<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Koronavirus arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/k/koronavirus/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/k/koronavirus</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Wed, 18 Sep 2024 09:08:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Koronavirüs kalbe nasıl saldırıyor?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/koronavirus-kalbe-nasil-saldiriyor-2</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Sep 2024 09:07:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Koronavirus]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=31666</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzun bir süredir Covid-19 enfeksiyonunda kalpte bozuklukların ve kalp kası iltihaplanmasının ortaya çıktığı biliniyordu. Bu bazen enfeksiyon sırasında olabildiği gibi kimi zaman da hastalıktan sonra ortaya çıkabiliyor. Bu tür hasarların sebebi özellikle de kandaki troponin gibi göstergelerdeki artıştır. Troponin hasarlı ve zarar görmüş kalp hücreleri tarafından açığa çıkarılıyor. Bununla birlikte bu kardiyolojik komplikasyonların bedenin bağışıklık reaksiyonuyla mı yoksa kalp hücrelerinin doğrudan doğruya koronavirüsten zarar görmesiyle mi ortaya çıktığı kesin olarak bilinmiyordu. Frankfurt Goethe Üniversitesi’nden Denisa Bojkova’nın araştırması şimdi bu konuda bir açıklama getirdi. Araştırmacı ekibiyle birlikte laboratuvarda ürettiği kalp kası hücreleri ve kalp organoidlerine, koronavirüs bulaştırarak, virüsün hücrelere nasıl saldırdığını incelemiş, ayrıca kalp ameliyatlarında alınan kalpteki canlı doku parçalarının reaksiyonunu da analiz etmiş. Bu şekilde koronavirüsün kalp kası hücrelerine girerek, buralarda çoğalabildiği ortaya çıkmış. Bu hücreler enfeksiyondan hemen sonra viral “spike protenini” üretmeye başlamışlar. Kısa bir süre sonraysa bulaşık hücrelerin etrafındaki besleyici maddede daha fazla virüs tespit edilmiş. Bu da virüsün bu hücrelerde replikasyon döngüleri yaşadığının kanıtı diyor araştırmacılar. Enfeksiyondan 96 saat sonra gitgide daha fazla kalp hücresi ölmeye başlamış. Koronavirüsün kalp kası hücrelerine saldırısı başka hareketlerden de anlaşılıyor. Çünkü hücre kültürlerinde bile bu hücreler tıpkı kalpte olduğu gibi birleşiyorlar. Uzmanlara göre sonuçlar, Covid-19’un kalbimize doğrudan doğruya saldırarak zarar verdiğini gösteriyor. Ancak anlaşıldığı üzere kalp kası hücreleri diğer hücre tiplerine kıyasla biraz daha az duyarlılar. Buna göre enfeksiyona bağlı hücre ölümü daha düşük ve kalp hücrelerinin ölmesi biraz daha uzun sürüyor. İlginç olan diğer bir nokta da koronavirüsün, mesela akciğer hücrelerine girerken kullandığından farklı bir mekanizmadan yararlanması. Nitekim kalp kası hücrelerinde, normalde ACE2 reseptörü dışında “kapıyı açmaya yardımcı olan”, TMPRSS2 membran proteini eksiktir. Koronavirüs kalpte bunun yerine kofaktör olarak katepsin (cathepsin) membran proteininden yararlanıyor. Bu bilgi tedaviler için yeni bir şans, çünkü halihazırda katepsini engelleyen etki maddeleri bulunuyor. Araştırmacılar testlerde bu katepsin inhibitörlerin etkili olduğunu da görmüşler. Bu yüzden kalp hastası olan ve Covid-19’a yakalanan hastalara yardımcı olabileceklerini sanıyorlar. Ancak bunun için laboratuvarda elde edilen sonuçların hastalar üzerinde de geçerli olup olmadığının ayrıntılı bir şekilde incelenmesi gerekiyor. Kaynak: https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC7543363/</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/koronavirus-kalbe-nasil-saldiriyor-2">Koronavirüs kalbe nasıl saldırıyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun bir süredir Covid-19 enfeksiyonunda kalpte bozuklukların ve kalp kası iltihaplanmasının ortaya çıktığı biliniyordu. Bu bazen enfeksiyon sırasında olabildiği gibi kimi zaman da hastalıktan sonra ortaya çıkabiliyor.</p>
<p>Bu tür hasarların sebebi özellikle de kandaki troponin gibi göstergelerdeki artıştır. Troponin hasarlı ve zarar görmüş kalp hücreleri tarafından açığa çıkarılıyor. Bununla birlikte bu kardiyolojik komplikasyonların bedenin bağışıklık reaksiyonuyla mı yoksa kalp hücrelerinin doğrudan doğruya koronavirüsten zarar görmesiyle mi ortaya çıktığı kesin olarak bilinmiyordu.</p>
<p>Frankfurt Goethe Üniversitesi’nden Denisa Bojkova’nın araştırması şimdi bu konuda bir açıklama getirdi. Araştırmacı ekibiyle birlikte laboratuvarda ürettiği kalp kası hücreleri ve kalp organoidlerine, koronavirüs bulaştırarak, virüsün hücrelere nasıl saldırdığını incelemiş, ayrıca kalp ameliyatlarında alınan kalpteki canlı doku parçalarının reaksiyonunu da analiz etmiş. Bu şekilde koronavirüsün kalp kası hücrelerine girerek, buralarda çoğalabildiği ortaya çıkmış. Bu hücreler enfeksiyondan hemen sonra viral “spike protenini” üretmeye başlamışlar. Kısa bir süre sonraysa bulaşık hücrelerin etrafındaki besleyici maddede daha fazla virüs tespit edilmiş. Bu da virüsün bu hücrelerde replikasyon döngüleri yaşadığının kanıtı diyor araştırmacılar.</p>
<p>Enfeksiyondan 96 saat sonra gitgide daha fazla kalp hücresi ölmeye başlamış. Koronavirüsün kalp kası hücrelerine saldırısı başka hareketlerden de anlaşılıyor. Çünkü hücre kültürlerinde bile bu hücreler tıpkı kalpte olduğu gibi birleşiyorlar. Uzmanlara göre sonuçlar, Covid-19’un kalbimize doğrudan doğruya saldırarak zarar verdiğini gösteriyor. Ancak anlaşıldığı üzere kalp kası hücreleri diğer hücre tiplerine kıyasla biraz daha az duyarlılar. Buna göre enfeksiyona bağlı hücre ölümü daha düşük ve kalp hücrelerinin ölmesi biraz daha uzun sürüyor.</p>
<p>İlginç olan diğer bir nokta da koronavirüsün, mesela akciğer hücrelerine girerken kullandığından farklı bir mekanizmadan yararlanması. Nitekim kalp kası hücrelerinde, normalde ACE2 reseptörü dışında “kapıyı açmaya yardımcı olan”, TMPRSS2 membran proteini eksiktir. Koronavirüs kalpte bunun yerine kofaktör olarak katepsin (cathepsin) membran proteininden yararlanıyor. Bu bilgi tedaviler için yeni bir şans, çünkü halihazırda katepsini engelleyen etki maddeleri bulunuyor.</p>
<p>Araştırmacılar testlerde bu katepsin inhibitörlerin etkili olduğunu da görmüşler. Bu yüzden kalp hastası olan ve Covid-19’a yakalanan hastalara yardımcı olabileceklerini sanıyorlar. Ancak bunun için laboratuvarda elde edilen sonuçların hastalar üzerinde de geçerli olup olmadığının ayrıntılı bir şekilde incelenmesi gerekiyor.</p>
<p><strong>Kaynak: <a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC7543363/">https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC7543363/</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/koronavirus-kalbe-nasil-saldiriyor-2">Koronavirüs kalbe nasıl saldırıyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">31666</post-id>	</item>
		<item>
		<title>COVID’in en bulaşıcı altvaryantı hızla yayılıyor: XBB.1.5</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/koronavirus/covidin-en-bulasici-altvaryanti-hizla-yayiliyor-xbb-1-5</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Jan 2023 08:00:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Koronavirus]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=28756</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre XBB.1.5 omikron altvaryantı şu anda ABD’de egemen durumda ve COVID-19’un bugüne dek bilinen en bulaşıcı cinsi. DSÖ teknik konularda lider epidemiyolog 5 Ocak tarihinde Cenevre’de yapılan basın toplantısında Maria Van Kerkhove, küresel sağlık otoritelerinin altvaryantın ABD’nin kuzeydoğusunda çok büyük bir hızla yayılmasını endişe ile izlediklerini söylüyor. ABD’de XBB.1.5’in enfekte ettiği insan sayısı her iki haftada bir ikiye katlanıyor. Böylece şu anda ülkedeki en yaygın virüs türü XBB.1.5. Van Kerkhove bu altvaryantın şu ana kadar 29 ülkede görüldüğüne dikkat çekiyor. Ne var ki dünyada genomik dizileme işlemlerinin giderek azalması COVID varyantlarının izinin sürülmesini güçleştiriyor. DSÖ XBB.1.5’in şiddeti konusunda henüz herhangi bir veriye sahip değil, ancak şimdiye dek bu altvaryantın omikronun eski türlerine oranla insanlarda daha ağır bir hastalığa yol açtığına ilişkin bir kanıt yok. “Bu virüs dünyanın dört bir yanına dağıldıkça değişme şansı artıyor” diye konuşan Van Kerkhove, “Bundan böyle yeni dalgaların geldiğini göreceğiz, ancak bu daha fazla sayıda ölümlerin olacağı anlamına gelmez. Zira hastalıkla mücadelede çok büyük deneyimlere sahibiz” diyor.XBB.1.5’in en önemli farkı hücrelere daha sıkı bağlanmasını sağlayan mutasyon. Bu da gelişmesi için büyük avantaj sağlıyor. ABD Beyaz Saray COVID-19 Koordinatörü Ashish Jha, bu yeni varyanttan korunmanın yollarını şöyle anlatıyor: “Bir kere risk grubunda olanlar mutlaka hatırlatma dozlarını olmalı, kalabalık toplantılardan olabildiğince uzak durmalı, yaşlı ve bağışıklığı düşük kişilerin yanında en iyi kalite maskeler kullanmalı, kuşku duyduklarında test yaptırmalı, Molnupiravir gibi antiviral hapları almalı.” 2023’te yeni COVID-19 aşısı çıkmayacak. Neden mi? Aşılar sayesinde can kayıplarında büyük bir artış yaşanmadan pek çok ülke koruyucu tedbirlere son verdi. Oysa Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) verilerine göre Aralık 2022’nin ortalarına kadar dünya nüfusunun üçte birinin tek bir doz bile COVID-19 aşısı olmadığı biliniyor. Ayrıca aşının sağladığı bağışıklık gün geçtikçe azalırken, SARS-CoV-2 koronavirüsü bağışıklıktan kaçmak için sürekli evrim geçiriyor. Örneğin şu anda çok büyük bir hızla yayılmakta olan XBB.1.5 altvaryantı bağışıklığa yakalanmama konusunda son derece usta. Bu nedenle önümüzdeki yıllar için yeni ve daha geliştirilmiş aşılara ihtiyacımız var. Örneğin 2023’te yeni aşılar çıkacak mı? Ne yazık ki bu sorunun yanıtı büyük bir olasılıkla çıkmayacak olacak. Piyasalarda geçen yılki aşıların olması bekleniyor. Birleşik Krallık’taki bilim ve analiz şirketi Airfinity’ye göre dünyada satılan COVID-19 aşısı 2021’de 5.7 milyar doza ulaşmışken, 2022’de 3 milyar doza inmiş. Ve 2023 yılı için 1.6 milyar doz satış bekleniyor. Bu rakamlar Çin gibi kendi aşılarını üreten ülkeleri kapsamıyor. Kasım 2022’nin sonlarında Çin yaşlıları aşılama kampanyasına hız verdi. Çin’in Ulusal Sağlık Komisyonu’na göre 80 yaşının üzerindekilerin %40’ına Kasım sonunda üç doz aşı yapıldı. Oysa bu oran Nisan ayında %20 idi. Çin dışında Pfizer/BioNTech ve Moderna’nın mRNA aşıları satışlarda başı çekecek gibi duruyor. Bunların son ürettikleri aşı orijinal virüsün ve omikronun iki altvaryantına karşı da koruma sağlıyor. Çin, can kayıplarını gizliyor DSÖ, Çin hükümetini COVID vaka sayılarını ve can kayıplarını eksik bildirmemeleri yönünde uyardı. Geçen ay COVID ile ilgili kısıtlamaları gevşetmesinden bu yana vaka sayılarında ani bir patlama yaşandı. Fakat Çin geçen Aralık ayından bu yana yalnızca 22 can kayıbı olduğunu bildirmişti. DSÖ Acil Durum Direktörü Dr. Michael Ryan, Çin’in COVID nedeniyle meydana gelen can kaybı tanımını çok dar kullandığını ileri sürüyor. Çin, geçen ay COVID ölümü kriterlerinde büyük değişikliğe gitti.. Bu tanıma göre yalnızca solunum hastalıklarına bağlı can kayıpları COVİD ölümleri olarak kaydedildi. Ancak bu tanım DSÖ talimatlarına ters düşüyor. DSÖ, ülkelerden pandemi öncesi dönemlerdeki can kayıplarının üzerindeki ölüm rakamlarını bildirmelerini istiyor. Çin’de bağımsız gözlemciler hastane ve krematoryumlarda aşırı doluluk yaşandığına da dikkat çekiyor. Bu arada uzmanlar, birkaç hafta sonra başlayacak olan Ay Yeni Yılı nedeniyle aile buluşmalarının ve ziyaretlerinin artmasıyla vaka ve can kaybı sayılarında büyük patlama yaşanabileceği uyarısında bulunuyor. Reyhan Oksay Kaynaklar https://www.cnbc.com/2023/01/04/xbbpoint1point5-omicron-subvariant-is-the-most-transmissible-version-of-covid-yet-who-says.html https://www.newscientist.com/article/mg25634192-400-why-we-probably-wont-get-new-covid-19-vaccines-in-2023 https://www.bbc.com/news/world-asia-china-64167052</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/koronavirus/covidin-en-bulasici-altvaryanti-hizla-yayiliyor-xbb-1-5">COVID’in en bulaşıcı altvaryantı hızla yayılıyor: XBB.1.5</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre XBB.1.5 omikron altvaryantı şu anda ABD’de egemen durumda ve COVID-19’un bugüne dek bilinen en bulaşıcı cinsi. DSÖ teknik konularda lider epidemiyolog 5 Ocak tarihinde Cenevre’de yapılan basın toplantısında Maria Van Kerkhove, küresel sağlık otoritelerinin altvaryantın ABD’nin kuzeydoğusunda çok büyük bir hızla yayılmasını endişe ile izlediklerini söylüyor. ABD’de XBB.1.5’in enfekte ettiği insan sayısı her iki haftada bir ikiye katlanıyor. Böylece şu anda ülkedeki en yaygın virüs türü XBB.1.5.</p>
<p>Van Kerkhove bu altvaryantın şu ana kadar 29 ülkede görüldüğüne dikkat çekiyor. Ne var ki dünyada genomik dizileme işlemlerinin giderek azalması COVID varyantlarının izinin sürülmesini güçleştiriyor. DSÖ XBB.1.5’in şiddeti konusunda henüz herhangi bir veriye sahip değil, ancak şimdiye dek bu altvaryantın omikronun eski türlerine oranla insanlarda daha ağır bir hastalığa yol açtığına ilişkin bir kanıt yok. “Bu virüs dünyanın dört bir yanına dağıldıkça değişme şansı artıyor” diye konuşan Van Kerkhove, “Bundan böyle yeni dalgaların geldiğini göreceğiz, ancak bu daha fazla sayıda ölümlerin olacağı anlamına gelmez. Zira hastalıkla mücadelede çok büyük deneyimlere sahibiz” diyor.XBB.1.5’in en önemli farkı hücrelere daha sıkı bağlanmasını sağlayan mutasyon. Bu da gelişmesi için büyük avantaj sağlıyor.</p>
<p>ABD Beyaz Saray COVID-19 Koordinatörü Ashish Jha, bu yeni varyanttan korunmanın yollarını şöyle anlatıyor: “Bir kere risk grubunda olanlar mutlaka hatırlatma dozlarını olmalı, kalabalık toplantılardan olabildiğince uzak durmalı, yaşlı ve bağışıklığı düşük kişilerin yanında en iyi kalite maskeler kullanmalı, kuşku duyduklarında test yaptırmalı, Molnupiravir gibi antiviral hapları almalı.”</p>
<p><strong>2023’te yeni COVID-19 aşısı çıkmayacak. Neden mi? </strong></p>
<p>Aşılar sayesinde can kayıplarında büyük bir artış yaşanmadan pek çok ülke koruyucu tedbirlere son verdi. Oysa Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) verilerine göre Aralık 2022’nin ortalarına kadar dünya nüfusunun üçte birinin tek bir doz bile COVID-19 aşısı olmadığı biliniyor. Ayrıca aşının sağladığı bağışıklık gün geçtikçe azalırken, SARS-CoV-2 koronavirüsü bağışıklıktan kaçmak için sürekli evrim geçiriyor. Örneğin şu anda çok büyük bir hızla yayılmakta olan XBB.1.5 altvaryantı bağışıklığa yakalanmama konusunda son derece usta.</p>
<p>Bu nedenle önümüzdeki yıllar için yeni ve daha geliştirilmiş aşılara ihtiyacımız var. Örneğin 2023’te yeni aşılar çıkacak mı? Ne yazık ki bu sorunun yanıtı büyük bir olasılıkla çıkmayacak olacak. Piyasalarda geçen yılki aşıların olması bekleniyor.</p>
<p>Birleşik Krallık’taki bilim ve analiz şirketi Airfinity’ye göre dünyada satılan COVID-19 aşısı 2021’de 5.7 milyar doza ulaşmışken, 2022’de 3 milyar doza inmiş. Ve 2023 yılı için 1.6 milyar doz satış bekleniyor. Bu rakamlar Çin gibi kendi aşılarını üreten ülkeleri kapsamıyor. Kasım 2022’nin sonlarında Çin yaşlıları aşılama kampanyasına hız verdi. Çin’in Ulusal Sağlık Komisyonu’na göre 80 yaşının üzerindekilerin %40’ına Kasım sonunda üç doz aşı yapıldı. Oysa bu oran Nisan ayında %20 idi. Çin dışında Pfizer/BioNTech ve Moderna’nın mRNA aşıları satışlarda başı çekecek gibi duruyor. Bunların son ürettikleri aşı orijinal virüsün ve omikronun iki altvaryantına karşı da koruma sağlıyor.</p>
<p><strong>Çin, can kayıplarını gizliyor </strong></p>
<p>DSÖ, Çin hükümetini COVID vaka sayılarını ve can kayıplarını eksik bildirmemeleri yönünde uyardı. Geçen ay COVID ile ilgili kısıtlamaları gevşetmesinden bu yana vaka sayılarında ani bir patlama yaşandı. Fakat Çin geçen Aralık ayından bu yana yalnızca 22 can kayıbı olduğunu bildirmişti. DSÖ Acil Durum Direktörü Dr. Michael Ryan, Çin’in COVID nedeniyle meydana gelen can kaybı tanımını çok dar kullandığını ileri sürüyor.</p>
<p>Çin, geçen ay COVID ölümü kriterlerinde büyük değişikliğe gitti.. Bu tanıma göre yalnızca solunum hastalıklarına bağlı can kayıpları COVİD ölümleri olarak kaydedildi. Ancak bu tanım DSÖ talimatlarına ters düşüyor. DSÖ, ülkelerden pandemi öncesi dönemlerdeki can kayıplarının üzerindeki ölüm rakamlarını bildirmelerini istiyor.</p>
<p>Çin’de bağımsız gözlemciler hastane ve krematoryumlarda aşırı doluluk yaşandığına da dikkat çekiyor. Bu arada uzmanlar, birkaç hafta sonra başlayacak olan Ay Yeni Yılı nedeniyle aile buluşmalarının ve ziyaretlerinin artmasıyla vaka ve can kaybı sayılarında büyük patlama yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.</p>
<p><strong>Reyhan Oksay</strong></p>
<p><em>Kaynaklar</em><br />
<em>https://www.cnbc.com/2023/01/04/xbbpoint1point5-omicron-subvariant-is-the-most-transmissible-version-of-covid-yet-who-says.html</em><br />
<em>https://www.newscientist.com/article/mg25634192-400-why-we-probably-wont-get-new-covid-19-vaccines-in-2023</em><br />
<em>https://www.bbc.com/news/world-asia-china-64167052 </em></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/koronavirus/covidin-en-bulasici-altvaryanti-hizla-yayiliyor-xbb-1-5">COVID’in en bulaşıcı altvaryantı hızla yayılıyor: XBB.1.5</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">28756</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Pandemi sürüyor. Uzun COVID belasını miras bıraktı</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/koronavirus/pandemi-suruyor-uzun-covid-belasini-miras-birakti</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Jan 2023 08:22:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Koronavirus]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=28648</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pandeminin üçüncü yılını doldurduğu şu günlerde, COVID-19 dünyada en önemli sağlık sorunu olarak gündemdeki yerini koruyor. Çin’de günlük vaka sayısının bir milyona ulaşması bunun en somut kanıtı. Bazı ülkeler “COVID ile yaşama” stratejisini benimsemiş durumda. Bu arada sağlık kurumları COVID’in yanı sıra başka virüslerin yarattığı salgınlarla da baş etmek zorunda. Maymun çiçeği (artık mçiçeği olarak isimlendiriliyor) vakalarının beklenmedik bir anda büyük bir hızla yayılması üzerine Temmuz ayında Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) en yüksek düzeyde küresel sağlık acil durumu ilan etti. Uganda, Ebola salgınını kontrol altına almak için karantina tedbirlerine geri döndü. Dünyada binlerce insan uzamış COVID’ın yol açtığı sağlık sorunlarıyla boğuşurken, araştırmacılar hastalığın ne olduğunu tam olarak bilmedikleri gibi nasıl tedavi edileceği de belirsizliğini koruyor. Kilit sorulardan biri şu: Kimler risk altında? Araştırmalar bu konuda ancak birkaç soruyu yanıtlayabiliyor. Kadınların uzamış COVID’e yakalanma riski erkeklerden biraz daha fazla. Ayrıca hastalığa yakalananlarda hastalığın ilk haftasında beşten fazla semptom görülüyorsa, uzamış COVID riski daha yüksek. Uzamış COVID’in bu kadar kafa karışıklığına neden olmasının bir nedeni de hastalığın birden fazla vücut sistemini tutması. Yorgunluk, koku kaybı, unutkanlık, pıhtı atması, hatta deprem oluyormuş duygusu uyandıran iç sarsıntılar en sık duyulan şikayetler. Bu konudaki belirsizlikler tedavi yöntemlerini de zorlaştırıyor. Uzamış COVID şikayetlerine çözüm arayan doktorlar çoğunlukla benzer şikayetlere yol açan başka hastalıklardan destek alıyor. Pandemiyi omikronun soyundan gelenler devam ettirecek 2022’de omikron koronavirüsün tüm diğer varyantları üzerinde egemen oldu. Omikron varyantını hedef alan aşılar bazı ülkelerde yapılmaya başlandı. Bu aşıların omikron varyantı üzerinde eski aşılara göre daha fazla koruma sağlayacağı düşünülüyordu. Ancak ilk veriler ilave yararın çok az olduğunu gösteriyor. Bugün aşı envanterine nazal aşılar da dahil olmaya başladı. Nazal aşıların virüsü vücuda girdiği noktada yok etmesi bekleniyor. Eylül ayında Çin ve Hindistan vücuda burun veya ağızdan verilen iğnesiz aşılara onay verdi. Başka ülkelerde de benzer aşılar şu anda deneme aşamasında. COVID aşıları bağışıklık araştırmalarını hızlandırdı Aşı teknolojileri inovasyonların hızını artırdı. Bu aşı, vücuda “enfeksiyon” ve “dikkatli ol” sinyalleri göndermekle işe başlar. Bağışıklık konusundaki bilgimiz arttıkça, aşılar üzerinden bu sinyalleri gönderme kapasitemiz de gelişir.Yeni bir aşıyı tasarlamak çok uzun bir süreç, büyük yatırımlar gerektirir ve çok sayıda gönüllüye ihtiyaç duyulur. Bütün bu süreçler pandemi döneminde çok hızlandı ve yeni gelişmelere ivme kazandırdı. Şimdi yeni bir yaklaşım COVID- 19 ve grip için multivalan (multivalent- birden fazla antikor türü içeren) aşılar geliştirmek. Bu gerçekleşirse, sık sık aşı olma ihtiyacı ortadan kalkacak. Sıfır COVID olası bir strateji değil İlk başlarda Çin’de sıfır COVID stratejisi başarılı bir şekilde uygulandı. Ancak zaman ilerledikçe Çin’in sert karantina politikaları ekonomilerini zorladı, vatandaşlarını bunalıma soktu. Böylece faydadan çok zarara neden oldu. Hükümet, resmi olarak stratejilerinden tamamen vazgeçmediyse de kuralları gevşetti. Çin’den sonra 2020 yılında Yeni Zelanda, Avustralya, Singapur ve Tayvan da benzer politikaları güttüler. Amaç aşı çıkıncaya kadar zaman kazanmaktı. Şimdi bu ülkeler de COVID ile yaşama stratejisine geçtiler. Çok kalabalık bir nüfusa sahip olan Çin, ne yazık ki virüs ile yaşama tarzına pek hazırlıklı değil. 80 yaşının üzerindeki nüfusun %66’sı tam aşılı ve yalnızca %40’ı hatırlatma dozlarını olmuş. Kendi ürettikleri aşıların da mRNA aşıları kadar etkili olmadığı bildiriliyor. Yabancı haber kaynaklarının son günlerde bildirdiğine göre Çin’de günlük vakalar yaklaşık bir milyona, ölümler ise 5.000’e ulaşmış durumda. Pandeminin 3. yılında yeni yaklaşımlar Dünya pandeminin üçüncü yılına giriyor. İzlanda “sürü bağışıklığı” stratejisine geçerken, Çin sıfır COVID yaklaşımını gevşetiyor. Aşılar COVID’e bağlı ölümleri düşürmeye devam ederken, çok sayıda ülke 2022 yılında koronavirüsün yayılmasını kontrol etmek için alınan tedbirlerin hemen hemen hepsini kaldırdı. Ne var ki virüs dünyada insanları hasta etmeye devam ediyor. İzlanda Şubat ayının sonlarına doğru sıfır COVID stratejisini bırakarak “sürü bağışıklığına” geçti. Günler sonra ülkede her bir milyon kişi başına düşen COVID’li sayısı 8154 vakaya ulaştı. Bu, bir ay öncesine göre iki katına ulaşmış durumda. Birleşik Krallık’ta yeni plan “COVID ile birlikte yaşam” üzerine kurulu. Öyle ki Nisan ayından sonra COVID testi pozitif çıkanlar bile izolasyon kurallarına uymak zorunda değil. ABD ve pek çok ülkede tüm yıl boyunca COVID önlemleri uygulanmadı.Çin yıl boyunca sıfır COVID stratejisine devam etti. Bu, Aralık ayına kadar devam etti. Protestolar başlayınca bazı kurallar gevşetildi. Reyhan Oksay Kaynak</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/koronavirus/pandemi-suruyor-uzun-covid-belasini-miras-birakti">Pandemi sürüyor. Uzun COVID belasını miras bıraktı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Pandeminin üçüncü yılını doldurduğu şu günlerde, COVID-19 dünyada en önemli sağlık sorunu olarak gündemdeki yerini koruyor. Çin’de günlük vaka sayısının bir milyona ulaşması bunun en somut kanıtı.</p>
<p>Bazı ülkeler “COVID ile yaşama” stratejisini benimsemiş durumda. Bu arada sağlık kurumları COVID’in yanı sıra başka virüslerin yarattığı salgınlarla da baş etmek zorunda. Maymun çiçeği (artık mçiçeği olarak isimlendiriliyor) vakalarının beklenmedik bir anda büyük bir hızla yayılması üzerine Temmuz ayında Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) en yüksek düzeyde küresel sağlık acil durumu ilan etti. Uganda, Ebola salgınını kontrol altına almak için karantina tedbirlerine geri döndü.</p>
<p>Dünyada binlerce insan uzamış COVID’ın yol açtığı sağlık sorunlarıyla boğuşurken, araştırmacılar hastalığın ne olduğunu tam olarak bilmedikleri gibi nasıl tedavi edileceği de belirsizliğini koruyor.</p>
<p>Kilit sorulardan biri şu: Kimler risk altında? Araştırmalar bu konuda ancak birkaç soruyu yanıtlayabiliyor. Kadınların uzamış COVID’e yakalanma riski erkeklerden biraz daha fazla. Ayrıca hastalığa yakalananlarda hastalığın ilk haftasında beşten fazla semptom görülüyorsa, uzamış COVID riski daha yüksek. Uzamış COVID’in bu kadar kafa karışıklığına neden olmasının bir nedeni de hastalığın birden fazla vücut sistemini tutması. Yorgunluk, koku kaybı, unutkanlık, pıhtı atması, hatta deprem oluyormuş duygusu uyandıran iç sarsıntılar en sık duyulan şikayetler. Bu konudaki belirsizlikler tedavi yöntemlerini de zorlaştırıyor.</p>
<p>Uzamış COVID şikayetlerine çözüm arayan doktorlar çoğunlukla benzer şikayetlere yol açan başka hastalıklardan destek alıyor.</p>
<p><strong>Pandemiyi omikronun soyundan gelenler devam ettirecek </strong></p>
<p>2022’de omikron koronavirüsün tüm diğer varyantları üzerinde egemen oldu. Omikron varyantını hedef alan aşılar bazı ülkelerde yapılmaya başlandı. Bu aşıların omikron varyantı üzerinde eski aşılara göre daha fazla koruma sağlayacağı düşünülüyordu. Ancak ilk veriler ilave yararın çok az olduğunu gösteriyor. Bugün aşı envanterine nazal aşılar da dahil olmaya başladı. Nazal aşıların virüsü vücuda girdiği noktada yok etmesi bekleniyor. Eylül ayında Çin ve Hindistan vücuda burun veya ağızdan verilen iğnesiz aşılara onay verdi. Başka ülkelerde de benzer aşılar şu anda deneme aşamasında.</p>
<p><strong>COVID aşıları bağışıklık araştırmalarını hızlandırdı</strong></p>
<p>Aşı teknolojileri inovasyonların hızını artırdı. Bu aşı, vücuda “enfeksiyon” ve “dikkatli ol” sinyalleri göndermekle işe başlar. Bağışıklık konusundaki bilgimiz arttıkça, aşılar üzerinden bu sinyalleri gönderme kapasitemiz de gelişir.Yeni bir aşıyı tasarlamak çok uzun bir süreç, büyük yatırımlar gerektirir ve çok sayıda gönüllüye ihtiyaç duyulur. Bütün bu süreçler pandemi döneminde çok hızlandı ve yeni gelişmelere ivme kazandırdı. Şimdi yeni bir yaklaşım COVID- 19 ve grip için multivalan (multivalent- birden fazla antikor türü içeren) aşılar geliştirmek. Bu gerçekleşirse, sık sık aşı olma ihtiyacı ortadan kalkacak.</p>
<p><strong>Sıfır COVID olası bir strateji değil </strong></p>
<p>İlk başlarda Çin’de sıfır COVID stratejisi başarılı bir şekilde uygulandı. Ancak zaman ilerledikçe Çin’in sert karantina politikaları ekonomilerini zorladı, vatandaşlarını bunalıma soktu. Böylece faydadan çok zarara neden oldu. Hükümet, resmi olarak stratejilerinden tamamen vazgeçmediyse de kuralları gevşetti.</p>
<p>Çin’den sonra 2020 yılında Yeni Zelanda, Avustralya, Singapur ve Tayvan da benzer politikaları güttüler. Amaç aşı çıkıncaya kadar zaman kazanmaktı. Şimdi bu ülkeler de COVID ile yaşama stratejisine geçtiler.</p>
<p>Çok kalabalık bir nüfusa sahip olan Çin, ne yazık ki virüs ile yaşama tarzına pek hazırlıklı değil. 80 yaşının üzerindeki nüfusun %66’sı tam aşılı ve yalnızca %40’ı hatırlatma dozlarını olmuş. Kendi ürettikleri aşıların da mRNA aşıları kadar etkili olmadığı bildiriliyor. Yabancı haber kaynaklarının son günlerde bildirdiğine göre Çin’de günlük vakalar yaklaşık bir milyona, ölümler ise 5.000’e ulaşmış durumda.</p>
<p><strong>Pandeminin 3. yılında yeni yaklaşımlar </strong></p>
<p>Dünya pandeminin üçüncü yılına giriyor. İzlanda “sürü bağışıklığı” stratejisine geçerken, Çin sıfır COVID yaklaşımını gevşetiyor. Aşılar COVID’e bağlı ölümleri düşürmeye devam ederken, çok sayıda ülke 2022 yılında koronavirüsün yayılmasını kontrol etmek için alınan tedbirlerin hemen hemen hepsini kaldırdı. Ne var ki virüs dünyada insanları hasta etmeye devam ediyor. İzlanda Şubat ayının sonlarına doğru sıfır COVID stratejisini bırakarak “sürü bağışıklığına” geçti. Günler sonra ülkede her bir milyon kişi başına düşen COVID’li sayısı 8154 vakaya ulaştı. Bu, bir ay öncesine göre iki katına ulaşmış durumda. Birleşik Krallık’ta yeni plan “COVID ile birlikte yaşam” üzerine kurulu. Öyle ki Nisan ayından sonra COVID testi pozitif çıkanlar bile izolasyon kurallarına uymak zorunda değil. ABD ve pek çok ülkede tüm yıl boyunca COVID önlemleri uygulanmadı.Çin yıl boyunca sıfır COVID stratejisine devam etti. Bu, Aralık ayına kadar devam etti. Protestolar başlayınca bazı kurallar gevşetildi.</p>
<p><strong>Reyhan Oksay</strong></p>
<p><em><a href="https://www.newscientist.com/article/mg25634175-300-the-covid-19-pandemics-third-year-saw-countries-adopt-new-approaches/">Kaynak</a></em></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/koronavirus/pandemi-suruyor-uzun-covid-belasini-miras-birakti">Pandemi sürüyor. Uzun COVID belasını miras bıraktı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">28648</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ağır COVID geçirenlerin beyinlerinde yaşlılık belirtileri</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/koronavirus/agir-covid-gecirenlerin-beyinlerinde-yaslilik-belirtileri</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Dec 2022 09:10:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Koronavirus]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=28554</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşlı insanların beyinlerinde faal halde olan belli başlı bazı genlerin, ağır COVID geçiren kişilerin beyinde de faal durumda olduğu görüldü. Bu bulgular otopsi sırasında yapılan bir çalışmada saptandı. Nature Aging dergisinde 5 Aralıkta yayımlanan bu çalışma, COVID-19’un insan beyninde yarattığı hasarlara ışık tutuyor. Boston’daki Beth İsrail Deaconess Tıp Merkezi’nden sinir-biyoloğu Maria Mavrikaki ve ekibi frontal korteksten alınan örnekleri incelediler. Frontal korteks bilişsellikle ilgili beyin bölgesidir. Ağır COVID geçirip hayatını kaybeden 21 kişiden çıkartılan frontal lobları, SARS-CoV- 2 enfeksiyonuna maruz kalmamış ve hayatını kaybetmiş 22 kişinin frontal lobları ile karşılaştırıldı. Araştırmanın neticesinde, ağır COVID geçirmiş kişilerin beyninde enflamasyon ve stres ile ilgili genlerin, COVID geçirmemişlere oranla daha faal olduğu görüldü. Bunun tam tersi bilişsellik ve beyin hücreleri arasında bağlantı kurmakla ilgili olan genler diğerlerine göre daha az aktifti. Bilim insanları daha sonra COVID geçirmemiş 20 kişinin beyin dokularını incelediler. Bunların 10 tanesi öldüğünde 38 yaşında veya daha gençti; 10 tanesi ise 71 yaşından yaşlıydı. Yapılan karşılaştırmada daha yaşlı gruptakilerdeki beyin değişiklikleri ağır COVID geçirenlerle büyük benzerlik taşıyordu. Mavrikaki’ye göre COVID-19’un gen faaliyetleri üzerindeki etkisi, enflamasyonun neden olduğu dolaylı etkiden kaynaklanıyordu. Başka bir deyişle gerçek neden, virüsün doğrudan beyin üzerinde yaptığı bir hasar değildi. Bu etkilerin geçici mi yoksa kalıcı mı olduğu henüz bilinmiyor. COVID’in ortaya çıkışından bugüne dek geçen süre bunu saptamak için yeterli uzunlukta değil. Pandemi stresi ergen beynini yaşlandırıyor COVID karantinalarının sona ermesinden sonra değerlendirilen genç çocukların beyinleri, pandemiden önce değerlendirilen çocukların beyinlerine göre birkaç yıl “daha yaşlanmış” bulundu. Bugüne dek beyin yaşındaki bu hızlı yaşlanma, ilgisiz ailelerde büyüyen ve ihmal edilen çocuklarda görülüyordu. Biological Psychiatry: Global Open Science dergisinde 1 Aralıkta yayımlanan, Stanford Üniversitesi’nde yürütülen çalışma, çocukların COVID’den yalnızca psikolojik olarak değil, fizyolojik olarak da etkilendiğini ortaya koyuyor. “Çocuklar büyüdükçe beyinleri de doğal olarak değişir” diye konuşan çalışmanın lideri psikoloji profesörü Ian Gotlib, “Bizim çalışmamızda COVID-19 karantinaları döneminde ergenlerin beyinlerinde bu değişimin hızlandığını gördük. Daha önce bu denli hızlı değişimi uygunsuz aile ortamında büyüyen, taciz, şiddet, ihmal gören çocuklarda görüyorduk” diyor. Aşırı kilolu kadınlarda uzamış COVID riski daha yüksek COVID nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı düşse de önceden COVID geçirmiş insanlarda hastalığın belirtileri uzamış COVID olarak ortaya çıkıyor. Şimdi bilim insanları uzamış COVID konusunda kimlerin daha büyük risk altında olduğunu inceliyor. Yeni bir çalışmada aşırı kilolu kadınların uzamış COVID geçirme risklerinin daha yüksek olduğu görüldü. Uzamış COVID’in en belirgin semptomları yorgunluk, nefes darlığı, çarpıntı ve beyin sisidir.Bu semptomlar insanların yaşam kalitesini büyük ölçüde bozar. Çalışmada yaklaşık 12 hafta önce COVID geçirmiş insanlar incelendi. Bunların %52’sinde uzamış COVID şikayetleri tespit edildi. En fazla bildiren semptomların başında %32 ile kaygı bozukluğu, ağrı ve hareket zorluğu (%28), yorgunluk (%25), uykusuzluk (%22) ve bilişsel bozukluk (%20) geliyordu. Ayrıca bu kişiler vücut kütle endeksi, cinsiyet, ilaç kullanımı, diğer sağlık sorunları ve yaşam koşulları açısından da incelendi. Sonuçta vücut kütle endeksi yüksek olan kadınların en büyük risk grubunda olduğu görüldü. Ayrıca yaşlıların uzamış COVID’e yakalanma risklerinin daha yüksek olduğu biliniyor ama bu çalışmada yetersiz denek sayısına bağlı olarak bu varsayımı destekleyecek bir sonuç elde edilmedi. Kadınların uzamış COVID risk grubunda olmalarının nedeni cinsiyet hormonları olabilir. Obezliğin de riski artırıyor olmasının nedeni obezitenin vücutta enflamasyona yol açması olabilir. Reyhan Oksay Kaynaklar https://www.nature.com/articles/d41586-022-04253-8 https://scitechdaily.com/stanford-researchers-find-covid-19-pandemic-stress-physically-aged-teens-brains/ https://theconversation.com/overweight-women-may-be-at-highest-risk-of-long-covid-new-research-195478</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/koronavirus/agir-covid-gecirenlerin-beyinlerinde-yaslilik-belirtileri">Ağır COVID geçirenlerin beyinlerinde yaşlılık belirtileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşlı insanların beyinlerinde faal halde olan belli başlı bazı genlerin, ağır COVID geçiren kişilerin beyinde de faal durumda olduğu görüldü. Bu bulgular otopsi sırasında yapılan bir çalışmada saptandı.</p>
<p>Nature Aging dergisinde 5 Aralıkta yayımlanan bu çalışma, COVID-19’un insan beyninde yarattığı hasarlara ışık tutuyor.</p>
<p>Boston’daki Beth İsrail Deaconess Tıp Merkezi’nden sinir-biyoloğu Maria Mavrikaki ve ekibi frontal korteksten alınan örnekleri incelediler. Frontal korteks bilişsellikle ilgili beyin bölgesidir. Ağır COVID geçirip hayatını kaybeden 21 kişiden çıkartılan frontal lobları, SARS-CoV- 2 enfeksiyonuna maruz kalmamış ve hayatını kaybetmiş 22 kişinin frontal lobları ile karşılaştırıldı.</p>
<p>Araştırmanın neticesinde, ağır COVID geçirmiş kişilerin beyninde enflamasyon ve stres ile ilgili genlerin, COVID geçirmemişlere oranla daha faal olduğu görüldü. Bunun tam tersi bilişsellik ve beyin hücreleri arasında bağlantı kurmakla ilgili olan genler diğerlerine göre daha az aktifti.</p>
<p>Bilim insanları daha sonra COVID geçirmemiş 20 kişinin beyin dokularını incelediler. Bunların 10 tanesi öldüğünde 38 yaşında veya daha gençti; 10 tanesi ise 71 yaşından yaşlıydı. Yapılan karşılaştırmada daha yaşlı gruptakilerdeki beyin değişiklikleri ağır COVID geçirenlerle büyük benzerlik taşıyordu.</p>
<p>Mavrikaki’ye göre COVID-19’un gen faaliyetleri üzerindeki etkisi, enflamasyonun neden olduğu dolaylı etkiden kaynaklanıyordu. Başka bir deyişle gerçek neden, virüsün doğrudan beyin üzerinde yaptığı bir hasar değildi.</p>
<p>Bu etkilerin geçici mi yoksa kalıcı mı olduğu henüz bilinmiyor. COVID’in ortaya çıkışından bugüne dek geçen süre bunu saptamak için yeterli uzunlukta değil.</p>
<p><strong>Pandemi stresi ergen beynini yaşlandırıyor </strong></p>
<p>COVID karantinalarının sona ermesinden sonra değerlendirilen genç çocukların beyinleri, pandemiden önce değerlendirilen çocukların beyinlerine göre birkaç yıl “daha yaşlanmış” bulundu. Bugüne dek beyin yaşındaki bu hızlı yaşlanma, ilgisiz ailelerde büyüyen ve ihmal edilen çocuklarda görülüyordu.</p>
<p>Biological Psychiatry: Global Open Science dergisinde 1 Aralıkta yayımlanan, Stanford Üniversitesi’nde yürütülen çalışma, çocukların COVID’den yalnızca psikolojik olarak değil, fizyolojik olarak da etkilendiğini ortaya koyuyor.</p>
<p>“Çocuklar büyüdükçe beyinleri de doğal olarak değişir” diye konuşan çalışmanın lideri psikoloji profesörü Ian Gotlib, “Bizim çalışmamızda COVID-19 karantinaları döneminde ergenlerin beyinlerinde bu değişimin hızlandığını gördük. Daha önce bu denli hızlı değişimi uygunsuz aile ortamında büyüyen, taciz, şiddet, ihmal gören çocuklarda görüyorduk” diyor.</p>
<p><strong>Aşırı kilolu kadınlarda uzamış COVID riski daha yüksek </strong></p>
<p>COVID nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı düşse de önceden COVID geçirmiş insanlarda hastalığın belirtileri uzamış COVID olarak ortaya çıkıyor. Şimdi bilim insanları uzamış COVID konusunda kimlerin daha büyük risk altında olduğunu inceliyor.</p>
<p>Yeni bir çalışmada aşırı kilolu kadınların uzamış COVID geçirme risklerinin daha yüksek olduğu görüldü. Uzamış COVID’in en belirgin semptomları yorgunluk, nefes darlığı, çarpıntı ve beyin sisidir.Bu semptomlar insanların yaşam kalitesini büyük ölçüde bozar. Çalışmada yaklaşık 12 hafta önce COVID geçirmiş insanlar incelendi. Bunların %52’sinde uzamış COVID şikayetleri tespit edildi. En fazla bildiren semptomların başında %32 ile kaygı bozukluğu, ağrı ve hareket zorluğu (%28), yorgunluk (%25), uykusuzluk (%22) ve bilişsel bozukluk (%20) geliyordu.</p>
<p>Ayrıca bu kişiler vücut kütle endeksi, cinsiyet, ilaç kullanımı, diğer sağlık sorunları ve yaşam koşulları açısından da incelendi. Sonuçta vücut kütle endeksi yüksek olan kadınların en büyük risk grubunda olduğu görüldü.</p>
<p>Ayrıca yaşlıların uzamış COVID’e yakalanma risklerinin daha yüksek olduğu biliniyor ama bu çalışmada yetersiz denek sayısına bağlı olarak bu varsayımı destekleyecek bir sonuç elde edilmedi.</p>
<p>Kadınların uzamış COVID risk grubunda olmalarının nedeni cinsiyet hormonları olabilir. Obezliğin de riski artırıyor olmasının nedeni obezitenin vücutta enflamasyona yol açması olabilir.</p>
<p><strong>Reyhan Oksay</strong></p>
<p><em>Kaynaklar</em><br />
<em>https://www.nature.com/articles/d41586-022-04253-8</em><br />
<em>https://scitechdaily.com/stanford-researchers-find-covid-19-pandemic-stress-physically-aged-teens-brains/</em><br />
<em>https://theconversation.com/overweight-women-may-be-at-highest-risk-of-long-covid-new-research-195478</em></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/koronavirus/agir-covid-gecirenlerin-beyinlerinde-yaslilik-belirtileri">Ağır COVID geçirenlerin beyinlerinde yaşlılık belirtileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">28554</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Tekrarlayan COVID-19 enfeksiyonları ve organ hasarı riski</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/koronavirus/tekrarlayan-covid-19-enfeksiyonlari-ve-organ-hasari-riski</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Dec 2022 07:57:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Koronavirus]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=28511</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaklaşık üç yıl önce COVID-19 pandemisi başladığı zaman bilim insanları ilk enfeksiyonun hemen hemen her organı etkileyebilecek şiddette, uzun ve kısa vadeli sağlık riskleri oluşturabileceğini gördüler. Ayrıca ilk enfeksiyondan ve hatırlatma dozu dahil tüm aşılarından sonra antikor oluşturmalarına karşın, insanların ikinci veya üçüncü kez COVID-19’a yakalanabileceklerini öğrendiler. Şimdi Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yürütülen bir çalışma, birden fazla kereler COVID-19 geçirmenin sonuçlarını ortaya çıkarttı. Araştırmada birden fazla kereler SARS-CoV- 2’ye maruz kalmanın çoklu organ sistemleri üzerinde olumsuz etkileri olduğu bulundu. Bu olumsuz etkiler arasında hastaneye yatma, akciğerleri, kalbi, beyni, kan dolaşımını, kas-iskelet ve mide-bağırsak sistemlerini tutan hastalıklar, hatta ölüm de yer alıyor. Bir kerenin üzerindeki enfeksiyonlar ayrıca diyabet, böbrek hastalıkları ve akıl-ruh hastalıklarına da yol açabiliyor. Her seferinde ağırlaşan tablo Ayrıca Washington Üniversitesi’nden araştırmaya öncülük eden klinik epidemiyolog Ziyad- Al-Aly, “Hiç kuşku yok ki araştırmamız ikinci, üçüncü ve dördüncü kez COVID olmanın her seferinde daha ağır sonuçlara yol açtığını gösteriyor. Bu da enfeksiyondan sonraki 30 günlük akut dönemde ve sonrasındaki uzun COVID döneminde sağlık sorunlarının ağırlaşabileceği anlamına geliyor. Eğer üç kez COVID geçirdiyseniz dördüncüsünden sakının” diyor. Özellikle kış aylarına girdiğimiz şu günlerde COVID’e yakalanmamaya özellikle dikkat etmemiz gerektiğini söyleyen Al-Aly, “Bir kere yaşlıların kesinlikle grip aşısı olması gerek. Grip, RSV ve SARS-CoV-2 virüsünün kol gezdiği şu günlerde maske takmak, hatırlatma dozlarını olmak ve hastayken dışarı çıkmamak çok önemli” diyor. Özet olarak birden fazla kereler enfekte olanlarda ölüm riski, hasta olmayanlara oranla iki katına çıkarken, hastaneye yatma riski üç katına ulaşıyor. Ayrıca bu hastalarda, hastalığı bir kez geçirenlere kıyasla akciğer sorunları 3.5 misli, kalp sorunları 3 misli, zihinsel sorunları 1.6 misli artıyor. Reyhan Oksay Kaynak</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/koronavirus/tekrarlayan-covid-19-enfeksiyonlari-ve-organ-hasari-riski">Tekrarlayan COVID-19 enfeksiyonları ve organ hasarı riski</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaklaşık üç yıl önce COVID-19 pandemisi başladığı zaman bilim insanları ilk enfeksiyonun hemen hemen her organı etkileyebilecek şiddette, uzun ve kısa vadeli sağlık riskleri oluşturabileceğini gördüler. Ayrıca ilk enfeksiyondan ve hatırlatma dozu dahil tüm aşılarından sonra antikor oluşturmalarına karşın, insanların ikinci veya üçüncü kez COVID-19’a yakalanabileceklerini öğrendiler.</p>
<p>Şimdi Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yürütülen bir çalışma, birden fazla kereler COVID-19 geçirmenin sonuçlarını ortaya çıkarttı. Araştırmada birden fazla kereler SARS-CoV- 2’ye maruz kalmanın çoklu organ sistemleri üzerinde olumsuz etkileri olduğu bulundu. Bu olumsuz etkiler arasında hastaneye yatma, akciğerleri, kalbi, beyni, kan dolaşımını, kas-iskelet ve mide-bağırsak sistemlerini tutan hastalıklar, hatta ölüm de yer alıyor. Bir kerenin üzerindeki enfeksiyonlar ayrıca diyabet, böbrek hastalıkları ve akıl-ruh hastalıklarına da yol açabiliyor.</p>
<p><strong>Her seferinde ağırlaşan tablo </strong></p>
<p>Ayrıca Washington Üniversitesi’nden araştırmaya öncülük eden klinik epidemiyolog Ziyad- Al-Aly, “Hiç kuşku yok ki araştırmamız ikinci, üçüncü ve dördüncü kez COVID olmanın her seferinde daha ağır sonuçlara yol açtığını gösteriyor. Bu da enfeksiyondan sonraki 30 günlük akut dönemde ve sonrasındaki uzun COVID döneminde sağlık sorunlarının ağırlaşabileceği anlamına geliyor. Eğer üç kez COVID geçirdiyseniz dördüncüsünden sakının” diyor.</p>
<p>Özellikle kış aylarına girdiğimiz şu günlerde COVID’e yakalanmamaya özellikle dikkat etmemiz gerektiğini söyleyen Al-Aly, “Bir kere yaşlıların kesinlikle grip aşısı olması gerek. Grip, RSV ve SARS-CoV-2 virüsünün kol gezdiği şu günlerde maske takmak, hatırlatma dozlarını olmak ve hastayken dışarı çıkmamak çok önemli” diyor.</p>
<p>Özet olarak birden fazla kereler enfekte olanlarda ölüm riski, hasta olmayanlara oranla iki katına çıkarken, hastaneye yatma riski üç katına ulaşıyor.</p>
<p>Ayrıca bu hastalarda, hastalığı bir kez geçirenlere kıyasla akciğer sorunları 3.5 misli, kalp sorunları 3 misli, zihinsel sorunları 1.6 misli artıyor.</p>
<p><strong>Reyhan Oksay</strong></p>
<p><em><a href="https://medicine.wustl.edu/news/repeat-covid-19-infections-increase-risk-of-organ-failure-death/"> Kaynak</a></em></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/koronavirus/tekrarlayan-covid-19-enfeksiyonlari-ve-organ-hasari-riski">Tekrarlayan COVID-19 enfeksiyonları ve organ hasarı riski</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">28511</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Çin’de COVID vakaları rekora koşuyor</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/koronavirus/cinde-covid-vakalari-rekora-kosuyor</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Dec 2022 07:46:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Koronavirus]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=28477</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çin haber ajansları günlük COVID-19 vaka sayısının zirve yaptığını duyurdu. Ülkede büyük tepki çeken “sıfır-tolerans yaklaşımı” da artık halkta isyanlara yol açıyor. Ulusal Sağlık Komisyonu (USK) Çarşamba günü vaka sayısını 31.444 olarak duyurdu. Daha önceki en yüksek sayı 13 Nisan’da kaydedilen 29.317 idi. 13 Nisan’da Şanghay’da bu nedenle sokağa çıkma yasağı ilan edilmişti. Sayılardaki bu artış birden fazla sayıda kentte görülüyor. Halktan gelen kısıtlamaları kaldırma taleplerine karşın yetkililer kesintisiz karantina, kitlesel test uygulamalarına devam etme kararı alıyor. Bu arada az sayıda da olsa COVID nedeniyle yaşamını yitiren hastaların olması kısıtlara yeni gerekçeler oluşturuyor. Pekin’de 23 Kasım’da geçen hafta sonundan sonra COVID’e bağlı 4. can kaybının olması ve vaka sayısının 1.648’e ulaşması yetkililerin elini güçlendirdi. Can kayıplarının artması nedeniyle Pekin’deki büyük sergi merkezi bir gecede karantina merkezi ve hastane haline getirildi. Kısıtlamalar kapsamında okullar eğitime online olarak devam etme kararı aldı. Çok sayıda işyeri ve elçilikler evden çalışmaya başladılar. Lokantalar, cimnastik salonları ve berberler kapatıldı. Nadir de olsa protestolar Dünyanın önde gelen ekonomilerinden olan Çin hükümeti, Kasım ayının başlarında sıfır tolerans politikalarında gönülsüz de olsa gevşetme kararı almıştı. Bu bağlamda gereksiz test uygulamaları, yakın temaslıların ve uluslararası gelen yolcuların karantina altına alınması kararları kaldırılmıştı. Bu kararları izleyen günlerde pek çok kentte toplu testlerden vazgeçildi ama vaka sayısı yeniden artınca kısıtlamalar yeniden eski haline getirildi. Nadir de olsa bazı kentlerde başlayan protestolar, güvenlik güçlerinin orantısız güç kullanmasıya bastırıldı. Ancak geçen hafta Zhengzhou’da dünyanın en büyük iPhone şirketine bağlı montaj tesisi çalışanlarının karantinaya alınmaları üzerine başlattıkları ayaklanma polisle çatışmaya dönüştü. Umut veren evrensel grip aşısı Gribin 20 alt tipine karşı antikor tepkisi veren yeni bir mRNA aşısı geliştirildi. Aşı, fare ve gelinciklerde etkili. İnsanlar için de yararlı olduğu anlaşılırsa ilk evrensel grip aşısı olarak kullanılabilecek. Grip virüsleri sürekli olarak evrim geçirir. Dolayısıyla grip aşısı üreticileri için oynak bir hedef özelliği taşırlar. Halihazırdaki yıllık grip aşıları her yıl dolaşımda olan spesifik varyantlara karşı bağışıklık oluşturur. Kaldı ki bazen bilim insanları öngörülerinde yanılabilirler. Bu da o yıllarda aşının istenildiği kadar etkili olmaması anlamına gelir. Bazı bilim insanları yıllık grip aşılarının yerine, tüm varyantlara karşı etkili olabilecek evrensel bir aşının geliştirilmesi için çaba harcıyor. Bugüne dek geliştirilen evrensel aşıların hiçbiri bugüne dek genel kullanım için onay alamadı. Şimdi Pennsylvania Üniversitesi’nden Scott Hensley ve ekibi, mRNA moleküllerine dayanan bir aşı geliştirdiler. Bu aşı influenza A ve B tiplerine yol açan bilinen 20 varyantın protein parçacıklarını kodluyor. Bu yaklaşım Pfizer/BioNTech COVID-19 aşısında da kullanılmıştı. Fareler üzerinde yapılan deneylerde hayvanların bu 20 grip varyantına karşı özel antikor ürettikleri görüldü. Ve bu antikorlar dört ay boyunca stabil kaldı. Gelinciklerde de benzer sonuçlar alındı. mRNA aşılarının bir önemli özelliği de üretiminde yumurtalara ihtiyaç duymaması. Şimdi klinik deneylerden de aynı olumlu sonuçların alınması bekleniyor. Reyhan Oksay Kaynaklar https://www.theguardian.com/world/2022/nov/24/china-imposes-new-lockdowns-as-local-covid-cases-hit-record-high https://edition.cnn.com/2022/11/24/asia/china-covid-highest-daily-case-number-intl-hnk/index.html https://www.newscientist.com/article/2348576-promising-universal-flu-vaccine-could-protect-against-20-strains/</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/koronavirus/cinde-covid-vakalari-rekora-kosuyor">Çin’de COVID vakaları rekora koşuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çin haber ajansları günlük COVID-19 vaka sayısının zirve yaptığını duyurdu. Ülkede büyük tepki çeken “sıfır-tolerans yaklaşımı” da artık halkta isyanlara yol açıyor. Ulusal Sağlık Komisyonu (USK) Çarşamba günü vaka sayısını 31.444 olarak duyurdu. Daha önceki en yüksek sayı 13 Nisan’da kaydedilen 29.317 idi. 13 Nisan’da Şanghay’da bu nedenle sokağa çıkma yasağı ilan edilmişti.</p>
<p>Sayılardaki bu artış birden fazla sayıda kentte görülüyor. Halktan gelen kısıtlamaları kaldırma taleplerine karşın yetkililer kesintisiz karantina, kitlesel test uygulamalarına devam etme kararı alıyor.</p>
<p>Bu arada az sayıda da olsa COVID nedeniyle yaşamını yitiren hastaların olması kısıtlara yeni gerekçeler oluşturuyor. Pekin’de 23 Kasım’da geçen hafta sonundan sonra COVID’e bağlı 4. can kaybının olması ve vaka sayısının 1.648’e ulaşması yetkililerin elini güçlendirdi. Can kayıplarının artması nedeniyle Pekin’deki büyük sergi merkezi bir gecede karantina merkezi ve hastane haline getirildi. Kısıtlamalar kapsamında okullar eğitime online olarak devam etme kararı aldı. Çok sayıda işyeri ve elçilikler evden çalışmaya başladılar. Lokantalar, cimnastik salonları ve berberler kapatıldı.</p>
<p><strong>Nadir de olsa protestolar </strong></p>
<p>Dünyanın önde gelen ekonomilerinden olan Çin hükümeti, Kasım ayının başlarında sıfır tolerans politikalarında gönülsüz de olsa gevşetme kararı almıştı. Bu bağlamda gereksiz test uygulamaları, yakın temaslıların ve uluslararası gelen yolcuların karantina altına alınması kararları kaldırılmıştı.</p>
<p>Bu kararları izleyen günlerde pek çok kentte toplu testlerden vazgeçildi ama vaka sayısı yeniden artınca kısıtlamalar yeniden eski haline getirildi.</p>
<p>Nadir de olsa bazı kentlerde başlayan protestolar, güvenlik güçlerinin orantısız güç kullanmasıya bastırıldı. Ancak geçen hafta Zhengzhou’da dünyanın en büyük iPhone şirketine bağlı montaj tesisi çalışanlarının karantinaya alınmaları üzerine başlattıkları ayaklanma polisle çatışmaya dönüştü.</p>
<p><strong>Umut veren evrensel grip aşısı </strong></p>
<p>Gribin 20 alt tipine karşı antikor tepkisi veren yeni bir mRNA aşısı geliştirildi. Aşı, fare ve gelinciklerde etkili. İnsanlar için de yararlı olduğu anlaşılırsa ilk evrensel grip aşısı olarak kullanılabilecek. Grip virüsleri sürekli olarak evrim geçirir. Dolayısıyla grip aşısı üreticileri için oynak bir hedef özelliği taşırlar. Halihazırdaki yıllık grip aşıları her yıl dolaşımda olan spesifik varyantlara karşı bağışıklık oluşturur. Kaldı ki bazen bilim insanları öngörülerinde yanılabilirler. Bu da o yıllarda aşının istenildiği kadar etkili olmaması anlamına gelir.</p>
<p>Bazı bilim insanları yıllık grip aşılarının yerine, tüm varyantlara karşı etkili olabilecek evrensel bir aşının geliştirilmesi için çaba harcıyor. Bugüne dek geliştirilen evrensel aşıların hiçbiri bugüne dek genel kullanım için onay alamadı. Şimdi Pennsylvania Üniversitesi’nden Scott Hensley ve ekibi, mRNA moleküllerine dayanan bir aşı geliştirdiler. Bu aşı influenza A ve B tiplerine yol açan bilinen 20 varyantın protein parçacıklarını kodluyor. Bu yaklaşım Pfizer/BioNTech COVID-19 aşısında da kullanılmıştı.</p>
<p>Fareler üzerinde yapılan deneylerde hayvanların bu 20 grip varyantına karşı özel antikor ürettikleri görüldü. Ve bu antikorlar dört ay boyunca stabil kaldı. Gelinciklerde de benzer sonuçlar alındı. mRNA aşılarının bir önemli özelliği de üretiminde yumurtalara ihtiyaç duymaması. Şimdi klinik deneylerden de aynı olumlu sonuçların alınması bekleniyor.</p>
<p><strong>Reyhan Oksay</strong></p>
<p><em>Kaynaklar</em><br />
<em>https://www.theguardian.com/world/2022/nov/24/china-imposes-new-lockdowns-as-local-covid-cases-hit-record-high </em><br />
<em>https://edition.cnn.com/2022/11/24/asia/china-covid-highest-daily-case-number-intl-hnk/index.html</em><br />
<em>https://www.newscientist.com/article/2348576-promising-universal-flu-vaccine-could-protect-against-20-strains/</em></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/koronavirus/cinde-covid-vakalari-rekora-kosuyor">Çin’de COVID vakaları rekora koşuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">28477</post-id>	</item>
		<item>
		<title>DSÖ molnupiravir ile tedavi kurallarını yeniledi</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/koronavirus/dso-molnupiravir-ile-tedavi-kurallarini-yeniledi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Dec 2022 06:45:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Koronavirus]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=28467</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü, COVID-19 ilaçlarının kullanım kurallarını 11. kez yeniledi. Bu ilaçlara molnupiravir de dahil. DSÖ’ye göre molnupiravir COVID-19’u çok şiddetli geçirmeyen, ancak hastaneye yatma riski yüksek olan hastalara veriliyor. Bu kişiler COVID- 19 aşısı olmamış, yaşlı, bağışıklık sistemleri baskılanmış ve kronik hastalıkları olan hastalardan oluşuyor. Uzmanlara göre çocuklara, hamilelere ve emziren kadınlara bu ilaç önerilmemeli. Bu ilacı alanların doğum kontrolünü uygulamakta oldukları şartı getiriliyor. Hap olarak alınan molnupiravir, uzman gözetiminde, hastalığın ortaya çıkışını izleyen 5 gün içinde, günde iki kez olmak üzere dörder dörder (total 800 mg) alınıyor. Enfeksiyon ortaya çıktıktan sonra mümkün olan en kısa sürede ilaca başlandığı takdirde hastaneye yatışları önlüyor. DSÖ’nün bu son önerisi, 4796 hastanın katılımıyla gerçekleştirilen randomize ve kontrollü altı denemeden sonra alındı. Bu, ilaç ile ilgili elde edilen en kapsamlı veri seti. Molnupiravirin yanı sıra DSÖ’nün bu duyurusu, monoclonal antikor kokteyli olan casirivimab-imdevimab’ı da kapsıyor. Duyuruda bu kokteylin omikron varyantına karşı etkisiz olduğu belirtiliyor. DSÖ bu ilaç bileşiminin omikron dışındaki varyantlarla enfekte olan COVID hastalarına verilmesini öneriyor. Molnupiravir piyasalarda çok kolay bulunan bir ilaç değil. Ancak üretimi artırmak için çeşitli adımlar atılıyor. Ülkemizde Covinavir adı altında bulunuyor. Sağlık Bakanlığınca parasız veriliyor, satılmıyor. Molnupiravir omikrona karşı daha etkili Yeni bir araştırma molnupiravir’in omikron varyantına karşı diğer antiviral ilaçlara göre daha etkili olduğunu gösteriyor. Fortis C-DOC Hastanesi’nden Dr. Anoop Misra liderliğinde yürütülen çalışma Diabetes&#38;Metabolic Syndrome: Clinical Research&#38;Reviews dergisinde yayımlandı. Araştırma, hastaneye yatmış olmayan 1433 COVID-19 hastası üzerinde yapıldı. Bulgular Faz 3 randomize çalışmaya dayanıyor. Misra sonuçları şöyle değerlendiriyor: “İlacın, semptomların ortaya çıkışını takip eden 5 gün içinde alınması gerekiyor. Risk taşımayan hastaların bu ilacı alması uzun vadede sorun çıkartabilir. Ancak bu konuda yeterli bilgi söz konusu değil.” COVID’in kalbe nasıl zarar verdiği anlaşıldı Maryland Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden (UMSOM) bilim insanları SARS-CoV-2 virüsündeki spesifik bir proteinin kalp dokusuna nasıl zarar verdiğini buldu. Daha sonra bu toksik etkiyi yok edecek bir ilacı kullanarak kalbi tedavi ettiler. Sirke sinekleri ve fare kalp hücrelerinden yararlanılarak yürütülen araştırmadan elde edilen bulgular, Nature’ın Communications Biology isimli dergisinde yayımlandı. COVID-19 geçiren hastaların, en az bir yıl sonra kalp kası enflamasyonu, anormal kalp ritmi, damarları tıkayan kan pıhtısı, inme, kalp krizi ve diğer kalp rahatsızlarına, COVID geçirmeyen insanlara göre daha fazla maruz kaldıkları biliniyor. Bilim insanlarının COVID’in şiddetini azaltan aşılar ve ilaçlar geliştirmiş olmalarına karşın, bu tedaviler hafif geçen COVID’in kalbe ve diğer organlara verdiği zararı gideremiyor. UMSOM’da öğretim üyesi olan ve çalışmanın lideri Zhe Han, ekibiyle birlikte SARSCoV- 2’nin en toksik proteini olan Nsp6’yı tespit etti. Bu proteinin kalpte yarattığı hasarı gidermek için 2-deoxy-D-Glucose (2DG) ilacını kullandılar. Bu ilacın kalp ve mitokondriyadaki hasarı düzelttiği görüldü. Bilim insanları 2DG’nin ucuz ve laboratuvar araştırmalarında yaygın bir şekilde kullanıldığına dikkat çekiyorlar. İlaç henüz onaylanmış değil. Reyhan Oksay Kaynaklar https://reliefweb.int/report/world/who-updates-its-treatment-guidelines-include-molnupiravir https://www.sciencedaily.com/releases/2022/11/221107192300.htm https://www.medschool.umaryland.edu/news/2022/How-a-SARS-CoV-2-Virus-Protein-Damages-the-Heart.html https://www.moneycontrol.com/news/trends/health-trends/molnupiravir-more-effective-against-omicron-claims-new-study-8091311.html</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/koronavirus/dso-molnupiravir-ile-tedavi-kurallarini-yeniledi">DSÖ molnupiravir ile tedavi kurallarını yeniledi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü, COVID-19 ilaçlarının kullanım kurallarını 11. kez yeniledi. Bu ilaçlara molnupiravir de dahil.</p>
<p>DSÖ’ye göre molnupiravir COVID-19’u çok şiddetli geçirmeyen, ancak hastaneye yatma riski yüksek olan hastalara veriliyor. Bu kişiler COVID- 19 aşısı olmamış, yaşlı, bağışıklık sistemleri baskılanmış ve kronik hastalıkları olan hastalardan oluşuyor. Uzmanlara göre çocuklara, hamilelere ve emziren kadınlara bu ilaç önerilmemeli. Bu ilacı alanların doğum kontrolünü uygulamakta oldukları şartı getiriliyor.</p>
<p>Hap olarak alınan molnupiravir, uzman gözetiminde, hastalığın ortaya çıkışını izleyen 5 gün içinde, günde iki kez olmak üzere dörder dörder (total 800 mg) alınıyor. Enfeksiyon ortaya çıktıktan sonra mümkün olan en kısa sürede ilaca başlandığı takdirde hastaneye yatışları önlüyor.</p>
<p>DSÖ’nün bu son önerisi, 4796 hastanın katılımıyla gerçekleştirilen randomize ve kontrollü altı denemeden sonra alındı. Bu, ilaç ile ilgili elde edilen en kapsamlı veri seti.</p>
<p>Molnupiravirin yanı sıra DSÖ’nün bu duyurusu, monoclonal antikor kokteyli olan casirivimab-imdevimab’ı da kapsıyor. Duyuruda bu kokteylin omikron varyantına karşı etkisiz olduğu belirtiliyor. DSÖ bu ilaç bileşiminin omikron dışındaki varyantlarla enfekte olan COVID hastalarına verilmesini öneriyor.</p>
<p>Molnupiravir piyasalarda çok kolay bulunan bir ilaç değil. Ancak üretimi artırmak için çeşitli adımlar atılıyor. Ülkemizde Covinavir adı altında bulunuyor. Sağlık Bakanlığınca parasız veriliyor, satılmıyor.</p>
<p><strong>Molnupiravir omikrona karşı daha etkili </strong></p>
<p>Yeni bir araştırma molnupiravir’in omikron varyantına karşı diğer antiviral ilaçlara göre daha etkili olduğunu gösteriyor. Fortis C-DOC Hastanesi’nden Dr. Anoop Misra liderliğinde yürütülen çalışma Diabetes&amp;Metabolic Syndrome: Clinical Research&amp;Reviews dergisinde yayımlandı. Araştırma, hastaneye yatmış olmayan 1433 COVID-19 hastası üzerinde yapıldı. Bulgular Faz 3 randomize çalışmaya dayanıyor. Misra sonuçları şöyle değerlendiriyor: “İlacın, semptomların ortaya çıkışını takip eden 5 gün içinde alınması gerekiyor. Risk taşımayan hastaların bu ilacı alması uzun vadede sorun çıkartabilir. Ancak bu konuda yeterli bilgi söz konusu değil.”</p>
<p><strong>COVID’in kalbe nasıl zarar verdiği anlaşıldı</strong></p>
<p>Maryland Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden (UMSOM) bilim insanları SARS-CoV-2 virüsündeki spesifik bir proteinin kalp dokusuna nasıl zarar verdiğini buldu. Daha sonra bu toksik etkiyi yok edecek bir ilacı kullanarak kalbi tedavi ettiler. Sirke sinekleri ve fare kalp hücrelerinden yararlanılarak yürütülen araştırmadan elde edilen bulgular, Nature’ın Communications Biology isimli dergisinde yayımlandı.</p>
<p>COVID-19 geçiren hastaların, en az bir yıl sonra kalp kası enflamasyonu, anormal kalp ritmi, damarları tıkayan kan pıhtısı, inme, kalp krizi ve diğer kalp rahatsızlarına, COVID geçirmeyen insanlara göre daha fazla maruz kaldıkları biliniyor. Bilim insanlarının COVID’in şiddetini azaltan aşılar ve ilaçlar geliştirmiş olmalarına karşın, bu tedaviler hafif geçen COVID’in kalbe ve diğer organlara verdiği zararı gideremiyor.</p>
<p>UMSOM’da öğretim üyesi olan ve çalışmanın lideri Zhe Han, ekibiyle birlikte SARSCoV- 2’nin en toksik proteini olan Nsp6’yı tespit etti. Bu proteinin kalpte yarattığı hasarı gidermek için 2-deoxy-D-Glucose (2DG) ilacını kullandılar. Bu ilacın kalp ve mitokondriyadaki hasarı düzelttiği görüldü. Bilim insanları 2DG’nin ucuz ve laboratuvar araştırmalarında yaygın bir şekilde kullanıldığına dikkat çekiyorlar. İlaç henüz onaylanmış değil.</p>
<p><strong>Reyhan Oksay</strong></p>
<p><em>Kaynaklar</em><br />
<em>https://reliefweb.int/report/world/who-updates-its-treatment-guidelines-include-molnupiravir</em><br />
<em>https://www.sciencedaily.com/releases/2022/11/221107192300.htm https://www.medschool.umaryland.edu/news/2022/How-a-SARS-CoV-2-Virus-Protein-Damages-the-Heart.html</em><br />
<em>https://www.moneycontrol.com/news/trends/health-trends/molnupiravir-more-effective-against-omicron-claims-new-study-8091311.html</em></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/koronavirus/dso-molnupiravir-ile-tedavi-kurallarini-yeniledi">DSÖ molnupiravir ile tedavi kurallarını yeniledi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">28467</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Omikron altvaryantları yeni bir COVID-19 dalgasını başlatabilir</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/omikron-altvaryantlari-yeni-bir-covid-19-dalgasini-baslatabilir</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Nov 2022 08:09:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Koronavirus]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=28367</guid>

					<description><![CDATA[<p>BQ.1.1 ve XBB adı verilen omikronun altvaryantları aşılarla ve enfeksiyonlarla edinilen bağışıklıktan kaçarak yeni bir dalga başlatabilirler. Ancak bu konuda ileri araştırmaların yapılması gerekiyor. Kuzey yarıkürede kış aylarının yaklaşmasına karşın COVID- 19 vakalarında düşüş görülüyor. 23 Ekim tarihi itibariyle son bir haftada dünyada vaka sayısı %15, ölü sayısı ise %13 azaldı. Bu düşüşe karşın Kasım ayında ABD ve AB ülkelerinde omikronun altvaryantlarının oluşturduğu bir “çorba” yeni bir dalgayı tetikleyebilir. University College London’dan Christina Pagel, dünyanın diğer kısımlarının ise bu dalgayı yaşamakta veya dalgadan çıkmakta olduğunu işaret ediyor. Son zamanlara kadar pandemi bir COVID-19 soyundan bir diğerine atlıyordu. Örneğin deltanın omikrona atlaması gibi. Heidelberg Üniversitesi’nden Moritz Gerstung, “Tipik olarak yeni bir varyant ortaya çıkıyordu ve hızlı bir şekilde kendinden önceki soyların yerini alıyordu. Ancak şimdi karşımızda bir altvaryant karışımı var. Hepsi bir diğerinden küçük değişikliklerle ayrılıyor” diye konuşuyor. Yüksek düzeyde bağışıklık, varyantlar üzerinde bir seçici baskı yaratıyor. Pandeminin başında hızlı bir şekilde ortaya çıkan bir soy, virüsün hücreleri daha başarılı bir şekilde enfekte etmesini sağlıyordu. Şimdi durum farklı; virüs, küçük mutasyonlar yardımı ile bağışıklıktan kaçmaya çalışıyor. Şu anda en yaygın altvaryant BQ.1.1. Bu, omikron BA.5’in altvaryantı BQ.1’den kaynaklanıyor. 2-9 Ekim arasında BQ.1 ve altsoyları SARS-C0V-2 koronavirüs dizilimlerinin %6’sını oluşturuyor ve 65 ülkede görülüyordu. Fransa’da BQ.1.1 şimdide dizilimleri saptanmış vakaların yarısını oluşturuyor. Fransa belki de bu düzeye Avrupa’nın geri kalanından önce ulaşmış olabilir. BQ.1.1 vakaları her hafta ikiye katlanıyor. BQ.1.1 ayrıca Afrika’daki COVID-19 enfeksiyonlarının çoğunluğunu oluşturuyor. İlk kez Temmuz ayında Nijerya’da görüldü. Hızlı yayılma nedenleri Bu altvaryantın hızlı yayılımının nedeni büyük bir olasılıkla virüsün hücrelere girmekte yararlandığı spike proteinlerdeki altı mutasyondan kaynaklanıyor olabilir. Aşılar da bağışıklık tepkisini uyandırmak için bu spike proteinlerden yararlanıyor. BQ.1.1’nin mutasyonları üzerindeki öncü araştırmalara göre bu mutasyonlar, aşıların önceki enfeksiyonlarda ürettiği nötralizan antikorlardan kaçmalarına yardımcı oluyor. “Farklı soylardaki mutasyon sayısı ile yayılma hızı arasında çok yakın bir korelasyon olduğunu biliyoruz” diye konuşan Gerstung, “Bağışıklıktan-kaçma mutasyonu sayısı en fazla BQ.1.1’de görülüyor” diyor. XBB iki BA.2 alt soyunun tek bir hücreyi enfekte etmesi ve genetik malzemelerini değiş tokuş yapmaları sonucu ortaya çıktı. Sonuçta oluşan altvaryantta yedi mutasyon bulunuyor. Bu da, şu anda dolaşımda olan altvaryantlardaki mutasyon sayısı bakımından en yüksek sayı. Birden fazla altvaryanta aynı anda yakalanmak hastalığı ağır geçirme riskini arttıran bir faktör. Pagel’2 göre esas tehlike, mutasyon sayısının artarak yeni COVID-19 dalgalarına yol açması. XBB Hindistan ve Singapur’da hızlı bir şekilde yayıldı. Buradaki varyanta XBB.1 adı verildi. Ekim ayının ortalarında vaka sayısı zirve yaptı. Şimdi Asya’nın geri kalan kısımlarına yayılıyor. Kim kazanacak? XBB enfeksiyonunun BQ.1.1’e karşı bir koruyuculuğunun olup olmadığı henüz bilinmiyor. Veya bunun tam tersi de olabilir. Gerstung, “Benim kişisel görüşlerime göre BQ.1.1 ile enfekte olmak virüsün eski soylarına karşı (BA.2 ve BA.5) sağlam bir bağışıklık oluşturuyor. Ne var ki XBB çok farklı. O yüzden bu konuda kesin bir yorumda bulunmak olanaksız” diyor. Reyhan Oksay Kaynak</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/omikron-altvaryantlari-yeni-bir-covid-19-dalgasini-baslatabilir">Omikron altvaryantları yeni bir COVID-19 dalgasını başlatabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>BQ.1.1 ve XBB adı verilen omikronun altvaryantları aşılarla ve enfeksiyonlarla edinilen bağışıklıktan kaçarak yeni bir dalga başlatabilirler. Ancak bu konuda ileri araştırmaların yapılması gerekiyor. Kuzey yarıkürede kış aylarının yaklaşmasına karşın COVID- 19 vakalarında düşüş görülüyor. 23 Ekim tarihi itibariyle son bir haftada dünyada vaka sayısı %15, ölü sayısı ise %13 azaldı. Bu düşüşe karşın Kasım ayında ABD ve AB ülkelerinde omikronun altvaryantlarının oluşturduğu bir “çorba” yeni bir dalgayı tetikleyebilir. University College London’dan Christina Pagel, dünyanın diğer kısımlarının ise bu dalgayı yaşamakta veya dalgadan çıkmakta olduğunu işaret ediyor.</p>
<p>Son zamanlara kadar pandemi bir COVID-19 soyundan bir diğerine atlıyordu. Örneğin deltanın omikrona atlaması gibi.</p>
<p>Heidelberg Üniversitesi’nden Moritz Gerstung, “Tipik olarak yeni bir varyant ortaya çıkıyordu ve hızlı bir şekilde kendinden önceki soyların yerini alıyordu. Ancak şimdi karşımızda bir altvaryant karışımı var. Hepsi bir diğerinden küçük değişikliklerle ayrılıyor” diye konuşuyor.</p>
<p>Yüksek düzeyde bağışıklık, varyantlar üzerinde bir seçici baskı yaratıyor. Pandeminin başında hızlı bir şekilde ortaya çıkan bir soy, virüsün hücreleri daha başarılı bir şekilde enfekte etmesini sağlıyordu. Şimdi durum farklı; virüs, küçük mutasyonlar yardımı ile bağışıklıktan kaçmaya çalışıyor.</p>
<p>Şu anda en yaygın altvaryant BQ.1.1. Bu, omikron BA.5’in altvaryantı BQ.1’den kaynaklanıyor. 2-9 Ekim arasında BQ.1 ve altsoyları SARS-C0V-2 koronavirüs dizilimlerinin %6’sını oluşturuyor ve 65 ülkede görülüyordu.</p>
<p>Fransa’da BQ.1.1 şimdide dizilimleri saptanmış vakaların yarısını oluşturuyor. Fransa belki de bu düzeye Avrupa’nın geri kalanından önce ulaşmış olabilir. BQ.1.1 vakaları her hafta ikiye katlanıyor. BQ.1.1 ayrıca Afrika’daki COVID-19 enfeksiyonlarının çoğunluğunu oluşturuyor. İlk kez Temmuz ayında Nijerya’da görüldü.</p>
<p><strong>Hızlı yayılma nedenleri </strong></p>
<p>Bu altvaryantın hızlı yayılımının nedeni büyük bir olasılıkla virüsün hücrelere girmekte yararlandığı spike proteinlerdeki altı mutasyondan kaynaklanıyor olabilir. Aşılar da bağışıklık tepkisini uyandırmak için bu spike proteinlerden yararlanıyor.</p>
<p>BQ.1.1’nin mutasyonları üzerindeki öncü araştırmalara göre bu mutasyonlar, aşıların önceki enfeksiyonlarda ürettiği nötralizan antikorlardan kaçmalarına yardımcı oluyor. “Farklı soylardaki mutasyon sayısı ile yayılma hızı arasında çok yakın bir korelasyon olduğunu biliyoruz” diye konuşan Gerstung, “Bağışıklıktan-kaçma mutasyonu sayısı en fazla BQ.1.1’de görülüyor” diyor.</p>
<p>XBB iki BA.2 alt soyunun tek bir hücreyi enfekte etmesi ve genetik malzemelerini değiş tokuş yapmaları sonucu ortaya çıktı. Sonuçta oluşan altvaryantta yedi mutasyon bulunuyor. Bu da, şu anda dolaşımda olan altvaryantlardaki mutasyon sayısı bakımından en yüksek sayı.</p>
<p>Birden fazla altvaryanta aynı anda yakalanmak hastalığı ağır geçirme riskini arttıran bir faktör. Pagel’2 göre esas tehlike, mutasyon sayısının artarak yeni COVID-19 dalgalarına yol açması. XBB Hindistan ve Singapur’da hızlı bir şekilde yayıldı. Buradaki varyanta XBB.1 adı verildi. Ekim ayının ortalarında vaka sayısı zirve yaptı. Şimdi Asya’nın geri kalan kısımlarına yayılıyor.</p>
<p><strong>Kim kazanacak? </strong></p>
<p>XBB enfeksiyonunun BQ.1.1’e karşı bir koruyuculuğunun olup olmadığı henüz bilinmiyor. Veya bunun tam tersi de olabilir. Gerstung, “Benim kişisel görüşlerime göre BQ.1.1 ile enfekte olmak virüsün eski soylarına karşı (BA.2 ve BA.5) sağlam bir bağışıklık oluşturuyor. Ne var ki XBB çok farklı. O yüzden bu konuda kesin bir yorumda bulunmak olanaksız” diyor.</p>
<p><strong>Reyhan Oksay</strong></p>
<p><em><a href="https://www.nature.com/articles/d41586-022-03445-6">Kaynak</a></em></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/haberler/saglik/omikron-altvaryantlari-yeni-bir-covid-19-dalgasini-baslatabilir">Omikron altvaryantları yeni bir COVID-19 dalgasını başlatabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">28367</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Omikron hatırlatma dozları gelecek varyantlara karşı da koruyucu</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/koronavirus/omikron-hatirlatma-dozlari-gelecek-varyantlara-karsi-da-koruyucu</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Nov 2022 08:19:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Koronavirus]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=28350</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son laboratuvar deneyleri, bağışıklık sisteminin orijinal SARS-CoV-2 türüne takılıp kalacağı yönündeki korkuları ortadan kaldırdı. Öyle ki halihazırdaki SARS-CoV-2 varyantlarına karşı geliştirilen hatırlatma aşıları, bağışıklık sisteminin henüz var olmayan varyantlara karşı da koruyucu olmasına sağlıyor. Hatırlatma dozlarının antikor üreten hücreleri nasıl etkilediğini araştıran 2 yeni çalışmadan elde edilen sonuçlara göre antikor üreten bazı hücreler zaman içinde evrim geçirerek sadece yeni varyantları hedef alacak şekilde yeni antikorlar üretirken, diğerleri hem yeni hem de eski varyantları hedef alan antikorlar üretiyor. Geçen Kasım ayında omikron varyantı ortaya çıktıktan ve insanları enfekte etmeye başladıktan sonra aşı şirketleri omikrona özel hatırlatma aşılarını geliştirme çalışmalarına başlamışlardı. Ağustos ayında FDA, BA.4, BA.5 ve orijinal varyantları hedef alan bivalent aşılara onay verdi. Eylül ayında ise Avrupa’daki onay kurumları BA.1 omikron varyantına karşı geliştirilen aşıları onayladı. Piyasadaki endişelerin kaynağı şuydu: Bağışıklık sistemi bir patojenin ilk versiyonuna takılı kalır ve zaman içinde ortaya çıkan diğer varyantları “görmez”. Ama bağışıklık sistemi yeni varyantlara tepki verecek şekilde uyum sağlarsa, omikrona karşı yeni antikorlar üretecek yeni B hücreleri yaratabilir. Yeni çalışmalar deneylere katılan deneklerin çoğunun B hücrelerinin hem orijinal hem de omikron varyantlarını “gördüğünü” ortaya koydu. La Jolla Bağışıklık Enstitüsü’nden virolog Shane Crotty bağışıklık sisteminin bu uyum yeteneğini şöyle açıklıyor: “Bağışıklık sistemi, milyonlarca yıl boyunca şunu öğrenmiştir: Bir virüs baş gösterirse, yakın bir akrabası da çok büyük bir olasılıkla bir süre sonra baş gösterir. Hepsine tepki gösterme becerisini geliştirmesi kendi avantajınadır.” Dünyada her 5 vakadan yalnızca 1’i kayda geçiyor Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) ve Hastalık Kontrol ve Önleme Markezi’nin bildirdiğine göre 1 Ocak 2020 ile 6 Mayıs 2022 arasında 6.190.349 can kaybı, 513.955.910 vaka meydana gelmiş. Current Science dergisinde yer alan ve matematiksel modellere dayandırılan yeni bir çalışmanın bulduğu vaka sayısı ise yaklaşık 2.4 milyar. Yani resmi rakamlar yaklaşık 1.9 milyar eksik bildirmiş. 8 ülkeyi kapsayan başka modellerde ise İtalya gibi gelişmiş bir ülkede bile kayıtların doğru tutulmadığı görülüyor. İtalya’da her 4 vakadan 1’i, Çin’de her 149 vakadan ancak 1’i kayıt altına alınmış. Hatta Çin’de 1.104 vakadan 1’nin resmi kayıtlara geçtiği yolunda iddialar var. Ayrıca rakamların doğruyu yansıtmamasının bir nedeni de COVID-19 olanların bazılarının test yaptırmamış olması. Aşı olanların da aralarında olduğu bir grup da hastalığa birden fazla kereler yakalanmış olabiliyor. Evde yapılan ve pozitif çıkan testler de resmi kayıtlara geçmiyor. Dünyada tam olarak aşılanmış insan sayısı bu 29 ayda 5.1 milyar olarak kaydedilmiş. Reyhan Oksay Kaynaklar https://www.nature.com/articles/d41586-022-03119-3 https://scitechdaily.com/up-to-1-9-billion-cases-new-research-indicates-far-more-people-caught-covid-then-official-estimates/</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/koronavirus/omikron-hatirlatma-dozlari-gelecek-varyantlara-karsi-da-koruyucu">Omikron hatırlatma dozları gelecek varyantlara karşı da koruyucu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son laboratuvar deneyleri, bağışıklık sisteminin orijinal SARS-CoV-2 türüne takılıp kalacağı yönündeki korkuları ortadan kaldırdı.</p>
<p>Öyle ki halihazırdaki SARS-CoV-2 varyantlarına karşı geliştirilen hatırlatma aşıları, bağışıklık sisteminin henüz var olmayan varyantlara karşı da koruyucu olmasına sağlıyor.</p>
<p>Hatırlatma dozlarının antikor üreten hücreleri nasıl etkilediğini araştıran 2 yeni çalışmadan elde edilen sonuçlara göre antikor üreten bazı hücreler zaman içinde evrim geçirerek sadece yeni varyantları hedef alacak şekilde yeni antikorlar üretirken, diğerleri hem yeni hem de eski varyantları hedef alan antikorlar üretiyor.</p>
<p>Geçen Kasım ayında omikron varyantı ortaya çıktıktan ve insanları enfekte etmeye başladıktan sonra aşı şirketleri omikrona özel hatırlatma aşılarını geliştirme çalışmalarına başlamışlardı. Ağustos ayında FDA, BA.4, BA.5 ve orijinal varyantları hedef alan bivalent aşılara onay verdi. Eylül ayında ise Avrupa’daki onay kurumları BA.1 omikron varyantına karşı geliştirilen aşıları onayladı.</p>
<p>Piyasadaki endişelerin kaynağı şuydu: Bağışıklık sistemi bir patojenin ilk versiyonuna takılı kalır ve zaman içinde ortaya çıkan diğer varyantları “görmez”. Ama bağışıklık sistemi yeni varyantlara tepki verecek şekilde uyum sağlarsa, omikrona karşı yeni antikorlar üretecek yeni B hücreleri yaratabilir.</p>
<p>Yeni çalışmalar deneylere katılan deneklerin çoğunun B hücrelerinin hem orijinal hem de omikron varyantlarını “gördüğünü” ortaya koydu.</p>
<p>La Jolla Bağışıklık Enstitüsü’nden virolog Shane Crotty bağışıklık sisteminin bu uyum yeteneğini şöyle açıklıyor: “Bağışıklık sistemi, milyonlarca yıl boyunca şunu öğrenmiştir: Bir virüs baş gösterirse, yakın bir akrabası da çok büyük bir olasılıkla bir süre sonra baş gösterir. Hepsine tepki gösterme becerisini geliştirmesi kendi avantajınadır.”</p>
<p><strong>Dünyada her 5 vakadan yalnızca 1’i kayda geçiyor </strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) ve Hastalık Kontrol ve Önleme Markezi’nin bildirdiğine göre 1 Ocak 2020 ile 6 Mayıs 2022 arasında 6.190.349 can kaybı, 513.955.910 vaka meydana gelmiş. Current Science dergisinde yer alan ve matematiksel modellere dayandırılan yeni bir çalışmanın bulduğu vaka sayısı ise yaklaşık 2.4 milyar. Yani resmi rakamlar yaklaşık 1.9 milyar eksik bildirmiş. 8 ülkeyi kapsayan başka modellerde ise İtalya gibi gelişmiş bir ülkede bile kayıtların doğru tutulmadığı görülüyor. İtalya’da her 4 vakadan 1’i, Çin’de her 149 vakadan ancak 1’i kayıt altına alınmış. Hatta Çin’de 1.104 vakadan 1’nin resmi kayıtlara geçtiği yolunda iddialar var.</p>
<p>Ayrıca rakamların doğruyu yansıtmamasının bir nedeni de COVID-19 olanların bazılarının test yaptırmamış olması. Aşı olanların da aralarında olduğu bir grup da hastalığa birden fazla kereler yakalanmış olabiliyor. Evde yapılan ve pozitif çıkan testler de resmi kayıtlara geçmiyor. Dünyada tam olarak aşılanmış insan sayısı bu 29 ayda 5.1 milyar olarak kaydedilmiş.</p>
<p><strong>Reyhan Oksay</strong></p>
<p><em>Kaynaklar</em><br />
<em><a href="https://www.nature.com/articles/d41586-022-03119-3">https://www.nature.com/articles/d41586-022-03119-3</a></em><br />
<em><a href="https://scitechdaily.com/up-to-1-9-billion-cases-new-research-indicates-far-more-people-caught-covid-then-official-estimates/">https://scitechdaily.com/up-to-1-9-billion-cases-new-research-indicates-far-more-people-caught-covid-then-official-estimates/</a></em></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/koronavirus/omikron-hatirlatma-dozlari-gelecek-varyantlara-karsi-da-koruyucu">Omikron hatırlatma dozları gelecek varyantlara karşı da koruyucu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">28350</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Uzamış COVID değerlendirildi</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/koronavirus/uzamis-covid-degerlendirildi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Nov 2022 11:04:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Koronavirus]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=28345</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pandemiye dair tüm araştırmaları masaya yatıran Türk Toraks Derneği, tedavileri, aşıları ve uzamış COVID’i değerlendirdi. Uzamış COVID konusunda en sık görülen belirtinin nefes darlığı olduğuna dikkat çekildi. Bu çalışmada Türkiye COVID-19 Pandemi İzlem Ekranı kullanılarak COVID-19 sonrası bir yıllık dönemde, hastaların uzamış semptomları ve bu semptomlara neden olan faktörleri değerlendirildi. Bu çalışma Doç. Dr. Serap Argun Barış önderliğinde yürütüldü. 13 farklı merkezde toplam 504 hasta ile 3 basamakta görüşme gerçekleştirildi. Birinci basamakta telefon anketi, ikinci basamakta tıbbi kayıtların geriye dönük değerlendirilmesi, üçüncü basamakta yüz yüze ziyaret yapıldı. *Telefon anketinde 1’inci yılda şikâyeti olan hasta oranı yüzde 27.1 olarak bulundu *Yüzde 17 ile nefes darlığı, yüzde 6.3 ile yorgunluk ve yüzde 5 ile halsizlik en sık görülen şikayetlerdi. KOAH tanısı, tanı anında zatürre varlığı, hastalık sonrası nefes darlığı ve halsizliğin devam etmesi ve COVID sonrası dönemde acil servis başvurusu olması, uzamış semptomları öngören faktörler olarak saptandı. İkinci basamakta 231 hastanın tıbbi kayıtları analiz edildi. Buna göre; *İlk yılın sonunda göğüs röntgenlerinin yüzde 1.4’ünün tam düzelmediği, bilgisayarlı tomografilerin yüzde 3.4’ünde akciğer sertleşmesi geliştiği izlendi. Üçüncü basamakta yüz yüze kontrol sırasında ise 138 hastanın yüzde 49.3’ünde en az bir şikayetin devam ettiği görüldü. Bunların en sık olarak; *Yüzde 27.6 ile nefes darlığı; yüzde 18.1 ile psikiyatrik semptomlar (depresif duygu durumu ve kaygı bozukluğu ile ilgili belirtiler) ve yüzde 17.4 ile yorgunluk olduğu gözlendi. Bilgisayarlı tomografilerin yüzde 2.4’ünde akciğer sertleşmesi ile uyumlu bulgular izlendi. SONUÇ: COVID-19 hastalarının yaklaşık yarısında uzun COVID-19 görülüyor. Hastalık şiddeti, ek hastalıklar ve acil servis başvurusu uzun COVID-19 için risk faktörleridir. Bu hastaların erken dönemde tanımlanması ve takibi çok öneriliyor. Bizleri nasıl bir kış bekliyor? COVID kapıda mı? Kış mevsimine girmekte olduğumuz şu günlerde ortaya çıkması muhtemel yeni varyantlar, zayıflamakta olan aşı bağışıklığı, Kuzey Yarıküre’de COVID vakalarında yeni dalgalara yol açabilir mi? Bir de kapıda bekleyen grip dalgası varken&#8230;. Bilim insanları COVID vakalarının artış göstereceği bir kış mevsiminin bizleri beklediğini söylüyor. Nature dergisi COVID-19 dalgasının hangi etmenlerin tetiklemesiyle ortaya çıkacağını araştırıyor. Ayrıca omikronu hedef alan yeni nesil aşıların bu dalgayı durdurup durdurmayacağını soruşturuyor&#8230; Bu sonbahar ve kış aylarında yeni bir COVID dalgası yaşayacak mıyız? ABD’de bilim insanları Ağustos ayının ortalarında COVID-19’un önümüzdeki günlerde neler yapabileceğine ilişkin bir senaryo tasarladılar. Yeni nesil aşıların hatırlatma dozlarının hızlıca devreye alınması ve yeni varyantların ortaya çıkmaması durumunda BA.5 omikron varyantının yeniden atağa kalkacağı düşünülmüyor. Öyle ki yeni bir varyantın ortaya çıkması durumunda bile şiddetli bir dalga beklenmiyor. Ne var ki North Carolina Üniversitesi’nden enfeksiyon hastalıkları uzmanı Justin Lessler önümüzdeki kış konusunda daha karamsar. SARS-CoV-2’nin orijinal varyantına ve omikron varyantına etkili olan ‘bivalent’ aşıların uygulanmasındaki yavaşlık ve yeni bir varyantın gelişmekte olduğunu gösteren işaretler ufukta yeni bir salgın dalgasının gelmekte olduğunu gösteriyor. Yeni yeni çıkmakta olan varyantlar vaka sayısını artırabilir mi? Evrim biyoloğu Tom Wenseleers henüz böyle bir tehlikenin söz konusu olmadığını söylüyor. Şu anda SARS-CoV-2 vakalarındaki artışın nedeni büyük bir olasılıkla aşı muafiyeninin zamanla zayıflamış olmasına bağlı olabilir. Ayrıca insanların mesafe konusunda daha rahat olması da vakaları artırabilir.Pek çok ülkede sosyal dinamikler neredeyse pandemi öncesi döneme dönmüş durumda. Kapalı mekanlarda daha fazla zaman geçirileceği göz önüne alındığında riskin daha da artacağı öngörülebilir. Eski olduğumuz aşılar işe yarayacak mı? Neyse ki tüm bilimsel veriler, eski ve yeni COVID-19 aşılarının hastalığın şiddetli geçmesini önlebileceğini gösteriyor. Bu nedenle önümüzdeki aylarda özellikle riskli grupların yeni nesil bivalent aşıların hatırlatma dozlarını olmaları şiddetle öneriliyor. Reyhan Oksay Kaynaklar https://www.apjtm.org/temp/AsianPacJTropMed159400_6104393_165723.pdf https://www.nature.com/articles/d41586-022-03157-x</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/koronavirus/uzamis-covid-degerlendirildi">Uzamış COVID değerlendirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Pandemiye dair tüm araştırmaları masaya yatıran Türk Toraks Derneği, tedavileri, aşıları ve uzamış COVID’i değerlendirdi. Uzamış COVID konusunda en sık görülen belirtinin nefes darlığı olduğuna dikkat çekildi.</p>
<p>Bu çalışmada Türkiye COVID-19 Pandemi İzlem Ekranı kullanılarak COVID-19 sonrası bir yıllık dönemde, hastaların uzamış semptomları ve bu semptomlara neden olan faktörleri değerlendirildi. Bu çalışma Doç. Dr. Serap Argun Barış önderliğinde yürütüldü.</p>
<p>13 farklı merkezde toplam 504 hasta ile 3 basamakta görüşme gerçekleştirildi. Birinci basamakta telefon anketi, ikinci basamakta tıbbi kayıtların geriye dönük değerlendirilmesi, üçüncü basamakta yüz yüze ziyaret yapıldı.</p>
<p>*Telefon anketinde 1’inci yılda şikâyeti olan hasta oranı yüzde 27.1 olarak bulundu</p>
<p>*Yüzde 17 ile nefes darlığı, yüzde 6.3 ile yorgunluk ve yüzde 5 ile halsizlik en sık görülen şikayetlerdi.</p>
<p>KOAH tanısı, tanı anında zatürre varlığı, hastalık sonrası nefes darlığı ve halsizliğin devam etmesi ve COVID sonrası dönemde acil servis başvurusu olması, uzamış semptomları öngören faktörler olarak saptandı.</p>
<p>İkinci basamakta 231 hastanın tıbbi kayıtları analiz edildi. Buna göre;</p>
<p>*İlk yılın sonunda göğüs röntgenlerinin yüzde 1.4’ünün tam düzelmediği, bilgisayarlı tomografilerin yüzde 3.4’ünde akciğer sertleşmesi geliştiği izlendi.</p>
<p>Üçüncü basamakta yüz yüze kontrol sırasında ise 138 hastanın yüzde 49.3’ünde en az bir şikayetin devam ettiği görüldü. Bunların en sık olarak;</p>
<p>*Yüzde 27.6 ile nefes darlığı; yüzde 18.1 ile psikiyatrik semptomlar (depresif duygu durumu ve kaygı bozukluğu ile ilgili belirtiler) ve yüzde 17.4 ile yorgunluk olduğu gözlendi. Bilgisayarlı tomografilerin yüzde 2.4’ünde akciğer sertleşmesi ile uyumlu bulgular izlendi.</p>
<p>SONUÇ: COVID-19 hastalarının yaklaşık yarısında uzun COVID-19 görülüyor. Hastalık şiddeti, ek hastalıklar ve acil servis başvurusu uzun COVID-19 için risk faktörleridir. Bu hastaların erken dönemde tanımlanması ve takibi çok öneriliyor.</p>
<p><strong>Bizleri nasıl bir kış bekliyor? COVID kapıda mı?</strong></p>
<p>Kış mevsimine girmekte olduğumuz şu günlerde ortaya çıkması muhtemel yeni varyantlar, zayıflamakta olan aşı bağışıklığı, Kuzey Yarıküre’de COVID vakalarında yeni dalgalara yol açabilir mi? Bir de kapıda bekleyen grip dalgası varken&#8230;.</p>
<p>Bilim insanları COVID vakalarının artış göstereceği bir kış mevsiminin bizleri beklediğini söylüyor.</p>
<p>Nature dergisi COVID-19 dalgasının hangi etmenlerin tetiklemesiyle ortaya çıkacağını araştırıyor. Ayrıca omikronu hedef alan yeni nesil aşıların bu dalgayı durdurup durdurmayacağını soruşturuyor&#8230;</p>
<p><strong>Bu sonbahar ve kış aylarında yeni bir COVID dalgası yaşayacak mıyız? </strong></p>
<p>ABD’de bilim insanları Ağustos ayının ortalarında COVID-19’un önümüzdeki günlerde neler yapabileceğine ilişkin bir senaryo tasarladılar. Yeni nesil aşıların hatırlatma dozlarının hızlıca devreye alınması ve yeni varyantların ortaya çıkmaması durumunda BA.5 omikron varyantının yeniden atağa kalkacağı düşünülmüyor. Öyle ki yeni bir varyantın ortaya çıkması durumunda bile şiddetli bir dalga beklenmiyor.</p>
<p>Ne var ki North Carolina Üniversitesi’nden enfeksiyon hastalıkları uzmanı Justin Lessler önümüzdeki kış konusunda daha karamsar. SARS-CoV-2’nin orijinal varyantına ve omikron varyantına etkili olan ‘bivalent’ aşıların uygulanmasındaki yavaşlık ve yeni bir varyantın gelişmekte olduğunu gösteren işaretler ufukta yeni bir salgın dalgasının gelmekte olduğunu gösteriyor.</p>
<p><strong>Yeni yeni çıkmakta olan varyantlar vaka sayısını artırabilir mi? </strong></p>
<p>Evrim biyoloğu Tom Wenseleers henüz böyle bir tehlikenin söz konusu olmadığını söylüyor. Şu anda SARS-CoV-2 vakalarındaki artışın nedeni büyük bir olasılıkla aşı muafiyeninin zamanla zayıflamış olmasına bağlı olabilir. Ayrıca insanların mesafe konusunda daha rahat olması da vakaları artırabilir.Pek çok ülkede sosyal dinamikler neredeyse pandemi öncesi döneme dönmüş durumda. Kapalı mekanlarda daha fazla zaman geçirileceği göz önüne alındığında riskin daha da artacağı öngörülebilir.</p>
<p><strong>Eski olduğumuz aşılar işe yarayacak mı? </strong></p>
<p>Neyse ki tüm bilimsel veriler, eski ve yeni COVID-19 aşılarının hastalığın şiddetli geçmesini önlebileceğini gösteriyor. Bu nedenle önümüzdeki aylarda özellikle riskli grupların yeni nesil bivalent aşıların hatırlatma dozlarını olmaları şiddetle öneriliyor.</p>
<p><strong>Reyhan Oksay</strong></p>
<p><em>Kaynaklar</em><br />
<em><a href="https://www.apjtm.org/temp/AsianPacJTropMed159400_6104393_165723.pdf">https://www.apjtm.org/temp/AsianPacJTropMed159400_6104393_165723.pdf</a></em><br />
<em><a href="https://www.nature.com/articles/d41586-022-03157-x">https://www.nature.com/articles/d41586-022-03157-x</a></em></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/koronavirus/uzamis-covid-degerlendirildi">Uzamış COVID değerlendirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">28345</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
