Seçimlerin ve oy vermenin psikolojisi

Öne Çıkanlar Toplum
Seçimlerin ve oy vermenin psikolojisi

Yaman çelişki: İnsanlar kendi aleyhine olan siyasete neden destek verir?

Neden işçiler sendikalara karşı olduğunu söyleyen bir lidere oy verir? Neden çiftçiler ürettikleri ürünü dışarıdan ithal edip kendilerini yoksullaştıran hükümetleri destekler? Hatta neden bir göçmen, göçmenleri ülkeden göndereceği vaat eden politikacıyı destekler?

Şöyle de bakabiliriz, hem Türkiye’de hem de çoğu Batı ülkesinde yoksullar gelirin eşit bölüşümüne karşı olan sağ partiler, eşit dağılımı savunan sol partilerden daha fazla oy almaktadır. Örneğin, sosyal demokrat CHP, kişi başına düşen ulusal gelirin Türkiye ortalamasının çok altında olduğu Anadolu illerinden hiç milletvekili çıkaramazken, sağ partilerin tulum çıkardığı çok olmuştur. Amerika’nın en zenginlerinden ve sosyal devlete kökten karşı olan Trump 2016 Başkanlık Seçimi’nde beyaz çalışan sınıfın %67’sinin oyunu almıştır.

Sistemi meşrulaştırma kuramı

Özetle, neden dezavantajlı grup üyeleri pratikte kendi çıkarlarına aykırı olan adaylara, partilere oy verirler? Peki, bunca yoksul insan bir gün zengin olacakları umuduyla mı zenginleri desteleyen partilere oy vermektedirler?

Durumun böyle olmadığını ve bu yaman çelişkinin altında başka psikolojik mekanizmaların olduğunu en iyi açıklayan yaklaşımların başında Sistemi Meşrulaştırma Kuramı (SMK) gelmektedir. Sistem burada geniş anlamda mevcut bütün mikro ve makro sistemler ya da kısaca “düzen” olarak da okunabilir.

John Jost1 ve arkadaşları SMK’nı insanlarda genellikle farkında olmadan (bilinçaltı süreçlerle) neden toplumsal statükoyu savunma, destekleme ve meşrulaştırma eğilimi olduğunu açıklamak için geliştirdiler ve çok sayıda araştırma ile desteklemişlerdir. Sistemi meşrulaştırma edimi mevcut sosyal, politik, ekonomik, toplumsal, cinsiyet rolleri vb. sistemlerin sırf var oldukları ve kişiye öngörülebilir bir yapı, istikrar ve anlam sundukları için olduğu gibi kabul edilmesi, desteklenmesi ve sonucunda meşrulaştırılmasını sağlayan psikolojik süreçlere karşılık gelir.

Bu süreç doğal olarak statükonun sürdürülmesi ve pekiştirilmesiyle sonuçlanır. Belirsizlik ve düzensizlikte kaçınma ve istikrarı tercih etme güdüsü meşrulaştırmayı kolaylaştıran en önemli etkenlerdendir.

Meşrulaştırma güdüsü kimlerde yüksek?

Sistemi meşrulaştırma güdüsü, tahmin edilebileceği gibi sistemden en çok çıkarı olanlar, muhafazkarlar ve kişillik olarak belirsizliğe tahammülü olmayanlar arasında en yüksektir. SMK’nın en önemli ve en çok araştırılan varsayımı sadece sistem bakımından avantajlı kişilerin, grupların değil, dezavantajlı, hatta açıkça haksızlığa, adaletsizliğe maruz kalmış kişilerin, yani dezavantajlı grup üyelerinin de kendi aleyhlerine, hatta psikolojik değerlerini düşürme pahasına, bazı durumlarda sistemi meşrulaştırma motivasyonun ile hareket etmesini açıklamasıdır. John Jost ve arkadaşlarının araştırmaları sistemin aslında kurbanı olanlarda da bu motivasyonun kısa dönemli “palyatif”, hafifletici psikolojik yararları nedeniyle oluştuğunu göstermektedir.

Meşrulaştırarak, insanlar bir süreliğine de olsa daha iyi hissetmekte, suçluluk duygusunu daha az yaşamakta ve haksızlıklarla ve stresle baş edebilmek için yapay olsa da bir “sakinleştirici ilaç” kullanmış olmaktalar. Yani, dezavantajlı grup üyelerinin sistemi meşrulaştırması, bir anlamda sistemi rasyonalize ederek (akılcılaştırarak) onunla başa çıkma çabası olarak değerlendirilmektedir. Bu dinamiği en güzel sanırım Terry Eagleton2 açıklamaktadır.

"Bir toplumda, yönetenler kadar baskı altındaki gruplar da her şeyi adamakıllı rasyonalize edebilir. Kendi yaşam koşullarının arzu edilebilir olmaktan çok uzak olduğunu kavrıyor olabilirler; ama bu olguyu acı çekmeyi hak ettikleri, herkesin aynı durumda olduğu, bunun bir biçimde kaçınılmaz olduğu, yerine gelecek olanın çok daha kötü olabileceği ve benzeri düşünceler temelinde rasyonalize ederler." (sf.85).

Meşrulaştırma yöntemleri

Bu doğrultuda çok sayıda meşrulaştırma yöntemleri devreye girer. Hakim olanla özdeşim kurulması, sistemi ve statükosunu meşrulaştıran ideolojileri destekleme, muhafazakarlık, eşitsizliklerin içselleştirilmesi (“beş parmağın beşi de bir mi?”), kurbanın suçlanması (örneğin işsizlik durumunda “bunu hak ediyor, aylak aylak geziyor, iş var ama çalışan yok” tamamlayıcı kalıp yargıların (ör., “zengin ama mutsuz”, “fakir ama mutlu”), toplumdaki sosyal grupların sistemi meşrulaştıracak biçimde hiyerarşik olarak sınıflandırılarak (“ayaklar baş oldu” deyimi mesela), etiketlenmesi, cinsiyetçilik vb. çok sayıda psikolojik mekanizma sayılabilir. Unutmayalım süreçlerden bazıları bilinç düzeyinde yapılan genel ön kabullere dayanır ama önemli bir kısmı bilinçli olmayan örtük kendini kandırmayı kolaylaştıran psikolojik süreçlerdir.

Bunu yine Eagleton çok güzel açıklıyor: "Ezilen bir grubun kendi durumu hakkında kendini kandırması, bir anlamda açıkça kendi çıkarına değilse de, bir başka anlamda çıkarınadır; çünkü bu tür kendini aldatma var olan koşulları daha katlanılır kılabilir" (sf. 86). Sistemi meşrulaştırma süreci dünyanın istikrarlı, adil, anlamlı ve öngörülebilir olarak algılanmasına hizmet etmektedir.

Çelişik tutumlar

Ancak, bu avantajlar aslında dezavantajlı grup üyelerini bir süre iyi hissettirse de uzun vadede kişinin kendisine ve ait olduğu gruba karşı çift kutuplu, çelişik tutumlar ve bazen de çatışma hissetmesiyle sonuçlanmaktadır. Nevin Solak3’ın doktora tezi kapsamında John Jost’un da katılımı ile yaptığımız araştırmalar insanların duygularını sadece kişi ya da ait olduğu grup (iç grup) düzeyinde değil, sistem düzeyinde de meşrulaştıracak şekilde ayarlayarak kendisini sistemi meşrulaştırmaya bir anlamda koşullandırdığını gösteriyor.

Sistemi meşrulaştırma süreci aslında sistemin istikrarlılığının korunmasına ve sürdürülmesine katkıda bulunurken, pozitif sosyal değişime ket vurmaktadır. Ancak, sistem meşrulaştırma güdüsü herkeste aynı değil ve herkes aynı sistemi meşrulaştırmaz. Sisteme kızgınlık ve öfke duyarlar, adaletsizliği algılayanlar ve bunu yaratıcı kolektif eylemlere dönüştürenler de tarihe sistem ve düzen değiştirici olarak geçmiştir. Konunun bu boyutu burada özetlenemeyecek kadar ayrıntılı. Ancak, her iki dinamikte de psikolojik süreçlerin başat rolünü SMK bize kanıt temelinde göstermiştir.

Prof. Dr. Nebi Sümer, ODTÜ Psikoloji, nsumer@metu.edu.tr

  1. Jost, J. T., Langer, M., Badaan, V., Azevedo, F., Etchezahar, E., Ungaretti, J., Hennes, E. (2017). Ideology and the limits of self-interest: System justification motivation and conservative advantages in mass politics. Translational Issues in Psychological Science, 3, 1-26.
  2. Eagleton, T. (2005). İdeoloji. Ayrıntı Yayınları, İstanbul.
  3. Solak, N., Jost, T. J., Sümer, N., & Glore, G. L. (2012). Rage against the machine: The case for system-level emotions. Social and Personality Psychology Compass, 6, 674-690