ORKÖYCÜ olmak…

Müfit Akyos Y
ORKÖYCÜ olmak…

“Onlar” hayatın akışını değiştirmek istediler. Prof. Dr. Kenan Ok’un Uygulayıcı Tanıklığında Türkiye’de Orman Köylü İlişkileri: ORKÖY kitabında (Türkiye Ormancılar Derneği yayını) Orman Köy İlişkileri Genel Müdürlüğü’nün (ORKÖY) Orman Bakanlığı içindeki çıkışlı inişli  öyküsü “onların” ağzından anlatılıyor. “Onlar” ORKÖY’ün kuruluşundan itibaren orman köylülerinin kalkınması için geleneksel ormancılık yaklaşımları dışında yöntem ve araçlarla çalışan orman ve ziraat mühendisleri, ekonomistler ve sosyologlardır. Yarattıkları etki nedeniyle zamanla “orköycü” olarak anılır olmuşlar.  Öykülerine değer katan ise Prof. Ok’un akademik yönlendiriciliğinde, ORKÖY’de değişik kademelerde görev almış 22 orköycünün katılımıyla toplam 32 saat süren “zoom” ortamında odak grup toplantılarında konuşulanların bir tür sözlü tarih çalışması olarak kitaplaştırılması.

Kitapta, ORKÖY tarihinin dönüm noktaları esas alınmış. Her dönemin başında yapılan siyasi ve ekonomik değerlendirilmeler ve ormancılıkla ilgili yasal ve yönetsel değişiklikler ORKÖY’ün yükselme ve düşme süreçlerinin anlaşılmasını kolaylaştırmaktadır.

ORKÖY’e giden yol


1956’da yürürlüğe giren 6831 Sayılı Orman Kanunu ile “orman köylülerinin sorunlarının sadece yapacak ve yakacak odun ihtiyaçlarının karşılanması veya orman köylülerinin işlendirilmesi ile çözülemeyeceğinden hareketle” orman köylüsünü üretken duruma getirebilmek için;  i) kalkınma kredisi açılması veya ii) başka yerde kalkındırılmaları (iskânı) şeklinde yeni ormancılık yaklaşımları uygulanmaya başlanmıştır.  Orman Genel Müdürlüğü’nün (OGM) “1957 yılında Köy Kalkınma Şubesi adında bir birim açması, orman köylü ilişkilerinde kurumsal bir dönüm noktasıdır”. Böylece sonradan bir genel müdürlük olacak ORKÖY’ün tohumunun atıldığı söylenebilir.

“Türkiye Ormancılığı‘ndaki sosyal yaklaşımların en çarpıcı örneklerinden birisi olan ORKÖY Genel Müdürlüğü, 21 Şubat 1970 tarihinde kurulmuştur.” Sonrasında iktidarların (sivil ve  askeri) ormancılık anlayışına ve çıkarlarına göre isimlendirilen Orman Bakanlıklarında genel müdürlükle daire başkanlığı arasında gidip gelen ORKÖY, 2011’de yeniden OGM’nin bir daire başkanlığına indirgenmiştir.  Denebilir ki ORKÖY siyasi müdahaleler içinde hep bir varlık yokluk savaşımı içinde misyonunu yerine getirmeye çalışmıştır. Acı olanı ise vasatın üstüne çıkmaları nedeniyle ormancılık sistemi tarafından da dışlanmalarıdır. Bugün orman ve köy işleri, “altmışlı yılların başındaki örgüt yapısını andıran bir şekilde yürütülmektedir.”

ORKÖY’ü ORKÖY yapan

Ben orman mühendisi değilim. Kitabı okurken beni heyecanlandıran, farklı alanlarda olsa da misyonu olan kurumlarda çalışırken benzer heyecanları yaşamış olmam ve mesleki olarak ORKÖY’de doğru çözümlere dayalı kurumların inşası ve kurumlaşmanın önemini görmemdir.

ORKÖY’ün başarısında en önemli aracının ilçe kalkınma planları olduğu anlaşılmaktadır. Devlet Planlama Teşkilatı’nca da takdir edilen bu planlar; orman köylülerinin yörenin kaynaklarına göre uygulayabileceği tarım, hayvancılık, arıcılık ve el sanatları vb. ekonomik faaliyetler ile yol, su, elektrik vb. sosyal ve alt yapı projelerini kapsamaktadır. Odun tüketimini azaltma amaçlı kuzine soba dağıtımı ve ısı yalıtımı sağlamayı amaçlayan çinko dam örtüsü ve kiremit hibeleri, güneş enerjisi panelleri gibi yenilikçi uygulamaların yanı sıra bölgesel ürünlerin katma değer süreçlerini oluşturmak üzere köylülere kooperatifler kurdurulması orman köylüsünün yaşam koşullarının iyileştirilmesini amaçlayan “sosyal ormancılığa” örnek girişimlerdir.

Kitapta ORKÖY’ün (ve ormancılığın) kurumsal tahribatının derinliği ve yakıcılığı yaşayanlarca anlatılıyor. Kurumların tahribatıyla kaybedilen bellekle aslında kurumların yetkinlikleri,  deneyimleri, araçları da kaybedilmektedir.

Anayasa Md. 169 ve 170 durdukça ORKÖY veya benzer bir kuruma hep gereksinim olacaktır. Bu nedenle günümüzde sayıları yaklaşık yedi milyonu bulan orman köylüsünün kalkındırılmasında ORKÖY’ün geliştirdiği yenilikçi uygulamaları, başarı ve başarısızlıkları bilimsel yöntemlerle irdelenerek “Kırsal Dönüşüm” amacıyla değerlendirilebilir.

Ormanlar üzerinde yapılanlara bakıldığında bugünkü yönetimden bir beklenti olamayacağına göre iktidara aday olacakların ormancılık politikalarını geliştirirken, “insanı orman ekosisteminin önemli bir parçası olarak kabul ederek” ve orköycülerin orman-orman köylüsü sorunlarını ve çözüm önerilerini dikkate alarak ormancılık planlama, strateji ve araçlarını geliştirmeleri beklenir.

Mesleki liyakatlarıyla başardıkları ve geleceğe örnek bir kamu başarısı bıraktıkları için bütün orköycülere saygı ve minnetle…

Kitaba Türkiye Ormancılar Derneği’nin https://www.ormancilardernegi.org/ adresinden ulaşılabilir.

Müfit Akyos / mufitakyos@gmail.com

*Bu yazı, HBT Dergi 517. sayıda yayınlanmıştır.

Müfit Akyos