Ay’ın yüzeyini korumak için tek yok küresel fikir birliği…

Fizik ve Uzay Öne Çıkanlar
Ay’ın yüzeyini korumak için tek yok küresel fikir birliği…

Titanyum, alüminyum, helyum-3, değerli metaller ve nadir toprak elementleri… Her türlü değerli kaynak Ay’ın yüzeyinde. Öyle olunca da uzay ajanslarının ve özel şirketlerin Ay’da üsler, bilimsel deneyler ve madencilik operasyonları planlamalarına şaşırmamak gerek.

Ay’a ayak basan ikinci insan olan Buzz Aldrin, ayak bastığı anki manzarayı “muhteşem bir ıssızlık” olarak nitelendirmişti. Apollo görevleri için belirlenen iniş alanları, özellikle yumuşaktı. İniş noktaları, yüzeyin düzgünlüğü ve zorlu tepelerin, kayalıkların ve kraterlerin bulunmaması nedeniyle seçilmişti.

Son yıllarda yapılan Ay araştırmaları ise uydumuzun daha zengin bir resmini ortaya çıkarmak için daha çetin noktalara odaklandı. Mesela Ay’ın kraterleri, kayalıklar sayesinde uzay radyasyonundan doğal olarak korunacak Ay üslerini barındıracak kadar büyük dehlizlere kadar iniyor. Bu noktalar bilimsel açıdan ilgi çekici.


Ay’ın kutuplarındaki derin kraterler, değerli su, oksijen ve hidrojen kaynağı olan buz birikintilerini barındırıyor. Bazıları tüm yıl boyunca Güneş enerjisi sağlayabilmek için hayati önem taşıyan Güneş ışığını yakalayan yüksek sırtlarla çevrelenmiş durumda. Bu alanlarda, titanyum, alüminyum, helyum-3, değerli metaller ve nadir toprak elementleri gibi her türlü değerli kaynaklar mevcut.

Bu durumda uzay ajanslarının ve özel şirketlerin Ay’da üsler, bilimsel deneyler ve madencilik operasyonları planlamalarına şaşırmamak gerekiyor. Ay’ın yüzeyinin büyüklüğü göz önüne alındığında orada “kalabalık” olmak, bilimsel açıdan endişeden uzak gibi görünebilir. Ancak Ay’da birkaç önemli nokta var ve bilimsel deneyler için mükemmel olan bu noktaların, diğer faaliyetler göz önünde bulundurulduğunda Ay görevlerinin gözdesi olması bekleniyor.

“Gözde alanları korumalıyız”

Olağanüstü bilimsel öneme sahip olan bu alanları (SESI’leri) korumak isteyen araştırmacılar için acil görev ise hangi noktaların ne tür korumaya ihtiyaç duyduğuna karar vermekten geçiyor. Araştırmacılar, bilimsel açıdan önemli alanların korunması için önümüzdeki birkaç yıl içinde “küresel fikir birliğine” ihtiyaç duyulduğunu söylüyor.

Royal Society tarafından yayınlanan “SESI riskleri hakkındaki” bir çalışmanın ortak yazarı olan Missouri Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nden siyaset bilimci Dr. Alanna Krolikowski, “Bilim insanlarının bilimsel varlıkların tehdit altında olduğu gerçeğini değerlendirmeleri ve bunların korunmaya değer olduğunu proaktif bir şekilde belirlemeleri gerekiyor,” diye belirtiyor.

SESI’leri korumak için çok yönlü bir yaklaşım geliştirme çağrısında bulunan rapor, yakın zamanda Ay’a yönelik görevler planlayan ülkeler için bunu “acil bir durum” olarak nitelendiriyor. Raporda, Ay faaliyetlerine ilişkin kuralların belirlenmesi amacıyla iki büyük uluslararası çabanın yürütüldüğü ancak şu ana kadar hiçbirinin SESI’lerin korunmasını içermediğini vurguluyor.

İki önemli çaba

ABD ile ABD’nin Artemis Ay keşif programına ortak olan ülkeler arasında yapılan bir anlaşma olan Artemis Anlaşmaları, kurulu ekipmanın çevresinde birtakım “güvenlik bölgeleri” belirliyor. Ancak tarihi öneme sahip alanların ötesindeki alanların korunması hakkında hiçbir ifade yok.

Anlaşmalar özel şirketlerin kâr amacıyla malzeme çıkarmasına izin veriyor. Artemis Anlaşmaları ne karar verirse versin, bir Ay araştırma istasyonu üzerinde iş birliği yapan Rusya ve Çin’in bu anlaşmaya dahil olacağı düşünülmüyor.

Ay’ın korunmasına yönelik ikinci bir çaba ise Birleşmiş Milletler’in uzayın barışçıl kullanımı çalışmasında (Copuos komitesi) ortaya çıkıyor. Yeni bir çalışma grubu, gök cisimlerinden doğal kaynakların çıkarılmasına ilişkin kurallar üzerinde kafa yoruyor ve grubun, görev alanını SESI’leri kapsayacak şekilde genişleteceğine dair umut var. Bunun olup olmayacağı ve gökbilimciler için yeterince yakın bir tarihte olup olmayacağı ise başka bir mesele.

“Geri dönüşü olmayan ciddi hasarları önlemek için yaklaşık beş yıllık bir zaman diliminde SESI koruma düzenlemelerine ihtiyacımız var,” diyen Krolikowski, “Küresel bir fikir birliği oluşturmak gerçekten önemli,” diye ekliyor.

2026’ya kadar Ay trafiği artacak

2026 sonuna kadar en az 22 uluslararası görevin Ay’a; bunların yarısının Ay’ın Güney Kutbu yakınındaki bölgelere gitmesi bekleniyor. Bunu ticari ve sivil iniş araçları da dahil olmak üzere daha fazlası takip edecek ve biri ABD, diğeri Çin ve Rusya olmak üzere iki Ay üssünün 2030'larda faaliyete geçmesi bekleniyor.

Massachusetts’teki Harvard ve Smithsonian Astrofizik Merkezi’nden gökbilimci Dr. Martin Elvis ise “İnsanlığın, Güneş Sistemi’nde nasıl genişleyeceğimize, belki de ilk kez karar vermesi gerekiyor,” diyor ve ekliyor: “Evreni anlamak için eşi benzeri olmayan fırsatları kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyayız.”

Sonuç olarak araştırmacılar, herhangi bir koordinasyon otoritesi olmadan Ay yüzeyinde gelecekte yaşanacak çatışmaları önleyecek hiçbir düzenlemenin olmadığını söylüyor. Riskler, fiziksel çarpışmalar ve Ay faaliyetleri nedeniyle ortaya çıkan toz bulutlarından sondaj ve diğer operasyonlardan kaynaklanan zararlara kadar uzanıyor.

Batuhan Sarıcan

Kaynak:

https://www.theguardian.com/science/2024/mar/25/bases-experiments-mining-the-race-to-protect-the-surface-of-the-moon

https://www.theguardian.com/science/2024/mar/25/scientists-call-for-protection-of-moon-sites-astronomy-telescopes