Birlikte düşünelim – 4: Eğitim, öğrenim

Ali Akurgal
Birlikte düşünelim – 4: Eğitim, öğrenim

İnsan kaynağı yetiştirmenin görünen yolu okullar. Okullarda hem eğitim veriliyor, hem de öğrenim. Ancak, bir öğrencinin okulda geçirdiği süre, uyumak haricinde geçirdiği sürenin ancak dörtte biri. Okul dışı zamanlarda öğrenci, kılavuzsuz kalıyor. Halbuki, bu zamanı da eğitim ve öğrenime, oyun havası içinde katmak mümkün.

Çizgi filmlerin doğuşu ABD’de. Bu ülkede yılgın, yorgun bir gençlik oluştuğunda, arkadan gelecek kuşağı eğitmek üzere, konserve kutusundaki ıspanağı mideye indirince etrafı kasıp kavuran, kötüleri kaçırıp iyileri kurtaran bir “Temel Reis” karakteri çizgi filmlerde yer almıştır. Gençlik pısırıklaşınca, tek başına dünyayı kurtaran “Süpermen” gibi karakterler ortaya çıkmıştır. Takım çalışmasına önem verilmesi gerektiğinde, güçlerini birleştirip sorunların üstesinden gelen “transformers” gibi karakterler sahneye sürülmüştür. Bunlar, aslında okul dışı zamanlarında, çocukları eğitmek için çok etkili unsurlardır. Öğrenim müfredat ile verilebilir, eğitim ise, çoğu zaman rol modeller ile.

Bizde, günümüzde, karşılaştığı sorunlara bilim’i kullanarak çözüm bulan bir karaktere çok ama çok ihtiyaç var. Bizim çizgi filmlerde ise, Nasreddin Hoca, göle maya çalmakta. Nasreddin Hoca üzerinden topluma aktarılan yanlış veya uygunsuz davranışları düzeltme hikâyeleri elbette yararlı. Ama, bunların çoğu asırlar öncesinin yanlışlarını düzeltiyor. Güncel sorunlarımıza eğilmeyi “serbest piyasa ekonomisi”ne bırakamayız. O zaman, en çok para getiren, topluma olumlu etkisinden çok olumsuz etkileri olan ürünlerle baş başa kalır, çocuklarımıza eğitim verebilecek bu çok etkili kanalı kullanmamış oluruz.


Öğrenim

Sanal ve/ya artırılmış gerçeklik kullanılarak ve yapay zekânın yol göstermesiyle kişiye özel, gerçek deney düzenekleri üzerinde, etkileşimli (interactive) laboratuvar çalışmaları yapmak günümüzde mümkün. Bu tür deneyleri, deney düzeneklerini posta ile öğrenciye ulaştırıp, web sitesine bağlanıldığında da adım adım sanal / artırılmış gerçeklik gözlükleri üzerinden yol göstererek öğrenciye yaptırmak, laboratuvara girmeden fen bölümünden lise mezunu olmanın önüne geçebilir.

Burada önemli olan teknoloji değil içerik. Belki gelecekte, öğrenimin büyük çoğunluğu bu yolla yapılacak. Sâhi, akıllı tahta ve tablet projesi ne kadar etkili oldu? Benzer şekilde, yaş ve öğrenim düzeyi olmayan belgesel yapıtları da sanal ve/ya artırılmış gerçeklik ile destekli olarak yapıldığında, çok daha öğretici ve bilgi zengini olacaktır. Bunlarda “kişiye özel yayın” şart ve de bu, üstelik etkileşimli olacaksa, ancak fiber veya 5G internet üzerinden sağlanabilecek.

Tarih turizmi

Sanal gerçeklik gözlükleriyle, LTE veya 5G üzerinden bir web sitesine bağlı, bir ören yerini gezerken, orada olmuş olayları, içinde yaşayarak olmasa bile tribünden gerçek sahnesinde deneyimlemeyi kastediyorum. Bu olanak da günümüzde var. Bunun yaygın uygulamasına en çok turizm rehberleri kızacaklardır.

Ama kızmasınlar, o bilgi dağarcığını onlar oluşturacaklar. Gezginlerin meraklarını giderecek zenginlikte içerik hazırlamakta rol alabilirler. Bu dönüşümde kimse işsiz kalmıyor. Yalnızca yaptıkları işler, bir kulvar ileriye taşınıyor. Topkapı Sarayı’nı günümüzün birçok rehberi gezdirebilir ama, Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın sanal gerçeklik üzerinden gezdireceği bir Topkapı Sarayı ziyareti çok daha fazla etki bırakır.

Okuyucularımdan gelen iki katkı: 5G ile, hattâ daha şimdiden LTE ile, naklen yayın arabaları ve uydu bağlantıları tarihe karışıyor. Ama, elbette, “haber”in olduğu noktada en azından LTE varsa. 3G görüntü aktarmada yeterli değil. Deprem, erteleyemeyeceğimiz, kaçamayacağımız bir gerçek. Ama yer altında olanları doğru modeller, nerenin ne kadar etkileneceğini hesaplar, önlemlerimizi alırsak, en az kayıpla atlatırız. Deprem sonrası iletişimin ayakta kalması kadar yapay zekâ destekli olarak hasar tespitinin de anında raporlanabilmesi yaşamsal önem taşıyor.

Ali Akurgal / ali@akurgal.com

Bu yazı HBT'nin 188. sayısında yayınlanmıştır.

Ali Akurgal