Yerküre

İskandinav fiyortları buzulların biçimlendirici kuvveti için tipik kanıtlar. Son buz devrinde buzun kütlesi derinlere kayarak, yer altında U biçimli vadiler oluşturmuş. Buz geri çekildiğinde ise eriyen buzul, okyanusu derindeki vadilere itmiş ve böylece fiyortlar oluşmuş. Grönland veya Antarktika’da bu süreç hala sürmekte. Buralardaki fiyort vadileri hala buzulla dolu. Fakat fiyortlar günümüzde ne...

Dünyamızda günler yavaş yavaş uzuyor. Zamansızlıktan yakınanlar için kısa bir süre önce PNAS dergisinde yayımlanan bu araştırma iyi bir haber olabilirdi. Fakat ne yazık ki biz bu değişimi fark edemiyoruz bile. Çünkü bu süreç o kadar yavaş ki ancak jeolojik zaman çizelgelerinde takip edilebiliyor. Bu kadar eski geçmişteki koşulların rekonstrüksiyonu mümkün olsa da yine de bazı komplikasyonlar söz k...

Levha tektoniği sayesinde dünyamızın yüzü sürekli değişiyor. Yeni denizler ortaya çıkıyor, kıtalar çarpışıyor veya parçalanıyor ve parçalar levha sınırlarında yutuluyor. Kıtaların kayması sırasında bazı eski kara kütleleri okyanus sularının altında kaldılar – tektonik Atlantik olarak. Bu tür suya gömülen mikro kıtalar Güney Avrupa’daki “Greater Adria” ve günümüzde sadece Yeni Zelanda kısmı deniz s...

Deprem gerçeği ile yaşamak zorunda olduğumuz kadar binaların depreme uygun şekilde inşa edilmesi ve güçlendirilmesi de zaruri. Peki ama ne yapmalı? Önümüzde çok güzel bir örnek var: Japonya! Yazı, umarız ki ülkemizdeki karar alıcılar üzerinde etkili olur. 7,2 büyüklüğündeki Büyük Hanşin Depremi, 17 Ocak 1995’te Japonya’nın batısındaki yoğun nüfuslu Kansai Bölgesi’ndeki Kobe kentini vurmuştu. Sarsı...

Etrafımızdaki doğal çevre, tüm yapılarıyla hep aynı yerde duruyor gibi. Fakat lazerle gerçekleştirilen araştırmalar en istikrarlı arazinin bile kaydığını gösterdi. Dağlar çok sağlam doğal yapılar olabilirler ama uzun zaman dilimleri için arazi yapıları adeta sıvı akıntılar gibi hareket ediyorlar. Bilim insanları kısa bir süre öncesine kadar dünyadaki arazilerin değişiminden,  toprağı kazıyan hayva...

Donmuş toprak veya permafrost, uzun bir süre donmuş olarak kalan toprak ve kayaçları içerir. Bunlar kısmen yüzlerce metre derinliğe kadar iner ve özellikle kuzey Amerika, Sibirya ve çok yüksek dağlarda bulunur. Dev bir derin dondurucu etkisini yapan bu donmuş toprak içinde çok bol miktarda biyokütle bulunur. Her şeyden önce bitki kalıntıları ve mamut fosilinden kuş ve kurtlara kadar uzanan ilkel h...

Uzaydaki her kütle birbirini çeker. Bu çekime yeryüzünde keşfedildiği için yerçekimi (gravite) diyoruz. Aristotele ve Galileo birçok deneyler yaparak nesnelerin hareketiyle yerçekimi arasındaki ilişkileri incelemişlerdi. Isaac Newton 1687’de yerçekimini bağıntılarla açıkladı ve evrensel çekim yasasını buldu. Newton yasasına göre, iki kütle arasında çekim, her iki kütlenin çarpım değerinin, merkezl...

Dünyamız oluştuğunda ilk başlarda değişken olmayan bir yapıdaydı. Ancak daha sonra sürekli çarpışmalar yaşadıktan ve büyümekte olan kütleler dünyamızı ısıtmaya başlayınca, içteki tabakalar değişmeye başladı: Özellikle demir ve nikel gibi ağır elementler çekirdeğe doğru çökerken, silikatlar ve kayaç oluşturan mineraller yer mantosunu ve kabuğu oluşturdu. Fakat dünyamızın çekirdeği hala gizemli. Mes...

Dünyamız ilk başlarda büyük kıta parçaları olmayan, okyanus kabuğunun hakim olduğu bir su gezegeniydi. Zaman içinde bazı sualtı dağlarında, bir olasılıkla levha tektoniğinin başlangıcıyla tetiklenen ilk kıtasal kara kabuğu oluşmuştu. Bu ilk kıta köklerinden böylece ilk kara kütleleri yükselmiş ve gezegenimizin hem görünüşünü hem de madde dolaşımlarını kalıcı olarak değiştirmişti. Fakat bu büyük de...