Ülkenin nitelikli insanlarını arkalarından “giderlerse gitsinler” diyerek yurt dışına yolladık. Düşük nitelikliler ile vatanseverler burada kaldılar. Beri yanda ülkemizde genç, eğitimsiz, işsizlerden çeteler oluştu. Çoğu yol yordam bilmiyor, bu nedenle çeteler, onlar için yaşam olanağı sağlıyor. Çeyrek asır önceki durumumuza nasıl geri döneceğiz; bilen var mı?
Ülkemizde bir güçlü ülkenin büyükelçisi, bölge vâlisi gibi hareket ediyor. Kimsenin de sesi çıkmıyor. Adamın görevi, tam öyle nitelenmiyor ama Türkiye + Suriye + İsrail sorumluluğu. Karaoğlan dönemi olsaydı çoktan ülkesine geri yollanmıştı. Kırk sene önce tarzımız öyleydi. Yanlış mı hatırlıyorum?
Doğru düşünen, topluma çağ atlatan cumhuriyetin kurucusu Kemal Atatürk, ülke ideallerini bu düşünceyle Türk milletine emanet etmişti. “Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur” diyerek. Günümüzde uyuşturucuya başlama yaşı 12’ye kadar indiğinden, gençliğin damarlarında artık asil kan da ender rastlanır oldu. Ne yapacağız, nasıl çıkacağız bu kısır döngüden?
Atatürk’ün daha cumhuriyet devreye tam girmeden İzmir iktisat kongresini toplaması incelenecek bir hareket. Atatürk, ekonomisini yönetemeyen bir toplumun gidebileceği, varabileceği bir hedef olmadığınım taaaa o zaman görmüştü. Ektiği tohumlar, tuttu, gelişti ve ürün verdi. Ama biz o kazanımları “bunlar zarar ediyor” diye satarak parasını yedik. Yabancılara, Türk ortaklarıyla ülkenin kalan zenginliklerini de hediye ettik. Nâdir metal rezervimizi ABD’ye hediye edercesine sunmak gibi. Ne olacak göreceğiz.
Ekonomi
Ekonomiyi ayağa kaldırabilmek için, düşünebilen, sorgulayabilen, araştırabilen ve gözlemlerini değerlendirebilen gençler gerekli. Bu elbette, eğitim süresini kısaltarak, okulun yanı sıra çalışmayı da eğitimin içine katarak ne işe yarayacağı belirsiz gençler yetiştirerek olmayacak. İçlerinden bir Einstein çıkması ne kadar mümkün? Şimdiki gençler ya yapay zekâya soracaklar bunu ya da arama motoruna. Bir ülke yöneticisi “Ben ekonomistim” diye ortaya çıkarsa, “o zaman bırak ülkeyi yönetmeyi, ekonomiyi yönet” diyen kimse olmayınca karşısında, vardığımız yer bir simidin 20₺ olduğu yer. Kısaca eğitimden başlayarak, sistemi ele almak gerek. Biat ile bir yere varmak olanaksız. Ancak yerinizde sayarsınız. Günümüzde yapılanların tam tersini yapmalısınız. Ekonomiyi düzelteceğim diye kakonomiye çevirmeyin.
Yatırım
Akıldan çıkartılmaması gereken bir husus da Türkiye Cumhuriyeti’nin, kurulduğu günden İkinci Dünya Savaşına kadar yatırım için gereken sermayesini yerli olarak karşıladığı. Yabancının sermaye getirip doğrudan yatırım yapması bir çıkarı yoksa boşa harcanan zaman demek. Ülkemizde işsizlik gırtlağa kadar, ama işgücü ucuz değil. Öyle olsaydı o kadar tekstil firması neden fabrikalarını kapatıp Mısır’a gidiyorlar? Yerli sermaye birikimini özendirin. Sermayeye katkıda bulunanları belli düzeyde vergiden “muaf” tutun. Benden kefen paramı almanın en kısa yolu bu.
Ar-Ge’ye yapılan desteği kuvvetlendirin. Kaybedilmiş zamanı geri kazanmak için Ar-Ge çalışmalarından bir süre para kazanacak sonuç çıkmayacaktır, bunu bilin. Ama bu nedenle sudan Ar-Ge çalışmalarına para boca etmeyin. İyi incelenerek verilecek destekleriniz Ar-Ge çalışmalarını hayata geçirecek sermaye oluşturacak kadar cömert olsun. Bu Ar-Ge çalışmalarının başına deneyimli yöneticiler koyun. Türkiye çeyrek asır önceki durumuna bu yolla geldi. Bir bileni bulun size anlatsın.
Üretim
Organize Sanayi Bölgelerini, Organize İleri Sanayi Bölgesine dönüştürün. Sıradan üretim yapanları buraya almayın. Hemen de sonuç beklemeyin. Bizi 20 senede ekonomik olarak düze çıkartacak olan bu bölgeler olacaktır. 25 sene kaybettik, bir 20 sene de böyle kaybedeceğiz anlaşılan. F35’e, Airbus’a, Boeing’e parça yapan şirketler gibi şirketleri buraya toplayın, bunlardan, dışarda aldığınız verginin yarısını alın. Bir değişiklik yaratın.
Ali Akurgal
*Bu yazı HBT Dergi 494. sayıda yayınlanmıştır.