2016 yılı Dünya Gıda Örgütü (FAO: DGÖ) tarafından Uluslararası Baklagiller Yılı'nın (UBY) olarak ilan edilmişti. Birleşmiş Milletler baklagillerin 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi'ne ulaşmadaki gizli gücünü kabul ederek 10 Şubat'ı Dünya Baklagiller Günü (DBG - WPD World Pulses Day) olarak ilan etti.
Bu günün amacı baklagiller ve daha verimli, kapsayıcı, dayanıklı ve sürdürülebilir tarım-gıda sistemlerine dönüşümde oynadıkları temel rol hakkında kamuoyunu bilinçlendirmek için bir fırsat sunmaktır. Böylelikle daha iyi üretim, daha iyi beslenme, daha iyi bir çevre ve daha iyi bir yaşam ile kimseyi geride bırakmamak amaçlanmaktadır.
DGÖ bu günün kutlanmasında tüm sosyal paydaşlarla (hükümetler, özel sektör, üye ve ortak kuruluşlar, halk) işbirliği yapmakta, sürdürülebilir gıda sistemlerinin ve sağlıklı beslenmenin bir parçası olarak baklagillerin üretimini ve tüketimini desteklemek için çalışmaktadır.
Baklagiller tek sağlık kavramına uygun
Baklagillerin tek sağlık kavramına uygun (insan sağlığı, çevre sağlığı, hayvan sağlığı) bir tür olduğunun altını çizelim. Örnekse bakliyatların diğer tarımsal ürünlere göreli az su tüketimi yapması ve hayvansal gıdalara göre karbon ayakizinin düşük olması bir yana toprak verimliliğini artırması da (havadaki azotu bağlayarak toprağın besin değerini artırma yoluyla) cabasıdır. Evimizin bahçesine baklagil kabuklarını gömerek bunu kişisel deneyimlerimle de gözledim.
Baklagillerin insan sağlığı açısından protein kaynağı olması, kalp sağlığını desteklemesi, kan şekerini düzenlemesi, sindirim sistemini desteklemesi gibi işlevleri yaygınca bilinen işlevlerdendir.
DBG 2026 ana teması
DGÖ bu yıl DBG ana teması olarak “Dünyanın Baklagilleri: Mütevazılıktan Mükemmelliğe” başlığını belirledi. Bu bağlamda DGÖ’nün açıklaması şöyle: “Baklagiller, hem gıda hem de yem olarak yetiştirilen baklagil bitkilerinin yenilebilir tohumlarıdır. Fasulye, nohut ve bezelye en bilinen ve yaygın olarak tüketilen baklagil türleridir, ancak dünyanın dört bir yanında daha birçok çeşidi vardır ve bunların hepsi gıda güvenliği, beslenme, sağlık, iklim değişikliği ve biyolojik çeşitlilik açısından büyük faydalar sağlamaktadır.”
Arkeolojik kaynaklara bakıldığında bakliyatların 10.000 yıl öncesine dek uzanan bir geçmişi olduğu görülmektedir. Özellikle Çin ve Orta Asya, Mezopotamya ve Antik Mısır gibi uygarlıklarda bakliyatların beslenmede temel önemde bir yeri olduğu anlaşılmaktadır. Günümüzde de küresel bir besin kaynağı olduğunu söylemek yanıltıcı olmayacaktır.
İnsanlığın gelecekteki bunalımlar için hazırlık yaptığını ve bu bağlamda devletlerce gıda stoklamaları yapıldığını gözlemliyoruz. Bu gıda stokları sunu güvenliğinden çok siyasal denetime yönelik bir silah olarak da kullanılabilecektir elbette. Örnekse İskandinav ülkeleri Ukrayna sorunsalı döneminde dış alım yap(a)mayıp İkinci Dünya Savaşı’ndan kalma stoklarını tükettiler.
Baklagillere ekonomik bakış
Baklagillerin hem ekonomik erişilebilirlik hem de işlevsel tokluk özelliğe sahip olması çok önemlidir. Dünyada tarım ekonomisi başlığı altında baklagillerin üretim yapısına da kısaca bakalım.
- Ticareti yapılan baklagil miktarı yılda yaklaşık 20 milyon tondur.
- İlk yetiştirilen baklagiller acı fiğ, nohut, mercimek ve bezelyedir.
- 2024 yılında dünya çapında 97 milyon ton baklagil üretilmiştir.
- Küresel yıllık baklagil tüketimi kişi başına ortalama 7 kg'dır.
- Afrika'da en yüksek tüketim (kişi başına 11 kg) ve Avrupa'da en düşük tüketim (kişi başına 3,53 kg).
- Bezelye, Avrupa Birliği'nde en çok üretilen baklagildir (2024'te 2,2 milyon ton).
- Hindistan, dünya çapında en büyük baklagil üreticisidir (2024'te 25,3 milyon ton).
- Kanada, 2024 yılında sadece mercimek üretimine 1,6 milyon hektar ayırmıştır.
- Brezilya, Güney Amerika'da en büyük baklagil üreticisidir (2024'te 3 milyon ton).
- Nijerya, Afrika'da en büyük baklagil üreticisidir (2024'te 4,3 milyon ton).
Türkiye özelinde baklagil üretim ve tüketimine de bir bakalım...
Bakliyat veya baklagiller ise, büyük bir aile olup, bizde yaygın bilinen türleri; kuru fasulye, nohut, barbunya, kuru börülce, bakla, bezelye, mercimekler, soya, maş fasulyesi ve bakladır. Türkiye'de en fazla üretilen baklagillerin nohut, kuru fasulye ve mercimek olduğu belirtilmektedir. Ancak ekim alanlarındaki azalma dikkat çekici düzeydedir. 1990’dan bu yana baklagil ekim alanı yüzde 56,6, üretimi ise yüzde 33,2 oranında düşmüş. Bu arada topraklarımız da çeşitli etmenlerle (yanlış arazi kullanımı, yoğun mekanizasyon, hatalı sulama -gübreleme ve iklim değişikliği ile tuzlanma, sıkışma, çölleşme vb.) bozulmaktadır. Bu durum dünyada da benzer ne yazık ki! Üreticilerimiz malını değerinde satamıyor, sanayicilerimiz de hammadde almaktan kaçınıyor. Bir de üretilen ürünlerin sunu-fiyat-istem değişkenleri arasında kaotik ilişki ortaya çıkıyor ve örümcek ağı kuramı çalışıyor. Üreticiler ya finansmana erişemiyor ya da yüksek faiz ile karşı karşıya kalıyor. Ülkemiz birçok baklagilde ihracatçı pozisyondan ithalatçı pozisyona düşmüş durumda! Yerli marka ambalajla aldığınız birçok baklagil paketinin üstündeki menşei (kaynağı) açıklamasına baktığınızda yerli ve milli olmadığını görebilirsiniz. Gıda sanayicileri üretime ve üreticiye destek vermek yerine ürünleri dış alımla daha ucuza almak yoluna gidebilmektedirler. Uygulanan tarım siyasaları da üretimi değil dışalımı desteklemektedir. Beri yandan dışsatım olmadan tarımsal üretimin sürdürülebilirliği yoktur. Çünkü kimi ürünlerde iç piyasanın yetersiz olduğu bilinmektedir.
İthalattan dolayı şirkete yüklenen masrafların tüketici olarak bize yansıtılmadığını düşünmek bir saflık olacaktır. Ayrıca insan bedeninin kendi büyüdüğü ülkede yetişen ürünlerin bağışıklık dizgesi açısından daha sağlıklı olduğu ciddi oranda kabul gören bir yaklaşımdır. Dış alımsal baklagil yerken bir de bu ilkeyi ihlal ediyoruz.
Bir de üretici fiyatı ve tüketici fiyatı arasındaki makas da çok açık olup, bazen 2 kat ve hatta 3 kat olabilmektedir. Bu sorunu aşmak için büyük marketler yerine yerel tohumlarla doğru tarım yapan üreticilerden ve bunların oluşturduğu kooperatiflerden almak bireysel tüketim bağlamında köktenci bir çözüm olabilir.
Kapitalizm bir yerde pazar görmeyegörsün hemen üretime geçer. Baklagiller diyet lifleri pazarı diye de bir pazar oluşmuş ve bu pazarda bezelye, mercimek, nohut ve fasulye gibi baklagillerden elde edilen diyet lifleri pazarlanıyor. Bu pazara da bakalım: 2025 Pazar Büyüklüğü: 14,520.75 milyon USD; 2032 Tahmini Pazar Büyüklüğü: 26,540.30 milyon USD; Yıllık ortalama bileşik büyüme hızı oranı: (2026-2032): % 7,45; En Hızlı Büyüyen Bölge: Kuzey Amerika (% 36,4 pay) ; Lider Ülke: Amerika Birleşik Devletleri (% 21,8 pay); En İyi Pazar dilimi : Toz biçimi (% 42,7 pay).
Sonsöz
Dünya Baklagiller Günü tek sağlık kavramı bağlamında gıda konusunda 5S (*) açılarından baklagilleri anlamada vesile olursa ne mutlu! Mutluğunuzu İspir fasulyesi ya da humus yiyerek noktalayabilirsiniz! Coğrafi işaret tescili yapmış bir mutfağa gidecekseniz, o zaman en çok coğrafi işaretli ürüne sahip Antep mutfağına gidip mercimekli köfte veya nohut dürümü yiyebilirsiniz. Yarasın.
Bu arada Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’ndan SKA 2 Açlığı Bitirmek, Gıda Güvencesine ve İyi Beslenmeye Ulaşmak ve Sürdürülebilir Tarımı Desteklemek amacına yönelik üstünüze düşen görevleri de ihmal etmeyip, şirketlerden ve hükümetten de bunu talep etmeyi unutmayınız!
(*): Gıda konusunda 5S şunlardır:
Gıda sorunsalı ele alınırken “security, safety, shareability, sovereignty, sustainability” kavramları birlikte ele alınmalıdır. Kavramların İngilizceleri dilimize çevrilirken ortaya çıkan kimi karışıklıklar olup onları netliğe kavuşturmak yararlı olacaktır. Gıda Güvencesi (Food Security): Herkesin aktif ve sağlıklı bir yaşam için diyet gereksinimleri ve gıda tercihleri ışığında her zaman fiziksel, sosyal ve ekonomik olarak yeterli, güvenli (safe) ve besleyici gıdaya ulaşabilme durumudur. Gıda güvencesi nin dört boyutu vardır: gıdanın üretim ve dağıtım bazında bulunabilirliği (availability), gıdaya hanehalkının ulaşılabilirliği (access), gıdadan hane halkının yeterli besini ve enerjiyi alabilmesi anlamında yararlanılabilirliği (utilization) ve bu durumun hanehalkı için her zaman istikrarlı biçimde olması (stability). Gıda Güvenliği (Food Safety): Tüketilen bir gıda maddesinin bir sağlık sorununa yol açmamasına ilişkin kesinliği sağlamak için gereken gıda yönetimini ifade eden kavramdır. Sürekli çıkan yeni teknolojiler ve yeni süreçler ve çözüm için gereken iş birliğinin büyümesi bu kavramın sürekli değişkenlik göstermesine yol aç maktadır. ABD’deki FDA (Gıda ve İlaç Örgütü) bu kavramın kapsamını güvenli (safe), sağlıklı (wholesome), içme suyu ve kanalizasyon boyutlarında sıhhi (sanitary), yasalara uygun olarak düzgün biçimde etiketlenmiş ve yanı sıra kimi belirlenmiş alanlarda çaba harcanması olarak tanımlıyor. Bu alanlar da şöyle: Gıda kaynaklı mikrobik hastalık, gıdaların içindeki doğal toksin ler, gıdalardaki –tarımsal mücadele ilaç vb.– kalıntılar, gıdalardaki besin ögeleri, yasal olarak onaylanmış gıda katkı maddeleri, genetiği değiştirilmiş organizmalar. Gıda Egemenliği: (Food Sovereignty) Bu kavram ile gıda üretiminin yerel kaynaklara dayandırılmasının öneminin altı çizilmekte; adil, güvenli, sağlıklı ve sürdürülebilir bir tarımsal üretim olanağı sağlayacak ticaret politika ve uygulamalarının gerçekleştirilmesine işaret edilmektedir. Gıda egemenliği için La Via Campesina tarafından yedi ilke belirlenmiştir. Bu yedi ilke; 1) Gıda temel bir insan hakkıdır 2) Toprak reformu 3) Doğal varlıkların korunması 4) Gıda ticaretinin yeniden düzenlenmesi 5) Küresel açlığın sonlandırılması 6) Sosyal barış 7) Demokratik kontrol olarak saptanmıştır. Bu ilkeler genişletilerek ve geliştirilerek daha kapsamlı somut siyasa hedeflerine dönüştürülmesi önerilmektedir. Gıda egemenliği aynı zamanda bir mutfak savaşları (Gıda emperyalizmi!) olgusunu da içermektedir. Gıda Paylaşabilirliği (Food Shareability): SKA2’nin vurguladığı açlık sorununun nedeninin gıda yetersizliğinden çok adaletsiz gıda dağıtım sistemi olduğu genel kabul görmüş bir düşüncedir. İşte bu kavramla bu soruna dikkat çekilmek istenmektedir. Gıda Sürdürülebilirliği (Food Sustainability): Gıda üretim süreçlerinde tarladan sofraya tüm süreçlerde sağlık ve iklim değişikliği konularında saklı maliyetler (arazi kullanımından enerji kullanımına ve su ayak izine dek) farklı sonuçlar olarak çıkmaktadır.
Melih Baş