P. Dilara Çolak

Kader ve mucize arasında felaketlerle yaşamak

Birbiri ardına gelen pandemi, yangın, sel gibi felaketlerin ardından “takdir-i ilahi” ya da “doğa olaylarını kontrol edemeyiz sonuçta” minvalinde söylemlerle çok sık karşılaşır oldum sosyal medyada. Marmaris yangını sonrasında yaşadığım üzüntü ve kızgınlığa şaşıran (Türkiye siyasetine) yabancı bir arkadaşım dahi, “Sonuçta pek çok ülke yandı, bu doğal bir olay, politikacılar çıkarmadı ya!” demişti....

Memento Mori: Ölümü hatırlamanın yaşama katkısı

Sokrates’ten Heidegger’e, hayat üzerine meditasyon yaparken ölümü merkeze alan bir gelenek vardır. Örneğin Phaidon diyaloğunda Sokrates, ölüm karşısında korkusuzluk gösteren bir filozofun ölümü arzulaması gerektiğini ifade eder. Sokrates ölüm karşısında yalnızca korkusuz değil, aynı zamanda isteklidir. Nitekim ölüm, ruh ve bedenin birbirinden ayrılmasından başka bir şey değildir. Bu sebeple Platon...

Yürümenin felsefesi

Frederic Gros, Yürümenin Felsefesi adlı kitabında filozofların yürüyüş pratikleri ve bu pratiklere dair fikirlerini aktarıyor. Filozofların pek çoğu düzenli yürüyüşler yapardı, örneğin aydınlanma dönemi filozofu Immanuel Kant her gün aynı saatte aynı rotada yürürdü. Hatta bu yürüyüşler öylesine düzenliydi ki, kasaba sakinlerinin saatlerini Kant’ın yürüyüş zamanına göre ayarladığı bile söylenir. Fa...

Bir Rönesans felsefesi yok mu?

Ne zaman Rönesanstan söz edilse beni her zaman şaşırtan şeylerden biri felsefenin bu denli sanatın gölgesinde kalması olmuştur. Rönesansta felsefenin bu duraksayışı genel olarak felsefe tarihçilerinin de hemfi kir oldukları konulardan biridir; örneğin Ernst Cassirer ve Bertrand Russell, 17.yüzyıla kadar felsefede önemli bir şey olmadığını ifade eder. Başlıktaki soruyu yanıtlamak adına öncelikle bi...

Çocuklara felsefe (P4C) eğitimi

Dijital platformlarda felsefe üzerine yayın yapmaya başladıktan sonra gelen önerilerle farkettiğim yeni alanlardan biri “çocuklarla felsefe” eğitimi. Elbette bir çocukla felsefe eğitimi yapılabileceğini biliyordum, bu alanda yazılan Sofie’nin Dünyası gibi birkaç kitabı benim de ergenlik zamanımda okumuşluğum var. Fakat adını bu kadar sık duymaya başlayınca nedir, ne değildir diye araştırmaya başla...

Nedir bu postmodernizm dedikleri?

“Gerçekten, biz neye postmodern demekteyiz? Güncel olayları pek takip edemiyorum da... Postmodern ya da postyapısalcı dediğimiz insanların ne türden bir ortak sorunu olduğunu anlamıyorum.” Alıntı bugün bizim postyapısalcı düşüncenin temsilcisi olarak kabul ettiğimiz düşünür Michel Foucault’dan. Foucault dahi postmodernizm ifadesi ile tam olarak ne kastedildiğinden emin değilmiş gibi gözüküyor. Oys...

Antroposen: İnsan çağı insanlığın sonu mu?

Jeolojide çağlar arasındaki sınırlar tortul kayalarda korunan değişimlerle ile tanımlanır. Jeolojik zaman çizelgesinde şu an içinde bulunduğumuz çağ 11.700 yıl önce başlayan Holosen olarak adlandırılır. Fakat gezegen üzerindeki geri döndürülemez değiştirici kitlesel etkimizi ifade etmek adına yeni bir çağ adı gündeme taşınmıştır: Antroposen. Yunanca insan anlamına gelen antropos kelimesinden türet...

İyisi ve kötüsüyle Nietzsche’yi anlamak

15 Ekim 1844’te Prusya’da doğan Friedrich Wilhelm Nietzsche, sanıyorum ki bu kadar popüler olmasına karşın hakkında çok az şey bilinen ya da çoğunlukla yanlış anlaşılan ender insanlardan biridir. Normalde bir filozofun felsefesinden söz etmeye biyografisinden başlamam, fakat söz konusu Nietzsche olduğunda onun felsefesi otobiyografisi sayılır. Sadece aile yaşantısı, kaptığı hastalık, savaşa katılm...

Bakışın yönü görüleni değiştirir!

Slavoj Zizek’in yazdığı bir kitabın adını kitabın kendisinden çok severim, “Yamuk Bakmak”. Zizek’in “yaşam paradigmasının değişimi” dediği şeyin bilimsel çıkmazlar ve paradigma değişimlerinde de kullanmak oldukça elverişli, nitekim kendisi de kitapta yer yer bilime atıf yapıyor. Benim yamuk bakmak ifadesini neden düşünmeye değer bulduğumu ve ne gibi bir yorum getirdiğimi söylemeden önce, şu pek an...