2025 çevre açısından iyi bir yıl olmadı. Küresel sera gazı salımları artmaya devam etti, biyolojik çeşitlilik kaybı sürdü. Ama bu karanlık tablonun içinde, gözden kaçan ama gerçek sonuçlar üreten gelişmeler de yaşandı. Temiz enerji, orman koruma, okyanus yönetimi ve yerli halkların hakları alanında atılan bazı adımlar, iklim kriziyle mücadelenin hâlâ geri döndürülemez bir yenilgiye dönüşmediğini gösteriyor.
İşte 2025’te kayda geçen, ama çoğu zaman manşetlere girmeyen 7 kritik eşik.
1.Yenilenebilir enerji fosil yakıtları geçmeye başladı
2025’te rüzgâr, güneş ve diğer yenilenebilir kaynaklar küresel ölçekte ilk kez kömürü geçerek dünyanın en büyük elektrik üretim kaynağı haline geldi. Bu dönüşümün motoru açık ara Çin.
Çin hem devasa ölçekte güneş ve rüzgâr santralleri kuruyor, hem de temiz enerji teknolojilerinin üretim ve ihracatında dünyayı domine ediyor. Bu sayede 2025’te Çin’in CO2 salımları ilk kez düşüşe geçti. Carbon Brief analizleri, Çin’in emisyonlarının zirveye ulaşıp düşüşe geçmiş olabileceğine işaret ediyor.
Bu önemli çünkü Çin, küresel emisyonların yaklaşık üçte birinden sorumlu. Eğer Çin’de kalıcı bir düşüş başlıyorsa, küresel fosil yakıt kullanımında da bir zirve ve gerileme ihtimali doğuyor. Ember düşünce kuruluşuna göre, bugün yaşanan temiz enerji patlaması bu ihtimali ilk kez gerçekçi kılıyor ama hâlâ iklimi güvenli sınırlar içinde tutmaya yetmiyor.
2.Açık denizler ilk kez gerçek korumaya giriyor
Dünya okyanuslarının üçte ikisini oluşturan açık denizler bugüne kadar neredeyse tamamen hukuki boşluk içindeydi. 2025’te bu durum değişti.
2023’te imzalanan Açık Denizler Antlaşması, yeterli sayıda ülke tarafından onaylanarak yürürlüğe girdi. Anlaşma, açık denizlerin %30’unun Deniz Koruma Alanı ilan edilmesini öngörüyor. Bu, sanayi balıkçılığı, madencilik ve biyolojik yağma karşısında gezegenin en büyük ekosisteminin ilk kez gerçek bir hukuki koruma şemsiyesi altına girmesi demek.
3.Amazon’da ormansızlaşma tersine dönüyor
Brezilya’da Amazon ormanlarındaki ağaç kaybı 2025’te %11 azalarak son 11 yılın en düşük seviyesine indi. Bağımsız ölçümler bu düşüşün bazı dönemlerde %40’ın üzerine çıktığını gösteriyor.
Bu düşüş tek başına yeterli değil ama önemli: Ormansızlaşma, küresel karbon salımlarının yaklaşık %10’undan sorumlu. Amazon’un yavaşlaması, iklim sistemi üzerindeki baskıyı doğrudan azaltıyor.
Brezilya ayrıca, ormanı korumayı ekonomik olarak daha cazip hâle getirmeyi amaçlayan yeni bir fon mekanizması (TFFF) kurdu. Henüz hedeflenen 125 milyar doların çok uzağında ama yaklaşım önemli: ormanları kesmemek için para ödemek.
4.İklim için uluslararası dava yolu açıldı
Uluslararası Adalet Divanı, ülkelerin birbirlerini iklim değişikliği nedeniyle dava edebilmesinin önünü açan tarihi bir görüş yayımladı.
Bu karar bağlayıcı değil ama güçlü bir emsal oluşturuyor. Özellikle ada devletleri ve iklimden en fazla zarar gören ülkeler için, büyük kirleticileri hukuki baskı altına alma ihtimali artık teorik değil.
Bu, iklim krizinin yalnızca siyasi değil, hukuki bir meseleye dönüşmesi açısından kritik bir eşik.
5.Bazı türler gerçekten geri dönüyor
Koruma politikalarının işe yarayabildiğini gösteren somut örnekler var:
- Yeşil deniz kaplumbağaları onlarca yıllık koruma çabalarının ardından “nesli tehlikede” kategorisinden çıkarıldı.
- Florida’da bu yıl rekor sayıda deniz kaplumbağası yuvası görüldü.
- Hindistan’daki kaplan nüfusu 10 yılda iki katına çıkarak 3.600’ü geçti.
Bunlar, doğru politika ve uzun vadeli korumanın, büyük yırtıcıları ve kırılgan türleri bile kurtarabildiğini gösteriyor.
6.Yerli halklar nihayet masaya oturdu
2025’te Birleşmiş Milletler, yerli halkları doğa koruma kararlarında resmî aktör olarak tanıdı. COP30’da tarihin en büyük yerli delegasyonu vardı.
Bu önemli çünkü dünya üzerindeki en iyi korunmuş ekosistemlerin önemli bir bölümü, yerli toplulukların yaşadığı alanlarda bulunuyor. Bilim bunu yıllardır söylüyordu; şimdi diplomasi de kabul etmek zorunda kaldı.
7.Bir nehir geri kazanıldı
Kaliforniya’daki Klamath Nehri üzerindeki dört barajın kaldırılmasından sadece bir yıl sonra, somon balıkları onlarca yıldır ulaşamadıkları üreme alanlarına geri döndü.
Bu, büyük ölçekli ekosistem onarımının gerçekten mümkün olduğunu gösteren nadir ama çok güçlü bir örnek.
Sonuç
2025, iklim krizi açısından bir “dönüş yılı” değildi ama küçük adımlar atıldı. Yenilenebilir enerjinin yükselişi, ormanların yavaşlaması, okyanusların korunması ve hukukun devreye girmesi… Bunlar bir araya geldiğinde, insanlığın hâlâ frene basabildiğini gösteriyor.
Kaynak: BBC