“Metafizik” sandığınız şey olmayabilir

P. Dilara Çolak
“Metafizik” sandığınız şey olmayabilir

Ara sıra televizyon programları veya haberlerde felsefi kavramların farklı biçimlerde kullanımına şahit oluyoruz. Bu kullanım kimi zaman tamamen yanlış oluyor, kimi zaman ise özellikle metafizik kavramında olduğu gibi, kelimenin halk dilindeki anlamı ile felsefi anlamı birbirinden farklı olduğu için ortaya komik sonuçlar çıkıyor. Geçtiğimiz aylarda Beyaz Tv’deki bir programda kendisini metafizik olarak tanıtan bir hanımefendi canlı yayında cin çıkartmıştı hatırlarsınız. Bu insanı dumura uğratan seansın video kayıtlarını görmeseydim ve biri bana metafizik uzmanıyım deseydi, aklıma gelecek ilk şey muhtemelen nedensellik gibi bir problem üzerine doktora tezi yazmış bir felsefeci olurdu.

Elbette her disiplinin kendine özgü terimleri olur ve bu terimlerin herkes tarafından bilinmesi gerekmez. Kaçımız kimyanın terminolojisine hakimiz ki? Ama söz konusu felsefe olduğunda uzman ve halk ayrımı ister istemez biraz daha belirsizleşiyor gibi sanki. Nitekim varlık, anlam, değer gibi temel felsefi meseleler tüm insanların yaşamını ve eylemlerini doğrudan ilgilendiren, her birimizin o veya bu şekilde bir kanaatimizin olduğu alanlar. Tam da bu yüzden felsefi düşünmenin olabildiğince geniş ölçekte yayılması gerektiğini savunuruz.

Ben de bazı felsefi kavramların olabildiğince anlaşılır olması ve geniş kitlelere anlatılması konusunu önemsiyorum. Hermeneutik natüralizm kavramını herkes bilmese de olur, ama en azından felsefede bahsedilen metafiziğin ne olduğunu yeniden konuşmakta fayda var gibi gözüküyor. Çünkü akademide çalıştığımız metafizik, sandığınız şey olmayabilir.


Metafizik ve bilim

Metafizik halk dilinde fizik ötesinde kalan, deneyimi aşan ruhani varlıklar alanı olarak düşünülür genellikle. Oysa felsefenin en temel muhtemelen ilk alt disiplini olan metafizik, mistik bir ruhlar alanı araştırması değildir. Fizik ile ilişkili de olabilir. 17 yüzyılda yaşayan Rene Descartes’ın ünlü bir ağaç metaforu vardır, “Kökleri metafizik, gövdesi fizik, dalları tıp, mekanik ve etikten oluşan bir ağaç...” Fizik dahil olmak üzere bahsettiğimiz tüm disiplinlerin metafizikten yükseldiğini düşünür Descartes.

Bir açıdan oldukça haklıdır da, bugün fizikçiler metafiziğin geleneksel soruları üzerine öncelikli olarak düşünmüyor olsalar da, aslında araştırma programlarının metafizik bir ön kabulü vardır. Bununla şunu demek istiyorum, varlığın var olduğu, neden var olduğu, fiziksel mi tinsel mi olduğu, zorunlu mu mümkün mü olduğu, onu oluşturan parçaların arasındaki ilişkinin ne olduğu gibi konularda ön varsayımlarınız vardır. Hatta bunlar öylesine ön kabullerdir ki, (felsefe yapmadıkça) artık üzerine dahi düşünmeyiz. Sabah uyanıp işe giderken, çocuklarınızla ilgilenirken “İçerisinde yaşadığımız fiziksel dünya gerçek midir? Yokluktan mı gelmiştir?” şeklinde sorular sormayız. Sormaya başladığımızda da zaten bu gündeliklikten çıkarak felsefi metafiziğin kapsamında düşünmeye başladığımız anlamına gelir. Dahası metafizik Descartes’in de söylediği gibi öylesine kökenseldir ki, metafizik üzerine çalışın ya da çalışmayın, ahlaka ilişkin bir tartışma dahi nedensellik meselesi yüzünden metafizik ön kabullerinizi sorgulamanıza yol açabilir.

Felsefede metafizik kavramının halk dilindeki kullanımından farklı olduğu ve doğa-fizik ötesi olmak zorunda olmadığından söz etmiştim. Kavramın kendisine baktığımızda meta (sonra) ve physika (fizik) şeklindeki iki kavramdan oluştuğunu görürüz. “Fizikten Sonra” anlamının oluşmasında tarihsel bir konuya işaret etmekte fayda var. Aristoteles’in Fizik adlı bir kitabı vardır. Milattan önce 1. yüzyılda Aristoteles’in kitaplarını sıralarken fizik adlı çalışmasından sonra gelen anlamında Meta-Fizik terimin kullanıldığı söylenir. Nitekim konu bakımından yaklaşırsak aslında Aristoteles Fizik ve Metafizik adlı kitaplarında birbirinden tamamen farklı konular işlemez.

Biz bugün genellikle fizik doğadan söz ettiğimizde genellikle işleyen çarklar dişlilerden oluşan dev bir mekanizma hayal ediyoruz. Oysa özellikle Sokrates›ten önceki Yunan düşünürleri doğayı organik canlı bir bütün ve hatta varlığın kendisi olarak düşündüler. Bu yüzden metafizik, fiziği aşan bir konularda gaipten sesler duymaktan ziyade, canlı bir bütün olarak doğanın ya da genel olarak varlığın ne olduğunu anlama çabasıdır. Varlık neden yok değil de vardır, var olanlara ilişkin sıraladığımız özelliklerin doğası nedir, 3 sayısı zihnimin dışında var mıdır, zaman gerçek midir gibi sorular metafizik sorulardır. Felsefede bu soruları yanıtlama girişimi mantık adını verdiğimiz sistematik düşünmenin esaslarına uygun bir biçimde genellikle akılsal bir şekilde temellendirilir.

P. Dilara Çolak / pelindilaracolak@hotmail.com

Bu yazı HBT'nin 349. sayısında yayınlanmıştır.

P. Dilara Çolak