Acaba Atatürk tek bir bilimsel araştırması olmayan ve yazdığı makaleye tek bir bilim insanının ciddiye almadığı bir akademisyeni, rektör olarak atar mıydı? Ne ilgisi var diye sormayın, güncel konu profesör unvanlı, ama tek bir bilimsel çalışması olmayan rektörlerin öyle gözden ve aradan kaçmış bir iki tane değil 68 tane olması. Bu durum bilinçli bir seçimin işareti. Olayın Atatürk’le ilgisine geli...
Nitelikli bilimsel araştırma makale sayımızın binde bir, yani sadece 70 tane olması (Nature Index, 2019 araştırması, dünkü yazıma bakınız) akademi dünyamızda nasıl karşılanır acaba? İyi araştırmaları olan bir nöroloji profesörü dostuma sohbet esnasında bu sayıyı aktarırken, “Ooo çok iyi” demez mi! Beklentisi çok düşük olduğu için, üniversitelerimizde bir yılda 70 üst düzey nitelikli araştırmanın y...
Üniversitelerin en tepe yönetiminde kadınların sayısı veya oranı azın da azı iken, akademik piramidin tabanına inildikçe giderek artan kadın sayısı... Ama hayale kapılmayın, üniversitelerimiz erkek egemen yapıda. Üniversitelerde akademisyenlerin %61,8’i erkek, %38,2’si kadın. Vakıf üniversitelerinde daha iyi bir durum var: 57’ye 43. (Devlet üniversitelerinde 63’e 37). Önemli ayrıntılar var ama önc...
“Ne olacak bu atanmış rektörlerin hali? Pek çoğu tartışmalı uygulamalarıyla kamu oyunda ve bizzat üniversitelerinin içinde tepki çeken rektörlerin yönetimi, üniversiteleri bilim kurumları olmaktan çıkarıyor” derken, YÖK’ten önemli bir karar geldi: Her yıl üniversitelerin durumları izlenecek ve yıl sonlarında notları açıklanacak. Yekta Saraç, YÖK Başkanı, yaptığımız bir sohbette artık üniversiteler...
Bu köşeyi paylaştığım değerli insan Müfit Akyos'un "Merak işte..." yazısına aynen katılıyorum. Bilimsel araştırma, yâni ARGE’nin "ar"ı çoğunlukla merak nedeniyle yapılır. Buna karşılık, ARGE’nin "ge"sini merak nedeniyle yaparsanız, büyük olasılık önemli bir parasal kaynağı çarçur etmiş olursunuz. Ekonomide bir getiri sağlamayacaksa, o geliştirmeye harcanan parasal kaynak geri kazanılıp, başka geli...