Mutluluk, bilgi ve insanın geleceği…

Editör ne diyor?

Kapak konusuna girmeden önce lütfen söyler misiniz: Kaitiakitanga!!!

Dilin insanlık kültüründeki yerine de ilginç bir örnekle değiniyoruz. Doğayı koruma sorumluluğunu ifade eden Maori sözcüğü “Kaitiakitanga”, dünyanın en güzel kelimesi seçildi. Türkçe’nin zarif sözcüğü “yakamoz”un da aynı listede yer alması ise ayrı bir gurur kaynağı…


***

Mutluluk… İnsanlığın belki de en eski sorusu. Yüzyıllardır filozofların, dinlerin ve sanatçıların peşinden koştuğu bu kavram, bugün bilim insanlarının da en önemli araştırma alanlarından biri. Peki mutluluk gerçekten ölçülebilir mi? Bir toplum neden diğerinden daha mutlu olur? Gelir arttıkça insanlar gerçekten daha mutlu yaşar mı?

Bu sayımızda kapağımıza taşıdığımız “Mutluluğun Bilimi” dosyasında, Oxford Üniversitesi ekonomisti ve Dünya Mutluluk Raporu editörü Prof. Jan-Emmanuel De Neve’nin araştırmaları eşliğinde bu sorulara yanıt arıyoruz. Dokuz yıldır listenin zirvesinde yer alan Finlandiya’nın başarısının ardında yalnızca ekonomik refahın değil; güven, güçlü sosyal bağlar, doğayla kurulan ilişki ve yaşam memnuniyetinin bulunduğunu görüyoruz. Mutluluğun göç eden bir olgu olabileceğini gösteren ilginç araştırmalar da bu dosyanın dikkat çekici başlıklarından biri.

“Küçük Bütün”

İlginç olan şu ki, bu bilimsel tablo dergimizin ilerleyen sayfalarında çok farklı bir alanda yeniden karşımıza çıkıyor.

İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Türker Kılıç, Heybeliada’yı anlattığı “Küçük Bütün” yazısında, beynimizin yalnızca kafatasımızın içinde çalışan bir organ olmadığını; çevresiyle, doğayla ve diğer insanlarla kurduğu ilişkiler içinde biçimlendiğini anlatıyor. Onun “bağlantısallık” olarak tanımladığı bu yaklaşım, aslında mutluluk araştırmalarının ulaştığı sonuçlarla şaşırtıcı biçimde örtüşüyor. İnsan, tek başına mutlu olan bir canlı değil; anlamlı bağlar kurabildiği ölçüde gelişen biyolojik ve toplumsal bir varlık.

Belki de bu nedenle bu sayımızın görünmeyen ortak teması bağlantılar

Stresle kurduğumuz ilişki… Bilgiyle kurduğumuz ilişki… Yapay zekâyla kurduğumuz ilişki… Gençlerin birbirleriyle kurduğu ilişkiler… İnsan ile doğa arasındaki ilişki…

Stres, insanı güçlendirir

Önemli bir başka konu ise stres. Uzun yıllar boyunca tamamen kaçınılması gereken bir düşman olarak görülen stresin, doğru yönetildiğinde zihni ve bedeni güçlendirebildiğini gösteren yeni araştırmalar, dayanıklılığın aslında zorluklarla baş etmeyi öğrenmekten geçtiğini ortaya koyuyor.

Peki bilgi çağında gerçekten daha bilgili insanlar mı yetiştiriyoruz?

Dijital Kültür sayfamızda yazarımız Tanol Türkoğlu, internet ve yapay zekâ sayesinde bilgiye erişimin hiç olmadığı kadar kolaylaştığını; buna karşın düşünme, sorgulama ve anlam üretme becerilerinin aynı hızla gelişmediğini tartışıyor. Bugünün temel sorunu bilgi eksikliği değil, enformasyon bolluğu içinde muhakemeyi koruyabilmek. Yapay zekâ çağının belki de en büyük eşitsizliği teknolojiye erişimde değil, güçlü bir bilişsel formasyona sahip bireyler yetiştirebilmekte yatıyor.

Teknolojinin geleceğine ilişkin umut veren bir söyleşimiz de var. Sabancı Üniversitesi SUNUM’dan Dr. Kaan Demirel, insan beyninden ilham alan ve çok daha düşük enerji tüketen yeni nesil yapay zekâ sistemleri üzerine yürüttüğü çalışmaları anlatıyor.

Yazarımız  Erdal Musoğlu, yaşamın ve teknolojinin ortak dili sayılabilecek geri besleme çevrimlerini sade ve anlaşılır bir dille ele alıyor. Yazı çok önemli, dergimizde ilk kez yayımlanan yazı türlerinden. Kaçırmayın.

Z kuşağı ilişkileri kalıcı değil

Toplumdaki dönüşüm yalnızca teknolojiyle sınırlı değil. Yeni araştırmalar, Z Kuşağı’nın önceki kuşaklara göre çok daha az kalıcı ilişki kurduğunu gösteriyor. Sosyal medya, pandemi ve ekonomik koşullar gençlerin sosyal hayatını nasıl değiştiriyor? Yalnızlık gerçekten büyüyen bir sorun mu? Bu soruların yanıtlarını bilimsel veriler ışığında inceliyoruz.

Doğan Kuban, dünyanın ağırlık merkezinin Pasifik’e kaydığı yeni dönemi ve Türkiye’nin bu büyük dönüşüm karşısındaki konumunu sorgularken;  Kültür Üniversitesi’nden Prof. Dr. Nurhan Yel, Avrupa Birliği’nin yapay zekâ içeriklerine getirdiği yeni etiketleme zorunluluğunu ve dijital güven arayışını değerlendiriyor.

Ali Akurgal, özellikle işsizlik sarmalına çözümler öneriyor. Yeni iş olanakları nasıl yaratılmalı ve meslekler zile ilgili planlama nasıl yapılmalı?

Nilgün Özbaşaran Dede’nin hazırladığı Araştırma Gündemi sayfalarımızda Efes’teki sıra dışı arkeolojik keşiften Venüs’teki aktif volkanlara, ötücü kuşların ortak “müzik dilinden”  sıradışı haberleri okurken Hayvanlar Dünyası sayfasında bu kez balina köpekbalıklarının ilk kez görüntülenen gizli yaşamına uzanacaksınız.

Beslenme sayfamızda yeşil çayın gerçekten yağ yakıp yakmadığını sorusunuz peşindeyiz.  Grafik Bilgi köşemizde kadınlar için dünyanın en iyi ülkelerini bulacaksınız. Mercan Bursalı’nın hazırladığı Meraklı Çocuk bu hafta çöller neden bu kadar diye soruyor. Bilgi Küpü’nde ev baharatları ile ilgili ilginç bilgiler bulacaksınız.  Bulmaca sayfamız ve karikatürlerimizin bantları ve daha pek çok konu ile birlikte, HBT sizi bekliyor. Tabii Dijital sayımızı da anımsatalım:

Dijital HBT’de bakın neler var:

Meraklı Büyükler’e: Sıkılmak aslında yararlı olabilir!.. Balina köpekbalıklarının gizli yaşamı… Yangınlar: Kontrollü yangınlar çıkarmak, Avrupa Türkiye’yi kasıp kavuran yangınlara karşı bir çözül olabilir mi? Her şeyi hatırlamak zorunda değiliz! Keneler kapıda: Isırılmaktan nasıl korunur, Türkiye’de durum nedir? Peptid çılgınlığı: Yarar mı yoksa önemli risk mi?  Matematik trafik sıkışıklığını azaltmada büyük yardımcı. Bakın neler öneriyor…

Başlığımızın yanındaki karekodu okutarak hepsine ulaşabilirsiniz. Dijital HBT’ye abone olarak HBT’ye destek çıkın lütfen!

***

Bu sayımızın ortak mesajı belki de şu: Geleceği belirleyecek olan yalnızca yapay zekâ, yeni teknolojiler ya da ekonomik göstergeler değil. Güven duygusu, güçlü sosyal bağlar, eleştirel düşünme, bilimsel merak ve birlikte öğrenme kültürü de en az onlar kadar belirleyici. Çünkü bilim yalnızca laboratuvarlarda üretilmez; insanın kendisini, toplumunu ve dünyayı daha iyi anlamasına da hizmet eder.

Biz de HBT olarak bu yolculukta bilimin ışığını sizlerle buluşturmaya devam ediyoruz. Desteğiniz ve dayanışmanız, bağımsız bilim yayıncılığını sürdürebilmemizin en önemli gücü.

Gelecek sayımızda buluşmak dileğiyle.

Özlem Yüzak