Birlikte düşünelim – 7: Son

Ali Akurgal
Birlikte düşünelim – 7: Son

Değerli okurlar; yaz sonundan bu yana, bizi yakın gelecekte bekleyen teknolojik gelişmeleri esas alarak bir “birlikte düşünelim” dizisi aktardım sizlere. Hiç kuşkunuz olmasın, atasözümüz “ateş olmayan yerden duman çıkmaz”da olduğu gibi, bunlar bir kişinin hayal ürünü değil. Çoğu üzerinde çalışılan ve “nasıl yapsak?” diye düşünülen, hattâ ilk denemeleri yapılan, yakın geleceğin “olağan” olayları.

Yönetimlerde iki ana yaklaşım vardır: tepkisel (reactive) yönetim ve ön alan (pro-active) yönetim. Tepkisel yönetimlerde bir olay olur, ve yönetenler o olayın olumsuz sonuçlarını ortadan kaldırmak için, yaygın deyiş ile “yaraları sarmak” için uğraşırlar. Bu düşüncede olanlar, bu tür olayların bir daha olmamasını da, çoğu zaman yeni yasaklarla sağlamaya çalışırlar. Ben buna “yasaklarla yönetmek” diyorum. Ama sağlıkta tedavi yöntemlerine bakınız, kanseri, kimyasal veya radyolojik olarak kemo- ya da radyo- terapi ile püskürtmek terk edilecek, kanserle baş etmesi gereken hücreleri eğitip ve donatmakla, doğal yollardan tamamen yok etmeye başlayacağız. Bunun gibi, toplum olarak da tepkisel yöntemi terk edip ön alan yöntemle yönetmeyi öğrenmeliyiz. Ön almak için de gelecekte bizi nelerin beklediğini kestirmek gerek. Bu yazı dizisini de bu nedenle hazırladım.

Gerçi, bizde geleceğe bakış, pek kimseleri ilgilendirmiyor. O nedenle olsa gerek, pek de birlikte düşünemedik! Geleceğe bakış yöneticilerimizi ilgilendirseydi, geleceğe bakıp izlenmesi gereken politikalar hakkında hazırlanan ve çoğu kestirilen tarihlerde karşımıza çıkan olaylara “hazırlıksız” yakalanmazdık. Yazı dizisinin başında sizlere Yusuf Işık’ın 30 yıl önce hazırladığı bir değerlendirmenin web adresini vermiş, (https://www.tepav.org.tr/tr/haberler/s/4446) ve “hemen hepsi geçerliliğini koruyor” demiştim. Elbette, hayat görüşü, kendi geleceklerini kendilerinin şekillendirmesini kabul etmeyen insanlara da saygı duymak gerek. Ama Türkiye Cumhuriyeti, en olumsuz koşullarda bile bu milletin kendi geleceğini kendi şekillendirmek üzere TBMM’yi kurması, milli mücadeleyi yürütmesi ve cumhuriyetle noktalaması ile kurulmadı mı?


Yapay zekâ ve yönetim, yaşantımızda büyük etkileri olacak iki konu. Yönetim, kara, hava, deniz trafiğini yönetmek olarak da algılanabilir; ülkeyi, bölgeyi, insanları yönetmek olarak da; teknolojiyi yönetmek olarak da.

“Yönetmek”, siyaseten aşağılamak için kullanılan “gütmek” fiiline özdeş değildir. Bir şef, orkestrasını yönetir, gütmez. Çünkü güdülenler arasında uyumsuzlar, isteneni tam yapmayanlar her zaman olacaktır. Orkestranın ise tam bir uyum ve âhenk sağlaması esastır ve itinâ ile yönetilmesi gerekir. Ülkelerin de öyle. Trafiğin de öyle. Araçları güderseniz, sonuç İstanbul yollarındaki gibi olur. Eurocontrol, Avrupa sivil hava sahasını yöneten kuruluş. Basından öğreniyoruz ki, İstanbul Havalimanı’nın hizmete girmesiyle Atatürk, Sabiha Gökçen ve İstanbul Havalimanlarının trafik yönetimini bu kuruluşun yöntemleriyle yapmaya başlamışız. Bu sistem, ineceği alana geldiğinde havada tur atıp bekleyecek uçakları daha yavaş getirerek yığılmayı önlüyor. Günün en sıkışık saati evet kuyruk oluyor ama tur atma artık olmuyor. Ne demeli? Darısı sürücüsüz araçların, İstanbul yollarında benzer şekilde yol almasına!

Ali Akurgal / ali@akurgal.com

Bu yazı HBT'nin 194. sayısında yayınlanmıştır.

Ali Akurgal