<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>STEM arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/stem/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/e/stem</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Mon, 16 Sep 2019 13:17:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Anaokuldan üniversiteye: Sürdürülebilir bir eğitim kültürü</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/anaokuldan-universiteye-surdurulebilir-bir-egitim-kulturu</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Sarıcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Jul 2019 11:50:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoyaşam]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[Biriz Kutoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[İKÜ]]></category>
		<category><![CDATA[K12]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[lise]]></category>
		<category><![CDATA[öğretim]]></category>
		<category><![CDATA[STEM]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilirlik]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=14291</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kültür Koleji’nin kuruluşu 1960 yılına rastlıyor. Yılların birikimiyle, 1998 yılında Kültür 2000 Koleji ve hemen ardından İstanbul Kültür Üniversitesi eğitim ve öğretim hayatına başlıyor. 20. yılını geride bırakan İKU, 8 fakülte ve 54 bölümle 17.000’in üzerinde öğrencinin eğitim yuvası. Ancak İKU’yu özel kılan unsulardan birisi de kolej birikimiyle üniversite oluşumuna gitmiş olması. Anaokulundan üniversiteye nitelik açısından zengin ve bütünlüklü bir eğitim sunuyorlar. Bizim de ilgimizi bu çekiyor. HBT olarak, daha anaokuldan bilim teknoloji merakı uyandırma gayretinde olan eğitim sistemlerini merak ediyor ve İstanbul Kültür Eğitim Kurumları Okullar Koordinatörü Biriz Kutoğlu’yla Ataköy’deki kampüste geleceğe ışık tutacak bir söyleşi gerçekleştiriyoruz. Bilimsel merakı anaokulundan beslemeye başlıyoruz Deneyimli eğitimciye, çocuklara bilimi sevdirme adına neler yaptıklarını merak edip sorduğumuzda, bir okulun yapması gereken en önemli işin merak duygusunu beslemek olduğunu söylüyor. Kutoğlu, sadece okulda değil, evde de sürdürmenin gerekliliğinin altını çiziyor. Anaokul eğitimi başlamadan önce evde çocuğun sorduğu ilk sorunun, “Bu ne?” olduğunu hepimiz biliyoruz. Bunun temel nedeni de merak duygusu. Bu merakın, bilime olan merakla yoğurulması gerektiğini belirten Kutoğlu, Kültür Koleji (K12) olarak eğitim ve öğretim programlarında anaokul eğitiminden itibaren bu merak duygusunu beslemeye çalıştıklarını söylüyor. K12’nin anaokul eğitim programına baktığımızda da Fen ve Doğa Bilimleri eğitimlerinin ön plana çıktığını görüyoruz. Okul öncesi eğitimde, her sınıfta fen ve doğa köşesi var; atölyeler de yine bu iki alana odaklanıyor. Daha o yaştan bilimsel merak uyandırılırken sadece teori değil, pratiğe de önem veriliyor. Sonuçta bilim demek, laboratuvar; deney, gözlem ve uygulama demek. K12 de daha anaokulundan itibaren çocuklar öğretmenlerinin gözetiminde laboratuvara giriyor. 5 yaştan itibarense bilingual (iki dilli) eğitim başlıyor. Türkçe ve İngilizce. Bilim sonuçta sadece anadilde değil, İngilizce başta olmak üzere diğer dilleri de kapsayarak öğrenilmesi gereken bir disiplin. Kutoğlu, bunun ilk tohumlarını anaokulda atmaya başladıklarını ifade ediyor. Kültür’ün verdiği anaokulu eğitimiyle bir çocuk, bilimle ilgili birçok kazanımla ilkokula adımını atıyor. Merak duygusu büyüyor ve gelişmeye başlıyor. Kutoğlu, bu gelişimi görmekten mutluluk duyduklarını ve hedeflerinin de zaten bu olduğunu söylüyor. “Başımıza icat çıkarma” anlayışının yanlışlığına değinen Kutoğlu, bilimin toplumdaki önyargılarla psikolojik ve sosyolojik mücadele halinde olduğunun altını çiziyor. Türkiye’de öğrencilerin en büyük korkusu Matematik ve İngilizce dersleri olurken Kutoğlu, bu korkunun ilkokulda çocuğun zihnine yerleştiğine vurgu yaparak burada öğretmenlere büyük bir iş düştüğünü ve öğrenciye olumlu tepkilerle yaklaşılması gerektiğine değiniyor. Bir derse, hele ki Matematik gibi büyük öneme sahip bir derse karşı olumsuz yaklaşım oluşmasının, eğitim sistemi için büyük tehlike olduğu konusunda da uyarıyor. Çocuklara kodlama ve algoritmik düşünme yetisi kazandırılıyor Dijital değişimi günlük yaşamımızda deneyimliyoruz. Ve bu gelişme bir anda olmuyor. Uzun vadeye yayılan bir süreç söz konusu. Düşünecek olursak bugünün 5 yaşındaki çocuğu, üniversiteden mezun olduğunda 25 yaşında olacak ve bu 20 yıllık sürecin bilim ve teknoloji eğitimi ve pratiği açısından iyi değerlendirilmesi gerekiyor. Çocukların, böyle bir çağda birçok beceriye sahip olarak iş hayatına adımını atması gerektiğini belirten Kutoğlu, bilgisayarsız kodlama ve algoritmik düşünme yetisini küçük yaşlarda çocuklara vermeye başladıklarını ifade ediyor. Yani K12’de bilimin yanında teknoloji de var. Zaten ikisi birbirinden ayrı düşünülemez. Sürdürülebilir eğitim K12’deki eğitim hep üstüne koyarak ilerliyor. Sözgelimi, anaokuldaki bilgisayarsız kodlama eğitimi, ilkokulda yerini bilgisayarlı kodlamaya ve robotiğe bırakıyor. Oluşturdukları eğitim sisteminde önemli olanın sürdürülebilirlik olduğunun altını çizen Kutoğlu, “Şu ders anaokulunda var, ilkoulda yok,” tarzı bir yaklaşım sergilemektense önce temeli oluşturarak yıldan yıla üstüne koymanın mümkün olduğu bir eğitim sistemiyle sürdürülebilirliği sağlamaya çalıştıklarını belirtiyor. “Çünkü,” diyor, “biliyoruz ki ancak bu sayede düşündürebilir, ürettirebilir ve verim alabiliriz.” Bu süreçte çocukların ilgi alanlarını beslemek ve yeni ilgi alanları oluşturmak da bir başka hedef. Mesela öğrencinin o yaşta kodlama konusunda yapabileceği fazla bir şey olmayabilir, bunun yerine öğrenci kulüplerinde aktif roller üstlenerek öğrencide bilim ve teknolojiyle ilgili başka bir alanda ilgi uyandırılıyor. Yaratıcılık ön planda K12’deki bir öğrenci, artık fen laboratuvarıyla ilgili ciddi bir okur-yazarlık kazanmış olarak ortaokula geliyor. Teknoloji konusunda da bilişim ve ‘maker’ (yapan) kültürünü edinmiş oluyor ve sürekli üstüne koyuyor. Ortaokuldaki öğrenci kendine özgü bir şeyler geliştirme konusunda cesaretlendiriliyor. Zaten eğitim sistemi de buna göre dizayn edilmiş. Buna mühendisliğin ilk adımları da diyebiliriz. Zira Arduino (fiziksel programlama) ve 3D uygulamalar devreye giriyor. Bu uygulamaları ilgi alanı edinen öğrencilerin, geleceğin mühendisleri olmaması için hiçbir neden yok. “Biz bir meslek lisesi değiliz,” diyor Kutoğlu ve ekliyor, “bizim eğitimdeki temel bakış açımız, çocuğu hem bilim hem de teknolojiyle buluşturma, tanıtma, birtakım beceriler kazandırma ve sonrasında yönlendirmedir.” STEM olmazsa olmaz Liseye giden yolun STEM (Fen Bilimleri, Teknoloji, Mühendislik, Matematik) olmadan olmayacağını söyleyen Kutoğlu, disiplinlerarası bir eğitim modeli benimsediklerini ifade ediyor. Bununla birlikte bilim ve teknoloji eğitimi, sadece ders programıyla değil, aynı zamanda öğrenci kulüpleri ve okullar arası turnuvalarla da destekleniyor. Bu sayede öğrencilerde yaşam boyu sürecek bir bilim teknoloji merakının teminatı alınmış oluyor. Söz konusu turnuvalara hazırlanırken öğrenciler, kodlama yaparak robotları hareket ettiriyor ve bu robotları takım olarak yarıştırıyorlar. Kutoğlu, kendileri için derecenin hiçbir önemi olmadığını, önemli olanın hazırlık ve katılım olduğunu söylüyor. Öğrenciler üniversite deneyimi yaşıyor Bir diğer önemli unsur ise daha liseye bile gelmeden alınan üniversite desteği. Öğrenci daha ortaokuldayken üniversitedeki derslere giriyor. Mesela 7. sınıftaki bir öğrencinin, fizik dersi içeriği gereği, o hafta üniversitenin Atom Fiziği Laboratuvarı’nda profesörle ders yapma olanağı var. Bu da fark yaratarak öğrenciye bambaşka bir pencere açıyor. Böylelikle bilimsel süreç becerilerinin erken yaşta kazanılması söz konusu. (Bununla birlikte lise öğrencilerinin üniversitede tercih etmek istedikleri bölümün dersine girebilme gibi bir şansları var.) K12’de Anadolu ve Fen liselerinde çalışma ve inovasyon merkezleri mevcut; 2016’da Da Vinci adını verdikleri inovasyon merkezini kuruyorlar. Bu merkez 3D yazıcıdan sanal gerçekliğe, dijital tasarımdan green box’a kadar çok farklı alanlarda, gençlerin bir şeyler üretmesine olanak sağlıyor. Kutoğlu, Da Vinci Merkezi’nin en önemli amacının, dijital devrimle birlikte öğrencilerde üst düzey zihinsel becerilerin oluşması ve gelecekte değer yaratma güdülerini sağlaması olduğunu söylüyor. “Buna Endüstri 4.0’ın eğitimdeki karşılığı olan Eğitim 4.0 adını verebiliriz.” diyor Kutoğlu. “İnovasyon kültürü ve girişimcilik refleksini genç yaşta kazandırıyoruz.” Üst düzey zihinsel becerileri; bilgi, kavrama, uygulama, analiz, sentez ve değerlendirme olarak sıralıyor deneyimli eğitimci. Söz konusu becerinin analiz basamağında harekete geçtiğini, geleneksel eğitim sisteminde birçok kazanımın uygulama seviyesinde kaldığını ve bunun da müfredat açısından büyük bir problem olduğunu söylüyor. Yani normal bir okul müfredatında öğrenciler üst düzey düşünme aşamasına geçemeden o dersi tamamlıyor. K12 bunun üstüne koyma çabasıyla analiz, sentez ve değerlendirme basamaklarıyla çocuğun önünü açıyor. Bilim ve inovasyon merkezleri de bunu destekliyor. Burada çocuklara kazandırılması amaçlanan iki temel unsur var: İnovasyon ve bilimsel bakış. İkisinin içinde de bilim var ancak inovasyonun içinde ‘maker’ kültürünün ağırlıklı olduğunu söyleyebiliriz. Bilim tarafında ise öğrenme ve deneme-yanılma (deney) söz konusu. Kutoğlu, bilimin yanında kazandırılacak inovasyon kültürünün küçük yaşta oturmasının, öğrenciye ilerleyen yaşlarda bir soruna çözüm oluşturma refleksi sağlayacağını belirtiyor. Yani bilimin ve teknolojinin temel refleksini… Öğrencilere bilimin sadece laboratuvarlarda olmadığını da göstermeyi amaçlayan K12, kampüs kapsamında yer alan seralarda küresel ısınma, iklim değişikliği, bitkilerin yetişmesi ve meteoroloji gibi alanlarda da eğitim veriyor. Yaşadıkları gezegeni tanıyor; farklı bitki çeşitlerini dikiyor, serada ve dışarıda yetiştirilen bitkilerde ne gibi farklılıklar olabileceğini gözlemleyebiliyorlar. Bununla kalmayıp belki de ekonomiyle ilgili ilk eğitimlerini alıyorlar. Onlara bir nevi çiftçi refleksi kazandırılarak bitkilerini kaybederlerse ne yapabilecekleri, bundan yerel ve ülke ekonomisinin nasıl zarar görebileceği konusunda da eğitimler alıyorlar. Girişimcilik de bir diğer önemli unsur. Öğrenciler, bu beceriyi daha genç yaşta kazanıyorlar. Kutoğlu, bu becerilerin birkaç saatlik derslerle kazanılabilecek şeyler olmadığının, bunun yıllar alan bir süreç olduğunun altını çiziyor. Müfredatlarında yer alan girişimcilik dersi de bu açıdan büyük önem taşıyor. Kutoğlu, çocuğa bir tarafta ürettirirken diğer yandan ürettiğine girişimcilik becerisiyle yaklaşmayı öğrettiklerini söylüyor. Patent, marka, sponsor bulma, hibe programları, toplumsal fayda; bunların hepsi lise eğitim müfredatlarının içinde var. Kısacası bu eğitim sistemindeki öğrencilerin zihnine, daha 3 yaşında bilim ve teknolojinin tohumları düşüyor. Sonra o tohum gün geliyor ağaç oluyor ve topluma fayda sağlayacak rengarenk meyveler veriyor. Bir meyve, başka bir meyveye tohum oluyor. Bilim ile teknoloji ve dolayısıyla toplumlar bu şekilde ilerliyor. Hazırlayan: Batuhan Sarıcan / batusarican@gmail.com</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/anaokuldan-universiteye-surdurulebilir-bir-egitim-kulturu">Anaokuldan üniversiteye: Sürdürülebilir bir eğitim kültürü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kültür Koleji’nin kuruluşu 1960 yılına rastlıyor. Yılların birikimiyle, 1998 yılında Kültür 2000 Koleji ve hemen ardından İstanbul Kültür Üniversitesi eğitim ve öğretim hayatına başlıyor. 20. yılını geride bırakan İKU, 8 fakülte ve 54 bölümle 17.000’in üzerinde öğrencinin eğitim yuvası. Ancak İKU’yu özel kılan unsulardan birisi de kolej birikimiyle üniversite oluşumuna gitmiş olması. Anaokulundan üniversiteye nitelik açısından zengin ve bütünlüklü bir eğitim sunuyorlar. Bizim de ilgimizi bu çekiyor.</p>
<p>HBT olarak, daha anaokuldan bilim teknoloji merakı uyandırma gayretinde olan eğitim sistemlerini merak ediyor ve <strong>İstanbul Kültür Eğitim Kurumları Okullar Koordinatörü Biriz Kutoğlu</strong>’yla Ataköy’deki kampüste geleceğe ışık tutacak bir söyleşi gerçekleştiriyoruz.</p>
<p><strong>Bilimsel merakı anaokulundan beslemeye başlıyoruz</strong></p>
<p>Deneyimli eğitimciye, çocuklara bilimi sevdirme adına neler yaptıklarını merak edip sorduğumuzda, bir okulun yapması gereken en önemli işin merak duygusunu beslemek olduğunu söylüyor. Kutoğlu, sadece okulda değil, evde de sürdürmenin gerekliliğinin altını çiziyor. Anaokul eğitimi başlamadan önce evde çocuğun sorduğu ilk sorunun, “Bu ne?” olduğunu hepimiz biliyoruz. Bunun temel nedeni de merak duygusu. Bu merakın, bilime olan merakla yoğurulması gerektiğini belirten Kutoğlu, Kültür Koleji (K12) olarak eğitim ve öğretim programlarında anaokul eğitiminden itibaren bu merak duygusunu beslemeye çalıştıklarını söylüyor.</p>
<p>K12’nin anaokul eğitim programına baktığımızda da Fen ve Doğa Bilimleri eğitimlerinin ön plana çıktığını görüyoruz. Okul öncesi eğitimde, her sınıfta fen ve doğa köşesi var; atölyeler de yine bu iki alana odaklanıyor. Daha o yaştan bilimsel merak uyandırılırken sadece teori değil, pratiğe de önem veriliyor. Sonuçta bilim demek, laboratuvar; deney, gözlem ve uygulama demek. K12 de daha anaokulundan itibaren çocuklar öğretmenlerinin gözetiminde laboratuvara giriyor.</p>
<p>5 yaştan itibarense bilingual (iki dilli) eğitim başlıyor. Türkçe ve İngilizce. Bilim sonuçta sadece anadilde değil, İngilizce başta olmak üzere diğer dilleri de kapsayarak öğrenilmesi gereken bir disiplin. Kutoğlu, bunun ilk tohumlarını anaokulda atmaya başladıklarını ifade ediyor.</p>
<p>Kültür’ün verdiği anaokulu eğitimiyle bir çocuk, bilimle ilgili birçok kazanımla ilkokula adımını atıyor. Merak duygusu büyüyor ve gelişmeye başlıyor. Kutoğlu, bu gelişimi görmekten mutluluk duyduklarını ve hedeflerinin de zaten bu olduğunu söylüyor.</p>
<p>“Başımıza icat çıkarma” anlayışının yanlışlığına değinen Kutoğlu, bilimin toplumdaki önyargılarla psikolojik ve sosyolojik mücadele halinde olduğunun altını çiziyor. Türkiye’de öğrencilerin en büyük korkusu Matematik ve İngilizce dersleri olurken Kutoğlu, bu korkunun ilkokulda çocuğun zihnine yerleştiğine vurgu yaparak burada öğretmenlere büyük bir iş düştüğünü ve öğrenciye olumlu tepkilerle yaklaşılması gerektiğine değiniyor. Bir derse, hele ki Matematik gibi büyük öneme sahip bir derse karşı olumsuz yaklaşım oluşmasının, eğitim sistemi için büyük tehlike olduğu konusunda da uyarıyor.</p>
<div id="attachment_14301" style="width: 310px" class="wp-caption alignright"><img fetchpriority="high" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-14301" class="size-medium wp-image-14301" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/07/iku1-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/07/iku1-300x200.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/07/iku1-1024x681.jpg 1024w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/07/iku1.jpg 1703w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /><p id="caption-attachment-14301" class="wp-caption-text">Kutoğlu, “Bizim eğitimdeki temel bakış açımız, çocuğu hem bilim hem de teknolojiyle buluşturma, tanıtma, birtakım beceriler kazandırma ve sonrasında yönlendirmedir.” diyor. K12’de Anadolu ve Fen liselerinde çalışma ve inovasyon merkezleri mevcut; 2016’da Da Vinci adını verdikleri inovasyon merkezini kuruyorlar. Bu merkez 3D yazıcıdan sanal gerçekliğe, dijital tasarımdan green box’a kadar çok farklı alanlarda, gençlerin bir şeyler üretmesine olanak sağlıyor.</p></div>
<p><strong>Çocuklara kodlama ve algoritmik düşünme yetisi kazandırılıyor</strong></p>
<p>Dijital değişimi günlük yaşamımızda deneyimliyoruz. Ve bu gelişme bir anda olmuyor. Uzun vadeye yayılan bir süreç söz konusu. Düşünecek olursak bugünün 5 yaşındaki çocuğu, üniversiteden mezun olduğunda 25 yaşında olacak ve bu 20 yıllık sürecin bilim ve teknoloji eğitimi ve pratiği açısından iyi değerlendirilmesi gerekiyor. Çocukların, böyle bir çağda birçok beceriye sahip olarak iş hayatına adımını atması gerektiğini belirten Kutoğlu, bilgisayarsız kodlama ve algoritmik düşünme yetisini küçük yaşlarda çocuklara vermeye başladıklarını ifade ediyor. Yani K12’de bilimin yanında teknoloji de var. Zaten ikisi birbirinden ayrı düşünülemez.</p>
<p><strong>Sürdürülebilir eğitim</strong></p>
<p>K12’deki eğitim hep üstüne koyarak ilerliyor. Sözgelimi, anaokuldaki bilgisayarsız kodlama eğitimi, ilkokulda yerini bilgisayarlı kodlamaya ve robotiğe bırakıyor. Oluşturdukları eğitim sisteminde önemli olanın sürdürülebilirlik olduğunun altını çizen Kutoğlu, “Şu ders anaokulunda var, ilkoulda yok,” tarzı bir yaklaşım sergilemektense önce temeli oluşturarak yıldan yıla üstüne koymanın mümkün olduğu bir eğitim sistemiyle sürdürülebilirliği sağlamaya çalıştıklarını belirtiyor. “Çünkü,” diyor, “biliyoruz ki ancak bu sayede düşündürebilir, ürettirebilir ve verim alabiliriz.”</p>
<p>Bu süreçte çocukların ilgi alanlarını beslemek ve yeni ilgi alanları oluşturmak da bir başka hedef. Mesela öğrencinin o yaşta kodlama konusunda yapabileceği fazla bir şey olmayabilir, bunun yerine öğrenci kulüplerinde aktif roller üstlenerek öğrencide bilim ve teknolojiyle ilgili başka bir alanda ilgi uyandırılıyor.</p>
<p><strong>Yaratıcılık ön planda</strong></p>
<p>K12’deki bir öğrenci, artık fen laboratuvarıyla ilgili ciddi bir okur-yazarlık kazanmış olarak ortaokula geliyor. Teknoloji konusunda da bilişim ve ‘maker’ (yapan) kültürünü edinmiş oluyor ve sürekli üstüne koyuyor. Ortaokuldaki öğrenci kendine özgü bir şeyler geliştirme konusunda cesaretlendiriliyor. Zaten eğitim sistemi de buna göre dizayn edilmiş. Buna mühendisliğin ilk adımları da diyebiliriz. Zira Arduino (fiziksel programlama) ve 3D uygulamalar devreye giriyor. Bu uygulamaları ilgi alanı edinen öğrencilerin, geleceğin mühendisleri olmaması için hiçbir neden yok.</p>
<p>“Biz bir meslek lisesi değiliz,” diyor Kutoğlu ve ekliyor, “bizim eğitimdeki temel bakış açımız, çocuğu hem bilim hem de teknolojiyle buluşturma, tanıtma, birtakım beceriler kazandırma ve sonrasında yönlendirmedir.”</p>
<p><strong>STEM olmazsa olmaz</strong></p>
<p>Liseye giden yolun STEM (Fen Bilimleri, Teknoloji, Mühendislik, Matematik) olmadan olmayacağını söyleyen Kutoğlu, disiplinlerarası bir eğitim modeli benimsediklerini ifade ediyor. Bununla birlikte bilim ve teknoloji eğitimi, sadece ders programıyla değil, aynı zamanda öğrenci kulüpleri ve okullar arası turnuvalarla da destekleniyor. Bu sayede öğrencilerde yaşam boyu sürecek bir bilim teknoloji merakının teminatı alınmış oluyor.</p>
<p>Söz konusu turnuvalara hazırlanırken öğrenciler, kodlama yaparak robotları hareket ettiriyor ve bu robotları takım olarak yarıştırıyorlar. Kutoğlu, kendileri için derecenin hiçbir önemi olmadığını, önemli olanın hazırlık ve katılım olduğunu söylüyor.</p>
<div id="attachment_14294" style="width: 310px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-14294" class="size-medium wp-image-14294" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/07/future-kltr-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/07/future-kltr-300x225.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/07/future-kltr.jpg 960w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /><p id="caption-attachment-14294" class="wp-caption-text">“Future Kültür” adını verdikleri ders kapsamında 9. ve 10. sınıf öğrencileri; iklim değişikliği, sürdürülebilirlik, uzay, robotik, fütürizm gibi alanlarda sınavsız, sadece beyin fırtınasına dayanan bir ders alıyorlar. Öğrenciler, bu derste Herkese Bilim Teknoloji dergisinde son iki yılda çıkan makalelerden derlenen özel bir cildi kaynak olarak kullanıyor.</p></div>
<p><strong>Öğrenciler üniversite deneyimi yaşıyor</strong></p>
<p>Bir diğer önemli unsur ise daha liseye bile gelmeden alınan üniversite desteği. Öğrenci daha ortaokuldayken üniversitedeki derslere giriyor. Mesela 7. sınıftaki bir öğrencinin, fizik dersi içeriği gereği, o hafta üniversitenin Atom Fiziği Laboratuvarı’nda profesörle ders yapma olanağı var. Bu da fark yaratarak öğrenciye bambaşka bir pencere açıyor. Böylelikle bilimsel süreç becerilerinin erken yaşta kazanılması söz konusu. (Bununla birlikte lise öğrencilerinin üniversitede tercih etmek istedikleri bölümün dersine girebilme gibi bir şansları var.)</p>
<p>K12’de Anadolu ve Fen liselerinde çalışma ve inovasyon merkezleri mevcut; 2016’da Da Vinci adını verdikleri inovasyon merkezini kuruyorlar. Bu merkez 3D yazıcıdan sanal gerçekliğe, dijital tasarımdan <em>green box</em>’a kadar çok farklı alanlarda, gençlerin bir şeyler üretmesine olanak sağlıyor. Kutoğlu, Da Vinci Merkezi’nin en önemli amacının, dijital devrimle birlikte öğrencilerde üst düzey zihinsel becerilerin oluşması ve gelecekte değer yaratma güdülerini sağlaması olduğunu söylüyor. “Buna Endüstri 4.0’ın eğitimdeki karşılığı olan Eğitim 4.0 adını verebiliriz.” diyor Kutoğlu.</p>
<p><strong>“İnovasyon kültürü ve girişimcilik refleksini genç yaşta kazandırıyoruz.”</strong></p>
<p>Üst düzey zihinsel becerileri; bilgi, kavrama, uygulama, analiz, sentez ve değerlendirme olarak sıralıyor deneyimli eğitimci. Söz konusu becerinin analiz basamağında harekete geçtiğini, geleneksel eğitim sisteminde birçok kazanımın uygulama seviyesinde kaldığını ve bunun da müfredat açısından büyük bir problem olduğunu söylüyor. Yani normal bir okul müfredatında öğrenciler üst düzey düşünme aşamasına geçemeden o dersi tamamlıyor. K12 bunun üstüne koyma çabasıyla analiz, sentez ve değerlendirme basamaklarıyla çocuğun önünü açıyor. Bilim ve inovasyon merkezleri de bunu destekliyor.</p>
<p>Burada çocuklara kazandırılması amaçlanan iki temel unsur var: İnovasyon ve bilimsel bakış. İkisinin içinde de bilim var ancak inovasyonun içinde ‘maker’ kültürünün ağırlıklı olduğunu söyleyebiliriz. Bilim tarafında ise öğrenme ve deneme-yanılma (deney) söz konusu. Kutoğlu, bilimin yanında kazandırılacak inovasyon kültürünün küçük yaşta oturmasının, öğrenciye ilerleyen yaşlarda bir soruna çözüm oluşturma refleksi sağlayacağını belirtiyor. Yani bilimin ve teknolojinin temel refleksini…</p>
<div id="attachment_14304" style="width: 310px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-14304" class="wp-image-14304 size-medium" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/07/earth1-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/07/earth1-300x200.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/07/earth1-1024x683.jpg 1024w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/07/earth1.jpg 1617w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /><p id="caption-attachment-14304" class="wp-caption-text">K12 bünyesindeki her iki kampüste de önkuluçka merkezleri kurulmuş. Burada yeni fikirler bekliyor, ardından bu fikirler yarışıyor ve iş modeline dönüşüyor. K12’de bu yıl lise düzeyinde “Çevre Kirliliği” teması belirlenmiş. Kutoğlu, önkuluçka çağrısının yapılmasının ardından lise öğrencilerinin (35 grup halinde) İstanbul Kültür Üniversitesi akademisyenleriyle birlikte iş projeleri geliştirerek çevre kirliliğine çözüm aradıklarını belirtiyor. Buradaki amaçlarının, yeni fikirleri girişimcilik becerisiyle harmanlayıp merak duygusunun evrilerek ilerlemesi olduğunu söylüyor.</p></div>
<p>Öğrencilere bilimin sadece laboratuvarlarda olmadığını da göstermeyi amaçlayan K12, kampüs kapsamında yer alan seralarda küresel ısınma, iklim değişikliği, bitkilerin yetişmesi ve meteoroloji gibi alanlarda da eğitim veriyor. Yaşadıkları gezegeni tanıyor; farklı bitki çeşitlerini dikiyor, serada ve dışarıda yetiştirilen bitkilerde ne gibi farklılıklar olabileceğini gözlemleyebiliyorlar. Bununla kalmayıp belki de ekonomiyle ilgili ilk eğitimlerini alıyorlar. Onlara bir nevi çiftçi refleksi kazandırılarak bitkilerini kaybederlerse ne yapabilecekleri, bundan yerel ve ülke ekonomisinin nasıl zarar görebileceği konusunda da eğitimler alıyorlar.</p>
<p>Girişimcilik de bir diğer önemli unsur. Öğrenciler, bu beceriyi daha genç yaşta kazanıyorlar. Kutoğlu, bu becerilerin birkaç saatlik derslerle kazanılabilecek şeyler olmadığının, bunun yıllar alan bir süreç olduğunun altını çiziyor. Müfredatlarında yer alan girişimcilik dersi de bu açıdan büyük önem taşıyor. Kutoğlu, çocuğa bir tarafta ürettirirken diğer yandan ürettiğine girişimcilik becerisiyle yaklaşmayı öğrettiklerini söylüyor. Patent, marka, sponsor bulma, hibe programları, toplumsal fayda; bunların hepsi lise eğitim müfredatlarının içinde var.</p>
<p>Kısacası bu eğitim sistemindeki öğrencilerin zihnine, daha 3 yaşında bilim ve teknolojinin tohumları düşüyor. Sonra o tohum gün geliyor ağaç oluyor ve topluma fayda sağlayacak rengarenk meyveler veriyor. Bir meyve, başka bir meyveye tohum oluyor. Bilim ile teknoloji ve dolayısıyla toplumlar bu şekilde ilerliyor.</p>
<p><strong>Hazırlayan:</strong> Batuhan Sarıcan / <a href="mailto:batusarican@gmail.com">batusarican@gmail.com</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/anaokuldan-universiteye-surdurulebilir-bir-egitim-kulturu">Anaokuldan üniversiteye: Sürdürülebilir bir eğitim kültürü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14291</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bilimdeki &#8216;cam tavan&#8217;</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/ozlem-yuzak/cam-tavan-etkisi-suruyor</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özlem Yüzak]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Mar 2019 09:58:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Özlem Yüzak]]></category>
		<category><![CDATA[akademi]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[cam tavan etkisi]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[STEM]]></category>
		<category><![CDATA[yok]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=13201</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hemen her alanda olduğu gibi bilimde de, akademik dünyada da  kadın olmak kolay değil. Tarihte çığır açan buluşlar yapsalar bile çalışmaları erkek meslektaşlarına mal edilen, keşifleri erkeklerin gölgesinde kalan onlarca bilim kadını var. Günümüzde bilim kadınlarına karşı önyargılar hayli azalmış olsa da tamamen ortadan kalmış değil. Cinsiyet, etnik köken, din gibi çeşitli ayrımcı faktörler nedeniyle belli bir pozisyonun üstüne terfi edememesi durumu olarak tanımlanan &#8220;Cam tavan etkisi&#8221; diye tanımlanan durum halen süregeliyor. Dünya genelinde her 3 araştırmacıdan yalnızca biri kadın ve bilimsel yüksek akademik pozisyonların sadece %11’inde kadınlar bulunuyor. Son 10 yılda bilimsel araştırmalarda kadınların oranının yalnızca %12 arttığı görülüyor. Bilim kariyerinin her aşamasında kadınlar ciddi anlamda az temsil ediliyor. Lisede bilim konusunda uzmanlaşmak isteyen kadın oranı %50’yken üniversitede %32’ye, master aşamasında %30’a ve doktorada %25’lere kadar düşüyor. Aslında Türkiye kadın akademisyen konusunda dünya ortalamasını üzerinde. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) verilerine göre, Türkiye&#8217;deki 162 bin 350 akademisyenin %44&#8217;ü kadınlardan oluşuyor. 8 bin 167 kadın profesör, 5 bin 997 kadın doçent, 16 bin 679 kadın doktor öğretim üyesi unvanıyla akademisyen olarak görev yapıyor. Buna göre toplam 25 bin 947 profesörden %31&#8217;i, 15 bin 222 doçentten %39&#8217;u, 38 bin 683 doktor öğretim üyesinden %43&#8217;ü kadınlardan oluştu. Ancak bu düzelmenin üst pozisyonlara yansıdığı pek de söylenemez. Kadın dekanların oranı %18 sadece. Kadın rektörler konusunda durum daha da kötü. Devlet üniversitelerinde 6, vakıf üniversitelerinde 11 kadın rektör olarak görev yapıyor. Türkiye&#8217;deki 17 kadın rektör, 206 üniversitenin yöneticilerinin %8&#8217;ine karşılık geliyor. İşin ilginci, Türkiye gibi toplumsal cinsiyet eşitliğinde karnesi hayli kötü olan başka ülkelerin hem kadın akademisyen oranlarında hem de STEM eğitimi alan kadın öğrenci sayısındaki  gözle görülür artış. Örneğin ABD&#8217;deki bilgisayar bilimi diplomalarının sadece %18’i kadınlara giderken Cezayir’de, üniversitelerin fen, teknoloji, mühendislik ve matematik (kısaca STEM) alanlarından mezun olanların %41’i kadın. Peki geleneksel olarak daha fazla cinsiyet eşitsizliğinin olduğu ülkelerde, cinsiyet bakımından kendilerinden daha ileride olan ülkelere kıyasla, fen ve teknoloji alanında genelde daha fazla kadının bulunması ne ile açıklanabilir? Bu sorunun Missouri Üniversitesi’nde psikolog David Geary de aramış. Psychological Science bülteninde yayınlanan bir teze göre bu durum, daha yüksek cinsiyet eşitsizliğinin bulunduğu ülkelerde yaşayan kadınların, ekonomik özgürlüğe giden en belirgin ve en muhtemel yolu aramasıyla ilgili olabilir. Bu yol da sıklıkla STEM mesleklerine çıkıyor. Bunlar yine de önemli gelişmeler. Bilim kadınlarına büyük destekler veren L&#8217;Oreal&#8217;ın mottosunda olduğu gibi &#8220;Dünyanın bilime, bilimin kadınlara ihtiyacı var&#8221;. Özlem Yüzak *Bu yazı 9 Mart 2019 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/ozlem-yuzak/cam-tavan-etkisi-suruyor">Bilimdeki &#8216;cam tavan&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-880 size-thumbnail" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2016/03/ozlem-yazarfoto-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" />Hemen her alanda olduğu gibi bilimde de, akademik dünyada da  kadın olmak kolay değil. Tarihte çığır açan buluşlar yapsalar bile çalışmaları erkek meslektaşlarına mal edilen, keşifleri erkeklerin gölgesinde kalan onlarca bilim kadını var. Günümüzde bilim kadınlarına karşı önyargılar hayli azalmış olsa da tamamen ortadan kalmış değil. Cinsiyet, etnik köken, din gibi çeşitli ayrımcı faktörler nedeniyle belli bir pozisyonun üstüne terfi edememesi durumu olarak tanımlanan &#8220;Cam tavan etkisi&#8221; diye tanımlanan durum halen süregeliyor.</p>
<p>Dünya genelinde her 3 araştırmacıdan yalnızca biri kadın ve bilimsel yüksek akademik pozisyonların sadece %11’inde kadınlar bulunuyor. Son 10 yılda bilimsel araştırmalarda kadınların oranının yalnızca %12 arttığı görülüyor. Bilim kariyerinin her aşamasında kadınlar ciddi anlamda az temsil ediliyor. Lisede bilim konusunda uzmanlaşmak isteyen kadın oranı %50’yken üniversitede %32’ye, master aşamasında %30’a ve doktorada %25’lere kadar düşüyor.</p>
<p>Aslında Türkiye kadın akademisyen konusunda dünya ortalamasını üzerinde. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) verilerine göre, Türkiye&#8217;deki 162 bin 350 akademisyenin %44&#8217;ü kadınlardan oluşuyor. 8 bin 167 kadın profesör, 5 bin 997 kadın doçent, 16 bin 679 kadın doktor öğretim üyesi unvanıyla akademisyen olarak görev yapıyor. Buna göre toplam 25 bin 947 profesörden %31&#8217;i, 15 bin 222 doçentten %39&#8217;u, 38 bin 683 doktor öğretim üyesinden %43&#8217;ü kadınlardan oluştu. Ancak bu düzelmenin üst pozisyonlara yansıdığı pek de söylenemez. Kadın dekanların oranı %18 sadece. Kadın rektörler konusunda durum daha da kötü. Devlet üniversitelerinde 6, vakıf üniversitelerinde 11 kadın rektör olarak görev yapıyor. Türkiye&#8217;deki 17 kadın rektör, 206 üniversitenin yöneticilerinin %8&#8217;ine karşılık geliyor.</p>
<p>İşin ilginci, Türkiye gibi toplumsal cinsiyet eşitliğinde karnesi hayli kötü olan başka ülkelerin hem kadın akademisyen oranlarında hem de STEM eğitimi alan kadın öğrenci sayısındaki  gözle görülür artış. Örneğin ABD&#8217;deki bilgisayar bilimi diplomalarının sadece %18’i kadınlara giderken Cezayir’de, üniversitelerin fen, teknoloji, mühendislik ve matematik (kısaca STEM) alanlarından mezun olanların %41’i kadın.</p>
<p>Peki geleneksel olarak daha fazla cinsiyet eşitsizliğinin olduğu ülkelerde, cinsiyet bakımından kendilerinden daha ileride olan ülkelere kıyasla, fen ve teknoloji alanında genelde daha fazla kadının bulunması ne ile açıklanabilir? Bu sorunun Missouri Üniversitesi’nde psikolog David Geary de aramış. Psychological Science bülteninde yayınlanan bir teze göre bu durum, daha yüksek cinsiyet eşitsizliğinin bulunduğu ülkelerde yaşayan kadınların, ekonomik özgürlüğe giden en belirgin ve en muhtemel yolu aramasıyla ilgili olabilir. Bu yol da sıklıkla STEM mesleklerine çıkıyor.</p>
<p>Bunlar yine de önemli gelişmeler. Bilim kadınlarına büyük destekler veren L&#8217;Oreal&#8217;ın mottosunda olduğu gibi &#8220;Dünyanın bilime, bilimin kadınlara ihtiyacı var&#8221;.</p>
<p><strong>Özlem Yüzak</strong></p>
<p><strong><em>*Bu yazı 9 Mart 2019 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlan</em><em>mıştır.</em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/ozlem-yuzak/cam-tavan-etkisi-suruyor">Bilimdeki &#8216;cam tavan&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13201</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Canan Dağdeviren: &#8220;Benim en büyük motivasyon kaynağım Atatürk&#8221;</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/canan-dagdeviren-benim-en-buyuk-motivasyon-kaynagim-ataturk</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Feb 2018 23:32:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[11 Şubat]]></category>
		<category><![CDATA[akademi]]></category>
		<category><![CDATA[akademisyen]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa birliği]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilimde kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Günü]]></category>
		<category><![CDATA[birleşmiş milletler]]></category>
		<category><![CDATA[BM]]></category>
		<category><![CDATA[canan dagdeviren]]></category>
		<category><![CDATA[doğa bilimleri]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Hanzade Doğan Boyner]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kız Çocukları]]></category>
		<category><![CDATA[marie curie]]></category>
		<category><![CDATA[matematik]]></category>
		<category><![CDATA[mühendislik]]></category>
		<category><![CDATA[nobel]]></category>
		<category><![CDATA[programlama]]></category>
		<category><![CDATA[STEM]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek öğrenim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=9189</guid>

					<description><![CDATA[<p>Canan Dağdeviren, 11 Şubat Uluslararası Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Günü dolayısıyla BM Genel Kurulunda bir konuşma yaptı.  Birleşmiş Milletler tarafından, kadınların ve kız çocuklarının bilimdeki rollerini artırmak, STEM eğitimi ve araştırma faaliyetlerine her seviyeden katılımlarını teşvik etmek amacıyla 2015 yılında ilan edilen “11 Şubat &#8211; Uluslararası Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Günü’nün üçüncüsü dolayısıyla BM Genel Kurulu’nda bir konuşma yapan genç bilim kadınımız Canan Dağdeviren kendi başarılı bilim yolculuğunda en büyük motivasyonunun Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk olduğunu ve onun “Bir gün benim sözlerim bilime ters düşerse bilimi tercih edin” sözlerini vazgeçilmez bir yaşam öğüdü olarak aldığını söyledi. Daha çocukluk günlerinden başlayarak bugüne kadar süregelen bilim tutkusunu anlatan Dağdeviren, bilimi  gençlere ve çocuklara sevdirmek için her fırsatta Türkiye’ye seyahat ettiğini ve onlarla sosyal medya yoluyla sürekli iletişim halinde olduğunu anlattı. Yaklaşık 7 dakika süren İngilizce yaptığı konuşmayı aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz. Türkiye’de kız çocuklarının eğitimde fırsat eşitliğine kavuşması ve kızların güçlendirilmesi adına birçok sivil toplum girişimine öncülük eden Aydın Doğan Vakfı’nın Yönetim Kurulu Başkanı Hanzade Doğan Boyner de BM etkinliklerinde bir konuşma yaptı. Her alanda olduğu gibi bilim alanında da eğitime erişimdeki kadın-erkek eşitsizliğinin, eğitim sürecinde kadına uygulanan ayrımcılığın, eğitim sonrasında mesleki gelişimin önündeki engellerin ortadan kaldırılması gerektiğini vurgulayan Hanzade Doğan Boyner, çözüm yolunda ‘çok paydaşlı, uluslararası iş birliği yapılması’ çağrısında bulundu. Dünyada rakamlarla bilimde kadın&#8230; -Erkeklerin mühendislik, üretim ve inşaatı seçme eğilimi kadınlardan iki kat daha fazlayken, kadınların bir eğitim derecesinin peşinden koşma olasılığı da iki kat fazla. -Bazı ülkeler ve alanlarda, kadın mezunların “fazla veya yetersiz temsili” özellikle belirgin durumda. Örneğin, 2012’de mühendislik, üretim ve inşaat alanında, kadınlar, Almanya (%18), Macaristan (%22), Avusturya (%23), Çek Cumhuriyeti (%23), İrlanda (%24) ve İsviçre’deki (%24) doktora mezunlarının çeyreğinden daha azını oluşturdu. -2002 ile 2012 arasında, bilimin alt alanlarında ve mühendislikteki kadın mezunların sayısı, erkeklerin sayısından genel olarak daha hızlı bir oranda arttı. Ancak, 2002 ile 2012 arasında kadınların varlığının en çabuk arttığı alanlar (programlama, mühendislik ve mühendislik işleri) aynı zamanda kadınların en düşük tabandan başladıklarıydı. -Avrupa ve diğer gelişmiş ekonomilerde, üniversite ve okul hiyerarşilerinde, hem dikey hem de yatay tabiatıyla, cinsiyet ayrımı bulgularının olmasından memnuniyetsizlik duyuyor ve AB ülkelerindeki üniversite mezunlarının %59’u kadın olduğu halde, kadınlar üniversitelerdeki öğretim görevlilerinin yalnızca %18’ini oluşturuyor. -Yüksek öğrenim seviyesine sahip kadınlar, toplam çalışan nüfusa (%46) göre iş bulma konusunda daha başarılı olma eğilimindeler (üçüncü derecede eğitim almış olan ve profesyonel ya da teknisyen olarak çalışan kadınların %53’ü). Ancak, uzmanlaşmış bilim insanları ve mühendisler kategorisinde eşitsizlikler sürüyor; burada kadınlar çalışanların yalnızca %40’ını oluşturuyor. Bu durum, master seviyesi üstündeki lisansüstünde, bilim, matematik ve mühendislik alanlarında kadınların yetersiz temsil edilmesiyle kısmen açıklanabilir. -1903’te ödül alan Marie Curie’den bu yana yalnızca 17 kadın fizik, kimya veya tıp alanında Nobel Ödülü alırken, bu sayı erkeklerde 572. -Günümüzde, dünyadaki tüm araştırmacıların yalnızca %28’i kadın. -STEM katılımdaki cinsiyet farkı, alt ortaöğretimde daha belirgin hale geliyor. Bu, uzmanlaşmanın başladığı ve öğrencilerin hangi konularda eğitim göreceklerini seçtikleri zaman. Bunun yanı sıra, birçok durumda kızlar, yaşları ilerledikçe erkeklere nazaran STEM konularına ilgi duymamaya başlıyor. Birleşik Krallık’ta yapılan bir araştırmaya göre, 10 ila 11 yaşlarında kızlar ve erkekler STEM’le neredeyse aynı derecede ilgileniyor; Erkeklerin %75’i ve kızların %72’si bilimde ilgi çekici şeyler öğrendiklerini aktarıyor. 18 yaşına gelindiğinde ise, ileri derece STEM eğitime katılım baz alınarak yapılan ölçüme göre, bu oran erkekler için %33’e ve kızlar için %19’a düşüyor. Bu noktada erkekler, ileri derece eğitimlerine yaklaştıkça STEM konularını bırakmaya başlıyor. Kızlar ise, ortaöğretimin çok daha erken yıllarında bırakmaya karar veriyor. İsveçli gençlerle yapılan uzun dönemli bir çalışmanın bulguları da, çocukların kariyer isteklerinin çoğunlukla 13 yaşına kadar oluştuğunu ve o yaştan sonra öğrencileri bilime teşvik etmenin gittikçe zorlaşacağını gösteriyor.     -Dünya çapındaki yüksek öğretimde bulunan kadın öğrenci nüfusunun sadece %30’u STEM bağlantılı branşları seçiyor. Dallara göre de farklılıklar gözlemleniyor. Kadın öğrencilerin kayıt oranları özellikle bilgi, iletişim ve teknolojide (%3), doğa bilimleri, matematik ve istatistikte (%5) ve mühendislik, üretim ve inşaatta (%8) düşük seviyelerde. En yüksek ise sağlık ve refah çalışmalarında (%15). Video kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=BYpyhCcyWKk</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/canan-dagdeviren-benim-en-buyuk-motivasyon-kaynagim-ataturk">Canan Dağdeviren: &#8220;Benim en büyük motivasyon kaynağım Atatürk&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><strong><span class="s1">Canan Dağdeviren, 11 Şubat Uluslararası Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Günü dolayısıyla BM Genel Kurulunda bir konuşma yaptı. </span></strong></p>
<p class="p1"><span class="s1"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-9191" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/02/bilimin-gucu-.jpg" alt="" width="360" height="160" /></span><span class="s1">Birleşmiş Milletler tarafından, kadınların ve kız çocuklarının bilimdeki rollerini artırmak, STEM eğitimi ve araştırma faaliyetlerine her seviyeden katılımlarını teşvik etmek amacıyla 2015 yılında ilan edilen “11 Şubat &#8211; Uluslararası Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Günü’nün üçüncüsü dolayısıyla BM Genel Kurulu’nda bir konuşma yapan genç bilim kadınımız Canan Dağdeviren kendi başarılı bilim yolculuğunda en büyük motivasyonunun Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk olduğunu ve onun “Bir gün benim sözlerim bilime ters düşerse bilimi tercih edin” sözlerini vazgeçilmez bir yaşam öğüdü olarak aldığını söyledi. Daha çocukluk günlerinden başlayarak bugüne kadar süregelen bilim tutkusunu anlatan Dağdeviren, bilimi<span class="Apple-converted-space">  </span>gençlere ve çocuklara sevdirmek için her fırsatta Türkiye’ye seyahat ettiğini ve onlarla sosyal medya yoluyla sürekli iletişim halinde olduğunu anlattı. Yaklaşık 7 dakika süren İngilizce yaptığı konuşmayı aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.</span></p>
<p><iframe loading="lazy" src="https://www.youtube.com/embed/BYpyhCcyWKk" width="1283" height="480" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p>
<p class="p1"><span class="s1">Türkiye’de kız çocuklarının eğitimde fırsat eşitliğine kavuşması ve kızların güçlendirilmesi adına birçok sivil toplum girişimine öncülük eden Aydın Doğan Vakfı’nın Yönetim Kurulu Başkanı Hanzade Doğan Boyner de BM etkinliklerinde bir konuşma yaptı. Her alanda olduğu gibi bilim alanında da eğitime erişimdeki kadın-erkek eşitsizliğinin, eğitim sürecinde kadına uygulanan ayrımcılığın, eğitim sonrasında mesleki gelişimin önündeki engellerin ortadan kaldırılması gerektiğini vurgulayan Hanzade Doğan Boyner, çözüm yolunda ‘çok paydaşlı, uluslararası iş birliği yapılması’ çağrısında bulundu. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>Dünyada rakamlarla bilimde kadın&#8230;</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">-Erkeklerin mühendislik, üretim ve inşaatı seçme eğilimi kadınlardan iki kat daha fazlayken, kadınların bir eğitim derecesinin peşinden koşma olasılığı da iki kat fazla. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">-Bazı ülkeler ve alanlarda, kadın mezunların “fazla veya yetersiz temsili” özellikle belirgin durumda. Örneğin, 2012’de mühendislik, üretim ve inşaat alanında, kadınlar, Almanya (%18), Macaristan (%22), Avusturya (%23), Çek Cumhuriyeti (%23), İrlanda (%24) ve İsviçre’deki (%24) doktora mezunlarının çeyreğinden daha azını oluşturdu. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">-2002 ile 2012 arasında, bilimin alt alanlarında ve mühendislikteki kadın mezunların sayısı, erkeklerin sayısından genel olarak daha hızlı bir oranda arttı. Ancak, 2002 ile 2012 arasında kadınların varlığının en çabuk arttığı alanlar (programlama, mühendislik ve mühendislik işleri) aynı zamanda kadınların en düşük tabandan başladıklarıydı. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">-Avrupa ve diğer gelişmiş ekonomilerde, üniversite ve okul hiyerarşilerinde, hem dikey hem de yatay tabiatıyla, cinsiyet ayrımı bulgularının olmasından memnuniyetsizlik duyuyor ve AB ülkelerindeki üniversite mezunlarının %59’u kadın olduğu halde, kadınlar üniversitelerdeki öğretim görevlilerinin yalnızca %18’ini oluşturuyor. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">-Yüksek öğrenim seviyesine sahip kadınlar, toplam çalışan nüfusa (%46) göre iş bulma konusunda daha başarılı olma eğilimindeler (üçüncü derecede eğitim almış olan ve profesyonel ya da teknisyen olarak çalışan kadınların %53’ü). Ancak, uzmanlaşmış bilim insanları ve mühendisler kategorisinde eşitsizlikler sürüyor; burada kadınlar çalışanların yalnızca %40’ını oluşturuyor. Bu durum, master seviyesi üstündeki lisansüstünde, bilim, matematik ve mühendislik alanlarında kadınların yetersiz temsil edilmesiyle kısmen açıklanabilir. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">-1903’te ödül alan Marie Curie’den bu yana yalnızca 17 kadın fizik, kimya veya tıp alanında Nobel Ödülü alırken, bu sayı erkeklerde 572. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">-Günümüzde, dünyadaki tüm araştırmacıların yalnızca %28’i kadın. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">-STEM katılımdaki cinsiyet farkı, alt ortaöğretimde daha belirgin hale geliyor. Bu, uzmanlaşmanın başladığı ve öğrencilerin hangi konularda eğitim göreceklerini seçtikleri zaman. Bunun yanı sıra, birçok durumda kızlar, yaşları ilerledikçe erkeklere nazaran STEM konularına ilgi duymamaya başlıyor. Birleşik Krallık’ta yapılan bir araştırmaya göre, 10 ila 11 yaşlarında kızlar ve erkekler STEM’le neredeyse aynı derecede ilgileniyor; Erkeklerin %75’i ve kızların %72’si bilimde ilgi çekici şeyler öğrendiklerini aktarıyor. 18 yaşına gelindiğinde ise, ileri derece STEM eğitime katılım baz alınarak yapılan ölçüme göre, bu oran erkekler için %33’e ve kızlar için %19’a düşüyor. Bu noktada erkekler, ileri derece eğitimlerine yaklaştıkça STEM konularını bırakmaya başlıyor. Kızlar ise, ortaöğretimin çok daha erken yıllarında bırakmaya karar veriyor. İsveçli gençlerle yapılan uzun dönemli bir çalışmanın bulguları da, çocukların kariyer isteklerinin çoğunlukla 13 yaşına kadar oluştuğunu ve o yaştan sonra öğrencileri bilime teşvik etmenin gittikçe zorlaşacağını gösteriyor. <span class="Apple-converted-space">   </span></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">-Dünya çapındaki yüksek öğretimde bulunan kadın öğrenci nüfusunun sadece %30’u STEM bağlantılı branşları seçiyor. Dallara göre de farklılıklar gözlemleniyor. Kadın öğrencilerin kayıt oranları özellikle bilgi, iletişim ve teknolojide (%3), doğa bilimleri, matematik ve istatistikte (%5) ve mühendislik, üretim ve inşaatta (%8) düşük seviyelerde. En yüksek ise sağlık ve refah çalışmalarında (%15).</span></p>
<p><strong>Video kaynak: <a href="https://www.youtube.com/watch?v=BYpyhCcyWKk">https://www.youtube.com/watch?v=BYpyhCcyWKk</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/canan-dagdeviren-benim-en-buyuk-motivasyon-kaynagim-ataturk">Canan Dağdeviren: &#8220;Benim en büyük motivasyon kaynağım Atatürk&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">9189</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Eğitime hızlı vites: STEM’e oyunlaştırma</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/egitime-hizli-vites-steme-oyunlastirma</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Jun 2017 13:13:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edip Emil Öymen]]></category>
		<category><![CDATA[algoritma ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[ezber]]></category>
		<category><![CDATA[fen]]></category>
		<category><![CDATA[matematik]]></category>
		<category><![CDATA[meb]]></category>
		<category><![CDATA[oecd]]></category>
		<category><![CDATA[oyunlaştırma]]></category>
		<category><![CDATA[pisa]]></category>
		<category><![CDATA[STEM]]></category>
		<category><![CDATA[TEGV]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye bilişim vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=6939</guid>

					<description><![CDATA[<p>Japonya&#8217;nın en ünlü volkanı Fuji için yürüyüş parkuru gidiş 9, dönüş 9 olmak üzere 18 kilometre. Toshi, buraya saatte 1.5 kilometre hızla, aşağıya da iki kat hızla yürüyerek turu tamamlamak istiyor. Başladığı yere saat 20.00&#8217;de dönebilmesi için yürüyüşüne saat kaçta başlamalı? OECD’nin dünya çapında 15 yaş gençlerin matematik-fen bilgisini “nasıl” kullandıklarını araştırdığı PISA’daki bu soruyu Türk öğrencilerin %94&#8217;ü yanıtlayamıyor. Helen&#8217;in evden nehire bisikletle gidişi 4 kilometre ve 9 dakika sürüyor. Dönüş için 6 dakika süren 3 kilometrelik kestirme yolu kullanıyor. Helen&#8217;in nehire gidip dönüşteki ortalama hızı kaç kilometre oldu? PISA’daki bu soruyu bilemeyen Türk öğrencilerin oranı %99. PISA = STEM Yıllarını eğitim konusuna adamış gazeteci Pervin Kaplan diyor ki: “Okuduklarını anlama, ilişki kurabilme, varsayımlarda bulunabilme üzerine kurulu bu sorularda ne zaman 6’ıncı düzeydeki %1&#8217;lik başarı oranı artar, en temel bilgi ve becerileri ölçen, çocukların %42&#8217;sinin başarısız olduğu 2’inci düzeydeki başarısızlık oranımız düşerse, işte o zaman eğitimde kaliteden söz etmeye başlayabiliriz.” 2003’ten beri Türkiye’nin PISA performansı, hele Aralık 2016’da yayınlanan 2015 verisi hakkında çok yazıldı çizildi: Mühendisliğe, temel bilimlere yönelik fen-matematik-teknoloji konuları (kısaca STEM) eğitiminde gerideyiz. Eğitim sistemi zihne zarar Bu yetersizliğin çoklu nedenleri var: Eğitim sisteminin kural temelli değil anlam temelli, zihin açıcı, geliştirici olması gerek ki 21’inci yüzyıl becerilerini öğrenmek mümkün olsun. Çünkü artık, geçen yüzyılın kavramlarıyla ilerlemek hayal: Sanayi 4.0 için Büyük Veri analizi yapabilecek beceriler gerekiyor. Gartner Araştırma Başkanı Peter Sondergaard, hatta “algoritma ekonomisi” diye yeni bir kavram önerdi: “Büyük veri, petrol gibi. İşe yaraması için işlenmesi gerek. Petrol de yeraltından çıktığında balçık gibidir. Yakıta dönüşmesi için işlenmesi gerekir. Biz de, büyük veriyi uygun algoritmalarla işleyerek bunu işe yarar eyleme dönüştürmek zorundayız. Veriyle ne yapacağımız önemli ama, esas önemli olan, bunu nasıl yapacağımız? Bu da algoritma ekonomisidir.” STEM’i nasıl sevdirmek? İstatistik, matematik, teknoloji, hatta işletmeden anlayan algoritma ekonomisi becerileri nasıl kazandırılacak? Veriyi tanımlayarak değil, veriden tahmin yaparak, sonra da insanda davranış değişikliğini öngören, yöneltici hesaplama yapmayı sağlayan beceriler bunlar: İlkokuldan itibaren üniversiteyi de geçerek yaşamboyu sürecek bir eğitim-öğrenimle mümkün. Bunu ise, “ben anlatayım-sen anla” düzeniyle sürdürmek iflas etti. İleri teknolojiyi kullanarak, konuları “oyunlaştırmak” bir çare. Özel eğitim ortamlarında örnekleri görülen bu yenilikçi öğretim anlayışının, devletin örgün eğitimine de katılmasını sağlamak temel amaç olmalı. Tek tük Amerikalı bilimciler, en soyut kavramların bile “oyun” kıvamında öğretilebileceğini göstermeye başladıktan sonra bu konuda kapılar açılmıştı. 2015’te 90 yaşında ölen pedagog Brian Sutton-Smith, yabancı dillerin oyunla öğretileceğini gösteren John Rassias, matematiği bulmacalarla öğretmesiyle ünlü Raymond Smullyan öncü oldular. Onlarla oyunlaştırılmış eğitim, STEM için de başladı. Ve, ülkemizde bir ilk Bizde STEM öğretimini oyunlaştırarak sevdirecek yazılımları (algoritmaları) teşvik amacıyla Türkiye Bilişim Vakfı (TBV) Başkanı Faruk Eczacıbaşı’nın tasarladığı yenilikçi bir yarışma, geçen hafta açıklandı. K12 Oyun Destekli Eğitim Ödül Programı (kısaca KOD Ödülleri) bu konuda başarılı projeleri ödüllendirecek. Eczacıbaşı Topluluğu ana sponsor. Netmarble Türkiye, Yapı Kredi, Medinova destek sponsorları. Zaten Eczacıbaşı Topluluğu, 2003 PISA sonuçları ardından STEM eğitimini iyileştirme amacıyla Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) ve eğitim bilimcilerle 2004-07 arasında ortak bir proje yapmıştı. Amaç, analitik ve yaratıcı düşünmeyi özendirecek bir eğitim müfredatı planlamaktı. Öneriler MEB’e sunuldu. 13 yıl aradan sonra bu sefer TBV, yeni bir kapı açıyor. Edip Emil Öymen *Bu yazı 16.06.2017 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/egitime-hizli-vites-steme-oyunlastirma">Eğitime hızlı vites: STEM’e oyunlaştırma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Japonya&#8217;nın en ünlü volkanı Fuji için yürüyüş parkuru gidiş 9, dönüş 9 olmak üzere 18 kilometre. Toshi, buraya saatte 1.5 kilometre hızla, aşağıya da iki kat hızla yürüyerek turu tamamlamak istiyor. Başladığı yere saat 20.00&#8217;de dönebilmesi için yürüyüşüne saat kaçta başlamalı?</p>
<p>OECD’nin dünya çapında 15 yaş gençlerin matematik-fen bilgisini “nasıl” kullandıklarını araştırdığı PISA’daki bu soruyu Türk öğrencilerin %94&#8217;ü yanıtlayamıyor.</p>
<p>Helen&#8217;in evden nehire bisikletle gidişi 4 kilometre ve 9 dakika sürüyor. Dönüş için 6 dakika süren 3 kilometrelik kestirme yolu kullanıyor. Helen&#8217;in nehire gidip dönüşteki ortalama hızı kaç kilometre oldu?</p>
<p>PISA’daki bu soruyu bilemeyen Türk öğrencilerin oranı %99.</p>
<p><strong>PISA = STEM</strong></p>
<p>Yıllarını eğitim konusuna adamış gazeteci Pervin Kaplan diyor ki: “Okuduklarını anlama, ilişki kurabilme, varsayımlarda bulunabilme üzerine kurulu bu sorularda ne zaman 6’ıncı düzeydeki %1&#8217;lik başarı oranı artar, en temel bilgi ve becerileri ölçen, çocukların %42&#8217;sinin başarısız olduğu 2’inci düzeydeki başarısızlık oranımız düşerse, işte o zaman eğitimde kaliteden söz etmeye başlayabiliriz.”</p>
<p>2003’ten beri Türkiye’nin PISA performansı, hele Aralık 2016’da yayınlanan 2015 verisi hakkında çok yazıldı çizildi: Mühendisliğe, temel bilimlere yönelik fen-matematik-teknoloji konuları (kısaca STEM) eğitiminde gerideyiz.</p>
<p><strong>Eğitim sistemi zihne zarar</strong></p>
<p>Bu yetersizliğin çoklu nedenleri var: Eğitim sisteminin kural temelli değil anlam temelli, zihin açıcı, geliştirici olması gerek ki 21’inci yüzyıl becerilerini öğrenmek mümkün olsun. Çünkü artık, geçen yüzyılın kavramlarıyla ilerlemek hayal: Sanayi 4.0 için Büyük Veri analizi yapabilecek beceriler gerekiyor.</p>
<p>Gartner Araştırma Başkanı Peter Sondergaard, hatta <strong>“algoritma ekonomisi”</strong> diye yeni bir kavram önerdi: “Büyük veri, petrol gibi. İşe yaraması için işlenmesi gerek. Petrol de yeraltından çıktığında balçık gibidir. Yakıta dönüşmesi için işlenmesi gerekir. Biz de, büyük veriyi uygun algoritmalarla işleyerek bunu işe yarar eyleme dönüştürmek zorundayız. Veriyle ne yapacağımız önemli ama, esas önemli olan, bunu nasıl yapacağımız? Bu da algoritma ekonomisidir.”</p>
<p><strong>STEM’i nasıl sevdirmek?</strong></p>
<p>İstatistik, matematik, teknoloji, hatta işletmeden anlayan algoritma ekonomisi becerileri nasıl kazandırılacak? Veriyi tanımlayarak değil, veriden tahmin yaparak, sonra da insanda davranış değişikliğini öngören, yöneltici hesaplama yapmayı sağlayan beceriler bunlar: İlkokuldan itibaren üniversiteyi de geçerek yaşamboyu sürecek bir eğitim-öğrenimle mümkün. Bunu ise, “ben anlatayım-sen anla” düzeniyle sürdürmek iflas etti. İleri teknolojiyi kullanarak, konuları “oyunlaştırmak” bir çare. Özel eğitim ortamlarında örnekleri görülen bu yenilikçi öğretim anlayışının, devletin örgün eğitimine de katılmasını sağlamak temel amaç olmalı.</p>
<p>Tek tük Amerikalı bilimciler, en soyut kavramların bile “oyun” kıvamında öğretilebileceğini göstermeye başladıktan sonra bu konuda kapılar açılmıştı. 2015’te 90 yaşında ölen pedagog Brian Sutton-Smith, yabancı dillerin oyunla öğretileceğini gösteren John Rassias, matematiği bulmacalarla öğretmesiyle ünlü Raymond Smullyan öncü oldular. Onlarla oyunlaştırılmış eğitim, STEM için de başladı.</p>
<p><strong>Ve, ülkemizde bir ilk</strong></p>
<p>Bizde STEM öğretimini oyunlaştırarak sevdirecek yazılımları (algoritmaları) teşvik amacıyla Türkiye Bilişim Vakfı (TBV) Başkanı Faruk Eczacıbaşı’nın tasarladığı yenilikçi bir yarışma, geçen hafta açıklandı. K12 Oyun Destekli Eğitim Ödül Programı (kısaca KOD Ödülleri) bu konuda başarılı projeleri ödüllendirecek. Eczacıbaşı Topluluğu ana sponsor. Netmarble Türkiye, Yapı Kredi, Medinova destek sponsorları. Zaten Eczacıbaşı Topluluğu, 2003 PISA sonuçları ardından STEM eğitimini iyileştirme amacıyla Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) ve eğitim bilimcilerle 2004-07 arasında ortak bir proje yapmıştı. Amaç, analitik ve yaratıcı düşünmeyi özendirecek bir eğitim müfredatı planlamaktı. Öneriler MEB’e sunuldu. 13 yıl aradan sonra bu sefer TBV, yeni bir kapı açıyor.</p>
<p><strong>Edip Emil Öymen</strong></p>
<p><strong><em>*Bu yazı 16.06.2017 tarihli Dünya gazetesinde yayınlandı.</em></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/egitime-hizli-vites-steme-oyunlastirma">Eğitime hızlı vites: STEM’e oyunlaştırma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6939</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Çocuklar doğa bilim kampına</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/cocuklar-doga-bilim-kampina</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 May 2017 08:49:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru ve Etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[kamp]]></category>
		<category><![CDATA[STEM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=6381</guid>

					<description><![CDATA[<p>Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Bilim Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi (MUBEM) ve Muğla Bilim Sanat Merkezi (BİLSEM) 12-18 Haziran 2017 tarihleri arasında STEM Temelli Doğa Bilim Kampı düzenliyor. 4-18 Mayıs tarihleri arasında Akyaka Orman Kampı’nda yapılacak çalışmalara özellikle Bilim ve Sanat Merkezlerine devam eden ortaokul 6. ve 7. Sınıf öğrencilerinin katılımı amaçlanıyor. Başvuruların 18 Mayısa kadar www.mubem.mu.edu.tr adresinden yapılması gerekiyor. Bu program, TÜBİTAK 4004 Doğa Eğitimi ve Bilim Okulları Programı çerçevesinde düzenlenmektedir. Programı düzenleyen MUBEM&#38;BİLSEM Kamp Ekibi başvuruları bekliyor.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/cocuklar-doga-bilim-kampina">Çocuklar doğa bilim kampına</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Bilim Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi (MUBEM) ve Muğla Bilim Sanat Merkezi (BİLSEM) 12-18 Haziran 2017 tarihleri arasında <strong><em>STEM Temelli Doğa Bilim Kampı</em></strong> düzenliyor. 4-18 Mayıs tarihleri arasında Akyaka Orman Kampı’nda yapılacak çalışmalara özellikle Bilim ve Sanat Merkezlerine devam eden ortaokul 6. ve 7. Sınıf öğrencilerinin katılımı amaçlanıyor. Başvuruların 18 Mayısa kadar <a href="http://www.mubem.mu.edu.tr">www.mubem.mu.edu.tr</a> adresinden yapılması gerekiyor. Bu program, TÜBİTAK 4004 Doğa Eğitimi ve Bilim Okulları Programı çerçevesinde düzenlenmektedir. Programı düzenleyen MUBEM&amp;BİLSEM Kamp Ekibi başvuruları bekliyor.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/duyurular/cocuklar-doga-bilim-kampina">Çocuklar doğa bilim kampına</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6381</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Aziz Sancar bu ülke gençliği için bir rol model olabilir mi?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/aziz-sancar-ulke-gencligi-icin-bir-rol-model-olabilir-mi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Jan 2017 13:26:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[anıtkabir]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[azim]]></category>
		<category><![CDATA[aziz sancar]]></category>
		<category><![CDATA[çalışkanlık]]></category>
		<category><![CDATA[dna]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[kimya]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[köy enstitüsü]]></category>
		<category><![CDATA[mardin]]></category>
		<category><![CDATA[nobel]]></category>
		<category><![CDATA[nobel'in öyküsü]]></category>
		<category><![CDATA[önderlik]]></category>
		<category><![CDATA[orhan bursalı]]></category>
		<category><![CDATA[STEM]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[vatansever]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam öyküsü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=5197</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin okullarında yetişmiş bu bilim insanını Nobel Kimya Ödülü’nü kazanmaya kadar götüren süreçten çıkartılacak hayli ders var… Bilim alanındaki dünyanın en büyük ödülünü, Nobel 2015 Kimya ödülünü kazanan Prof. Dr. Aziz Sancar Türkiye’nin okullarında yetişmiş ancak bilimi ABD’de yapan ve orada yaşayan bir bilim insanı. O Türkiye ile bağlarını hiç koparmadı, yıllar boyunca Mardin’de mezun olduğu lisenin birincilerine burs yardımı yaptı. 2005 yılında kazandığı Vehbi Koç ödülünü ABD’ye okumaya gelen kız öğrencilerin kalacağı bir Türk Evi yapmak için kullandı&#8230; Sancar’ın Nobel madalyasını Atatürk’e duyduğu minnet ve saygıyı göstermek için Anıtkabir’e bağışladığı tarih 19 Mayıs. Atatürk’ün gençliğe armağan ettiği bu anlamlı gün doğal olarak şu soruyu akla getiriyor: Aziz Sancar bu ülke gençliği için bir rol model olabilir mi? Orhan Bursalı, Sancar’ı yakından tanıyan, bilimsel çalışmalarını sürekli izleyen, Türkiye’deki okura tanıtan bir yazar. Nobel ödülü kazanmasının hemen ardından “ben” dedi, “Aziz Sancar’ın sadece bilimsel başarısını değil onu bu başarıya götüren tüm süreci yazacağım.” Kitap “Aziz Sancar ve Nobel’in Öyküsü” adıyla raflarda yerini aldı. Bursalı kitabının önsözünde özellikle şu vurguyu yapıyor: İyi yönlendirici “Aziz Sancar Ülkemiz için güçlü bir “iyi yönde yönlendirici” olabilir. Etki gücü fazla. Özellikle çocukların, gençlerin eğitiminde büyük bir farkındalık yaratabilir ve ülkemize önemli yetenekler kazandırabilir. Üniversitelerin yönetimlerini, iyi ve kaliteli bilim ve eğitim yönünde etkileyebilir, bir rüzgâr estirebilir.” Aslında tam da dediği gibi oluyor Bursalı’nın. Birçok üniversite hatta orta öğretim kurumu Sancar’ı öğrencilerine konuşmalar yapması için davet etti. Sancar yoğun gündemi arasına sıkıştırabildiği ölçüde, Türkiye’de bulunduğu süre zarfında kimilerine katıldı, öğrencilere akademisyenlere seslendi. Eminim ki daha katılacakları da olacak. Bunlar önemli. Bir diğer önemli girişimi Türkiye’nin STEM (Science, Technology, Engineering and Maths) konusunda ciddi adımlar atması gerektiğini sürekli olarak vurgulaması. Bununla da kalmadı ve özellikle kız çocuklarının STEM eğitimi almaları için önemli bir hareketin de öncülüğünü yapmaya başladı. Bursalı kitabında Aziz Sancar’ın önemli bir saptamasına özellikle yer veriyor: Buluşlarıyla katkı yapan vatansever “Nobel aldıktan sonra, ortaokul öğrencileriyle yapılmış bir röportajı izledim. Öğrencilerin çoğu “Aziz Sancar deyince aklınıza ne geliyor?” sorusuna, aşağı yukarı “Nobel Ödüllü, şan şöhret” diye yanıt verdiler. “Bu bir dereceye kadar çocuklar için olağan sayılır. Ama ben şan ve şöhretle tanınmak istemem. Bana aynı soruyu sorarsanız yanıtım şu olur: “Hayatı boyunca çok, ama çok çalışmış ve buluşlarıyla insanlığa katkı yapmış bir vatanseverdir.” Özellikle çocuklarımızın, şan ve şöhretin sadece olağanüstü çalışmanın bir yan etkisi olduğunu bilmelerini isterim.” Gençlere araştırma mesajı Ve genç insanlara, bilimsel araştırma yapanlara bir mesajı var: “Yıllar önce benim departmanımda çalışan kız birkaç yıl önce dedi ki, ‘Çok çalışacağım, Nobel’i alacağım’. Ona dedim ki, ‘Biz araştırmayı Nobel için yapmıyoruz’. Ben sadece meraklıyım ve bir şeyleri keşfetmek istiyorum. Benim durumum da böyle oldu, keşfetmek istiyorum. Ben ülkemi çok seviyorum ve ülkem için bir şeyler yapmak istiyorum. Nobel almak için araştırma yapacağım demeyin, insanlık için, toplum için bir şeyler yapacağım deyin&#8230; Çok önemli bir araştırmacı olabilirsiniz, ama İsveç’teki seçici grup sizin yaptığınızla ilgilenmiyorsa, Nobel alamazsınız. Çok sıra dışı bilim insanı olabilirsiniz, ama Nobel alamayabilirsiniz&#8230;” Öğretmenlerini örnek aldı Her nitelikli bilim insanının ardında ve yanında genellikle örnek bir başka bilim insanı olduğu gerçeğini Sancar’ın öyküsünde görüyoruz. Biyokimyacı olarak örnek aldığı mükemmel bir de hoca vardı: Mutahhar Yenson! Bilim insanı olarak ışıltılı bir isim olan Yenson Hoca o sıralarda yeni bir biyokimya kitabı yazmıştı. Yüzlerce araştırma makalesinde imzası ve 13 kitabı vardı. Ayrıca DNA İkili Sarmalı’nı kimya ikinci sınıfta görecek ve ona “hayran kalacak”tı, evet mutlaka biyokimyacı olmalıydı! Aziz Sancar henüz üniversitede öğrenciyken, bugün bulunduğu noktaya varmasını sağlayacak “gelecek tasarımını” da şekillendiriyordu. Temel bilimler konusunda araştırmalar yapacaktı. 1963’te adım attığı İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde gördüğü temel bilim dersleri Sancar’ı heyecanlandırıyordu. Hocaları, önemli buluşları ve bu buluşları gerçekleştirenleri vurguluyor, bu büyük isimler karşısında hayranlıklarını dile getiriyor ve kaynaklarımızın yetersizliğini, bu nedenle ülkemizden Nobel Ödülü alacak, büyük çalışmalara imza atacak kişilerin çıkmadığını belirtiyorlardı. Bir tıp öğrencisi olarak, biyokimya, henüz ikinci sınıfta olan Aziz Sancar’ı son derece etkilemekteydi. Kimya daha lisedeyken ilk göz ağrısıydı, kimyacı olmayı kafaya koymuştu. Savur’da ilköğretim ve Mardin’de lise eğitiminde hep sınıf birincisi olan Sancar, “Favori derslerim Matematik, Türkçe, Fransızca ve Kimyaydı. Lise ikinci sınıfta mükemmel bir kimya öğretmenim vardı; onun sayesinde kimyacı olmaya karar verdim” diyecekti. Kimyacı olacaktı ama Mardin Lisesi’ndeki yakın arkadaşları Aziz’e, “Yahu neden tıp sınavına da girmeyelim, bakalım kazanacak mıyız?” deyince bu meydan okumayı kabul etti. Sınavda hem kimya hem de tıp fakültesini kazandı. Aziz kimya fakültesine kaydolacaktı, ama tıbbı kazanan beş yakın arkadaşı bu kez de, “Aziz, anca bir kanca bir, neden ayrılalım ki?” deyince tıp fakültesini seçti. Arkadaşlık önemliydi! Aziz Sancar, tıp okurken yolunu arkadaşlarından ayıracak, hekim değil temel bilimci olacaktı. Tıp eğitiminde buna en yakın dal da benliğini sarmış olan biyokimyaydı. Biyokimyacı olarak örnek aldığı mükemmel bir de hoca vardı: Mutahhar Yenson! Bilim insanı olarak ışıltılı bir isim olan Yenson Hoca o sıralarda yeni bir biyokimya kitabı yazmıştı. Yüzlerce araştırma makalesinde imzası ve 13 kitabı vardı. Ayrıca DNA İkili Sarmalı’nı kimya ikinci sınıfta görecek ve ona “hayran kalacak”tı, evet mutlaka biyokimyacı olmalıydı! Her nitelikli bilim insanının ardında ve yanında genellikle örnek bir başka üstün bilim insanı olduğu gerçeğini burada da görüyoruz: Mutahhar Yenson’un hocası da, Hitler’den kaçarak Türkiye’ye gelen Felix Haurowitz’di! Sancar, işte bu kaliteli bilim insanları zincirinin birinci derecede önemli bir halkası olacaktı! ABD’de de en çok önem verdiği hocası Rupert olacaktı. Aziz Sancar’ın ilk gençlik yıllarından anekdotlar “Oğlum senin artık okulda ne işin var?” Aziz Sancar “Mustafa Kemal Atatürk’ten sonra eğitimimde en önemli üç kişi, annem Meryem, babam Abdulgani ve en büyük ağabeyim Kenan’dır” der hep. İşte o abi Kenan, aile içinden üniversiteye ve Kara Harp Okulu’na giden ilk kişidir. Türk Silahlı Kuvvetleri’nde tuğgeneral rütbesine yükselmiştir. Azimli, kararlı, inançlı, tuttuğunu koparan kişiliğinde Kenan Sancar’ın rolünü Aziz Sancar şöyle anlatır: “Bana beş yaşında okuma yazma öğretti, okula başladığımda sınıf arkadaşlarımın epeyce ilerisinde olmamı sağladı. Bana eğitim ve sıkı çalışmayla ilerlemeyi ve hep mükemmeli aramayı öğretti.” Demek ki rol model gençler açısından son derece önemli. Bakın Kenan Sancar, kardeşinin çalışma azmini nasıl anlatıyor&#8230; Bursalı’nın kitabından bir alıntı daha yapalım: “Ben her sene Savur’a gidince önce kaymakamı, hâkimi ziyaret ederdim, ondan sonra ailenin diğer fertlerine uğrardım. Kaymakam bey ziyaretimde sırasında dedi ki: “Komutan, sizin çok güzel bahçeniz var, ama kimse bizi oraya götürmedi.” “Buyurun Kaymakam Bey, yanınıza savcı beyi ve jandarma komutanını da alın, yarın hep beraber bahçeye gidelim.” Aldım götürdüm. Aziz tabii yine erkenden bahçeye gitmiş, cevizin altına oturmuş, açmış kitabını ders çalışıyor. Aziz lise 2’den lise 3’e geçmiş. Fen kolunda, lise 3’ün cebir kitabının alıştırmalarını çözüyor, hiçbir alıştırmayı boş geçmiyor. Biz gelince kaldırdı kafasını şöyle, lütfen bir hoş̧ geldiniz dedi misafirlere o sakin tavrıyla, sonra yine çalışmaya başladı. Kaymakam yanaştı yanına merakla: “Yahu Aziz, ne yapıyorsun öyle?” Aziz, “Matematik çalışıyorum,” dedi, çalışmaya devam ederek. Aziz bir sene sonraki matematik kitabının sorularını bütün alıştırmalarıyla çözüyor. Alıştırmaların sonuna gelmiş, en seri daktilo yazan bir zabıt kâtibi hangi süratle yazıyorsa, Aziz de soruların yanıtını tam o hızla ve bir tek silinti ve çizinti olmadan işaretliyordu. Kaymakam şaşırdı, merak etti: “Aziz müsaade eder misin, bana bir dakika defterini verir misin&#8230;” “Ne yapacaksın?” “Bir bakmak istiyorum.”Aldı defteri, baktı ki Aziz defterin sonuna gelmiş, bütün sayfaların hepsi tertemiz ve soruların, alıştırmaların hepsi tamam gibi. Sonra kaymakam, “Ben hayatımda böyle bir şey görmedim, o zaman niye gidiyorsun kardeşim okula, sen bütün bunları yapmışsın burada” dedi. Aziz, nereye gidiyorsa en azından üç-dört koli kitapla giderdi. Kitapları, defterleri hep yanındaydı, onlarla gider, onlarla dönerdi.” Yoğun çalışma temposu: Yıl 1996&#8230; 150 kadar makale ve 22 kitap bölümü yazarı. Çalışmalarına başkaları tarafından 7 bin kez gönderme yapılmış̧. Yıl 2016&#8230; 150 bilimsel makale bu süre içinde 420’yi aşmış&#8230; Makalelerine yapılan referans-atıf sayısı 33 bine yaklaşmış&#8230; Bir başarı göstergesi olan h-sayısı indeksi 99 olmuş&#8230; Doludizgin bir çalışma temposu. Evet Aziz Sancar olmak kolay değil. Ama Mardin’in Savur’undan başlayan ve Nobel ödülü ile taçlanan yolculuğa baktığımızda imkansız da değil. “Aziz, sen deneylerde yetenekli değilsin, ülkene dönüp doktorluk yapsan?” ABD’deki Laboratuvarda ilk zamanlar sonuç almakta zorlanıyor ve “Acaba yeteneğim mi yok?” diye kendini yokluyor, bazen de çok acımasızca sözlerle karşılaşıyordu. Tıpkı yukarıdaki başlıktaki gibi! Ama o, zorluklara pabuç bırakmayacak kadar inatçıydı. Sancar çok fazla çalışıyordu. Dersleri harika gidiyordu ama yolunda gitmeyen işler de vardı. Mesela deneyler. Laboratuvar çalışmalarından istediği sonuçları alamıyordu bir türlü. İlk deneyleri “basit”ti tabii ki. Ama sonuçlar iyi gelmiyordu. Kendine soru sormaya, kendini sorgulamaya başlıyordu: “Acaba bu konuda yeteneğim yok mu?” Özgüveni sarsılıyordu. Hele aynı yerde çalıştığı bir meslektaşının şu sözleri Aziz’i yıkacak kadar derinden vuracaktı: “Aziz, sen deneysel araştırmalarda fazla yetenekli değilsin. Bildiğim kadarı ile iyi bir doktormuşsun. Niçin ülkene dönüp doktorluk yapmıyorsun?” Aziz Sancar tabii ki bu sözlerden etkilendi. Çünkü zaten bir hayal kırıklığı yaşıyordu, bu da her şeyin üstüne bir darbe olmuştu. Ama kısa sürede topladı kendini. Çünkü içindeki cevherin ayırdında idi, Kendine Nobel götürecek yollarda yürümeye başladı.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/aziz-sancar-ulke-gencligi-icin-bir-rol-model-olabilir-mi">Aziz Sancar bu ülke gençliği için bir rol model olabilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye’nin okullarında yetişmiş bu bilim insanını Nobel Kimya Ödülü’nü kazanmaya kadar götüren süreçten çıkartılacak hayli ders var…</strong></p>
<p>Bilim alanındaki dünyanın en büyük ödülünü, Nobel 2015 Kimya ödülünü kazanan Prof. Dr. Aziz Sancar Türkiye’nin okullarında yetişmiş ancak bilimi ABD’de yapan ve orada yaşayan bir bilim insanı.</p>
<p>O Türkiye ile bağlarını hiç koparmadı, yıllar boyunca Mardin’de mezun olduğu lisenin birincilerine burs yardımı yaptı. 2005 yılında kazandığı Vehbi Koç ödülünü ABD’ye okumaya gelen kız öğrencilerin kalacağı bir Türk Evi yapmak için kullandı&#8230; Sancar’ın Nobel madalyasını Atatürk’e duyduğu minnet ve saygıyı göstermek için Anıtkabir’e bağışladığı tarih 19 Mayıs. Atatürk’ün gençliğe armağan ettiği bu anlamlı gün doğal olarak şu soruyu akla getiriyor: <strong>Aziz Sancar bu ülke gençliği için bir rol model olabilir mi?</strong></p>
<p>Orhan Bursalı, Sancar’ı yakından tanıyan, bilimsel çalışmalarını sürekli izleyen, Türkiye’deki okura tanıtan bir yazar. Nobel ödülü kazanmasının hemen ardından “ben” dedi, “Aziz Sancar’ın sadece bilimsel başarısını değil onu bu başarıya götüren tüm süreci yazacağım.”</p>
<p>Kitap “<strong>Aziz Sancar ve Nobel’in Öyküsü</strong>” adıyla raflarda yerini aldı. Bursalı kitabının önsözünde özellikle şu vurguyu yapıyor:</p>
<p><strong>İyi yönlendirici</strong></p>
<p>“Aziz Sancar Ülkemiz için güçlü bir “iyi yönde yönlendirici” olabilir. Etki gücü fazla. Özellikle çocukların, gençlerin eğitiminde büyük bir farkındalık yaratabilir ve ülkemize önemli yetenekler kazandırabilir. Üniversitelerin yönetimlerini, iyi ve kaliteli bilim ve eğitim yönünde etkileyebilir, bir rüzgâr estirebilir.”</p>
<p>Aslında tam da dediği gibi oluyor Bursalı’nın. Birçok üniversite hatta orta öğretim kurumu Sancar’ı öğrencilerine konuşmalar yapması için davet etti. Sancar yoğun gündemi arasına sıkıştırabildiği ölçüde, Türkiye’de bulunduğu süre zarfında kimilerine katıldı, öğrencilere akademisyenlere seslendi. Eminim ki daha katılacakları da olacak. Bunlar önemli.</p>
<p>Bir diğer önemli girişimi Türkiye’nin STEM (Science, Technology, Engineering and Maths) konusunda ciddi adımlar atması gerektiğini sürekli olarak vurgulaması. Bununla da kalmadı ve özellikle kız çocuklarının STEM eğitimi almaları için önemli bir hareketin de öncülüğünü yapmaya başladı. Bursalı kitabında Aziz Sancar’ın önemli bir saptamasına özellikle yer veriyor:</p>
<p><strong>Buluşlarıyla katkı yapan vatansever</strong></p>
<p>“Nobel aldıktan sonra, ortaokul öğrencileriyle yapılmış bir röportajı izledim. Öğrencilerin çoğu “Aziz Sancar deyince aklınıza ne geliyor?” sorusuna, aşağı yukarı “Nobel Ödüllü, şan şöhret” diye yanıt verdiler.</p>
<p>“Bu bir dereceye kadar çocuklar için olağan sayılır. Ama ben şan ve şöhretle tanınmak istemem. Bana aynı soruyu sorarsanız yanıtım şu olur: “Hayatı boyunca çok, ama çok çalışmış ve buluşlarıyla insanlığa katkı yapmış bir vatanseverdir.” Özellikle çocuklarımızın, şan ve şöhretin sadece olağanüstü çalışmanın bir yan etkisi olduğunu bilmelerini isterim.”</p>
<p><strong>Gençlere araştırma mesajı</strong></p>
<p>Ve genç insanlara, bilimsel araştırma yapanlara bir mesajı var:</p>
<p>“Yıllar önce benim departmanımda çalışan kız birkaç yıl önce dedi ki, ‘Çok çalışacağım, Nobel’i alacağım’. Ona dedim ki, ‘Biz araştırmayı Nobel için yapmıyoruz’. Ben sadece meraklıyım ve bir şeyleri keşfetmek istiyorum. Benim durumum da böyle oldu, keşfetmek istiyorum. Ben ülkemi çok seviyorum ve ülkem için bir şeyler yapmak istiyorum. Nobel almak için araştırma yapacağım demeyin, insanlık için, toplum için bir şeyler yapacağım deyin&#8230; Çok önemli bir araştırmacı olabilirsiniz, ama İsveç’teki seçici grup sizin yaptığınızla ilgilenmiyorsa, Nobel alamazsınız. Çok sıra dışı bilim insanı olabilirsiniz, ama Nobel alamayabilirsiniz&#8230;”</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-5200 alignleft" src="http://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/01/nbl-206x300.jpg" alt="" width="206" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/01/nbl-206x300.jpg 206w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2017/01/nbl.jpg 338w" sizes="auto, (max-width: 206px) 100vw, 206px" />Öğretmenlerini örnek aldı</strong></p>
<p>Her nitelikli bilim insanının ardında ve yanında genellikle örnek bir başka bilim insanı olduğu gerçeğini Sancar’ın öyküsünde görüyoruz.</p>
<p>Biyokimyacı olarak örnek aldığı mükemmel bir de hoca vardı: Mutahhar Yenson! Bilim insanı olarak ışıltılı bir isim olan Yenson Hoca o sıralarda yeni bir biyokimya kitabı yazmıştı. Yüzlerce araştırma makalesinde imzası ve 13 kitabı vardı. Ayrıca DNA İkili Sarmalı’nı kimya ikinci sınıfta görecek ve ona “hayran kalacak”tı, evet mutlaka biyokimyacı olmalıydı!</p>
<p>Aziz Sancar henüz üniversitede öğrenciyken, bugün bulunduğu noktaya varmasını sağlayacak “gelecek tasarımını” da şekillendiriyordu. Temel bilimler konusunda araştırmalar yapacaktı. 1963’te adım attığı İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde gördüğü temel bilim dersleri Sancar’ı heyecanlandırıyordu. Hocaları, önemli buluşları ve bu buluşları gerçekleştirenleri vurguluyor, bu büyük isimler karşısında hayranlıklarını dile getiriyor ve kaynaklarımızın yetersizliğini, bu nedenle ülkemizden Nobel Ödülü alacak, büyük çalışmalara imza atacak kişilerin çıkmadığını belirtiyorlardı.</p>
<p>Bir tıp öğrencisi olarak, biyokimya, henüz ikinci sınıfta olan Aziz Sancar’ı son derece etkilemekteydi. Kimya daha lisedeyken ilk göz ağrısıydı, kimyacı olmayı kafaya koymuştu. Savur’da ilköğretim ve Mardin’de lise eğitiminde hep sınıf birincisi olan Sancar, “Favori derslerim Matematik, Türkçe, Fransızca ve Kimyaydı. Lise ikinci sınıfta mükemmel bir kimya öğretmenim vardı; onun sayesinde kimyacı olmaya karar verdim” diyecekti.</p>
<p>Kimyacı olacaktı ama Mardin Lisesi’ndeki yakın arkadaşları Aziz’e, “Yahu neden tıp sınavına da girmeyelim, bakalım kazanacak mıyız?” deyince bu meydan okumayı kabul etti. Sınavda hem kimya hem de tıp fakültesini kazandı. Aziz kimya fakültesine kaydolacaktı, ama tıbbı kazanan beş yakın arkadaşı bu kez de, “Aziz, anca bir kanca bir, neden ayrılalım ki?” deyince tıp fakültesini seçti. Arkadaşlık önemliydi!</p>
<p>Aziz Sancar, tıp okurken yolunu arkadaşlarından ayıracak, hekim değil temel bilimci olacaktı. Tıp eğitiminde buna en yakın dal da benliğini sarmış olan biyokimyaydı.</p>
<p>Biyokimyacı olarak örnek aldığı mükemmel bir de hoca vardı: Mutahhar Yenson! Bilim insanı olarak ışıltılı bir isim olan Yenson Hoca o sıralarda yeni bir biyokimya kitabı yazmıştı. Yüzlerce araştırma makalesinde imzası ve 13 kitabı vardı. Ayrıca <strong>DNA İkili Sarmalı</strong>’nı kimya ikinci sınıfta görecek ve ona “hayran kalacak”tı, evet mutlaka biyokimyacı olmalıydı!</p>
<p>Her nitelikli bilim insanının ardında ve yanında genellikle örnek bir başka üstün bilim insanı olduğu gerçeğini burada da görüyoruz: Mutahhar Yenson’un hocası da, Hitler’den kaçarak Türkiye’ye gelen Felix Haurowitz’di! Sancar, işte bu kaliteli bilim insanları zincirinin birinci derecede önemli bir halkası olacaktı!</p>
<p>ABD’de de en çok önem verdiği hocası Rupert olacaktı.</p>
<p><strong>Aziz Sancar’ın ilk gençlik yıllarından anekdotlar</strong></p>
<p><strong>“Oğlum senin artık okulda ne işin var?”</strong></p>
<p>Aziz Sancar “Mustafa Kemal Atatürk’ten sonra eğitimimde en önemli üç kişi, annem Meryem, babam Abdulgani ve en büyük ağabeyim Kenan’dır” der hep. İşte o abi Kenan, aile içinden üniversiteye ve Kara Harp Okulu’na giden ilk kişidir. Türk Silahlı Kuvvetleri’nde tuğgeneral rütbesine yükselmiştir.</p>
<p>Azimli, kararlı, inançlı, tuttuğunu koparan kişiliğinde Kenan Sancar’ın rolünü Aziz Sancar şöyle anlatır:</p>
<p>“Bana beş yaşında okuma yazma öğretti, okula başladığımda sınıf arkadaşlarımın epeyce ilerisinde olmamı sağladı. Bana eğitim ve sıkı çalışmayla ilerlemeyi ve hep mükemmeli aramayı öğretti.”</p>
<p>Demek ki rol model gençler açısından son derece önemli.</p>
<p>Bakın Kenan Sancar, kardeşinin çalışma azmini nasıl anlatıyor&#8230; Bursalı’nın kitabından bir alıntı daha yapalım:</p>
<p>“Ben her sene Savur’a gidince önce kaymakamı, hâkimi ziyaret ederdim, ondan sonra ailenin diğer fertlerine uğrardım. Kaymakam bey ziyaretimde sırasında dedi ki: “Komutan, sizin çok güzel bahçeniz var, ama kimse bizi oraya götürmedi.” “Buyurun Kaymakam Bey, yanınıza savcı beyi ve jandarma komutanını da alın, yarın hep beraber bahçeye gidelim.”</p>
<p>Aldım götürdüm. Aziz tabii yine erkenden bahçeye gitmiş, cevizin altına oturmuş, açmış kitabını ders çalışıyor. Aziz lise 2’den lise 3’e geçmiş. Fen kolunda, lise 3’ün cebir kitabının alıştırmalarını çözüyor, hiçbir alıştırmayı boş geçmiyor. Biz gelince kaldırdı kafasını şöyle, lütfen bir hoş̧ geldiniz dedi misafirlere o sakin tavrıyla, sonra yine çalışmaya başladı.</p>
<p>Kaymakam yanaştı yanına merakla: “Yahu Aziz, ne yapıyorsun öyle?” Aziz, “Matematik çalışıyorum,” dedi, çalışmaya devam ederek. Aziz bir sene sonraki matematik kitabının sorularını bütün alıştırmalarıyla çözüyor. Alıştırmaların sonuna gelmiş, en seri daktilo yazan bir zabıt kâtibi hangi süratle yazıyorsa, Aziz de soruların yanıtını tam o hızla ve bir tek silinti ve çizinti olmadan işaretliyordu.</p>
<p>Kaymakam şaşırdı, merak etti: “Aziz müsaade eder misin, bana bir dakika defterini verir misin&#8230;”</p>
<p>“Ne yapacaksın?” “Bir bakmak istiyorum.”Aldı defteri, baktı ki Aziz defterin sonuna gelmiş, bütün sayfaların hepsi tertemiz ve soruların, alıştırmaların hepsi tamam gibi. Sonra kaymakam,</p>
<p>“Ben hayatımda böyle bir şey görmedim, o zaman niye gidiyorsun kardeşim okula, sen bütün bunları yapmışsın burada” dedi.</p>
<p>Aziz, nereye gidiyorsa en azından üç-dört koli kitapla giderdi. Kitapları, defterleri hep yanındaydı, onlarla gider, onlarla dönerdi.”</p>
<p><strong>Yoğun çalışma temposu:</strong></p>
<p><strong>Yıl 1996&#8230;</strong></p>
<p>150 kadar makale ve 22 kitap bölümü yazarı. Çalışmalarına başkaları tarafından 7 bin kez gönderme yapılmış̧.</p>
<p><strong>Yıl 2016&#8230;</strong></p>
<p>150 bilimsel makale bu süre içinde 420’yi aşmış&#8230; Makalelerine yapılan referans-atıf sayısı 33 bine yaklaşmış&#8230; Bir başarı göstergesi olan h-sayısı indeksi 99 olmuş&#8230; Doludizgin bir çalışma temposu.</p>
<p>Evet Aziz Sancar olmak kolay değil. Ama Mardin’in Savur’undan başlayan ve Nobel ödülü ile taçlanan yolculuğa baktığımızda imkansız da değil.</p>
<p><strong>“Aziz, sen deneylerde yetenekli değilsin, ülkene dönüp doktorluk yapsan?” </strong></p>
<p>ABD’deki Laboratuvarda ilk zamanlar sonuç almakta zorlanıyor ve “Acaba yeteneğim mi yok?” diye kendini yokluyor, bazen de çok acımasızca sözlerle karşılaşıyordu. Tıpkı yukarıdaki başlıktaki gibi! Ama o, zorluklara pabuç bırakmayacak kadar inatçıydı.</p>
<p>Sancar çok fazla çalışıyordu. Dersleri harika gidiyordu ama yolunda gitmeyen işler de vardı. Mesela deneyler. Laboratuvar çalışmalarından istediği sonuçları alamıyordu bir türlü. İlk deneyleri “basit”ti tabii ki. Ama sonuçlar iyi gelmiyordu. Kendine soru sormaya, kendini sorgulamaya başlıyordu: “Acaba bu konuda yeteneğim yok mu?” Özgüveni sarsılıyordu.</p>
<p>Hele aynı yerde çalıştığı bir meslektaşının şu sözleri Aziz’i yıkacak kadar derinden vuracaktı: “Aziz, sen deneysel araştırmalarda fazla yetenekli değilsin. Bildiğim kadarı ile iyi bir doktormuşsun. Niçin ülkene dönüp doktorluk yapmıyorsun?”</p>
<p>Aziz Sancar tabii ki bu sözlerden etkilendi. Çünkü zaten bir hayal kırıklığı yaşıyordu, bu da her şeyin üstüne bir darbe olmuştu.</p>
<p>Ama kısa sürede topladı kendini. Çünkü içindeki cevherin ayırdında idi, Kendine Nobel götürecek yollarda yürümeye başladı.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/aziz-sancar-ulke-gencligi-icin-bir-rol-model-olabilir-mi">Aziz Sancar bu ülke gençliği için bir rol model olabilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5197</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Eğitimin geleceği STEM’de</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/egitimin-gelecegi-stemde</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jun 2016 14:31:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[kayseri]]></category>
		<category><![CDATA[STEM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=2823</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yıl İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Fischertecnik Türkiye Distribütörü Eduplay öncülüğünde ikincisi düzenlenen “Özgün STEM Materyalleri” yarışması bu yıl 42 projenin katılımı ile gerçekleşti. Eğitici oyuncak materyalleri ile hazırlanan projeler arasında güneşe göre yön çeviren evden, sensör ile açılan tek taraflı köprülere, kahve yapma makinasından, engelsiz sandalyeye kadar birçok icat yer aldı.  İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Fischertecnik Türkiye Distribütörü Eduplay öncülüğünde ikincisi düzenlenen “Özgün Stem Materyalleri” yarışmasında ortaokul ve lise öğrencileriyle okul öncesi öğretmenler kategorilerinde toplam 42 proje yer aldı. Projelerden ortaokul ve lise projelerinin birincileri danışman öğretmenleri ile birlikte Avrupa Bilim Müzeleri gezisine, okul öncesi öğretmenleri de okul müdürleri ile birlikte Avrupa gezisi kazandı. Kazananlar; Beyazşehir İMKB Ortaokulu’ndan Bengisu Şenbaş Günebakan Ev projesi ile ortaokul kategorisinde birini oldu. Behice Yazgan Kız Anadolu Lisesi 9. Sınıf öğrencisi Şerife Zobu “Hidro Transport” projesi ile lise kategorisinde birinci oldu. Şehit İsmail Uygun Anaokulundan Öğretmen Yasemin Gürüryılmaz “Çevre Dostu Akıllı Ev” projesi ve Fatma Muhittin Tatar Anaokulu Öğretmeni Nesrin Arslan okul öncesi kategorisinde birinci oldu. Bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik kelimelerinin İngilizce baş harflerinden oluşan STEM Projesi pilot bölge seçilen Kayseri’de bu disiplinlerde çalışma yapan yetenekli öğrencileri tespit ederek, araştırma ve geliştirme sonuçlarına dayalı, çözüme yönelik icat yapabilen, inovasyona açık, tutarlı düşünen bireyler yetişmesine zemin hazırlıyor.  ABD, İngiltere, Kore, Rusya, Almanya ve Japonya gibi gelişmiş ülkelerde eğitim modeli olarak yaygın şekilde kullanılan STEM modeli Türkiye’nin geleceğini belirleyecek.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/egitimin-gelecegi-stemde">Eğitimin geleceği STEM’de</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yıl İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Fischertecnik Türkiye Distribütörü Eduplay öncülüğünde ikincisi düzenlenen “Özgün STEM Materyalleri” yarışması bu yıl 42 projenin katılımı ile gerçekleşti.</p>
<p><strong>Eğitici oyuncak materyalleri ile hazırlanan projeler arasında güneşe göre yön çeviren evden, sensör ile açılan tek taraflı köprülere, kahve yapma makinasından, engelsiz sandalyeye kadar birçok icat yer aldı.</strong><strong> </strong></p>
<p>İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Fischertecnik Türkiye Distribütörü Eduplay öncülüğünde ikincisi düzenlenen “Özgün Stem Materyalleri” yarışmasında ortaokul ve lise öğrencileriyle okul öncesi öğretmenler kategorilerinde toplam 42 proje yer aldı. Projelerden ortaokul ve lise projelerinin birincileri danışman öğretmenleri ile birlikte Avrupa Bilim Müzeleri gezisine, okul öncesi öğretmenleri de okul müdürleri ile birlikte Avrupa gezisi kazandı.</p>
<p>Kazananlar;</p>
<p>Beyazşehir İMKB Ortaokulu’ndan Bengisu Şenbaş Günebakan Ev projesi ile ortaokul kategorisinde birini oldu.</p>
<p>Behice Yazgan Kız Anadolu Lisesi 9. Sınıf öğrencisi Şerife Zobu “Hidro Transport” projesi ile lise kategorisinde birinci oldu.</p>
<p>Şehit İsmail Uygun Anaokulundan Öğretmen Yasemin Gürüryılmaz “Çevre Dostu Akıllı Ev” projesi ve Fatma Muhittin Tatar Anaokulu Öğretmeni Nesrin Arslan okul öncesi kategorisinde birinci oldu.</p>
<p>Bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik kelimelerinin İngilizce baş harflerinden oluşan STEM Projesi pilot bölge seçilen Kayseri’de bu disiplinlerde çalışma yapan yetenekli öğrencileri tespit ederek, araştırma ve geliştirme sonuçlarına dayalı, çözüme yönelik icat yapabilen, inovasyona açık, tutarlı düşünen bireyler yetişmesine zemin hazırlıyor.  ABD, İngiltere, Kore, Rusya, Almanya ve Japonya gibi gelişmiş ülkelerde eğitim modeli olarak yaygın şekilde kullanılan STEM modeli Türkiye’nin geleceğini belirleyecek.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/egitimin-gelecegi-stemde">Eğitimin geleceği STEM’de</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2823</post-id>	</item>
		<item>
		<title>7 ilden 700 kız öğrenciye STEM eğitimi</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/7-ilden-700-kiz-ogrenciye-stem-egitimi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özlem Yüzak]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Mar 2016 04:43:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[aziz sancar]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[kız öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[STEM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=1646</guid>

					<description><![CDATA[<p>2015  Nobel Kimya Ödülü’nü kazanan bilim insanımız  Prof. Dr.Aziz Sancar, Harriet Fullbright Institute işbirliği ile Türkiye’nin 7 ilinden 700 ilköğretim öğrencisi kızların kısaca STEM adı verilen Bilim, Teknoloji, Mühendislik, Matematik alanlarında eğitim alacağı bir proje başlattı. ‘Prof. Aziz Sancar Kız Çocukları için STEM Kampları’ (GIS -Girls in STEM-) adı verilen proje ile ortaokul 6’ıncı sınıf düzeyinde İstanbul, Zonguldak, Uşak, Ankara, Mersin, Ardahan ve Şanlıurfa olmak üzere 7 ilden toplam 700 kız öğrenci STEM (Bilim, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik) kamplarında eğitim alacak. Her şehirden kayıt olan ilk 100 kız öğrenci, programa katılım hakkı kazanacak. Katılım ücretsiz. Kura ile seçilecek 14 öğrenci ise Güney Kore’deki Bilim ve Teknoloji Yaz Okulu veya ABD’de Silikon Vadisi’ndeki yaz okulu programlarına katılacak. İlk STEM kampı ise 8 Nisan’da Zonguldak’ta başlıyor. Projeye Prof. Dr. Aziz Sancar’ın önerisi ile Suriyeli göçmen kız öğrenciler de dahil edilecek. Proje kapsamında seçilen iki Suriyeli öğrenci de yine Güney Kore ve ABD’deki yaz okullarına katılma hakkı kazanacak. Aziz Sancar Girls in STEM projesi kapsamında kız çocuklarının STEM Eğitimine Özendirilmesi ve Sürdürülebilir Büyümeye Katkısı konulu uluslararası konferans ve projenin ödül töreni, 24 Mayıs 2016 tarihinde İstanbul’da gerçekleşecek ve Prof. Aziz Sancar projeye katılan kız öğrencilerle bir araya gelecek. Proje ile ilgili detaylı bilgi ‘www.gisproject.org’ adresinde bulunuyor.  Neden Aziz Sancar? Prof. Sancar her fırsatta kızları okula göndermenin önemini vurgulayan bir bilim insanı. Sancar Nobel ödülünü kazandıktan sonra kendisi ile yapılan bir röportajda “Bütün çocuklarımıza bilim alanında eğitim ve öğretim sunulması gerekiyor. Eğer kızlarımızı okula göndermezsek işgücümüzün yarısını kaybetmiş oluruz”demişti.Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporu’nda 142 ülke arasında 125’inci sırada yer alan Türkiye’de; erkek nüfus; eğitim ve işgücüne katılımda kadınların önünde. Türkiye’de 25 yaş ve üzeri nüfusun: – 9.4% okuma-yazma bilmeyen kadın – 1.9% okuma-yazma bilmeyen erkek – 14.4% lise mezunu kadın – 22.2% lise mezunu erkek – 10.7% yüksekokul mezunu kadın – 15.1% yüksekokul mezunu erkek – Kadınların işgücüne katılma oranı 30.8% – Erkeklerin işgücüne katılma oranı 71.5% – Üniversite okuyan erkek öğrenci sayısı, üniversite okuyan    kız öğrenci sayısından %11 fazla. – Kadınların işgücüne katılım oranı; · Okur – yazar olmayan kadınlarda %17.4 · Ortaokul mezunu kadınlarda %26.3 · Lise mezunu kadınlarda %32.1 · Mesleki ve Teknik Lise mezunu kadınlarda %39.3 · Yükseköğretim mezunu kadınlarda %72.2 Neden kız çocuklar için STEM önemli? -Türkiye’de 15 yaş grubu kız öğrenciler, fen ve matematiksel yetenekler alanlarında uluslararası ölçekte yapılan değerlendirmelerde, oldukça gerideler(TIMSS ve PISA). -Yapılan araştırmalara göre; ilköğretim ve liseye giden kız öğrenci sayısı yüzde 1 arttığında ülkemizde kişi başına düşen milli gelir yüzde 0.3 puan yükselmektedir. -STEM eğitimi; çevreye ve sürdürülebilir kalkınmaya hizmet eden bilim ve teknolojileri geliştirmenin temelini oluşturmaktadır. – Öğrencilerin STEM eğitimine olan ilgilerini artırmak onların bu konularda özgüven kazanmalarını ve iş olanaklarını çoğaltmalarını sağlayacaktır. – STEM eğitimi ve kız çocuklarının eğitimine yönelik toplumsal algıları olumlu yönde desteklemek, hem çocuklar hem de ülkeler için olumlu değişimlere yol açacaktır. &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/7-ilden-700-kiz-ogrenciye-stem-egitimi">7 ilden 700 kız öğrenciye STEM eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2015  <a href="http://onedio.com/etiket/nobel/5064696d0228f60917601c35">Nobel</a> Kimya Ödülü’nü kazanan bilim insanımız  Prof. Dr.Aziz Sancar, Harriet Fullbright Institute işbirliği ile Türkiye’nin 7 ilinden 700 ilköğretim öğrencisi kızların kısaca STEM adı verilen Bilim, Teknoloji, Mühendislik, Matematik alanlarında eğitim alacağı bir proje başlattı.</p>
<p><strong>‘Prof. Aziz Sancar Kız Çocukları için STEM Kampları’</strong> (GIS -Girls in STEM-) adı verilen proje ile ortaokul 6’ıncı sınıf düzeyinde İstanbul, Zonguldak, Uşak, Ankara, Mersin, Ardahan ve Şanlıurfa olmak üzere 7 ilden toplam 700 kız öğrenci STEM (Bilim, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik) kamplarında eğitim alacak. Her şehirden kayıt olan ilk 100 kız öğrenci, programa katılım hakkı kazanacak. Katılım ücretsiz.</p>
<p>Kura ile seçilecek 14 öğrenci ise Güney Kore’deki Bilim ve Teknoloji Yaz Okulu veya ABD’de Silikon Vadisi’ndeki yaz okulu programlarına katılacak. İlk STEM kampı ise 8 Nisan’da Zonguldak’ta başlıyor.<br />
Projeye Prof. Dr. Aziz Sancar’ın önerisi ile Suriyeli göçmen kız öğrenciler de dahil edilecek. Proje kapsamında seçilen iki Suriyeli öğrenci de yine Güney Kore ve ABD’deki yaz okullarına katılma hakkı kazanacak.</p>
<p>Aziz Sancar Girls in STEM projesi kapsamında kız çocuklarının STEM Eğitimine Özendirilmesi ve Sürdürülebilir Büyümeye Katkısı konulu uluslararası konferans ve projenin ödül töreni, 24 Mayıs 2016 tarihinde İstanbul’da gerçekleşecek ve Prof. Aziz Sancar projeye katılan kız öğrencilerle bir araya gelecek.</p>
<p>Proje ile ilgili detaylı bilgi ‘www.gisproject.org’ adresinde bulunuyor.</p>
<p><strong> </strong><strong>Neden Aziz Sancar? </strong></p>
<p>Prof. Sancar her fırsatta kızları okula göndermenin önemini vurgulayan bir bilim insanı. Sancar Nobel ödülünü kazandıktan sonra kendisi ile yapılan bir röportajda “Bütün çocuklarımıza bilim alanında eğitim ve öğretim sunulması gerekiyor. Eğer kızlarımızı okula göndermezsek işgücümüzün yarısını kaybetmiş oluruz”demişti.Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporu’nda 142 ülke arasında 125’inci sırada yer alan Türkiye’de; erkek nüfus; eğitim ve işgücüne katılımda kadınların önünde.</p>
<p>Türkiye’de 25 yaş ve üzeri nüfusun:</p>
<p>– 9.4% okuma-yazma bilmeyen kadın<br />
– 1.9% okuma-yazma bilmeyen erkek<br />
– 14.4% lise mezunu kadın<br />
– 22.2% lise mezunu erkek<br />
– 10.7% yüksekokul mezunu kadın<br />
– 15.1% yüksekokul mezunu erkek<br />
– Kadınların işgücüne katılma oranı 30.8%<br />
– Erkeklerin işgücüne katılma oranı 71.5%</p>
<p>– Üniversite okuyan erkek öğrenci sayısı, üniversite okuyan    kız öğrenci sayısından %11 fazla.</p>
<p>– Kadınların işgücüne katılım oranı;<br />
· Okur – yazar olmayan kadınlarda %17.4<br />
· Ortaokul mezunu kadınlarda %26.3<br />
· Lise mezunu kadınlarda %32.1<br />
· Mesleki ve Teknik Lise mezunu kadınlarda %39.3<br />
· Yükseköğretim mezunu kadınlarda %72.2</p>
<p><strong>Neden kız çocuklar için STEM önemli?</strong></p>
<p>-Türkiye’de 15 yaş grubu kız öğrenciler, fen ve matematiksel yetenekler alanlarında uluslararası ölçekte yapılan değerlendirmelerde, oldukça gerideler(TIMSS ve PISA).</p>
<p>-Yapılan araştırmalara göre; ilköğretim ve liseye giden kız öğrenci sayısı yüzde 1 arttığında ülkemizde kişi başına düşen milli gelir yüzde 0.3 puan yükselmektedir.</p>
<p>-STEM eğitimi; çevreye ve sürdürülebilir kalkınmaya hizmet eden bilim ve teknolojileri geliştirmenin temelini oluşturmaktadır.</p>
<p>– Öğrencilerin STEM eğitimine olan ilgilerini artırmak onların bu konularda özgüven kazanmalarını ve iş olanaklarını çoğaltmalarını sağlayacaktır.</p>
<p>– STEM eğitimi ve kız çocuklarının eğitimine yönelik toplumsal algıları olumlu yönde desteklemek, hem çocuklar hem de ülkeler için olumlu değişimlere yol açacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/toplum/7-ilden-700-kiz-ogrenciye-stem-egitimi">7 ilden 700 kız öğrenciye STEM eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1646</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
