Kişiye özel

Ali Akurgal Y
Kişiye özel

Okuyucularımdan Doruk Bey dört sene tıp fakültesinde okuduktan sonra, “bana insan denen makineyi öğreteceklerini bekliyordum, onlar bana bunun tamirini, üstelik genelleştirilmiş basma kalıp reçetelerle öğretiyorlardı” düşüncesiyle tıbbı bırakmış, gidip makine mühendisi olmuş. Haklı. Çünkü, teknolojideki ilerlemeler ve bedenimizde olup bitenleri daha derinlemesine anlayabilmemiz sonucu, yakın gelecekte “tedavi” denilen iş, genelleştirilmiş (basma kalıp) reçeteyle değil, kişiye özel yöntemlerle yapılacak.

Aile doktorum ve okuyucum Murat Bey’e, birkaç ay önce “aynı apandisit belirtisi ama sol tarafımda” diye bir şikâyetle gittiğimde; bağırsak içerisinde “divertikül” denilen karın boşluğuna doğru ufak cepler oluşabileceğini ve bunların da apandis gibi iltihaplanabileceğini öğrendim. “Divertikülit”in belirtileri de apandisitle benzer oluyormuş. Günümüz tedavi yöntemi “bunun antibiyotiğini” alıp iltihabı savuşturmak. Ama kişiye özel tedavi, bende divertikül oluşumuna neden olan geni değiştirip, sorunu kökten çözmek. Hani Çinliler geni değiştirilmiş AIDS’e dayanıklı bebek “ürettiler” ya?

Kişiye özel tedavi konusunda çokça yazısını HBT’de görmeyi beklediğim Erdem hoca, bedenimizin kendini yenilemesinde, aldığımız gıdalardan elde ettiği hammaddeyi kullandığını ve kişiden kişiye değişik gıdalar alındığı, her kişinin yenileme mekanizmasının da genlerine bağlı, farklı olduğunu anlatıyor.


Öyle ya! Kimimiz falanca yemeği “sevmeyiz” filancaya “bayılırız”. Bunlar bedenimizin, ihtiyaç duyduğu hammaddeleri temin etmek için “siparişleri”. Sevmediklerimiz, çoğunlukla zararlıdır. Kimimizin, bir kısım gıdalara alerjisi vardır, onları yediğinde çeşitli kötü sonuçlar ortaya çıkar. Örneğin ABD’de yaygın bir yer fıstığı alerjisi var. Ama ülkemizde pek yok.

İşte ırka, yaşanan yere ve yaşama alışkanlıklarına bağlı farklılık ve kişiye özel ilaç için gerekçe.

Savunma sanayii

Teknolojinin uç noktaları, araştırma ve geliştirme giderlerinin cömertçe karşılandığı savunma sanayiinde ortaya çıkıyor. Sivil yaşama yansımalarını sonradan görüyoruz. Sivil hayatta, toplum, teknolojiyi GSM’cilerin öyle göstermesi nedeniyle yazılım ve uygulamaları olarak algılamaya başladı. Halbuki, yazılım, üzerinde koşacağı bir donanım yoksa, raftaki kitaptan daha işe yarar değil.

Cep telefonu, “Çin’de yapılan ve hazır satın alınan bir emtiadır” yaklaşımı ile baktığınızda, GSM’cileri haklı görebilirsiniz. Ama teknolojinin uç noktaları savunma sanayiinde ortaya çıktığından ve cep telefonuyla da savaş yapılamayacağından GSM’cilerin yaklaşımı burada geçersiz oluyor. 1990larda başlayan savunma sanayiinde kendi donanımını yapma gayreti, geçtiğimiz 20 yıl içerisinde meyvesini verdi. 20 yıl uzun süre, ama, evet, teknolojiyi yaratmayı öğrenmek bir nesil zaman alıyor. Son birkaç senedir güneydoğuda ve buraya komşu topraklarda elde ettiğimiz askeri başarıların arkasında bu yirmi yıllık birikimin sonuçlarının yattığını gururla söyleyebiliyoruz.

Şimdi, artık donanımı kendimiz yaptığımızdan, bunun üzerindeki uygulamaları da çeşitlendirme aşamasındayız. Kısaca, savunma sanayiimiz, GSM’cilerin teknoloji olarak öteden beri gösterdikleri yazılım ve uygulamalar üzerinden donanımlara yeni yeni işlevler kazandırma aşamasında.

Bir sonraki aşama, yazılımın yol açtığı olanaklara uygun yeni donanımlar geliştirmek. Buna belki 10-15 yıl var ama, şimdiden hayalini kurmakta sakınca yok, büyük olasılık bir yerlerde birileri bunun üzerinde çalışıyorlardır, çünkü, ABD dizilerinde benzer “hikâye”ler görünmeye başladı, kişiye özel öldürücü silah da yapılacak. Serçe kuşunun onda biri büyüklüğünde uçan bir nesnenin içerisine vuracağı kişinin “eşkâli” yüklenecek ve yollanacak. Bu nesne uçup, insanları tek tek inceleyip aradığı eşkali bulduğunda, üzerine “ölüm dalışı” yaparak çarpıp, ucundaki zehri hedefe enjekte edecek.

Seçenekler, “zehir, hedefi kıvrandıra kıvrandıra mı öldürsün, sessizce ve acı vermeden mi” üzerine. Tabii, bundan korunmanın yolu da astronotların elbiselerinden giymek olacak (!).

Ali Akurgal / ali@akurgal.com

Bu yazı HBT'nin 146. sayısında yayınlanmıştır.

Ali Akurgal