Dijital savaş ligi

Tanol Türkoğlu Y
Dijital savaş ligi

Geçtiğimiz günlerde 116 uzman Birleşmiş Milletler’e bir mektup gönderdi. Bunlar yapay zeka ve robot teknolojilerinin önde gelen kişileriydi. Mektupta şu noktanın altını çiziyorlardı: Emir almadan insan öldürecek robotların yapılmasına izin vermeyin! İnsanda karmaşık duygular uyandıran bir mesaj. Bir yanıyla olumlu. Bir de başımıza öldürme “hakkı” olan robotlar sorunu çıkmasın! Bir yanıyla olumsuz. Savaşları, insan öldürmeyi bitiremiyoruz. Bari bu hakkı insan olarak elimizde tutalım; robotlara bırakmayalım.

Hem ayrıca bir robot, kendisini “yöneten” bir insandan emir alma gereği duymadan bir şeyi imha etmeyi, bir insanı öldürmeyi “akıl edebilir mi?” Evet. Yapay zeka gelişiminde temel güdülenme o zekayı bir unsur etrafında motive etmek. Bu tesadüf değil. Canlılık da yeryüzünde böyle bir süreç çerçevesinde evrilmiş: Ödül-ceza mekanizması. Benzer bir güdülenmeyle donatılmış robot, daha da yıkıcı olmak için elinden geleni yapacaktır. Terminatör filmindeki hiç yılmayan Arnold’un oynadığı robotu anımsayalım.

Bu durumda tablo iki boyutta geliştirilebilir. Birincisi bu robotlardaki yapay zeka gelişmeye açık, ileri düzeyde bir zeka örneği mi olacak? Yoksa sıradan bir bilgisayar yazılımı kıvamında mı? Bu robotlar “homo sapiens”in replikası mı olacak, “homo sapiens sapiens”in mi? Yani “farkında olan” insanın mı, “farkında olduğunun farkında olan” insanın mı? (örn. Terminatör filmindeki robot homo sapiensin replikasıysa Blade Runner filmindeki homo sapiens sapiensin). Eğer ikincisinin replikası olacaksa bir umut var. Bu tip bir robot yakıp yıkmadan, öldürmeden önce “düşünmeye” başlayabilir; neden diye!


Robotların dahil olacağı savaşların insan-dışı bir olay haline gelebileceği, getirilebileceği ise konunun ikinci boyutudur. Savaşlar robotlar arasında yapılsın! İnsanlar neden savaşa dahil edilsin ki? Robotlar birbiri arasında savaşsın, kimin robot ordusu kazanırsa savaşın galibi o olsun. Hatta böyle bir durumda savaşın tarafları sadece ülke, devlet vb ile sınırlı kalmayabilir; örneğin elinde güçlü robotlar olan global şirketler de savaşa katılabilir. Onların robotları kazanırsa, ülkeler şirketlerin yaptırımlarına tabii olur!

İyi ama bu tabloda bir hata var gibi gelmiyor mu? Şuna ne dersiniz? Savaş biraz da dünya nüfusunu azaltmaya yönelik bir faaliyettir! Eğer insanlar savaştan muaf olacaksa o zaman savaşmanın ne anlamı kalır? Silah üreticileri için kalır en azından! Benzer şekilde robotlar arasındaki savaş de facto bir standard olacaksa bu durumda şöyle bir karar da alınabilir: Bu savaşlar insan nüfusunun olduğu yerlerde yapılmasın! Futbol sahası gibi, belirlenmiş bir alanda yapılabilir. Örneğin Afrika veya Avustralya çöllerinde, ıssız Pasifik Okyanusu’nda vb.

Daha radikali savaş bir kerelik topyekun bir olay olmaktan çıkabilir. Her hafta bir muharebe yapılsın ve kazananlar puan toplasın. Savaş ligi! Ligin bitiminde en çok puanı toplayanlar, ödülü hak etsin. Her sene savaş liginin yapılma amacı ve sonuçtaki ödül de belirlensin. Diyelim ki bu senenin ödülü “serbest dolaşım”. Kazananlar, kaybeden ülkelere vizesiz girer. Seneye “gümrük birliği”. Kazananlar kaybedenlerin topraklarına vergi ödemeden mal ihraç eder. Tabii petrol bitince...

Tanol Türkoğlu / tanolturkoglu@gmail.com


Bu yazı HBT'nin 76. sayısında yayınlanmıştır.

Tanol Türkoglu