Beşinci yılı tamamlarken

Lale Akarun Y
Beşinci yılı tamamlarken

5 yıl önce, bir gece yarısı Boğaziçi Üniversitesine kayyım rektör atandı. Öğrencisi, akademisyeni, mezunu tüm gücüyle karşı koysa da müdahaleler birbirini izledi; üniversiteye adım adım el konuldu: Deneyimli personeli görevden alındı, emekliliğe zorlandı; yerine seçimde kaybedilen belediyelerden akademik işleyişi bilmeyen, akademiye saygısı olmayan kişiler getirildi. Nitelikli akademisyenler itaat etmedikleri gerekçesi ile soruşturma yağmuruna tutuldu, ayrılmaya zorlandı; genç akademisyenler işten atıldı. Yerlerine akademik birimlerin istemediği, ihtiyaçları ve akademik standartları karşılamayan kişiler tepeden paraşütle indirildi.

Geçen beş yıl içinde üniversitenin demokratik, katılımcı ve şeffaf yönetim yapısı yerle bir edildi. Kütüphanesi, yurtları yıkıldı; spor salonları, kantinleri yok edildi; kampüsleri tarumar edildi. Öğrencilerimiz hapse atıldı, şiddet gördü, mesnetsiz disiplin soruşturmalarıyla yıpratıldı ve hedef gösterildi. Müdahalenin 6. yılına giriyoruz:  Atanmış rektörlük üniversiteden kopuk, çalışanlarına ve öğrencilerine karşı hasmane tavır içinde, ele geçirme hırsı içinde.

Öğretim üyeleri olarak hatırlatıyoruz:


“Bizler, birbirinden farklı görüşlere, birikimlere ve uzmanlıklara sahip Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri olarak beş yıldır haksızlıklara karşı hep birlikte, kararlılıkla direniyoruz; ortaklaştığımız ilkeler uğruna, kurumun ve onu var eden öğrencilerin geleceği için, özgür, özerk ve demokratik bir üniversite ideali için mücadele veriyoruz.

Ancak biliyoruz ki yaşanan siyasi baskılar ve hak ihlalleri yalnızca Boğaziçi Üniversitesi’ndeki işgal sürecine özgü değil; üniversitemize yapılan saldırı daha geniş bir kuşatmanın ve kurumsal çöküşün parçası. Kurumumuza yapılan yıkıcı müdahaleler, Türkiye yükseköğretimi genelinde yaşanan büyük bir krizin, siyasi saiklerle yürütülen kapsamlı ve sistemli bir tasfiye sürecinin parçası ve çarpıcı bir göstergesi. Bugün üniversite kurumu özelinde tüm ülkenin geleceği yok edilme tehlikesi ile karşı karşıya.

Görüyoruz ki içinde bulunduğumuz dönemde Türkiye’de özerk anayasal bir kurum olması gereken üniversitenin kendini yönetme ve karar alma yetkileri elinden alınıyor. Bilimsel üretimin temelini oluşturan özgür düşünce iklimi yok ediliyor. Dikey hiyerarşi ile yeniden kurgulanan üniversiteler iktidarın çıkar ve gündemlerine doğrudan tabi kılınıyor. Görüyoruz ki bilgi üretimi ve aktarımı gibi temel işlevlerin ikincil plana atıldığı bu yeni vesayet düzeninde üniversite kurumu bilinçli olarak vasıfsızlaştırılıyor ve nitelik değiştiriyor; üniversite, kayyım veya kayyım benzeri idarelerin hâkim olduğu, tek bir merkezden emir ve talimatlarla yönetilen bir siyasi aparata dönüştürülüyor. Bu şartlar altında ülkemizde üniversitenin, bilimsel gelişmeyi mümkün kılan, eleştirel ve yaratıcı düşünceyi besleyen bir kurum olarak varlığını sürdürmesi tehlike altında.

Kamuya hatırlatmak isteriz ki yükseköğretimde yaşanan bu otoriterleşme ve niteliksizleşme süreci durdurulmadığı, başka bir deyişle üniversitelerin çöküşü önlenmediği durumda, bilginin, uzmanlığın ve liyakatin adının anılmadığı, en temel hizmetlerin bile aksadığı, en önlenebilir zararların kaçınılmaz hale gelerek yinelendiği ve güvensizliğin tam hâkim olduğu bir ortamda yaşayacağız.

Bugün Türkiye demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin ve anayasal hakların askıya alındığı, kurumların varlık ve bütünlüğünün tehlike altında olduğu bir dönemden geçiyor. Bu zor dönemde de Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri olarak tüm gücümüzle demokrasiyi savunmaya, özgür ve özerk üniversite için mücadele etmeye, bu yıkım projesine karşı durmaya devam edeceğiz. Direnişimizin 5. yılını tamamlarken Türkiye’de üniversiteleri ve demokratik kurumları hedef alan tüm baskıcı müdahalelere karşı eleştirel duruşunu koruyan, yapılanları kayda geçiren ve sorgulayan, korkmadan sesini çıkaran ve ülkenin geleceğine sahip çıkan herkesi ayrı ayrı selamlıyoruz.

Kamuoyuna ilkelerimizin arkasında olduğumuzu, insan haklarına, bilimsel düşünceye saygılı, demokratik bir üniversite ortamı kurulana kadar bu direnişten vazgeçmeyeceğimizi yeniden ve ilk günkü kararlılığımızla duyurur, bu mücadeleyi öğrencilerimize, mezunlarımıza, tüm topluma olan borcumuz olarak gördüğümüzü yinelemek isteriz.”

Lale Akarun

*Bu yazı HBT Dergi 506. sayıda yayınlamıştır.

Lale Akarun