Geleceğe hazırlanmak…

Editör ne diyor?

Yaşlanmak kaçınılmaz. Ama nasıl yaşlanacağımız, büyük ölçüde bizim elimizde. Bilim insanları artık yaşlanmanın yalnızca takvim yapraklarının ilerlemesi olmadığını; hücrelerimizden bağışıklık sistemimize, kaslarımızdan beynimize kadar tüm vücudumuzun farklı evrelerden geçtiğini biliyor. Üstelik araştırmalar, özellikle 40 yaşından sonra beslenme alışkanlıklarımızda yapacağımız doğru değişikliklerin yalnızca yaşam süremizi değil, sağlıklı yaşayacağımız yılları da artırabileceğini gösteriyor.

Bu sayımızın kapak dosyasında, bilim insanlarının neden “yaşlandıkça daha az değil, daha akıllı beslenin” dediğini inceliyoruz. Orta yaşla birlikte değişen metabolizmamızın ihtiyaçlarını, proteinin, lifin, sağlıklı yağların ve doğru beslenme alışkanlıklarının önemini ele alıyoruz. Kapak dosyamızı tamamlayan ikinci yazımızda ise şu sorunun peşine düşüyoruz: Beynimiz gerçekten kaç yaşında? Yapay zekâ destekli görüntüleme yöntemlerinden kan testlerine kadar geliştirilen yeni teknolojiler, yakın gelecekte beyin sağlığımızı da tıpkı tansiyon veya kolesterolümüz gibi düzenli olarak takip edebilmemizi sağlayabilir.

Yazarlarımız…


Yapay zekâ çağında kitabın değeri değişiyor mu? Tanol Türkoğlu, Avrupa sahaflarında yaşanan ilginç bir dönüşüm üzerinden, kitapların artık okunmak için değil, yapay zekâyı eğitmek amacıyla satın alınmasını tartışıyor. Dijital çağda asıl değer kitabın kendisinde mi, yoksa taşıdığı bilgide mi? Bu hafta Türkoğlu’nun Dijitalem’i birbirinden ilginç konularla dergimizde

Bilim, yenilik ve ekonomik büyüme arasındaki görünmez bağ… Müfit Akyos, Nobel ödüllü çalışmaların ışığında teknolojik ilerlemenin yalnızca sermayeyle değil; güçlü kurumlar, özgür düşünce ve bilim kültürüyle mümkün olduğunu anlatıyor.

Geleceği planlayabilmek neden bu kadar önemli? Doğan Kuban, depremden eğitime, kentleşmeden teknolojiye uzanan geniş bir çerçevede, toplumların en büyük gücünün kaynakları değil, geleceği öngörebilme ve uzun vadeli plan yapabilme becerisi olduğunu vurguluyor.

Bu sayıda başka neler var?

İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Türker Kılıç “Ambalaj Kültüründen Yaşamdaşlık Kültürüne” başlıklı yazısında, beynimizin gerçekliği nasıl temsil ettiğini ve temsilin gerçeğin yerini aldığı çağımızı nörobilim perspektifinden değerlendiriyor: Uruguaylı yazar Eduardo Galeano’nun “Ambalaj kültürünün göbeğinde yaşıyoruz.” sözü, ilk bakışta tüketim toplumuna yönelik edebi bir eleştiri gibi görünür. Oysa bu cümle, çağdaş bilişsel bilimlerin ortaya koyduğu önemli bir gerçeğe de işaret eder. İnsan beyni dünyayı doğrudan algılamaz; onu sürekli temsil eder. Algıladığımız şey gerçekliğin kendisi değil, beynimizin duyusal verilerden oluşturduğu içsel modellerdir. Dolayısıyla insan yaşamı başından beri temsillerle örülüdür. Sorun temsil üretmek değildir; temsilin gerçekliğin yerine geçmesidir.

272 uzman, yapay zekâ alanındaki en acil 5 riski belirledi . Uzmanlara göre, en yüksek tehlike beklentisine sahip beş risk: yapay zekanın tehlikeli yeteneklere sahip olması, rekabet dinamikleri, silah ve siber saldırılar, güç merkezileşmesi ve yapay zekanın yanlış veya yanıltıcı bilgiler yayması…

Grafik Bilgi sayfamızda, son iki yüz yılda dünya ekonomisinin ağırlık merkezinin nasıl el değiştirdiğini inceliyoruz. Britanya’dan ABD’ye, oradan yeniden Asya’ya uzanan ekonomik güç dengeleri, küresel dönüşümün çarpıcı bir görsel özetini sunuyor.

Sağlık sayfalarımızda Alzheimer tedavisinde umut vaat eden ancak yeterli kanıt bulunmadığı için şimdilik durdurulan deneysel ameliyatı, Parkinson hastalığında umut veren yeni bir yaklaşımı ve kas kütlesini artırırken diyabet riskini azaltabilen nadir bir gen mutasyonunu ele alıyoruz.

Nilgün Özbaşaran Dede’nin hazırladığı Araştırma Gündemi bölümümüzde ise çiçek hastalığının Amerika kıtasına taşınmasına ilişkin yeni genetik kanıtları, iklim tahminlerini hızlandıracak açık kaynaklı aracı ve yapay zekâ şirketlerinin çalışanlarının güvenlik çağrısını bulacaksınız. Tabii yeni ürünlerin haberlerini  bizlerle buluşturan Teknovitrin sayfamızı da unutmayın.

Yeni dizimiz “Sanat ile İnsanın Kendini Keşfi” ilk bölümüyle başlıyor. “Zihnimiz imgelerden doğdu” başlıklı yazı, sanatın yalnızca estetik bir üretim değil, insan zihninin gelişimindeki kurucu rolünü tartışıyor.

Mercan Bursalı’nın hazırladığı  Meraklı Çocuk  bu hafta güneşli havalarda kendimizi neden daha mutlu hissederiz diye soruyor. Bilgi Küpü’nün sorusu vücudumuzdaki en sert maddenin hangisi olduğu..

Dostluk sadece insanlara özgü değil. Primatların sincaplardan köpeklere, galagolardan başka hayvan türlerine kadar uzanan şaşırtıcı ilişkileri, empati ve bakım davranışlarının evrimsel kökenlerine ışık tutuyor. Hayvanlar Dünyası’nda.. Tayfun Akgül ve Ergun Akleman düşündürücü çizgileri ile dergimizi daha da zenginleştiriyor…

Dijital sayfalarımız da dopdolu…

İnsan beynini büyüten yalnızca et değildi. Science dergisinde yayımlanan dikkat çekici bir araştırma, meyvelerden ve baldan alınan doğal şekerlerin insan beyninin evriminde sanılandan çok daha önemli bir rol oynamış olabileceğini ortaya koyuyor…

Koşarken bir anda her şeyin hafiflediğini, kaygılarınızın dağıldığını ve zihninizin olağanüstü berraklaştığını hiç hissettiniz mi? Bilim insanları yıllardır bu “koşucu coşkusu”nun yalnızca endorfinlerden kaynaklandığını düşünüyordu. Ancak yeni sinirbilim araştırmaları, beynimizin doğal esrar sistemi, ödül mekanizması ve öğrenme ağlarının birlikte çalıştığını ortaya koyuyor.  Sivrisinekler dünyayı ele geçiriyor… Uyaz çöplüğü ürkütücü boyutlarda…

Bu sayımızın ortak mesajı aslında çok açık: Gelecek kendiliğinden gelmiyor; onu bilgiyle, bilimle ve doğru kararlarla biz şekillendiriyoruz. İster sağlıklı yaşlanmak, ister yapay zekâyı güvenli biçimde geliştirmek, ister daha güçlü kurumlar kurmak ya da gezegenimizi korumak olsun… Bilim, yalnızca sorularımıza yanıt vermiyor; aynı zamanda geleceği inşa edebilmemiz için bize yol gösteriyor. Biz de HBT olarak bu yolculukta bilimin ışığını sizlerle buluşturmaya devam ediyoruz. Desteğiniz ve dayanışmanız, bağımsız bilim yayıncılığını sürdürebilmemizin en önemli gücü.

Gelecek sayımızda buluşmak dileğiyle.

Özlem Yüzak