Osmanlı’da okuma yazma bilenlerin sayısı çok muydu?

Orhan Bursalı Y
Osmanlı’da okuma yazma bilenlerin sayısı çok muydu?

Cumhurbaşkanı, Osmanlı İmparatorluğu’na, sultanlarına, yönetimlerine yönelik eleştirilere dayanamıyor, ortaya konan olguları kabul etmiyor, dahası tersini savunuyor. 10 Kasım nedeniyle Osmanlıların yarısının okuma yazma bildiğini söylüyordu. Bunları kim Cumhurbaşkanı’nın önüne koyuyor, biliyoruz. Olgulara değil de kasıtlı ideolojik saplantılarla hareket eden birtakım “tarihçi” kılığında Cumhuriyeti reddiyeciler, olmayan bilgileri üretiyorlar. Bir ülkenin başı, kanıtı olmayan “hakikat ötesi” söylemlere itibar etmemeli, kanıt istemelidir. Yoksa ülkede sadece cehaleti artırır.

1 Kasım 1928’de harf devrimi kabul edildi. Bundan önce yapılan nüfuz sayımında ise (28 Ekim 1927) Ülkede okuma yazma oranı saptanmıştı: Yüzde 8.61. Kadınlarda yüzde 3.67; erkeklerde ise yüzde 12.99. Bu veriler TÜİK tarafından da kullanılıyor.

Millet bir gecede okuma yazmadan kesildi lafının da böylece bir anlamı kalmıyor; tersine, Türkçe ve Latin harfleriyle çok daha geniş kesimler okuma yazma öğrendi.


14 yılda 3 kat arttı

31 Ekim 2014 tarihli Cumhuriyet Okuma Yazma Öğrenmektir!” başlıklı yazımdan:

Düşünün, okuma yazma seferberliği Avrupa’da 17. yüzyılda başlamıştır! Oysa Osmanlı’da yaprak kımıldamıyordu o tarihte: 19. yüzyılda, yani 1800 yılında Osmanlı Devleti’nin hiçbir yerinde okuryazar oranı yüzde 5’i geçmemekteydi ve ülke genelinde ortalama okuryazar oranı muhtemelen yüzde 1’di... Tanzimat dönemi sonunda Ahmet Mithat Efendi okuma yazma bilmeyenlerin nüfusun yüzme 90-95’i kadar olduğunu, bunların kalemsiz ve dilsiz olduklarını yazmaktaydı.(Prof. Dr. Muhteşem Kaynak, Gazi Üniversitesi).

19. yüzyıl ortalarında Avrupa’da yetişkinler arasında okuryazarlık oranı büyük ölçüde artmış ve yüzde 50’lerin üzerine çıkmıştı. Mesela Almanya, Hollanda, İsviçre ve İskandinavya yüzde 70’in; İngiltere, Fransa, Avusturya ve Belçika yüzde 50’nin üzerinde bir okuma yazma oranına erişmiştir.

Oktay Yenal’ın Ulusların Zenginliği ve Uygarlığı-Eğitim Boyutu kitabı, Avrupa’nın bu alanda yaptıklarının çok iyi bir dökümünü verir ve Osmanlı ile Avrupa uygarlığı arasındaki 300 yıllık farkı izah eder. Bunu Atatürk de söylemiştir; daha sonra Erdal İnönü de Bilimsel Devrim ve Stratejik Anlamı kitabında 300 yıllık gecikme”yi başka bir açıdan anlatır.

Genç Cumhuriyetin seferberliği sayesinde, 1927’de okuma yazma oranı yüzde 10.2’ye, 1941’de üç kata yakın artarak 27’ye yükseldi.

Cumhuriyet budur! Bütün bireylerin ülkenin her konuda sorununa katılımıdır. Katkıda bulunmasıdır, çözüm üretmesidir. Her bireyin ülkeyi yönetme potansiyeline sahip olması ve böyle bir potansiyelle donatılmasıdır.

Türkiye devrimi, bunun ilk adımını okuma yazma seferberliğiyle başlattı.

Cumhuriyet, millet ve yurttaş demek

Çoban Sülülerin, köyünden okula gitmek için bazen saatlerce yürümesi, okuması ve Türkiye’nin başına geçmesi demektir Cumhuriyet.. Cumhuriyet, herkese bu fırsatı veren rejimin adıdır. Cumhuriyet biziz, herkestir, doğmamış çocuğun adıdır.

Bu nedenle de fırsat eşitliğini, kadınına ve erkeğine aynı olanakları, eşitliği sunan Cumhuriyet gerçek anlamıyla Cumhuriyet olabilir. Kadını dışlayan rejimin adı Cumhuriyet olamaz. Kadın erkek eşitliğinde Türkiye 140 kadar ülke arasında 125. sıradaysa Cumhuriyet yarımdır..

Cumhuriyet, kuldan yurttaş yarattı. Dil sadeleştirildi, Latin alfabesiyle herkesin kolay okuma yazma öğrenmesinin koşulları oluşturuldu. Arapçayı savunmak komiktir. Millet konuştuğu Türkçesine kavuştu! Bilgi kaynağı Batı’daydı. Düşüncenin, bilimin, teknolojinin tarihi orada ve Latin alfabesiyle yazılmıştı ayrıca. Yeni alfabeye geçişi, hem de okumuş yazmış iddiasındakiler bile, millet bir gecede dilsiz bırakıldı laflarıyla kötülemesi anlamsızdır...

Orhan Bursalı

*Bu yazı 14 Kasım 2019 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yayınlandı.

Orhan Bursalı