Anneciğim, robotlar geliyor!

Tanol Türkoğlu Y
Anneciğim, robotlar geliyor!

Sıradaki ilk yıkıcı teknoloji robotlar olacak, belli. Gerek kas gücüyle ekonomiye dahil olan mavi yakalı çalışanları, gerekse de beyin gücüyle çalışan beyaz yakalıları işinden edecek bir teknoloji. İlk bakışta tedirgin edici olsa da tablo kötü sonuçlar üretmeyebilir.

Uzun yıllardır teknoloji, işgücünde insanın yerini almakta. Ancak bu dramatik bir işsizlik yaratmıyor. Daha ziyade gereksinim duyulan vasıflarda artışa neden oluyor. Bugün mavi yakalı olarak çalışanlarda aranan temel özellikler on, yirmi ya da elli yıl öncesine göre daha çok. Mesela okuma-yazma bilmek.

Ne yazık ki bugünün pek çok mavi yakalısında iş tatmini yok. Hatta bu durum kısmen beyaz yakalılara da sirayet etmiş durumda. Dünyada iş tatmini olmadan çalışan milyonlarca kişinin o işte çalışıyor olmasının tek bir nedeni var: Geçimini sağlamak. Yoksa tam da o işte çalışmasının temel nedeni o işi gönülden sevmesi değil. Kişi o işte çalışırken kendisini gerçekleştirmiş olduğunu hissetmiyor. Hizmet kalitesinin günümüzde pek çok alanda yerlerde sürünmesi bununla da ilgili olsa gerek.


İşte bu noktada öncelikle yetişmekte olan kuşakları geleceğin beklentilerine göre donatacak şekilde eğitmek önem kazanıyor. Görünen gelecekte işsiz kalmamaları için gerekli ön koşul dijital becerilere sahip olmak. Geleceğin iş dünyasında “olmazsa olmaz” teknolojileri kullanmasını bilmek asgari gereklilik. Bu teknolojileri tasarlayan, geliştiren konumda olmak ise daha ileri becerileri zaruri kılıyor. Pek çok ülkenin örneğin yazılım geliştirme becerilerini ilköğretime kadar indirmesi (için kamu yönetimini zorlaması) bundan kaynaklanıyor.

Ayrıca ileri yaştaki işgücünün büyük bir kısmı robotlar gelmeden zaten emekli olacak. Sıkıntının ikinci bacağı da burada. Bugün işgücüne katılmış olduğu halde robotlar zamanında hala çalışmak zorunda olanlar ne yapacak? Bir kısmı işsiz kalacak bir kısmı ise zar zor da olsa o yeni teknolojileri öğrenerek tutunabilecek. Tıpkı bilgisayarlar iş dünyasında yaygınlaşmaya başladığında olduğu gibi.

Doğrusu tutunabilmek için tek koşul yeni teknolojilere adapte olmak değil! İşini severek yapanlar, varlığı ile ona değer katanlar mevcut konumlarını korumaya devam edecek. Çünkü onlar zaten sevginin doğal bir sonucu olarak o işi en iyi kendilerinin yapacağını çevrelerine kabul ettirmişlerdir. Kimse onları robotlarla değiştirmek istemeyecek. Ne müşterileri ne de işverenleri. Ayrıca robotları beklemeye gerek de yok. Çevrenize baktığınızda benzer bir tabloyu bugün de tespit etmek mümkün. Hiç beklemediğiniz yerde hiç beklemediğiniz bir esnafın karşınıza çıkması başka nasıl açıklanabilir? Onlar da hala giderlerinden daha çok kazanmak zorunda ki ayakta kalabilsinler. Yanlarındaki rakipleri çoktan kepenk kapatmış oldukları halde hala varlıklarını sürdürüyorlarsa bu verdikleri eşsiz hizmetin neticesidir. Hangi robot bu sevgi bağına bir tehdit oluşturabilir?

Maalesef bugün insanı robotlaştıran süreçlerde yarın insana gerek kalmayacak olabilir. Müşterisine robot gibi davranan ha etten kemikten olmuş ha metalden ne fark eder? İnsanın ise severek yapabileceği (ve yan ürün olarak bundan para kazanabileceği, geçimini sağlayabileceği) o kadar çok iş var ki. Bugün de yarın da!

Tanol Türkoğlu / tanolturkoglu@gmail.com

Bu yazı HBT'nin 101. sayısında yayınlanmıştır.

Tanol Türkoglu