Lale Akarun

Böyle yayın olmaz olsun!

Bilim politikamızın temelinde, nitelik değil niceliği artırmak var. Bilimsel açıdan gelişmeye değil, bilim göstergelerimizi yükseltmeye çalışıyoruz: Yayın sayısını artıralım, atıf sayısını artıralım. Nasıl artırırız? Yayın başına teşvik verelim; öğretim üyeleri daha çok yayın yapsın. Yükselme için yayın sayısına bakalım: Şu kadar Türkçe yayın, bu kadar endeksli yayın, her biri ...

Üniversite öldü, yasını tutuyoruz

Üç sene önce üniversitemize kayyum atandığında, durumu önce anlayamadık: İnkâr ile öfke arasında gidip geldik. Bu durumun geçici olduğunu, başına bir kayyum atamakla üniversitenin değişmeyeceğini söyledik kendi kendimize. Sonra öfke aşamasından geçtik: Öğrenciler, mezunlar üniversitenin ölümünü kabullenmeyeceklerini öfkeyle gösterdi. Sonra pazarlık aşamasına geçtik: ...

Bir araştırma merkezinin çöp torbalarına doldurulma hikayesi

30 yıldır akademisyen olarak çalışıyorum. İlk seneler yokluklarla geçtikten sonra, 2000’li yıllarda araştırma ortamı canlanmaya başladı. 2002 yılında Tübitak bir atılım yaptı: Verilen projelerin usulleri serbestleştirildi, araştırma projesi bütçeleri yaklaşık yüz bin dolar gibi bir rakama çıkarıldı. O sıralar Türkiye 6. çerçeve programına girdi, milyon dolarlık Avrupa projelerine k...

Cumhuriyetimizin 100. yılı hakkında düşünmek

Geçtiğimiz hafta, Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladık. Kutlama, bu sefer, çok farklı oldu. Eski kutlamalardan birinci fark, tamamen sivil bir nitelik taşımasıydı: Resmi kutlamaların gitgide daha silik olmasına alışmıştık; ancak yine de bir devletin kuruluşunun yüzüncü yılı, önemli bir nirengi taşı. Bu nedenle, resmi kutlamaların cılızlığı hayretle karşılandı. Öte yandan, belki de ...

Çin üniversiteleri araştırmada nasıl bir numara oldu?

Geçtiğimiz haftalarda, Çin Halk Cumhuriyeti'nden bir araştırmacı, üniversitemizi ziyaret etti. Konuşması öncesinde epey sohbet ettik, konuşmasını dinledikten sonra da nasıl ortak araştırma yapabiliriz konuştuk, beni ve öğrencilerimi laboratuvarına davet etti. Araştırma projelerinde çok sayıda tam zamanlı araştırmacı destekleyebilecek fonları varmış ve projelerin kaynağı sanayi deg...

Bilgisayarla görme tarihi – 6

Daha büyük veri, daha derin öğrenme, daha yüksek bilgisayar gücü Bilgisayarla görme, 50 senede, bilim kurgunun konusu olmaktan çıkıp, teknolojik olarak olgunlaştı. Artık bu konuda şirketler çalışıyor. Bilgisayarla görme tarihi bitmese de başka bir evreye geçtik. 2010’lu yıllar, “derin öğrenme” denen devrimin yılları. Artık bilgisayar kapasite ve performansları milyonlarca paramet...

Bilgisayarla görme tarihi – 5

Yüz tanıma teknolojileri ve bizim yaptıklarımız İnsanların niye iki gözü var? Bir gözümüz olsa yeterli olmaz mıydı? İki gözün en az iki faydası var: İkinci göz, birincinin görmediği yerleri de görüyor; böylece görüş alanımız genişliyor. İnsanların yaklaşık 210 derece görüş alanı var. Gözleri kafasının yanında olan tavşanlar gibi kafamızın arkasını göremesek de, iki göz...

Bilgisayarla görme tarihi – 4

2000: Bilgisayar içinde yeni bir yüzyıl 2000 yılı önemli bir tarih. 20. yüzyıl bitti, 21. yüzyıl başladı. Bilgisayarlar açısından da 2000 yılı, yeni bir yüzyılı müjdeliyordu: Artık internet hayatımızda baş köşeye yerleşti, veri iletimi hızlandı. İlk iPhone 2007’de piyasaya çıksa da 2002’den beri öncü akıllı telefonlar piyasadaydı. Peki, bir telefonu akıllı yapan nedir? Hesaplama u...

Bilgisayarla görme tarihi – 3

21. yüzyılın ilk on yılında, bilgisayarla görmede önemli atılımlar kaydedildi. Bu atılımların yapılmasında, bilgisayar donanımlarının hem bellek kapasitesi hem de hesaplama gücü açısından çok gelişmesi önemli rol oynadı. Moore Yasası diye bilinen prensibe göre, bir çipe sığdırılan transistör sayısı, her iki yılda ikiye katlanarak, 1970’lerde binlerden, 2020’de, on milyarlı sayılara ul...