3 yılda üniversite

Lale Akarun Y
3 yılda üniversite

YÖK karar almış, üniversite 3 yıla inecekmiş; üniversiteler tercihen 6 ay, bu mümkün olmazsa bir yılda bu sisteme geçecekmiş. Bu cümlenin neresinden tutsanız dökülüyor. Anayasamıza göre, üniversiteler özerk kuruluşlardır. Ders programlarını yapmak, akademik konularla ilgili karar almak işi, yükseköğrenim kanununa göre, üniversite Senatolarına verilmiş bir görevdir. Ayrıca Üniversite Senatosu da bu görevi kendi kendine yapmaz; her fakültenin kendi fakülte kurulu var, ders programlarını onlar hazırlar. Fakülte kurulları da bu işi koordine ederken, asıl görev fakültelerindeki bölümlerindir.

Saygın bir üniversitede bölümler belli dersleri rastgele dizip adına belli bir disiplinin lisans programı diyemezler. Derlerse uluslararası akreditasyon kuruluşlarınca programları onaylanmaz; diplomaları dünyada tanınmaz. Bundan dolayı, çalıştığım Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümünde, görevi bu alandaki mühendislik akreditasyon rehberlerini ve alandaki değişimleri izlemek ve müfredatı ona göre güncellemek olan bir lisans programı komisyonu var.

Bilgisayar Mühendisliği hızla gelişen, değişen bir alan: Yapay zekâ gibi önem kazanan alanlar, programlarda yeni isterlerin ortaya çıkmasına yol açınca, değişiklikler önerilir. Her bir değişiklik, bölüm kurullarında günlerce tartışılır; eksiklikleri varsa giderilir, son haline getirilince fakülte kuruluna yollanır. Fakülte kurulunca aynı şekilde titizlikle incelenip sakıncaları görülürse bölüme geri gönderilip son haline gelince Senatoya yollanır. Senato kendi alt kurullarında inceler; eksiklik bulunursa aynı adımlar yinelenir. Programların bu şekilde güncellenmesi bir yıldan çok süre alır. Üniversitenin saygınlığı, bilime saygı; bunu gerektirir.


Mesleğe hızlı atılmak isteyen kişiler için dört yıl uzun bir süre gözükebilir. Dört yıl beklemeden bir an önce hayata atılmak isteyenler için iki yıllık meslek yüksek okulları var. Hem çalışıp hem okumak isteyenler için ikinci öğretim programları var; açık öğretim programları var. Ancak örneğin mühendislik programlarının üç yılda tamamlanması zordur: Öğrenciler ilk yıllarında mühendislik için gerekli temel matematik ve fen derslerini, kültür, ekonomi gibi genel altyapı derslerini alır; ancak ondan sonra meslek derslerine geçerler. Meslek dersleri zincir şeklinde alınır: Öğrenciler birinciyi tamamlamadan ikinciyi, onları tamamlamadan devamını alamazlar. Yaz tatillerinde staj yaparlar; yurtdışında değişime giderler; son sınıfta da tasarım içeren mezuniyet projeleri ile mezun olurlar.

Sanırım tüm bu sakıncalar sıralanınca, YÖK yarı yılları kısaltıp bir yıla üç yarıyıl sokarak dört yılı üç yıla indirmek gibi bir cin fikirle ortaya çıktı. Bu, dersleri kuşa çevirecek, öğretim üyelerinin 12 ay ders vermesini gerektirerek üniversitelerde araştırmayı bitirecek, öğrencileri yılda 12 ay ders almaya kilitleyerek yurtdışı değişim ve staj imkanlarını engelleyecek, başarısını düşürerek, dört yılı kısaltmak değil, çoğu öğrencinin eğitimini yarıda bırakmasına ya da uzatmasına neden olacak felaket bir fikir.

Tüm bu sakıncalara rağmen YÖK  tüm lisans programlarını üç yıla indirmeye kararlı. Milli Eğitim Bakanlığı, liselerin sürelerini azaltma planlarını açıklarken, uzun eğitim süresinin gençlerin aile kurmasını geciktirdiği ve nüfusumuzun azalmasına yol açtığı gibi anlamsız bir gerekçe öne sürdü. Umarım YÖK bu iyi düşünülmemiş planı böyle bir gerekçe ile ortaya atmamıştır.

Türkiye, üniversite mezunlarının işsizlik oranının, genel işsizlik oranının üstünde olduğu yegâne Avrupa ülkesi. Üniversite mezunu arzını bu şekilde artırmak, mezunların seviyesini “ara eleman” seviyesine, maaşlarını da asgari ücret seviyelerine indirmeye yarar; bu da gençlerin burada bir hayat kurmak yerine başka ülkelerde gelecek aramasına neden olacak bir adımdır. Bizim buna değil, ülkemizi geliştirecek sektörleri besleyecek nitelikli üniversite mezunlarına ihtiyacımız var. YÖK bunu sağlayacak adımları tartışsa daha yararlı olur.

Lale Akarun

*Bu yazı HBT Dergi 504. sayıda yayınlamıştır.

Lale Akarun