Gelecekte meslek yok, insanda yetenek kümesi aranacak

Ali Akurgal Y
Gelecekte meslek yok, insanda yetenek kümesi aranacak

Mesleğini seçmek sorumluluk isteyen bir karar. “Geleceğin meslekleri” olarak tanıtılan bir dizi de meslek var..

Lise eğitimini tamamlayıp yüksek öğrenime geçerek mesleğini öğrenecek olan bir genç, yaşam boyu onu yüceltecek, yaptığı işten kıvanç duyacağı mesleğini seçmek durumunda. Yüksek hedefler gösteren çok, ama ulaşması zor. Üstelik bu yarış, arkadaşlarını eze eze ve engelleri atlaya atlaya yapılmak durumunda. İşte bu noktada diyorum ki, gelecekte “meslek”ler olmayacak, bir insanda bulunması istenecek “yetenek kümesi” olacak.

Nasıl ki, benim mezun olduğum dönemde bir “elektronik mühendisliği” yoktuysa, “elektrik mühendisliği” diplomasını nasıl “zayıf akım” notuyla aldıysak, sonradan mekanik- elektronik karışımı “mekatronik” diye bir meslek dalı nasıl tanımlandıysa, teknik ilerledikçe, meslek dalları çoğalıyor ve iç-içe geçmeye başlıyor. Hele yazılım ile donanım o kadar iç içe ki, bir kısım donanım ürünleri, içine gömülü yazılım yüklemediğinizde işlevsiz olmakta. Artık birini işe alacağınız vakit, şu üniversiteden mezun elektronik mühendisi diye almıyorsunuz, hangi dersleri almış, daha da önemlisi, hangi kolaylıkları (programları) akıcı biçimde kullanır ona bakıyorsunuz.


Zâten özgeçmişlerde meslek ve üniversite iki satırda belirtiliyorsa, kişinin hangi kolaylıkları ne akıcılıkta kullanabildiği, çoğu kez bu yolda alınmış sertifikalara da belirtilerek uzun uzun anlatılıyor.

Çalışanın küreselleşmesi

Kısaca, üniversite gençlere, neyi nasıl öğrenebileceğini gösteriyor, ardından öğrenim, yaşam boyu sürüyor. Bundan 10 yıl sonra hangi tekniğin ortaya çıkacağını ve onu kullanabilmek için hangi kolaylığın öğrenilmesi gerekeceğini bugünden bilemeyiz ki? İşte, çalışma hayatında işe alınmada “tercih edilen” kişi olmak için yetenek kümenizi, işinize göre zenginleştirmelisiniz.

Gerçi, bir işveren, kendi elemanları arasında, ihtiyaç duyduğu ek yetenekleri en uygun göreceği kişileri öğrenime yollayarak edinebilir, ama bu iş için uzun erimli planlama gerekir. İhtiyacı piyasadan temin etme, serbest çalışma (İng.: freelance) mantığını öne çıkartıyor. Kişi belli bir yetenek kümesine sâhipse, buna ihtiyaç duyulan bir projeden diğerine, şirketten şirkete dolaşıp duruyor. Çoğu kez, artık “maaş” da almıyor, götürü fatura keser hâle geliyor.

Yetenek kümesi uygun olan ve az bulunan bir kişi, bir önceki işi neredeymiş bakılmadan bir şirketin belki de en önemli projesinde kilit konuma getirilebiliyor. Buna, çalışanın küreselleşmesi diyebiliriz. Ama, eğilim; şirketlerin gizliliği koruyabilmek adına, ihtiyaç duyacakları yetenek kümesini, mevcut çalışanların arasından vakitlice planlayarak ek öğrenim ile temin etmesi yönünde.

Proje esaslı işler

Çalışma hayatı “unvan esaslı” yapıdan, “proje esaslı” bu yapıya doğru giderken, sosyal devletin emeklilik, sağlık hizmetleri gibi unsurları da gözetmesi gerekiyor. Ülkemizdeki sistem, esnafın ve mikro-KOBİlerin tarzına uygun olduğu için esnek ama, bu esneklik, prim ödemeyip emeklilik hakkından mahrum kalmak yönüne de kullanılabilir. Dahası, işveren yatkınsa, vergi kaybı da olabilir.

Bir soru da, yetenek kümesi kendine özgü olan bir kişinin kartvizitine hangi unvanı yazacağı. Özgeçmişindeki yetenekleri sıralamaya yer yok! Kişinin adı, markası olmaya başlıyor. Kişinin projeden projeye sıçrayarak ve bu uğurda sürekli şirket değiştirerek çalışması, arkasında bir dizi başarıyla tamamlanmış projeler bıraksa da, sâbit bir adresi ve unvanı olmamasına yol açıyor. Yaygın deyişle ile “bir baltaya sap olamamış” görüntüsü bırakıyor. “Bağlılık ve sadâkât” ten söz etmek ise mümkün değil. Görünüşe göre, eski kafalılık olarak nitelenebilecek bu yaklaşımlar, kısa sürede önemini kaybedecek.

Süreçteki kilit soru ise, kişinin, kendi yetenek kümesini nasıl yöneteceği ve bu konuda kimden mentorluk alacağı. Bu kurgu, dünyada da pek yok, ülkemizde ise hiç yok.

Çalışma Bakanlığı ilgilenir mi?

Ali Akurgal / ali@akurgal.com

Bu yazı HBT'nin 58. sayısında yayımlanmıştır.

Ali Akurgal