Haberlere bakıyorsunuz, giderek kötüleşen durumdan şikayet şikayet. Evet şikayet. Bir emekli olarak ben de şikayetçiyim. Bu nedenle karamsarlıktan azıcık kurtulmak için sizi geleceğe taşıyacağım bu yazıda. Ama gideceğimiz yer, bizim ülke olmayabilir. Daha sosyal, daha ileri bir ülke olabilir. Okuduktan sonra “aah ah!” diyebiliyorsanız, hedefi buldum demektir.
İnsanlar bu ileri ülkede, kendi istedikleri kadar çalışıp kazanabildikleri kadar kazanıyorlar. Çalışma yerleri evlerine çok yakın. Hattâ, evlerinden yapabildikleri işler için “işyeri”ne gitmeye bile ihtiyaç yok. “Berat ablanın böreği” nerede satılacak? Köşe başında. Duyurusu nasıl yapılacak? Sosyal medyadan. Gibi kolaylıklar bizi bekliyor. “Keserim senin internetini, görürsün gününü” tehditleri sıradan olacak. Karşılığında da “istersen kes, ben zaten o servis sağlayıcıyı kullanmıyorum” yanıtı hazır zâten.
Devlet diye bir şey, kaldıysa eğer, bu çalışmalardan, emeklerden nasıl vergi toplayacağını hesaplama derdine düşmüş olacak. Belki götürü vergi koyarlar, bunun karşılığını da su, elektrik veya ulaşım olanaklarıyla verirler. Bugünün deyişi o zaman da geçerli olacak “devlet yakaladığını öper”. Belki de yapay zekâdan Maliye bakanı yaparlar, yakaladığını o öper. Düşünsenize, Berat ablanın çocukları okula kapıdan kapıya bedava ulaşımla gidip gelecekler.
Yaşam alanları korumalı olacak. Buralarda yağmur yağmayacak, fırtına olmayacak. Bunlara hasret kalanlar için doğa gezileri olacak. Ulaşım dert değil. Herkesin arzu ettiği tatil yeri arzu ettiği şekilde döşenmiş olacak. Elbette, ücreti de ona göre olacak. Tatil yeri deyince, bir zamanlar Türk Rıvierası olarak isim yapmış olan Tatilya Cumhuriyeti sanmayın, orası çoktan zift çukuruna dönmüş durumda. Her yaşam yerinin, yürüyüş mesafesinde kendi tatil yeri olacak.
Burada holografik olarak size özel bir tatil ortamı oluşturulacak. Aynı tatil ortamını arkadaşlarınızla paylaştığınızda, fiyatı azalacak. Trump gibi gelecek size ama, gelecek böyle olacak. Yazın ortasında kayak yapmaya, kışın ortasında güneşlenip bronzlaşmaya engel kalmayacak. Kısaca internetin gemi azıya almasıyla başlayan kişiselleşme had aşamaya ulaşacak.
Siyaset / yaşam
AB’nin “bölün de gel, seni alalım” yaklaşımı geride kalmış olacak. İnsan toplulukları komünler gibi bölünmüş olacak daha baştan. Ama artık ufak toplulukları aralarına almıyorlar. Büyük topluluk olmak için yeniden federasyonlar oluşacak. 3 ayrı dil konuşan onlarca kantondan oluşan İsviçre bile federasyon sayılmayabilecek. Dünya siyaseti bir “tek adam” arayışında olacak. Aralarına almamalarının nedeni, Yunanistan’ın zamanında yaptığı şımarıklık, borçlarını diğer üyelere ödetmesi. Artık kimse kimseye yararı dokunsun istemiyor. “Çalış da kazan” düsturu egemen olmuş. Ufak ufak parçalara ayrılmış ülkemiz bu nedenle en alt sıralarda. Ama “döner”den sonra AB bu aralar “künefe”yi de benimsemiş, alt sırada olmamızla birlikte ağız tadımız tavan yapmış durumda.
Yaşam açısından “müreffeh” olamamakla birlikte, çoğu insanın imreneceği özelliklere sâhip olacağız. Siyasiler hâlâ Ay’ı vuracak yerli ve milli roketi yapma peşinde olacaklar, çünkü genlerimizde olan bir işe başlamak ve bitirmemek bizi terk etmiş olmayacak. İngiltere’den ödünç aldığımız Merkez Bankası başkanı Türk Lirasından 6 sıfır atma işlemini 3üncü kere yapıyor olacak. Emekliliğimiz ve emekçimiz hâlâ sefilleri oynuyor olacaklar ama hâlâ iktidar partisine oy veriyor olacaklar.
Yeni vergiler gelecek. Örneğin geğirme vergisi. Bu yemek yiyene değil yemek hazırlayana kesilecek. Maliye her yemek yiyenin peşine bir geğirme detektörü takamayacağından olsa gerek, vergiyi, kaynağında kesmeye yeltenecek. Elbette, topçu kışlasının bir zamanlar olduğu yerde piknik yapmaya kalkanları çevik kuvvet toplayıp vatan caddesindeki “emniyet”te emniyete alacak. Bunları alışılageldik şekilde salıp salıp tekrar tevkif edecek.
Ali Akurgal
*Bu yazı HBT Dergi 492. sayıda yayınlanmıştır.