Tevfik Uyar

Zihinden zihine – 3: Bilgisayarlar “zihni”

Bilinç problemini ele aldığım yazı dizime devam ediyorum. İlk yazıda bu problemi tanımlamıştım. İkinci yazıda da dünya dışı yaşamla ilgili akla gelen ilk senaryoların o kadar da geçerli olmadığını açıklamaya çalıştım. Bu yazıda çok daha soyut bir konu üzerinde bir kaç kelam edeceğim: Bir bilgisayarın zihni nasıl olabilir? Ve biz onun öznel deneyimini anlayabilir miyiz? Tabii bu sorunun yanıtı doğa...

Pişmanlık Duygusu ve Seçim

Aşağıdaki soruyu Kahneman ve Tversky’nin 1982’de gerçekleştirdiği bir deneyden tercüme ettim (elbette isimleri farklıydı)[1]. Lütfen siz de kendi yanıtlarınızı düşünün: Ahmet Bey arabasına sık sık otostopçu alırdı. Dün aracına yoldan birini aldı ve gaspa uğradı. Mehmet Bey hiçbir zaman arabasına otostopçu almazdı. Dün aracına yoldan birini aldı ve gaspa uğradı. Sizce hangisi daha çok pişmanlık yaş...

Zihinden zihine – 2: Dünya Dışı “Kayıtsız” Yaşam

Önceki yazımda bir başka bilincin öznel deneyimine ulaşmanın imkânsız olduğundan bahsetmiş, Nagel'in göre bunun bilimsel olarak ele alınıp anlaşılmasının mümkün olmadığına yönelik görüşlerini açıklamıştım. Şimdi "başka bilinç" problemini başka bir açıdan ele alacağız: Dünya dışı akıllı yaşamla temas. Dünya dışı akıllı yaşamla karşılaşmamız çok çeşitli şekillerde olabilir. Öncelikle ikiye ayırabili...

Zihinden zihine – 1

Herhalde hemen herkes hayatında bir kez kendince bir merak duyarak, kendi kendine bilinç probleminin farkına varmıştır. "Acaba hepimiz aynı renkleri mi görüyoruz? Benim kırmızı dediğimle bir başkasının kırmızı dediği aynı mı? Değilse bunun idrakine varabilir miydik?" "Acaba köpeğim ben onu sevdiğimde nasıl hissediyor?" "Eşimin, sevgilimin gözünde ben kimim? Bana baktığında benim ona baktığım şeyle...

Aşı karşıtlığı & AIDS inkârcılığı

Aşı karşıtlığı ile ilgili “fazla liberal” yaklaşımlara rastlıyorum: “Bu bir tercihtir, karar verenler de sonuçta okuyup karar veriyorlar” gibi argümanlar sunuyorlar. Bunun neden böyle olamayacağını “AIDS inkârcılığı” adı verilen bir başka olgu üzerinden açıklamak istiyorum. Belki hiç duymadınız ama “AIDS inkârcılığı” denen bir akım da mevcut. Bu kişilerin temel argümanı, AIDS hastalığının HIV’den ...

Post-SosyalMedya

Geçtiğimiz günlerde Yavuz Oğhan'ın sunduğu "Bi de Bunu Dinle" programına konuk olan Bilgisayar Mühendisleri Odası Başkanı Hülya Küçükaras, daha önce hiç fark etmediğim bir gerçeği dile getirdi: İnsanlar tatile giderken evlerinin kapısına 'biz tatildeyiz' diye tabela asıyorlar mı? Hayır. Hiçbirimiz asmayız. Zira evde olmadığımızı ilan etmenin yaratacağı çeşitli güvenlik riskleri olabilir. Ancak hem...

Teknoloji üzerine basit bir düşünme etkinliği

İnternetin kurucu babalarından sayılan Vincent Cerf, biz doğduğumuzda zaten var olan teknolojiyi algılamadığımızı, bizim için "onların hep zaten orada olduklarını" söyler. Hakkı da var. Dünya'yı biz doğduğumuzda hal-i hazırda var olan teknolojiler olmadan hayalimizde canlandırmak zor geliyor. Ancak ve ancak bu yokluğu kendimiz tecrübe ettiysek anlayabiliyoruz; ancak o bile hâyâl meyâl. "Cep telefo...

Sosyal bilim kurgunun devi: Le Guin

"Zamana karşı çalışmaktansa zamanla birlikte çalışmanın iyi yanı, zamanın boşa harcanmamasıdır.” Geçtiğimiz günlerde biri bana hayatım boyunca en ama en çok beğendiğim, en çok tavsiye edeceğim kitabın ne olduğunu sordu. Bu tür sorulara yanıt vermek zordur, çünkü insan hep değişir... Neyden tat aldığı da değişir, neyden tat aldığını hatırladığı da... Farkında olmadan bağlama göre, bize sorana göre,...

Akıllı, Namuslu ve Cesur

İsmi Türkçeye "12 Öfkeli Adam" olarak çevrilmiş, 1957 yapımı bir film vardır. Film bir odada geçer. Bir idam davasında jüri üyeliği yapan on iki kişinin sanık hakkındaki idam hükmünü oylaması gerekmektedir. Aranan şart tam mutabakattır: Yani ya tamamı "suçlu" bulacaklar ve genç çocuk idama mahkûm olacak, ya da hepsi birden "suçsuz" bulacaklar ve böylece beraat edecek. İşte bu odada olan bitenler i...