Bu sayıya hazırlarken şu soruyu sorduk: Savaş hâlâ insanın yaptığı bir eylem mi?
Çünkü artık savaşın dili değişiyor. Uzun süre boyunca savaşları silahlar, ordular ve stratejiler belirledi. Bugün ise bu tabloya görünmeyen ama belirleyici yeni bir aktör eklendi: algoritmalar. Kapak dosyamızda ele aldığımız “Savaşın Yeni Aklı” tam da bu dönüşüme işaret ediyor. Yapay zekâ sistemleri, saniyeler içinde milyonlarca veriyi işleyerek hedef belirliyor, olasılık hesaplıyor, karar öneriyor… İnsan hâlâ zincirin bir parçası gibi görünse de, kararın ağırlık merkezi giderek makinelere kayıyor.
Gazze’den İran’a uzanan güncel örnekler, bu değişimin artık teorik olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Palantir doktrini ve otonom sistemler, insanın savaş üzerindeki kontrolünü aşındırırken, dünyayı “karşılıklı otomatik yıkım” gibi yeni ve ürkütücü bir eşiğe taşıyor. Eğer karar sürecini anlamakta zorlanıyorsak, kontrol hâlâ bizde midir? Belki de asıl mesele, yapay zekânın savaşta kullanılması değil. Asıl mesele, insanın kendi yarattığı bu sistemi ne ölçüde denetleyebileceği.
Alzheimer: Yanlış sorunun peşinde
Sağlık sayfalarımızda ise bu kez başka bir büyük sorunun peşindeyiz:
Alzheimer araştırmalarının çıkmazı. Milyarlarca dolar, onlarca yıl, sınırlı sonuç: Yanlış sorunun peşinden mi gidildi?
Alzheimer araştırmaları yüz yılı aşkın süredir beynin içinde biriken amiloid plakları ve tau yumaklarına odaklandı. Ancak son kapsamlı değerlendirmeler, amiloidi temizleyen yeni ilaçların hastaların yaşamında klinik olarak anlamlı bir fark yaratmadığını gösteriyor. Üstelik alanı yönlendiren bazı temel çalışmalara ilişkin veri manipülasyonu iddiaları, yalnızca bir hipotezi değil, bilimin nasıl işlediğini de tartışmaya açıyor.
Bir başka sağlık dosyamızda ise günümüzün en popüler ilaçlarından birine yakından bakıyoruz: Ozempic neden herkeste aynı etkiyi göstermiyor? Yeni araştırmalar, tedavinin artık “herkese aynı” olamayacağını; genetik farklılıkların belirleyici rolünü açıkça ortaya koyuyor. Tıp, giderek daha kişisel bir alana dönüşüyor.
Güçlü analizlerle yazarlarımız
Yazarlarımız bu sayıda da güçlü analizleriyle gündemi farklı açılardan ele alıyor.
Doğan Kuban, bağnazlığın yalnızca bir inanç sorunu değil, her alanda karşımıza çıkan bir zihniyet olduğunu hatırlatıyor.
Müfit Akyos, taş aletlerden yapay zekâya uzanan insan-eşya ilişkisini sorgularken, bugün ilk kez insanın kendi zihinsel kapasitesini devretme riskiyle karşı karşıya olduğunu vurguluyor.
Tanol Türkoğlu ise Teknoloji Cumhuriyeti başlıklı yazısında kapak konumuza ve savaşa algoritmalarıyla katkı veren Palantir olayına farklı bir açıdan yaklaşarak teknoloji ile iktidar arasındaki mesafenin hızla kapandığını, yazılımın artık yalnızca ekonomik değil, jeopolitik bir güç haline geldiğini tartışıyor.
Bu sayımızın dikkat çeken başlıklarından biri de nörobilim alanından geliyor.
İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Türker Kılıç, “bağlantısallık bilimi” ve “yaşamdaşlık” kavramları üzerinden, hiçbir şeyin tek başına var olmadığı bir dünyada yeni bir düşünme biçimi öneriyor. Belki de geleceğin bilimi, parçaları değil, ilişkileri anlamak üzerine kurulacak.
Ekonomi sayfalarımızda Bilgehan Gürlek’in kaleminden yeşil dönüşümün kazananlarına bakıyoruz. Japonya’dan Çin’e uzanan bir eksende, “karmaşık yeşil teknolojiler”in karbon salımını azaltırken yeni bir büyüme modeli yarattığını görüyoruz.
Yarım asırlık klinik deney sonucu kitap
Psikiyatri sayfamızda ise önemli bir kitapla karşı karşıyayız: “Bipolar Hastada Koruyucu Sağaltım.” Prof. Dr. Olcay Yazıcı’nın yarım asırlık klinik deneyimin süzgecinden geçen bu eser, bipolar bozukluğu yalnızca bir hastalık olarak değil, her hastada farklı seyreden karmaşık bir yolculuk olarak ele alıyor. Hem uzmanlar hem de hastalar için yol gösterici bir kaynak.
Sosyal medya dünyasında ise yeni bir güç odağı yükseliyor: Finfluencer’lar. Finansal bilgiyi yaygınlaştırırken aynı zamanda yeni risk alanları da yaratan bu figürler, bilginin demokratikleşmesi ile manipülasyon arasındaki ince çizgiyi yeniden gündeme taşıyor. Kültür Üniversitesi’nden Dr. Didem Kayalıdereden yazdı.
Grafik Bilgi sayfamızda, dijital dünyanın ne kadar özgür olduğunu sorguluyoruz. İnternet artık yalnızca bir iletişim aracı değil; aynı zamanda ifade özgürlüğünün ve demokrasinin bir aynası.
Yulafın güçlü hikayesi
Bilim ve Beslenme sayfamızda yulafın mütevazı ama güçlü hikâyesini anlatırken, Nilgün Özbaşaran Dede’nin hazırladığı araştırma gündeminde endüstriyel kimyasalların ozon tabakası üzerindeki etkilerinden insan evrimindeki hızlanmaya kadar uzanan yeni bulguları derliyoruz.
Hayvanlar Dünyasında ise şaşırtıcı bir sosyal çöküş hikâyesi var: Uganda’da yaklaşık 200 bireylik şempanze topluluğunun ikiye bölünerek “iç savaşa” sürüklenmesi, insan dışı canlıların da karmaşık sosyal gerilimler yaşayabildiğini gösteriyor.
Bilgi Küpü’nde Everest’in hâlâ büyüdüğünü öğrenirken, Mercan Bursalı’nın hazırladığı Meraklı Çocuk köşesinde ise basit bir sorunun peşine düşüyoruz: Ani bir gürültü duyunca neden göz kırparız?
Ve Mehmet Ali Tombalak’ın Yetenek üzerine yazılarının sonuncusunu okuyacaksınız.
Dijital HBT’de daha fazla
Başlık kenarındaki kare kod’u telefon kameranıza taratarak, çok daha fazla habere ve bilgiye ulaşacaksınız. Bakın neler var… Meraklı Büyükler: Çalar saat yokken insanlar nasıl uyanırdı? Futbolda zaman hızlı mı akıyor yoksa yavaş mı: Bir maç gerçekte ne kadar sürüyor? Bilim ne diyor?
***
Unutmayın: Dijital HBT’ye abone olarak hem arşive ulaşabilir hem de derginin yaşamasına destek vermiş olursunuz. Okuyun, okutun.
***
Bu sayımızda bireysel hikâyelerden küresel dönüşümlere, teknolojiden doğaya uzanan geniş bir çerçevede aynı sorunun izini sürüyoruz: İnsan, kendi yarattığı dünyayı ne kadar kontrol edebiliyor?
Bilim, bu soruya kesin yanıtlar vermese de doğru soruları sormamızı sağlıyor.
Gelecek sayımızda buluşmak üzere.
Özlem Yüzak