Ummadık taş baş yarar: Asteroid tehdidi

Tevfik Uyar
Ummadık taş baş yarar: Asteroid tehdidi

NASA Başkanı Jim Bridenstine'ın geçtiğimiz günlerde basına düşen sözleri medya tarafından abartılmış olsa da aslında Dünya'ya bir asteroid çarpma riski gerçekten de kayda değer bir risk. 2013'te Chelyabinsk semalarında infilak eden sadece 20 metrelik bir asteroidin yarattığı tahribatı hatırlarsanız, çok değil, onun iki katı büyüklüğünde bir asteroidin yaratacağı zararın "yine iki misli" olduğunu sanabilirsiniz ama öyle değil... Çünkü bir asteroidin yaratacağı olası zarar asteroidin çapına göre doğrusal artmıyor.

Aşağıdaki grafiği 2018 yılında ABD Ulusal Bilim ve Teknoloji Konseyi'nin Beyaz Saray'a sunduğu "Ulusal Dünya Yakın Obje Hazırlık Stratesisi ve Eylem Planı" adlı rapordan aldım. Grafikte de görülebileceği üzere 25 metre çapa kadar olan asteroidler nispeten kabul edilebilir riskler yaratıyor. Ancak bu ölçü 50 metreye çıktığında (1908'teki Tunguska olayında rol oynayan asteroidin tahmini çapı) işin rengi değişiyor ve asteroid bir şehri tehdit eder hale geliyor. Öyle ki, Tunguska'daki asteroid, 2000 metrekarelik ağaçlık bir bölgeyi tamamen ortadan kaldırmıştı.


80 metrelik bir asteroid bir şehri yok edebilecek bir potansiyele sahipken, 29 ila 350 metre çapa sahip bir asteroidin bölgesel bir hasar meydana getireceği düşünülüyor. 400 metre itibariyle bu risk kıtasal,1,60 km çapa ulaştığındaysa küresel bir seviyeye ulaşıyor. Ancak buradaki tehdidin düz, doğrudan, darbe ile darma duman etmek olduğunu değil, artçıl ve uzun vadeli etkileriyle hesaba katıldığını söylemem gerek. Söz gelimi, 1 km'lik bir asteroidin kıtasal boyutta hasar yaratması demek, bir kıtayı yerinden söküp atması değil, çarptığı bölgenin etrafında geniş bir çapta depremler, tsunamiler, radyasyon, iklim değişikliği, ekosistem bozulması ve yarattığı gök kirliliği ile birlikte bitki örtüsünü zamanla yok etmesi vb etkileriyle birlikte yok etmesi demek. Bu nedenle 1 km'lik bir asteroid insan medeniyeti için bir tehdit olarak kabul görüyor. Ki yukarıdaki grafikte de 1.60 km limiti, küresel bir tehdit olarak belirlenmiş. Söz konusu çağın 20 km'ye çıkması demek, dünya üzerindeki hayatın tükenmesi demek... Nihayetinde dinozorların yok olduğu ve 25 kg'dan ağır tüm canlıların yeryüzünden silindiği bir nihayete yol açan asteroidin çapının 10 km olduğu düşünülüyor.

Chelyabinsk olayının etkileriyle birlikte 2013 yılında asteroid konusu daha ciddi olarak ele alınmaya başlandı. Yine 2013 yılında kongreye sunulan bir raporda dünyaya çarpacak bir asteroidin belki sadece bir kaç ay önce keşfedilebileceği ama NASA'nın o yılki haliyle böyle bir tehdidi savmak için en az beş yıla ihtiyacı olduğu tespit edilmişti. NASA'yı bu anlamda en ileri teknik kabiliyete sahip kurum olarak kabul edersek, bu epey korkutucu görünen bir durumdu... Haliyle o günden bu yana bu alandaki çalışmalar hız kazandı. Bir asteroid tehdidinin teorik olarak nasıl bertaraf edilebileceğinden bahsetmeden önce yukarıdaki grafikte kırmızı ve mavi çizgileri de açıklayayım: Kırmızı çizgi, X ekseninde yer alan ebattaki asteroidlerden Dünya yakınında kaç adet olabileceği. Chelyabinsk'e düşen ebatta 10 milyon asteroid Dünya yakınında geziniyor. Bu sayı elbette çap büyüdükçe düşüyor. Mavi çizgi ise bunlardan ne kadarının keşfedilmiş ve takibe alınmış olduğunun ölçüsü. Bizleri yer yüzünden silecek devasa asteroidlerin %100'ü keşfedilmiş ve rotaları da biliniyor (iyi haber). Kötü haberse kıtasal ölçekte zarar verebilecek olanlardan henüz hiç haberdar olmadığımız kayda değer bir yüzde bulunması... Bunların rotaları illa ki Dünya ile kesişecek değil... Ama yine de saatli bomba gibiler.

Bir asteroid tehdidine karşı ne yapabileceklerimiz elbette hızına, çapına, kütlesine ama bilhassa onu ne zaman keşfettiğimize bağlı. Eğer çok uzaklardaysa, çözüm ona bir darbe vurmaktan ziyade onun rotasını değiştirmek. Bir bilardo topu delikten ne kadar uzaktaysa vuruştaki küçük hatalar nasıl büyük sonuçlar yaratıyorsa, bir asteroid ne kadar uzaktaysa açısını çok küçük miktarlarda değiştirmek bile sonuç yaratabiliyor. Bu sebeple asteroide kenetlenen bir kütle aracılığıyla ağırlık merkezini değiştirmek, yakınlarında ağır bir cisim seyrettirmek, güneş yelkenleri ile güneş rüzgarından faydalanmak, bir tarafını titanyum dioksitle beyaza boyayıp siyah tarafı daha çok ısındığı için oradaki tek taraflı buharlaşmayı kullanmak, yine tek bir tarafına güneş ışığı ya da lazer yöneltmek (ve bu sayede yine tek taraflı buharlaşmayı kullanmak) gibi "rota değiştirme" yöntemleri "teorik olarak" mümkün. Ama eğer iş işten geçmiş ve asteroid çok yaklaşmışsa çözüm onu vurarak ya da yüzeyi altında patlayıcı yerleştirerek emniyetli ebatlardaki daha küçük parçalara bölmek. Bu yöntemlerin her biri başarısı konusunda belirsizlik taşıyor. "Vururuz geçeriz" diyebileceğimiz yöntem de dahil... Zira geçen hafta New York'a düşecek 100 ila 300 metrelik asteroidin parçalanmaya çalışıldığı bir simülasyonda başarılı olunamadı. Bu ve benzeri simülasyonlar asteroidin yeteri kadar parçalanamayabileceğini, parçalansa bile kütle çekimi etkisiyle yeniden kümelenebileceğini gösteriyor.

Son olarak da DART (Double Asteroid Redirection Test) programına kısaca değineyim... NASA'nın yürüttüğü DART görevi kapsamında yine DART adı verilen araç, 1996 yılında keşfedilen ve Didymos adı verilen 780 metre ve 60 metrelik ikili asteroidden küçük olanına saniyede 6.6 km'lik hızla kamikaze dalışı yapacak ve rotasını değiştirmeye çalışacak (kinetic impactor yöntemi). Böylece bu yöntemin hem kinematiği hem de başarısı konusunda yeni bilgiler elde edilmiş olacak. 2018 yılı Ağustos ayında nihai tasarım ve imalat süreci başlayan DART'ın fırlatma tarihi 2021 yılı Haziran'ı olarak belirlendi...

Testin sonuçlarını merakla bekliyor olacağız.

Tevfik Uyar / @tevfik_uyar


Tevfik Uyar

Uçak Mühendisi ve Sosyologtur. Yüksek Lisans ve doktora çalışmalarını yönetim psikolojisi üzerine gerçekleştiren Uyar, biri popüler bilim, diğerleri bilimkurgu türünde üç adet kitap kaleme almış, üç adet kitabın çevirisini yapmıştır.