Nesnelerin interneti – IoT

Ali Akurgal Y
Nesnelerin interneti – IoT

Ceillia Bonefeld- Dahl DigitalEurope kuruluşunun genel direktörü. Bu kuruluşa Türkiye’den iki katılımcı var: ECİD ve TBV. Türkiye’nin bu tür yapılara katılımı, AB ile aramızın soğuması sonrasında “gereksiz bir uğraş” sınıflandırmasına gerilediği için olsa gerek, artık pek ilgi göstermiyoruz. Hani, “ilişkileri tamamen kopartmamış olmak” düzeyindeyiz desek yalan olmaz.

Halbuki, 1990’lı yılların sonuyla 2000’li yılların başlarında, yaptığımız atılımlarla dikkatleri üzerimize çekiyorduk. AB’nin eEurope initiative belgesinin yayınlanmasıyla neredeyse eş zamanlı olarak eTürkiye girişimi belgesini yayınlamıştık (TÜSİAD, Ali Akurgal + Selim Sarper). Başa baş gidiyorduk.

Şimdi, benzer konularda, yabancılara “Eeee, anlat bakalım” gibilerinden bir yaklaşım içindeyiz. Bu kopukluk bize ileride pahalıya patlayacak. Ecevit’in deyişiyle “onlar ortak biz pazar” olmanın tohumlarını ekmekteyiz. Sayısallaşan sanayi ve tarım karşısında dayanamayacak noktaya geldiğimizde (belki yarın, belki yarından da yakın, hele şu seçim geçsin, gözümüz açılır), AB’ye gidip, “şuradan birkaç kilo sayısallaşma tartsana” diyeceğiz. İşte DigitalEurope, AB’de sayısallaşma politikaları ortaya koyuyor. Ortak aklı kullanarak. Bizde yöntem farklı elbette.


Yapay zekâ öne çıkıyor

Ceillia Bonefeld-Dahl’ın yer aldığı, önceki hafta İstanbul’da, TBV, TÜBİSAD ve TESİD’in oluşturduğu Dijital Türkiye Platformu’nca düzenlenen etkinlikte, “Dijitalleşme Yolunda Türkiye Raporu” açıklandı. Politikalar oluşmasında esas alınacak bir rapor. Biz, böyle raporları hep yabancı uzmanlara hazırlatırız. Bunun da yabancı kökenli bir paydaşı var.

Raporda yapay zekâya önem verilmiş. On sene sonra, dünya toplamında GSYİH’larda yapay zekâ kullanımı nedeniyle %14’lük bir artış öngörülüyor. Ama yapay zekâya yapılan yatırımların %83’ü ABD ve Çin tarafından yapılıyor. Kısaca, o %14’ten nasipleneceksek, kimin kapısını çalacağımız belli. Yurt içinde bu konuda ürün elde etmek için önerilenler ise, küçük ve orta ölçekli işletmelerin araştırmalarına destek ile; vergi indirimi, teşvikler yoluyla yabancı yatırımcı çekmek.

Özetle, biz bu işin altından tek başımıza kalkamayacağız gibi görünüyor. Çok mu umutsuzum rapor mu beni öyle yönlendirdi, bilemiyorum.

Dönüşümü yerli olanaklarla yapmak

TESİD Yönetim Kurulu Başkanı Müjdat Altay’a göre, “en önemli unsur, dönüşümü yerli olanaklarımızla yapmak”. Müjdat bey, yüreğime su serpti. Ama hedef olarak yalnızca geniş bant altyapısını güçlendirmeyi belirtince hayallerim yıkıldı.

Bana göre sayısallaşma, ne kadar yaygın olursa o kadar etkin olur. Geniş bant elbette olması gereken iyi bir şey ama, bence ondan önemlisi dar bantta çok yere ulaşmak. Zaten, yurt dışında NB IoT (dar bant nesnelerin interneti) hızla yaygınlaşıyor. Maliyeti giderek düşen NB IoT terminalleri ile 4G / 5G üzerinden merkeze bağlanan sayısal kolaylıklar birkaç yıla vazgeçilmezimiz olacak.

Geçen senenin son yazısında dile getirdiğim üzere, artık “periyodik bakım” tarihe karışacak, arıza yapmasına az kala, cihazlar, bakım ekibini kendi çağıracak. Müjdat beyin “dönüşümü yerli olanaklarımızla yapmak” çerçevesinde, yalnızca geniş bant iletim ortamını değil, onun üzerinden katma değer yaratacak NB IoT terminallerini de yerli olarak tasarlayıp üretmek gerek. Aynı, köprü yapmak ile üzerinden geçecek aracı yapmayı dengeli yürütmek gibi.

Kuşkusuz, bu terminallerden milyonlarca adet kullanılacağı için, tıpkı cep telefonunda olduğu üzere, “para altyapıda değil, nihai tüketicinin kullandığı üründe”. Ne yapsak da bu ürünlerin yabancıdan gelmesine mantıklı bir engel oluştursak derseniz, devlet olarak, örneğin bir ulusal siber güvenlik unsuru belirleyebilir, Türkiye’de kullanılacak terminallerde bunun bulunmasını şart koşabilirsiniz. Ulusal politikalar böyle oluşturulursa, ülkenin kendi tüketimi için de olsa üretimi yerlileştirilmiş olur.

Ali Akurgal / ali@akurgal.com

Bu yazı HBT'nin 150. sayısında yayınlanmıştır.

Ali Akurgal