olan bir durumu bu denli farklı yorumlamaktır. <strong>Bu politik değil, bilgisel ve düşünsel bir sosyal virüs göstergesidir</strong>&#8230;”</p>
<p>Yazarlarımız, <strong>Bozkurt Güvenç, Ali Akurgal, Mustafa Çetiner</strong> kendi alanlarıyla ilgili konularda kendileriyle yarışıyor. Bu hafta üstelik <strong>Cem Say</strong> da “Yaratıcılık programlanabilir mi?” gibi çok temel bir soruyu “otomatik matematikçi” ile başlatıyor. Aynı konuda, ayda bir yazan <strong>Erdal Musoğlu</strong> “Derin öğrenme” yazısıyla güncel duruma giriyor. Ayrıca Saadet Uğurlu da Stratejik ileteyim yönetimi ve yapay zeka yazısıyla farklı bir açıdan katkıda bulunuyor. Hepsine bu özgün çalışmalarından dolayı teşekkür.</p>
<p><strong>30 dijital abonelik bursu daha </strong></p>
<p>Son yılların en önemli üstün teknoloji ve düşünce girişimcilerinden Elon Musk, geliştirdiği teknoloji ve planlarıyla Mars’ta 1000 kişilik bir koloni kurma düşüncesini açıklıyor. Sırada yüzlerce kişi var&#8230;</p>
<p>Daha onlarca ilginç yazı ve güncel bilim araştırmaları haberleri, teknoloji vitrini, piyasadaki çocuk bilim kitaplarına bakan bir sayfamız ile haftalık vazgeçilmeziniz HBT ile geleceğe ilerliyoruz.</p>
<p>Bu yolda karınca kararınca katkımızın olduğunu hissetmemiz bizi mutlu kılıyor. Tüm okurlarımıza, bize destek veren herkese sevgiler ve teşekkürler&#8230;</p>
<p><strong>Uzdilek Dijital Abonelik Bursu</strong>’ndan sonra, bu kez ODTÜ Bilgisayar mezunlarından 30 gence yine yıllık dijital abonelik desteği daha geldi. Bunu umarım gelecek sayımızda açıklayacağız. Şimdiden bir ön duyuru yapalım istedik!</p>
<p>Gelecek Cuma yine birlikte olmak düşüncesiyle, sevgi ve dostluk diliyoruz.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/duygu-mu-onde-olmali-yoksa-akil-mi">Duygu mu önde olmalı yoksa akıl mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7064</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Tarihte dört önemli olay: Çocuk felci aşısı, ilk uzay mekiği, uzaya çıkan ilk insan ve internet bağlantısı</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/teknoyasam/tarihte-dort-onemli-olay-cocuk-felci-asisi-ilk-uzay-mekigi-uzaya-cikan-ilk-insan-ve-internet-baglantisi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Apr 2017 12:34:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fizik ve Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoyaşam]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[aşı patenti]]></category>
		<category><![CDATA[Bilkent]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk felci aşısı]]></category>
		<category><![CDATA[dünya uzay partisi]]></category>
		<category><![CDATA[ilk uzay mekiği Columbia]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[Jonas Salk]]></category>
		<category><![CDATA[MIG-15]]></category>
		<category><![CDATA[moskova]]></category>
		<category><![CDATA[nasa]]></category>
		<category><![CDATA[odtü]]></category>
		<category><![CDATA[rus]]></category>
		<category><![CDATA[salgın]]></category>
		<category><![CDATA[SSCB]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[uzay mekiği]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[Vostok1]]></category>
		<category><![CDATA[yuri gagarin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=6087</guid>

					<description><![CDATA[<p>1955 &#8211; Dr. Jonas Salk tarafından geliştirilen çocuk felci aşısının güvenli ve etkili olduğu açıklandı Günümüzde çocuk felci Afrika ve Asya&#8217;nın bazı bölgelerinde salgın hastalık durumunda. Bir zamanların en tehlikeli hastalığının, şimdi az sayıda ülkede etkin olmasını sağlayan kişi ABD’li doktor ve biyolog Jonas Salk (solda). Ünlü “Eğer bütün böcekler dünyadan yok olacak olsaydı, 50 yıl içerisinde dünyada hayat sona ererdi. Eğer insanoğlu dünyadan yok olsaydı, 50 yıl içerisinde bütün yaşam kendini yeniler ve gelişirdi” sözünün sahibi bilim insanı. Salk, yoksul bir göçmen ailenin çocuğu olarak doğdu. Babası bir tekstil işçisiydi. Salk devlet okullarında ve New York Şehir Koleji’nde eğitim gördü. 1939 yılında tıp eğitimini tamamladı. II. Dünya Savaşı boyunca ABD kuvvetleri için grip aşısı geliştirmeye çalıştı. 1947 yılında Pittsburgh Üniversitesi’nde görevli olan Salk, grip aşısı çalışmasındaki bulgularını, çocuk felci için geliştirdiği bir aşının çalışmalarla birleştirdi. Çocuk felci virüsü, virüse yakalananlarının %5’i ila %10’u arasında ölümcül etki gösteriyordu. Diğerlerini ise sakat bırakıyor ya da kol ve bacaklarda işlev yetersizliğine yol açıyordu. 1952 yılında çocuk felci ile ilgili korkunç sonuçlar ortaya çıktı. Sadece o yıl ABD’de 3 bin çocuk bu hastalık nedeniyle öldü, 55 bin çocuk da sakat kaldı. O dönemdeki yaygın görüş ölü virüsler ile aşı üretilemeyeceği yönündeydi. Ancak Salk, pek çok bilim insanının görüşlerinin aksi yönünde, ölü bir virüs aşısı üzerinde çalışıyordu. 1952 yılında formoldehid kullanarak virüsü etkisizleştirmeyi ve geliştirdiği aşı sayesinde virüsü taşıyan kişilerin çocuk felci virüsüne bağışıklık kazanmasını sağladı. Aşı önceleri maymunlar üzerinde denendikten sonra 12 Nisan 1955’te güvenli ve etkili olduğu açıklandı ve hastalar üzerinde uygulanmaya başlandı. Salk, aşıyı ailesi, çalışanları, diğer gönüllüler ve kendisi üzerinde de kullandı. 1969 yılına gelindiğinde ABD’de hastalıktan hiç kimsenin ölmediği rapor edildi. Bu tıp tarihinin en büyük zaferlerinden biriydi. Salk, çocuk felci salgınının doruk noktasında olduğu sırada bulduğu aşıya patent almayı reddederek, 7 milyar doları elinin tersiyle bir kenara itti ve bu sayede aşının son sürat seri üretime girmesini sağlayarak milyonlarca çocuğu ömür boyu sakat kalmaktan kurtardı. 1961 &#8211; Sovyetler Birliği, uzaya ilk insanı gönderdi. Vostok 1 ile uzaya giden Yuri Gagarin, uzayda 108 dakika kaldı Vostok 1 modülü ile uzay yörüngesine çıkma projesi 20&#8217;ye yakın kozmonot düşünülmüştü. Görev yaklaşırken, bu kozmonotların sayısını 2&#8217;ye indirildi: German Titov ve Yuri Gagarin. İkisi de genç, başarılı pilotlardı. Ancak bu görev için, daha sıcak bir imajı olan Yuri Gagarin isminde karar kılındı. Bu seçimde Gagarin&#8217;in köylü bir aileden yetişmiş olmasının da etkili olduğu söylenir. Gagarin, son ana kadar ailesine &#8216;tarihe geçecek yolculuğu&#8217; söylemedi, çok riskli olduğunu biliyordu. SSCB uzay roketlerinin baş tasarımcısı Sergey Korolyov, kalkışı bekleyen Yuri Gagarin&#8217;e son çağrısını gönderdi: &#8216;Birazdan kalkış başlayacak.&#8217; Yuri Gagarin, kapsülünde bulunan kamera ile TV ekranlarına yanıt verdi: “Anlaşıldı. İyi hissediyorum, moralim yerinde. Gitmeye hazırım.” Ve 108 dakikalık, dünyanın ilk başarılı &#8216;uzay yolculuğu&#8217; başladı. Dünya yörüngesinde turunu tamamladı. Görevde hiçbir problem yoktu, Yuri Gagarin, sürekli olarak uzay üssüyle iletişim halindeydi. Ancak hizmet modülü ile iniş modülünün ayrılması için emir verilmesinin ardından, modüller ayrılmadı. Kablolar sıkışmıştı&#8230; Kapsül bir süre dönmeye başladı. Gagarin kapsülle birlikte irtifa kaybederken paraşütünü açtı, ve SSCB topraklarına indi. Bir anne ve çocuğu tarafından fark edilen Gagarin, Moskova&#8217;yla görüşmek için bu aileden telefon istedi ve müjdeli haber başkente gitti. Görev tamamlanmıştı! Artık dünya tarihine geçen bir isim olmuştu. Bir süre eğitim uçuşlarına dahi katılmasına izin verilmedi, SSCB, &#8216;ulusal başarı&#8217; Yuri Gagarin&#8217;e bir şey olmasını istemiyordu. Ancak Gagarin, tekrar savaş pilotu olmak için rutin eğitim uçuşları yapıyordu, son uçuşunda eğitmeni ile birlikte hayatını kaybetti.  Yuri Gagarin&#8217;in ölümü sonrasında devlet gizlilik kararı aldı ve o gün yaşananlar bir sır oldu. Olayın üzerinden 50 yıl geçmesine rağmen farklı iddialar bugün hala gündemde. Aynı gün farklı bir uçağın, Gagarin&#8217;in bulunduğu MIG-15 eğitim uçağını düşürdüğüne yönelik de iddialar var. 21 Nisan 1961&#8217;de Time dergisinde &#8216;Man in Space&#8217; (uzaydaki adam) başlığı ile kapakta yer almasına rağmen zamanın Sovyet Bloku karşıtı ülkelerinde, bugün bile hala Yuri Gagarin geri planda kalmış durumda. Uzay aracı şu anda Rusya RKK Energiya Müzesi&#8217;nde, diğer uzay araçları ile birlikte sergileniyor. Birçok farklı ülkelerde Gagarin adına anıtlar da var. Dünya uzay partisi olarak da geçen &#8216;Yuri&#8217;s Night&#8217; etkinlikleri, 12 Nisan günü dünyanın farklı bölgelerinde kutlanıyor. 12 Nisan 1961, Yuri Gagarinin komuta ettiği Vostok 1&#8217;in kalkışı Rus radyosunda 1981 &#8211; İlk uzay mekiği Columbia fırlatıldı Dönemin ABD Başkanı Richard Nixon’ın onayı ile 1972’de başlayan Uzay Mekiği projesi, ilk test uçuşu ile 1976 yılında fiilen hayata geçti. İlk üretilen uzay mekiğinin adı Uzay Yolu dizisi hayranlarının başlattığı kampanya sonucunda bu Enterprise (Atılgan) oldu. Bu araç, ana motorları ve ısı kalkanı olmadan üretildiği için uzay uçuşlarına uygun değildi. Bu yüzden adece test uçuşu için kullanıldı. Enterprise’ın test uçuşlarının ardından, uzaya çıkan ilk uzay mekiği Columbia, 12 Nisan 1981 yılında ilk uçuşunu yaptı. İlk görevinde iki astronot ile uçan uzay mekiğinde bu iki astronot uzay yürüyüşü yapmayı başardılar. 2,2 milyar dolar değerindeki uzay mekiği ile giden astronotlar, 16 günlük süre boyunca 80&#8217;den fazla bilimsel deney yaptı. Mekikte bulunan 4 tonluk bilimsel malzemenin değeri 78 milyon dolardı. Columbia Uzay Mekiği uzayda yaklaşık 54,5 saat kaldı ve dünya etrafında tam 37 tur attı. ABD’nin Florida eyaletindeki Kennedy uzay üssünden kalkan Columbia, görevini başarıyla tamamlayarak, 14 Nisan 1981 tarihinde dünyaya döndü. İlk tamamıyla işlevsel uzay mekiği olan Columbia, ilk görevinden 22 yıl sonra, 16 Ocak 2003’te çıktığı iki haftalık STS-107 görevini tamamlayıp 1 Şubat 2003 günü Dünya’ya dönerken yakıt sarnıcından kopan bir parçanın aracın kanadına çarpması nedeniyle iniş esnasında infilak etti. Columbia, o dönemde NASA&#8217;nın en yaşlı uzay mekiğiydi. 1981 yılında ilk görevini yapmış olan mekik, son uçuşunda 28. görevine gidiyordu. Bu kazanın ertesinde NASA, Uzay Mekiği uçuşlarına 2,5 yıl boyunca ara verdi. 12 Nisan 1981, Columbia&#8217;nın fırlatılma anı 1993 &#8211; Türkiye internete bağlandı Kökenleri, ABD, Fransa ve İngiltere hükümetlerinin bilgisayarlar arasında bağlantı kurmak için yaptığı çalışmalara dayanan internetin bildiğimiz haliyle ortaya çıkışı 1980’lere uzanıyor. Bu teknolojinin Türkiye’ye gelişi ise, 1987 birçok üniversitenin öncülüğünde kurulan, Türkiye Üniversite ve Araştırma Kurumları Ağı ile gerçekleşti. Ancak ilerleyen yıllarda bu ağın hat kapasitesi yetersiz kaldı. 1991 yılı sonlarına doğru ODTÜ ve TÜBİTAK, internet teknolojilerini kullanan yeni bir ağın tesis edilmesi için ortak bir proje başlattı. 2 yıl süren uğraşların ardından Türkiye, 12 Nisan 1993’te 64kbit/sn kapasiteli kiralık hat ile ODTÜ’den Washington’a bağlanarak ilk kez internetle tanıştı. Aynı yıl ODTÜ ve Bilkent üniversiteleri ilk Türkçe web sitelerini yayına verdi. 64kbit/sn hızında olan bu hat, çok uzun bir süre ülkenin tek çıkışıydı. 1996 yılında Türk Telekom’un herkesin internetten yararlanmasını sağlayacak TURNET projesi hayata geçti ve İnternetin Türkiye’de ticari kuruluşlara ve evlere girmesi ise mümkün oldu. TURNET’in, ikisi İstanbul’dan (2MBit/sn ve 512 kbit/sn hızlarında); diğeri Ankara’dan (2Mbit/sn hızında) olmak üzere, toplam 3 hattından yararlanan servis sağlayıcı şirketlerin sayısı Ekim 1997’de 80’e ulaştı ve bu yıllarda Superonline gibi şirketler internet hizmetini üçüncü kişilere satmaya başladı. 1997’den itibaren dünyadaki kullanıma paralel olarak, internet ülkemizde de popüler oldu ve birçok banka, internet üzerinden kişisel bankacılık servisi vermeye başladı. Birçok günlük gazete ve dergi internet üzerinden yayınlanmaya ve yine aynı yıllarda bağlantı hızının düşük olmasına rağmen internet üzerinden radyo ve TV yayımcılığı popüler olmaya başladı. Bugünün öne çıkan Ekşi Sözlük ve sahibinden.com gibi Türk internet girişimleri ise 2000’li yılların başlarında ortaya çıktı. Türkiye’de internet 20 yıllık kısa macerasında büyük aşamalar kaydetti. 1997 yılı sonlarında 250.000 kişi olarak tahmin edilen internet kullanıcı sayısı bugün 46,3 milyona ulaştı. Hazırlayan: Cemre Yavuz</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/teknoyasam/tarihte-dort-onemli-olay-cocuk-felci-asisi-ilk-uzay-mekigi-uzaya-cikan-ilk-insan-ve-internet-baglantisi">Tarihte dört önemli olay: Çocuk felci aşısı, ilk uzay mekiği, uzaya çıkan ilk insan ve internet bağlantısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>1955 &#8211; Dr. Jonas Salk tarafından geliştirilen çocuk felci aşısının güvenli ve etkili olduğu açıklandı</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-11742 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/04/jonassalk-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/04/jonassalk-300x200.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/04/jonassalk-1024x683.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Günümüzde çocuk felci Afrika ve Asya&#8217;nın bazı bölgelerinde salgın hastalık durumunda. Bir zamanların en tehlikeli hastalığının, şimdi az sayıda ülkede etkin olmasını sağlayan kişi ABD’li doktor ve biyolog Jonas Salk (solda). Ünlü <em>“Eğer bütün böcekler dünyadan yok olacak olsaydı, 50 yıl içerisinde dünyada hayat sona ererdi. Eğer insanoğlu dünyadan yok olsaydı, 50 yıl içerisinde bütün yaşam kendini yeniler ve gelişirdi”</em> sözünün sahibi bilim insanı.</p>
<p>Salk, yoksul bir göçmen ailenin çocuğu olarak doğdu. Babası bir tekstil işçisiydi. Salk devlet okullarında ve New York Şehir Koleji’nde eğitim gördü. 1939 yılında tıp eğitimini tamamladı. II. Dünya Savaşı boyunca ABD kuvvetleri için grip aşısı geliştirmeye çalıştı.</p>
<p>1947 yılında Pittsburgh Üniversitesi’nde görevli olan Salk, grip aşısı çalışmasındaki bulgularını, çocuk felci için geliştirdiği bir aşının çalışmalarla birleştirdi. Çocuk felci virüsü, virüse yakalananlarının %5’i ila %10’u arasında ölümcül etki gösteriyordu. Diğerlerini ise sakat bırakıyor ya da kol ve bacaklarda işlev yetersizliğine yol açıyordu. 1952 yılında çocuk felci ile ilgili korkunç sonuçlar ortaya çıktı. Sadece o yıl ABD’de 3 bin çocuk bu hastalık nedeniyle öldü, 55 bin çocuk da sakat kaldı.</p>
<p>O dönemdeki yaygın görüş ölü virüsler ile aşı üretilemeyeceği yönündeydi. Ancak Salk, pek çok bilim insanının görüşlerinin aksi yönünde, ölü bir virüs aşısı üzerinde çalışıyordu. 1952 yılında formoldehid kullanarak virüsü etkisizleştirmeyi ve geliştirdiği aşı sayesinde virüsü taşıyan kişilerin çocuk felci virüsüne bağışıklık kazanmasını sağladı. Aşı önceleri maymunlar üzerinde denendikten sonra 12 Nisan 1955’te güvenli ve etkili olduğu açıklandı ve hastalar üzerinde uygulanmaya başlandı. Salk, aşıyı ailesi, çalışanları, diğer gönüllüler ve kendisi üzerinde de kullandı. 1969 yılına gelindiğinde ABD’de hastalıktan hiç kimsenin ölmediği rapor edildi. Bu tıp tarihinin en büyük zaferlerinden biriydi.</p>
<p>Salk, çocuk felci salgınının doruk noktasında olduğu sırada bulduğu aşıya patent almayı reddederek, 7 milyar doları elinin tersiyle bir kenara itti ve bu sayede aşının son sürat seri üretime girmesini sağlayarak milyonlarca çocuğu ömür boyu sakat kalmaktan kurtardı.</p>
<p><strong>1961 &#8211; Sovyetler Birliği, uzaya ilk insanı gönderdi. Vostok 1 ile uzaya giden Yuri Gagarin, uzayda 108 dakika kaldı</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-11743 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/04/yurigargarin-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/04/yurigargarin-300x300.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/04/yurigargarin-150x150.jpg 150w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/04/yurigargarin.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Vostok 1 modülü ile uzay yörüngesine çıkma projesi 20&#8217;ye yakın kozmonot düşünülmüştü. Görev yaklaşırken, bu kozmonotların sayısını 2&#8217;ye indirildi: German Titov ve Yuri Gagarin. İkisi de genç, başarılı pilotlardı. Ancak bu görev için, daha sıcak bir imajı olan Yuri Gagarin isminde karar kılındı. Bu seçimde Gagarin&#8217;in köylü bir aileden yetişmiş olmasının da etkili olduğu söylenir. Gagarin, son ana kadar ailesine &#8216;tarihe geçecek yolculuğu&#8217; söylemedi, çok riskli olduğunu biliyordu.</p>
<p>SSCB uzay roketlerinin baş tasarımcısı Sergey Korolyov, kalkışı bekleyen Yuri Gagarin&#8217;e son çağrısını gönderdi: &#8216;Birazdan kalkış başlayacak.&#8217; Yuri Gagarin, kapsülünde bulunan kamera ile TV ekranlarına yanıt verdi: “Anlaşıldı. İyi hissediyorum, moralim yerinde. Gitmeye hazırım.” Ve 108 dakikalık, dünyanın ilk başarılı &#8216;uzay yolculuğu&#8217; başladı. Dünya yörüngesinde turunu tamamladı. Görevde hiçbir problem yoktu, Yuri Gagarin, sürekli olarak uzay üssüyle iletişim halindeydi. Ancak hizmet modülü ile iniş modülünün ayrılması için emir verilmesinin ardından, modüller ayrılmadı. Kablolar sıkışmıştı&#8230; Kapsül bir süre dönmeye başladı. Gagarin kapsülle birlikte irtifa kaybederken paraşütünü açtı, ve SSCB topraklarına indi. Bir anne ve çocuğu tarafından fark edilen Gagarin, Moskova&#8217;yla görüşmek için bu aileden telefon istedi ve müjdeli haber başkente gitti. Görev tamamlanmıştı!</p>
<p>Artık dünya tarihine geçen bir isim olmuştu. Bir süre eğitim uçuşlarına dahi katılmasına izin verilmedi, SSCB, &#8216;ulusal başarı&#8217; Yuri Gagarin&#8217;e bir şey olmasını istemiyordu. Ancak Gagarin, tekrar savaş pilotu olmak için rutin eğitim uçuşları yapıyordu, son uçuşunda eğitmeni ile birlikte hayatını kaybetti.  Yuri Gagarin&#8217;in ölümü sonrasında devlet gizlilik kararı aldı ve o gün yaşananlar bir sır oldu. Olayın üzerinden 50 yıl geçmesine rağmen farklı iddialar bugün hala gündemde. Aynı gün farklı bir uçağın, Gagarin&#8217;in bulunduğu MIG-15 eğitim uçağını düşürdüğüne yönelik de iddialar var.</p>
<p>21 Nisan 1961&#8217;de Time dergisinde &#8216;Man in Space&#8217; (uzaydaki adam) başlığı ile kapakta yer almasına rağmen zamanın Sovyet Bloku karşıtı ülkelerinde, bugün bile hala Yuri Gagarin geri planda kalmış durumda. Uzay aracı şu anda Rusya RKK Energiya Müzesi&#8217;nde, diğer uzay araçları ile birlikte sergileniyor. Birçok farklı ülkelerde Gagarin adına anıtlar da var. Dünya uzay partisi olarak da geçen &#8216;Yuri&#8217;s Night&#8217; etkinlikleri, 12 Nisan günü dünyanın farklı bölgelerinde kutlanıyor.</p>
<p><strong>12 Nisan 1961, Yuri Gagarinin komuta ettiği Vostok 1&#8217;in kalkışı Rus radyosunda</strong></p>
<p><iframe loading="lazy" src="https://www.youtube.com/embed/az7HIi3zbUg" width="635" height="350" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p>
<p><strong>1981 &#8211; İlk uzay mekiği Columbia fırlatıldı</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-11744 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/04/columbia-300x197.jpg" alt="" width="300" height="197" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/04/columbia-300x197.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/04/columbia-1024x672.jpg 1024w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/04/columbia.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Dönemin ABD Başkanı Richard Nixon’ın onayı ile 1972’de başlayan Uzay Mekiği projesi, ilk test uçuşu ile 1976 yılında fiilen hayata geçti. İlk üretilen uzay mekiğinin adı Uzay Yolu dizisi hayranlarının başlattığı kampanya sonucunda bu Enterprise (Atılgan) oldu. Bu araç, ana motorları ve ısı kalkanı olmadan üretildiği için uzay uçuşlarına uygun değildi. Bu yüzden adece test uçuşu için kullanıldı.</p>
<p>Enterprise’ın test uçuşlarının ardından, uzaya çıkan ilk uzay mekiği Columbia, 12 Nisan 1981 yılında ilk uçuşunu yaptı. İlk görevinde iki astronot ile uçan uzay mekiğinde bu iki astronot uzay yürüyüşü yapmayı başardılar. 2,2 milyar dolar değerindeki uzay mekiği ile giden astronotlar, 16 günlük süre boyunca 80&#8217;den fazla bilimsel deney yaptı. Mekikte bulunan 4 tonluk bilimsel malzemenin değeri 78 milyon dolardı.</p>
<p>Columbia Uzay Mekiği uzayda yaklaşık 54,5 saat kaldı ve dünya etrafında tam 37 tur attı. ABD’nin Florida eyaletindeki Kennedy uzay üssünden kalkan Columbia, görevini başarıyla tamamlayarak, 14 Nisan 1981 tarihinde dünyaya döndü.</p>
<p>İlk tamamıyla işlevsel uzay mekiği olan Columbia, ilk görevinden 22 yıl sonra, 16 Ocak 2003’te çıktığı iki haftalık STS-107 görevini tamamlayıp 1 Şubat 2003 günü Dünya’ya dönerken yakıt sarnıcından kopan bir parçanın aracın kanadına çarpması nedeniyle iniş esnasında infilak etti. Columbia, o dönemde NASA&#8217;nın en yaşlı uzay mekiğiydi. 1981 yılında ilk görevini yapmış olan mekik, son uçuşunda 28. görevine gidiyordu. Bu kazanın ertesinde NASA, Uzay Mekiği uçuşlarına 2,5 yıl boyunca ara verdi.</p>
<p><strong>12 Nisan 1981, Columbia&#8217;nın fırlatılma anı</strong></p>
<p><iframe loading="lazy" src="https://www.youtube.com/embed/C0OmJFFQp50" width="640" height="360" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p>
<p><strong>1993 &#8211; Türkiye internete bağlandı</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-11745 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/04/internet-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/04/internet-300x199.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/04/internet.jpg 1000w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Kökenleri, ABD, Fransa ve İngiltere hükümetlerinin bilgisayarlar arasında bağlantı kurmak için yaptığı çalışmalara dayanan internetin bildiğimiz haliyle ortaya çıkışı 1980’lere uzanıyor. Bu teknolojinin Türkiye’ye gelişi ise, 1987 birçok üniversitenin öncülüğünde kurulan, Türkiye Üniversite ve Araştırma Kurumları Ağı ile gerçekleşti. Ancak ilerleyen yıllarda bu ağın hat kapasitesi yetersiz kaldı.</p>
<p>1991 yılı sonlarına doğru ODTÜ ve TÜBİTAK, internet teknolojilerini kullanan yeni bir ağın tesis edilmesi için ortak bir proje başlattı. 2 yıl süren uğraşların ardından Türkiye, 12 Nisan 1993’te 64kbit/sn kapasiteli kiralık hat ile ODTÜ’den Washington’a bağlanarak ilk kez internetle tanıştı. Aynı yıl ODTÜ ve Bilkent üniversiteleri ilk Türkçe web sitelerini yayına verdi. 64kbit/sn hızında olan bu hat, çok uzun bir süre ülkenin tek çıkışıydı.</p>
<p>1996 yılında Türk Telekom’un herkesin internetten yararlanmasını sağlayacak TURNET projesi hayata geçti ve İnternetin Türkiye’de ticari kuruluşlara ve evlere girmesi ise mümkün oldu. TURNET’in, ikisi İstanbul’dan (2MBit/sn ve 512 kbit/sn hızlarında); diğeri Ankara’dan (2Mbit/sn hızında) olmak üzere, toplam 3 hattından yararlanan servis sağlayıcı şirketlerin sayısı Ekim 1997’de 80’e ulaştı ve bu yıllarda Superonline gibi şirketler internet hizmetini üçüncü kişilere satmaya başladı.</p>
<p>1997’den itibaren dünyadaki kullanıma paralel olarak, internet ülkemizde de popüler oldu ve birçok banka, internet üzerinden kişisel bankacılık servisi vermeye başladı. Birçok günlük gazete ve dergi internet üzerinden yayınlanmaya ve yine aynı yıllarda bağlantı hızının düşük olmasına rağmen internet üzerinden radyo ve TV yayımcılığı popüler olmaya başladı.</p>
<p>Bugünün öne çıkan Ekşi Sözlük ve sahibinden.com gibi Türk internet girişimleri ise 2000’li yılların başlarında ortaya çıktı. Türkiye’de internet 20 yıllık kısa macerasında büyük aşamalar kaydetti. 1997 yılı sonlarında 250.000 kişi olarak tahmin edilen internet kullanıcı sayısı bugün 46,3 milyona ulaştı.</p>
<p>Hazırlayan: Cemre Yavuz</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/teknoyasam/tarihte-dort-onemli-olay-cocuk-felci-asisi-ilk-uzay-mekigi-uzaya-cikan-ilk-insan-ve-internet-baglantisi">Tarihte dört önemli olay: Çocuk felci aşısı, ilk uzay mekiği, uzaya çıkan ilk insan ve internet bağlantısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6087</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İki Türk üniversitesi dünyanın en iyi 50 üniversitesi arasına girdi</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/iki-turk-universitesi-dunyanin-en-iyi-50-universitesi-arasina-girdi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Mar 2017 20:31:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[dünya üniversiteler sıralaması]]></category>
		<category><![CDATA[itü]]></category>
		<category><![CDATA[odtü]]></category>
		<category><![CDATA[QS rankings]]></category>
		<category><![CDATA[sıralama]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=5614</guid>

					<description><![CDATA[<p>Alanlarına göre Dünya Üniversite Sıralamaları 2017 (QS World University Rankings by Subject) yayınlandı. İki Türk üniversitesi Maden Mühendisliği bölümleriyle dünyanın en iyi ilk 50 üniversitesi arasında yer aldı. İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Mühendisliği dalında 31. sıraya yükseldi. Orta Doğu Teknik Üniversitesi ise yine Maden Mühendisliği dalında 45. sıraya yükseldi. Bu iki üniversite de geçen yıl 51-100 kategorisinde de yer almıştı. Türk üniversiteleri QS’in 46 bölümden oluşan sıralamalarda toplamda 59 defa yer aldı. Geçen yıl sadece 34 defa yer edindiği göz önüne alınırsa, bu yıl ilk 50’ye girmek Türk üniversiteleri için ciddi bir başarı. Şu an 46 konu tablosunun 24&#8217;ünde en az bir sırada yer alan Türk üniversiteleri, 2016 yılında 42 tablonun sadece 13&#8217;ünde yer almıştı. Fakülte bazında üniversitelerin performansları da yayınlandı: Sanat ve Beşeri Bilimler, Mühendislik ve Teknoloji, Tıp, Doğa Bilimleri ve Sosyal Bilimler &#38; Yönetimini içeren 5 ana bölüm altında değerlendirildi. Türkiye’den İstanbul Teknik Üniversitesi 242. sırada yer alarak Mühendislik ve Teknoloji alanında başarı gösterdi. Türkiye’nin 2016 ve 2017 performansı: Türk üniversitelerinin, çoğunlukla Bilgisayar Bilimleri ve Enformasyon Sistemleri ve Makine Mühendisliği sıralamasında yer aldığı görülüyor: Ekonomi ve Ekonometri, Elektrik Mühendisliği, Tıp, Fizik ve Astronomi. &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; Dünyanın en iyi üniversiteleri 46 farklı bölüm altında incelendi. Harvard Üniversitesi 15 tabloda ilk sırada yer alırken, Massachusetts Institute of Technology 12 tabloda ilk sırada yer aldı. Aşağıdaki listede 46 bölüm sıralamasında ilk 10&#8216;da en çok yer alan üniversiteler görünüyor. Tablolar oluşturulurken şunlar dikkate alındı: 185 milyon üzerinde alıntılama 43 milyon üzerinde makale Global işveren anketinde 194,000 üzerinde cevap Global akademik anketinde 305,000 üzerinde cevap QS Dünya Üniversite Sıralamaları nedir? Quacquarelli Symonds şirketi tarafından çeşitli akademik kriterlere göre yapılan üniversite sıralamalarıdır. 2004-2009 yılları arası Times Higher Education ile ortak çalışmış ve üniversite sıralamalarını yayınlamışlardır. QS, üniversiteleri bölüme ve fakülteye göre de değerlendirip sıralamalar yapmaktadır. QS sıralamaları, üniversite performansı ile ilgili karşılaştırmalı veriler arasında dünyanın en popüler kaynağı haline gelmiş, bölüm sıralaması tabloları 2016&#8217;da 30 milyonun ve genel sıralama tabloları 54 milyonun üzerinde ziyaret edilmiştir. Kaynak: https://www.topuniversities.com/subject-rankings/2017</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/iki-turk-universitesi-dunyanin-en-iyi-50-universitesi-arasina-girdi">İki Türk üniversitesi dünyanın en iyi 50 üniversitesi arasına girdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Alanlarına göre Dünya Üniversite Sıralamaları 2017 <em>(<strong>QS</strong> World University Rankings by Subject) </em>yayınlandı.</p>
<p>İki Türk üniversitesi Maden Mühendisliği bölümleriyle dünyanın <strong>en iyi ilk 50</strong> üniversitesi arasında yer aldı. <strong>İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Mühendisliği</strong> dalında <strong>31. sıra</strong>ya yükseldi. <strong>Orta Doğu Teknik Üniversitesi</strong> ise yine <strong>Maden Mühendisliği</strong> dalında <strong>45. sıra</strong>ya yükseldi. Bu iki üniversite de geçen yıl 51-100 kategorisinde de yer almıştı.</p>
<p>Türk üniversiteleri <strong>QS</strong>’in 46 bölümden oluşan sıralamalarda toplamda 59 defa yer aldı. Geçen yıl sadece 34 defa yer edindiği göz önüne alınırsa, bu yıl ilk 50’ye girmek Türk üniversiteleri için ciddi bir başarı.</p>
<p>Şu an 46 konu tablosunun 24&#8217;ünde en az bir sırada yer alan Türk üniversiteleri, 2016 yılında 42 tablonun sadece 13&#8217;ünde yer almıştı.</p>
<p>Fakülte bazında üniversitelerin performansları da yayınlandı: Sanat ve Beşeri Bilimler, Mühendislik ve Teknoloji, Tıp, Doğa Bilimleri ve Sosyal Bilimler &amp; Yönetimini içeren 5 ana bölüm altında değerlendirildi. Türkiye’den <strong>İstanbul Teknik Üniversitesi 242. sırada</strong> yer alarak Mühendislik ve Teknoloji alanında başarı gösterdi.</p>
<p>Türkiye’nin 2016 ve 2017 performansı:</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-5615 size-full" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/1.png" width="656" height="526" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/1.png 656w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/1-300x241.png 300w" sizes="auto, (max-width: 656px) 100vw, 656px" /></p>
<p>Türk üniversitelerinin, çoğunlukla Bilgisayar Bilimleri ve Enformasyon Sistemleri ve Makine Mühendisliği sıralamasında yer aldığı görülüyor: Ekonomi ve Ekonometri, Elektrik Mühendisliği, Tıp, Fizik ve Astronomi.<img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-5616 size-full" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/2.png" width="479" height="549" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/2.png 479w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/2-262x300.png 262w" sizes="auto, (max-width: 479px) 100vw, 479px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dünyanın en iyi üniversiteleri 46 farklı bölüm altında incelendi. <strong>Harvard Üniversitesi</strong> <strong>15 tabloda ilk sırada</strong> yer alırken, <strong>Massachusetts Institute of Technology 12 tabloda ilk sırada</strong> yer aldı. Aşağıdaki listede 46 bölüm sıralamasında <strong>ilk 10</strong>&#8216;da en çok yer alan üniversiteler görünüyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-5617 size-full" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/3.png" width="576" height="523" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/3.png 576w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/03/3-300x272.png 300w" sizes="auto, (max-width: 576px) 100vw, 576px" /></p>
<p><strong>Tablolar oluşturulurken şunlar dikkate alındı:</strong></p>
<ul>
<li>185 milyon üzerinde alıntılama</li>
<li>43 milyon üzerinde makale</li>
<li>Global işveren anketinde 194,000 üzerinde cevap</li>
<li>Global akademik anketinde 305,000 üzerinde cevap</li>
</ul>
<p><strong>QS Dünya Üniversite Sıralamaları nedir?</strong></p>
<p><a href="http://www.qs.com/about-us.html">Quacquarelli Symonds</a> şirketi tarafından çeşitli akademik kriterlere göre yapılan üniversite sıralamalarıdır. 2004-2009 yılları arası <a href="https://www.timeshighereducation.com/">Times Higher Education</a> ile ortak çalışmış ve üniversite sıralamalarını yayınlamışlardır. QS, üniversiteleri bölüme ve fakülteye göre de değerlendirip sıralamalar yapmaktadır. QS sıralamaları, üniversite performansı ile ilgili karşılaştırmalı veriler arasında dünyanın en popüler kaynağı haline gelmiş, bölüm sıralaması tabloları 2016&#8217;da 30 milyonun ve genel sıralama tabloları 54 milyonun üzerinde ziyaret edilmiştir.</p>
<p>Kaynak: <a href="https://www.topuniversities.com/subject-rankings/2017">https://www.topuniversities.com/subject-rankings/2017</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/iki-turk-universitesi-dunyanin-en-iyi-50-universitesi-arasina-girdi">İki Türk üniversitesi dünyanın en iyi 50 üniversitesi arasına girdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5614</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Oyun geliştiricilerin uykusuz maratonu başlıyor!</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/oyun-gelistiricilerin-uykusuz-maratonu-basliyor</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Jan 2017 10:18:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru ve Etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[ggj]]></category>
		<category><![CDATA[GGJ ATOM]]></category>
		<category><![CDATA[Global Game Jam]]></category>
		<category><![CDATA[odtü]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[oyun geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[TOGED]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=4905</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her yıl aynı tarihlerde dünyanın pek çok merkezinde eş zamanlı olarak düzenlenen Global Game Jam (GGJ) maratonu kapsamında, geliştiriciler bir araya gelerek belirlenen 48 saatlik süre içinde oyun geliştiriyor. İlk gün açıklanan temaya göre oyun fikirleri düşünerek gruplarını belirliyor ve oyun geliştirmeye başlıyorlar. Türkiye’de ilk defa 2009 yılında ODTÜ Teknokent tarafından hayata geçirilen GGJ ATOM, uluslararası etkinliğin en büyük merkezlerinden biri. 20-21-22 Ocak 2017 tarihlerinde tüm dünya ile aynı anda yüzlerce geliştirici yetenek ve bilgilerini sergilemek üzere ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde bir araya gelecek. 20 Ocak Cuma günü, Türkiye saati ile 17.00’de açılışı yapılacak olan Global Game Jam’de bu yılın teması açıklanacak. Geliştiricilerden açılış günü olan Cuma günü ekiplerini kurmaları ve 22 Ocak Pazar günü saat 15:00’e kadar açıklanan tema üzerinden oyunlarını sunmaları bekleniyor. Global Game Jam’de oynanabilir bir oyun geliştirmenin yanı sıra, diğer geliştiricilerle birlikte çalışarak iletişim ve paylaşım becerisi kazanmaları amaçlanıyor. Global Game Jam, dünyanın en büyük oyun geliştirme maratonu olmakla birlikte, en büyük bilişim geliştirme etkinliklerinden de biri. Düzenlendiği günden bu yana en kalabalık merkezlerden biri olan ve son üç yıldır Türkiye Bölge Organizatörü görevini üstlenen GGJ ATOM, ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği Bölümü ve ODTÜ TEKNOKENT ev sahipliğinde gerçekleşecek. Maratona, oyun tasarımcılarından programcılara, görsel tasarımcılardan ses ve müzik uzmanlarına kadar pek çok alandan ilgilinin katılması bekleniyor. GGJ ATOM, bu yıl Türkiye Oyun Geliştiricileri Derneği (TOGED) desteğiyle daha verimli ve sektöre yönelik çıktıları zenginleştirilmiş bir geliştirme şenliği olmayı hedefliyor. “Rekabet değil paylaşım” vurgusunu da ön plana taşıyan GGJ ATOM, bu yıl da geliştiricileri oyun geliştirme kültürünü bir arada kutlamak üzere ODTÜ’ye davet ediyor.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/oyun-gelistiricilerin-uykusuz-maratonu-basliyor">Oyun geliştiricilerin uykusuz maratonu başlıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">Her yıl aynı tarihlerde dünyanın pek çok merkezinde eş zamanlı olarak düzenlenen Global Game Jam (GGJ) maratonu kapsamında, geliştiriciler bir araya gelerek belirlenen 48 saatlik süre içinde oyun geliştiriyor. İlk gün açıklanan temaya göre oyun fikirleri düşünerek gruplarını belirliyor ve oyun geliştirmeye başlıyorlar. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Türkiye’de ilk defa 2009 yılında ODTÜ Teknokent tarafından hayata geçirilen GGJ ATOM, uluslararası etkinliğin en büyük merkezlerinden biri. 20-21-22 Ocak 2017 tarihlerinde tüm dünya ile aynı anda yüzlerce geliştirici yetenek ve bilgilerini sergilemek üzere ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde bir araya gelecek.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">20 Ocak Cuma günü, Türkiye saati ile 17.00’de açılışı yapılacak olan Global Game Jam’de bu yılın teması açıklanacak. Geliştiricilerden açılış günü olan Cuma günü ekiplerini kurmaları ve 22 Ocak Pazar günü saat 15:00’e kadar açıklanan tema üzerinden oyunlarını sunmaları bekleniyor. Global Game Jam’de oynanabilir bir oyun geliştirmenin yanı sıra, diğer geliştiricilerle birlikte çalışarak iletişim ve paylaşım becerisi kazanmaları amaçlanıyor.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Global Game Jam, dünyanın en büyük oyun geliştirme maratonu olmakla birlikte, en büyük bilişim geliştirme etkinliklerinden de biri. Düzenlendiği günden bu yana en kalabalık merkezlerden biri olan ve son üç yıldır Türkiye Bölge Organizatörü görevini üstlenen GGJ ATOM, ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği Bölümü ve ODTÜ TEKNOKENT ev sahipliğinde gerçekleşecek. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Maratona, oyun tasarımcılarından programcılara, görsel tasarımcılardan ses ve müzik uzmanlarına kadar pek çok alandan ilgilinin katılması bekleniyor. GGJ ATOM, bu yıl Türkiye Oyun Geliştiricileri Derneği (TOGED) desteğiyle daha verimli ve sektöre yönelik çıktıları zenginleştirilmiş bir geliştirme şenliği olmayı hedefliyor.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">“Rekabet değil paylaşım” vurgusunu da ön plana taşıyan GGJ ATOM, bu yıl da geliştiricileri oyun geliştirme kültürünü bir arada kutlamak üzere ODTÜ’ye davet ediyor.</span></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/oyun-gelistiricilerin-uykusuz-maratonu-basliyor">Oyun geliştiricilerin uykusuz maratonu başlıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4905</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bu Efsane Yıkılır mı! Veya: Tamamen Yanlış Bir Soru!</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/efsane-yikilir-mi-veya-tamamen-yanlis-bir-soru</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Oct 2016 08:47:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editör ne diyor?]]></category>
		<category><![CDATA[afrika]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[efsane]]></category>
		<category><![CDATA[endüstri 4.0]]></category>
		<category><![CDATA[etkin kullanmak]]></category>
		<category><![CDATA[gülmek]]></category>
		<category><![CDATA[kalori]]></category>
		<category><![CDATA[lozan]]></category>
		<category><![CDATA[mikro organizma]]></category>
		<category><![CDATA[nöron]]></category>
		<category><![CDATA[odtü]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=4058</guid>

					<description><![CDATA[<p>Siz beyninizin tamamını kullanıyor musunuz? Yoksa beyninizin %10’unu kullananlardan mısınız? Komik bir durum. Yüzyıldır alıp başını giden, bilim insanları öyle şey olur mu demesine rağmen ciddi ciddi kabul edilen bir arkaik efsane&#8230; Bugün HBT’nin kapak konusu. Neden? Çünkü ülkemizde hâlâ revaçta! Bunun ticaretini de yapanlar vardır. “Gel sana beynin yüzde yüzünü nasıl kullanacağını öğreteyim…Seni kimse tutamasın&#8230;” Ama beyin üzerinde, hem de pek çok disiplinden çalışan tonla bilimci, arıyorlar tarıyorlar kullanılmayan bölümleri&#8230; Bulurlar mı dersiniz? Üstelik, ülkemizde, öğretmenler arasında bir araştırma yapılmış ve %50’sinin buna inandığı görülmüş. Ama inanmayanlar var, ODTÜ’den Eğitsel Nörobilim/Nöroteknoloji Araştırma Grubu bu konuya el attı. Yüzyıllık efsaneyi didikledi. Sonucunu orta sayfamızda okuyacaksınız. Aslında soru yanlış Beynin yüzde kaçını kullanıyoruz sorusundan çok, yöneltilmesi ve araştırılması gereken soru bizce şu olmalı: Beynimizi etkin kullanıyor muyuz? Ne kadar etkin kullanıyoruz? Etkin kullanmak ne demek? Etkin kullanmak için ne yapmalı? 100 milyar nöron arasında gerekli akıllı bağlantılar kurabiliyor muyuz? Beyni etkin, verimli, üstün kullanmak, hem bir merak hem veri toplama ve işleme, hem de bir bilimsel düşünme-yöntem öğrenme-eleştirme ve olaylara çok yönlü yaklaşım konusudur. Acaba Türkiye’de beynimizin bu anlamda yetkin kullanımı için eğitsel ve toplumsal çaba var mı yok mu? Bu açıdan toplumun beynini yetkin kullanımı yüzde kaç olabilir? HBT’den ilginç başka konular Doğan Kuban’ı şiddetle öneririz tabii ki. Hallaç pamuğu gibi atıyor geçmişi, ve “Eğer Osmanlı’nın uzun ömrü, yerli halkla simbiyotik yaşamı ise, geri kalmışlığı da, Arap ağırlıklı medrese ve dejenere olmuş dilidir” diyor. Ve ekliyor: Türkçe olmasaydı, Afrika’nın yeni devletçiklerinden farklı olamazdık&#8230; Bozkurt Güvenç yazısında soruyor: “Lozan’dan yüzyıl sonra bu sorunun gündeme gelmesi tarihi bir yanılgı ise sorumlusu kimdir? Milli varlığımızı ve onurumuzu savunanların kurduğu ve bize emanet ettiği Cumhuriyet’in Milli Eğitim politikasının sorumluluğu yok mu?” Ali Akurgal, “Zincir mağazaların ortaya çıkışı mahalle bakkallarını nasıl batırdıysa, büyük şirketlerin endüstri 4.0’a geçmesiyle, dönüşüme ayak uyduramayan tedarikçileri de batabilecek” diyor ve örnekler veriyor&#8230; Mustafa Çetiner’in konusu gülmek. Diyor ki “İnsanın acıya olan dayanıklılığını artırıyormuş”. Ayrıca gülünce kalori de veriyorsunuz bilginiz olsun! Bu yazıyı uzaktan ve erken yazıyoruz, henüz elimize geçmemiş yazıları bir kenara bırakırsak, Nilüfer Cihangir’in “Mikro organizmalar olmasaydı, dünya ceset tarlasına dönerdi” yazısı merak uyandırıyor. Dolu dolu bir HBT sizi bekliyor! Bu arada web sitemiz herkesebilimteknoloji.com’u arada sırada mutlaka ziyaret etmeyi unutmayın. Orada abonelik seçeneklerini de göreceksiniz. Türkiye’ye her hafta apayrı ama gerçek bir gündem sunan ve tartıştıran HBT’de kalın. Gelecek Cuma’ya dek sevgiyle&#8230;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/efsane-yikilir-mi-veya-tamamen-yanlis-bir-soru">Bu Efsane Yıkılır mı! Veya: Tamamen Yanlış Bir Soru!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Siz beyninizin tamamını kullanıyor musunuz? Yoksa beyninizin %10’unu kullananlardan mısınız? Komik bir durum. Yüzyıldır alıp başını giden, bilim insanları <em>öyle şey olur mu</em> demesine rağmen ciddi ciddi kabul edilen bir arkaik efsane&#8230; Bugün HBT’nin kapak konusu. Neden? Çünkü ülkemizde hâlâ revaçta!</p>
<p>Bunun ticaretini de yapanlar vardır. “<em>Gel sana beynin yüzde yüzünü nasıl kullanacağını öğreteyim…Seni kimse tutamasın</em>&#8230;”</p>
<p>Ama beyin üzerinde, hem de pek çok disiplinden çalışan tonla bilimci, arıyorlar tarıyorlar kullanılmayan bölümleri&#8230; Bulurlar mı dersiniz? Üstelik, ülkemizde, öğretmenler arasında bir araştırma yapılmış ve %50’sinin buna inandığı görülmüş.</p>
<p>Ama inanmayanlar var, ODTÜ’den Eğitsel Nörobilim/Nöroteknoloji Araştırma Grubu bu konuya el attı. Yüzyıllık efsaneyi didikledi. Sonucunu orta sayfamızda okuyacaksınız.</p>
<p><strong>Aslında soru yanlış</strong></p>
<p><em>Beynin yüzde kaçını kullanıyoruz</em> sorusundan çok, yöneltilmesi ve araştırılması gereken soru bizce şu olmalı:</p>
<p>Beynimizi etkin kullanıyor muyuz? Ne kadar etkin kullanıyoruz?</p>
<p>Etkin kullanmak ne demek? Etkin kullanmak için ne yapmalı? 100 milyar nöron arasında gerekli akıllı bağlantılar kurabiliyor muyuz?</p>
<p>Beyni etkin, verimli, üstün kullanmak, hem bir merak hem veri toplama ve işleme, hem de bir bilimsel düşünme-yöntem öğrenme-eleştirme ve olaylara çok yönlü yaklaşım konusudur.</p>
<p>Acaba Türkiye’de beynimizin bu anlamda yetkin kullanımı için eğitsel ve toplumsal çaba var mı yok mu? Bu açıdan toplumun beynini yetkin kullanımı yüzde kaç olabilir?</p>
<p><strong>HBT’den ilginç başka konular</strong></p>
<p>Doğan Kuban’ı şiddetle öneririz tabii ki. Hallaç pamuğu gibi atıyor geçmişi, ve “Eğer Osmanlı’nın uzun ömrü, yerli halkla simbiyotik yaşamı ise, <strong>geri kalmışlığı </strong>da, Arap ağırlıklı medrese ve dejenere olmuş dilidir” diyor. Ve ekliyor: <strong>Türkçe olmasaydı, Afrika’nın yeni devletçiklerinden farklı olamazdık&#8230;</strong></p>
<p><strong>Bozkurt Güvenç</strong> yazısında soruyor: “<em>Lozan’dan yüzyıl sonra bu sorunun gündeme gelmesi tarihi bir yanılgı ise sorumlusu kimdir? Milli varlığımızı ve onurumuzu savunanların kurduğu ve bize emanet ettiği Cumhuriyet’in Milli Eğitim politikasının sorumluluğu yok mu?”</em></p>
<p><strong>Ali Akurgal</strong>, <em>“Zincir mağazaların ortaya çıkışı mahalle bakkallarını nasıl batırdıysa, büyük şirketlerin endüstri 4.0’a geçmesiyle, dönüşüme ayak uyduramayan tedarikçileri de batabilecek</em>” diyor ve örnekler veriyor&#8230;</p>
<p><strong>Mustafa Çetiner</strong>’in konusu gülmek. Diyor ki “İnsanın acıya olan dayanıklılığını artırıyormuş”. Ayrıca gülünce kalori de veriyorsunuz bilginiz olsun!</p>
<p>Bu yazıyı uzaktan ve erken yazıyoruz, henüz elimize geçmemiş yazıları bir kenara bırakırsak, <strong>Nilüfer Cihangir</strong>’in “Mikro organizmalar olmasaydı, dünya ceset tarlasına dönerdi” yazısı merak uyandırıyor.</p>
<p>Dolu dolu bir HBT sizi bekliyor!</p>
<p>Bu arada web sitemiz <a href="http://herkesebilimteknoloji.com">herkesebilimteknoloji.com</a>’u arada sırada mutlaka ziyaret etmeyi unutmayın. Orada abonelik seçeneklerini de göreceksiniz.</p>
<p>Türkiye’ye her hafta apayrı ama gerçek bir gündem sunan ve tartıştıran HBT’de kalın.</p>
<p>Gelecek Cuma’ya dek sevgiyle&#8230;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/efsane-yikilir-mi-veya-tamamen-yanlis-bir-soru">Bu Efsane Yıkılır mı! Veya: Tamamen Yanlış Bir Soru!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4058</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
