Öyle görünüyor ki, Türkiye hızla sanayisizleşmeye doğru gidiyor. Tekstil fabrikalarının çoğu ya iflas etti ya da yurt dışına taşındı. Şimdi sıra, esnafta. Yakında bakkal veya manava gitmek ancak AB ülkelerinde mümkün olacak. İngiltere’de çoğu manav veya bakkal 24 saat açık olmakla ayakta duruyor. Haydi süpermarketleri şehir dışına çıkartın da, ihtiyaçlarımızı satın alacak yer kalmasın koca ülkede!...
Türkiye’de en büyük 10 şirketin 7’si sanayi, enerji veya finans kökenli. Küresel ölçekteki ilk 10’un 8’i teknoloji. Yani biri “varlık yoğun”, diğeri “zihin yoğun” bir büyüme modeliyle ilerliyor. Sanayi devrimi döneminde üretim kapasitesi başarı ölçütüydü. Günümüzde ölçü, yenilik ve hız. Türkiye mühendislik, finans ve bilişim alanında gençleri iyi yetiştirebiliyor da (şimdilik) ama onları içeride t...
Ülkenin nitelikli insanlarını arkalarından “giderlerse gitsinler” diyerek yurt dışına yolladık. Düşük nitelikliler ile vatanseverler burada kaldılar. Beri yanda ülkemizde genç, eğitimsiz, işsizlerden çeteler oluştu. Çoğu yol yordam bilmiyor, bu nedenle çeteler, onlar için yaşam olanağı sağlıyor. Çeyrek asır önceki durumumuza nasıl geri döneceğiz; bilen var mı? Ülkemizde bir güçlü ülkenin büyükelçi...
1961 yapımı, gençliğimizin yıldızı bir film. O kadar ki, sanatçı Alpay, bunun müziğinin Türkçe sözlüsünü söylemiştir ve aradan geçen 65 seneden sonra müziği hâlâ kulaklarımdadır. Ama günümüzde, “Eylül’de gel” bambaşka bir şeyi anımsatıyor: CHP’yi çorba gibi karıştırma girişimini. Aslında bu girişim, yakın geçmişini bilmeyen, hatırlamayan birileri tarafından yapılıyor. Belki bu yolla onlar da öğren...
Haberlere bakıyorsunuz, giderek kötüleşen durumdan şikayet şikayet. Evet şikayet. Bir emekli olarak ben de şikayetçiyim. Bu nedenle karamsarlıktan azıcık kurtulmak için sizi geleceğe taşıyacağım bu yazıda. Ama gideceğimiz yer, bizim ülke olmayabilir. Daha sosyal, daha ileri bir ülke olabilir. Okuduktan sonra “aah ah!” diyebiliyorsanız, hedefi buldum demektir. İnsanlar bu ileri ülkede, kendi istedi...
Bu sene tarım ve hayvancılık açısından kısır bir seneydi. Meyveyi don vurdu, kurtulabileni susuzluk kavurdu, sebzeyi sulayamadık, şehirlerimiz su kesintileri yaşadı. İhraç meyve-sebzemiz yollandıkları ülkelerde sınırlardan içeri sokulmadı, geri çevrildi. Seneye ne olacak? Daha fazla yağış mı alacağız? Yoksa topraktan su mu fışkıracak? Her şeyi yaratandan bekleyenlere lafım yok, onlar dua etsinler,...
Yapay zekâ giderek egemen oluyor. Ama herkese değil, düşünemeyenlere. Düşünseler, yapay zekâ onlara biat edecek, onlar önde gidecek ve yapay zekâ ikinci sırada kalacak. Çukurova’dan yazan okurum Sertaç bey 10 sene önceki Pakistan ile günümüz Türkiye’sini karşılaştırınca bu sonuca varıyor. Doğru. Yapay zekânın kötü bir yanı da var. Ona bağımlı oluyorsunuz. Yapay zekâ sizin yerinize bir sonuca varmı...
Yeni Türkiye’de ikinci sırada “ulaşım”ın yer almasına takmayın. Birçok iletişim fakültemiz var ama iletişim bakanlığı yok ülkemizde ama bir ulaştırma bakanlığı var. Demek ki, ulaştırma önem sırasında bilgi edinme ve iletişimden önce geliyormuş. Zâten bilgisiz kalıp, iletişime ihtiyaç duymayalım diye tüm iletişim, telli ve telsiz; yabancı sermayeye terk edilmedi mi? neyse bu üçüncü başlık… Ne diyor...
Biz aptal, aklı çalışmayan değil hâlâ kafasının içerisi öğretilmişten şüphe etmeyen algoritmalarla dolu insanlarız. Okullar açıldı. Türk kimliği taşıyanların yabancı okullarda okumasına izin yok. Onlar mecburen “Türkümsü” okullarda okuyacaklar. Hayırlı olsun. Kim bilir, belki bir kısım veliler çocuklarını vatandaşlıktan çıkartır, gavur yaparlar; yabancı müfredâta ulaşmak için öyle gerekiyorsa öyle...