Bir başucu kitabı: Enerjinin İktidarı

Kitaplar


Enexxrjinin İktidarı

Necdet Pamir
Hayykitap, Ocak 2016
512 sayfa

Akıllı robotlar, evimizin yakıt faturası, sanal bulutlara yüklenen veriler, dengeli beslenme gibi konular şimdilerde hep gündemimizde. Bunları olduran enerjinin ne olduğunu herkes bilir sanırız ya işler öyle değil. Herkesin enerjinin kaynaklarını iyi tanıması, nereden, neyin pahasına sağlandığını iyi bilmesi zorunlu. Bunları topluca bize sunan bir el kitabını önereceğim size: Necdet Pamir’in “Enerjinin İktidarı”nı okuyun, enerji kaynaklarını ellerinde tutanların dünyayı da ellerinde tuttuğunu daha iyi öğrenin.

Yaşamımızın çarklarını çeviren enerjinin ne olduğu, hangi biçimlerde, nerelerde bulunduğu, hangi birimlerle ölçüldüğü, nasıl işe yarar biçimlere dönüştürüldüğü gibi teknik konular kitabın girişinde ayrıntılı sunulmuş. Geleneksel fosil kaynaklar yanında son yılların gözdesi yenilenebilir enerji hakkında geniş bilgi sunulmuş; enerji tasarrufunun gereği ve teknik uygulamaları anlatılmış. Bu bölümler her okulda ders kitabı olabilecek nitelikte.

Kitabı özel kılan ise enerjinin politikasını biz sade vatandaşlara söylenmeyenleri, kitap, rapor, tutanak, röportaj, belgesel.. sayfaları arasındaki dağınık bilgilerden derleyip kolay anlaşılır bir dille anlatması. Bilgiler güncel, yakında düşürülen Rus uçağı bile var tartışmalarda. Çok sayıda bölüm açılarak, iyi (çoğu da esprili) görsellerle desteklenerek 512 sayfalık kitap kolay okunur olmuş. Yıllardır Türkiye’nin enerji politikalarının uygulamaları içinde -eminim epey de üzülerek- yaşayan N.Pamir hep uzman kitlelere anlattıklarını derleyip bize de sunarak kitaplıklarımıza iyi bir başucu kitabı armağan etmiş.

Çok şey öğreneceksiniz bu kitaptan, işte size bir kaç tadımlık:

Ortadoğu’da bitmeyen savaşların nedenlerini 1911-1920 yıllarında E.Gray, A.J.Balfour, Amiral Bristol adlı İngiliz, Amerikan efendilerin ağzından dinleyerek öğreneceksiniz. Mezopotamya’nın, Arabistan’ın yerlilerini Türklere karşı kışkırtmanın faydalarını (!) bileceksiniz. Sadrazam Mahmut Şevket Paşa’nın bilmediklerini bilen Mustafa Kemal’in gene de neler yapabildiklerine şaşıracaksınız. Her halde “Petrol meselesi yalnız bir milli ekonomi meselesi değildir; aynı zamanda bir milli müdafaa meselesidir” diye düşündüğündendir.

Medeniyetler çatışması mı çıkar çatışması mı?

  • Medeniyetler çatışmasının mucidi Huntington’un nasıl yanıldığını anlatan Michael T. Klare’nin vardığı sonucu okuyacaksınız: “.. çağdaş çatışmaların kökeninde uygarlıkların ya da kimliklerin farklılığı değil, doğal kaynaklar yatar. Gördüğüm kadarıyla petrol, su, toprak ve madenlerin her biri, miktarları sınırlı olduğunda ya da birden fazla grup bunlar üzerinde hak iddia ettiğinde bir çatışmaya neden olmaktadır”. Bu da yeterince açık değilse daha nasıl öğreneceksiniz siz tarihi?
  • Her ağzını açtıkça piyasaları titreten FED in büyük başkanı Alan Greenspan size 2003’te başlayıp hala bitmeyen Irak Savaşı’nın gerçek nedenini anlatacak: “.. Irak savaşı büyük oranda petrol içindi.” Siz de para, faiz, bono ile savaş arasında ne ilişki var diye düşünürken biraz daha okuyup hidayete ereceksiniz. Günümüz dünya ekonomisinin fosil yakıtlar üzerine inşa edildiğini anlayacaksınız.
  • TV’de haber izlerken duyduğunuz OPEC, CENTCOM, EIA gibi kısaltmaların hangi kuruluşları simgelediğini, bunların piyasaları denetleme ve yönlendirme işlevlerini; BTC, TANAP, Mavi Akım gibi ünlü nesnelerin aslında zor coğrafyalardan geçen birer gaz borusu olduğunu; bol bol fosil yakıt tüketip sonra da atmosfere CO2 (: güncel adı karbon gazı ) salımından, bunun sera etkisinden dertlenen insanların CCS diye bir teknolojiye neden umut bağladığını öğreneceksiniz.
  • Türkiye’deki enerji bürokratlarının abartılı talep tahminleri yapma hastalığının son yarım yüzyılda bir türlü iyileşemediğini (nedense?), bunun vatandaşlara dolar cinsinden kesilen faturasının da çok yüksek olduğunu göreceksiniz.
  • Politikacılar hep Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığının azaltılacağını söyledi bize. Gerçekte ise 1990’da %52 olan bağımlılık oranı 2014'te %75'e yükseldi. Kim neyi yapamadı da böyle oldu? Bizim güneşimizden, yelimizden, suyumuzdan neden yeterince yararlanamıyoruz? Herkes kaçarken bizim kullanmaya başlayacağımız nükleer enerji dışa bağımlılığımızı (ve de çevresel güvenliğimizi) nasıl etkileyecek?
  • Devletin enerji istatistikleri ne kadar doğru? Bunların arasında gözümüze sokulan 35 milyar dolarlık “Gizli veri” n’ola diye neden kimse bir şey soramıyor?

Bir tek kitapta daha ne olsun ki ? Sağ olasın Necdet Pamir.

Ömer Kuleli