<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kitaplar arşivleri - Herkese Bilim Teknoloji</title>
	<atom:link href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/k/kitaplar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/k/kitaplar</link>
	<description>Türkiye&#039;nin günlük bilim, kültür ve eleştirel düşünce portalı</description>
	<lastBuildDate>Tue, 09 Nov 2021 08:35:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Bilim tarihçimiz Osman Bahadır’dan 2 yeni e-kitap</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/kitaplar/bilim-tarihcimiz-osman-bahadirdan-2-yeni-e-kitap</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Nov 2021 08:30:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=25106</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de Tıbbın Evrimi Dr. Galip Ata tarafından Türkiye’de Tıbbın Evrimi başlığıyla hazırlanan ve 10-18 Eylül 1932 tarihinde Bükreş’te toplanan Dokuzuncu Uluslararası Tıp Tarihi Kongresi’ne Fransızca olarak sunulan uzun bildiri metni, Fransızcadan Osman Bahadır tarafından çevrildi. Dr. Galip Ata kongreye katılmadığı için bildiriyi Prof. Dr. Tevfik Recep (Örensoy) okumuştu. Ülkemizin tıp tarihiyle (ve aynı zamanda sosyal tarihiyle) ilgili bu son derece önemli ve ilginç çalışma, ne yazık ki, belki de Fransızca yazılmış olduğu için şimdiye kadar unutulmaya mahkum edilmiştir. Dr. Galip Ata erken Cumhuriyetin önemli bir araştırmacısı ve kültür insanı.. Galip Ata’yı da tanıyacaksınız. İçindekiler: Önsöz Türklerde Tıbbın Başlangıcı Doğu’ya Özgü (Doğucu) Dönem Batıcı Dönem Galip Ata özellikle radyo için hazırladığı “Evin Saati” ve “Posta Kutusu” programlarıyla tanındı. Anlaşılması zor tıp konularını herkesin anlayabileceği bir dille hazırladığı “Evin Saati” programı, kendisi kekeme olduğu için Baki Süha Edipoğlu tarafından sunuluyordu. Beş yıl süren bu programdaki konuşmalar, Radyoda Evin Saati başlığıyla 1934’te 3 cilt olarak yayımlandı. Galip Ata, 1943’te İstanbul Milletvekili seçildi.  Kitabın önsözünde daha ayrıntılı bilgi bulunuyor. 14.90 TL.  Satın alma: https://abonelik.herkesebilimteknoloji.com/hbt-akademi/ *** Thomas Kuhn ve Modernizm Bilim Tarihi araştırmacısı olan, bu konularda çok sayıda kitabı ve araştırması makalesi bulunan Osman Bahadır’ın Thomas Kuhn ile Modernizm arasındaki ilişkileri inceleyen kitabı şu başlıkları içeriyor: Thomas Kuhn ve postmodernizm Postmodernizmin yükselişi Thomas Kuhn ve postmodernizm Thomas Kuhn ve pozitivizm Thomas Kuhn’un “bunalımdan doğan bilimsel devrim” tezi Thomas Kuhn ve biyoloji devrimi Ek Yazılar Ek-1: Bilim nasıl ilerler? Ek-2: Bilim tarihine panoramik bir bakış: Bilimsel keşifler zorlaşıyor mu? Ek-3: Türlerin Kökeni’nden ikili sarmala biyoloji devrimi &#160; 14.90 TL. Satın alma: https://abonelik.herkesebilimteknoloji.com/hbt-akademi/</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/kitaplar/bilim-tarihcimiz-osman-bahadirdan-2-yeni-e-kitap">Bilim tarihçimiz Osman Bahadır’dan 2 yeni e-kitap</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-25109" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2021/10/whatsapp-image-2021-10-20-at-21-40-02-1-300x154.jpeg" alt="" width="650" height="334" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2021/10/whatsapp-image-2021-10-20-at-21-40-02-1-300x154.jpeg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2021/10/whatsapp-image-2021-10-20-at-21-40-02-1.jpeg 892w" sizes="(max-width: 650px) 100vw, 650px" />Türkiye’de Tıbbın Evrimi</strong></p>
<p>Dr. Galip Ata tarafından Türkiye’de Tıbbın Evrimi başlığıyla hazırlanan ve 10-18 Eylül 1932 tarihinde Bükreş’te toplanan Dokuzuncu Uluslararası Tıp Tarihi Kongresi’ne</p>
<p>Fransızca olarak sunulan uzun bildiri metni, Fransızcadan <strong>Osman Bahadır</strong> tarafından çevrildi. Dr. Galip Ata kongreye katılmadığı için bildiriyi Prof. Dr. Tevfik Recep (Örensoy) okumuştu. Ülkemizin tıp tarihiyle (ve aynı zamanda sosyal tarihiyle) ilgili bu son derece önemli ve ilginç çalışma, ne yazık ki, belki de Fransızca yazılmış olduğu için şimdiye kadar unutulmaya mahkum edilmiştir. Dr. Galip Ata erken Cumhuriyetin önemli bir araştırmacısı ve kültür insanı.. Galip Ata’yı da tanıyacaksınız.</p>
<p><strong>İçindekiler:</strong></p>
<p><strong>Önsöz </strong></p>
<p><strong>Türklerde Tıbbın Başlangıcı </strong></p>
<p><strong>Doğu’ya Özgü (Doğucu) Dönem</strong></p>
<p><strong>Batıcı Dönem</strong></p>
<p>Galip Ata özellikle radyo için hazırladığı “Evin Saati” ve “Posta Kutusu” programlarıyla tanındı. Anlaşılması zor tıp konularını herkesin anlayabileceği bir dille hazırladığı “Evin Saati” programı, kendisi kekeme olduğu için Baki Süha Edipoğlu tarafından sunuluyordu. Beş yıl süren bu programdaki konuşmalar, Radyoda Evin Saati başlığıyla 1934’te 3 cilt olarak yayımlandı. Galip Ata, 1943’te İstanbul Milletvekili seçildi.  Kitabın önsözünde daha ayrıntılı bilgi bulunuyor.</p>
<p><strong>14.90 TL.  Satın alma: <a href="https://abonelik.herkesebilimteknoloji.com/hbt-akademi/">https://abonelik.herkesebilimteknoloji.com/hbt-akademi/</a></strong></p>
<p>***</p>
<p><strong>Thomas Kuhn ve Modernizm</strong></p>
<p>Bilim Tarihi araştırmacısı olan, bu konularda çok sayıda kitabı ve araştırması makalesi bulunan Osman Bahadır’ın Thomas Kuhn ile Modernizm arasındaki ilişkileri inceleyen kitabı şu başlıkları içeriyor:</p>
<p><strong>Thomas Kuhn ve postmodernizm</strong></p>
<p><strong>Postmodernizmin yükselişi</strong></p>
<p><strong>Thomas Kuhn ve postmodernizm</strong></p>
<p><strong>Thomas Kuhn ve pozitivizm</strong></p>
<p><strong>Thomas Kuhn’un “bunalımdan doğan bilimsel devrim” tezi</strong></p>
<p><strong>Thomas Kuhn ve biyoloji devrimi</strong></p>
<p><strong>Ek Yazılar</strong></p>
<p><strong>Ek-1: Bilim nasıl ilerler?</strong></p>
<p><strong>Ek-2: Bilim tarihine panoramik bir bakış:</strong></p>
<p><strong>Bilimsel keşifler zorlaşıyor mu?</strong></p>
<p><strong>Ek-3: Türlerin Kökeni’nden ikili sarmala biyoloji devrimi</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>14.90 TL. Satın alma: <a href="https://abonelik.herkesebilimteknoloji.com/hbt-akademi/">https://abonelik.herkesebilimteknoloji.com/hbt-akademi/</a></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/kitaplar/bilim-tarihcimiz-osman-bahadirdan-2-yeni-e-kitap">Bilim tarihçimiz Osman Bahadır’dan 2 yeni e-kitap</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">25106</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Eleştiri Zamanı</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/kitaplar/elestiri-zamani</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Jan 2021 13:53:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitaplar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=21964</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapı Kredi Kültür Sanat tarafından yayımlanan üç aylık düşünce dergisi “cogito”nun 100. sayısı “Eleştiri Zamanı” başlığıyla yayımlandı. Yirmi altı yıl önce düşünce üretimine, bilgiye ve bilmeye yönelik talep ve eksik görülerek yayın hayatına başlayan dergi benzersiz bir kriz dönemine denk gelen 100. sayısını insanlığın olumlu anlamda refleks haline getirmesi gereken bir probleme ayırdı: “Eleştiri”. Dergi, eleştiri hele de özeleştiri geleneğinin yeterince oluşmadığı gelecek için acilen eleştirel düşüncenin gerekliliğini görüp göstermek için hazırladığı bu sayısında “Eleştiride Felç” yazısıyla hukuk felsefesi alanından Adam Sitze, karşılaştırmalı edebiyat alanından “Eleştiri Nasıl Etkili Olur?” yazısıyla Warren Montag; siyaset felsefesi alanından “Şimdiciliğin Eleştirisi: Zaman Algısı ve Kriz” yazısıyla Zeynep Gambetti gibi bir çok düşünür ve akademisyenin görüşlerine, araştırmalarına yer veriyor. Dergi, “Gelenek ile Gelecek Arasında Eleştirel Teori” ve “Marksizm, Toplumsal Felsefe ve Eleştirel Teori” başlıklı iki söyleşiyle de çağımızın bu bağlamdaki problemlerine dikkat çekiyor. Jürgen Habermas’ın 90. Doğum Günü Bu sayının bir özelliği de tartışma bölümünde, Prof. Dr. İoanna Kuçuradi Başkanlığı’nda 2003 yılında İstanbul’da düzenlenen XXI. Dünya Felsefe Kongresi’nde ana konuşmacı olan Jürgen Habermas’ın, “90. Doğum Günü” bağlamında” felsefesine geniş yer verilmesi. Merak uyandıran ve akıcı, anlaşılır bir çeviriyle dilimize kazandırılan tartışma Raymond Geuss’un Habermas’ı eleştiren “Bir Tartışma Cumhuriyeti” ile başlıyor. Habermas uzmanı Şeyla Benhabib, “Jürgen Habermas’ın 90. Doğum Günü” yazısıyla Geuss’u eleştirisisni eleştiriyor. R. Geuss ile Ş. Benhabib tartışmasına Martin Jay, “Liberal Fikir Hükümsüz Kaldı” yazısı ile katılıyor. İlgi alanı tarih, iletişim ve eleştiri olan felsefeci Özgür Gürsoy’un “Anlam ve İşlev Arasında Eleştirinin Yeri: “Habermas, Foucault, Biz” başlıklı  eleştirinin işlevinin ne olabileceğini sorgulayan yazısı tartışma öncesine konarak okurun görüşlere daha objektif bakmasına yardımcı oluyor. Derginin editörü ve yayın kurulu üyesi Şeyda Öztürk, giriş yazısını, “Güncelliğini hep koruyan eleştirel teori geleneği ve eleştirel düşünceye ayırdığımız 100. sayının bu kritik dönemde Türkiye’de eleştirel düşünceyle daha yakın ve daha teferruatlı bir ilişki kurulmasına, düşünsel öğretimin zenginleşmesine katkıda bulunmasını umut ediyoruz” sözleriyle katılıyor ki, gerçekten de okuyup da etkilenmemek mümkün değil.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/kitaplar/elestiri-zamani">Eleştiri Zamanı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p><img decoding="async" class="alignright wp-image-21965 size-medium" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2021/01/cogito100_elestirizamani-206x300.jpg" alt="" width="206" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2021/01/cogito100_elestirizamani-206x300.jpg 206w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2021/01/cogito100_elestirizamani.jpg 500w" sizes="(max-width: 206px) 100vw, 206px" />Yapı Kredi Kültür Sanat tarafından yayımlanan üç aylık düşünce dergisi “cogito”nun 100. sayısı “Eleştiri Zamanı” başlığıyla yayımlandı. Yirmi altı yıl önce düşünce üretimine, bilgiye ve bilmeye yönelik talep ve eksik görülerek yayın hayatına başlayan dergi benzersiz bir kriz dönemine denk gelen 100. sayısını insanlığın olumlu anlamda refleks haline getirmesi gereken bir probleme ayırdı: “Eleştiri”.</p>
<p><span style="color: #26282a;">Dergi, eleştiri hele de özeleştiri geleneğinin yeterince oluşmadığı gelecek için acilen eleştirel düşüncenin gerekliliğini görüp göstermek için hazırladığı bu sayısında “Eleştiride Felç” yazısıyla hukuk felsefesi alanından Adam Sitze, karşılaştırmalı edebiyat alanından “Eleştiri Nasıl Etkili Olur?” yazısıyla Warren Montag; siyaset felsefesi alanından “Şimdiciliğin Eleştirisi: Zaman Algısı ve Kriz” yazısıyla Zeynep Gambetti gibi bir çok düşünür ve akademisyenin görüşlerine, araştırmalarına yer veriyor. Dergi, “Gelenek ile Gelecek Arasında Eleştirel Teori” ve “Marksizm, Toplumsal Felsefe ve Eleştirel Teori” başlıklı iki </span>söyleşiyle de çağımızın bu bağlamdaki problemlerine dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>Jürgen Habermas’ın 90. Doğum Günü</strong></p>
<p>Bu sayının bir özelliği de tartışma bölümünde, Prof. Dr. İoanna Kuçuradi Başkanlığı’nda 2003 yılında İstanbul’da düzenlenen XXI. Dünya Felsefe Kongresi’nde ana konuşmacı olan Jürgen Habermas’ın, “90. Doğum Günü” bağlamında” felsefesine geniş yer verilmesi.</p>
<p>Merak uyandıran ve akıcı, anlaşılır bir çeviriyle dilimize kazandırılan tartışma Raymond Geuss’un Habermas’ı eleştiren “Bir Tartışma Cumhuriyeti” ile başlıyor. Habermas uzmanı Şeyla Benhabib, “Jürgen Habermas’ın 90. Doğum Günü” yazısıyla Geuss’u eleştirisisni eleştiriyor. R. Geuss ile Ş. Benhabib tartışmasına Martin Jay, “Liberal Fikir Hükümsüz Kaldı” yazısı ile katılıyor. İlgi alanı tarih, iletişim ve eleştiri olan felsefeci Özgür Gürsoy’un “Anlam ve İşlev Arasında Eleştirinin Yeri: “Habermas, Foucault, Biz” başlıklı  eleştirinin işlevinin ne olabileceğini sorgulayan yazısı tartışma öncesine konarak okurun görüşlere daha objektif bakmasına yardımcı oluyor.</p>
<p>Derginin editörü ve yayın kurulu üyesi Şeyda Öztürk, giriş yazısını, “Güncelliğini hep koruyan eleştirel teori geleneği ve eleştirel düşünceye ayırdığımız 100. sayının bu kritik dönemde Türkiye’de eleştirel düşünceyle daha yakın ve daha teferruatlı bir ilişki kurulmasına, düşünsel öğretimin zenginleşmesine katkıda bulunmasını umut ediyoruz” sözleriyle katılıyor ki, gerçekten de okuyup da etkilenmemek mümkün değil.</p>
</div>
<div class="yj6qo"></div>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/kitaplar/elestiri-zamani">Eleştiri Zamanı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">21964</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Gezgin Filozof Uluğ Nutku</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/kitaplar/gezgin-filozof-ulug-nutku</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Dec 2020 08:42:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitaplar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=21638</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Uluğ Nutku hakkındaki yazılardan oluşan ve editörlüğünü Mustafa Günay’ın yaptığı “Gezgin Filozof Uluğ Nutku” kitabı Aralık 2020’da Çizgi Kitapevi tarafından yayımlandı. Kitapta, “Kişi/Kişilik Olarak Uluğ Nutku’ya Bakışlar”, “Uluğ Nutku’ nun Felsefesine Bakışlar”, “Uluğ Nutku’nun Ardından Yazılanlar/Söylenenler” gibi bölüm başlıkları altında Afşar Timuçin, Adnan Gümüş, H. Haluk Erdem, Yavuz Adugit, Engin Delice, Celal Gürbüz’ün de aralarında olduğu öğretim üyesi dostu ve öğrencisi olmuş felsefeciler ile bazı genç düşünce insanlarının makaleleri yer alıyor. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü “Sistematik Felsefe ve Mantık” kürsüsünü kuran Prof. Dr. Takiyettin Mengüşoğlu’nun öğrencisi ve iz sürücüsü Uluğ Nutku felsefi antropoloji/insan felsefesi geleneğini sürdüren bir filozoftur. Felsefe Bölümü’nü kurduğu Mersin Üniversitesi’nde iken 1988 yılında kaleme aldığı etik üzerine yazılmış kitapların başında gelen “İnsan Felsefesi Çalışmaları” nın önsözünde bunu şöyle ifade eder, “Daha geriye baktığımda, buradaki düşüncelerimin otuz yıl önce filizlenmeye başladığını görüyorum. Yirmi yıl önceki yayınlanmamış doçentlik çalışmamdan iki parça da gözden geçirilmiş olarak (bu kitapta) yayınlanmaktadır.” Nutku’nun, “İnsan felsefelerle tüketilemez, başka değişle insan felsefeleri hep olacaktır. Temel sorunlar aynıdır ve genel bir insan görüşüne olanak sağlarlar. Ama buna ulaşmak, genel bir insan kavramıyla başlamayı değil, genelliği canlandıran, farklı yörelerde farklı dillerde yaşayan insanların sorunlarından geçmeye gerektiriyor” sözleri felsefesinin var olandan beslendiğinin kanıtıdır. Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Mustafa Günay şu sözlerle kitabı tanıtıyor, “17 Kasım 2014’te aramızdan ayrılan değerli hocamız Uluğ Nutku’yu ölümünden sonra çeşitli etkinlerle anmayı sürdürdük. Onun felsefe çalışmalarını irdeleyen yazılardan oluşan bir kitap hazırlama düşüncesi ise yıllardır bir tasarı olarak sonuçlandırılmayı bekliyordu. Bu aynı zamanda hocamıza duyduğumuz saygının ve bir gönül borcunun ifadesidir. Yaklaşık iki yıldır hazırlamaya çalıştığımız “Gezgin Filozof Uluğ Nutku” da yer alan yazılar hocamızın felsefe çalışmalarında işlediği sorunları, onun kendine özgü felsefi söylemini ve özgün kavramlarını çeşitli yönleriyle ele almaktadır. Kitabın Nutku’nun Türkçe felsefenin ve felsefi düşüncenin gelişimindeki katkılarını daha görünür ve bilinir kılma konusunda önemli bir işlevi yerine getireceğini umuyoruz. Aynı zamanda  “Cumhuriyet Döneminde Felsefe” adıyla başlayan dizinin ilk adımı olan bu kitabın yaprakları Uluğ Nutku’ yu hem kişi hem de düşünür olarak tanıyan, seven, değerinin farkında olan insanları buluşturdu. Okurla daha da anlam kazanacak.” Gezgin Filozof Uluğ Nutku, Editör: Mustafa Günay, Çizgi Kitabevi Yayınları, 2020.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/kitaplar/gezgin-filozof-ulug-nutku">Gezgin Filozof Uluğ Nutku</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-21639 alignright" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/12/nutku7-copy-300x223.jpg" alt="" width="300" height="223" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/12/nutku7-copy-300x223.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/12/nutku7-copy-1024x762.jpg 1024w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/12/nutku7-copy.jpg 1750w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />Prof. Dr. Uluğ Nutku hakkındaki yazılardan oluşan ve editörlüğünü Mustafa Günay’ın yaptığı “Gezgin Filozof Uluğ Nutku” kitabı Aralık 2020’da Çizgi Kitapevi tarafından yayımlandı.</p>
<p>Kitapta, “Kişi/Kişilik Olarak Uluğ Nutku’ya Bakışlar”, “Uluğ Nutku’ nun Felsefesine Bakışlar”, “Uluğ Nutku’nun Ardından Yazılanlar/Söylenenler” gibi bölüm başlıkları altında Afşar Timuçin, Adnan Gümüş, H. Haluk Erdem, Yavuz Adugit, Engin Delice, Celal Gürbüz’ün de aralarında olduğu öğretim üyesi dostu ve öğrencisi olmuş felsefeciler ile bazı genç düşünce insanlarının makaleleri yer alıyor.</p>
<p>İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü “Sistematik Felsefe ve Mantık” kürsüsünü kuran Prof. Dr. Takiyettin Mengüşoğlu’nun öğrencisi ve iz sürücüsü Uluğ Nutku felsefi antropoloji/insan felsefesi geleneğini sürdüren bir filozoftur. Felsefe Bölümü’nü kurduğu Mersin Üniversitesi’nde iken 1988 yılında kaleme aldığı etik üzerine yazılmış kitapların başında gelen “İnsan Felsefesi Çalışmaları” nın önsözünde bunu şöyle ifade eder, “Daha geriye baktığımda, buradaki düşüncelerimin otuz yıl önce filizlenmeye başladığını görüyorum. Yirmi yıl önceki yayınlanmamış doçentlik çalışmamdan iki parça da gözden geçirilmiş olarak (bu kitapta) yayınlanmaktadır.”</p>
<p>Nutku’nun, “<b>İnsan felsefelerle tüketilemez, başka değişle insan felsefeleri hep olacaktır. Temel sorunlar aynıdır ve genel bir insan görüşüne olanak sağlarlar. Ama buna ulaşmak, genel bir insan kavramıyla başlamayı değil, genelliği canlandıran, farklı yörelerde farklı dillerde yaşayan insanların sorunlarından geçmeye gerektiriyor” </b>sözleri felsefesinin var olandan beslendiğinin kanıtıdır.</p>
<p>Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Mustafa Günay şu sözlerle kitabı tanıtıyor, “17 Kasım 2014’te aramızdan ayrılan değerli hocamız Uluğ Nutku’yu ölümünden sonra çeşitli etkinlerle anmayı sürdürdük. Onun felsefe çalışmalarını irdeleyen yazılardan oluşan bir kitap hazırlama düşüncesi ise yıllardır bir tasarı olarak sonuçlandırılmayı bekliyordu. Bu aynı zamanda hocamıza duyduğumuz saygının ve bir gönül borcunun ifadesidir.</p>
<p>Yaklaşık iki yıldır hazırlamaya çalıştığımız “Gezgin Filozof Uluğ Nutku” da yer alan yazılar hocamızın felsefe çalışmalarında işlediği sorunları, onun kendine özgü felsefi söylemini ve özgün kavramlarını çeşitli yönleriyle ele almaktadır. Kitabın Nutku’nun Türkçe felsefenin ve felsefi düşüncenin gelişimindeki katkılarını daha görünür ve bilinir kılma konusunda önemli bir işlevi yerine getireceğini umuyoruz. Aynı zamanda  “Cumhuriyet Döneminde Felsefe” adıyla başlayan dizinin ilk adımı olan bu kitabın yaprakları Uluğ Nutku’ yu hem kişi hem de düşünür olarak tanıyan, seven, değerinin farkında olan insanları buluşturdu. Okurla daha da anlam kazanacak.”</p>
<p>Gezgin Filozof Uluğ Nutku, Editör: Mustafa Günay, Çizgi Kitabevi Yayınları, 2020.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/kitaplar/gezgin-filozof-ulug-nutku">Gezgin Filozof Uluğ Nutku</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">21638</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Evrim Kuramı ve Mekanizmaları &#8211; Çağrı Mert Bakırcı</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/kitaplar/evrim-kurami-ve-mekanizmalari-cagri-mert-bakirci</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Dec 2020 07:39:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitaplar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=21472</guid>

					<description><![CDATA[<p>Charles Robert Darwin; ilk olarak 24 Kasım 1859 tarihinde basılan kitabı Türlerin Kökeni’nde, bilim tarihinin günümüzdeki en güçlü kuramlarından biri olan Evrim Kuramı’nı ve mekanizmalarını detaylıca işleyip açıkladıktan sonra, sözlerini şu kelimelerle bitiriyordu: “ Bir ya da birkaç biçimde başlayan yaşamı böyle anlayan ve bu gezegen, çekimin değişmez yasasına göre dönüp dururken, böylesine basit bir başlangıçtan en güzel, en olağanüstü biçimlerin evrimleşmiş ve evrimleşmekte olduğunu kavrayan bir yaşam görüşünde gerçekten ihtişam vardır.” Darwin, doğanın ve buna bağlı olarak canlıların değiştiğini fark eden ne ilk bilim insanıydı ne de son olacak. Darwin’in gerçeğe ulaşma merakı onu bilimin içerisine çekmiş ve sonunda binlerce yıllık soru olan “Biz nereden geldik?” sorusuna ilk defa bilimsel cevap verebilmemizi sağladı. Her bilimin insana kattıkları birbirinden farklı olmakla birlikte, yazar bu kitabında uzun yıllarını gerek popüler gerek akademik olarak adadığı evrimsel biyoloji bilim dalını inceliyor. Kitabın her bölümü, o bölüm ile ilgili bir hikâye ile başlıyor ve bu hikaye üzerinden gelişiyor. Böylece sadece teorik olarak bilgilerin aktarılması değil pratik olarak da bu bilgilerin doğadaki ve dolayısıyla gerçekteki uygulamalarını ve örneklerini görmemiz sağlanıyor. Yazar, kitabın ilk bölümünde, bugüne kadar hakkında milyonlarca tartışma yapılmış olmasına rağmen hâlâ tam olarak anlaşılamamış hipotez- teori- kanun üçlemesini açıklığa kavuşturmaya çalışıyor. İkinci bölümde, bizleri canlılığın tanımına götürüyor ve modern bilimin canlı – cansız ayrımını (eğer öyle bir ayrım varsa) nasıl yaptığını izah etmeye çalışıyor. Böylelikle Bakırcı, hayat görüşümüzde bazı önemli değişimler yaratabileceğine inanıyor ve aynı zamanda bilimsel gerçekleri görmemizi kolaylaştırıyor. Üçüncü bölümde, ilk olarak gezegenimizde gördüğümüz muazzam canlı çeşitliliğini yaratan ve mümkün kılan genetik mekanizmaların birçoğu ele alınarak evrim mekanizmalarına giriş yapılıyor. Bu kısımda evrimi sadece mutasyonlara indirgeyerek çarpık evrim senaryoları yazıp çizen iddialara da son nokta konuluyor. Dördüncü bölümde, evrimsel değişimi asıl mümkün kılan mekanizmalara, beşinci bölümde yapay seçilimi nasıl doğaya uyarlayabileceğimizi, altıncı bölümde canlıların olmazsa olmaz özelliği ile üreme ile doğrudan ilgili olan evrim mekanizmasına yani cinsel seçilime değinerek birçok özelliğinden bahsediyor. Yedinci ve son bölümde genelde göz ardı edilen ve tam olarak anlaşılamayan son evrim mekanizmasına yani Akraba Seçilimi’ne değiniyor ve kitap bir sonsözle bitiyor.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/kitaplar/evrim-kurami-ve-mekanizmalari-cagri-mert-bakirci">Evrim Kuramı ve Mekanizmaları &#8211; Çağrı Mert Bakırcı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-21473 alignright" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/12/evrim-191x300.jpg" alt="" width="191" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/12/evrim-191x300.jpg 191w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/12/evrim.jpg 382w" sizes="auto, (max-width: 191px) 100vw, 191px" />Charles Robert Darwin; ilk olarak 24 Kasım 1859 tarihinde basılan kitabı Türlerin Kökeni’nde, bilim tarihinin günümüzdeki en güçlü kuramlarından biri olan Evrim Kuramı’nı ve mekanizmalarını detaylıca işleyip açıkladıktan sonra, sözlerini şu kelimelerle bitiriyordu: “ Bir ya da birkaç biçimde başlayan yaşamı böyle anlayan ve bu gezegen, çekimin değişmez yasasına göre dönüp dururken, böylesine basit bir başlangıçtan en güzel, en olağanüstü biçimlerin evrimleşmiş ve evrimleşmekte olduğunu kavrayan bir yaşam görüşünde gerçekten ihtişam vardır.” Darwin, doğanın ve buna bağlı olarak canlıların değiştiğini fark eden ne ilk bilim insanıydı ne de son olacak. Darwin’in gerçeğe ulaşma merakı onu bilimin içerisine çekmiş ve sonunda binlerce yıllık soru olan “Biz nereden geldik?” sorusuna ilk defa bilimsel cevap verebilmemizi sağladı.</p>
<p>Her bilimin insana kattıkları birbirinden farklı olmakla birlikte, yazar bu kitabında uzun yıllarını gerek popüler gerek akademik olarak adadığı evrimsel biyoloji bilim dalını inceliyor. Kitabın her bölümü, o bölüm ile ilgili bir hikâye ile başlıyor ve bu hikaye üzerinden gelişiyor. Böylece sadece teorik olarak bilgilerin aktarılması değil pratik olarak da bu bilgilerin doğadaki ve dolayısıyla gerçekteki uygulamalarını ve örneklerini görmemiz sağlanıyor.</p>
<p>Yazar, kitabın ilk bölümünde, bugüne kadar hakkında milyonlarca tartışma yapılmış olmasına rağmen hâlâ tam olarak anlaşılamamış hipotez- teori- kanun üçlemesini açıklığa kavuşturmaya çalışıyor. İkinci bölümde, bizleri canlılığın tanımına götürüyor ve modern bilimin canlı – cansız ayrımını (eğer öyle bir ayrım varsa) nasıl yaptığını izah etmeye çalışıyor. Böylelikle Bakırcı, hayat görüşümüzde bazı önemli değişimler yaratabileceğine inanıyor ve aynı zamanda bilimsel gerçekleri görmemizi kolaylaştırıyor.</p>
<p>Üçüncü bölümde, ilk olarak gezegenimizde gördüğümüz muazzam canlı çeşitliliğini yaratan ve mümkün kılan genetik mekanizmaların birçoğu ele alınarak evrim mekanizmalarına giriş yapılıyor. Bu kısımda evrimi sadece mutasyonlara indirgeyerek çarpık evrim senaryoları yazıp çizen iddialara da son nokta konuluyor.</p>
<p>Dördüncü bölümde, evrimsel değişimi asıl mümkün kılan mekanizmalara, beşinci bölümde yapay seçilimi nasıl doğaya uyarlayabileceğimizi, altıncı bölümde canlıların olmazsa olmaz özelliği ile üreme ile doğrudan ilgili olan evrim mekanizmasına yani cinsel seçilime değinerek birçok özelliğinden bahsediyor. Yedinci ve son bölümde genelde göz ardı edilen ve tam olarak anlaşılamayan son evrim mekanizmasına yani Akraba Seçilimi’ne değiniyor ve kitap bir sonsözle bitiyor.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/kitaplar/evrim-kurami-ve-mekanizmalari-cagri-mert-bakirci">Evrim Kuramı ve Mekanizmaları &#8211; Çağrı Mert Bakırcı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">21472</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Hayal Bile Edemeyeceğimiz Varlıklar Kitabı</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/kitaplar/hayal-bile-edemeyecegimiz-varliklar-kitabi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Nov 2020 08:04:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitaplar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=21221</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pandemiyle yükselen ekonomik krize rağmen Metis Yayınları Britanyalı yazar ve gazeteci Caspar Henderson’ın, 2013 yılında Kraliyet Akademisi Bilim Kitabı Ödülü’nün finalistleri arasına giren “Hayal Bile Edemeyeceğimiz Varlıklar Kitabı / The Book of Barely Imagined Beings” adlı bilimsel araştırmalara dayanan, birçok çizimin de yer aldığı eserini Ekim 2020’de Deniz Keskin çevirisiyle Türkçe’ ye kazandırdı. Westminster School’da ve Cambridge Corpus Christi College’da gördüğü eğitimin ardından Uganda’da yardım projelerinde çalışarak çevre, kalkınma ve insan hakları konularında uzmanlaşan Henderson, 1992-94 yılları arasında Oxford Üniversitesi’nde iklim değişimi ve çevreyle ilgili diğer meselelere odaklanan Green College Centre’ın koordinatörlüğünü yürüttü, 1995-96 yıllarında BBC Radio 4’da Costing the Earth adlı programda çalıştı. Financial Times, Independent, New Scientist, Ecologist gibi gazete ve dergilerde enerji, bilim, çevre ve insan haklarıyla ilgili makaleler yazan Henderson, 1999 yılında Dünya Doğa Koruma Birliği (IUCN)-Reuters tarafından verilen ödüle layık görüldü. 21. yüzyıl hayvannamesine yönelik araştırma, keşif ve eskizler Borges’in Düşsel Varlıklar Kitabı’ndan ve ortaçağ hayvannamelerinden esinlenen “Hayal Bile Edemeyeceğimiz Varlıklar Kitabı”, insanı ezelden beri büyüleyen, kimi gerçek, kimi hayal ürünü olan hayvanlar âlemini ele alıyor. Henderson, gerçekten var olan yirmi altı hayvanı tanıtırken evrimin yaratıcılığının insanın hayal gücünden hiç de aşağı kalmadığını gözler önüne seriyor. Yazar, Aksolotl’dan Zebra Balığı’na birçok sıra dışı hayvanı daha yakından tanımamıza, aşina olduğumuz bazı hayvanların ise bir o kadar sıra dışı özelliklerini keşfetmemize imkân sağlarken bilimin yanı sıra edebiyat, sanat, felsefe, mitoloji ve tarihten faydalanarak zengin bir eser ortaya koyuyor. Eserin bir maddesi de “insan” çünkü amaç insanla diğer hayvanlar arasındaki derin evrimsel bağı, farklarımızın yanı sıra benzerliklerimizi vurgulamak ve bazıları yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan hayvanlara karşı sorumluluklarımızı hatırlatmak. Henderson daha kitabın ilk sayfalarına aldığı felsefi alıntılarda şunun altını çiziyor; “İnsan doğayı ve canlıları anlayabilecek imkâna sahiptir. Onları koruyabilmek için öncelikle hayal gücümüzü, gerçekliklerini daha iyi anlayacak şekilde genişletmemiz lazım.” Yazar duvar resimlerinden bugüne gelen, inceleyebildiği Hayvannameleri değerlendirirken; “Pek çok acayip resmin, tuhaf zoolojik yaklaşımların ve dini mesellerin yanı sıra keskin gözlemler sonucunda ortaya çıkmış cevherler, neyin ne olduğunu anlamaya ve aktarmaya yönelik girişimler de içerirler. Kendi zamanlarındaki mevcut bilginin sınırlılığı karşısında yılmayan (ya da bunun farkında olmayan) hayvannameler, varlığın ve varlıkların güzelliğinin bir takdiridir. Henderson son başlığı, “Hiçbir Şeyin Sonuca Bağlanmadığı Bir Sonuç” da ise, içselleştirdiği insan felsefesini şöyle ifade ediyor; “Ancak bizim dışımızdaki yaşamın da önemli olduğunu düşünerek hareket ettiğimiz takdirde tam anlamıyla insan olabiliriz.” Bilimsel yöntemle dört yıl süren bir çalışmanın ürünü olan 2017’de tamamlanan kitap, “Biyolojik Sınıflandırma” ve “Derin Zaman” başlıklı iki ek ile “Kaynakça” ve “Dizin” bölümleriyle bitiyor. Caspar Henderson, “Hayal Bile Edemeyeceğimiz Varlıklar Kitabı / The Book of Barely Imagined Beings”; Metis Yay. Ekim 2020.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/kitaplar/hayal-bile-edemeyecegimiz-varliklar-kitabi">Hayal Bile Edemeyeceğimiz Varlıklar Kitabı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div dir="ltr">
<div><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-21222 alignright" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/11/big-hayal-bile-edemeyecegimiz-varliklar-kitabi-229x300.jpg" alt="" width="229" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/11/big-hayal-bile-edemeyecegimiz-varliklar-kitabi-229x300.jpg 229w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2020/11/big-hayal-bile-edemeyecegimiz-varliklar-kitabi.jpg 270w" sizes="auto, (max-width: 229px) 100vw, 229px" />Pandemiyle yükselen ekonomik krize rağmen Metis Yayınları Britanyalı yazar ve gazeteci Caspar Henderson’ın, 2013 yılında Kraliyet Akademisi Bilim Kitabı Ödülü’nün finalistleri arasına giren “Hayal Bile Edemeyeceğimiz Varlıklar Kitabı / The Book of Barely Imagined Beings” adlı bilimsel araştırmalara dayanan, birçok çizimin de yer aldığı eserini Ekim 2020’de Deniz Keskin çevirisiyle Türkçe’ ye kazandırdı.</div>
<div></div>
</div>
<p>Westminster School’da ve Cambridge Corpus Christi College’da gördüğü eğitimin ardından Uganda’da yardım projelerinde çalışarak çevre, kalkınma ve insan hakları konularında uzmanlaşan Henderson, 1992-94 yılları arasında Oxford Üniversitesi’nde iklim değişimi ve çevreyle ilgili diğer meselelere odaklanan Green College Centre’ın koordinatörlüğünü yürüttü, 1995-96 yıllarında BBC Radio 4’da Costing the Earth adlı programda çalıştı. Financial Times, Independent, New Scientist, Ecologist gibi gazete ve dergilerde enerji, bilim, çevre ve insan haklarıyla ilgili makaleler yazan Henderson, 1999 yılında Dünya Doğa Koruma Birliği (IUCN)-Reuters tarafından verilen ödüle layık görüldü.</p>
<p><strong><i>21. yüzyıl hayvannamesine yönelik araştırma, keşif ve eskizler</i></strong></p>
<p>Borges’in Düşsel Varlıklar Kitabı’ndan ve ortaçağ hayvannamelerinden esinlenen “Hayal Bile Edemeyeceğimiz Varlıklar Kitabı”, insanı ezelden beri büyüleyen, kimi gerçek, kimi hayal ürünü olan hayvanlar âlemini ele alıyor. Henderson, gerçekten var olan yirmi altı hayvanı tanıtırken evrimin yaratıcılığının insanın hayal gücünden hiç de aşağı kalmadığını gözler önüne seriyor. Yazar, Aksolotl’dan Zebra Balığı’na birçok sıra dışı hayvanı daha yakından tanımamıza, aşina olduğumuz bazı hayvanların ise bir o kadar sıra dışı özelliklerini keşfetmemize imkân sağlarken bilimin yanı sıra edebiyat, sanat, felsefe, mitoloji ve tarihten faydalanarak zengin bir eser ortaya koyuyor. Eserin bir maddesi de “insan” çünkü amaç insanla diğer hayvanlar arasındaki derin evrimsel bağı, farklarımızın yanı sıra benzerliklerimizi vurgulamak ve bazıları yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan hayvanlara karşı sorumluluklarımızı hatırlatmak. Henderson daha kitabın ilk sayfalarına aldığı felsefi alıntılarda şunun altını çiziyor; “İnsan doğayı ve canlıları anlayabilecek imkâna sahiptir. Onları koruyabilmek için öncelikle hayal gücümüzü, gerçekliklerini daha iyi anlayacak şekilde genişletmemiz lazım.”</p>
<p>Yazar duvar resimlerinden bugüne gelen, inceleyebildiği Hayvannameleri değerlendirirken; “Pek çok acayip resmin, tuhaf zoolojik yaklaşımların ve dini mesellerin yanı sıra keskin gözlemler sonucunda ortaya çıkmış cevherler, neyin ne olduğunu anlamaya ve aktarmaya yönelik girişimler de içerirler. Kendi zamanlarındaki mevcut bilginin sınırlılığı karşısında yılmayan (ya da bunun farkında olmayan) hayvannameler, varlığın ve varlıkların güzelliğinin bir takdiridir.</p>
<p>Henderson son başlığı, “Hiçbir Şeyin Sonuca Bağlanmadığı Bir Sonuç” da ise, içselleştirdiği insan felsefesini şöyle ifade ediyor; “Ancak bizim dışımızdaki yaşamın da önemli olduğunu düşünerek hareket ettiğimiz takdirde tam anlamıyla insan olabiliriz.”</p>
<p>Bilimsel yöntemle dört yıl süren bir çalışmanın ürünü olan 2017’de tamamlanan kitap, “Biyolojik Sınıflandırma” ve “Derin Zaman” başlıklı iki ek ile “Kaynakça” ve “Dizin” bölümleriyle bitiyor.</p>
<p><strong><i>Caspar Henderson, “Hayal Bile Edemeyeceğimiz Varlıklar Kitabı / The Book of Barely Imagined Beings”; Metis Yay. Ekim 2020.</i></strong></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/kitaplar/hayal-bile-edemeyecegimiz-varliklar-kitabi">Hayal Bile Edemeyeceğimiz Varlıklar Kitabı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">21221</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kadınların tarihine ışık tutan 8 kitap</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/kitaplar/kadinlarin-tarihine-isik-tutan-8-kitap</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Altaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Oct 2019 14:39:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitaplar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=15511</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı, 2020&#8217;de 30. yılını kutlayacak. Kütüphane bu bağlamda 10 yıl önce kuruluşunun 20. yılını kutlarken, gönüllüler ve kurumların desteği, Şirin Tekeli gibi kurucularının girişimiyle başlatmış olduğu “Kadınların Belleği Dizisi Çeviri Yazım Projesi”ni yeniden canlandırıyor. Bu proje kapsamında, 2010&#8217;da kadın tarihi üzerine çalışan ve eski harfli Türkçe bilmeyen araştırmacılar için, Osmanlı Dönemi kadın dergilerini tanıtmak amacıyla uzmanlarca sekiz kitap halinde bu dergilerin çeviri yazımı yapılmıştı. “Kadınların Belleği Dizisi” nde yer alan yeni harflerle hazırlanmış bu sekiz kitap: Nevin Yurdsever Ateş’in hazırladığı “Kadın Yolu / Türk Kadın Yolu (1925 – 1927)” Mustafa Çiçekler ve Fatih Andı’nın hazırladığı “Hanımlara Mahsus Gazete – Seçki (1895 – 1908)” Fatma Büyükkarcı Yılmaz ve Tülay Gençtürk Demircioğlu’nun hazırladığı “Kadınlar Dünyası 1-50. Sayılar (1913 – 1921)&#8221; Fatma Büyükkarcı Yılmaz ve Tülay Gençtürk Demircioğlu’nun hazırladığı “Kadınlar Dünyası &#8220;51-100. Sayılar (1913 – 1921)” Fatma Kılıç Denman’ın hazırladığı “Kadın II. Meşrutiyet Döneminde Bir Jön Türk Dergisi (1908 – 1909)” Birsen Talay Keşoğlu ve Mustafa Keşoğlu’nun hazırladığı “Türk Kadını (1918 – 1919)” Çiçek İlengiz’in hazırladığı “Genç Kadın (1919 Ocak – Mayıs)” Oğuz İcimsoy’un hazırladığı “Aile (1880)” ve “Hanım (1921)” Bu kitaplardan biri olan &#8220;Hanımlara  Mahsus Gazete&#8221; de Ahmet Cevdet Paşa’nın ilk çocuğu Ali Sedat’ın kızı Zeynep Sünbül ve halaları Fatma Aliye ve  Emine Semiyye yazılar yazmıştır. Yazar, siyasetçi, gazeteci, öğretmen, kadın hakları öncüsü Emine Semiyye, ablası Fatma Aliye gibi, edebiyat tarihimiz açısından önemli bir isimdir. Ahmet Vefik Paşa’nın torunu Fatma Fahrünnisâ da 1896 yılındaki izlenimlerini dergide yayınlatmıştır. Bu isimlerden de anlaşılacağı gibi bu dergiler sanat, edebiyat gibi pek çok alanda bilgiler içermekte, aslında tümüyle dönemi aydınlatmaktadırlar. Nisan 2009&#8217;da bu projeyi başlatan Vakıf Yönetim Kurulu&#8217;nun dileği; &#8220;Kadın belleğinin oluşturulmasında önemli bir kaynak olarak kullanılacak olan bu çalışmanın  büyüyerek sürdürülmesi&#8221; idi. Şimdiki Vakıf Yönetim Kurulu da üyesi yazar Tülin Tankut yönetiminde bu kitapları temel alan &#8220;Tadımlık&#8221; adlı tanıtım programını başlatarak ve kitap dağıtımını hızlandırarak bu dileği yerine getirmiş oluyor. Kitapları, Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı’ndan edinebilir, tanıtım için hazırlanan &#8220;Tadımlık&#8221;a da aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. https://www.youtube.com/watch?v=Im6FSdKrwTY</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/kitaplar/kadinlarin-tarihine-isik-tutan-8-kitap">Kadınların tarihine ışık tutan 8 kitap</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-15516 size-medium" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/10/img_7945-300x281.jpg" alt="" width="300" height="281" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/10/img_7945-300x281.jpg 300w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/10/img_7945-1024x959.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" />Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı, 2020&#8217;de 30. yılını kutlayacak. Kütüphane bu bağlamda 10 yıl önce kuruluşunun 20. yılını kutlarken, gönüllüler ve kurumların desteği, Şirin Tekeli gibi kurucularının girişimiyle başlatmış olduğu “Kadınların Belleği Dizisi Çeviri Yazım Projesi”ni yeniden canlandırıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu proje kapsamında, 2010&#8217;da kadın tarihi üzerine çalışan ve eski harfli Türkçe bilmeyen araştırmacılar için, Osmanlı Dönemi kadın dergilerini tanıtmak amacıyla uzmanlarca sekiz kitap halinde bu dergilerin çeviri yazımı yapılmıştı.</p>
<p style="font-weight: 400;">“Kadınların Belleği Dizisi” nde yer alan yeni harflerle hazırlanmış bu sekiz kitap:</p>
<ol>
<li style="font-weight: 400;">Nevin Yurdsever Ateş’in hazırladığı “Kadın Yolu / Türk Kadın Yolu (1925 – 1927)”</li>
<li style="font-weight: 400;">Mustafa Çiçekler ve Fatih Andı’nın hazırladığı “Hanımlara Mahsus Gazete – Seçki (1895 – 1908)”</li>
<li style="font-weight: 400;">Fatma Büyükkarcı Yılmaz ve Tülay Gençtürk Demircioğlu’nun hazırladığı “Kadınlar Dünyası 1-50. Sayılar (1913 – 1921)&#8221;</li>
<li style="font-weight: 400;">Fatma Büyükkarcı Yılmaz ve Tülay Gençtürk Demircioğlu’nun hazırladığı “Kadınlar Dünyası &#8220;51-100. Sayılar (1913 – 1921)”</li>
<li style="font-weight: 400;">Fatma Kılıç Denman’ın hazırladığı “Kadın II. Meşrutiyet Döneminde Bir Jön Türk Dergisi (1908 – 1909)”</li>
<li style="font-weight: 400;">Birsen Talay Keşoğlu ve Mustafa Keşoğlu’nun hazırladığı “Türk Kadını (1918 – 1919)”</li>
<li style="font-weight: 400;">Çiçek İlengiz’in hazırladığı “Genç Kadın (1919 Ocak – Mayıs)”</li>
<li style="font-weight: 400;">Oğuz İcimsoy’un hazırladığı “Aile (1880)” ve “Hanım (1921)”</li>
</ol>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright size-medium wp-image-15512" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/10/kadn-yolu-turk-kadn-yolu-211x300.jpg" alt="" width="211" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/10/kadn-yolu-turk-kadn-yolu-211x300.jpg 211w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/10/kadn-yolu-turk-kadn-yolu-721x1024.jpg 721w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/10/kadn-yolu-turk-kadn-yolu.jpg 1950w" sizes="auto, (max-width: 211px) 100vw, 211px" />Bu kitaplardan biri olan &#8220;Hanımlara  Mahsus Gazete&#8221; de Ahmet Cevdet Paşa’nın ilk çocuğu Ali Sedat’ın kızı Zeynep Sünbül ve halaları Fatma Aliye ve  Emine Semiyye yazılar yazmıştır. Yazar, siyasetçi, gazeteci, öğretmen, kadın hakları öncüsü Emine Semiyye, ablası Fatma Aliye gibi, edebiyat tarihimiz açısından önemli bir isimdir. Ahmet Vefik Paşa’nın torunu Fatma Fahrünnisâ da 1896 yılındaki izlenimlerini dergide yayınlatmıştır.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu isimlerden de anlaşılacağı gibi bu dergiler sanat, edebiyat gibi pek çok alanda bilgiler içermekte, aslında tümüyle dönemi aydınlatmaktadırlar.</p>
<p style="font-weight: 400;">Nisan 2009&#8217;da bu projeyi başlatan Vakıf Yönetim Kurulu&#8217;nun dileği; &#8220;Kadın belleğinin oluşturulmasında önemli bir kaynak olarak kullanılacak olan bu çalışmanın  büyüyerek sürdürülmesi&#8221; idi. Şimdiki Vakıf Yönetim Kurulu da üyesi yazar Tülin Tankut yönetiminde bu kitapları temel alan &#8220;Tadımlık&#8221; adlı tanıtım programını başlatarak ve kitap dağıtımını hızlandırarak bu dileği yerine getirmiş oluyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kitapları, Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı’ndan edinebilir, tanıtım için hazırlanan &#8220;Tadımlık&#8221;a da aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=Im6FSdKrwTY" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.youtube.com/watch?v%3DIm6FSdKrwTY&amp;source=gmail&amp;ust=1570804157192000&amp;usg=AFQjCNGuTR_TvIIVkXLeG-fmYgu1zjqdFg">https://www.youtube.com/watch?v=Im6FSdKrwTY</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/kitaplar/kadinlarin-tarihine-isik-tutan-8-kitap">Kadınların tarihine ışık tutan 8 kitap</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15511</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Açıklamalı Tohumculuk Terimleri Sözlüğü</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/kitaplar/aciklamali-tohumculuk-terimleri-sozlugu</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Jun 2019 14:26:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitaplar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=14217</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; &#160; &#160; Açıklamalı Tohumculuk Terimleri Sözlüğü Dr. Mehmet Uyanık TSÜAB, 2014 1680 sayfa Dr. Mehmet Uyanık’ın yaklaşık 30 yıl boyunca sürdürülen çalışmalar sonucu hazırladığı bu eser; özellikle zirai eğitim, tarımsal araştırma, tohumculuk konularıyla ilgili bireyler ve kuruluşlar için önemli kaynak niteliğinde. İki cilt halinde, toplam 1680 sayfadan oluşan eser, İngilizce ve Türkçe dillerinde, 11.500 madde başlığı altında düzenlenmiş. Kitapta, terimlerin Türkçe açıklamalarına da yer veriliyor, özellikle tohumculukla ilgili kavramlara olabildiğince detaylı değiniliyor. Botanikten bitki ıslahına, biyoistatistikten bitki hastalıklarına, tarımsal hukuktan sitogenetiğe, tarımsal biyoteknolojiden moleküler genetiğe birçok bilim dalına ilişkin kavramlar, örnekler verilerek açıklanıyor. Kitap, Ali Nihat Gökyiğit Vakfı Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi Kütüphanesi&#8217;nin değerli kitapları arasında da yerini almış.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/kitaplar/aciklamali-tohumculuk-terimleri-sozlugu">Açıklamalı Tohumculuk Terimleri Sözlüğü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p class="p1"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-14219 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/06/kitapterim.jpg" alt="" width="400" height="472" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/06/kitapterim.jpg 500w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/06/kitapterim-254x300.jpg 254w" sizes="auto, (max-width: 400px) 100vw, 400px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Açıklamalı Tohumculuk Terimleri Sözlüğü<br />
<strong>Dr. Mehmet Uyanık</strong><br />
TSÜAB, 2014<br />
1680 sayfa</p>
<p class="p2">Dr. Mehmet Uyanık’ın yaklaşık 30 yıl boyunca sürdürülen çalışmalar sonucu hazırladığı bu eser; özellikle zirai eğitim, tarımsal araştırma, tohumculuk konularıyla ilgili bireyler ve kuruluşlar için önemli kaynak niteliğinde. İki cilt halinde, toplam 1680 sayfadan oluşan eser, İngilizce ve Türkçe dillerinde, 11.500 madde başlığı altında düzenlenmiş. Kitapta, terimlerin Türkçe açıklamalarına da yer veriliyor, özellikle tohumculukla ilgili kavramlara olabildiğince detaylı değiniliyor. Botanikten bitki ıslahına, biyoistatistikten bitki hastalıklarına, tarımsal hukuktan sitogenetiğe, tarımsal biyoteknolojiden moleküler genetiğe birçok bilim dalına ilişkin kavramlar, örnekler verilerek açıklanıyor. Kitap, Ali Nihat Gökyiğit Vakfı Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi Kütüphanesi&#8217;nin değerli kitapları arasında da yerini almış.</p>
<p class="p2">
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/kitaplar/aciklamali-tohumculuk-terimleri-sozlugu">Açıklamalı Tohumculuk Terimleri Sözlüğü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14217</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Duygular doğuştan mı gelir yoksa öğrenilir mi?</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/duygular-ogrenilir-mi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Sarıcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Mar 2019 14:18:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[David Eagleman]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[Incognito]]></category>
		<category><![CDATA[kurgulanmış duygu teorisi]]></category>
		<category><![CDATA[Lisa Feldman Barrett]]></category>
		<category><![CDATA[nörobilim]]></category>
		<category><![CDATA[sinirbilim]]></category>
		<category><![CDATA[zihin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=13177</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beynimizin Parmak İzleri Lisa Feldman Barrett Timaş Yayınları, Mart 2018 560 sayfa Beynimizin kelimenin tam anlamıyla kapalı bir kutu ve onunla ilgili çok az şey biliyoruz. Hal böyle olunca da nörobilimcilerin yazdığı kitaplar, son dönemde büyük ilgiyle karşılanıyor. Bu ilgi, David Eagleman’ın yazdığı (Incognito ve Beyin gibi) kitaplarla büyük bir yükseliş göstermiş durumda. Peki ama bu ilgiyi neye borçluyuz? Bu kitaplara yönelik artan ilginin en büyük nedeni, yazarlarının tıp literatürünün ağır dilinden uzaklaşarak herkesin anlayabileceği bir dille yazmalarıdır diyebiliriz. Northeastern Üniversitesi’nden nörobilimci Lisa Feldman Barrett’in “Beynimizin Parmak İzleri” kitabı da sırf bu yüzden ilgimizi cezbetti ve inceleme gereği duyduk. Barrett, duygularımız hakkında sahip olduğumuz öngörülerin büyük oranda yanlış olduğunu savunduğu kitabıyla nörobilim literatürüne önemli bir katkıda bulunuyor. Kitabın Türkçeye çevrilmiş olması da (Timaş, 2018) Türkiye’de yaşayan nörobilim meraklıları için güzel haber. Kitabın ilk üç bölümü, duyguların beynimizde “parmak izleri” olduğu (duyguların doğuştan geldiği) fikrine karşı çıkarak duygunun öğrenilebilir olduğu düşüncesine temel oluşturuyor. Sonraki bölümlerde duyguların oluşum süreçlerini de net bir şekilde açıklayan yazar, kendisine ait olan devrimsel nitelikteki Kurgulanmış Duygu Teorisi’nin günlük hayatta nasıl karşılık bulduğuna örnekler veriyor. Başından sonuna bütünlüklü bir çalışma olduğunu söyleyebiliriz. En son ne zaman üzüldünüz? Kitaptaki görüşlerin tamamına burada yer vermek güç ancak eserin merkezindeki düşünceyi örneklendirmek gerekir. Şimdi birlikte düşünelim; en son neye -gerçekten- üzüldüğünüzü hatırlıyor musunuz? Tren kazasında oğlunu yitiren annenin feryadı, dün gece sokakta gördüğünüz bir kimsesizin durumu ve hatta az önce okuduğunuz bir haber, üzülerek ağlamamıza neden olmuş olabilir. Bu tip olgular bizi günlük neşemizden uzaklaştırıp canımızı sıkar ve geleceğe yönelik kaygı yaşamamıza neden olur. Bu duygunun sözlükteki karşılığının üzülmek olduğunu biliyoruz. Peki ama bu “duygu” bizde doğuştan mı var yoksa öğrendiğimiz bir şey mi? Üzülmek, yüzlerce yıldır, doğuştan sahip olduğumuz bir duygu olarak nitelendiriliyor. Yani klasik görüşe göre biz üzülme duygusuna doğuştan sahibiz ve bir olayın gerçekleşmesi üzerine beynimizdeki belirli noktalar tetiklenerek fiziksel bir tepki vuku buluyor. Daha bilimsel bir ifadeyle, üzüntü devresi de denebilecek bir dizi nöron harekete geçiyor ve vücudumuzda fiziksel (surat asmak, kaş çatma, ağlama gibi) tepkilere neden oluyor. Klasik görüşte bu tepki, beyindeki bir çeşit “parmak iziyle” açıklanıyor. Barrett: Duygu öğrenilir Ancak nörobilimci Lisa Feldman Barrett, iki bin yıldır süregelen bu görüşe karşı çıkıyor ve farklı bir bakış açısı sunuyor. Barrett, tek bir duyguya ait devamlı ve fiziksel bir parmak izinin çıkarılamayacağını bilimsel araştırmalarla destekliyor. TED Talks’ta da konuşan Barrett’e göre, duygular doğuştan gelmiyor, insanın daha temel fiziksel özellikleri vasıtasıyla üretiliyor. Dolayısıyla kültürden kültüre ve hatta insandan insana değişlik gösteriyor. Yani beynimizin esnekliği sayesinde duyguları öğreniyor ve kendimizce karşılık veriyoruz. Barrett, bu görüşüne Kurgulanmış Duygu Teorisi (Theory of Constructed Emotion) adını veriyor. Kitaptaki akışı da bu teori üzerine şekillendiriyor. Yazının girişinde verdiğimiz tren kazasında oğlunu kaybeden anne örneğini ele alalım. Barrett’a göre böyle bir olay, klasik görüşün savunduğu gibi beyindeki herhangi bir üzüntü devresini tetiklemiyor. Bilakis, bu üzüntü duygusunu, belirli bir kültür içinde yetişmiş olmamamızla ve bu tip bir olayın vücudumuzda yarattığı tepkiyi “üzüntü kavramı” ile bağdaştırmayı öğrenmemizle açıklıyor. Yani üzücü olaylar sırasında yaşadıklarımızı, daha önce öğrenmiş olduğumuz “üzüntü geçmişine” dayandırıyor. Kısacası beynimiz, bizim için bir duygu deneyimi kurgulamış oluyor; kalp atışımız yükseliyor, yüzümüz kızarıyor ve midemizde kasılma gerçekleşiyor. Bu belirtilerden yola çıkan sinir sistemimiz ise rahatlamak için “ağla” komutu veriyor. Ancak Kurgulanmış Duygu Teorisi’ne göre “neye üzüleceğimizi” sonradan öğreniyoruz. Yıllarını, beyin-duygu ilişkisine adayan ve çalışmalarından ötürü Ulusal Sağlık Enstitüleri (NIH) tarafından ödüle layık görülen Lisa Feldman Barrett’ın “Beynimizin Parmak İzleri” kitabını Yasin Konyalı’nın yetkin çevirisiyle okuyoruz. Kitap incelemesi: Batuhan Sarıcan / batusarican@gmail.com</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/duygular-ogrenilir-mi">Duygular doğuştan mı gelir yoksa öğrenilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-13181 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/03/beynimizin-parmak-izleri_79297-193x300.jpg" alt="" width="193" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/03/beynimizin-parmak-izleri_79297-193x300.jpg 193w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/03/beynimizin-parmak-izleri_79297.jpg 520w" sizes="auto, (max-width: 193px) 100vw, 193px" /></p>
<p>Beynimizin Parmak İzleri<br />
<strong>Lisa Feldman Barrett</strong><br />
Timaş Yayınları, Mart 2018<br />
560 sayfa</p>
<p>Beynimizin kelimenin tam anlamıyla kapalı bir kutu ve onunla ilgili çok az şey biliyoruz. Hal böyle olunca da nörobilimcilerin yazdığı kitaplar, son dönemde büyük ilgiyle karşılanıyor. Bu ilgi, <strong>David Eagleman</strong>’ın yazdığı (Incognito ve Beyin gibi) kitaplarla büyük bir yükseliş göstermiş durumda. Peki ama bu ilgiyi neye borçluyuz? Bu kitaplara yönelik artan ilginin en büyük nedeni, yazarlarının tıp literatürünün ağır dilinden uzaklaşarak herkesin anlayabileceği bir dille yazmalarıdır diyebiliriz.</p>
<p>Northeastern Üniversitesi’nden nörobilimci <strong>Lisa Feldman Barrett</strong>’in <strong>“Beynimizin Parmak İzleri” </strong>kitabı da sırf bu yüzden ilgimizi cezbetti ve inceleme gereği duyduk. Barrett, duygularımız hakkında sahip olduğumuz öngörülerin büyük oranda yanlış olduğunu savunduğu kitabıyla nörobilim literatürüne önemli bir katkıda bulunuyor. Kitabın Türkçeye çevrilmiş olması da (Timaş, 2018) Türkiye’de yaşayan nörobilim meraklıları için güzel haber.</p>
<p>Kitabın ilk üç bölümü, duyguların beynimizde “parmak izleri” olduğu (duyguların doğuştan geldiği) fikrine karşı çıkarak duygunun öğrenilebilir olduğu düşüncesine temel oluşturuyor. Sonraki bölümlerde duyguların oluşum süreçlerini de net bir şekilde açıklayan yazar, kendisine ait olan devrimsel nitelikteki <strong>Kurgulanmış Duygu Teorisi</strong>’nin günlük hayatta nasıl karşılık bulduğuna örnekler veriyor. Başından sonuna bütünlüklü bir çalışma olduğunu söyleyebiliriz.</p>
<p><strong>En son ne zaman üzüldünüz? </strong></p>
<p>Kitaptaki görüşlerin tamamına burada yer vermek güç ancak eserin merkezindeki düşünceyi örneklendirmek gerekir. Şimdi birlikte düşünelim; en son neye -gerçekten- üzüldüğünüzü hatırlıyor musunuz? Tren kazasında oğlunu yitiren annenin feryadı, dün gece sokakta gördüğünüz bir kimsesizin durumu ve hatta az önce okuduğunuz bir haber, üzülerek ağlamamıza neden olmuş olabilir. Bu tip olgular bizi günlük neşemizden uzaklaştırıp canımızı sıkar ve geleceğe yönelik kaygı yaşamamıza neden olur. Bu duygunun sözlükteki karşılığının üzülmek olduğunu biliyoruz.</p>
<p>Peki ama bu “duygu” bizde doğuştan mı var yoksa öğrendiğimiz bir şey mi? Üzülmek, yüzlerce yıldır, doğuştan sahip olduğumuz bir duygu olarak nitelendiriliyor. Yani klasik görüşe göre biz üzülme duygusuna doğuştan sahibiz ve bir olayın gerçekleşmesi üzerine beynimizdeki belirli noktalar tetiklenerek fiziksel bir tepki vuku buluyor. Daha bilimsel bir ifadeyle, üzüntü devresi de denebilecek bir dizi nöron harekete geçiyor ve vücudumuzda fiziksel (surat asmak, kaş çatma, ağlama gibi) tepkilere neden oluyor. Klasik görüşte bu tepki, beyindeki bir çeşit “parmak iziyle” açıklanıyor.</p>
<div id="attachment_13180" style="width: 210px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-13180" class="wp-image-13180 size-medium" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/03/barrett_lisa_feldman_168436-200x300.jpg" alt="" width="200" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/03/barrett_lisa_feldman_168436-200x300.jpg 200w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/03/barrett_lisa_feldman_168436-683x1024.jpg 683w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/03/barrett_lisa_feldman_168436.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 200px) 100vw, 200px" /><p id="caption-attachment-13180" class="wp-caption-text">Nörobilimci Lisa Feldman Barrett’in geliştirdiği Kurgulanmış Duygu Teorisi’ne göre duygularımızı sonradan öğreniyoruz. Barrett, böyle olmasaydı, yani doğuştan gelen bir öğrenim söz konusu olsaydı anksiyete, aşk, gurur, utanma ve depresiflik gibi duygu durumlarında hepimizin aynı tepkiyi vereceğini ama bizim bunlara farklı tepkiler verdiğimize işaret ediyor.</p></div>
<p><strong>Barrett: Duygu öğrenilir </strong></p>
<p>Ancak nörobilimci Lisa Feldman Barrett, iki bin yıldır süregelen bu görüşe karşı çıkıyor ve farklı bir bakış açısı sunuyor. Barrett, tek bir duyguya ait devamlı ve fiziksel bir parmak izinin çıkarılamayacağını bilimsel araştırmalarla destekliyor.</p>
<p>TED Talks’ta da konuşan Barrett’e göre, duygular doğuştan gelmiyor, insanın daha temel fiziksel özellikleri vasıtasıyla üretiliyor. Dolayısıyla kültürden kültüre ve hatta insandan insana değişlik gösteriyor. Yani beynimizin esnekliği sayesinde duyguları öğreniyor ve kendimizce karşılık veriyoruz. Barrett, bu görüşüne <strong>Kurgulanmış Duygu Teorisi</strong> (Theory of Constructed Emotion) adını veriyor. Kitaptaki akışı da bu teori üzerine şekillendiriyor.</p>
<p>Yazının girişinde verdiğimiz tren kazasında oğlunu kaybeden anne örneğini ele alalım. Barrett’a göre böyle bir olay, klasik görüşün savunduğu gibi beyindeki herhangi bir üzüntü devresini tetiklemiyor. Bilakis, bu üzüntü duygusunu, belirli bir kültür içinde yetişmiş olmamamızla ve bu tip bir olayın vücudumuzda yarattığı tepkiyi “üzüntü kavramı” ile bağdaştırmayı öğrenmemizle açıklıyor. Yani üzücü olaylar sırasında yaşadıklarımızı, daha önce öğrenmiş olduğumuz “üzüntü geçmişine” dayandırıyor.</p>
<p>Kısacası beynimiz, bizim için bir duygu deneyimi kurgulamış oluyor; kalp atışımız yükseliyor, yüzümüz kızarıyor ve midemizde kasılma gerçekleşiyor. Bu belirtilerden yola çıkan sinir sistemimiz ise rahatlamak için “ağla” komutu veriyor. Ancak <strong>Kurgulanmış Duygu Teorisi</strong>’ne göre “neye üzüleceğimizi” sonradan öğreniyoruz.</p>
<p>Yıllarını, beyin-duygu ilişkisine adayan ve çalışmalarından ötürü Ulusal Sağlık Enstitüleri (NIH) tarafından ödüle layık görülen Lisa Feldman Barrett’ın “Beynimizin Parmak İzleri” kitabını Yasin Konyalı’nın yetkin çevirisiyle okuyoruz.</p>
<p><strong>Kitap incelemesi:</strong> Batuhan Sarıcan / <a href="mailto:batusarican@gmail.com">batusarican@gmail.com</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/duygular-ogrenilir-mi">Duygular doğuştan mı gelir yoksa öğrenilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13177</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Çebiş Evi&#8217;nden Hisartepe&#8217;ye</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/kitaplar/cebis-evinden-hisartepeye</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mercan Bursali]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Feb 2019 12:39:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[doğan tekeli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=12997</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cebiş Evi&#8217;nden Hisartepe&#8217;ye Doğan Tekeli YKY, Şubat 2019 400 sayfa Cumhuriyet dönemi Türk mimarisinin önde gelen isimlerinden Doğan Tekeli’nin otobiyografisi Çebiş Evi’nden Hisartepe’ye Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı. Isparta’da bir memur ailesinin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi. ODTÜ Mimarlık Fakültesi e.öğretim üyesi ve Tarih Vakfı kurucularından Prof. Dr. İlhan Tekeli’nin ağabeyi olan Doğan Tekeli, İzmir ve İstanbul’da geçen yetişme döneminden sonra 1952 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden mezun oldu. Sami Sisa’yla kurduğu Tekeli-Sisa mimarlık bürosunda altmış yıl çalıştı. Mesleki yaşamına ilişkin ayrıntıları daha önce Mimarlık: Zor Sanat adlı kitapta anlatan Tekeli bu kez kendi öyküsüne yöneldi. Çebiş Evi’nden Hisartepe’ye Tekeli’nin anılar bağlamında tanığı olduğu toplumsal dönüşümleri, siyaset-ekonomi, kamu-özel sektör ilişkilerini mimarlık mesleği açısından da değerlendirdiği otobiyografik bir kitap. Tekeli bu son kitabını tanıtırken; “Yaşamım ile ilgili olarak sadece mesleki anılarını yazmış olmak bana yeterli gelmiyordu. Gerçekte yazı yazmak, bir mimari proje üzerinde çalışır gibi düşünerek ve yazdıklarımı tekrar tekrar gözden geçirerek yazdığım için bana zor geliyordu. Buna karşın, kendimi Cumhuriyet döneminin ilk kuşaklarından saydığım için yetiştiğim çevreleri ve zamanın koşullarını paylaşmak istiyor, ama bir yandan da ‘Benim yaşam öyküm kimi, neden ilgilendirsin?’ diyordum. Bir ikilem içindeydim. Çocukluğumu, Isparta’da doğduğum iki yüz yıllık Çebiş Evi’ni ve eski Isparta’yı hatırlamak, hoşuma gitmeye başladı. Birçok ayrıntı, adeta gözümün önündeydi. Bir ucundan yazmaya başladım” diyor.</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/kitaplar/cebis-evinden-hisartepeye">Çebiş Evi&#8217;nden Hisartepe&#8217;ye</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-12998 size-medium alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/02/cebisevi-193x300.jpg" alt="" width="193" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/02/cebisevi-193x300.jpg 193w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/02/cebisevi-659x1024.jpg 659w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2019/02/cebisevi.jpg 1597w" sizes="auto, (max-width: 193px) 100vw, 193px" />Cebiş Evi&#8217;nden Hisartepe&#8217;ye<br />
<strong>Doğan Tekeli</strong><br />
YKY, Şubat 2019<br />
400 sayfa</p>
<p class="m_1804610073824659206ydp931f1170yiv1304539041ydpb4ecbd3MsoNormal">Cumhuriyet dönemi Türk mimarisinin önde gelen isimlerinden Doğan Tekeli’nin otobiyografisi <strong>Çebiş Evi’nden Hisartepe’ye</strong> Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.</p>
<p class="m_1804610073824659206ydp931f1170yiv1304539041ydpb4ecbd3MsoNormal">Isparta’da bir memur ailesinin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi. ODTÜ Mimarlık Fakültesi e.öğretim üyesi ve Tarih Vakfı kurucularından Prof. Dr. İlhan Tekeli’nin ağabeyi olan Doğan Tekeli, İzmir ve İstanbul’da geçen yetişme döneminden sonra 1952 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden mezun oldu. Sami Sisa’yla kurduğu Tekeli-Sisa mimarlık bürosunda altmış yıl çalıştı. Mesleki yaşamına ilişkin ayrıntıları daha önce Mimarlık: Zor Sanat adlı kitapta anlatan Tekeli bu kez kendi öyküsüne yöneldi. Çebiş Evi’nden Hisartepe’ye Tekeli’nin anılar bağlamında tanığı olduğu toplumsal dönüşümleri, siyaset-ekonomi, kamu-özel sektör ilişkilerini mimarlık mesleği açısından da değerlendirdiği otobiyografik bir kitap.</p>
<div>Tekeli bu son kitabını tanıtırken; “Yaşamım ile ilgili olarak sadece mesleki anılarını yazmış olmak bana yeterli gelmiyordu. Gerçekte yazı yazmak, bir mimari proje üzerinde çalışır gibi düşünerek ve yazdıklarımı tekrar tekrar gözden geçirerek yazdığım için bana zor geliyordu. Buna karşın, kendimi Cumhuriyet döneminin ilk kuşaklarından saydığım için yetiştiğim çevreleri ve zamanın koşullarını paylaşmak istiyor, ama bir yandan da ‘Benim yaşam öyküm kimi, neden ilgilendirsin?’ diyordum. Bir ikilem içindeydim. Çocukluğumu, Isparta’da doğduğum iki yüz yıllık Çebiş Evi’ni ve eski Isparta’yı hatırlamak, hoşuma gitmeye başladı. Birçok ayrıntı, adeta gözümün önündeydi. Bir ucundan yazmaya başladım” diyor.</div>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/kitaplar/cebis-evinden-hisartepeye">Çebiş Evi&#8217;nden Hisartepe&#8217;ye</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12997</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Dijital Racon</title>
		<link>https://www.herkesebilimteknoloji.com/kitaplar/dijital-racon</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Batuhan Sarıcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Dec 2018 13:11:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[dijital göçmenlik]]></category>
		<category><![CDATA[dijital köprü]]></category>
		<category><![CDATA[dijital kültür]]></category>
		<category><![CDATA[dijital racon]]></category>
		<category><![CDATA[dijital yerli]]></category>
		<category><![CDATA[epsilon]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[tanol türkoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.herkesebilimteknoloji.com/?p=12443</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dijital Racon Tanol Türkoğlu Epsilon, Aralık 2018 200 sayfa Açıkça söylemek gerekiyor ki dijital kültürle ilgili iyi kitaplara sıkça rast gelemiyoruz. Türkiye’de bu konuya kafa yoran pek fazla isim yok. Olanlar da bunu yazıya dökmeyince lisanımız varsa yabancı kaynaklara yöneliyoruz; dijital dünyanın nabzını ya internetten ya da çeviri kitaplarla tutmaya çalışıyoruz. Lisanımız yoksa durum daha da kötü: Konuyla ilgili iyi bir kitap, yayınevlerinin dikkatini çekecek de bir çevirmen onu Türkçeye kazandıracak ve yurt dışında yayımlandıktan aylar sonra elimize ulaşacak. Ölme eşeğim ölme… Söz konusu dijital gelişmeler ve fenomenler olunca bahsi geçen süre bir hayli uzun. Zira anbean değişen ve dönüşüme uğrayan bir evrenden bahsediyoruz. Neyse ki bununla ilgili yerli ve çok önemli bir kitap, geçtiğimiz günlerde raflardaki yerini aldı. Tanol Türkoğlu’nun Dijital Racon kitabından bahsediyoruz. Tanol Türkoğlu’ndan Kişisel Kültür Ansiklopedisi Dijital kanaat önderi Türkoğlu’nun “Kişisel Bir Kültür Ansiklopedisi” olarak nitelendirdiği kitap, avatarlarımızın “özgürce” dolaştığı dijital evrenle, gündelik yaşamın arasındaki sınırları muğlak hale getiriyor ve bize dijital kültürle ilgili önemli bir okuma sunuyor. Kitaptaki hiçbir kavram, bir diğerinden önemsiz olmamakla birlikte Türkoğlu’nun kitapta ifade ettiklerinden birkaçına değinebiliriz. Mesela dijital gettolaşma. Türkoğlu bu kavramı, Nazi Almanyası’nın Yahudi nüfusunu kapattığı bölgelerle ilişkilendirerek teksesli etkileşim platformlarındaki dijital cepheleşmeden dem vuruyor. Türkoğlu, Youtube’u dijital gettolaşmanın örnek platformu olarak gösteriyor: “Belli bir konuyla ilgili videonun altına, farklı görüşteki bireyler küfürlü, tehdit içeren yorumlar yazabilmekte ve karşılıklı atışma bu kez herkesin gözü önünde cereyan edebilmektedir.” (s.77) Yani, dijital evrende özgür olduğumuzu ve çoksesli bir ortamda olduğumuzu sanırken aslında dijital gettolarda teksesli paylaşımlarda bulunuyoruz. Kitapta dikkatimizi çeken bir başka kavram ise dijital göçmenlik. Bu kavram, 1981 yılından önce doğan kuşağı tanımlıyor. Bugünkü dijital dünyanın içine doğmayan ve dolayısıyla dijital becerileri gelişmemiş ama bir şekilde bu kültüre adapte olmaya çalışanları (dijital ortama zorla göç ettirilen) dijital göçmen olarak nitelendiriyor. 1981’den sonra doğanlar ise bu becerilere sahip olan dijital yerliler. Burada karşımıza dijital köprü fenomeni çıkıyor. Yani bu iki kuşak arasındaki köprünün kurulabilmesi meselesi… Türkoğlu, bu köprünün kurulabilmesi sorumluluğunun dijital göçmenlerde olduğunu savunuyor: “Bellidir ki bu köprüyü kurma işi göçmenlere düşüyor. Sağlıklı bir diyalog bu inşanın temeli. Gençleri anlamaya çalışarak, onların bakış açılarını kabul ederek, eski ile kıyaslama yapmadan, peşin hükümsüz yaklaşım bu diyaloğun gelişmesini sağlayacaktır.” (s.117) Dijital kültüre adapte olmak Bu ve buna benzer birçok kavram söz konusu. Burada kaçını açıklayabiliriz ki? Dijital ahlak, dijital mahalle baskısı, dijital özgürlük, dijital sosyalleşme, dijital şövalye, dijital vatandaşlık, dijital edebiyat veya dijital devrim. Bunlar Türkoğlu’nun üzerinde durduğu kavramların sadece birkaçı. Daha fazlası için kitabı edinmek ve dikkatlice okumak gerekiyor. Türkoğlu, yarını anlamak için bugünün dijital dünyasına ışık tuttuğu Dijital Racon’la, çok iyi bildiğimizi sandığımız dijital kültürle ilgili aslında pek de bir şey bilmediğimizi fark etmemizi sağlıyor. Kitapta verilen bilgiler, dijital kültürün dinamiklerini sunmakla kalmıyor aynı zamanda kendimizi sanal ortamda korumamızı ve konumlandırmamızı da sağlıyor. Dijital dünya, bilgi edinme adına bir fırsat mı? Yoksa beynimizi uyuşturan bir zehir mi? Kafanızdaki birçok sorunun cevabını, Epsilon etiketiyle raflardaki yerini alan Dijital Racon’da bulabilirsiniz. Kitap incelemesi: Batuhan Sarıcan / batusarican@gmail.com</p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/kitaplar/dijital-racon">Dijital Racon</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-12445 alignleft" src="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/12/dijital-racon-193x300.jpg" alt="" width="193" height="300" srcset="https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/12/dijital-racon-193x300.jpg 193w, https://www.herkesebilimteknoloji.com/wp-content/uploads/2018/12/dijital-racon.jpg 385w" sizes="auto, (max-width: 193px) 100vw, 193px" />Dijital Racon<br />
<strong>Tanol Türkoğlu</strong><br />
Epsilon, Aralık 2018<br />
200 sayfa</p>
<p>Açıkça söylemek gerekiyor ki dijital kültürle ilgili iyi kitaplara sıkça rast gelemiyoruz. Türkiye’de bu konuya kafa yoran pek fazla isim yok. Olanlar da bunu yazıya dökmeyince lisanımız varsa yabancı kaynaklara yöneliyoruz; dijital dünyanın nabzını ya internetten ya da çeviri kitaplarla tutmaya çalışıyoruz.</p>
<p>Lisanımız yoksa durum daha da kötü: Konuyla ilgili iyi bir kitap, yayınevlerinin dikkatini çekecek de bir çevirmen onu Türkçeye kazandıracak ve yurt dışında yayımlandıktan aylar sonra elimize ulaşacak. Ölme eşeğim ölme…</p>
<p>Söz konusu dijital gelişmeler ve fenomenler olunca bahsi geçen süre bir hayli uzun. Zira anbean değişen ve dönüşüme uğrayan bir evrenden bahsediyoruz. Neyse ki bununla ilgili yerli ve çok önemli bir kitap, geçtiğimiz günlerde raflardaki yerini aldı. <strong>Tanol Türkoğlu</strong>’nun <strong>Dijital Racon</strong> kitabından bahsediyoruz.</p>
<p><strong>Tanol Türkoğlu’ndan Kişisel Kültür Ansiklopedisi</strong></p>
<p>Dijital kanaat önderi Türkoğlu’nun “Kişisel Bir Kültür Ansiklopedisi” olarak nitelendirdiği kitap, avatarlarımızın “özgürce” dolaştığı dijital evrenle, gündelik yaşamın arasındaki sınırları muğlak hale getiriyor ve bize dijital kültürle ilgili önemli bir okuma sunuyor.</p>
<p>Kitaptaki hiçbir kavram, bir diğerinden önemsiz olmamakla birlikte Türkoğlu’nun kitapta ifade ettiklerinden birkaçına değinebiliriz. Mesela <strong>dijital gettolaşma</strong>. Türkoğlu bu kavramı, Nazi Almanyası’nın Yahudi nüfusunu kapattığı bölgelerle ilişkilendirerek teksesli etkileşim platformlarındaki <strong>dijital cepheleşme</strong>den dem vuruyor.</p>
<p>Türkoğlu, Youtube’u dijital gettolaşmanın örnek platformu olarak gösteriyor<em>: “Belli bir konuyla ilgili videonun altına, farklı görüşteki bireyler küfürlü, tehdit içeren yorumlar yazabilmekte ve karşılıklı atışma bu kez herkesin gözü önünde cereyan edebilmektedir.”</em> (s.77) Yani, dijital evrende özgür olduğumuzu ve çoksesli bir ortamda olduğumuzu sanırken aslında dijital gettolarda teksesli paylaşımlarda bulunuyoruz.</p>
<p>Kitapta dikkatimizi çeken bir başka kavram ise <strong>dijital göçmenlik</strong>. Bu kavram, 1981 yılından önce doğan kuşağı tanımlıyor. Bugünkü dijital dünyanın içine doğmayan ve dolayısıyla dijital becerileri gelişmemiş ama bir şekilde bu kültüre adapte olmaya çalışanları (dijital ortama zorla göç ettirilen) dijital göçmen olarak nitelendiriyor. 1981’den sonra doğanlar ise bu becerilere sahip olan <strong>dijital yerliler</strong>.</p>
<p>Burada karşımıza <strong>dijital köprü</strong> fenomeni çıkıyor. Yani bu iki kuşak arasındaki köprünün kurulabilmesi meselesi… Türkoğlu, bu köprünün kurulabilmesi sorumluluğunun dijital göçmenlerde olduğunu savunuyor: <em>“Bellidir ki bu köprüyü kurma işi göçmenlere düşüyor. Sağlıklı bir diyalog bu inşanın temeli. Gençleri anlamaya çalışarak, onların bakış açılarını kabul ederek, eski ile kıyaslama yapmadan, peşin hükümsüz yaklaşım bu diyaloğun gelişmesini sağlayacaktır.”</em> (s.117)</p>
<p><strong>Dijital kültüre adapte olmak</strong></p>
<p>Bu ve buna benzer birçok kavram söz konusu. Burada kaçını açıklayabiliriz ki? Dijital ahlak, dijital mahalle baskısı, dijital özgürlük, dijital sosyalleşme, dijital şövalye, dijital vatandaşlık, dijital edebiyat veya dijital devrim. Bunlar Türkoğlu’nun üzerinde durduğu kavramların sadece birkaçı. Daha fazlası için kitabı edinmek ve dikkatlice okumak gerekiyor.</p>
<p>Türkoğlu, yarını anlamak için bugünün dijital dünyasına ışık tuttuğu Dijital Racon’la, çok iyi bildiğimizi sandığımız dijital kültürle ilgili aslında pek de bir şey bilmediğimizi fark etmemizi sağlıyor. Kitapta verilen bilgiler, dijital kültürün dinamiklerini sunmakla kalmıyor aynı zamanda kendimizi sanal ortamda korumamızı ve konumlandırmamızı da sağlıyor.</p>
<p>Dijital dünya, bilgi edinme adına bir fırsat mı? Yoksa beynimizi uyuşturan bir zehir mi? Kafanızdaki birçok sorunun cevabını,<strong> Epsilon</strong> etiketiyle raflardaki yerini alan Dijital Racon’da bulabilirsiniz.</p>
<p><strong>Kitap incelemesi:</strong> Batuhan Sarıcan / <a href="mailto:batusarican@gmail.com">batusarican@gmail.com</a></p>
<p><a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com/kitaplar/dijital-racon">Dijital Racon</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.herkesebilimteknoloji.com">Herkese Bilim Teknoloji</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12443</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
