Çağa katılma mücadelesi

Doğan Kuban
Çağa katılma mücadelesi

Bu yazının konusu, Türkiye’nin geleceğini entelektüel bir yol haritası bağlamında tartışmak. Burada entelektüel, sorgulayan ve yanıt arayan bir okumuş aydın demek!

Söyleyeceklerimin ‘Ne olacak bu ülkenin hali?’ türünden bir çaresizlikle ilgisi yok! Bu duruma, sadece Osmanlı geçmişinin kültürel sığlığının neden olduğuna da inanmıyorum. Kuşkusuz İslam toplumlarının cehaleti, hastalığı davet ediyor. Çünkü bütün İslam ülkeleri fakir, cahil ve kargaşa içinde despot devletler olarak, geçmişin elbiselerini taşıyorlar.

Bunlara son elli yılda Türkiye de katıldı.


İçlerinden bazıları, bizim gibi ‘gelişmekte olan ülkeler, hatta petrol kahyaları gibi zengin de olsa, bütün İslam dünyası, Batının çaresiz müşterisi olmasına karşın, Batı geleneği ve uygarlığı karşıtı bir zorbalık ve fakirlik kütlesi oluşturuyor. Benim bu boyutta bir tarihi fenomen için söyleyeceğim bir şey olamaz.

Bütün aşamalarını yaşadım

Fakat bunun Türkiye versiyonunu, 1926’da doğmuş biri olarak yaşadım. Üstelik bunu İslam dünyasında ilk ve tek çağdaş demokrasi ve halk Cumhuriyeti yaratmış bir ülkenin kurucu kuşağının temsilcilerinden biri olarak, bütün aşamalarını yaşadığımı, ve bir çok alanda, yurt içinde ve dışında temsil ettiğim Türk toplumunun geleceği için mücadelesi bağlamında gelişmiş düşüncelerim var. 91 yaşında bir akademisyen olarak, daha genç kuşaklara göre çok daha duyarlı olduğumu da görüyorum.

Yazımın sonunda, belki, sizi en az bu bağlamda, ikna edebilirim.

Bugünkü bunalım farklı

Sevgili okuyucular,

İçinde dünya ile birlikte yaşadığımız bunalım, bundan önce bildiğimizden ve tarihte öğrendiğimizden farklı. Modern teknoloji ve iletişim dünyası şimdiye kadar bilmediğimiz bir dünya. Herkesin biliyorum sandığı kapitalizm de bugün gelişmiş teknoloji ve iletişim devrimi ile örtüşerek, farklı bir dünya yarattı. Bütün dünya kapitalist olduğu için komünist denmesinden korkmuyorum. Kaldı ki 20. yüzyıl dahil, hiçbir kuramsal yaklaşımın hâlâ geçerli olduğuna da inanmıyorum. Bunların yerini yeni kuramların aldığını da bilmiyorum. Hortlaklar olabilir.

Fakat eli sopalı uluslararası dünya sömürücüsü finans kapitalizm’dir. Bunu iletişim kanalları ile gökte yapıyor. Bunu da patronlardan öğreniyoruz. Berkeley’de ekonomi tarihi profesörü Reich, 1950’lerde en az gelirle en çok gelir arasındaki farkın 1/35 iken, şimdi 1/350 olduğunu ve bunun dünyada yeni bir sınıflaşma yaratabileceğini yazmıştı. Yani kaynak Amerika.

Kapitalist ekonomi küresel ekonomi denen sistemi yaratmıştır. Komünist Çin de buna dahil. Emperyalist kapitalizmin temel propagandası, bildiğiniz gibi, ‘sürekli ekonomik gelişme’ dir. Bunun olanaksız bir propaganda olduğunu yine Batılılar dünyaya öğrettiler.

Dünya aynı dünya, nüfusu 1800’lü yılların sekiz katı. Hindistan, Pakistan, Bangladeş’in 1,5 milyar nüfusunun adam başına ulusal geliri 1500-2000 dolar arasında. Mısır’ın 3500 dolar. İsrail’in 33 000, petrolcü Suudi Arabistan’ın 24 000 dolar. Türkiye’nin 8 500 dolar, nüfusu 1.4 milyar olan Çin’in de 8.500 dolar. Bu paranın ülkede nasıl dağıldığını zaten bilmiyoruz. Ama Amerikalılar biliyor.

Dünyanın bir krizden ötekine yuvarlandığı, fakirlerin milyarla ölçüldüğü, savaşta olan fakir ülke halklarının yollarda öldüğü, sürekli gelişme sloganının hala kullanılması, ve dünya halklarının aldatılması, çağdaş kapitalizmin en acımasız insan kuşağının elinde olduğunu kanıtlıyor. Her gün tüketim propagandası ile dünya fakirlerinin fotoğrafları yanyana yayınlanıyor. İletişim ve ulaşım teknolojisininin örtüştüğü çağımızda tüketimin müşterileri önce zenginler, ama onlar aynı zamanda üretici. Fakirlerse sadece müşteri. Üretim aşamasına geçemezlerse köle statüsüne düşmeleri olasılığı var.

Dünya yaşamını değiştirdi

Bilgi alışverişi akıl almaz bir hızla dünyanın yaşamını değiştirdi. Bunun yaşama getirdiği değişiklikleri görüyoruz. Fakat gerçek boyutunu, bilgiyi ne yaptığını, kimin tarafından kullanıldığını bilmiyoruz. Fakat bir yalan makinesi olarak kullanıldığını ve politik güçlerin bunu en adi amaçlarla manipüle ettiğini öğrendik.

Bu iletişim ve bilişim devrimi insanları birbirine yaklaştırıyor. Ansiklopedik bilgi kaynağı bol. Fakat insanların bundan dolayı daha bilgili olmadıkları kesin. Bilgiye kolay ulaşma herkesin elinin altında, hemen ulaşabildiği ‘information’, kişinin bilgisi ya da düşünmesi ile ilgili bir şey değil. Elektronik boyutlara indirgenmiş bir ansiklopedi. İnsanları daha cahil yaptığı söylenebilir.

Herkes mirasyedi gibi

Günümüzde iş bölümü nerede ise sonsuz. Evinize aldığınız hiçbir aracı onarma yeteneğiniz yok. Araçlar daha komplike. Üstelik kapitalist dürtülerle kısa zamanda yenileniyor. Hem araç, hem kullanıcı. Dayanıklılık, tasarruf kavramları yok oldu. Ama dünyanın fakirleri arttı. Birikim sadece satıcılarda, üretenlerde; fakir tüketicilerde değil. Devletler, halkın çoğunluğu mirasyedi gibi yaşıyor. Üretici mal satıyor, tüketici kendi varlığını. Dünyada üretilen mal karşılığı para 1/350 oranında kapitalistlerin kasalarında.

Tutumluluk, gösterişten uzak durmak, acımak, fakire yardım etmek gibi geleneksel öğretiler ve davranışlar yok olmasa bile azaldı. Artık bir erdem de sayılmıyor.

Nüfus artışı, iklimsel felaketler, sıcaklık, kuraklık, susuzluk, kıtlık.. Bunların neden olduğu savaş, terör, cinayet, zorbalık, göç, demokrasi düşmanlığı bir kaos perspektifi yarattı.

Çağdaş dünyanın portresi

Buna sömürenlerin yalanlarını, tehditlerini ve eziyetlerini eklerseniz çağdaş dünyanın portresi ortaya çıkıyor. Dünya basını ve yayıncılığı bu felaketlerle birlikte ve onu bastıran göz alıcı reklam ve propagandayı, el sıkışıp sırıtan bir takım adamlarla birlikte yanyana cahil kalabalıklara sunuyor. Bu çelişkilerle dolu imgeler cahil halkı şaşırtıyor, aptallaştırıyor.

Bu sonsuz kargaşanın bir uzmanı olamaz. Bundan en çok etkilenenler, doğal olarak, yalanla oraya buraya yönlendirilen cahil toplumlardır. Uluslararası ekonomik emperyalizm, dünya politikasını belirliyor; olağanüstü örgütlenmiş bir para dağıtım mekanizması ile egemenliğini ve yaşamını uzatmaya çalışıyor.

Bu örgütlenmenin bütün özellikleri bilinse bile, engelleyecek bir sistem bulunması olanaksızdır. Çünkü insafsız ekonomi patronlarının karşısına, tüketim hastalığına uğramış fakir kalabalıklar kesinlikle çıkamaz. Öyle bir örgütlenme ile başa çıkacak bir örgütlenme de kurulamaz.

Sovyet komünizmi en büyük kapitalizm karşıtı politik örgüt olarak tarihten silindi. Aslında paraya tapanların elinden iktidar hiç bir tarihi dönemde alınamadı.

Halk bilinçlenmesi belli bir aşamaya ulaşmadan buna olanak yok. Bu Birleşik Amerika’da bile yok. Sadece Avrupa’nın en üst düzeyde eğitilmiş, en uygar demokrasilerinde sınırlı bir kontrolü var. Onlarda da kapitalizm egemen.

Dünyanın milyarlarca cahil ve fakirinin iklimsel yok olma aşamasına milyarlık boyutlarda ulaşması şaşılacak bir şey değil. Toplumsal iyileşme yolunda tek umut, büyük halk kütlelerinin aydınlanmasıdır.

Doğan Kuban

(Doğan Kuban’ın "İki Bilge Konferansları" bağlamında yaptığı bir konuşmanın yazı dili düzenlenişidir.)

Bu yazı HBT'nin 76. sayısında yayınlanmıştır.

Doğan Kuban