Türkiye’yi astrofizikle tanıştıran bilim insanı: Dilhan Eryurt

Fizik ve Uzay Öne Çıkanlar
Türkiye’yi astrofizikle tanıştıran bilim insanı: Dilhan Eryurt

NASA’da çalışan ilk Türk olmakla birlikte Türkiye’de akademiye astrofiziğin kapılarını açan Prof. Dilhan Eryurt, Güneş başta olmak üzere yıldızların evrimi ve Ay’a seyahat konularında uluslararası astrofizik araştırmalarıyla bugün dünyaca tanınıyor. Peki ama biz onu ne kadar tanıyoruz?

“NASA’da görev yapan ilk Türk bilim insanı kimdir?” diye soracak olsak kaç kişi doğru cevabı verebilir bilinmez. Yahut bu topraklarda yetişip uluslararası astronomi camiasında kendisini kanıtlayan bir isim sorsak ona da yanıt bulabilir miyiz bilmiyoruz. Şu basit ifadeyi de unutmamak gerekiyor: “Bilmemek değil, öğrenmemek ayıp.”

Google, Dilhan Eryurt’u anmak için bir Doodle hazırladı geçtiğimiz hafta. 2012’de kalp krizinden kaybettiğimiz Eryurt, 1959’da Uluslararası Atom Enerji Ajansı (IUA) bursuyla Kanada’daki Deep River Atom Enerji Laboratuvarı’nda iki yıl görev yapmış, neden sonra National Academy of Sciences bursuyla NASA’nın Goddard Uzay Araştırma Enstitüsü’ndeki görevine başlayarak 1961’den 1973’e tam 12 yıl burada çalışmıştı. Hem de yabancı uyrukluların almaya pek de nail olamadığı “kıdemli araştırmacı” unvanıyla… Bu kurumdaki tek kadın araştırmacı olması da onun büyük başarılarından biriydi.


Prof. Eryurt, Güneş’in geçmişi; oluşumu ve evrimi üzerine önemli çalışmalar yapmasının yanı sıra orada bulunduğu tarihlerde süren Apollo (Ay’a iniş) görevlerindeki çalışmaları sebebiyle de 1969’da Apollo Başarı Ödülü’ne (Apollo Achievement Award) layık görülmüştü. Ardından NASA onu Kaliforniya Üniversitesi’ne yıldızların evrimi üzerine çalışmak üzere gönderecekti.

Prof. Dilhan Eryurt, NASA’daki Goddard Uzay Araştırma Enstitüsü’nde bir meslektaşı ile Apollo görevi üzerine konuşurken, 1960’lar

Eryurt’un yurt dışındaki başarılarının yanı sıra onu Türkiye’de bu alanda açtığı kapılarla tanıyoruz aslında. Çünkü deneyimlerini aktarmak üzere Türkiye’ye döndükten sonra ODTÜ’de Astrofizik Anabilim Dalı’nı kurmuş, burada birçok öğrenci yetiştirmişti. Onlardan biri de doktora öğrencilerinden Prof. Dr. İbrahim Küçük...

BBC ile yaptığı söyleşide, Eryurt’un öğrencileriyle diyaloğundaki nezaketi, dersi anlatış tarzı, dersteki ağırlığı ve bilgisiyle akademik anlamda kendisini cezbettiğini söyleyen Küçük, “Onun Türkiye’de bir ilk olan astrofizik derslerini almamla ufkum genişledi ve ben astrofizik yapma kararını onun sayesinde aldım.” diyor. Kendisi bugün Türk Astronomi Derneği’nin başkanlığını yapıyor ve çalışmalarına Erciyes Üniversitesi’nde devam ediyor.

Küçük’e göre, bilimsel disiplinler arasında köprü kuran astrofizik alanı, Türkiye’ye Dilhan hoca sayesinde girmişti. “Yıldız evrimi” kavramını da Türkiye’deki astronomi literatürüne dahil eden Dilhan hocaydı. Küçük, özellikle kuantum fiziğinin de getirdiği avantajlarla birlikte Güneş’i anlamaya yönelik bilimsel çabada Dilhan Eryurt’un önemli bir rolü olduğunu söylüyor. Eryurt yıldızların doğması, gelişmesi ve ışıma mekanizmalarını fizik kurallarıyla açıklama çabasındaydı.

Carl Sagan, Dilhan Eryurt’un makalesine atıfta bulundu

NASA Goddard Uzay Araştırmaları Enstitüsü’nde bu konuda çalışırken yıldızların evriminde kütlelerinin etkisi üzerine A.G.W. Cameron’la birlikte 1967’de Canadian Journal of Physics’e yazdıkları makale, astrofizik dünyasının ünlü çalışmalarından biri olarak anılıyor. Sarkaç’tan Osman Bahadır’ın Eryurt’la ilgili yazısında da belirttiği üzere dünyaca şöhrete sahip ABD’li astronom, astrobiyolog ve popüler bilim yazarı Carl Sagan, 1972’de Nature dergisinde yayımlanan bir çalışmasında Dilhan Eryurt’un bu makalesine atıfta bulunuyordu.

Küçük’e göre, Güneş’in içindeki nükleer reaksiyonlarla ışıma yaptığının anlaşılmasında Eryurt’un NASA’da çalışırken geliştirdiği “evrim kodu”nun rolü çok büyük. Evrim Kodu başlı başına kalın bir rehber kitap; bu bilimsel eseri anlaşılır bir ifadeyle “20.000 satırlık yan programa sahip bir modelleme” olarak düşünmek mümkün. Küçük, astronomi dünyasının, Eryurt’un geliştirdiği bu standart model sayesinde değişik kütleli yıldızların evriminden haberdar olduğunu ve anlaşılması daha zor olan küçük kütleli yıldızların daha iyi anlaşıldığını söylüyor.

Google’ın Dilhan Eryurt için hazırladığı Doodle

“Kızım, oku, kendini yetiştir”

Dilhan Eryurt, bilimde cinsiyet eşitliği kavramı açısından da çok önemli bir isim. NASA’nın Goddard Uzay Araştırma Enstitüsü’nde çalışan tek kadın olmasının yanı sıra Türkiye için de kadınların bilimdeki yerini göstermesi için çok özel bir değer. Bilime yaptığı katkılar sadece kâğıt üzerinde kalmayıp Türkiye’yi astrofizikle tanıştırması takdire şayan. Astronomi camiasındaki başarıları ise babasının bir sözüyle başlıyor.

Eryurt’un babası, ona “Kızım, oku, kendini yetiştir ve memleketin için bir şeyler yap,” demesi ve kızının da babasını dinlemesi ve çok çalışması üzerine Türkiye, dünyaca tanınan bir bilim insanı kazanıyor. Kasım 1997’de Bilim ve Teknik Dergisi’ne Eryurt’u yazan Alp Akoğlu, Eryurt’un matematiğe özel ilgisinin, onu İstanbul Üniversitesi Yüksek Matematik ve Astronomi Bölümü’ne taşıdığını söylüyor. Nazilerden kaçarak Türkiye’ye sığınmış akademisyenlerden dersler alan Eryurt’un astronomi merakı da burada başlıyor.

Üniversiteyi bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi Astronomi Bölümü’nün kurucusu Prof. Dr. Tevfik Oktay Kabakçıoğlu’nun fahri asistanı olan ve ücret almadan çalışan Eryurt’un sınırları aşması ise 1953’te lisansüstü astrofizik çalışmaları için Michigan Üniversitesi’ne gitmesiyle gerçekleşiyor.

1959’da -yazının başında da bahsettiğimiz üzere- IUA bursuyla iki yıllığına gittiği Kanada’da bilgisayarla tanışıyor. Akoğlu, Eryurt’tan şöyle aktarıyor: “Ben daha programlama nedir bilmiyordum, duymamıştım. Ama sonuç çok iyi oldu. Daha önce kullandığımız hesap makineleriyle en azından bir hafta süren hesaplar, bilgisayarla bir saniyeden kısa bir sürede bitiveriyordu. O anki şaşkınlığımı hiç unutmuyorum.” Burada Prof. A.G.W. Cameron’la birlikte, Güneş’in geçmişini araştırmaya başlamasıyla ismini dünyaya duyurmaya başlıyor.

Prof. Dilhan Eryurt tez, rapor, bildiri, kitap bölümü ve makale olarak 1956 ile 2009 yılları arasında 46’sı İngilizce, 13’ü Türkçe olmak üzere toplamda 59 çalışma yayınladı. Bunlar arasında A.G.W. Cameron’la birlikte 1967’de Canadian Journal of Physics’e yazdıkları makale (Early and main sequence evolution of stars in the range 0.5 to 100 solar masses), astrofizik dünyasının ünlü çalışmalarından biri olmakla birlikte ünlü astrofizikçi Carl Sagan, 1972’de Nature dergisinde yayımlanan bir çalışmasında Dilhan Eryurt’un bu makalesine atıfta bulunmuştu.

Türkiye astrofizikle onun sayesinde tanıştı

Babasının diğer bir nasihati olan “memleketin için bir şeyler yap” motivasyonu da Eryurt’un bilimsel kariyeri açısından büyük bir önem taşıyor. Kendisinin genel olarak bütün astrofizik ve astronomi bilimlerine yaptığı katkıların yanı sıra Türkiye’de uzay bilimlerinin gelişmesi için çok önemli adımlar attığını vurgulamak lazım. Yazının başında da belirttiğimiz gibi ABD’den döndükten sonra bütün mesaisini Türkiye’de astrofiziğin gelişimine adayan Eryurt, ODTÜ’de Astrofizik Anabilim Dalı’nı kurmasının yanı sıra Türk Astronomi Derneği’nin de gelişmesine de destek oluyordu.

Türkiye’deki ilk astronomi toplantısının düzenleyen (1968) bilim insanı da o. İki yılda bir yapılan bu toplantılar sayesinde üniversiteler ve araştırmacılar birbirlerini, bununla birlikte çalışma alanlarını tanıyor ve bilimsel iş birlikleri kuruyor; bir çalışma alanı doğup gelişiyordu. Eryurt’un Türk astronomisine katkıları saymakla bitmiyor; TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi’nin kurulması ve hayata geçmesinde de siyasal ve bilimsel olarak çok büyük katkısı vardı.

Türkiye’yi astrofizikle tanıştırarak astronomi alanında yol açan Prof. Dilhan Eryurt, TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi Projesi’nin hayata geçirilmesini sağladı. Gözlemevi’nin 5 Eylül 1997’deki açılışında onur plaketi; 1977’de ise TÜBİTAK Bilim Hizmet ve Teşvik Ödülü’ne layık görüldü.

1977’de TÜBİTAK Bilim Hizmet ve Teşvik Ödülü’nü alan Eryurt, 1988’de altı ay kadar ODTÜ Fizik Bölümü Başkanlığı, ardından 5 yıl süreyle Fen Edebiyat Dekanlığı yaptı. 1993’te ise ardında müthiş bir bilimsel birikim ve tecrübe paylaşımı bırakarak emekli oldu. Hepsini yalnız başına ve bir kadın olarak yaptı.

Akoğlu, uzay bilimci Prof. Dr. Hakkı Ögelman’ın Eryurt hakkındaki şu sözlerini paylaşıyor: “Dış görünüşüne bakarak yaşını tahmin etmek olanaksız. Yıldızlarla, yüksek matematikle uğraşan bir bilim kadınının nasıl olur da bu kadar genç kalmayı başardığının sırrını kimse açıklayamıyor.”

O, kadınların her şeyi başarabileceğinin yaşayan örneğiydi.

Batuhan Sarıcan / batusarican@gmail.com

*Bu yazı, HBT Dergi 227. sayıda yayımlanmıştır.

Kaynak:

https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-53479240

Osman Bahadır, Sarkaç. https://sarkac.org/2018/10/astrofizikte-oncu-dilhan-eryurt/

Alp Akoğlu, Astrofizikte Öncü Bir Türk Kadını: Dilhan Eryurt. TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi, Sayı 360, Kasım 1997, s. 74