15 Temmuz darbe girişimi ve alınacak bir ders / M.Tınaz Titiz yazdı

Öne Çıkanlar Toplum
15 Temmuz darbe girişimi ve alınacak bir ders / M.Tınaz Titiz yazdı

“Strateji” kavramı, bir hedefe erişmek amacıyla, o hedefe giden yolu tıkayan öğeler arasındaki “mevcut uzlaşıların kırılması” (breaking the compromise) olarak tanımlanabilir.

Ticaretten askeri kurumlara kadar çok geniş bir alanda geçerli olan bu kavram, 15 Temmuz darbe girişimi açısından büyük önem taşıyor. Sahip olduğu yetkileri birlikte çalıştığı ekiple paylaşma bağlamında hasis davranma eğiliminde olan, gerek askeri gerekse siyasi yöneticilerin – tabii ki her tür kurum yetkilisinin – burada değinilecek olgudan ders çıkarmaları naçizane önerilir.

Önerilir, çünkü yetki paylaşımı konusundaki bu hasisliğin zararsız bir insani cimrilik olmayıp, otoriter eğilimlerin bir numaralı göstergesi olduğu; ne gibi felaketlere yol açabileceği, ister demokrasinin isterse bir kurumun ticari sürdürülebilirliğinin bekası ile eş anlamlı olduğu böylece anlaşılabilir.


Önce iki soru:

  • İnisiyatif körelmesi ne demek?

Kişinin, kendine tanımlanan alan içindeki kararları, olası risklerini hesaplayarak alması ve sonuçlarına da katlanmasına inisiyatif kullanma”; bu durumda kişinin bağlı olduğu üstün, olası riskleri üstlenerek, ortaya çıkabilecek zararları, birer öğrenme fırsatı olarak görmesi ise “onurlu hata” olarak adlandırılıyor.

Onurlu hata ilkesinin benimsenmesi, kişilerin öğrenebilirliklerinin giderek daha çok kullanılmasını ve bu yolla da gelişmelerini tahrik edecektir.

İnisiyatif körelmesi ise, kişinin – herhangi nedenlerle – karar almayı caydıracak ortamlar içinde bulundurulması sonunda ortaya çıkan “önce bilinçli, giderek de kendiliğinden çekiniklik” haline denilebilir. Bu durumda kişi giderek, sadece söylenenleri – daha yetersiz bir performans trendiyle – yerine getiren bir kişilik kazanacaktır.

Meselenin daha vahim yanı, bu sürecin tersinir olmayışı, bu durumdaki bir kişiye inisiyatif kullanma yetkisi verilse dahi, kişinin gerçekten de onu kullanamayacağı bir beceriksizlik düzeyine gerileyeceği gerçeğidir.

Bu durumdaki bir kişinin kendini koruyabilmek için, ne gibi yanlış davranışlara girebileceği tahmin edilebilir.

  • Hangi durumlarda inisiyatif körelmesi iyi, hatta gereklidir?

Bir işin, – hangi nedenle olursa olsun – tam olarak tarif edilenin dışında yapılması halinde geri dönülmez zararların doğması olasılığının yüksek olduğu hallerde inisiyatif kullanımı istenmeyebilir.

Örneğin, askerlik mesleğinde bazı rütbelerin durumu böyledir. Süngü takılıp hücum edilmesi ya da pimi çekildikten sonra ona kadar sayılıp bombanın atılması emri verilen kişilerin, yarı yolda geri dönmenin ya da bombayı 20'ye kadar elinde tutmanın daha doğru olduğu yolunda inisiyatif kullanmaları halinde hem kendilerine hem de başkalarına zarar vereceklerdir.

  • Körelme sarîdir!

Organizasyon şemasında herhangi bir pozisyon yöneticisinin inisiyatifsiz çalışmaya mecbur kalması halinde, o pozisyona rapor eden tüm pozisyonlar da inisiyatif kullanamazlar; çünkü herkes inisiyatif kullanınca eleştirileceğinden korkar hale gelir. Bu nedenle söz konusu pozisyon ne denli yukarıda ise, organizasyonun o kadar büyük bölümü körelme olgusuyla karşı karşıya demektir.

Her iş dalında her iki inisiyatif kullanma türüne de ihtiyaç olabilir. Dolayısıyla inisiyatif kullanımına izin verip vermeme değil, hangi pozisyondaki kişiye bu imkanın tanınıp tanınmayacağı önem taşır.

Tek görevi çağrı karşılamak ve bunu 20 saniye içinde yapmak olan bir çağrı merkezi operatörünün, bu işi 5 dakikaya yayarak daha mutlu bir müşteri oluşturma fikrine inisiyatif kullanma imkanı tanımak ne kadar yanlış ise, bir üst düzey yöneticinin toplantıda nereye oturacağına kendisinin karar veremeyeceğinin varsayılması da o denli inisiyatif körelticidir.

Gelelim darbe girişimi ve inisiyatif körelmesi meselesine

CNN Türk TV kanalında, CHP milletvekili (eski asker) Dursun Çiçek’e, darbe girişimiyle ilgili olarak Ahu Özyurt son derece akıllı bir soru soruyor: “Genel Kurmay Başkanı’nın pasifize edilmesi sonrasında, serbest durumda bulunan üst düzey bir komutan – örneğin 1nci Ordu komutanı – niçin önceden belirlenmiş bir yetki paylaşımı planı uyarınca inisiyatif almamıştır?” Soru kelime kelime tam böyle değil ama anlam tam böyle.

Cevap ise çarpıcı: “Eskiden olsa kullanırlardı, ama Balyoz ve Ergenekon davaları sonunda kimse inisiyatif kullanmak istemez oldu”.

Şimdi eminim, TSK içinde inisiyatif kullanmaya ne kadar önem verildiği, bunların Harp Okullarında eğitiminin verildiği vs. yolunda – konu ile hiç mi hiç ilgisi olmayan – argümanlar ileri sürülecek. Ama mesele bilgiçlik meselesi değildir.

Yetkilerini paylaşmak istemeyen, aksine tüm yetkileri tek noktada toplamak isteyenlerin yol açtığı inisiyatif körelmesinin nelere yol açtığının görülebilmesidir.

İnisiyatif körelmesi konusunda hepimizin tekrar kendimize dönüp, bu değerli aracın tutum ve davranışlarımızdaki yerini içtenlikle sorgulamamız ilerisi için çok yararlı olur.

Tınaz Tİtiz, tinaztitiz@gmail.com