Suçlu: Beyin implantı

Öne Çıkanlar Sağlık

Aslı 35 yaşında genç bir akademisyendir. Arkadaşlarının ısrarları sonucu yeni trendden daha fazla kaçamaz ve dikkatini artırmak için bir beyin implantı taktırır. İmplant gerçekten iyi iş çıkarmaktadır, bilişsel kapasitesi artmış ve çalışma verimi implant öncesinin üç katına çıkmıştır. Akademik kariyeri harika gitmektedir.

İşten çıkar, kızını kreşten almak için arabasına biner, Kızılay Meydanı'nı geçip Kurtuluş'a doğru yol alırken bir anda kaldırımda bulunan insan kalabalığının üstüne doğru sürmeye başlar. Kalabalık ne olduğunu anlamaz halde kaçışmaya başlar. Ne oluyor? Bu bir trafik kazası mı, yoksa terör eylemi mi?

Neyse ki kimse ölmez, ancak çok sayıda insan yaralanmıştır. Aslı bilinci kapalı halde Hacettepe Hastanesi'ne kaldırılır.

Aslı'nın birkaç ay önce taktırdığı mucize beyin implantı ile bu yaşanan kötü olay arasında nasıl bir bağlantı var? Önce beyin implantları dünyasındaki yeni gelişmelerden bahsedelim ve bu senaryonun çok uzağında olmadığımızı anlatmaya çalışalım.

İmplantlar hâlihazırda hayatımızın ve vücudumuzun hemen her yerindeler. Diş implantları onlarca yıldır kullanılıyor, giderek artan sayıda insan diz ya da kalça protezleri gibi ortopedik eklem implantları taktırıyor. Hatta saç ekimi bile aslında bir çeşit kıl folikülü implantı.

Tüm bunlar olurken sinirbilimciler durur mu? Beyin implantı konusu onlarca yıldır nörolojinin ve sinirbilimin önemli gündemlerinden biri. Bu konuda yapılan çalışmalarda önemli başarılar elde edildi bile.

Eminim pek çoğunuz doğuştan sağır bir bebeğin yeni takılan bir cihaz sayesinde duymaya başladığı anı gösteren o muhteşem videoyu izlemişsinizdir. O videoda bebeğin duymasını sağlayan alet bir beyin implantı, tam adıyla kohlear implant. Kulağın derinliklerinde duyma algısı için olmazsa olmaz sinirsel bir yapı olan "kohlea" bazı durumlarda henüz doğumda işlev kaybıyla geliyor ve bu durum yeni doğanlarda sağırlığa yol açıyor, duyamayan bir çocuk gelişiminin devamında dil yeteneği geliştiremiyor. Bu durum çocuğun sağır ve dilsiz olmasına neden oluyor. Neyse ki bu durum çok yakında büyük oranda tarih olacak.

Kohlea implantı ilk geliştirilen beyin implantlarından. Ancak günümüzde sinirbilimciler bundan fazlasını da yapabiliyorlar. Örneğin ileri Parkinson hastalarında titremeyi engellemek için bir beyin cerrahisi operasyonuyla beynin derinliklerine beyni uyaran bir cihaz takılarak Parkinson titremesi tedavi edilebiliyor. Daha şimdiden tüm dünyada 100 binden fazla insanın sahip olduğu ve derin beyin uyarımı (DBU) denilen bir mekanizmayla çalışan bu beyin implantı giderek geliştiriliyor ve önümüzdeki yıllarda ilaçlarla tedavi edilemeyen ağır Parkinson hastalığını tamamen ortadan kaldırması olası.

Yukarıda günlük hayata rutin olarak uygulanabilen iki başarılı örneğini verdiğim beyin implantlarından başka onlarca yeni implant şu anda dünyanın dört bir yanındaki sinirbilim laboratuvarlarında deneme süreçlerinde. Birkaç tanesi yakın zamanda günlük hayatımızın parçası olacak gibi görünüyor. Orta vadede pek çok beyin hastalığını implantlarla çözmek mümkün olabilir. Sinirbilimin hafıza, dikkat, duygu gibi konuları daha iyi anlar hale gelmesi ve implantların giderek daha kolay nakledilebilir olması bu teknolojinin sadece beyin hastalıklarında değil, günlük hayattaki bilişsel sorunlarımızı çözmekte de kullanılabileceğini müjdeliyor. Kim ufak bir beyin implantı sayesinde dikkatini artırmak, bilişsel kapasitesini yükseltmek ve daha verimli hale gelmek istemez ki? Öyle görünüyor ki bu soruya evet yanıtı verenler arasında Tesla ve Space X gibi çılgın projelerden tanıdığımız Elon Musk da var. Musk 2017 yılının Mart ayında NeuraLink adında yeni bir şirket kurduğunu ve şirketin beyin implantlarının (diğer adıyla nöroprostetiklerin) geliştirilmesi konusunda çalışacağını duyurdu. Elon Musk bir işe giriyorsa o iş gelecek vaat ediyor diyebilir miyiz?

Gelelim işin karanlık kısmına. Herkes yeni teknolojileri kullanmak istiyor, ancak kimse bu teknolojilerin getirdiği dezavantajlardan muzdarip olmak istemiyor. Ancak her yeni teknoloji beraberinde bazı sorunlar getiriyor. Yazının başında anlattığımız akademisyen Aslı'nın beyin implantlarıyla yaşadığı varsayımsal soruna gelmeden önce gerçek hayattan sorunlarla başlayalım.

Sinirbilim alanındaki saygın dergilerden The Journal of Neuroscience'ta yayınlanan bir makale 22 yasında bir epilepsi hastasının beyin implantıyla yaşadığı ilginç bir deneyimi bizlere aktardı. Genç hasta epilepsi hastalığının beyindeki kaynağının bulunması için, yani tanı amacıyla bir beyin implantı operasyonuna girer. Operasyon başarılı olur, hasta epilepsi odağının teşhis edilmesi için implant aracılığıyla düzenli olarak beyin uyarımı almaya başlar. Ancak beklenmeyen bir şey yaşanır: Şimdiye kadar hiç halüsinasyon deneyimi olmayan hasta beyin uyarımı sonrasında halüsinasyonlar görmeye başlar. Gerçeklik algısı değişmiştir, olmayan şeyler görmeye başlamıştır. Hatta bir defasında kendisini tedavi eden doktorların, yaşadığı şehirdeki Pizza restoranının şefleri gibi giyindiklerini söyler. Beyin birbirine bağlı binlerce modülden oluşan bir yapı, öyle görünüyor ki bu hastada beklenmedik bir şekilde beyin implantı beyinde gerçeklik algısını bozarak hastanın olmayan şeyler görmesine neden olmuş. Başka yüzlerce hastanın başına gelmeyen bir şey, talihsizlik sonucu onun başına gelmiş.

Bir başka örnekte ise beyin implantlarının müzik algısıyla ilgili bir değişime sebep olduğunu görüyoruz. "Frontiers in Behavioral Neuroscience" dergisinde yayınlanan makaleye göre 60 yaşındaki Hollandalı hasta obsesif kompulsif bozukluğunun tedavisi için bir beyin implantı taktırır. Obsesif kompulsif bozukluk psikiyatrik bir hastalıktır ve kişinin saplantılı düşünceler geliştirmesine neden olur, hasta bu düşünceler nedeniyle günlük hayatına devam edemeyecek hale gelebilir, ilaçlarla tedavi edilemeyen ağır hastalarda beyin implantları devreye girer. Bu hastada da böyle bir beyin implantı takılır ve tedavi ilk bakışta gayet başarılıdır, hastanın saplantılı düşünceleri oldukça azalır, kendi tarifiyle "içinde yepyeni bir insan" keşfetmiştir. Ancak tedaviye başlandıktan 6 ay sonra ilginç bir şey olur: Hasta Johny Cash adındaki bir müzisyene hayran olur, bulduğu tüm Johny Cash CD'lerini almaya başlar, sürekli onun müziklerini dinler. İşin ilginci, hasta Johny Cash'i beyin implantından önce defalarca dinlemiştir ve şarkılarını pek de beğenmemiştir. Doktorlar bu ilginç durumu aydınlatmak için hastanın beyin implantını bir süreliğine kapatırlar ve durum daha da ilginçleşir: Hasta beyin implantının kapatıldığı durumda Johny Cash'in şarkılarından keyif almaz, bu şarkıcıyı dinleme isteği duymaz. Müzik zevki eskisi gibi birkaç Hollandalı müzisyen ve Rolling Stones'tan ibarettir. İmplant yeniden açılıp çalışmaya başladığında ise parti kaldığı yerden devam eder, Johny Cash hayranlığı geri gelmiştir.

Beyin implantlarının gücünü ve etkilerini yadsımak imkânsız. Bu teknoloji gelişecek ve beyin implantları sadece beyin hastalıklarında değil, sağlıklı insanlarda da beyinsel fonksiyonları geliştirmek için kullanılacak. Ancak bu yeni ve bir bilimkurgu eserinden fırlamış gibi görünen cihazlar yukarıdakilere benzer yeni sorunları da beraberinde getirecek.

Şimdi yazının başında bahsettiğimiz, beyin implantı sayesinde akademik performansını artıran akademisyen Aslı'ya geri dönelim: Bilincinin açılmasının ve kaza sebebiyle oluşan ufak tefek sıyrıklarının tedavi edilmesinin ardından Aslı ifadesinin alınması için polis merkezine gider ve ifadesinde şöyle der:

"Arabamı insanların üstüne sürmek istemedim, orada kaldırımda yürüyen insanlar olduğunu bile görmedim, normal bir şekilde yolda devam ettiğimi görüyordum, düz yolda araba sürerken bir ses duydum ve sonrasını hatırlamıyorum. Ben yanlış bir şey yapmadım, suçlu değilim. Bir suçlu varsa, o beyin implantım."

İkna edici geldi mi? Sizce de Aslı yanlış bir şey yapmadı mı? İyi de, böyle bir durumda beyin implantı olan insanlar işledikleri suçlardan sorumlu olmayacaklar mı?

Peki, Aslı'nin iddia ettiği gibi suçlu gerçekten de o değil de beyin implantıysa? Burada da ufak bir sorunumuz var: Beyin implantının suçunu kime yükleyeceğiz? İmplantı üreten firmaya mı, implantı yapan mühendislere mi, implantın ayarlarını düzenleyen nörologlara mı, implantı beyne yerleştiren beyin cerrahına mı?

Bir ihtimal daha var: Yeni teknoloji beyin implantlarının çoğu kablosuz şekilde çalışıyorlar. Böyle bir durumda Aslı'nın beyin implantının kontrolü teröristler tarafından ele geçirilmiş ve bu yolla bir terör eylemi gerçekleştirilmiş olabilir. Benzeri düşmanca eylemlerin kalp implantlarına sahip insanlara yönelik olarak gerçekleştirildiğini biliyoruz ki bir beyin implantı bu anlamda çok daha kötü senaryolara sebep olabilecek potansiyele sahip.

Beyin implantları yakın gelecekte tıpta ve günlük hayatta giderek önem kazanacaklar. Şimdi hayal gibi görünen bu sorular gelecekte nörohukuk ve nöroetik alanında güncel tartışmalara neden olacak. O zamana kadar tüm bu senaryoları birer düşünce deneyi olarak tasarlayıp geleceğe hazırlanabiliriz.

Dr. Onur Arpat / onurarpat@gmail.com